Fethiye, şehir hayatının gürültüsünden yorulup kendini denizin ve doğanın kucağına bırakmak isteyenler için Türkiye’deki en güçlü kaçış rotalarından biri. Deniziyle, kumsallarıyla, koylarıyla, dağlarıyla insanı kendine bağlayan bir coğrafya burası. Nereye baksan ayrı bir güzellik, her rotada ayrı bir tat var. Öyle “bir kez gidip gördüm” denilecek yerlerden değil. Gidersin, dönersin, aklın kalır. Sonra bir bahaneyle yine gidersin. Çünkü Fethiye, her gelişte başka bir yüzünü gösterir.

Tekrar tekrar kendisine gelmeniz için çokça sebep sunan Fethiye, turizmde bir dünya markası olacak kadar değerli ve özel. Yurt içinde tatil için adres soranlara, tatil kavramıyla adı en güzel örtüşen Fethiye’yi tavsiye ediyorum. Dileyene Kabak Koyu, dileyene Kelebekler Vadisi, isteyene Ölüdeniz veya Faralya. Hangisine giderseniz gidin insanı mutlu edebilen, çeşitlilik sunan keyifli bir tatil vadediyor Fethiye. Ama hepsi bir araya gelince bağımlılık yapıyor bunu bilin.

Fethiye Gezilecek Yerler

Muğla’ya bağlı bu güzel ilçe benim için sadece bir tatil noktası değil; yaşanacak yerlerden biri. Ölüdeniz gibi dünyanın sayılı plajlarından birine, Likya Yolu gibi eşsiz bir yürüyüş rotasına, Babadağ gibi korunması gereken bir doğa mirasına ve Kelebekler Vadisi gibi nadir bir ekosisteme aynı anda ev sahipliği yapıyor.

Turizmde dünya markası olabilecek nadir yerlerden biri. Tatil denince akla gelen pek çok beklentiyi tek bir coğrafyada karşılayabiliyor. Deniz tatili de var, doğa kaçamağı da. Kamp da var, lüks butik otel de. Yürüyüş rotaları, antik kentler, sessiz köyler… Herkes kendine göre bir Fethiye bulabiliyor.

Sadece yaz döneminde değil her sezon gidilebilir. Mavi bayraklı plajlarını, masmavi sularını ne kadar övsem azdır. Nereye baksanız sizi kendisine hayran bırakan koyları, plajları, adaları ve doğası var.

Kalabalık yaz aylarına rağmen Fethiye’yi sevmekten hiç vazgeçmedim. Çünkü burası sadece yazlık bir destinasyon değil. İlkbaharda yürünür, sonbaharda dinlenilir, kışın bile insanın içini açar. Likya Yolu üzerindeki köylerde bir gece geçirsen, şehirden getirdiğin yükü bırakıp dönersin.

Fethiye Gezi Rehberi

Fethiye, yerleşimin kesintisiz sürdüğü ender yerlerden biri. Kent, antik çağda Telmessos adıyla bilinen ve bugün hâlâ izlerini taşıyan Telmessos Antik Kentinin üzerine kurulmuş. Adını, mitolojide Apollon’un oğlu olarak anılan kâhin Şair Telmessos’tan alıyor. Karia ile Likya arasında kalan bu topraklar, tarih boyunca sadece bir yerleşim değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ve geçiş noktası olmuş.

Farklı dönemlerde bağımsız yaşamış, birliklere katılmış, istilalar görmüş. Önce Attika–Delos Deniz Birliği içinde yer almış, MÖ 4. yüzyılda ise Likya Kralı Limyralı Perikles döneminde Likya Birliğine katılmış. Anadolu’yu Ege ve Akdeniz üzerinden Rodos, Girit ve Mısır’a bağlayan deniz yollarının kesiştiği noktada yer alması, Telmessos’u döneminin canlı ticaret merkezlerinden biri hâline getirmiş. Tarih boyunca Anastasipolis ve Meğri adlarıyla da anılan kent, yaşadığı büyük depremlerle defalarca yıkılıp yeniden ayağa kalkmış.

Ancak 1856 yılında meydana gelen ve 8,2 büyüklüğünde olduğu kaydedilen büyük deprem, kenti neredeyse tamamen yok etmiş. Erken dönem kalıntılarının büyük bölümü denize sürüklenmiş, günümüze yalnızca sınırlı izler ulaşabilmiş. Cumhuriyet döneminde ise kent, Osmanlının ilk pilotlarından biri olan ve 3 Mart 1914’te Şam yakınlarında şehit düşen Fethi Beyin anısına, 1934 yılında Fethiye adını almış.


FETHİYE OTEL TAVSİYELERİM

Fethiye’de nerede kalacağınız biraz nasıl bir tatil hayal ettiğinize bağlı. Gece hayatı, hareket, kalabalık diyorsanız rotayı Hisarönü ya da Ölüdeniz’e çevirin. “Biraz izole olayım, doğanın sesi yeter” derseniz Faralya ve Kabak Koyu biçilmiş kaftan. Çadırda kalırım, doğayla baş başa olurum diyorsanız Kelebekler Vadisi hâlâ bu işin en romantik adreslerinden. “Ben çok gezmem, bulunduğum yerden denize girer, gün batımını izlerim” diyenler içinse Çalış Bölgesi en rahat seçenek.

Aşağıda, yıllar içinde yolu Fethiye’ye düşenlerin yüzünü güldürmüş, karakteri olan birkaç konaklama önerimi bırakıyorum.

Yonca Lodge Hotel
Fethiye merkeze yaklaşık 15 km uzaklıktaki Yanıklar Köyü’nde yer alan Yonca Lodge, 14 odalı küçük ve samimi bir otel. Meyve ağaçlarıyla dolu bahçesinde ördekler, tavuklar özgürce dolaşıyor. Otelin en güzel taraflarından biri ise Akdeniz’e açılan, sakin ve doğal kumsalı. Kumsalın hemen bitimindeki restoranda sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar günün büyük kısmını keyifle geçirebilirsiniz. Gürültüden uzak, gerçekten dinlenmek isteyenler için çok doğru bir adres.

Oyster Residences
Ölüdeniz’de, bütçeyi çok zorlamadan iyi bir yerde kalmak isteyenler için şahane bir seçenek. Babadağ’dan havalanan yamaç paraşütçüleri gün boyu otelin hemen önüne iniş yapıyor. Rengârenk paraşütleri izlemek bile başlı başına keyif. Odaların ve bahçenin dekorasyonu oldukça zevkli. Plajın hemen önünde olması büyük avantaj. Yanındaki restoran ve kafeler de sadece otel misafirlerine değil, yolu düşen herkese açık.

Pastoral Vadi
Yanıklar Köyü’nde, çam ormanlarıyla çevrili sakin bir vadinin içinde yer alan Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği, doğayla bağ kurmak isteyenler için bambaşka bir deneyim sunuyor. 42 dönümlük geniş bir araziye kurulu. Kargı Çayı’nın kenarında, tamamen ekolojik yöntemlerle sebze ve meyve yetiştiriliyor. Hayvanlar doğal ortamlarında ve organik yemlerle besleniyor. Burada kalmak, klasik bir otelde konaklamaktan çok, doğayla iç içe bir yaşamın parçası olmak gibi.

Fethiye Gezilecek Yerler 📌

Fethiye denince akla ilk gelen yer Ölüdeniz, ilçenin en gözde merkezi. Ama Fethiye Ölüdeniz’den ibaret değil. Merkez alıp 100 km yarıçapta dolaştığınızda, her biri ayrı karaktere sahip o kadar çok rota çıkıyor ki, hepsini sindirmek için en az iki hafta gerekir.

Fethiye Merkez, aynı adı taşıyan körfezin kenarına kurulu. Eski çarşı bölümü Anadolu kasabası karakterini koruyor,. Önünde ise Fethiye Yat Limanı yer alıyor. İlk Fethiye ziyaretimi 1995’te yaptığımda merkezdeki öğretmen evinde kalmıştım. Burada konaklarsanız sıkılmazsınız, çarşı, pazar hareketli. Son zamanlarda açılan çok iyi mekanlar Kordon boyunca uzanıyor.

Çalış, Fethiye Körfezini saran pek çok otel, restoran ve hediyelik eşya dükkanına ev sahip bir tatil merkezi. Denizi nefis, mekanlar iyi, fiyatlar makul. En sıcak yaz günlerinde bile denizden gelen esintiyle günün her saati ferah. Çalış, gece ise bir hayli hareketli. Kalabalık tatilci ortamı seviyorsanız burası size göre. Ama sakin köşeleri olduğunu da söyleyeyim.

Hisarönü, Fethiye Merkez ile Ölüdeniz arasında kalan, şehrin orta seviyede otellerine ev sahipliği yapan, gece hayatı ile öne çıkan bölge. Konumu dolayısı ile her yere yakın, ulaşım yollarının kesişim noktasında. Aracınız varsa uygun bir konaklama yeri. İngiliz turistlerin ağırlıklı olduğu bölgede çok sayıda apart, otel ve villa var.

Ovacık ise Hisarönü ile yan yana, yamaca bağlı noktada, daha serin esintiye ve temiz havaya sahip bölge. Hisarönü’nün kalabalık ve gürültülü mekanlarından biraz daha uzakta, sakin ve nezih bir ortam sunuyor. Çevresini saran ormanlık alan ve biraz da seviyesinin yüksekliğinden dolayı havası gayet güzel.

Kayaköy, ilk gittiğim yıllarda hayalet köydü, şöyle bir bakıp ayrılmıştım. Geçen 20 yılda serpildi, güzelleşti ve şehirden kaçan entellektüellerin yerleştiği bir sanat köyü olma yolunda hızla ilerliyor. Çok ilginç mekanlar, sanat kampları, atölyeler ve kafeler var. Entellektüel ortam sizi çekiyorsa burada kalın.

Ölüdeniz, ülkemizin en iyi bilinen yerlerinden biri olsa gerek. Yalnız fark ettiğim bir şey Ölüdeniz denince çoğu insan Ölüdeniz Milli Parkı’nı anımsıyor, onun yanı başındaki mahallenin adı da Ölüdeniz. Bana tatil rotası soranlara çoğunlukla burayı öneriyorum. Önünde nefis bir plaj, her keseye uygun oteller ve mekanlarla dört dörtlük bir tatil rotası.

Faralya, Kelebekler Vadisini geçtikten sonra gelen bir köy yerleşimi. Son yıllarda burada çok şahane butik oteller açıldı, her birinin manzarası büyüleyici. Bazılarında sırf gidip kalmak, dünyadan izole olmak için dahi gidilir. Çok salaş, köylülerin işlettiği küçük pansiyonları da var. 1 defa George House Faralya’da, 2 defa da Mango&Mandarin Hotel’de kaldım.

Kabak, özellikle beyaz yaka, entellektüel gençlik son birkaç yıldır radarına aldığı kendine münhasır bir vadi. Ağaç evleri, bungalovları, vadinin şahane dokusu ve tabi ki hoş plajı ve deniziyle bu ilgiyi hak ediyor. Muhteşem güzellikte, insanı görünce hayrete düşürecek kalitede oteller açıldı. Bazılarının fiyatları dudak uçuklatacak cinsten.

FETHİYE’DE NE YAPILIR
Fethiye’ye gelip “ne yapacağım?” diye düşünmek gereksiz. Burada asıl mesele, her şeye zaman yetirememek. O yüzden baştan söyleyeyim: Programınızı sıkı tutun, ama aralara mutlaka boşluk bırakın.

İlk iş, Babadağ’dan yamaç paraşütü. Gitmeden rezervasyon yapın; yazın spontane iş zor. Güvenilir firmalardan biri DEEP BLUE. İstersen bir adım ileri gidip, Fethiye’nin en iyi aktivitelerini kapsayan paketlerden de alabilirsiniz.

Bir gününü Ölüdeniz çıkışlı 12 Adalar tekne turuna ayırın. Ertesi sabah alarmı kur, Kayaköy sokaklarında gün doğmadan dolaşın. Gün batımında ise Likya Yolunda bir noktaya oturun, Ölüdeniz’i yukarıdan seyredin. Lagünde yüzmeden dönmeyin.

Daha sakin bir tempo istiyorsanız:
Faralya’da Kelebekler Vadisi’ne tepeden bakarak günü bitirin, Kabak Koyu’nda plansız, tembel bir gün geçirin. Arabanız varsa Patara, Xanthos ve Letoon’u aynı rotada geziz; Saklıkent Kanyonu’nda serinleyin, Tlos Antik Kenti’ne uğrayın.

Köy havası mı? Yanıklar Köyü’ndeki sığla ormanında derin bir nefes alın. Daha hareketli bir gün için Jeep Safari iyi bir fikir: Saklıkent, Tlos, Yakapark, Gizlikent Şelalesi… Bonus: su savaşları ve çamur banyosu.

Akşamları Çalış Plajında gün batırın, Hisarönü’nde geceye karışın, Göcek’te balıkla günü kapatın. Miss gibi olur.
Bir okuyucumun dediği gibi: “Fethiye ve cennet koyları insana kendini bambaşka hissettiriyor.” Katılmamak zor.

Fethiye Merkezde Gezilecek Yerler yazımda; çarşıdan marinaya, merkezde yürüyerek gezebileceğiniz önemli noktaları tek tek anlattım.
Fethiye Çevresinde Gezilecek Yerler, arabası olan ve bölgeye geniş zaman ayıranlar için; antik kentler, kanyonlar, köyler ve saklı rotalar bu yazıda.
Göcek Gezilecek Yerler rehberinde ise Fethiye’nin en keyifli rotalarından biri olan Göcek’i; koyları, marinayı ve yavaş hayatını merkeze aldım.
Fethiye-Kaş Arası Gezilecek Yerler yazısı da Akdeniz kıyısını araba ile adım adım keşfetmek isteyenler için hazırlanmış bir yol rehberi.

Şimdi gelin, Fethiye’de ilk kez gelenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerle başlayalım.

1. Fethiye Çarşısı

Fethiye Merkez, çoğu zaman çevresindeki olağanüstü coğrafyanın gölgesinde kalıp haksız yere es geçiliyor. Oysa Fethiye’nin kalbi hâlâ burada atıyor. İlçenin eski yerleşim alanı bugün Paspatur Çarşısı olarak biliniyor ve her gelişimde biraz daha güzelleştiğini söyleyebilirim. Tarihi dokusu, ambiyansı ve insanı yormayan canlılığıyla merkezde vakit geçirmek gerçekten keyifli.

Restore edilmiş ahşap cumbalı evlerin arasına serpilmiş Paspatur Çarşısı’nda; şık hediyelik eşya dükkânları, küçük butik mağazalar, barlar ve kafeler sıralanıyor. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan 18. yüzyıl Eski Cami ve hâlâ kullanılan Fethiye Hamamı da çarşının içinde. Bir de meşhur Şemsiyeli Sokak var ki, fotoğraf çekmeden geçmek zor. Akşam saatlerinde ise Balık Pazarı’nda uygun fiyatlı ve gerçekten lezzetli bir deniz ürünü sofrası kurabilirsiniz.

Fethiye kent merkezi, aynı adı taşıyan Fethiye Körfezinin kıyısına kurulmuş. Antik çağda “kâhinler kenti” olarak ünlenen Telmessos, bugün Fethiye’nin sırtını yasladığı dağın yamaçlarından körfeze kadar uzanan geniş bir alana yayılıyordu. Ne yazık ki günümüze çok az kalıntı ulaşmış. Fethiye Antik Tiyatrosu ve dağın eteklerine oyulmuş Fethiye Kral Mezarları, bu görkemli geçmişin ayakta kalan en önemli tanıkları. MÖ 4. yüzyıla tarihlenen Likya kaya mezarlarını mutlaka görün.

Fethiye Müzesi, çok iddialı bir müze olmasa da gezilecek yerler listenize eklenebilir. Paspatur’dan yürüyerek yaklaşık 10 dakika mesafede. Gün batımına doğru Kordon boyunca uzun bir yürüyüş yapmak ise Fethiye merkezde yapılacak en keyifli şeylerden biri. Denize girmek isteyenler için Çalış Plajı, merkeze en yakın ve en mantıklı seçenek. Zaten burası tek başına ayrı bir tatil merkezi havasında.

Merkezde konaklama düşünenler için Casa Margot Hotel, Karagözler mevkiinde, Fethiye Marina’ya hâkim harika bir konumda yer alıyor. Marina manzaralı suitleri özellikle balayı çiftlerinin çok hoşuna gidecektir. Otelin Citrus Restaurant’ında yediğim akşam yemekleri ve kahvaltı ise Akdeniz mutfağını sevenler için fazlasıyla tatmin ediciydi.

2. Fethiye Yarımada

Fethiye Yarımada, kentin merkezinin en iyi otelleri ve lüks sitelerinin yer aldığı; Fethiye Limanı’nın batı yönünü çevreleyen Karagözler semtinden başlayıp körfeze doğru uzanan, maviyle yeşilin iç içe geçtiği enfes bir yarımada. Kent merkezine sadece 6 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen, nedense çoğu zaman gözlerden kaçıyor.

Türkiye’de böylesine olağanüstü bir yarımadanın yanı başında kurulmuş kent sayısı çok azdır. Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi ve Kabak turistlerin rotası olurken; Fethiyeliler genelde buraya takılır. Mavi, turkuaz ve zümrüt tonlarını bir arada görebileceğiniz, çam ormanlarıyla denizin dip dibe olduğu dünyada kaç yer vardır acaba? İster araçla gezin ister bisikletle, keyfi ayrı.

Araçla ya da bisikletle dolaşırsanız her virajda durup fotoğraf çekme isteği garanti. Öyle bir iki koy değil; her adım başı irili ufaklı, saklı ya da göz önünde, tesisli ya da beach clublı onlarca koy inci gibi serpilmiş durumda. Yarımada üzerindeki koyların en güzelleri arasında Boncuklu, Aksazlar, Samanlık, Kuleli, Akvaryum ve Turunç Pınarı koyları öne çıkıyor. Büyük Boncuklu Koyunda minimal boho tasarım, turkuaz deniz ve rafine Akdeniz dokunuşlarıyla enfes bir sahil deneyimi sunan Sea Me Beach muhteşemdir!

Yarımadada iki büyük tatil köyü de bulunuyor. Kamp kurmak ve doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenler için de oldukça elverişli. Yaz döneminde Fethiye merkezden kalkan minibüsler yarımadayı dolaşan ring seferleri yapıyor. Kısacası Fethiye Yarımadası, Fethiye gezilecek yerler listenizde mutlaka yer alması gereken duraklardan biri.

3. Çalış

Çalış, Fethiye’nin başlı başına, her şeyiyle turizme hazır bir tatil bölgesi. Fethiye Körfezinde yer alan, kilometrelerce uzunluktaki geniş ve kumlu plajın hemen arkasında; oteller, yazlıklar, restoranlar ve hediyelik eşya dükkanları sıralanıyor. Kumsalı efsane kategorisinde değil belki ama en bunaltıcı yaz günlerinde bile denizden gelen serin esintiyle insanın içini ferahlatan bir havası var.

Tuvalet, duş, kabin, şemsiye ve şezlong gibi olanakların bulunduğu plajda ücretsiz alanlar mevcut. Sahil boyunca kafe ve restoran seçenekleri de bol. Çalış Plajı’nın sahili yer yer taşlık olduğundan, varsa deniz ayakkabısını çantaya atmak iyi fikir. Sabah saatleri sakin ve dingin geçerken, öğleden sonra rüzgarla birlikte deniz biraz dalgalanıyor. Yaz aylarında su sporları açısından da oldukça hareketli.

Akşamüstü saatlerinde sahil boyunca yapılan yürüyüş ayrı bir keyif. Fethiye Körfezi üzerinde batan güneş, gökyüzünü kırmızının her tonuna boyuyor. Plaj boyunca uzanan mekanlar gece saatlerinde iyice canlanıyor. Sahile inen insan seslerine karışan canlı müzik ve renkli atmosfer, yaz gecelerinin enerjisini yükseltiyor. Çalış’a Fethiye merkezinden minibüslerle yaklaşık 10 dakikada ulaşmak mümkün.

Plajın tam karşısında ise Şövalye Adası yer alıyor. Adını, 15. yüzyılda bölgeyi üs olarak kullanan Rodos Şövalyelerinden alan ada, Fethiye Körfezinin simgelerinden biri. Fethiye Limanı’ndan adaya giden deniz dolmuşları saat 10.00 ile 19.00 arasında düzenli seferler yapıyor.

4. Gemile Adası

Gemile Adası (St. Nicholas Adası), Ölüdeniz Koyu’ndan sonra bölgedeki en büyük ve en güzel ikinci koy olarak anılıyor. Gemile Adası’nın tam karşısında yer alan Gemiler Koyu ve Gemiler Vadisi ile birlikte, Türkiye’deki önemli doğal sit alanlarından biri. Tarihte ada, Hristiyanların Kudüs’e hac yolculuğu sırasında Anadolu’da uğradıkları önemli duraklardan biri olmuş.

Bugün ören yeri olarak gezilebilen adada, Bizans dönemine ait 11 kilise, çok sayıda şapel, ev, depo, mezar ve sarnıç bulunuyor. Ada, hem tarihi dokusu hem de doğal güzelliğiyle insanı içine çekiyor. Gemile Adası’na, Ölüdeniz’den ya da Gemiler Koyu’ndan kalkan teknelerle ulaşılabiliyor. Fethiye çıkışlı günübirlik tekne turlarının uğradığı bu noktayı, mümkünse mutlaka Kayaköy tarafındaki tepeden izleyin.

Kayaköy tarafından aşağıya indiğinizde karşınıza çıkan manzara gerçekten nefes kesici. Kayaköy’den bisiklet kiralayarak bu tepeye çıkmak da güzel bir alternatif. Gemile Adası haftanın 7 günü ziyarete açık. Giriş ücreti 150 TL ve Müze Kart geçerli. Yaz aylarında öğle saatlerinde oldukça sıcak olabiliyor; şapka ve suyu ihmal etmeyin.

Akvaryum Koyu, Gemile Adası’nın yakınlarında yer alan, adının hakkını fazlasıyla veren enfes bir koy. Ölüdeniz’den kiraladığım özel bir tekneyle buraya gelmiştim. Büyük teknelerin giremediği civardaki pek çok küçük koyu gezerken uğradığımız yerlerden biriydi. Ana kara üzerinde yer almasına rağmen denizi şaşırtıcı derecede berrak ve temiz.

Koyda bir restoran bulunuyor ancak fiyatlar oldukça yüksekti, bunu baştan söyleyeyim. Yine de sadece denize girmek için bile gelmeye değer. Akvaryum Koyu, Fethiye’deki 17 dalış noktasından biri ve özellikle berraklık sevenler için su altı deneyimi çok keyifli.

5. Kayaköy — Fethiye’nin Hüzünlü Tarihi Taş Köyü

Kayaköy, eski adıyla Levissi, 1923 yılına kadar yaklaşık on bin kişinin yaşadığı bir Rum yerleşimiydi. Fethiye’den Hisarönü’ne çıkınca sağa ayrılan çam ormanları arasındaki yol sizi doğrudan buraya götürür — dar sokaklar, taş evler, kiliseler, şapeller ve yamaçtan körfeze uzanan nefis manzara burayı sadece bir gezi noktası değil, aynı zamanda tarihle iç içe bir atmosfer hâline getiriyor.

Bölge, antik Karmylassos kenti üzerine kurulmuş bir yerleşim. Osmanlı son döneminde Rumlar tarafından taş evlerle geliştirilmiş bu köy, 1922’deki nüfus mübadelesi sonrası tamamen boşalmış. Evlerin bir kısmı yıkılmış, pek çoğu harabeye dönmüş; bugün adeta rüzgârın fısıltılarını dinlediğiniz, geçmişin izlerini taşıyan bir açık hava müzesi gibi.

Kayaköy günümüzde özel bir ören yeri statüsünde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde korunuyor. Bu yüzden buraya girişler ücretli: yabancı ziyaretçiler için yaklaşık 3 € civarında bir giriş ücreti bulunuyor ve Müze Kart burada da geçerli — yani kartınız varsa giriş ücretsiz.

Dar taş sokaklarda dolaşırken, bir zamanlar burada yaşamış insanların hikâyelerini düşünmeden edemiyorsunuz. Çam, nar ve incir ağaçlarının arasında uzanan patikalar boyunca yürüyün, her virajda tarihin bir parçasına dokunduğunuzu hissedin. Zamanla Kayaköy, butik otelleri, kafeleri, atölyeleri ve sanat mekânlarıyla hafifçe canlanmaya başladı; bu da burayı sadece “geçici fotoğraf durağı” olmaktan çıkarıp, kısa bir zaman bırakıp kafa dinlenecek bir noktaya dönüştürüyor.

Kayaköy’ün içinde veya köyün kenarındaki küçük işletmelerde yapılacak sakin bir kahvaltı, taş evlerin önünde oturup bir fincan kahve yudumlamak veya saatlerce fotoğraf kareleri arasında dolaşmak, burayı gerçekten yaşanmış bir deneyime dönüştürüyor.

6. Hisarönü ve Ovacık

Hisarönü, Fethiye-Ölüdeniz kara yolu üzerinde, çam ormanları içinde yer alıyor. Geçmişteki Fethiye gezilerimde hep bu bölgede kalırdım. Hisarönü’nün sürekli esen ve rutubetsiz havası, astım ve kalp hastalarına iyi geliyor. Özellikle son yıllarda artan ilgiyle Fethiye’nin önemli cazibe yerlerinden biri haline geldi. Ölüdeniz, Ovacık ve Belcekız gibi yerlere yakın, gece hayatıyla capcanlı.

Sokaklar boyunca yüzlerce bar, kafe, restoran, giysi ve hediyelik eşya satan dükkanlar uzanıyor. Hava kararınca Fethiye’nin pek çok yerinden eğlence severler Hisarönü’ne akıyor. Son yıllardaki bu değişim Fethiye’nin en önemli eksiğini giderdi. Genelde İngiliz turistlere hitap eden aktivite ve eğlenceler sizin de ilginizi çekebilir. Geceleri Hisarönü oldukça hareketli.

Gece 12’den sonra ise bazı mekanlarda yer bulmak bile imkansızlaşıyor. Gece hayatına düşkünseniz adresiniz burası. Hisarönü’nün komşusu Ovacık ise son yıllarda gelişim rüzgarına kapılan yerlerden. Hisarönü’nün kalabalığına yakın olup da içinde olmak istemeyenler burayı tercih ediyor. Konaklama için her iki bölge de gayet güzel.

7. Ölüdeniz

Ölüdeniz, Fethiye’nin deniz kenarında yer alan bir mahallesi. Yerli ya da yabancı pek çok turist için Fethiye demek Ölüdeniz demek. İlk ziyaret ettiğim yıllarda küçücük bir kasabaydı, şimdilerde her yönüyle gelişmiş, her ihtiyaca yanıt veren bir tatil beldesine dönüşmüş. Tatil noktası olarak, dünyanın en güzel yerlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Fethiye’nin dört dörtlük bir tatil noktası. İster denizinde keyif yapın, ister çam ağaçları arasında sırtınızı sıcak kumlara serip mavi gökyüzünü seyre dalın, ister Likya Yoluna çıkıp şahane gün batımında gökyüzü mavisinin kızıla dönüşümüne şahit olun… İsteyen güneşlenir, isteyen su sporlarının tadını çıkarır.

Sahil boyunca uzanan sokakta şahane davetkâr mekanlar var. Kafeler, restoranlar, butik oteller, barlar, yamaş paraşütü ve diğer aktif spor hizmeti sunan acenteler… Hediyelik eşya ve deniz malzemeleri satan dükkanlar, alışveriş yapabileceğiniz mağazalar tatilcilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayor.

Hiçbir şey yapmasanız dahi Ölüdeniz Lagününün yanı başında olduğunuzu bilmek bile insana hoş hissettiriyor. Ne de olsa Avrupa’nın en iyi 10 plajından biri. Fethiye merkeze uzaklığı yarım saat kadar. Aracınız yoksa Fethiye merkezden kalkan dolmuşlarla da buraya gelebiliyorsunuz.

Belcekız Plajı (Belceğiz Plajı), Kumburnu’nun birbirinden ayırdığı Ölüdeniz’in bir parçası. Nefis kumlu ve az çakıllı, sığ plajın suyu tertemiz. Uzun kumsalları ve turkuaz rengi deniziyle Ölüdeniz’in en gözde tatil merkezi burası. Belcekız Plajı, aynı zamanda Ölüdeniz turlarında çeşitli koylara geziler yapan teknelerin kalkış noktası. Yamaç paraşütlerinin iniş pisti de bu plaj.

Kasabada her bütçeye uygun otel ve pansiyon var. Çok odalı, yıldızlı otellerden, nefis butik otellere veya şirin pansiyon veya apartlara kadar çok seçenek var. Ölüdeniz Lagününe, sahilden yürüyerek 10 dakikada gidebiliyorsunuz. Ölüdeniz Lagünü ile Kıdrak Plajını kapsayan alan, bugün SİT bölgesi ve özel çevre koruma alanı.

Ölüdeniz Milli Parkı, tartışmasız dünyanın en güzel plajlarından biri. Lagünü, antik dünyanın ‘Tanrı’nın Dünyaya Bağışladığı Cennet!’ olarak tanımladığı bir doğa harikası. Yılın on ayı ılık ve durgun suyu ile doğal lagün görünümündeki Ölüdeniz’in suyu, dipten fışkıran kaynaklar ve gel-git sayesinde yıl boyunca temiz kalıyor.

Ölüdeniz Tabiat Parkı yaz döneminde (1 Nisan – 1 Ekim) 07.00-20.00 saatleri arasında açık. Ölüdeniz giriş ücreti yetişkinler için 8TL, öğrenciler için ise 4TL. Tarım ve Orman Bakanlığı yönetiminde olduğundan Müze Kart geçerli değil. Otomobil 24TL, minibüs 72TL, otobüs 216TL otopark ücreti ödeyerek tabiat parkına girebiliyor. Şezlong ücreti ise 20TL.

8. Kelebekler Vadisi ve Faralya

Kelebekler Vadisi, Akdeniz Bölgesinin endemik bitkileriyle ünlü dağı Babadağ’ın eteklerini süsleyen ülkemizin en güzel 10 doğal güzelliğinden biri. Doğal güzellikleri nedeniyle 1995’te birinci derecede doğal sit alanı ilan edilmiş vadi, ülkemizdeki doğa ve kamp turizminin en önemli adreslerinden biri.

Adını içinde barındırdığı seksenden fazla kelebek türünden alıyor. Ancak gidince her yerde uçuşan kelebekler beklemeyin, sezonda vadinin derin noktasındaki nehir ve şelaleler civarında görülebiliyor. Denize girmek, kamp yapmak için ideal. Ölüdeniz’den kalkan teknelerle gidilebiliyor, karadan araçla ulaşım imkanı yok.

Likya Yolu Karaöz rotasına sapan tabelanın olduğu yerden, yani tepeden Kelebekler Vadisinin şahane manzarasını izleyebilirsiniz. Faralya tarafından biraz zorlu bir patikadan vadiye iniliyordu, sanırım riskli olduğundan kapatıldı. Fethiye ve Ölüdeniz’den kalkan teknelerle Kelebekler Vadisine gidebilirsiniz.

Faralya, Fethiye’nin diğer tüm bölgeleri gibi yıldızı parlayan diğer bir bölgesi. sevgilinizle veya kendinizle baş başa kalmaya gidebileceğiniz bir sığınak gibi. Kelebekler Vadisinden hemen sonra geliyor. Müthiş Akdeniz manzarasına sahip, yamaçlara kurulu dağınık köy evler, süper lüks villa ve butik otellerin yer aldığı şahane bir yer.

Faralya’da ilk 2003’te ziyaret etmiştim. Çok küçük kendi halinde bir bölgeydi. Oldukça salaş, yerel halkın işlettiği George House’un vadiye bakan bir kulübesinde kalmıştım. Tadı damağımda kalmıştı. Faralya’nın yamacında Kelebekler Vadisine inen yamaç yolundan vadiye gidip geliyordum, şimdi sanırım dik patika kapalı.

Sadece Faralya’nın değil Türkiye’nin en özel butik otellerinden Mango&Mandarin Hotel‘de 2 defa kaldım. Balayı oteli olarak not edebilirsiniz.

9. Kabak Koyu

Kabak Koyu, son yıllarda gençlerin popüler tatil noktalarından biri oldu. Yeşil ve mavinin her tonuyla karşı karşıya kalacağınız Kabak Koyu, üç tarafı dağlarla çevrili, kanyon biçimindeki derin bir vadi ve bu vadinin denize açılan çakıllı kumsalından oluşuyor. Kabak Vadisi buzul çağından etkilenmediği için yapısını korumuş, 1987’ye dek de ayak basılmamış.

Gençlerin gözdesi koy, bozulmamış doğası, betondan uzak dokusu ile kamp yapmak ve tembellik için birebir. Fethiye Ölüdeniz’e yaklaşık 17 km uzaklıktaki koyun, yaklaşık 200 metrelik enfes bir plajı var. Geçmişte Kelebekler Vadisini mekan bellemiş kitle son yıllarda buraya sığınmaya başladı.

Daha çok eğlenmeyi seven gençlerin tercih ettiği Kabak koyunda çok sayıda otel, cafe ve restoran var. Görünce dudak ısırtan cinsten butik otellerde sezonda yer bulmak imkansız gibi.

Kabak Koyundan, son yıllarda yeni yeni keşfedilmeye başlanan Alınca Köyüne giden Likya Yolunu yürüyebilirsiniz. Patika yürüyüş için biraz zorlu olabilir ama yürüyüşçülerin en sevdiği rotalardan biri. Kabak Koyuna, Fethiye veya Ölüdeniz’den kalkan Faralya dolmuşlarıyla veya yakın koylardan tekne kiralayarak ulaşım mümkün.

10. Babadağ ve Fethiye Yamaç Paraşütü

Babadağ, Ölüdeniz yolu üzerinde yer alıyor. Muhteşem Ölüdeniz semalarında kuş gibi süzülüp, mavinin 50 tonunu keşfe çıkmak isteyenlerin gitmek zorunda olduğunuz dağ bir başka güzel. Yamaç paraşütü yapmak için çıktığım dağda yol kenarlarından kar vardı, oysa Belcekız plajında insanlar denize giriyordu.

Antik dönemlerin Kragos adıyla anılan Babadağ, Ölüdeniz kumsalının hemen arkasından 2 bin metreye yükseliyor. Torosların en batıdaki uzantısı olan dağ, dünyanın korunması gerekli 100 dağından biri. Yaşlı sedir ve kızılçam ormanlarıyla kaplı dağ, zengin kelebek popülasyonlarının yaşadığı vadilere sahip. Doğa tutkunları için eşsiz bir hazine.

Fethiye yamaç paraşütü, hayatınızda en az bir defa yapmanız gereken bir aktivite. Gereksiz bir şekilde bazılarımız korkup çekiniyor ama endişeleri bir kenara bırakıp ölmeden önce yapılacaklar listenize ekleyin. Çekinecek bir şey yok, sadece ilk atlarken adrenalin yükseliyor, sonrasında enfes Ölüdeniz ve Akdeniz manzarasını görünce her şeyi unutup anın keyfini çıkarmaya başlıyorsunuz.

Biraz cesur olup, bu güzelliklerden kendinizi mahrum bırakmayın.Türkiye’de yamaç paraşütünün ilk yapıldığı yer olan Babadağ’ın atlayış pisti, Avrupa’nın en çok ilgi gören pistlerinden. Fethiye yamaç paraşütü, her gün 08.00 – 18.00 saatleri arasında yapılıyor.

Babadağ, sadece yamaç paraşütü yapmak için değil enfes manzarasını ve göz kamaştıran gün batımını görmek için de çıkılır. Skywalk Fethiye Teleferik ile Babadağ’a çıkıp Ölüdeniz’in mavisini izleme fırsatınız var.

11. Saklıkent Milli Parkı

Saklıkent Milli Parkı, Fethiye’ye 50 km mesafede, Muğla-Antalya il sınırında bulunan Karaçay Deresi kenarında yer alıyor. Saklıkent, uzunluğu 18 km, yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan muhteşem bir kanyon içine gizlenmiş eşsiz bir doğa harikası. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunuyor.

Tlos Antik Kenti, Saklıkent’e çok yakın, aynı rotaya alınabilir. Fethiye’ye 45 km uzaklıkta yer alan ve MÖ 2000’lerden önceye dek uzanan tarihiyle Likya bölgesinin en eski antik kenti. Likya Federe Birliğinin 6 büyük kentinden biri ve birliğin spor merkezi olan Tlos, uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte’nin yaşadığı kent olarak biliniyor.

Likya’nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenen Tlos’ta, kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlık ve Bellaforonte’ye adanan kral mezarları bulunuyor. Fethiye gezilecek yerler listenizde mutlaka yer almalı.

12. Likya Yolu

Likya Yolu, Fethiye’den başlayarak Antalya’ya kadar uzanan ve tarihte Likya olarak adlandırılan Teke Yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş yürüyüş rotası. 1999’da doğa yürüyüşçüsü ve yazar Kate Clow tarafından işaretlenen Likya Yolu, 509 km uzunluğu ile dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri.

Likya, Anadolu’nun tarihi ve doğal zenginlikleri yönünden en ilginç bölgelerinden biri. Eski Devirlerde ‘Işık Ülkesi’ olarak adlandırılan bölgede antik kentler, doğa ile iç içe adeta. Likya Yolunun birinci bölümünde Faralya, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara, Letoon, Ksanthos antik kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman kenti olan Patara yer alıyor.

Likya Yolu turu için en uygun zamanlar ilkbaharda Nisan’ın son haftaları ile Mayıs’ın ilk haftası ile sonbaharda Eylül’ün son haftası ile Ekim’in ilk haftaları. Yaz dönemi çok sıcak olduğunda kısa parkurları yürüyebilirsiniz. Fethiye Likya Yolu turları konusunda uzman rehberlere ve firmalara sahip.

İkinci bölümde ise Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Rhodiapolis, Gagai, Melanippe, Gelidonia, Edrassa, Olympos, Chimaera ve Phaselis bulunuyor. Kısa parkurların 4-5 saat, uzun parkurların 8-10 saat sürebiliyor. Likya antik kentleri, yolun en büyük cazibelerinden biri.

Cennet Koyu, Likya Yolu güzergahında yer alan ve gerçekten de adına yakışır, ıssız, bakir, yeşilin ve mavinin buluştuğu cennet gibi bir koy. Kabak Koyu veya Kelebekler Vadisinden kalkan teknelerle gidiliyor. İncecik kumlu bir kumsala sahip. Koyun arkası ise alabildiğine çam ormanı. Koya özel kiraladığım tekneyle gitmiştim.

Herhangi bir tesis yok, bakir, enfes bir koy. Cennet Koyuna, Kabak Koyundan Likya Yolu patikasını izleyerek yaklaşık iki saatte gidilebiliyor. Koyun yukarıdan görünen enfes manzarasını görmek için ise Ölüdeniz’den Kelebekler Vadisine giderken, vadiye varmadan solda ‘Alınca’ yoluna sapmanız gerekiyor.

13. Göcek

Göcek, Fethiye Körfezi kıyısında, doyum olmaz masmavi deniz ve yemyeşil orman dokusunun harmanlandığı nadide bir kasabamız. Kendi halinde küçük bir balıkçı kasabası iken Turgut Özal sayesinde yıllar önce adını duyurmaya başlamıştı. Sonrasında yat turizminin Akdeniz’deki en güzel yerlerinden biri olup çıkıverdi.

Bodrum, Alaçatı gibi popüler turistik kasabaların aksine tüketim kültürünün daha az uğradığı, benzer bir tatilci kitlesinin yıllardır düzenli olarak gidip geldiği bir tatil merkezi. Ekonomisi yat, tekne ve marina işletmesine dayanıyor. Ne de olsa dünyanın en güzel koy ve büklerine sahip. Dünyanın en zengin listelerindeki insanların devasa yatlarını görmeye alışık halkı.

İlk ziyaretimi 1999’da yapmıştım buraya, sadece birkaç sokaktan oluşuyordu, şimdiyse inanılmaz lüks üst segment otel zincirlerinin bazılarına ev sahipliği yapıyor. Çarşısı çok şirin, her dükkana girip çıkmayı seviyorum burada.

Göcek tekne turları ile Fethiye Körfezindeki birbirinden enfes adalar ziyaret ediliyor. Yassıca Adaları, Tersane Adası, Kleopatra Koyu, Bedri Rahmi Koyu ve Domuz Adası bunlardan bazıları.

14. Fethiye Köyleri

Fethiye Köyleri en az Fethiye kadar güzel ve çekici. Son yıllarda bu köyler, şehirden kaçıp da denize ve toprağa yakın olmak isteyenlerle doldu. Bir zamanları para etmez toprakları şimdi altın kıymetinde. Güzel yanı yıkılmaya yüz tutmuş eski nezih evler tekrar restore edilerek hayata döndü. Gençlerin kaçmasıyla sessizleşen köyler yeni kanla canlanmaya başladı.

Yanıklar Köyü, her yıl neredeyse en az bir defa ziyaret ettiğim bir köy. Fethiye’den Göcek’e doğru yöneldiğinizde 10 dakika ötede, solda kalıyor. Köyün sahil kısmındaki plaj gayet güzel. Kalabalıktan uzakta tatil yapmak isteyenler için ideal Yanıklar Köyü. Çok sayıda irili ufaklı otel, pansiyon ve kamp alanları sıralanıyor.

En sevdiğim yer doğa dostu politikalarıyla misafir kabul eden Yonca Lodge. Oldukça huzurlu, romantik bir aile işletmesi. Yörede göreceğiniz Sığla ormanı endemik Günlük Ağaçlarında oluşuyor. Bisikletle gezmek ve yürüyüş yapmak için nefis. Kayık kiralayıp çevredeki adalara ve koylara gidebiliyorsunuz. Yine burada konaklayıp Fethiye gezilecek yerler rotanızı buna göre oluşturabilirsiniz.

Yeşilüzümlü Köyü, bir 10-15 yıl önce adını sadece mantarıyla duyurabilen yerken şimdi tüm ev ve arsa fiyatlarının fırladığı, entelektüellerin gelip yerleşmeye başladığı bir köy oldu. İsmini köy ve çevresinde yüzyıllardır yetiştirilen üzüm bağlarından alıyor. Havası serin, toprağı verimli. Sakin Şehir Ağı (Cittaslow) adayı. Köyün yerlisi kadınlar geleneksel dokuma sanatıyla da ilgileniyor.

Fiyatı oldukça yüksek olan kuzugöbeği mantarı için bir festivali dahi var. Önceki yıl katılmıştım, oldukça ilgi var. Protein açısından zengin, kolesterole iyi gelen trüf mantarı, kilosu 150-200TL’den başlıyor. Ayrıca köy çevresinde birçok endemik bitki türü ile zengin bir yaban hayatı var. Orkide yönünden ülkemizin en zengin bölgelerden. Konaklama için Dikencik Evleri tavsiyem.

Köyün yamaçlarına doğru uzayan yol, Likya Birliğine son giren şehirlerden Kadyanda Antik Kenti‘ne gidiyor. Antik dönemde atletizm ve spor alanında öne çıkan şehirlerden biri olmuş. Antik kentin çok az kalıntısı geriye kalmış ama sırf zirveye çıkıp bulutların üzerinden vadiye bakmak enfes bir duygu. Fethiye’nin farklı zenginliklerini keşfetmek için köylerini de ziyaret edin.

Alınca Köyü, Kelebekler Vadisine varmadan sola sapan, oldukça dar virajlı ve zorlu bir karayolundan gidiliyor. Likya Yolu üzerinde, deniz seviyesinden yaklaşık 800 metre yükseklikte her yere hakim bir konumda bir dağ köyü. Hemen altında muhteşem kristal berraklığına sahip Cennet koyu ve yanında da İnceburun uzanıyor.

Bakmaya doyamayacağınız birkaç burunun hepsine birden Yediburunlar deniyor. Tepeden bakınca her birinin manzarası inanılmaz. Alınca’da macerasever doğa tutkunlarının uğradığı Catcy adında bir kafe var. Burada kamp yapabilirsiniz, isterseniz köy evlerinde de kalabilirsiniz.

Likya Yolu patikası veya araç yoluyla Boğaziçi köyü ve sonrasında ise Kaş sınırlarında kalan Sidyma Antik Kenti ziyaret edilebilir. Dolmuş veya toplu taşıma ile ulaşım yok. Alınca’ya Kabak’ta 3-4 saate patikayı takip ederek ulaşılabiliyor. Alınca Köyü ile Xanthos, Letoon ve Patara antik kentlerini bir günlük gezi rotasına sığdırmıştım.

15. Pınara, Patara, Xanthos ve Letoon Antik Kentleri

Pınara Antik Kenti, Akdağ’ın eteklerinde Fethiye’ye 55 km mesafede, Fethiye-Kaş karayolunun ise 5 km batısında yer alıyor. Adını Likya dilinde yuvarlak anlamına gelen ‘Pinale’ veya ‘Pinara’ kelimelerinden alan antik bir yerleşim. Likya Birliği Meclisinde üç oy hakkına sahip altı kentten biri olan Pınara Antik Kenti, Likya’nın en büyük kentlerinden.

Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinen ve tanrıça Afrodit’e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanan Pınara, güvercin yuvası biçiminde hazırlanmış yüzlerce halk tipi mezarıyla benzersiz bir antik kent.

Xanthos, Fethiye‘ye 46 km uzaklıktaki Kınık köyünde, Eşen Çayı kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerine kurulu. Türkiye’nin UNESCO Listesi’ne giren en eski tarihi değerlerinden. Likya Birliğinin idari merkezi olan şehir, Kalkan ve Kaş’a yarım saat, Fethiye’ye ise 50 dakika uzaklıkta. Likya birliğinin dini merkezi ise Letoon şehriydi.

Letoon, Fethiye’ye 55 km uzaklıkta, Fethiye-Kaş karayolunun 65. kilometresinde Kumluova Köyü yakınında yer alıyor. Şair Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus’tan hamile kalan Leto’nun adına kurulmuş. Tanrıça Leto, Tanrıça Artemis ve Tanrıça Apollon’a adanmış 3 tapınağı ile ünlü.

Patara Antik Kenti, Kalkan-Fethiye karayolu üzerinde, Kalkan‘a 14 km uzaklıkta bulunuyor. Likya bölgesindeki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Patara, dönemin en büyük ve en işlek limanıymış. Önemini hiçbir devirde yitirmeyen şehir, Tanrı Apollon’un kışlık kehanet merkezi ve Likya Birliği’nin üç oy hakkına sahip merkezlerinden biri.

Bizans döneminde de Aziz Nicholas‘ın doğum yeri olarak ünlenen Patara’da pek çok antik kalıntı yer alıyor. Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında, soyları azalmakta olan Caretta Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp, yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile, ayrı bir öneme sahip.


Türkiye’nin tam anlamıyla cennet bir köşesi olan Fethiye, hem denizi, hem kumsalları, hem doğası ile insanı kendisine bağımlı kılan bir yer. Şehrin karmaşasından bıkıp kendini doğanın ve denizin koynuna bırakmak istiyorsanız rotanıza Fethiye ve coğrafyasını dahil edin. Baştan söyleyeyim bağımlısı olacağınız kesin.