Olympos Antik Kenti, Antalya’nın Kumluca ilçesinde yer alan, antik Roma dönemine ait bir kent. MÖ 3. yüzyılda kurulan Olympos, antik çağda adını Zeus’un kutsal dağı olan Olimpos Dağından almış. Doğrudan demokratik temsil sisteminin en iyi uygulandığı Likya Birliği Meclisinde 3 oy hakkı olmasının da gösterdiği gibi yoğun nüfuslu ve aynı zamanda ekonomik açıdan güçlü bir yerleşimdi.

MÖ 1. yüzyılda ise korunaklı konumu sayesinde korsanların sığınağına dönüşmüş. Uzun süre Akdeniz’e korku salan Zeniketes tarafından üs olarak kullanılmış antik kent, MÖ 78’de ünlü Roma komutanı Servilius Isauricus tarafından ele geçirilince Roma şehri olmuş ve Bizans dönemine kadar varlığını sürdürmüş. Olympos Antik Kenti, tiyatro, agora, bazilika, hamam gibi yapıları görebilirsiniz.

Olimpos Antik Kenti

Olympos Antik Kenti, antik Likya Yolu‘nun en gözde kavşaklarından biri. Antalya’nın güney sahillerinde Phaselis’ten sonra ikinci önemli liman kenti Olympos, adını Torosların batı uzantılarından 2375 m yükseklikteki Olimpos Dağından alıyor. Anadolu’nun Teke Yarımadasını kapsayan antik bir bölge Likya’nın önemli liman kentlerinden Olimpos, Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı’nın bir parçası.

Olimpos, enfes doğal güzellikleri ile ülkemizin en bakir turizm merkezlerinden. Caretta caretta kaplumbağalarının yavrulama alanı olan Olimpos sahili, aynı isimli antik kentten günümüze ulaşan tarihi yapıları ve enfes doğasıyla Antalya’nın gözde tatil merkezlerinden. Dar vadi üzerinde yer alan ahşap otelleriyle bilinen Olimpos, gençlerin ve kampçıların gözdesi.

🏡 Olimpos genellikle ağaç ev olarak bilinen pansiyonları ile tanınıyor. Çok büyük beklentiniz olmasın, çoğu genellikle basit kulübelerden oluşuyor. Olimpos’a her gittiğimde Olympos Çamlık Pansiyon‘da kalıyorum (☎️ 0543 5733110). Narenciye bahçesi içerisinde uygun fiyatlı bungalovları var ✔︎ Kadir’s Family House ve Kadir’s Top Tree Houses, Olimpos’ta en beğenilen ağaç evler arasında. Yine Yakamoz Pansiyon, Bayrams Tree Houses, Defne Pansiyon ve Koyevi Pansiyon önerebileceğim diğer pansiyonlar.

OLİMPOS ANTİK KENTİ GİRİŞ ÜCRETİ
Olympos Antik Kenti, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde yer alıyor. Her gün saat 08.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açık. Gişe kapanış saati ise 16.30. Olimpos Antik Kenti giriş ücreti 90 TL. Müzekart geçerli.

Eğer Çıralı‘da kalıyorsanız, Çıralı plajını takip ederek 10 dakikalık yürüyüşle Olimpos plajına ulaşabilirsiniz. Olympos Antik Kentinin, plaj çıkışından giriş yaparak antik kenti gezebilirsiniz. Buradan sadece Müze Kartınızla giriş yapabilirsiniz. Giren ve çıkan çok olduğundan giriş bileti sorulduğunu hiç görmedim.

Olympos, Antalya havalimanı 95 km, Antalya merkeze 85 km, Kemer’e 45 km, Kaş’a 115 km, Fethiye’ye ise 225 km. Olympos’a, Antalya’dan Kemer, Finike, Kaş yönüne doğru uzanan yol üzerinden ulaşılıyor. Kemer’i geçtikten 29 km sonra, sol taraftan Olimpos yol ayrımından sahil yönüne doğru 11 km mesafede bulunuyor.

Olimpos Antik Kenti

Olimpos Antik Kenti, Antalya’nın Kumluca ilçesinde, Olimpos Çayının oluşturduğu dar vadinin iki tarafında yer alıyor. Olimpos tarihine ilişkin en erken tarihi yazılı kanıtlar Likya Birliği sikkelerinden sağlanıyor. Olimpos’un ilk kuruluş yılları Yunanca adına dayanarak Anadolu’nun Helenleşme dönemine rastlıyor. Bu yıllarda gemileri denizde nehre girerek yükleme ve boşaltma işlemi yaptıkları tahmin ediliyor.

Olympos Antik Kenti’nin yeri yakın yüzyılımızda 1811 yılında keşfedilmiş. Akdeniz’e açılan Olympos’un önemli bir liman kenti olduğu ve kentin ortasından geçen Olympos Çayının gemilerin girdiği liman özelliğine sahip olduğu günümüze ulaşan arkeolojik araştırmalardan anlaşılıyor.

Olimpos, Patara’da bulunan Likya Yol Kılavuz Anıtında Korykos adı ile anılıyor. Kent, antik tarihçi Strabon’a göre Likya bölgesinin en büyük yerleşim yerlerinden biriydi. Olympos, MÖ 168’de Likya Birliğinde üç oy hakkına sahip 6 şehirden biriydi. Ünlü antik tarihçi Çiçero, Olympos’u zenginlikler ve sanat eserleriyle dolu bir kent olarak tarif etmiş.

MÖ 2. yüzyıldan 1 yüzyıla doğru tarih ilerlediğinde birlik sikkeleri sona ermiş. Bu dönem sonrasında korsanların bölgeye hakim olduğu biliniyor. Olympos Antik Kenti MÖ 168-78 yılları arasında yöre korsanları tarafından yağmalanmış. MÖ 1. yüzyılda Phaselis’le birlikte, bölgeye korku salan Korsan Zeniketes, Olympos’u üs olarak kullanmış.

Korsanların lideri olan Zeniketes, Roma gemilerini ve Tarsus’dan Olympos’a kadar tüm kentleri yağmalamış. Bu yağmalamalardan Olympos kadar diğer yerleşim yerleri olan Phaselis, Korykos (Mersin), Pamphylia antik kentlerini de nasibini almış. Bu dönemde korsanların kontrolüne giren antik kentler Likya birliğinden çıkartılmış.

Kilikyalı korsanlar tarafından yakılıp yıkılan şehir, MÖ 77’de Olympos bütünüyle Roma İmparatorluğu hakimiyetine girmiş. MS 2. yüzyılda Roma döneminde yeniden kurulmuş. Bu dönemde tekrar önem kazanan Olimpos tekrar yoğun olarak kentleşmeye başlamış. MS 3. yüzyıl sonlarında yaşayan Olimposlu olduğu bilinen Methodius Likya Birliğinin ilk piskoposu olmuş.

Makedonya
Flyista

MS 7-9. yüzyıl piskoposluk listelerinde de Myra (Demre) Metropolitliğine bağlanmış. MS 6. yüzyılın ortalarından itibaren tüm bölgede görülen savaş, deprem ve veba gibi felaketler kenti ekonomik bir şekilde çökmesine sebep olmuş. Bugün Olimpos’u gezdiğinizde göreceğiniz eserler MS 5-6. yüzyıldan kalma.

Olympos Dağının hemen eteklerindeki yer alan Olympos Antik Kenti, Akdeniz’in ormanlarla kaplı eşsiz sahilinde yer alıyor. Olimpos Antik Kentinin içerisinden kıyıda denizle birleşen Olimpos Çayı geçiyor. Antik dönemde çayın iki yanı örülen duvarlarla kanal şeklini almış ve iki yakası arasındaki bugün kalıntıları görülebilen bir köprü ile bağlanmış.

Helenistik Döneme tarihlendirilebilen sur duvarları yer yer görülebiliyor. Şimdilerde göreceğiniz Olympos kent dokusunun oluşumu Roma İmparatorluk Dönemine rastlıyor. Özellikle geç antik çağ ve Erken Bizans Döneminde kısmen refah içinde olan kent MS 6. yüzyıl ortasından itibaren Arap akınları ile birlikte terk edilmeye başlamış.

Çayın iki yanında çok sayıda antik tapınak, mezar ve kalıntılar günümüzde defne ve böğürtlen çalısı ile kaplı. Ağaçların yuttuğu antik kalıntılar günümüzde restore edilip tek tek açığa çıkarılıyor. Her bir yöne saptığınızda farklı bir kalıntı çıkıyor karşınıza.

Olympos Antik Kenti’nde yer alan Piskoposluk Sarayı, şehrin merkezi konumunda yer alıyor. Geç Antik Çağda, kent yönetimi piskoposların kontrolüne geçtiğinden yaşanan sosyal değişimler neticesinde Piskoposlar kentin hem yönetsel hem de dini liderleri konumuna gelmiş. Olympos Piskoposluk Sarayı da Erken Bizans Dönemi kentinin en önemli yapıları konumunda olmuş.

Olympos kentinin en önemli dini yapısı konumundaki piskoposluk kilisesi, halkın buluşma ve toplanma ihtiyaçlarına cevap veren sosyal işleve sahip yapılar konumuna gelmiş. Roma Dönemine ait tapınak alanı komplekse dâhil edilmiş. Ayakta olan ön cephesiyle, kentteki kalıntılar arasında önemli bir yere sahip.

Kapısının önünde Marcus Aureius’a ithaf edilmiş bir heykel yer alıyor. Kalıntıların tam ortasında, kesme taşlarda yapılmış agora yer alıyor.Kilisenin kuzeyinde üç nefli vaftizhane, güneyinde dikdörtgen ve trikonkhos plânlı ek yapılar yer alıyor. Mimari özellikler ve ele geçen buluntular yapı kompleksinin MS 5-6. yüzyıllarda kullanıldığını gösteriyor.

Klasik Roma dönemi tiyatro, bazilika ve hamam yapısının bulunduğu Olympos’un akropolü, kumsaldan da görülen mezarlar üstündeki yüksek tepeye kurulmuş. Akropoldeki yapı kalıntılarıysa, Orta çağda kale şekline sokulmuş surlara ait. Olimpos Antik Kenti sahil çıkışına varmadan ağaçlar arasında sola saptığınızda akropol tepesine çıkabilirsiniz.



Akropol’ün muhteşem bir panoramik manzarası var. Sol tarafta uzayıp giden Çıralı plajını görebilirsiniz. Hemen önünüzde ise iri çakıllarının yay gibi sahiline serpiştiği Olimpos plajı duruyor. Ön güzel Olimpos fotoğraflarını buradan çekebilirsiniz. Akropole çıkmak zor değil.

Olympos Antik Tiyatrosu, nehrin öte yamacında yer alıyor. Yine aynı yakada çam ağaçları arasına Olympos Liman Bazilikası ve antik dönem mezarları göreceksiniz. Olympos Liman Bazilikası duvarları büyük oranda günümüze ulaşmış. Bazilika, sekizer sütundan oluşan iki sütun dizisi ile üç nefe ayrılmış.

Roma Döneminde eski bir Yunan güreş okulu ya da agora olarak inşa edilmiş yapının, Hıristiyanlık ile beraber kiliseye dönüştürüldüğü tahmin ediliyor. MS 70 yıllarında Vespasianus Döneminde yapılmış Büyük Hamam da görülecek yerler arasında. Roma’da hamamlar, yıkanma dışında, aynı zamanda kent sosyal ve kültürel yaşamı için önemli bir unsurdu.

Olympos Liman Anıt Mezarları, 1990’da Antalya Arkeoloji Müzesi Başkanlığında yürütülen kurtarma kazıları sonucunda ortaya çıkarılmış. MS 2. yüzyıla tarihlenen bu mezarlar MS 5. yüzyılda ikinci kez kullanılmışlar. Kaptan Eudemos’un Lahdi olarak adlandırılan lahit, girişin hemen karşısında ve kuzey duvara yakın yer alıyor.

Üçgen alınlıklı, tepe ve köşe akroterli kapağı olan lahit, yerel kireçtaşından işlenmiş. Artemias ve ailesine ait lahit MS 2. yüzyılın sonuna tarihleniyor. Lahdin üzerinde bir gemi kabartması yer alıyor. Yelkensiz, direksiz ve küreksiz olan geminin kıç bordosu üzerinde bir Aphrodite kabartması yer alıyor. Ancak lahit biraz tahrip edilmiş.



Olimpos Antik Kentinden denize kadar yürüdüğünüzde Olimpos plajına ulaşıyorsunuz. Antik kentin içinden geçerek denize ilerlemek ayrı bir keyif. Plajda duş, soyunma kabini yok. Deniz muhteşem berrak. Kuzeyde kayalıklar üzerinde Olympos’un son dönemini yansıtan Olympos Ceneviz Kalesi yer alıyor.

Plajın sağından ağaçların arasından yukarıya doğru tırmandığınızda, kısa bir yürüyüşle kaleye ulaşabiliyorsunuz. Akropol, Olimpos plajı ve Çıralı’yı karşıdan görebileceğiniz kalenin manzarası da inanılmaz hoş.

Olympos yakınlarındaki Çıralı’da yer alan Yanartaş ise antik çağ insanına göre bir mitosun mekânıydı. ‘Likya’nın sönmeyen ateşi’ olarak nitelenen ve metan gazının yeryüzüne çıkması ile oluşan alevler görmeye değer. Kayalar arasından çıkan gazlarla yanan ateş, antik çağda, son nefesinde bile ağzından ateş püsküren bir varlıkla bağdaştırılıyordu.

Olympos, ören yeri olduğundan modern binaların ve büyük turistik tesislerin kurulması yasalarla engellenmiş. Narenciye ağaçları arasındaki ağaç evlerde, bungalovlarda konaklayabiliyorsunuz. Kilometrelerce uzanan sahil şeridi, doğa harikası koyları, tekne turu, yamaç paraşütü gibi aktiviteleri ile sadece yaz aylarında değil yılın her dönemi ziyaretçi akınına uğruyor.

Önceki blog yazısıKotor Gezi Rehberi
Sonraki blog yazısıBudva Gezi Rehberi
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın