Doğal güzellikleri ile gezginlerin gözdesi olan Likya Yolu, Türkiye’nin en iyi manzaralarına sahip, görülmesi gereken yürüyüş rotaları arasında bulunuyor. Fethiye’den Antalya’ya kadar uzanan Antik Likya Yolu, dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotası listesinde yer alıyor.

Yaklaşık 535 km uzunluğundaki Likya Yolu’nda görülecek yerler, yerli ve yabancı turistler tarafından en çok ilkbahar ve yaz döneminde tercih ediliyor. Büyük kızılçam ormanları, birbirinden güzel antik kentleri ve 2007’de Türkiye’nin en güzel manzarası seçilen Galidonya Feneri ile Likya Yolu ziyaretçilerine eşsiz bir yürüyüş deneyimi sunuyor.

Likya-Yolu-Antik-Kentleri
Kelebekler Vadisi

Anadolu’nun en eski uygarlıkları arasında yer alan Likya Uygarlığı, Fethiye ve Antalya arasında, Teke Yarımadası’nda önemli bir ticaret merkezi olarak biliniyor. Bölgedeki site devletlerinin arasındaki geçişi sağlamak için kurulan Likya Yolu, 19 antik kenti birbirine bağlıyor.

Günümüzde bu 19 antik kentten geriye pek fazla bir şey kalmamış olsa da metrelerce uzunlukta sütunlar, kaya ve lahit mezarları ile antik tiyatrolar gezginleri hayal kırıklığına uğratmıyor.

Likya Yolu’nda Görülebilecek 12 Antik Kent

Likya Antik Kentleri
Likya Antik Kentleri

1Pınara

Pınara’da bulunan kaya mezarları gezginler tarafından ilgi görüyor.

Pınara, Fethiye merkezden 45 km uzaklıkta, Minare Köyü yakınlarında bulunuyor. Antik Kent, yuvarlak bir tepeye kurulduğundan adını Likya dilinde yuvarlak anlamına gelen “Pinale” veya “Pinara” kelimelerinden alıyor.

Mitolojiye göre Pınara Antik Kenti, döneminin üç oy hakkına sahip altı önemli Likya Uygarlığı kentinden biri. Pınara, depremler nedeniyle zarar görmüş olsa da günümüze birçok kaya ve lahit mezarı, hamam, tiyatro, agora ve odeon gibi görülmeye değer yapıları ulaştırmayı başarmış.

2Sidyma

Sarmaşıklarla bütünleşen surlar görülmeye değer.

Sidyma, Fethiye’nin Dodurga ve Boğaziçi köyleri yakınlarında, doğanın fethettiği antik kentlerden biri. Kent, girişindeki yüksek anıt mezarları ve Roma döneminde yapıldığı sanılan muhteşem sütun süslemeleriyle gezginleri karşılıyor.

Yakınlarında bulunan yerleşim yerlerine rağmen doğayla tamamen iç içe geçen Sidyma Antik Kenti, Likya’nın tanrılarına adanmış tapınakları, büyük kaya mezarları ve sarmaşıklarla birleşmiş surlarıyla görülmesi gereken yerler listesine girmeyi hak ediyor.

3Xanthos (Ksantos)

Birçok kanlı savaşa tanıklık eden kentte, tiyatro hala görülebilecek yerler arasında.

Fethiye merkeze 46 km uzaklıkta bulunan Xanthos Antik Kenti, Antik Çağ’da Likya Uygarlığı’nın en büyük idari merkezi olarak biliniyor. Xanthos, birçok kanlı savaşa ve birbirinden önemli tarihi olaylara şahitlik ettiği için, ne yazık ki kentte günümüzde görülebilecek pek fazla yapı bulunmuyor.

1840’lı yıllarda yapılan kazılarda bulunan eserler British Museum’da sergileniyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1988 yılında alınan Xanthos Antik Şehri, günümüze kadar korumayı başardığı kaya ve lahit mezarları, tiyatrosu ve kilisesiyle bölgeye gelenlerin uğrayabilecekleri antik kentlerden arasında yer alıyor. Fethiye otelleri arasında en iyilerinden biri olan Oyster Residence tavsiyemdir.

4Pydnai

Antik kentin ziyaretçileri müthiş Patara Plajı manzarasını da gözlemleyebiliyor.

Pdynai, Fethiye yakınlarındaki dünyanın en güzel 10 doğal kumsalından biri olan Patara Plajı‘nın batısında bulunuyor. Plajı görmeye gelen gezginlerin rotasına girmeyi başaran Pydnai, kuşbakışı manzarasıyla macera sevenlerin de gözdesi.

Kentin kale surları günümüze kadar ulaşmışsa da surlar içindeki kentten geriye pek fazla yapı kalmamış. Batı kapısından Likya Yolu geçen Pydnai Antik Kenti, depremler ve savaşlar sonucunda coğrafi temeldeki bozulmalar nedeniyle günümüzde küçük bir tepede yer alıyor.

5Letoon

Letoon, 1988’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Letoon, Fethiye’den 65 km uzaklıkta, Kumluova Köyü yakınlarında bulunan bir antik kent. Şair Ovidius’un anlattığı öyküye göre, Zeus’tan hamile kalan Leto’nun adına kurulan kent merkezinde, kuzeyde Leto, ortada Artemis ve güneyde Apollon’a adanan yan yana üç tapınak bulunuyor.

Xanthos Antik Kenti ile birlikte 1988’de UNESCO Listesi’ne alınan kent, 7. yüzyılda tamamen terk edilerek sessizliğe bürünmüş. Şehirde tapınakların güneybatısında bir çeşme ile kuzeyde Stoa ziyaretçiler tarafından görülebiliyor. Sırtını doğal yamaca dayayan, Helenistik Döneme ait tiyatro da günümüzde kadar ulaşabilen yapılar arasında yer alıyor.

6Antiphellos

Kaş’a gelenler muhteşem Antiphellos Antik Tiyatrosu’nu ziyaret ediyor.

Antiphellos, Kaş bölgesinin Likya dönemindeki isimlerinden biri. Şehirde bulunan iki dilli bir yazıt sayesinde, Kaş’ın altındaki şehrin Anthiphellos olduğu kesin olarak anlaşılıyor. Kaş, Antiphellos Antik Kenti üzerine kurulduğundan şimdilerde görülebilecek fazla kalıntı bulunmuyor.

Antiphellos’taki en önemli anıt, Uzun Çarşı Caddesi üzerinde, halıcı dükkanlarının arasında kalan ve tek bloktan oluşan bir lahit. Günümüze sağlam bir şekilde ulaşabilen lahdin kime ait olduğu bilinmese de halk ona Kral Lahdi adını yakıştırıyor.

7Phellos

Şehirde bulunan kaya tipi mezarlar, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Phellos, Kaş’ın Pınarbaşı Köyü’nde bulunan antik bir kent. Tarihi hakkında pek bilgi bulunmasa da Phellos Antik Kenti, günümüze ulaştırdığı kalıntılarıyla bir savunma kenti olduğunu anlatıyor.

Antik şehirde akropolü çevreleyen surlar dışında fazla yapı kalıntısına rastlanmıyor. Akropolün batı kenarında yer alan ev tipi kaya mezarı, Likya’nın ahşap ev mimarisini kayaya yansıtan en özgün örneklerden biri.

8Apollonia

Şehirde antik dönemi simgeleyen çok sayıda yapı örneği bulunuyor.

Apollonia, Kaş’a 22 km mesafedeki Kılıçlı Köyü’nde yer alan bir antik kent. Kekova yolu üzerinde Likya Birliği’ne bağlı olarak kurulan şehir, “L” harfine benzeyen bir kayalığın tepesinde bulunuyor.

Apollonia Antik Kenti’ni çevreleyen ve günümüze bir kısmı ulaşan surların iç kısmında bir Bizans yapısı ve aynı döneme ait bir kilise bulunuyor. En ilginç yapılardan biri olan 6 prizmal gövdeli mezar anıtı, hamam ve kilisenin yanı sıra tahrip olmuş tiyatro, kentte görülebilecek kalıntılar arasında.

9Aperlai

Antik kentin su altında kalan yerleri düzenlenen tekne turlarıyla görülebiliyor.

Aperlai, Kaş ile Kekova arasında, Sıçak Yarımadası’nın eteklerinde MÖ 400’lerde kurulan antik kent. Şehirde henüz kapsamlı bir kazı çalışması yapılmasa da Aperlai Antik Kenti’nin kalıntıları denize doğru inen tepenin eteklerinde yer alıyor.

Antik şehirdeki MÖ 4. ve 5. yy’a ait eserlerden, Likya diliyle yazılan gümüş sikkeler, Aperlai’nin Likya Birliği öncesi varlığını kanıtlıyor. Kentin rıhtımı ve buna bağlı yapılar şimdilerde su altında kalsa da deniz altındaki görüntüler yer yer izlenebiliyor.

10Simena

Simena’da su altında kalan kaya mezarları fotoğrafçıların ilgisini çekiyor.

Simena, Kaş ile Finike arasında, Demre’de yer alan, günümüzde Kaleköy olarak bilinen küçük bir Likya kıyı kenti. Antik kentin, MÖ 4. yy’dan günümüze kadar stratejik bir nokta olmasının en büyük kanıtı hala sapasağlam duran kalesi.

Sadece deniz yoluyla ulaşılabilen kentteki kaleden Kekova ve çevresinin en güzel manzaralarını görmek mümkün. Simena Antik Şehri, depremlerden dolayı yarısı suyun içinde, yarısı suyun dışında kalan haliyle tam anlamıyla bir sualtı arkeoloji müzesi.

11Olympos

Gençlerin gözdesi Olympos, bakir doğasıyla hayranlık uyandırıyor.

Olympos, Antalya’nın 80 km güneyindeki Antik Likya bölgesinde yer alıyor. Kentin kesin kuruluş tarihi bilinmese de MÖ 168-78 yıllarında basılan sikkeler Likya Birliği’ne işaret ediyor. Şehir, eski Anadolu dillerinde yüksek dağ ya da ulu dağ olarak da adlandırılıyor.

Doğudan Akdeniz’e açılan Olympos Antik Kenti, ortasından geçen Akçay (Olympos Çayı) ile ikiye bölünerek tarih boyunca liman kenti olma özelliği gösteriyor. Günümüzde özellikle gençlerin ilgi gösterdiği Olympos, yeşil ve mavinin eşsiz güzelliklerini bir arada barındırıyor.

12Faselis

Faselis, muhteşem kalıntılarının yanı sıra enfes deniziyle de görenleri büyülüyor.

Faselis, Antalya’ya yaklaşık 55 km, Kemer’e 16 km uzaklıkta bulunan antik Likya kentlerinden biri. Bey Dağları Olimpos Ulusal Parkı sınırları içindeki çam ve sedir ormanları arasında yer alan kentin tarihi MÖ. 7. yy’a kadar uzanıyor. Antik şehir, muhteşem kalıntıları arasında gezerken aynı zamanda güneşlenip denize girebileceğiniz nadir yerlerden.

Çakılsız sahiliyle Antalya’nın en güzel plajlarından birine sahip olan kent, Likya’nın önemli limanlarından olma özelliği de taşıyor. Şehirde Kuzey Limanı, Savaş Limanı veya Korunmuş Liman ve Güneş Limanı olmak üzere 3 önemli liman bulunuyor. Ayrıca kentin ortasındaki 20-25 metre genişliğindeki muhteşem cadde, görülmeye değer yerler arasında.

Yaklaşık 535 km uzunluğu ile Antik Likya Yolu, sahip olduğu muhteşem manzaraları ile görülmesi gereken yerler arasında önemli bir yere sahip. Dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından olan Likya Yolu, gezginlere birbirinden güzel deneyimler sunuyor.

Fethiye’den Antalya’ya kadar yayılan kaya ve lahit mezarları, Türkiye’nin en güzel manzaralarından biri olan Gelidonya Feneri ve daha birçok muhteşem deneyimi yaşamak isteyen gezginler, her yıl özellikle ilkbahar ve yaz döneminde burayı ziyaret ediyor.

46 YORUMLAR

  1. Gelecek hafta ordayım. Herkese bu yolu en azından hayatlarında bir defa yürümelerini öneriyorum. Hepsini herkes yürüyemez, ama ne azından doğasını ve koyları görün, aşık olursunuz.

  2. Böyle bir tura nereden, nasıl katılım sağlayabiliyoruz? Bu yerleri Likya Yolu’nu karadan keşfetmek için tur düzenleyenler var mı teşekkürler;)

  3. Temmuz-Ağustos sıcaklarında çıkılmasını tavsiye etmem. Partneriniz iyi oldu mu çok keyifli bir rota ✌️

  4. Gerçekten çok güzel yerler fakat seneler geçtikçe buralar bozulmaya başlıyor. Birçok kere gittim her gittiğimde biraz daha bozulmuş oluyor. İnşallah bundan sonar güzelliklerimize daha çok sahip çıkarız.

  5. Kelebekler Vadisi’nin girişinde bazı vatandaşlar, Deli Dumrul misali giriş parası topluyorlar; ama ne bir basılı bilet var ellerinde ne birşey…Vira para topluyorlar,küstahça tavırlarla …. Adamlara fiş kesin dedim; yok dediler..Ben de girmedim zaten bu mevsimde sular akmıyor,şelale kurumuş diye duymuştum..Böyle özel yerlerin ,böyle apaçi(!) vatandaşlara kalması ve ölüdeniz’den çıkışlı tekne turlarının sefaleti inanılmazdı!Kalitesiz hizmet verdikleri gibi,herkesi de yolunacak kaz gibi görüyorlar! Çok yazık…

  6. Aman iyice ticarileştirip yok etmeyin de bizden sonrakiler de görsün! Bu güzelim görüntüler sadece reklamlarda kalmasın.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!