Ana Sayfa Antalya Kumluca Yüzyıllardır Yanan Alev: Yanartaş, Çıralı

Yüzyıllardır Yanan Alev: Yanartaş, Çıralı

48803

Yanartaş, Beydağları Milli Parkı içinde, Çıralı sahilinin hemen arkasında yer alan doğanın bin yıllık gizemi. Kayaların arasından çıkan bu sonsuz ateş, zamanın pürüzsüzleştirdiği asırlık doku üzerinde hiç sönmeden dans ediyor ve dünyanın nadir doğal fenomenlerinden birini oluşturuyor. Chimera adıyla da bilinen bu oluşum, yeraltından çıkan metan gazının rutenyum elementiyle buluşmasıyla ortaya çıkıyor.

Açık konuşayım, Yanartaş‘ı ilk kez gece saatlerinde gördüğümde, kayalık zeminde çıplak ayakla yürürken taşların soğukluğunu hissederken bir anda sıcak nefes gibi yüze çarpan ateşin ısısı beni şaşırttı. Deniz seviyesinden 230 metre yükseklikte konumlanan bu kadim ateş, antik çağlardan beri denizcilere yol gösteren doğal bir fener görevi üstleniyor. Farklı noktalardan yükselen alevlerin çıtırtısı, gecenin sessizliğinde sanki eski hikayeler fısıldıyor.

Peki Yanartaş’ı diğer doğal fenomenlerden ayıran ne? Bu kadim ateş, Çıralı ve Olimpos tepelerinin arasında, Beydağları Milli Parkı‘nın koruması altında, Akdeniz’in tuz kokulu rüzgarıyla harmanlanmış sülfür aromalarıyla benzersiz bir atmosfer yaratıyor. Antik Lykia döneminden kalma efsanelere göre burada, ateş nefesli canavar Chimera yaşardı. Bugün bu mitolojik hikaye, bilimsel gerçeklerle birleşerek Yanartaş‘ı hem zamansız hem de katmanlı bir deneyim haline getiriyor. Her taş, Lykia’dan Osmanlı’ya geçişin şahidi.

Yanartaş, Çıralı
Yanartaş, Çıralı

Yanartaş, Çıralı 🔥

Çıralı sahilinin arkasındaki dağ eteklerinde, zamanın pürüzsüzleştirdiği asırlık taş duvarlar arasından çıkan doğal alevler, bin yıldır sönmeden yanmaya devam ediyor. Antik adıyla Chimaera olarak bilinen Yanartaş, gecenin karanlığında kayaların çatlaklarından fışkıran alevleriyle atmosferi güçlü bir deneyim sunuyor.

Yanartaş’ı ilk kez 2018’de parıldayan yıldızların altında bir gece yarısı gördüğümde bu doğal fenomenin arkasındaki bilimsel gerçeklik beni en az efsanesi kadar etkilemişti. Kayaların arasından yükselen o alev dilleri, sadece görsel bir şölen değili metan gazının rutenyum katalizörü eşliğinde binlerce yıldır süren jeolojik bir dans.

Güneş batımından sonraki saatlerde Yanartaş‘a tırmanmak, tamamen farklı bir deneyim sunuyor. Gündüz vakti göze pek çarpmayan alevler, karanlıkta adeta kayaların ruhunu canlandırıyor. Alevlerin çıkardığı hafif çıtırtı sesi ve yanmış toprak kokusu, bu doğal fenomenin sürekliliğini hissettiriyor.

Yol boyunca çam reçinesinin yoğun aroması burnunuzu doldururken, ayaklarınızın altında çıtırdayan kuru yapraklar ve gevşek kayalar size eşlik ediyor. Patikanın son bölümünde eğim artıyor ve nefes almanız hızlanıyor—ancak hedefe ulaştığınızda bu fiziksel çaba unutuluyor.

💡 Benden söylemesi: Fotoğraf çekecekseniz tripod şart. Uzun pozlama teknikleriyle alevlerin hareketini yakalayabilirsiniz. Objektifinizi korumak için lens kapağınızı yanınızdan ayırmayın, patika boyunca tozlu ortam sizi bekliyor.

Yanartaş’a Nasıl Gidilir

Yanartaş‘a ulaşmak için önce Çıralı‘ya gelmeniz gerekiyor. Antalya merkezden Çıralı‘ya 82 kilometrelik serpantinli yol, kıyı şeridindeki portakal bahçeleri ve çam ormanlarının arasından geçerek sizi 1,5 saatte hedefinize ulaştırıyor. Kemer‘den hareket ederseniz mesafe 40 kilometre, süre ise 50 dakikaya iniyor.

Çıralı köprüsünü geçtikten sonra, narenciye bahçelerinin arasından kıvrılan asfalt yol 3,5 kilometre devam ediyor. Yolun sonunda sizi Yanartaş patikasının başlangıcı karşılıyor. Buradan itibaren taş merdivenlerle döşenmiş 1.400 metrelik yokuş, ortalama %10 eğimle 30 dakikalık tempolu yürüyüş gerektiriyor. Giriş: 40 TL (2026).

💡 İpucu: Akşam saatlerinde çıkacaksanız güçlü bir el feneri şart. Patika boyunca çam reçinesinin keskin kokusu burnunuzu doldururken, ayaklarınızın altındaki kuru yaprakların çıtırdaması size eşlik ediyor. Su şişenizi yanınızdan ayırmayın, yokuş düşündüğünüzden daha yorucu olabilir. Merak etmeyin, çıkması çok zor değil, eskidendi o.

ÇIRALI’DA NEREDE KALINIR
Olympos Lodge Otel, bahçesinde yetişen limon ve nar ağaçlarının arasına serpiştirilmiş bungalovlarıyla sahici bir atmosfer sunuyor ✔︎ Villa Lukka, taş duvarları ve ahşap detaylarıyla Akdeniz mimarisini yansıtan katmanlı bir konaklama deneyimi ✔︎

🏡 Bütçe dostu arayanlar için Arlin Bungalov, sahile 8 dakikalık yürüyüş mesafesinde zamansız bir seçenek sunuyor ✔︎ “Yolda Olmak sitesinde sizi buldum” derseniz Hasan abi elinden gelen kolaylığı gösterir. (☎️ 532 6774429)

Yanartaş’ın Bilimsel Sırrı

Yanartaş’taki alevlerin bin yıllık sürekliliğinin arkasında çarpıcı bir jeolojik gerçeklik yatıyor. Kayaların çatlaklarından sızan gaz, büyük oranda metan bileşiminde—ancak bu metanın kaynağı uzun süre bilim dünyasını meşgul etti. Bölgedeki jeolojik yapı, standart metan oluşumu için gerekli sıcaklık koşullarını sağlamıyordu.

Çözüm, nadir bulunan elementlerden rutenyum‘un keşfedilmesinde gizliydi. Bu element, düşük sıcaklıklarda bile metan gazının oluşumunu katalize ediyor. Yerin derinliklerinden sızan bu gaz karışımı, yüzeye ulaştığında havayla temas ederek kendiliğinden tutuşuyor. Alevlerin yüksekliği 30 santimetreye kadar çıkabiliyor, özellikle rüzgarsız gecelerde daha durağan ve etkileyici bir görünüm sergiliyor.

Peki bu doğal laboratuvarı antik çağlardaki insanlar nasıl yorumlamışlardı? Homeros’un metinlerinde geçen Chimera canavarı—aslan, keçi ve yılanın karışımı olan üç başlı yaratık—işte bu alevlerin esinlediği mitolojik figürlerden biri. O dönemler için açıklanamayan bu doğa olayı, tanrısal güçlerle ilişkilendirilmişti.

Antik Kalıntılar ve Kutsal Alan

Güneş batıp karanlık çöktüğünde, alevlerin dans eden gölgeleri antik dönemden kalan taş duvarları canlandırıyor. Yanartaş‘taki en dikkat çekici kalıntılar arasında Bizans döneminden kalma ortodoks bazilika kompleksi bulunuyor. Bu taş yapıların arasında gezinirken, ayaklarınızın altında ezilen kuru otların hışırtısı ve uzaktan gelen çam kokusunun karışımı sizi geçmişe taşıyor.

Güney yamacında yer alan tek parça taşlardan inşa edilmiş geniş alan, büyük olasılıkla antik dönemlerdeki törensel toplantılar için kullanılıyordu. Bu alanın konumu ve mimarisi, buranın ateş tanrısına adanmış bir tapınak kompleksi olduğuna işaret ediyor.

Mitraizm döneminde bu kutsal alan, İranlı ışık tanrısı Mitra‘ya adanmıştı. Üçüncü yüzyılda Hıristiyanlık Anadolu’da yaygınlaşana kadar, Zerdüşt geleneğinden gelen bu inanç sistemi bölgede derin kökler salmıştı. Ateşin kutsal sayıldığı bu gelenekte, Yanartaş‘taki doğal alevler tanrısal güçlerin görünür bir tezahürü olarak görülüyordu.

Bellerophontes ve Chimera Efsanesi

Antik Yunan mitolojisinin bu topraklara dokduğu en etkileyici hikaye, Bellerophontes ve Chimera savaşıdır. Ephyra Kralı Glaukos’un oğlu Hipponoes, bir av partisinde kardeşi Belleros’u öldürmesinin ardından “Belleros’u Yiyen” anlamına gelen Bellerophontes adını almış.

Memleketinden sürgün edilen bu genç savaşçı, önce Argos kralına, sonra da Likya kralına sığınır. Likya kralı, onunla doğrudan savaşmak yerine, Olympos Dağı‘nda yaşayan Chimera canavarıyla karşılaştırma kararı alır. Aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu ve ağzından alevler saçan bu yaratık, yöre halkının korkulu rüyasıdır.

Pegassos adlı kanatlı atına binip canavarla savaşan Bellerophontes, mızrağıyla Chimera’yı yerin yedi kat dibine gömmeyi başarır. Ancak efsaneye göre, canavar yerin altından alevler çıkarmaya devam eder—işte bugün gördüğümüz bu alevler.

Bu zaferden sonra Olympos‘ta düzenlenen kutlama yarışları, atletlerin Chimera’nın Kutsal Ateşi‘yle meşalelerini tutuşturarak kente koşmasıyla başlıyor. Modern Olimpiyat Oyunları’nın Anadolu’daki bu antik öncülü, günümüzde yakılan ‘Olimpiyat Meşalesi’nin sembolik kökenini oluşturuyor.

Homeros’tan Günümüze Chimera

İyonyalı büyük yazarı Homeros‘un İlyada Destanı’nda bahsettiği ateş saçan Chimera canavarı, büyük olasılıkla bu topraklardaki doğal alevlerden ilham almış. O dönemler bilimsel açıklaması olmayan bu fenomen, mitolojik anlatılarda yerini almış.

Binlerce yıl önce bu kayaların başında duran antik dönem insanlarının yaşadığı şaşkınlığı, bugün hâlâ anlayabiliyoruz. Modern jeoloji bilgisiyle bu olayı açıklayabilsek de, gece karanlığında dans eden alevlerin büyüsü hiç azalmıyor.

Zerdüşt geleneğinden gelen ve ateşi kutsal sayan korsanlar, bu bölgeyi törensel mekanları olarak kullanmışlar. Zoroaster‘in ışık ve karanlık mücadelesine dayanan öğretilerinde, sürekli yanan bu alevler kötülüğe karşı iyiliğin galibiyetini sembolize ediyormuş.

Antalya gezilecek yerler listesinde Yanartaş, sadece görsel değil, derin bir zamansallık deneyimi sunuyor. Bin yıldır süren bu doğal ateş, geçmişle günümüz arasında canlı bir köprü görevi görüyor.

Önceki İçerikLikya Uygarlığı Antik Kentleri
Sonraki İçerikAntalya Tarihi Yerler
Kemal Kaya
Seyahat yazarı ve blogger. Aslen veteriner hekimim; bilgi yönetimi eğitimi aldım, marka yönetimi üzerine MBA yaptım.2009’da, 12 yıl çalıştığım kurumsal hayattan ayrılıp hayallerimin peşinden Yeni Zelanda’ya gittim. Ardından 22 ay boyunca Okyanusya ve Güney Asya’da yollarda yaşadım.O günden bu yana tam zamanlı seyahat ediyor, deneyime dayalı gezi rehberleri yazıyorum.Yolda Olmak, turistik broşür diliyle değil; sahada yaşanmış hikâyelerle, pratik bilgilerle ve gezgin gözüyle hazırlanmış bir yol arkadaşıdır.Yolda Olmak’ı takip et: Instagram’da anlık paylaşımlar, sorularınıza fırsat buldukça cevaplar…