Patara, Antalya‘nın Kaş ilçesi sınırlarında, 18 km’lik uzunluğu ile Akdeniz Bölgesi’nin en uzun kumsalına sahip ve Likya Uygarlığından kalma antik kentiyle tarih, kültür ve deniz, kum, güneş turizmini bir arada sunan eşsiz bir bölge.

Likya Birliğinin başkenti olması nedeniyle büyük önem taşıyan ve Hitit metinlerinde ‘Patar’ olarak anılan yerleşim yeri, Ksanthos Vadisi’nde denize açılan tek yer olması nedeniyle yüzyıllar boyunca önemini korumayı başarmış. ‘Noel Baba’ olarak bilinen ve Hristiyanlar için büyük önem taşıyan Saint Nikolaos’un doğum yeri olan Patara, St. Paul’un da Roma’ya gitmek için gemiye bindiği yer olarak kabul ediliyor.

patara

Antalya’nın Kaş ilçesinin Gelemiş Köyü sınırlarında yer alan ve tarihte Likya Birliği’nin başkentliğini yapan Patara, tarihi ve arkeolojik önemi ile Türkiye’nin en gözde antik kentlerinden biri. Ksanthos Vadisi’nde denize açılabilecek tek uygun yere sahip olan Patara, bu özelliği ile yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başarmış.

18 km’yi bulan uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun plajlarından biri olan Patara Plajı’na da ev sahipliği yapan Patara, Fethiye, Kaş ve Kalkan gibi turizm bölgelerine yakın konumuyla özellikle yaz aylarında birçok tatilcinin mutlaka uğradığı yerler arasında.

Patara hakkında bilgiler

Hitit metinlerinde ‘Patar’ olarak söz edilen ve 1988 yılından beri arkeolojik kazıların devam ettiği antik kent Hristiyan dünyası için de büyük önem taşıyan bir yer. Noel Baba olarak anılan Saint Nikolaos Patara doğumlu. İsa’nın 12 havarisinden biri olan St. Paul’un Roma’ya gitmek için gemiye bindiği yer olarak da bilinen Patara, antik çağda Anadolu’dan Roma’ya gönderilen tahılların depolanıp saklandığı ticari bir liman özelliği taşıyordu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Türkiye’nin kültürel değerlerini dünya çapında öne çıkarmak amacıyla başlatılan her yıla bir tema projesi kapsamında 2020 yılı teması seçilen Patara Antik Kenti’nde MÖ 5. yüzyıla tarihlenen Athena Tapınağı, Roma hamamları, meclis, depo yapıları, stadyum, kilise, Likya lahitleri ve nekropol alanları bulunuyor.

Dünyanın bilinen en eski deniz feneri de Patara sahilinde. Patara’nın bir başka önemli yapısı ise 1905 yılına ait ilk Osmanlı Telsiz Telgraf İstasyonu olma özelliğine sahip olan külliye.

patara antik kenti
Patara Meclis Binası, Patara Antik Kenti

Patara, antik çağlarda Likya bölgesinin en önemli limanlarından biriydi. Şehrin büyük bölümü günümüzde kumla örtülmüş olsa da yapılan kazı çalışmalarıyla birçok önemli eser gün yüzüne çıkarılmaya devam ediliyor. Eşen Çayı’nın (Xanthos) getirdiği kum ve tortularla şehrin iç liman girişi tamamen kapanmış. St. Paul’un Roma’ya hareket eden gemiye bindiği bu liman, Hristiyanlar için hac rotaları arasında yer alıyor.

Roma İmparatoru Trajan’ın doğduğu Patara, imparatorun inşa ettirdiği büyük hububat depolarıyla Anadolu’ya taşınan tahılın hareket ve depolama merkezine dönüşmüş. Şehre, günümüze kadar ulaşmayı başaran üç gözü ayaktaki zafer takını andıran anıt kapıdan giriliyor. Bu kapı MS 1. yüzyılda Roma döneminde inşa edilmiş.

Likya Birliği’nin 6 büyük yerleşim merkezinden biri ve aynı zamanda başkent olan Patara, birliğin önemli toplantılarına ev sahipliği yapıyordu. Roma’dan gelen valinin de katıldığı toplantılarda ağırlıklı olarak bölgedeki ticari faaliyetler konuşuluyordu. Ticari canlılığının yanı sıra Apollon kehanet merkezi olan Patara’da Apollon adına inşa edilen tapınağın olduğu bilinse de gerçekleştirilen kazılarda henüz tapınağa ulaşılamamış.

Patara’nın yazı ve sikkelerindeki ismi Likya dilinde ‘Pttara’ olarak geçiyor. Helenistik dönemde Patara, Arap akınları döneminde ise Batara olarak anılan şehir, eşsiz coğrafi konumu nedeniyle Ksanthos Vadisi’nin en önemli limanı olarak yaşamını sürdürmüş. Anadolu’nun güneyindeki deniz ticareti güzergahlarının vazgeçilmez doğal limanı olan Patara’da kentsel yerleşim liman çevresinde şekillenmiş.

Ksanthos Nehri’nin binlerce yıl boyunca taşıdığı kumlar bir delta ovası oluşturarak Patara Koyu’nu doldurmuş, Patara’nın ticaret limanı MS 15. yüzyılda içine girilmez bir hal almış. Limanın işlevini kaybetmesiyle birlikte kentin görkemli yaşamının da sonuna gelinmiş.

Patara’da yapılan arkeolojik kazılarda şehrin MÖ 7. yüzyılda başlayan yerleşiminin Osmanlı döneminde de 16. yüzyıla kadar devam ettiği tespit edilmiş. Patara’nın Likya Birliği’nin üç oy hakkına sahip şehirlerinden biri olması, Bizans Döneminde ise Aziz Nikholaos’un doğum yeri olarak tanınması şehrin önemini artırmış.

Kutsal topraklara giden hacıların uğradığı bir liman olarak Osmanlı Sultanı II. Beyazıt dönemine, 16. yüzyıla dek yaşamını sürdüren Patara, 1811-1812 yıllarında İngiliz deniz kuvvetlerine ait geminin kaptanı Beaufort tarafından yeniden bulunarak tarih sahnesine bir kez daha çıkmış.

C. Fellows ve arkadaşlarının 1842 yılında Ksanthos Antik Kenti’nde yaptıkları kazılarda elde ettikleri ve günümüzde British Museum‘da sergilenen ünlü eserleri de Patara Limanı’na gelen gemilerle Londra’ya gönderilmiş. Likya’nın en büyük liman kapısı ve Ksanthos Vadisi’nin son şehri olan Patara, Akdeniz’in en temiz sahillerinin yanı başında kum ve çalılarla kaplı durumda. Deniz kumlarının doldurmasının ardından denizle bağlantısı kesilen antik liman zamanla bataklığa dönüşerek, göl halini almış. Bataklıkta yetişen ılgın bitkileri Patara’nın karakteristik bitkisi olarak kabul ediliyor.

Antik kentin yanı başındaki kumsaldan rüzgarın etkisiyle antik kente doğru sürüklenen kumları engellemek için Kıbrıs akasyası ve okaliptüs ağaçları dikilen antik kent, kum istilasından kurtarılarak ören yerindeki kazıların daha verimli bir şekilde sürdürülmesi hedefleniyor.

patara antik kenti hakkında bilgi
Modestus Zafer Takı önünde Patara’ya bir ömür veren Prof. Dr. Havva İşkan Işık

Patara Antik Kenti 🏛

Roma İmparatorluğu’nun 300 yılı aşan egemenliği döneminde son derece gelişmiş bir kent halini alan Patara, Bizans Dönemi’nde de Hristiyanlar açısından kutsal kabul edilen yerleşim yerleri arasındaydı. 541’de yaşanan veba salgını ve MS 7. ve 8. yüzyıllarda yaşanan Arap akınları ile nüfusu azalan ve küçülen Patara, 1211’de Selçukluların Akdeniz kıyı şeridinde ilk ele geçirdiği yerlerden biri olmuş.

13. yüzyıldan itibaren tarih sahnesine çıkan Menteşe Beyliğinden sonra 1424’de Osmanlı hakimiyetine giren Patara hakkında yazılı kaynaklarda yer alan son bilgi 1478 yılında Sultan Cem’in Rodoslularla görüşmek üzere Patara’ya gelmesi olarak biliniyor.

1481’de Rodos’ta yaşanan yıkıcı deprem ve oluşan tsunami ile deniz fenerini kaybeden Patara’nın limanının da kapanmasıyla şehrin terk edildiği ve yaşamın sona erdiği düşünülüyor. Patara’nın kurulduğu dönemlerde bataklık halindeki alanın bir koy durumunda olduğu ve liman olarak kullanıldığı biliniyor.

Günümüzde bataklığın batı kıyısında tarihi bir liman binası, doğu kıyısında ise liman kapısı kalıntıları görülüyor. Patara’da günümüze ulaşan yapıların büyük çoğunluğu Roma, Bizans ve Orta Çağ izlerini taşıyor.

Modestus Zafer Takı, Patara Antik Kenti’nin giriş kapısı. Oldukça görkemli bir mimari anlayışla, MS 100 yıllarında bölge valisi adına inşa edildiği düşünülen tak, batısında Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanına da açılıyor.

Büyük Kilise, Bazilika ya da Kent Bazilikası olarak adlandırılan yapı, Gelemiş Köyü’nden sahile inen yolun hemen batısında, Liman Hamamı’nın güneyinde yer alıyor. Doğu batı doğrultusunda uzanan bazilika, 2013-2019yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılmış. MS 5. yüzyıla tarihlenen yapının muhtemelen bir depremle yıkıldığı, MS 6. yüzyılda eklenen yeni bölümleriyle yeniden açıldığı düşünülüyor. MS 11. yüzyılda eklenen şapel bölümüyle son halini alan bazilika, Likya ve Patara’nın erken Hristiyanlık ve Bizans araştırmaları için önem taşıyor.

Mezar Kilisesi, kent kapısının kuzeyinde, güneyden şehre gelen antik yol üzerinde, Günlük Tepe yamacında yer alıyor. MS 4. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar işlevini sürdüren kilise, birçok onarım ve değişim geçirmiş.

Patara Meclis Binası, Likya Birliği şehirlerinin temsilcilerinin buluştuğu dünyanın en eski meclis binası. Patara Meclis Binası, TBMM tarafından restore edilerek ziyarete açıldı. Yerel kireç taşı kullanılarak inşa edilen meclis binasının duvarları 17 metre yüksekliğe sahip. Bin 400 kişilik kapasiteye sahip olan binanın üst oturma sıralarına ulaşabilmek için ana girişlerinin yanında öerdiven çıkışları da bulunuyor. Yapının tam merkezinde mermer döşeli küçük bir orkestra ve onun hemen önünde bir sahne binası konumlanmış.

patara meclis binası
Patara Meclis Binası
bouleuterion
Patara Meclis Binası Bouleuterion

Tiyatro, kentin güney ucundaki Kurşunlu Tepe’ye yaslanmış, Helenistik dönem özelliklerini gösteriyor. MS 1. yüzyılın ortalarında yaşanan depremle yıkılan tiyatro binası yeniden inşa edilmiş. Günümüzde sahilden gelen kumlarla kaplı olan tiyatronun sırtını yasladığı Kurşunlu Tepe, Patara’nın ve çevrenin seyredildiği en güzel manzaraya sahip.

Tepecik Yerleşkesi, Patara kent merkezi ve iç limanın kuzeyinde, antik koyun doğusunda yer alan Tepecik, 30 metre yüksekliğa sahip doğal bir kaya yükseltisi. Kuzeyden kente ulaşan kara yoluna hem de limana olan hakim konumuyla şehrin savunma merkezi olarak da kabul edilen Tepecik’te MÖ 6. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar sürekli yerleşim görülmüş.

Vespasian Hamamları, Roma Dönemi’nde kente inşa edilen dört hamam yapısını tanımlıyor. Merkez Hamamı, Liman Hamamı, Nero Hamamı ve Küçük Hamam yapıları Vespasian Hamamları’nı oluşturuyor. Vespasian Hamamları, MS 60’lı yıllara uzanan tarihi geçmişiyle Anadolu’nun en eski hamam yapıları olarak kabul ediliyor.

patara nerede

Granarium, Patara’nın kuzeybatısındaki bataklığın arkasında yer alan tahıl ambarı (Granarium) 65×32 metre ölçüleriyle antik kentten günümüze ulaşan en önemli anıtsal yapılardan biri. Ambarın kentle doğrudan bağlantısının olmaması ambarda gemilerle kente gelen ya da yurt dışına giden buğdayın depolandığını gösteriyor. Su yolu, su iletim ve dağıtım hattı, bugünkü içme ve kullanma suyu sistem mühendisliğine uygun felsefeyle inşa edilmiş.

Antik Deniz Feneri, Roma İmparatoru Neron tarafından MS 64-65 yıllarında yaptırılan Neron Deniz Feneri. Patara Limanı’nın iki ağzına 12 metre yükseklikte yerleştirilen deniz fenerinin bulunduğu yer tamamen kumlarla dolmuş durumda. Günümüzde sahilden uzakta, limanın batı köşesinde yer alan deniz feneri Roma İmparatoru Neron tarafından MS 64-65 yıllarında yaptırılmış. Deniz feneri, aynı zamanda dünyanın bilinen en eski deniz feneri yapısı. Rodos’ta yaşanan yıkıcı deprem ve ardından oluşan tsunami ile yıkılmış.

patara antik tiyatro

Demre’de adına Noel Baba Kilisesi yapılan Aziz Nikolaos’ın 300’lü yılların başında Patara’da doğduğu biliniyor. Öğrenimini Ksanthos’ta tamamlayan ve Myra’da yaşayan Aziz Nikolaos, yaptığı yardımlarla kısa sürede üne kavuşmuş. Öldükten sonra onun adına sadece İstanbul’da 25, Roma’da 45 ve İzlanda’da 40 kilise inşa edilmiş.

ristiyanlığın en önemli isimlerinden Aziz Paul’un da Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye bindiği biliniyor. İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği MS 325’teki İznik konsülünde Lykia’nın tek imza yetkilisi Piskopos Eudemos’un Patara Piskoposu oluşu kentin bu dönemde de önemini koruduğunun en önemli kanıtı.

🗺 Adres: Gelemiş Mahallesi, Kaş, Antalya
🕘 Patara Antik Kenti ziyaret saatleri: Yaz dönemi (1 Nisan – 1 Ekim) 08.00-19.00; kış dönemi (1 Ekim – 1 Nisan) 08.30-17.30. Antik kent, haftanın 7 günü ziyarete açık.
🔐 Patara Antik Kenti giriş ücreti: Patara Antik Kenti giriş ücreti 30TL. Müze Kart geçerli.

Patara Plajı hakkında bilgiler

Patara Antik Kenti’nin yakınında dünyanın en uzun kumsallarından Patara plajı uzanıyor. Plajı, Eşen çayı (Xanthos çayı) ikiye bölüyor. Kumsalda ince taneli kum alanları sahilden antik kente doğru 1 km kadar ilerliyor. Tıpkı çöllerde olduğu gibi rüzgar erozyonuyla yer değiştiren kum tepeleri Patara Plajı’nda çöl manzarası yaratıyor.

patara plajı nasıl

İnce kumlu ve oldukça sığ olan denizi nedeniyle çocuklu ailelerin ilgisini çeken plajda hizmet veren bir tesis var. Tuvalet ve duş imkanı var. Plajda şezlong ve şemsiye kiralaması yapılabiliyor Yaz döneminde çok sıcak olduğundan yanınızda güneş koruyucu getirmeniz önerilerim arasında.

18 km uzunluğuyla Anadolu’nun en uzun ve en geniş kumsalı unvanını taşıyan Patara Plajı’nda at safari turları düzenleniyor. 1, 2 ve 3 saatlik rotalardan oluşan safari etkinliğinde ilk durak Patara Antik Kenti. Athena Tapınağı, Likya döneminde kalan hamamlar, lahitler ve yapıların gezildiği safari 15 km’lik parkuru kapsıyor. Safari boyunca yemek, çamur banyosu ve yüzme molaları veriliyor.

Patara, uluslararası sözleşmeler çerçevesinde Özel çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi ilan edilmiş bir bölge. Ülkemizde deniz kaplumbağaları Caretta caretta’lar, Patara’yı üreme kumsalı olarak yüzyıllardır kullanıyor. Bugün soyu tehlikede olan türler listesine girmiş Caretta’lar koruma altında. Tüm zamanların en çok yuva sayısına ulaşıldığı 2019’da, 21 bin 821 yumurtadan çıkan 17 bin 323 yavru caretta caretta denize ulaştı.

patara plajı
Patara Plajı

Patara gezilecek yerler 📌

Gizemli Likya uygarlığını denize bağlayan Patara, Likya’nın başkenti ve kalbi olan Ksantos’a, dini merkez Letoon’a sadece birkaç kilometrelik mesafede. Çevrede gezilip görülmesi gereken çok değerli yerler var.

Kalkan, sırtını Toroslara, yüzünü ise denize dönmüş küçük bir sahil kasabası. Kaş kıyılarının el değmemiş güzelliği Kalkan’da Akdeniz mimarisinin izlerini yansıtan iki katlı taş evler, begonvillerin süslediği daracık sokaklar ve enfes bir yat limanı bulunuyor. Sahile doğru inen çarşı ise görmeye değer.

Xanthos, yanı başındaki Letoon Antik Kenti ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Yüksek bir tepede kurulan antik kente Kalkan-Fetiye Karayolu’nun 17. km’sinde bulunan Kınık köyü üzerinden ulaşılıyor. Ksanthos Antik Kenti, MÖ 8. yüzyıla uzanan tarihi geçmişi ile Anadolu’nun en görkemli antik kentlerinden.

Letoon, Kaş’a 50 km mesafede, Likya Birliği’nin kutsal şehri olarak kabul ediliyor. 1962 yılında Fransızlar tarafından başlatılan kazı çalışmalarının devam ettiği kentte Helenistik dönemin simge yapısı amfi tiyatro, hem kentin hem de bölgenin tarihine ışık tutuyor.

Pınara Antik Kenti, Fethiye-Ksanthos güzergahı üzerinde yer alıyor. MÖ 5. yüzyılda kurulan şehrin ismi Likya dilinde yuvarlak anlamına geliyor. Kaya mezarlarıyla kaplı doğu kesimi, 3 bin kişilik antik tiyatrosu, kalesi, pazar yeri ve hamam kalıntıları şehirde görebileceğiniz yapılar arasında.

Saklıkent, Antalya ile Muğla sınırını çizen Eşen Çayı’nın kolu olan Karaçay’ın oluşturduğu, Saklıkent Milli Parkı‘nın içerisinde yer alan doğa harikası bir güzellik. Suyun kolaylıkla aşındırdığı kalkerli arazide, fay çatlaklarının da yardımıyla sarp ve derin bir yapıda oluşan kanyonun uzunluğu 18 km, yüksekliği ise 200 metreye ulaşıyor.

Kaputaş Plajı, Kalkan’a 6 km uzaklıkta, dar bir kanyonun denize açıldığı noktada yer alıyor. Dünyanın en güzel plajları arasında gösterilen Kaputaş, Türkiye’nin yurt dışı tanıtımlarında da kullanılan bir yer. dik bir taş merdivenle inilen kumsalda deniz her dönem dalgalı ve derin.

Bezirgân Yaylası, Patara’ya yaklaşık 20 dakika mesafede. Likya Yolu üzerinde yer alan bu yayla köyü, bölgede yaşayan birçok kişi için yaz aylarında artan hava sıcaklıklarından uzaklaşmak için bir kaçış noktası. Bezirgan Yaylası’nda Gömbe Yaylası, Uçarsu Çağlayanı ve Yeşilgöl’ü de içine alan rotayı takip ederek bölgeyi keşfedebilirsiniz.

patara nasıl gidilir
patara plajı hakkında bilgi
Patara Plajı

Akdeniz kıyı şeridinin en önemli antik kentlerinden Patara Antik Kenti, anadolu’ya ışık tutan mirasın üzerinde yer alıyor. Uçsuz bucaksız 18 km’lik Patara Plajı ile yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrayan kent, Türkiye’nin en popüler turizm destinasyonlarından.

Patara nerede 📍

Antik Patara Kenti’nin plajı olan Patara Plajı, Antalya sınırları içerisindeki, Kaş ve Fethiye ilçeleri arasında kalan, şimdiki adı ile Gelemiş Köyü’nde bulunuyor.

Patara’ya nasıl gidilir

Patara Antik Kenti, Antalya sınırlarında yer alsa da en yakın havalimanı Muğla’nın Dalaman ilçesinde. Patara’ya 115 km uzaklıkta bulunan Dalaman Havalimanı’ndan Patara’ya toplu ulaşım aracı bulunmuyor. HAVAŞ ya da MUTTAŞ servisleriyle Fethiye merkeze kadar gelip Fethiye Otogarı’ndan Antalya ve Kaş yönüne giden araçlarla Patara kavşağında inebilirsiniz.

Antalya şehir merkezinden yaklaşık 220 km mesafede olan ve araçla yaklaşık 3,5 saatte ulaşabileceğiniz Patara’ya Antalya’dan ulaşım özel aracınız varsa çok kolay. Antalya’dan Fethiye’ye doğru giderken, Kalkan’ı geçtikten 11 km sonra, Patara sapağı ile karşılaşıyorsunuz.

Bu yoldan 6 km içeri girerek asfalt yolu takip ettiğinizde, sağlı sollu pansiyonların yer aldığı yerleşim alanı içine giriyorsunuz. Buradan da 1 km daha gittiğinizde ise eşsiz güzellikteki Patara Plajı’na ulaşabilirsiniz.

Eğer İstanbul’dan yola çıkıyorsanız 837 km, Ankara’dan geliyorsanız da 657 km yol kat etmeniz gerekiyor. İzmir ise 407 km ile nispeten daha yakın.

1 YORUM 💬

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın