Kaleköy, ülkemizin en benzersiz köylerinden biri olsa gerek. Kaleköy, dünyanın en iyi çalışan ilk demokrasilerinden biri kabul edilen, Likya Birliğine dahil olan Simena Antik Kenti üzerine kurulmuş. Eğimli bir yamaç üzerinde teras gibi sıralanmış evlerin süslediği Kaleköy, Akdeniz kıyılarının en büyük adası Kekova’nın şahane manzarasına bakıyor. Kaleköy, Anadolu ana karasına bağlı bir yarımada üzerinde yer alıyor.

Kaleköy’e karadan giden yol pek iyi durumda olmadığı için ulaşım uzun yıllar sadece teknelerle sağlanmış. Şimdilerde karadan da ulaşım var ancak bu durum Kaleköy’deki ada atmosferini pek değiştirmemiş. Önünde enfes denizin içerisine serpilmiş Likya lahitlerinin ve batık kent kalıntılarının arasında yüzebildiğiniz, kaleye çıkan her yokuşta nefis manzaralar sunan, kıyıdan geçen tekneleri selamlayan, kendine münhasır bir yer Kaleköy.

kaleköy

Kaleköy, Antalya merkeze 185 km uzaklıkta. Şehrin en batıdaki ilçeleri Demre ve Kaş arasında Kekova olarak isimlendirilen coğrafyada yer alıyor. Kekova, Likya döneminde Dolichiste olarak adlandırılan adanın ismi olmasına rağmen günümüzde, Aperlai Antik Kenti’nden başlayıp Kaş Ulu Burun’a kadar devam eden, Gökkaya Koyu’nu da içine alan tüm bölge için kullanılıyor.

Kaleköy, Demre ilçesine bağlı ancak Kaş’dan tekne turlarıyla yoğun bir ziyaretçi akınına uğradığından, genelde buranın Kaş’a bağlı bir yerleşim yeri olduğu sanılıyor. Antalya’nın 5 yıldızlı otellerinde kalan yabancı turistler ise sıklıkla Demre Çayağzı’ndan kalkan teknelerle Kaleköy’e gidiyor.

Kaleköy: Simena

Kaleköy, inanılmaz güzel el değmemiş koylara, batık kentlere, antik kalıntılara, küçük ada ve kayalıklara sahip. Muhteşem berraklıkta masmavi denizi ise hayranlık uyandıracak kadar güzel. Köyde araç yok, gürültü yok, manzara enfes, hava tertemiz.

Kaleköy’ün bu albenili, sıra dışı havası köyü cazip hale getirmiş. Ünlü isimlerin de radarına takılmış haliyle. İş insanı Rahmi Koç, Kaleköy’ün en tepesinde yer alan bir zamanlar medrese olarak kullanılan üç eski evi 1986’da satın almış. Likya duvar kalıntıları, antik lahitlerin olduğu arazisi köyün tamamından daha büyük. Kaleköy’e ilk yerleşenlerin arasında Erdoğan Demirören ve amcası Bilgin Demirören, Ali Dinçkök, Okan Tapan ve eski Kadıköy Belediye Başkanı Osman Hızlan gibi isimler de var.

Turgut Özal’ın kızı Zeynep ve dönemin milletvekillerinden rahmetli Leyla Yeniay Köseoğlu da burada ev sahibi olmuşlar, Zeynep Özal sonraları satmış. Bir İngiliz rahip ve son 15 yıldır bir Japon kadının da köye yerleştiğini söylüyor köylüler.

Akdeniz’e doğru kartal yuvası gibi konumlanmış köyde 200 yıl öncesine kadar Türklerle Rumlar bir arada yaşıyordu. Şimdiki nüfusun bir bölümü 1920’li yıllarda yapılan mübadele anlaşmasıyla Meis, Rodos ve Midilli adalarından gelmiş. Yine yakın çevreden Kaş ve Demre’ye yakın köylerden, özellikle Kapaklı’dan gelip yerleşenler olmuş.

1990’dan bu yana ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilmiş, 2016’da ise ‘Kentsel Arkeolojik Sit Alanı’. Yapılaşmaya izin verilmiyor. Bırakın inşaat yapmayı, çivi çakmak bile mesele. Az ve sınırlı olan her şeyin fiyatı artar ya imar yasalarıyla korunan az sayıdaki taş evlerin fiyatı fırlamış. Ülkemizin en pahalı köylerinden biri olmuş Kaleköy.

Eğer temeli dahi olsa, eski belge ve fotoğraflardan özgün hali tespit edilebilen bir evi olduğunu kanıtlayabilenler, alınacak izinler sonrası geleneksel dokuya uygun ev yapabiliyor. Yerli halkın bilinçsiz ve çarpık yapılaşması, geleneksel ve özgün dokuyu yok etmesi bu şekilde kontrol altına alınmış. Bu gibi benzersiz yerleşimlerdeki kültür mirasının korunması şart.

kaleköy simena
simena antik kenti
Simena Antik Kenti sahili, Kaleköy

Kaleköy 30 haneden oluşuyor, yaz mevsiminde nüfusu 120 kişi kadar. Halk kışın balıkçılık ve tarım, yaz dönemi ise turizm ile uğraşıyor. Nar, portakal, limon, zeytin yetiştiriliyor. Çocuklar ilk 3 sınıfı burada okuyor, üst sınıflar ise Demre’deki okula gidiyor.

Kaleköy, Antalya, Göcek, Fethiye sahillerinden yatla mavi tura çıkan deniz tutkunlarının uğrak yerlerinin başında. Mart dönemi Avustralya ve Yeni Zelandalılar, sonbaharda ise Avrupalı turistler yöreye ilgi gösteriyor. Hazirandan itibaren yerli turistlerle sokaklar dolup taşıyor. Kaş, Demre, Finike’den gelen günübirlik tekne turları köyde 45 dakikalık gezi molası veriyor.

Yazar Falih Rıfkı Atay’ın ‘Yeryüzündeki Cennet’ diye nitelendirdiği Kaleköy’e ilk 23 yıl önce Kaş’tan kalkan bir tekne turuyla gitmiştim ben de. Sonrasında hep Demre’den kalkan mavi tur tekneleriyle gittim. Şimdilerde köyün arka tarafına kadar uzayan, Üçağız Köyünden gelen bir yol da var ancak denizden gitmesi çok daha keyifli.

Bu küçük kara parçasına kayıkların sıralandığı iskeleden ayak basıyorsunuz. Büyük teknelerin yanaşabileceği bir limanı yok. Mavi tur teknesiyle geliyorsanız küçük tekneler sizi alıp Kaleköy iskelesine getiriyor. Adım atar atmaz, kendinizi benzersiz bir adaya gelmiş gibi hissediyorsunuz. Huzurun ve dinginliğin sesi var sadece.

İskele boyunca mütevazi lokantalar sıralanıyor. Hemen sol tarafta antik Likya lahitleri suyun içerisinde öylece duruyor, çevresinde ise yüzen Caretta kaplumbağaları. Şanslıysanız daha iskeleye adım atar atmaz Caretta görebilirsiniz. Yeryüzünde böylesi yer başka nerede var?

kaleköy gezilecek yerler
kaleköy nasıl gidilir

Eteğinden zirvesine dek merdivenlerin iki yanına sıralanmış evlerin hemen hepsi de taş. Düz damlı, iki ya da tek katlı yapıların hiçbiri diğerinin manzarasını kesmiyor. Evlerin geleneksel yapıdaki ahşap balkonların sardunyalar, begonviller süslüyor. Her birinin muhteşem Kekova manzarası var.

Oldukça dik merdivenlerin iki yanında köylüler ve çocuklar el işleri ürünler, bebekler, ev yapımı sabun, dağlardan toplanmış adaçayı, kekik, keçi boynuzu satıyor. Merdivenleri adımlayıp en üst basamağına gelince Simena Antik Kenti’nin girişine ulaşmış oluyorsunuz.

Simena Antik Kenti

Kaleköy’ü özel kılan şeylerden biri şüphesiz tarihi MÖ 4. yüzyıla kadar uzayan Simena Antik Kenti üzerine kurulmuş olması. Düşünün, geçmişi binlerce yıl önceye giden bir yerleşimin içerisinde köy hayatı sürüyorsunuz, üstelik inanılmaz berrak ve antik kalıntılarla dolu bir deniziniz de var!

Simena Antik Kenti’nin adı ilk kez MS 1. yüzyılda insanlık tarihinin ilk ansiklopedisini yazan Romalı Gaius Plinius’un eserinde geçiyor. Likçe dilinde yazılmış kitabe ve Aperlai’de bulunan gümüş sikkelerden, antik kentin tarihinin MÖ 4.yüzyıla kadar uzandığı anlaşılmış.

Likya Birliği’nde yer alan Olympos, Ksanthos, Patara, Pinara, Myra ve Tlos kadar güçlü olmasa da Simena, Roma devrinde komşuları Isinda, Apollonia ve Aperlai ile birlik oluşturarak Likya eyalet meclisinde tek oyla temsil edilmiş. Simena, Roma Dönemi yol kılavuz anıtlarında, Andriake ve Aperlai antik kentleri arasında yeri geçiyor.

19. yüzyıl seyyahlarından Fransız mimar ve arkeolog Charles Texier, Simena’yı ziyareti ile ilgili notlarında, birçok yapının hala ayakta olduğundan söz etmiş. Yine 19. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden İngiliz Kraliyet Donanması Amirali Francis Beaufort, karadan ve denizden gelen tüm yollara hâkim bir kalesi olduğundan söz etmiş.

Simena’nın en ünlü yapısı iyi durumdaki Orta Çağ kalesi. İlk ziyaret ettiğim yıllarda herhangi bir müze gişesi yoktu, kale de antik kalıntılar da harap haldeydi. Şimdi bir bölümü restore edilmiş, giriş kapısı eklenmiş. Giriş ücreti dolayısıyla es geçilse de manzarası için girmeye kesinlikle değer.

Kalenin içine girdiğinizde, nefes kesen büyüleyici bir mavilik çıkıyor karşınıza. Kaş-Demre arası turlayan tekneler tam da önünüzden suda dalgalar bırakarak geçiyor. Durmadan fotoğraf çekmek istiyorsunuz.

Likya’daki tiyatroların en küçüğü, 7 oturma sıralı ve 300 kişi kapasiteli bir tiyatrosu var. Kalenin arka tarafında, çok sayıda lahitin sıralandığı nekropol alanı var. Kaleden bakıldığında, köyün sol tarafında sahilde suyun içine gömülmüş Likya tipi lahitler, mendirek ve yapı kalıntıları rahatlıkla görülebiliyor.

Simena Antik Kenti yaz dönemi (1 nisan – 1 ekim) arası 08.00-19.00, kış dönemi (1 ekim – 1 nisan) 08.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş ücreti 14 TL.

simena kalesi
Simena Kalesi manzarası
Simena Kaleköy
Simena Kaleköy’den solda uzayan Kekova Adası, Demre

Kaleköy’e aracınızla gelirseniz yapmanız gereken ilk şey tekne kiralayıp Kekova’nın güzelliklerini keşfe çıkmak olmalı. Demre ve Kaş’ta kalıyorsanız eğer Kekova Batık Kent Tekne turu programına katılın. Günübirlik tekne gün boyu bölgenin bazı koylarını ziyaret ediyor. Aperlai Antik Kenti, Sıcak Yarımadası, Akvaryum Koyu, Uçağız Köyü (Teimiussa), Kaleköy (Simena), Tersane Koyu, Hamidiye Koyu, Korsan Mağarası ve Gökkaya Koyu ve daha pek çok keşfedecek yer var çevrede.

Kaş’tan Kekova’ya gelmesi zaman aldığından tur programında bazı yerleri görme şansınız olmuyor. Diğer tur rotası ise Üçağız’dan başlıyor. Tur firması Kaş’tan sizi alıp Üçağız Köyü’ne araçla bırakıyor. Üçağız iskelesinden 10.30’da başlayan tur akşam 18.00’e kadar sürüyor. Bu tur daha cazip, daha çok yer görüyorsunuz.

Kekova Koyu’nun Kaş tarafından giriş kısmı olan Akvaryum Koyu ve Tersane Koyu’nda yüzme molası veriliyor. Sonra Kekova Adası üzerindeki batık kent ziyaret ediliyor ve devamında Simena Kaleköy’e geçiliyor. Rüzgarın durumuna göre diğer koyları ve bölgeyi keşfe çıkıyorsunuz. Kekova tekne turu kişi başı 100-150 TL civarında.

ⓘ Kekova, Akdeniz Mavi yolculuk turlarının da en güzel duraklarından birisi. Demre, Kaş veya Fethiye kalkışlı, Kekova ve civarını gezdiren mavi tur için Egemen’i arayın (☎️ 0 532 5912445). Daha önce 2 defa mavi turla, bir defa da günübirlik turla Kaleköy’ü ziyaret etmiştim. En güzeli 3 gece tekne konaklamalı mavi turlar ⛵️

Kaleköy romantik, huzurlu bir köy. Sadece günübirlik değil de konaklamalı da gelebilirsiniz. Köy halkının işlettiği 4 pansiyon köyde hizmet veriyor. Yaz döneminde yer bulmak, özellikle hafta sonu ve tatil dönemlerinde zor. Planınızı önceden yapmaya bakın. Tüm Kekova yazılarımda dediğim gibi en güzeli tekne konaklamalı mavi tura çıkmak.

Kaleköy Çevresinde Gezilecek Yerler

1. Kekova Adası

simena kekova adası

Kekova Adası, 4,5 km uzunluğu ve 500 metre genişliğiyle Kekova bölgesinin en büyük adası. Geçmişte Anadolu ana karası ile birleşik olan ada, MS 2. yüzyılda yaşanan Patara ile Aspendos arasındaki coğrafyayı vuran şiddetli bir depremle, boğaz kısmı yerleşim yerleriyle birlikte suya gömülüp adaya dönüşmüş. İlk depremden 2 yüzyıl sonra geçirilen diğer bir deprem bölgeyi yaşanmaz hale getirmiş.

Antik Simena’nın tam önünde uzanan Kekova Adası’nda yerleşim yok. Dört bir yanı tarihi kalıntılarla dolu olan adanın tam ucunda yer alan Tersane Koyu’na tekneler yanaşıyor. Bizans Dönemi’nden kalma bir kilisenin apsis bölümü ve antik evlerin yarısı suyun üstündeyken, diğer yarısı suyun altında kalmış.

Kristal berraklığındaki denizinde batık kentin kalıntıları rahatlıkla görülüyor. Altı camlı teknelerle yapılan geziler, batık kenti keşfetmek için daha keyifli oluyor. Şimdilerde Batık Kent bölgesi koruma altında olduğundan yüzmek de dalış yapmak da yasak.

Mavi tur veya günübirlik teknelerle Kekova Adası çevresindeki diğer güzel koylara da gidin. Özellikle cam göbeği rengindeki Salyangoz ve Karaloz koyları muhteşem. Bu eşsiz koyları görünce ülkeme bir kez daha hayran kalmıştım.

2. Üçağız

üçağız kekova

Üçağız Köyü, Simena Kaleköy’ün de bağlı olduğu Demre ilçesine bağlı bir mahalle. Antalya’nın en batısında yer alan iki ilçesinden Demre ile Kaş arasında, Kekova’da doğal bir liman üzerine kurulu saklı bir köy. Demre’ye uzaklığı 20 km, Kaş’a uzaklığı ise 32 km. Köyde 500-600 kişi yaşıyor.

Ulaşım olarak sapa bir yere düştüğünden gözlerden uzak, bölgedeki turist akınından bir nebze de olsa uzakta bir köy olarak kalabilmeyi başarabilmiş. Kaleköy’ün 2 km batısında yer alan Üçağız, Kekova tekne turu rotası üzerinde yer alıyor.

Üçağız köyünün hemen doğusundan başlayan Teimiussa Antik Kenti’nin adına, MÖ 4. yüzyıla ait bir Likya yazıtında rastlanıyor. Görülmesi gereken kalıntılar arasında ise kayalık, alçak bir tepe üzerinde yer alan kale, bugün denizin içinde kalmış bir sur parçası ve kentin doğu ucunda kayalara oyulmuş iskele bulunuyor. Az miktarda da Likya lahitleri yer alıyor.

3. Hamidiye Koyu

Hamidiye Koyu, Kekova’nın 20 haneli Hamidiye Köyü yakınında yer alıyor. Köy adını I. Dünya Savaşı sırasında buraya sığınan ünlü Hamidiye Zırhlısı’ndan almış. Rauf Orbay komutasındaki Hamidiye Kruvazörü, 1912-1913 Balkan Harbi’nin en çetin günlerde Ege ve Akdeniz’de Yunan Donanmasını bölmek üzerine 7,5 ay süren akın harekatı yapmış.

Akdeniz ve Adriyatik’te bir efsane olmuş gemi, Beyrut’tan Ege Denizi’ne doğru seyrederken 25-26 Şubat 1913’te iki gün dinlenmek ve kazan daire bakımı için burada kalmış. Kekova Adası, ana karada yer alan koya demirlemiş geminin, uzun direklerinin görülmesini engellediğinden, düşman gemilerinin fark edemeyeceği güvenli bir sığınak olmuş.

4. Gökkaya Koyu ve Korsan Mağarası

simena kekova

Gökkaya Koyu, tüm yörenin en dingin denizine sahip genişçe bir koy alanı. Bir yanında ana kara diğer yanında Kekova Adası ile irili ufaklı ada ve kayalıklarla çevrili. Kekova turuna çıkmış tekne ve yatların çoğu burada demirliyor. Çıktığım birkaç mavi turda bu enfes koyda kalma fırsatı buldum.

Kıyılardaki yamaçlar çam ormanıyla kaplı. Herhangi bir yerleşim yok, bakir yerler. Mavinin ve yeşilin her tonu karşınızda. Günübirlik tekneler burada öğle yemeği ve yüzme molası veriyor. En güzel zamanları ise teknelerin ayrıldığı havanın kızıllaşmaya başladığı sakin saatler. Akşamın kendini göstermeye başladığı zaman, maviden kırmızıya dönen bir gökyüzü ve yalın bir huzur hâkim oluyor.

Gökkaya Koyu’nun doğusunu çevreleyen Asırlı Adası’nın arkasında ise devasa Korsan Mağarası var, tekneler içerisine kadar girebiliyor. Doğal olmadığı, insan eliyle korsanlar tarafından açıldığı düşünülüyor. Bloğumdaki Akdeniz’in Mavi Tur Rotası: Kekova Adası yazıma yörenin bir haritasını koydum.

Gökkaya Koyu yakınlarındaki, Burç Koyu da görülmeye değer. Tepesindeki muhteşem manzaralı burçtan adını alan Burç Koyu’nun suları hemen yanı başındaki sodalı bir su kaynağıyla serinliyor.

5. Aperlai

aperlai antik kenti kekova
Mavi turdan, 2018

Aperlai, Kekova’nın Kaş’a doğru uzayan kesiminde, Sıçak Yarımadası üzerinde yer alan antik Likya yerleşimi. Roma devrinde komşuları İsinda, Apollonia ve Simena ile bir birlik oluşturmuşlar. Burası da tüm Kekova’da olduğu gibi depremden etkilenmiş.

Yerleşimin bir kısmı batık şekilde suyun altında. Şnorkelle yüzdüğünüzde bir kısmını görebiliyorsunuz. Demre, Kaş veya Üçağız’dan tekneyle ulaşım sağlanıyor. Kaş-Üçağız yolundaki Kılınçlı Köyü çıkışında kırmızı-beyaz çizgilerle işaretlenmiş Likya yolunun yaklaşık 7 km’lik parkurunu yürüyerek de buraya ulaşabiliyorsunuz.

Ülkemizin en popüler mavi tur rotalarından Kekova coğrafyasının, eşsiz durağı Kaleköy, günübirlik tekne turlarıyla 45 dakikaya sığdırılacak bir yer değil. Heyecan veren gün doğumu ve gün batımlarına şahit olacağınız, her bir sokağını doyasıya gezmek isteyeceğiniz benzersiz bir köy. Mümkünse mevsimden bağımsız gidip kadim taş evlerinde birkaç gün kalıp huzurun tadına varın.

2 YORUM 💬

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın