Makedonya Tatil

Amsterdam, Hollanda’nın başkenti ve Avrupa’nın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri. Hatta 2016 senesinden bu yana şehre giden turist sayısı o kadar artmıştı ki yerliler bundan şikayetçi olmaya başladığına dair haberler gözüme ilişmişti. Bir merkezden yelpaze şeklinde genişleyen kanalları ve bunun etrafında sıra sıra dizilmiş kırmızı tuğlalı ilginç evleriyle ikonik bir şehir olan Amsterdam’ın popüler olması için çokça sebep var.

Çılgın gece hayatı, kilometreler boyunca şehri sarmalayan nefis kanalları, hayranlık bırakan müzeleri, nefis çiçek pazarları ve uzayıp giden şahane bisiklet yollarıyla Amsterdam, sokaklarında eğlence ve keşfetme duygusunun hız kesmediği bir kuzey kenti. İnsanı kendisine hayran bırakacak etkileyici bir mimariye ve eğlenceli bir atmosfere sahip bu güzel şehrin adı kırmızı ışıklar ve yeşil dumanlarla anılsa da bundan çok daha fazlası var.

🧭 Amsterdam, bir şehirden beklenebilecek her şeyin tek bir yerde buluştuğu, kültürel zenginliği ve dünyaca ünlü müzeleriyle oldukça ilginç bir şehir, ancak trafik ve ambiyans bakımından ise küçük bir şehir kadar şirin. Sadece gezilip-görülecek bir yer değil aynı zamanda sunduğu özgür atmosferi, güvenli sokakları, nefis kafeleri ve etkileyici müzeleriyle tam da yaşanılacak bir şehir.

Yıllar evvel ilk gittiğimde kış mevsimiydi, soğuk sevmeyen ben yeteri kadar şehrin kişiliğini keşfetme fırsatı bulamamıştım. Oysa sonraki ziyaretlerimde o kadar çok gezdim ki belki de başka hiçbir şehir şehirde bulamayacağım eski kanalların, tarihi anıtların, mimari güzelliklerin ve gizli sokakların ambiyansının keyfini sonuna kadar çıkarabildim. Dolayısı ile rahat rahat övebilirim şimdi bu çekici şehri.

Özgürlüklerin Kenti: Amsterdam Gezi Rehberi

Amstel Nehri kıyılarına kurulması nedeniyle Amstel-reddamme adıyla anılan Amsterdam’ın kuruluşu 1200’lere kadar uzanıyor. 1296’da Hollanda kontlarının egemenliği altına giren bölge birkaç yüz yıla kalmadan Protestan ve Yahudilerin dini baskılardan kurtulmak için sığındığı şehir olarak büyümeye ve 1600’lere varıldığında ekonomik refahın yükseldiği bir şehir haline gelmiş.

Amsterdam, ticaretteki yenilikçi gelişmelerin sonucu olan Hollanda Altın Çağ olan 17. yüzyılda dünyanın en önemli limanlarından biri haline gelmiş. Bu yüzden 19. ve 20. yüzyıllarda şehir daha da genişleyip birçok yeni mahalle ve banliyöler eklenmiş. Bugün Amsterdam, 800 bin kişilik nüfusuyla dünyanın küçük başkentlerinden biri olmasına rağmen ülkenin turizm, kültür, sanat, ekonomi merkezi.

Bir şehirden beklenebilecek her şeyi bir arada sunuyor. Klasik söylemle beklentiniz neyse Amsterdam bunu size verecek zenginliğe sahip. Sokaklarında rastgele dolaştığınızda sıkılmıyorsunuz. Hele hava da güneşli ve mavi bir gökyüzü varsa, baktığınız her yer benim fotoğrafımı çek dercesine albenisiyle karşınızda duruyor.

Amsterdam’da tipik Hollanda iklimi hâkim, yani ne zaman ne olacağı bilinmez özetle. Mavi gökyüzünü görebiliyorsanız şanslısınız. İkinci gittiğimde hava normalken sonraki 2 gün bolca yağmur yağdı, ertesi gün masmavi gökyüzü görebilenlerden olduğumdan şanslıydım.

Yaz aylarında 20 derecenin biraz üstünde ılık günler sizi bekliyor. Ama yaz dışında yağmur, rüzgar ve soğukla yüzleşmeye hazır olun. Havanın genelde kuru ve güneşli olduğu, yaz aylarının kalabalığından kaçınabileceğiniz bahar ayları Amsterdam’ı ziyaret etmek için iyi bir zaman. Günler biraz daha kısa olsa da Ekim civarı da iyi bir dönem.

AMSTERDAM’A GİTMEK İÇİN NE GEREKİYOR
Amsterdam’a gitmek için ya Yeşil Pasaport sahibi olmanız ya da Schengen vizesi almanız gerekiyor. Henüz hiç vize deneyiminiz olmadıysa Vize Nasıl Alınır ve Vize Ücretleri Ne Kadar blog yazılarım size yol gösterir. Pasaportunuz yoksa Pasaport Çeşitleri ve Pasaport Başvurusu Nasıl Yapılır yazılarımı okuyun.

Yurt dışına çıkarken yurtdışı çıkış harcı ödemeniz gerekiyor. Daha uygun ve verimli bir Amsterdam tatili yapmanız için Seyahat Rehberi kategorisindeki uygun otel nasıl bulunur, vize/pasaport, hayat kurtaran akıllı telefon uygulamaları blog yazılarına göz atın.

AMSTERDAM’A NASIL GİDİLİR
Amsterdam, tüm dünyaya kusursuz uluslararası seferleri olan ülkenin en büyük havaalanı olan Schiphol Havaalanına sahip. Avrupa içinden sayısız uçuş var. Şehir hem ülke içinde hem de Batı Avrupa şehirlerinin büyük bir çoğunluğuna seferleri bulunan harika bir tren istasyonuna da sahip. Amsterdam Central Station’u aynı zamanda Shiphol’e direkt olarak trenle bağlanıyor.

Amsterdam Schiphol Uluslararası Havaalanı, dünyanın hemen her yerinden yüzlerce uçuşun gerçekleştirildiği, Avrupa’nın büyük aktarma merkezlerinden biri ve şehir merkezinin 17,5 kilometre güneybatısında yer alıyor. Amsterdam merkez istasyonuna 20 dakikalık bir tren yolculuğu ile kolayca ulaşılıyor. Türk Hava Yolları, KLM, Atlas Global, Onur Air ve Pegasus direk seferler düzenliyor.

Son gittiğimde KLM ile gitmiştim. KLM uçağı akşam 17:00’de İstanbul’dan kalkıyor ve 3 saat 40 dakikalık bir uçuş sonrasında Amsterdam’a varıyorsunuz. Yine pazar günü 20:00 uçağıyla da Atatürk Havalimanına dönüyor, böylelikle 2 gece ve 2 tam gündüz Amsterdam’ı keşfediyorsunuz.

Eğer Avrupa’nın başka bir şehrinden buraya gitmeyi düşünüyorsanız sayısız uçuş ve gayet güzel demiryolu bağlantısı var. Bir defasında Rotterdam gidiş ve Amsterdam dönüş şeklinde Hollanda’ya seyahat etmiştim. Daha ucuza gitmek için civardaki havalimanlarına da bakın. Utrecht, Rotterdam ve Hague gibi şehirlerle arası maksimum 1 saat.

Merkez İstasyon Shiphol Havalimanına direkt trenle bağlı. Sonrasında şehri keşfetmek için yürüyün derim. Tramvay, otobüs ve metro ile Amsterdam içi ulaşımı fazlasıyla kolay. Şehir merkezinde çok zaman geçirmeyi düşünüyorsanız bisiklet kiralayın. Merkez İstasyonu, Leidseplein ve Dam Meydanı gibi turistik mekânların civarında bisiklet kiralayabileceğiniz, bazıları büyük ve sayısız küçük mağaza var.

AMSTERDAM’DA NEREDE KALINIR
Amsterdam her yıl milyonlarca insan tarafından ziyaret edilen popüler bir şehir. Dolayısıyla şehirde ve çevresindeki her bütçeye uygun konaklama bulmak da çok kolay. Geceliği 15 Euro’dan başlayan hostel fiyatları, yaz dönemin hafta sonlarında 90 Euro’ya kadar çıkabiliyor. Doğru okudunuz, bir hostel için! Basit olsa da kahvaltı hemen hepsinde veriliyor. 1-2 yıldızlı oteller de hemen hemen aynı fiyatlara sahip.

Amsterdam’ın en tanınmış yerlerinden bir tanesi üç şubesinden biri şehre yakın bir plajda bulunan Flying Pig. Şehirde birçok yer bulunmasına rağmen The Flying Pig Downtown Hostel genç sırt çantalıların en çok tercih ettiği yerlerin başında. Red Light Dsitric’te yer alan Budget Hostel Heart of Amsterdam hostel de gayet güzel.

Son gidişimde kaldığım 4 yıldızlı NH Amsterdam Schiller otel hem şehrin karmaşasından uzak hem Amsterdam merkeze 15 dakika yürüme mesafesinde gayet güzel bir otel. Rembrandtplein Meydanında ve etrafta çok şirin kafe ve bar var. Park Plaza Vondelpark da şahane bir oteldir. Airbnb ile günlük kiralık ev tutmak da iyi fikir.

Amsterdam Gezilecek Yerler 📌

Amsterdam gezilecek yerlerin en bilinenleri, şehrin ana istasyonu olan Amsterdam Centraal Station’a yürüme mesafesinde. En fazla belki yarım saat yürümeniz gerekiyor, belki daha az. Şehir merkezi oldukça küçük ve çoğu dar sokaklardan oluştuğundan yürüyerek gezilmesi pek bir güzel. Akan trafiğe özellikle de bisiklet trafiğine özen gösterin.

Red Light District’te gündüz fotoğraf çekip Oude Kerk’i gezin; gece neon ışıkları altında yürüyün. Coffe Shop’larda kahve için. Wynand Focking likör evinde likör için. Heineken Experience’te bira yapım aşamasını izleyip ücretsiz bira için. Amsterdam’da gezinizin bir bölümünü de müzelere ayırın. İşkence ve Sex müzelerini gezin.

Bloemenmarkt çiçek pazarında renklerin arasında kaybolun. Sunday Markt ve Noordermarkt’tı görün. Waterlooplein’de ikinci el mağazalarını gezin. Bitpazarı ve Açık hava pazarlarındaki tezgâhları inceleyin. De Looier antika pazarını gezin. Nine Little Streets’teki minik kafeler ve butikleri gezin, hediyelik alın. Gouda Peyniri almadan dönmeyin.

Amsterdam’ın Cihangir’i olan Jordaan Caddesinde ve Grachtengordel Kanallarında yürüyün. Rembrandtplein ve Leidseplein meydanlarını görün. Nisan’da Keukenhof Flower Fields lale tarlalarına gidin. Vondelpark’ta çimlere yayılın. Kışın giderseniz kanallarda buz pateni yapın. Yazın giderseniz Blijburg plajında denize girin.

Eğer şehrin dışına çıkacak vaktiniz varsa harika yerler var. Meşhur rüzgârgülleri ve küçük balıkçı kasabalarını da görebileceğiniz Hollanda kırsalında gezinmek isterseniz Zaanse Schans, Marken ve Volendam’a gidin. Ben bu gezileri normal halk otobüsüyle kendi başıma yapmış olsam da, Amsterdam’dan kalkan yarım veya tam günlük turları tercih edin.

Bol manzaralı turlarda, otobüsle ulaşım, balıkçı kasabaları arasında kısa bir bot turu, peynir fabrikası ve tahta ayakkabı üreticilerine ziyaret ve bir tarihi yel değirmenine ücretsiz girişi sunuluyor. Daha da fazla vaktiniz varsa günlük Brugge‘e kaçın veya gidiş dönüş Brugge turuna katılın.

1. Dam Meydanı

Dam Meydanı, Amsterdam’ın tam da kalbi. Hem yaz hem de kışın çok canlı. Yorucu bir şehir turundan sonra, hoş ambiyansı ile biraz mola vermek isteyebileceğiniz bir yer. Hünerlerini gösteren akrobatlar, müzisyenler, aşıklar, meraklı gözlerle etrafı inceleyenler, fotoğraf çekenler veya anın keyfini çıkaran sırt çantalı gezginler ile dünyanın her bir yanından gelmiş turistler meydanı dolduruyor.

Amsterdam merkez tren istasyonunun 750 metre güneyinde bulunan meydanın etrafı görkemli mimari eserlerle çevrili. Meydanın yanı başında 1600’lü yıllarda belediye binası olarak kullanılmış Kraliyet Sarayı (The Royal Palace) yer alıyor. 1808’de Kraliyet Sarayına dönüştürülen sarayın yanında bulunan ve 15. yüzyıla ait gotik bir kilise olan Niewe Kerk (Yeni Kilise) taç giyme törenlerinin yapıldığı önemli bir yapı.

Meydanın öbür tarafında ise 22 metre yüksekliğinde bir obelisk ile Ulusal Anıt yükseliyor. II. Dünya Savaşı’ndan sonra savaş kurbanlarını anmak için ve özgürlüğün sembolü olarak dikilmiş. Savaşı temsil eden 4 erkek figür, barışı temsil eden kadın ve çocuk, direnişi temsil eden iki adam ve uluyan köpekler diğer sembollerin yanında tasvir edilmiş.

Obeliske gömülmüş 11 vazonun içinde vilayetlere ait topraklar 12. vazoda ise Endonezya’daki Onur mezarlığından gelen Toprak var. Anıt dünyanın her tarafından insanların buluşma noktası olarak sıklıkla kullanılıyor. Diğer bir yanda ise bal mumu heykelleriyle ünlü Madame Tussaud’s Müzesi bulunuyor.

Bir kış günü buz pateniyle dans eden romantikleri fotoğrafladığım Dam Meydanı, yaz başı döneminde yaptığım ziyaretimde capcanlı bir festival alanına dönüşmüştü sanki. Her bir köşede hünerlerini gösteren sanatçılar, sokak ressamları, gösteri ustaları, turistleri ve yerlileriyle tam bir panayır havası yaşatan bir yer.

2. Amsterdam Kanalları

Amsterdam Kanalları, şehrin kendine özgü mimarisini yaratmış. Nehirlerin kıyısında, zaman zaman sular altında kalan toprakların üzerinde, suları denetim altına almak için kazılan kanallar, geçmişteki şaşalı ve kozmopolit döneminden kalan bir miras. 17. yüzyılda Amsterdam’ın tarihi merkezinin etrafında simetrik bir görüntü oluşturacak şekilde inşa edilmiş ve mükemmel bir şekilde günümüze kadar da korunmuş.

Amsterdam, kanalların üzerinde yer alan tekne evleriyle sahip olduğu her şeyi avantaja çevirmiş. Kanal turları bugün şehrin en önemli turistik aktivitelerinden birisi. 16 ve 18. yüzyıldan kalma 6750 civarında şahane mimariye sahip bina, toplamda 160 kanal ile birlikte 8 kilometre karelik bir yere sıkışmış.

Uzunluğu 100 km’den fazla olan UNESCO Mirası Listesindeki Amsterdam Kanalları üzerinde bin beş yüzden fazla köprü var. Amsterdam kanalları üzerine kurulu köprüler, şehrin 90 adasını birbirine bağlıyor. Köprülerden 8 tanesi eski, ahşap, baskül tarzındaki köprülerden oluşuyor. Baskül köprülerden Magere Brug, yani Mager Köprüsü en güzel olanı.

Yılda 3 milyon kişinin katıldığı Amsterdam Kanal turları, oldukça çeşitli seçeneklerle turistlere sunuluyor. İsteyene kısa süreli hop on/hop off taksiler, isteyene içki ve yemek ikramları sunan lüks tekneler var. Bütçenize uygun birisine katılın. 1 saatlik kanal turu 16€. Hop on-Hop off kanal bot turu günlük bilet 21€. Akşam yemekli kanal turu ise 79€.

3. Red Light District

Red Light District, Amsterdam’ın canlı ve renkli kişiliğe ciddi katkı sağlayan bir eğlence bölgesi. Bir zamanlar artan uyuşturucu kullanımını kontrol edemeyen devlet, bunun sorumlusu olarak kendilerini görmeye başlayınca, sorunu kökten ve kontrollü çözmek amacıyla Red Light Bölgesini yaratmış.

Böylelikle hem şehrin dünyaca ünlü bir cazibe merkezi olmasını sağlamışlar, hem de legal ve kontrol edilebilir bir eğlence dünyası kurmuşlar. Red Light District, çok sayıda barları, seks shoplar, striptiz kulüpler ve aralarında üç Bulldog Coffee Shop olmak üzere her biri kendine has tarza sahip coffee shopları ile kendine münhasır bir yer.

Hemen herkesin De Wallen, yani daha iyi bilinen adıyla Red Light District ile ilgili değişik fikirleri veya tolerans seviyeleri var. Bir yandan hiç kimse para için vücudunu satmak zorunda kalmamalı diye düşünülse de diğer yandan ise Amsterdam normalde acımasız olan endüstriye biraz hakkaniyet eklemeyi başarmış.



Red Light District hakkında ne düşünürseniz düşünün, sadece gerçekliğini anlamanıza yardım etmesi için bile olsa, fahişeliğin açık sergilenişini bir kez olsun görün. Yasal fuhuş sunan ve vitrinlerinde yarı çıplak kadınları olduğu genelevler, seks shoplar ve tabi ki bolca cannabis bulunan kafelerin sıralandığı bir bölge burası.

Kırmızı neon ışıklarıyla aydınlatılan cafelerin yoğunlukta olduğu bölgede hayat burada gün batımı sonrasında başlıyor, en hareketli saatler ise gece yarısı, sabaha karşı da gittikçe sakinleşiyor. Ziyaret edebileceğin,z nefis cafe ve barları var. Dünyanın her lezzetini bulabileceğiniz restoranlar ve atıştırmalıklar sunan dükkanları ziyaret edebilirsiniz.

4. De Oude Kerk

Amsterdam Oude Kerk

De Oude Kerk yani Eski Kilise Hollanda’nın en eski kiliselerinden birisi. Red Light Distric’te yer alan ve 1306’da inşa edilen Eski Kilise’de 1500’lerden kalan bir kapı, belgelerin gösterdiğine göre 1275’de toplanan özgürlük bedelleri dâhil olmak üzere şehrin birçok imtiyazlarının kilitli tutulduğu Demir Şapele açılıyor.

16. yüzyılda eklenen ve harika bir şehir manzarası sunan kulede, 1658’de yapılan ve ülkedeki en iyi örneklerinden biri olarak değerlendirilen bir çan seti bulunuyor. Kilise, pazar hariç haftanın 6 günü 10.00-18.00, pazar günleri ise 13.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. De Oude Kerk giriş ücreti 15€, indirimli bilet 10€.

5. Zeedijk

Zeedijk, Amsterdam’ın eski merkezinde yer alan renkli ve eğlenceli bir cadde. Aynı zamanda Amsterdam’ın en eski setlerinden biri olan cadde. Şehri kasıp kavuran sayısız sele karşı korumak için 13. yüzyılın sonunda inşa edilmiş en eski duvarlar burada. 1980’lerde Hollanda’nın en kötü şöhretli yeriydi. Amsterdam’ın başlangıcından beri var.

Şimdilerde ise en gözde caddelerden biri. Birçok kafe, restoran ve mağazanın bulunduğu Çin mahallesinin de kalbi. Cadede 70’ten fazla anıt bulacaksınız. Avrupa’nın en büyük Budist tapınağı He Hua Tapınağı burada. Zeedijk’in ara kıvrımlarında ise bir dizi gey kafe var.

De Oude Kerk kilisesini gezdikten sonra köprünün karşısına, Amsterdam’ın en eski sokaklarından biri olan Zeedijk’e doğru 2 dakikalık bir geziye çıkın. Yol boyunca sıralanan çoğu 15. yüzyıldan kalmış ve şehrin hayatta kalmış en eski binası olarak düşünülen 1 Nolu dikey binaya yaslanarak duruyor.

6. Rijksmuseum

Rijksmuseum, Amsterdam’ın en önemli müzesi. Hollandalı Mimar Pierre Cuypers tarafından 1885’te inşa edilen ve 2012’de Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından tekrar açılan Rijksmuseum’da 8 bin sanat eseri, heykel, gemi maketleri, antika objeler, yöresel kıyafetler gibi Hollanda’nın en önemli sanat koleksiyonları sergileniyor.

Ünlü sanatçılardan Rembrandt, Vermeer, Frans Hals ve Jacob van Ruysdael gibi ünlülerin eserleri sergileniyor. Resimlerinin yanı sıra Rijksmuseum, 35 bin kitap ve el yazması içeren iyi donatılmış kütüphanesiyle oluğu kadar, Hollanda sanatı ile kültürünün gelişimini gösteren sayısız sergi eserleriyle de haklı övgüyü hakkediyor. Amsterdam’ın en popüler turistik aktivitelerinden birisi burayı görmek.

Amsterdam Müzeleri içinde en değerlilerden biri, gezilecek yerler listenize kesin olmalı. En az 2 saat ayırmanız gerek, sanat düşkünüyseniz yarım gün dahi yetmez. Müze, haftanın 7 günü 09.00-17.00 saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Rijksmuseum giriş ücreti 20 €, online bilet 19 €, 18 yaş altı ücretsiz.



7. Van Gogh Müzesi

Van Gogh Müzesi, kentin en çok ziyaret edilen müzeleri arasında ilk sıralarda. Dünyanın en ünlü ressamlarından Hollandalı sanatçı Van Gogh’a ait 200’den fazla resim, çizim ve mektup yer alıyor. İster trajik hayatından, isterse kayda değer yeteneğinden etkilenen bir buçuk milyon civarında ziyaretçi her yıl muhteşem Van Gogh Müzesi’ni ziyaret ediyor.

Müze 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Van Gogh Müzesi giriş ücreti 19 €. Bu fiyat yalnızca online satın alımlarda geçerli. Müze, yıl boyunca çok yoğun bir ziyaretçi trafiğine sahip olduğundan, gitmeden web sitesinden biletinizi alın.

8. Anne Frank Müzesi

Anne Frank Evi, II. Dünya Savaşını tuttuğu günlüklerde anlatan bir Yahudi kıza adanmış. Amsterdam’da Prinsengracht kanalına bakan müzenin 1635’e tarihlenen binası eski bir tüccara ait. 1942’de Frankfurt’ta Nazilerden kaçan Yahudilerden Frank ve Van Pels aileleri, 25 ay boyunca bu binadaki gizli bir dairede saklanmışlar.

Dünyanın en ünlü Nazi soykırımı kurbanlarından Anne Frank, 1942-1944 arasında burada saklandığı süre boyunca yaşadıklarını günlüğüne kaydetmiş. 15 yaşındaki ölümünden sadece birkaç yıl sonrasında dünya çapında çok-satan bir kitaba dönüşen günlüğünü Anne Frank burada yazdı. Evin büyük kısmı Anne’in yaşadığı dönemdeki gibi korunarak tarihin trajik bu dönemine ait dokunaklı bir anıt olarak gezilebiliyor.

Müze, 1 Kasım – 1 Nisan döneminde 09.00-19.00 (cumartesi günleri 09.00-22.00), 1 Nisan- 1 Kasım döneminde ise 09.00-22.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Anne Frank Evi giriş ücreti 10,50€, 10-17 yaş 5,50€, 0-9 yaş 0,50€.

9. Westerkerk

Westerkerk (Batı Kilisesi), Eski Kraliçe Beatrix’in 1966’da evlendiği kilise olarak ün salmış ve şehrin en popüler kilisesi. Gotik özellikler taşıyan mimarisiyle bir Rönesans kilisesi olarak 1630’da yapıldı. Amsterdam’ın en uzun yapısı olan Uzun John olarak bilinen 85 metrelik kulesi oldukça popüler.

Kulenin içinde saatleri bildiren bir çan takımı var ve çan çekicinin ağırlığı tam 200 kilogram, 48 adet çanın en büyüğü ise 3.25 ton. Bir zamanlar kilisenin dışında bulunan Rembrandt’ın mezarı daha sonra kilisenin içine taşındı.

Kilise, pazar hariç haftanın 6 günü 11.00-15.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Cumartesi günleri 10.00-17.30 saatleri arasında açık. Westerkerk Kilisesi’ne giriş ücretsiz, Westerkerk Kulesi giriş ücreti 7€. Kule, 10.00-19.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

10. Begijnhof

Begijnhof, birçok turistin eğlenceden eğlenceye koşarken kolayca fark edemedikleri, şehir merkezinin huzurlu mekânlarından birisi. Yazık ki Amsterdam’ın bu eski ve çarpıcı köşesi gezilecek yerler listesinde kendine pek yer bulmuyor. Eski evlerin birçoğu kullanılıyor olsa da onları sarmalayan küçük ara sokaklar ve yollar halka açık. Bu yüzden keşfetmekten çekinmeyin.

Amsterdam’ın 14. yüzyıldan bu yana ayakta kalan son kalan ahşap evi ve şehrin en eski evlerinin son derece bakımlı yeşil bahçeleri kesinlikle görmeye değer. Halen hizmet vermekte olan küçük şapelinde bölgenin eski sakinleri olan ve komün bir hayat yaşamış olan koyu Katolik kadınların mezarları görülebilir.



11. Rembrandt House Museum

Rembrandt’ın Evi Müzesi, Eski Amsterdam merkezde bulunuyor. Dünyaca ünlü Hollandalı ressam Rembrandt’ın 1639-1660 yılları arasında yaşadığı evin 1906’da restore edilerek müze haline getirilmesiyle oluşturulmuş. Dam Meydanına 15 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan müze 1909’dan bu yana ziyaretçi ağırlıyor.

Ünlü ressamın evi ve atölyesi olan yapıda çizimleri, heykelleri ve tablolarından oluşan yaklaşık 250 eser yanında, kişisel eşyaları ve kullandığı aletler de yer alıyor. Orijinaline sadık kalınarak restore edilen müzede Rembrandt’a ait 290 gravürün tamamı sergileniyor. Müze severlerdenseniz listenize alın.

Rembrandt Müze Evinden 2 dakikalık yürüyüş mesafesindeki Protestan Zuiderkerk Kilisesi (Güney Kilisesi) Rembrandt’ın üç çocuğu ve bir öğrencisinin mezarları var. Şehirde Rembrandt ile ilgili diğer gezilecek yerlerden birisi de sayısız kafe, restoranın yanı sıra ünlü ressamın heykeli ile ünlü Rembrandt Meydanı.

Müze, haftanın 7 günü 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. 27 Nisan ve 25 Aralık’ta kapalı. 24 ve 31 Aralık’ta ise 17.00’de kapanıyor. 1 Ocak’ta ise 11.00’de açılıyor. Rembrandt’ın Evi Müzesi giriş ücreti 14€, 6-17 yaş ziyaretçiler 5€, I Amsterdam City Card sahiplerine ücretsiz.

12. Stedelijk Museum

Stedelijk Museum (Amsterdam Kent Müzesi), 1895’de kurulmuş ve Avrupa’nın en etkileyici modern sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. 19. ve 20. yüzyıl, Felemenk ve Fransız resimlerine odaklanarak, Van Doesburg, Mondrian ve Rietveld’e ait örneklerle De Stijl akımını; Rosenquist ve Warhol’un çalışmalarıyla Pop Art gibi çeşitli meşhur sanat akımlarını ön plana çıkartan müze, Chagall, Dubuffet, De Kooning ve Matisse gibi büyük ressamlara da yer veriyor.

Sanatseverlerlerin listesinde yer almalı. Müze, cuma hariç haftanın 6 günü 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Cuma günleri ise 10.00-22.00 saatleri arasında açık. Stedelijk Museum giriş ücreti 18,50€, öğrenci 10€, I Amsterdam City Card sahiplerine ücretsiz.

13. Heineken Experience

Heineken Experience, aslında müzeden çok bir deneyim mekanı. Ülkenin ünlü bira firması olan Heineken ile çeşitli eğlenceli sunumların yapıldığı bir nevi interaktif bir müze. 1988’e kadar Heineken’in genel merkezi olarak kullanılan bina şimdilerde Heineken’in tarihçesi ve bira yapımı gibi bilgiler sunuyor. Turistler tarafından yoğun ilgiyle ziyaret edilen müzede ücretsiz bira ikramı da var.

Müze, pazartesiden perşembeye 10.30-19.30 (son bilet satış 17.30, cumadan pazara kadar ise 10.30-21.00 (son bilet satış 19.00) saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. 24 Aralık ve 31 Aralık tarihlerinde saat 16.00’da kapanıyor. Heineken Experience giriş ücreti 21€, 12-17 yaş 17,50€. Online bilet alımında 3€ indirim yapılıyor.

14. Çiçek Pazarı

Hollanda denince akla yel değirmenleri, bisiklet, klompen ve peynir dışında bir de lale geliyor elbet. Instagram fotoğraflarında gördüğünüz lale bahçeleri görmeyi hayal etmeyin tabi. Burada buket buket laleler, lale soğanları, magnetler, klampen ve diğer Hollanda’ya dair hediyelik eşyaları bulabilmeniz mümkün.

Ben alışverişten anlamam ama, eğer birilerine veya kendinize bir şeyler alacaksanız burası ideal. Çiçek Pazarına paralel uzanan dükkanlarda Amsterdam’ın ünlü peynirlerini de tatmayı unutmayın.

15. Vondelpark

Vondelpark, Amsterdam gezilecek yerler arasında en huzur veren yer ve parkların da en güzeli. Museumplein bölgesinin yakınında, şehrin tam ortasında yer alıyor. Zaten Amsterdam ve çevresi yemyeşil bir şehir. Şehrin sokaklarını arşınlayıp da yorulduğunda, kıvrılabileceğin bir park veya meydan bulabiliyorsun hemen.

Her yaştan insanı gezerken, bisiklet kullanırken, spor yaparken görebiliyorsunuz burada. Sanki şehirde değil de bir ormanda, botanik parktaymışsınız gibi hissettiriyor ki aynen de öyle. Gidin görün.

Şehrin botanik bahçesi Hortus Botanicus Amsterdam dünyanın en eskilerinden biri. Buraya 5 dakikadan kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan Natura Artis Astra, dünyanın her yerinden ilgi çekici hayvanları ile tarihi binalarla donatılmış gölgeli bir bahçede Amsterdam’ın muhteşem hayvanat bahçesini oluşturuyor. Çocuklu aileler gezilecek yerler listesine alabilir.

AMSTERDAM’DA NE YENİR
Dünyanın farklı coğrafyalarından çok sayıda insanı ağırlayan kentte dünya mutfaklarının neredeyse hepsini bulmak mümkün. İtalyan, Türk, Arap, Fransız, Hint, Çin, Etiyopya, Rus, Japon, Yunan, İran ve Latin Amerika lezzetleri şehrin her yerine yayılmış. İlginç lezzetler tatmak istiyorsanız Febo’ya uğrayın. Waffle tadın, kızarmış patatesinizi yerken meydanda insanları izleyin.

Amsterdam’ın çeşitliliği çok değişken restoranlarına da yansıyor. Birçok Asya restoranı, falafel barları (Her yerde!), Surinam mutfakları ve gece yemek servis eden Eatcafe gibi yerlerden bolca var. Aynı zamanda her zamanki turist barları ve restoranlarından da bulabilirsiniz; bazıları harika, bazıları ise o kadar değil.

Waffle ve dondurma stantları çok fazla. Tatlıya veya atıştırmaya benim gibi düşkünlüğünüz varsa, pek güzel! Gerçek Hollanda peynirini deneyin. Süpermarkette sosislere, kuru ve tütsülenmiş et çeşitlerine bir bakın. Duvarda asılı slot makinesi şeklindeki “fast food” makinalarında bulunan burgerlerden uzak durun, bir süre sonra çöp yediğinizi fark ettiğinizde bütün ilginçliği kayboluyor. Ama tatları güzel ve fiyatları uygun.

AMSTERDAM’DAN NE ALINIR
Amsterdam bir Avrupa şehrinden bekleyebileceğiniz her türlü alışveriş imkânına sahip. Keyifli bir alışveriş gezintisi için çok sayıdaki pazar yerleri son derece sevimli seçenek. Şehrin farklı bölgelerinde kurulan, etnik çeşitliliğini ortaya koyan ve genelde büyük çaplı indirimleri olan pazarları arayıp bulun.

Pijp Bölgesindeki Albert Cuypmarkt en bilinenlerinden bir tanesi. 1886’dan beri kurulan Amsterdam’ın bitpazarına, Vlooienmarkt’a gidin. Çok daha fazla bitpazarı, organik besin pazarı, antika tezgâhları ve tabii ki meşhur Çiçek Pazarı yine burada.

Singel Kanalında yer alan ve kusursuz güzelliğiyle yüzen bir pazar şeklinde düzenlenen Yüzen Çiçek Pazarı, birbirinden çeşitli güzellikte çiçeğin yer aldığı rengârenk ve capcanlı bir bölge. Burada içinde bolca lale bulunan hediye sepetleri var, gerçekten çok güzel bir Amsterdam hatırası.

Alışveriş yapılacak en iyi sokakların çoğunluğu 15. yüzyılda koyun pazarı olan Muntplein Meydanına serpilmiş. Amsterdam’daki en ünlü alışveriş sokağı ise tren istasyonundan Dam Meydanına doğru ilerleyen ana cadde Damark’a paralel uzayan Kalverstraat. Dam Meydanı da aynı zamanda kalburüstü Beijenkorf perakende zincirlerinin amiral mağazasına ev sahipliği yapıyor.

AMSTERDAM GECE HAYATI
Birçok insan Amsterdam’ı seçeneği bol ve uç noktalardaki gece hayatı için ziyaret ediyor. Amsterdam gece hayatı sadece Red Light District’ten ibaret değil. Amsterdam’da gece hayatının iki ana bölgesi Rembdandtplein ve Leidseplein ve her ikisi de meşhur kulüplere sahip. Amsterdam kültürünün önemli bir parçası olan kafeleriyle ünlü Jordaan bölgesi de doğru adres.

Hostel veya otelinizden de tavsiye alın. Amsterdam’da hafif uyuşturucu satışı ve kullanımı Coffee Shop adı verilen yerlerde serbest. Bu mekânların farklı etki gücüne sahip ot menüleri var. Bu konuda iyisi mi Amsterdam Gece Hayatı blog yazıma göz atın.

🍸 Escape: İki bin kişilik kapasitesiyle Amsterdam’ın 1987’den beri gece hayatına yön veren en iyi klüplerinden biri. Multimedya, modern dans, görsel ve ışık efektli gösteriler, özel partiler, house, tekno ve progressive müzikler ve DJ performansları ile çok popüler bir mekân. Gece 23.00’te açılıyor. Giriş ücreti 9€ giriş, kıyafet ve çanta vs bırakma 5€. En ucuz içecek fiyatları 9€’dan başlıyor.

🍸 Paradiso: Amsterdam’ın en önemli diskosu, kilisenin içine inşa edildiğinden çok havalı bir atmosfere sahip. Kapılar her akşam caz, fusion, latin, funk, garage, ska ve deep soul disko stillerinde açıyor. Günün belli saatlerinde açılan gişelerde sergilenecek performansa göre talep yoğunluğu olabiliyor. Rolling Stones, Dawid Bowie, Prince gibi isimler burada konser vermiş. Giriş ücreti 20 €.

🍸 Jimmy Woo: Amsterdam’ın en popüler kulüplerinden biri, her daim kalabalık oluyor. Etkileyici iç dekorasyonu ve dünyaca ünlü Dj performanslarında dans etmeyi sevenler için birebir. Gece 23.00’te açılıyor. İçeri giriş 15 €, tuvaleti kullanayım derseniz her defasında 2 € ödemeniz gibi bir saçmalığı var.

🎶 Melkweg: Eski bir süt fabrikasının restore edilmesiyle konserlerin düzenlendiği, tiyatro ve sinema gösterimlerinin yapıldığı bir kültür merkezi olan Melkweg, önemli konserlerin yanı sıra farklı müzik etkinliklerine ve parti organizasyonlarına da ev sahipliği yapıyor. Canlı performans vermek için güzel bir yer. Giriş ücreti 13 €. İçecekler pahalı değil, salı günü giriş ücretsiz!

🎶 Sugarfactory: Görsel sanatlar ve müziği bir araya getiren bir gece kulübü olan Sugarfactory, groove ve jazz dinlemek için en iyi seçeneklerden biri. Eski bir şeker fabrikasının restore edilmesiyle dönüştürülen mekân Melkweg’in karşısında yer alıyor. Etkinlikler için kesinlikle mükemmel bir kompleks.

🎶 Panama Club: Tiyatro, gece kulübü, bar, stüdyo, kafé ve restoranı bulunan, farklı tarzların, kültürlerin, müziğin ve sanatın buluştuğu bir mekân. Giriş 18€, ayrıca tuvalet de ücretli.

🎶 Hotel Arena: Arena’nın mutlu kalabalığı, Dj, rock, house, tekno tarzı eğlence sunan Hotel Arena yüz yıllık bir kilisenin dekore edilmesiyle oluşturulmuş bir mekân.

🍷 Café ‘t Smalle: Amsterdam’ın eski ve nostaljik kafelerinden biri olan Cafe’t Smalle, 1780’li yıllardan kalma küçük ve şirin bir kafe. Anne Frank Müzesi’nin hemen aşağısında güzel bir yer. Güzel havalarda terasının epey kalabalık olduğunu hatırlatayım. Şirin kafe, muhtemelen Amsterdam’daki favorilerilerinizden biri olabilir.

🍷 Jazz Café Alto: Haftanın yedi günü caz müzik dinlemek isteyenler için birebir olan kafe, akşam saat 20.00’de nerdeyse sabaha kadar saksafon eşliğinde şahane vakit geçirmenin garantisini veriyor. Bir şeyler içip canlı caz müziği dinlemek için çok iyi bir alternatif. Giriş ücreti 5 €. İçki fiyatları makul, ayrıca kaliteli bir kitlesi var.

🎰 Holland Casino: Amsterdam’ın en büyük kumarhanesi. 8 yaşından küçüklerin girişi yasak. Giriş ücretli 5 €, kart alındıktan sonra sınırsız serbest giriş. Casinonun kapısında kıyafet ve pasaport kontrolünün yapıldığını hatırlatayım.

Amsterdam gezi rehberi şimdiye kadar yazdığım en uzun blog gezi rehberi içeriklerinden biri oldu. Amsterdam hakkında bilgilerimin tümünü yazarsam sanırım bunun 3-5 katı bir yazı çıkar. Amsterdam ile ilgili blogdaki diğer yazılara da göz atın. Ya da boşverin, atın kendinizi bu kırmızı tuğlalı şehrin sokaklarına sadece içinizdeki sesi dinleyin. Amsterdam gerçekten güzel bir şehir.

MaltaFlyista
Önceki İçerikCapri Adası Gezi Rehberi
Sonraki İçerikUNESCO Mirası Sveti Naum Manastırı, Ohrid
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

46 Yorumlar

  1. 15 maddelik listede Vondel Park’ta olmalıymış 🙂 Gerçi yazınızın içerisinde bahsetmişsiniz ama bence en az yarım gün ayırıp, çimlerde yayılma, bisiklet sürme, piknik yapma gibi aktiviteler yapılabilir. Teşekkürler

  2. Merhaba Kemal bey Amsterdam’a turla gitmeyi düşünüyorum bundan önce 2 kere Schengen aldım fakat 1 yıl önce Fransa’dan red yedim. Üniversite öğrencisiyim ablam sponsor olacak. Red olayı beni kotu bir sey olarak engeller mi vize almamda? Bunun icin ekstra bir şey yapmam gereklimidir? Tessekurler

    • Daha önce red almış olman kayıtlarda olumsuz görünür, ancak önemli olan evraklarının sağlamlığı, hesabındaki bilgiler, kredi kartı limitleri. Kısaca admalara sadece gezmeye gittiğini, geri döneceğini ispat etmen lazım. Bir ön yazı yazıp sadece gezmeye gitmek istediğini, tur rotasındaki bazı yerlerin isimlerini yazarak buraları merak ettiğini belirten bir ön yazı yaz. Büyük tur firmaları ile gitmek belki de biraz daha yardımcı olabilir.

  3. Güvenli, temiz ve uygun fiyatlı bir şehir. Ucuza yeme içme bulmak kolay, kahve ve içkiler İstanbul gece hayatından daha ucuz. İnsanların uyuşturucu kullandığı bir yer diye düşünülüyor, ama yanlış, uyuşturucu ve kapalı mekanlarda sigara içmek dahi yasak. Marijuana keyif verici bir madde, uyuşturucu değil, ama insanlar önyargıyla yaklaşıyorlar. Gece gündüz güvenerek gezebilirsiniz. Müzeler dediğiniz gibi çok zengin ve güzel. Medeniyet nedir şahit olacağınız bir ülke.

Yanıt yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz