Geçen gün annem soruyordu “Nereye kadar böyle gezeceksin?” Babam ise “Neden bir iş bulup çalışmıyorsun?” diye sorarken; önceki hafta gittiğim bir konserde tanıştığım bir arkadaş ise benim bir şeylerden kaçtığımı söylüyordu. Bir şeylerden kaçtığımı veya neyi aradığımı merak edenlerin sorduğu sorularla dolu mesajlar posta kutuma düşüyor. Uzun süre yolda olan ve yerleşik yaşamayan insanlar hakkında böyle bir algı oluşabiliyor.

Bu satırları okuyan birçoğunuzun seyahat tutkunu olduğunu tahmin edebiliyorum. Birçoğumuz sevsek de sevmesek de bir işe sahibiz. Koca yıl çalıştıktan sonra elde edilen o kısacık izin dilimlerinde, bayramda seyranda bir yerlere kaçma hayali birçoğumuzun rüyalarını süslüyor. İmkânımız elveriyorsa gidip bir veya birkaç ülke görüp yuvamıza geri dönüyoruz, ama ne zaman ki birileri bunu bir yaşam tarzı olarak yapınca bunu da garipsemiyor değiliz. Sahi bir insan neden uzun süre kendini oradan oraya atar ki? Ya savuracak çok parası olmalı yâda gemileri yakmış olmalı, belki de bir şeylerden kaçıyor veya arıyordur gibi düşünceler etrafta uçuşmaya başlıyor. Çünkü gerçek dünya da hele hele bizim gibi ülkelerde bu biraz gerçek dışı veya anlaşılmaz kabul ediliyor.

Bundan belki 5-10 yıl öncesine dönsem ben de aynı şeyleri düşünecektim. Yakaladığım fırsatlarda kendimi yurtdışına attığımda evimi ve işimi fena özlüyordum. Kendini yollara vurmuş birilerini duysam belki ben de öyle düşünürdüm: Bir şeylerden kaçıyor olmalı!!

Evet, tamamen doğru! Kesinlikle bir şeyler arıyorum ve birçok şeyden kaçıyorum. Bir önceki mesut kabul ettiğim yaşantımı reddediyorum –ki o zamanlar da çok mutluydum. Dünya ülkelerine, kültürlerine, insanlarına önyargılarla dolu düşüncelerden kaçıyorum.

otobüs turları

Kanatlarımı açıp, önyargılardan arınmış özgür bir ruh haliyle farklı kültürleri, coğrafyaları, egzotik güzellikleri ve lezzetleri keşfetmeye çalışıyorum. Ben normal(!) addedilen dünyadan gerçek dünyaya kaçıyorum. Aslında normal(!) denilen dünya pek de normal gibi görünmüyor artık gözüme. Klasik bir döngü içerisinde işleyen bir ofis hayatı, ulaşım ve trafikte heba edilen yorgun ve gergin saatler, akşam veya hafta sonu saatlerini yapılması gereken işlere ayırıp bir koşuşturma havasında süren, yorucu, yıpratıcı ve gerici bir hayat. Faturalar, faturalar ve faturalar… Sistemin dişlisiyiz.

Bunun yerine daha keyifli ve eğlenceli bir hayatı kim istemez? İstemeyen var mı aramızda? Fiji’de şnorkelle dalmak, Avustralya’nın göbeğindeki kutsal Uluru Kayası‘nı görmek, Bali’de Hindu seremonilerini bir köşeye çekilip izlemek, Mabul Adası‘nda dalmak, zamanın yavaş aktığı bir coğrafyada ayağı uzatıp eşsiz doğal güzelliği izlemek, çılgın aktivitelere katılmak, uçağa binip gökyüzünden süzülmek, dünyanın en güzel denizlerinde ve plajlarında akvaryum gibi denizlerde yüzmek, çılgın partilere katılmak… Kim istemez?

Doğru ya bunları istemeyeniniz çıkacaktır elbet, saygı duyarım. Önümüze kapılar açılsa da bunu görmeyecek veya reddedecek birilerimiz çıkar, bilinçli veya bilinçsiz. Sistemin içerisinde eridiysek çemberin dışına çıkmaya cesaretimiz kalmadığı gibi çıkmak isteyenleri de frenleriz. Aklımız dışında, kendimiz çemberin içerisindeysek eğer o zaman kurtulmanın yollarına bakarız, bakmalıyız da!

Hayat kısa ve bunu da sadece bir kere yaşarsınız. Ben dilediğim gibi bir yaşanıyı –imkan ve fırsatlarım ölçüsünde– yaşamak istiyorum. Geride bıraktığım mutlu yaşantımdansa şu anki mutlu yaşantımı tercih ediyorum. Bana anlat dediklerinde delice şeyler yaptığımı anlatmak ve daha da delice şeyler yapacağımı söylemek istiyorum.

Yolda Olmak, yolculuk, seyahat veya dünya turu, adına her ne dersek diyelim; yola düşmek özgürlük ve hayata daha da çok yaklaşmak bana göre. Sadece artık standartlaşmış insan bakış açısının ötesinde biraz farklı bir yaşam bu. Çok zaman, birçok yerde tek başına mutluluğu tüm hücrelerimde hissettiğimde dudaklarımın kenarında gülümsemeyle kendime “Şu an neredeyim ve ben ne yapıyorum!” dediğim çok oldu; buydu yaşamak ve özgürlük. Uzun ama sıradan bir ömür yerine, kısa ama böylesi mutlu anlarla dolu kısa bir yaşamı tercih ederim.

Evet, aynen doğru, ben kaçıyorum, gerçek dünyayı yaşamak için. Şu an tekrar yollara düşmeyi dört gözle bekliyorum. Problemlerden kaçmak için değil, aşağıdaki gibi gülümseyen yüzleri görmek, farklılıkları anlamak ve yeniden kendimi ve dünyayı keşfetmek için.

Tiger Cave Temple, Krabi Tayland
Marudi, Sarawak, Borneo
Tonle Sap Lake, Kamboçya
Luang Prabang, Laos
Darwin, Avustralya
Bodrum, Türkiye
Batad, Luzon, Filipinler
Choobar, Astara, İran

7 Temmuz 2012, İzmir

Önceki makaleHostel Nedir?
Sonraki makaleJerveni Cave Hotel, Kapadokya
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşık birisi. 14 yıl çalıştığı şirketiyle yolları ayrılınca, hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gitti. 22 ay boyunca Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat etti.

87 YORUMLAR

  1. Hayat gaye amaç hedef ay sonu beklenti sorumluluk tekdüze yaşam kredi vs. daral geliyor insana. En güzelini siz yapıyorsunuz Kemal Bey. Bence modern Evliya Çelebisiniz. İmreniyor gıpta ile takip ediyorum. Sevgiler

  2. Merhaba tesadüfen sitenize rastladım ve sürekli incelemekteyim. Aslında sizi kıskanmadım dersen yalan olur. Gezmek insanın ruhunda var. Ne mutlu size. Başarılar dilerim…

  3. Kimi zaman tüm planlarınızı hatta bazen tüm yaşamınızı çok basit ve üstüne düşünüLmemiş bir mutluluk olasılığıyla değiştirmektir, değişmektir seyahat. Keşke kaçış kelimesinin insanlar üzerindeki ifadesi korkaklık değil, bu şekilde cesaret anlamını yüklese herkes için…

  4. Kemal Bey
    Sitenizi gazeteden öğrendim ve hemen ilgimi çekti. Şu an tam olarak inceleyemedim işlerimden dolayı bu nedenle şimdi yazacağım konu ile ilgili çalışmalarınız varsa sorumu af ediniz lütfen…

    Bir boğa burcu olarak güzel yemeklere ve güzelliklere düşkünlüğüm beni de değişik yerlere gitmeye teşvik eder hep imkanlarım ölçüsünde.
    Yurt içinde tek başıma gidebilsem de yurt dışında yabancı dilimin kendi başıma seyahat etmeme yetmemesinden dolayı turlara mahkum olurum ve tabi ki bu da daha pahalıya mal olduğu gibi beni de özgür kılmıyor.

    Psikolog Rehber Öğretmenim ve çalışmak zorundayım. Ancak yarı yıl tatilinde ve yaz tatilinde 2 ay gezmeye çalışıyorum az da olsa. Size sormak istediğim sizin gibi gezen insanlara yönelik grup gezileri planlıyor musunuz?

    Saygılarımla…

  5. Bize normal olarak dayatılan sistemden çıkabilmek (!) anormal olarak görülüyor, haklısınız. ‘Madem normal neden bu kadar zorlanıyoruz?’ ve ‘Neden bu kadar yoruluyoruz?’ ve ‘Buna rağmen mutlu değiliz?’ sorularını sorarak, gerçeği görmemiz gerekiyor.

  6. Dunyanin her yerini gezmek gormek ozellikle de kizima gostermek istiyorum. Her tatil firsatini degerlendirmek istiyorum. Ama beni en cok maddi manevi yorun kismi Vize kismi. Vize almak icin dunyanin parasini harca ve aldigin vize suresi bazen sadece 10 gun ile kisitli olsun. 🙁 Bunun icin onerebileceginiz ipuclari var midir acaba?

  7. ” Kendime ait bir gerçeği öğrenmek için, başka insanların içinden geçmeliyim” sanırım bu cümle bile tek başına, yolda olmanın ne kadar gerekli bir uğraş olduğunu anlatıyor.

  8. Uzun süredir Facebook sayfanızdan gezilerinizi takip ediyorum. Özenmemek, kıskanmamak mümkün değil. Kendinizi anlatmış olduğunuz bu yazıdan çok etkilendim açıkcası. “Gerçek dünyayı yaşamak için kaçmak” bundan daha güzel ifade edilemezdi herhalde amacınız. Umarım bizde bir gün bu cesareti gösterebiliriz.

  9. Sitedeki bütün yazılarınızı okudum ama kendinizi anlatan bu yazınızı en az üç kez okudum. Hayatımın her alanına dokundu bazı kelimeler. Aileyle ilişki, toplumla ilişki, yaşamla olan ilişki ve en önemlisiyse kendimizle olan o en derinlerimiz. “Ben ne yapıyorum?” ben resim yapıyorum. Hem de kendimi bildim bile. Ailem hep sordu bu kız ne yapıyor, ne yapacak, ne den resim? Arkadaşlarım bazıları cesaret edip sordular, bazıları bakışlarıyla sordu, bazıları anlamaya çalıştı, bazen de her şey bir hiç oldu… Hayatın en muhteşem duygusu resim yapabiliyor olmak ve onu hiç bırakmak istemiyor olmak. Toplumun ise en zor ve en parasız mesleği ressamlık. Hatta meslek olarak bile görülmüyor. Sabrınla, kendinle her gün sınandığın ve çaresizlikle en çok karşılaştığın üretim sancıları…

    Elbet deki hüznü de unutmamak gerekiyor o da toplumumuzun en yalnız çocuğu. Öfkeli toplumun hüzünlü çocukları değil miyiz? Bende öfkeli toplumun hüzünlü çocuklarından biriyim. Bunu kabul etmek istemesem de yaşadıklarım, düşündüklerim, yapmak istediklerim, yapmaya çalıştıklarım, yapamadıklarım, hayal kırıklıklarım… ve gerçek olarak önüme gelen uyumsuz durumlar. Artık yaşım gelmiş, elimin ekmek tutması gerekiyor, sigortalı bir iş, hatta sırtımı devlete dayarsam çok daha iyi olur. Peki mutlu olacak mıyım? Peki sen ne yapmak istiyorsun sorusunu kim soracak? Bu soruyu birilerinden beklemeli miyim? Zaten hep birileri tarafından yönetilmedik mi? En çok sancıları bu nedenlerden dolayı yaşanmıyor mu? Sayısını bilmediğim kadar ailemle mesleğimden dolayı kavgalar ettik. Kırdım, kırıldım, onlarda kırdılar, kırıldılar… Ben bir ressamım, hayatımda mutlu olabildiğim tek yer tuvalin karşısı! Renkleri kim reddede bilir ki?

    Yaşamın her köşesinde olan renkleri kim yok edebilir ki? Beni renkleri sevmekten kim vaz geçirebilir ki? İçten içe gelen güçlü duyguları nasıl durdurulabilinir ki? Bunlara cevap verebilseydim belki bırakırdım onu sevmeyi, onun peşinden koşmayı. Ama ondan başka hiç kimseyi ve hiç bir şeyi daha çok sevemedim. Belki kendi mi bile… Hep mutluluktan, aşktan, sevgiden bahsediliyor çok uzak diyarlardan gelecek bir mucize, bir beyaz atlı gibi. Oysa ki ben mucizenin kendisine sahibim. İnsan bildiği mutluluğu bırakmak istemesi aptallık olsa gerek. Öyle yoksulluklardan geçtim ki “herkesin birer ağzı var ne yazık ki. Konuştukça batan ağızların sayısı %50 geçiyorsa iyi niyet adı altında yapılan konuşmaları birkaç kez gözden geçirmek gerekiyor. O kadar çok öneri ve tavsiyeler de bulunuldu ki, oysaki hiç böyle bir talebim olmamıştı. Söylenenleri duydum mu hayır? Gördüm mü konuşanlar kimlerdi? Tabi ki de önemsizdi… Ama bir an yaşadım ki dört yıl önce hiç unutamadım. Konu mesleğim ve çok sevdiğim abimle yine tartışıyoruz.

    Sevdiğimiz ve göze aldığımız bir yaşamı seçmiş olmak ve büyük bir mücadelenin içine girmiş olmak genelde birilerine ağır gelebiliyor. O zaman kişi kim olursa olsun savaş başlıyor. Cesaret acımasız kelimelerle okunu karşılıklı olarak fırlatır. İnsanların bir biriyle konuşma şekilleri hayli değişken oluyor. Bizim ailede de her sohbet sancılıdır ama hep iyi niyetlidir. İyi niyet acımasız kelimeleri kullanarak kendi yaptırım gücünü oluşturmaya çalışıyorsa o zaman ya dimdik durulmalı ya da boyun eğilmeli.

    Elbette bu deli cesareti olan kız hiç susar mı? Abim hüznünden, benim yaşamımın yoksulluğundan, öğretmen olmamı istemesinden, yaşımın ilerliyor olmasından bağırarak bahsederken. Kısık sesle verdiğim cevaplar tatmin etmedi. Mutluyum ve mutlu olduğum mesleği yapıyorum demek ikna edici olmadı. Birçok insan için resim öğretmenlikten arta kalan zamanda yapıla bilecek bir hobidir.

    Hayatımla ilgili planların bir kısmı hazırlanmış ve benim evet demem beklendi. Yarım saate yakın bir zaman diliminde öyle bunalmış ve öyle korkmuştum ki bir daha resim yapamamaktan, hayatımın elimden alınmasından, bir daha sevdiğim şehrim İstanbul’a geri gelememekten, atölyemde olamamaktan o kadar korktum ki… Gözlerimin önünden korku yüklü gemiler geçerken beni dinlemek istemeyen birisi. Ve bu birisi hayatımda en sevdiğim insan. Abim, ailem, gülüşünün bütün mevsimler kadar güzel ve coşkulu olduğunu düşündüğüm insan! Beni güzel sanatlar lisesine kendi elleriyle yazdıran ve yeteneğimin olduğuna inanan insan. Yaşadığım karmaşa ve korku içinde sadece şu cümleyi kurduğumu hatırlıyorum; “Senin ben den istediğin hayatı tercih edip, sonrasında mutsuz olup, mutsuzluğumla başa çıkamayıp intihar etmek zorunda kalırsam, bu durumla yüzleşe bilecek misin?”. Bu soru karşısında ikimizde derin ve uzun bir sessizliğe büründük. O günden sonra bir daha mesleğim hakkında benimle hiç tartışmaya girmedi. O tartışma ikimizin yaşamında hiç unutulmayacak bir iz bıraktı. Hayatımın tek bir anlamı vardı, bu kadar kolay olsaydı birilerine hiç ihtiyaç duymadan vazgeçmiş olurdum.

    Neyi sevdiğimi ve neyi istediğimi biliyor olmanın mutluluğunu hiç kimse ve hiçbir şeye değişmeyecek kadar duygularımdan emin oldum. Defalarca kaybolduğumu sandım ama elimi hep biri tuttu. Siyah bir kalem!

  10. Evet ben de acaba gezme isteğimle bu dunyayi reddetme isteğimle acaba bir şeylerden mi kaciyorum zayif miyim diye çok kez düşünmüştüm . Bu yazi bakisacima anlam katti . Gerçek dünyaya kaçma isteğimiz belki de bir icgüdüdür. Ve kaybolmak hakkında bir sey söylemek istiyorum : sadece çok kez bulunduğum gördüğüm yerlerde kaybolma hissine kapiliyorum , yeni gördüğüm yerlerde hic bir zaman kaybolma endisem olmuyor ve ruhum bütün agirligini bedenimden kaldirmis gibi hafif, özgür, ferah hissediyorum hic bilmediğim bir yerde dolasirken . Çok şey buldum yazinizda. Kocaman bir dünya kesfedilmekle bitmeyecek karis karis topraklar biziyor. Bütün heyecaninizi hissettim. Gerçek dünyada görüşmek üzere ;))

  11. Sonunu düşünmeden bir yolculuğa başlamak, bilinmeyen dünyalara yelken açmak, yeni insanlar, kültürler tanımak adını bile henüz duymadığın bir yerde bambaşka hayatlarla buluşmak. Bir şeylerden kaçmak değil, tam tersine bilinmeyen, sürprizlerle, yeniliklerle dolu bir dünyaya kucağını açmak.

    En lüks evler, arabalar, maaşlar, en üst statü meslekler bunların hiç birinin gözünüzde değeri olmaz. Bir gün mutlaka yapacağınızı düşündüğünüz gözünüzün her gün farklı insanlara gülümseyeceği, size kendinizin kim olduğunu hatırlatacak yeni bir başlangıca ihtiyacınız, ihtiyacım var.

    Ümidimi hiç bir zaman yitirmedim, yitirmeyeceğim. Hayalleri bile yüzümde kocaman tebessüm uyandıran bu yolculuğa bugün değil ama bir gün mutlaka atılacağım. Hayallerimden gerçeğe geçişi sağlayacak o köprüye ihtiyacım var.

  12. Belli bir çizginin dışında kalan insanların kaderidir belkide sorgulanmak. Çünkü hayat bizden normal (!) bir yaşam sürmemizi bekler. Sürmediğimiz takdirde yolumuza çıkardığı en büyük engel insanlardır. En sevdiklerimiz olur bu insanlar genelde. İtaat ister çünkü hayat, itaat yoksa bir parçayı alır götürür senden. Bir bedel ister hayat. Bu bedelde çoğu zaman hayatındaki en anlamlı insanların senin hayatına anlam verememesi olur.

    Bence seyahat öyle bir şey ki hayatınızda şu ana kadar öğrendiğiniz her seyin anlamsız oldugunu gösteririr size. Ben 22 senelik hayatımda sadece 22 günümü ayırdım seyahate ve dönüp 22 yılımı sorgulayınca aklıma gelen çocuklugum ve o 22 günümdür.

    O günlerin bitişinde kendime bir söz verdim bir daha ilk fırsatta sorgusuz sualsiz hayatıma bir deger daha katacagıma. Bir daha seyahat edeceğime, yani bence hepimizin yerine en güzel yaşayan en dolu yaşayan ve ne yaptıgını bilen bir siz varsınız.

  13. Merhaba Kemal abi, 18 yaşinda Hakkari dogumlu bir gencim. Hayatimin her yaşinda bir seyler ariyordum. Tipki herkes gibi, ama daha onceden bunlara kafa yormadim; taki bu bir iki sene önceye kadar. Anladim ki, yasamin gizi ve yasamiin amaci, kendi varligini geliştirmektir. Kendi özümuzu en eksiksiz bicimde gerceklestirmek… Bunun icin variz bu dunyada. Bir baskasinin yaptigi muzigin yankısı olmak yerine, kendi muzigimizi yaratmak. Bizler butunun birer parcasiyiz, yaratilmis yaraticilariz.

    Benim hayalimde senin yolunla kesişiyor abi. Bir kac saatin garantisini veremedigimiz su dunyada gezmek, gormek, gelismek… Bu beni butunuyle yasama veriyor. Butunun diger pacalari olan diger insanlari, onlarin kulturlerini, kisiliklerini kesfetmek, gormek dusunmesi bile beni heyecanlandiriyor.

    Bu yaşta bu maceraya atilmak, bunu yasam tarzi haline getirmem sence ne kadar mumkun abi?

  14. Birgün hep bir gün yurtdışına gitmek vardı hayalimde. Bu çok ufak yaşlarımda başladı (okuduğum kitaplardan). 18 yaşıma gelince içimde tutku halini aldı, ancak ne varki seyhat etmek için yeterli param yoktu. 🙁 Çünkü aile şirketimizde yönetici olarak çalışıyordum. 🙂 Şirket yetkilisi olarak gerekli maddiyata sahip değildim. Komik ama öyleydi tipik aile şirketi politikası. 🙁 Ben de tutku haline gelen seyhat isteğimi gerçekleştirmek için, çeyizimdeki (annemin birikim yaptığı porselenler) birkaç parça çin porseleni satmakla başlamak istedim ve Kadıköy de evimize yakın cadde üzerinde porselenlerimi satışa çıkardım. 🙂 Ama sadece kahve fincanlarımı satabilmiştim, bu da yeterli değildi maalesef. Tabiiiki ertelendi, ertelendi… bu yolculuk aşkı.

    Taaki 29 yaşına kadar sonunda ilk gitmek istediğim ülke olan, İngiltere’ye iş teklifi ile gitmekle başladım ve o yaşımdan itibaren fırsatım olur olmaz biriktirdiğim paralarımla sürekli yollardayım.:) Malesef ki geri dönmek zorundayım, bir kızım var henüz bana ihtiyacı var. 21 yaşında O hayatını bensiz idame ettirecek zamana gelir gelmaz ben yine gideceğim ve geri gelmemek üzere sürekli gideceğim. 🙂 Bütün idealim şimdi bir KARAVAN ALMAK VE ONUNLA ALIP BAŞIMI BİR DAHA DÖNMEMEK ÜZERE gitmek, dünyayı dolaşmak, dolaşmak, dolaşmak istiyorum. 🙂

  15. Merhaba,
    Bir süredir facebook’ta maceralarınızın takipçisiyim. İmrenerek, heyecanla, gezebildiğim eski günlerin o muhteşem anılarıyla karışık bir ruh halinde okuyorum yazılarınızı. Yapılacaklar defterime küçük notlar alıyorum zaman zaman.:))
    Ruhunda gezginlik olanların eninde sonunda böyle bir hayata kavuşacağına inanıyorum. Yakın lokasyonlar bile yeterli oluyor bazen.
    Ne mutlu size. Gezen, gezebilen, bundan keyif alan, bunun için çaba gösteren herkese selam olsun.
    Sevgiler..

  16. İnsanların seyahat etmeyi nasıl “kaçış” olarak algıladıklarını ben algılayamıyorum…
    Benim için seyahat etmek “güzellikleri! gör-ebilmek” ve “fotoğraflayıp paylaşabilmek” tir. Bunu yapmayı çok istiyorum-seviyorum. Yolunuz açık olsun sayın Kemal Kaya!

  17. İnsanların ciddiye almadığı bir hayat tarzı gezgin olmak. O yüzden o bir türlü kırılamayan algıları teker teker yıkmayı başardığın için ne kadar teşekkür etsek azdır sana, birer gezgin adayı olarak.

  18. Uzun zamandır Facebook YoldaOlmak sayfanızdan sizi takip ediyorum. Açıkçası Hurgada, Ürdün Akabe’yi sizin yazdıklarınızdan duydum. Diğer yarlere olan seyahatleri de takip ediyorum.

    Ben bulduğu her fırsatta ister yurt içi ister yurt dışı hep bir yerlere kaçma fırsatı kovalayan biriyim. Bulunduğum yerden nereye olursa olsun gitmek ayrı bir keyif. Yoksa kaldığınızda yaptığınız hep aynı rutin hayat. Sıradanlık ve bunun sonucunda gelen tek yönlü bir bakış. İnsanlar fark etmez ama çok gezmek seyahat etmek insanlara farklı bakış açıları kazandırır. Bu nasıl ne zaman olur bilmiyorum ama öyle. İşin kötüsü bu durum sıradan insanlarla aranızdaki uçurumu açar. Artık onlar gibi düşünüp konuşamaz olursunuz ki giderek iletişimde zorlaşır. Maalesef ama bizim gibi her fırsatta gezen insanlar aldıkları bu hazdan kolay kolay vazgeçemez bağışıklık kazanır.

    Ben şu anda her tatilde nasıl bir program yapıp en uygun nasıl gezerimin derdindeyim. Mecburiyetlerimiz ve iş gibi bir yükümlülüğümüz olması bende ordan oraya yetmedi uzaya giderdim. Takipteyim. Kendinize iyi bakın.

  19. Gezmeyi, seyahat etmeyi çok seven bir insan olmama rağmen geçenlerde bir arkadaşımla aynı sorunun cevabını düşünüp tartışmıştık. Hatta sonrasında bu yazını göndermiştim ona. 🙂 Bizim görmediğimiz, kendi hayatımızda tercih etmediğimiz bir eylemin onu gerçekleştirilen bir başkası için son derece haklı ve güzel nedenleri olabileceğinin göstergesi aslında.

    Ben kendi adıma dönecek bir evim olduğu sürece seyahat etmeyi seviyorum ve aslında evimden uzun süre ayrı kalmayı sevmiyorum çünkü orası benim mabedim, üretim, yaratım alanım. Seth Godin’in bir sözü vardır, Türkçe’sini yazacak olursam “Bir sonraki seyahatinin nereye olacağını düşünmek yerine, kaçmak istemeyeceğin bir hayat yarat” Ben bunu kendi hayatımda yarattığımı sanıyorum.

    Sen de benden farklı bir şekilde bulduğuna göre bazı soruların tek bir doğru cevabı olmadığını görüyoruz. 🙂 Insan kendini gerçekten tanıyıp, ne sevip ne sevmediğini, nelerin kendi isteği nelerin toplum tarafından fark etmeden ona istek olarak yüklendiğinin ayrımına varabildiği zaman hayatının iplerini eline alıyor, daha cesur olabiliyor ve kendiyle vakit geçirmekten zevk alır oluyor. Bu da ona kendi “doğru” yaşamının kapılarını açıyor.

    Senin gibi kendi yolunda yürüyenler ise pek çok insana ışık tutuyor. Tüm paylaşımların için kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Ben de hep o yerleri görme isteği uyandırıyor. Yolun hep açık olsun. 🙂

  20. Yazılarınızı büyük bir heyecan içinde takip ediyorum. Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz bu yazınızda da gerçekten. İnsanları malesef zincirleyen, aileleri, işleri, paraları, evleri, vs gibi birçok etken mevcut. Ancak siz o kadar güzel tüm bu olumsuzluklardan olumlu şeyler çıkartmayı başarmış birisiniz.

    Yurtdışında gezmeden önce yazılarınızı okumak çok faydalı oluyor. Sıradan bir seyahat günlüğü gibi değilde sanki okurken bile gittiğiniz yerleri yaşıyorum. Tecrübelerinizi bizlere aktardığınız için teşekkür ederim. Umarım bu hayat yolcuğunuzda merakınız hiç bitmez. 🙂

  21. Aslında kendimizi frenlemesek, belirsizliklerden korkmayıp bilinmezlikleri kucaklasak mutluluk gelir bizi bulur. Her şey bir anlık cesaret gösterip o bileti almaya, o imzayı atmaya, ne zamandır içimizde tuttuğumuz o çıkışı yapmaya ya da herkes için kendince bir şeylerin zincirini kırmaya bakar. Sonrası emin olun çok daha rahat ; huzur ve mutluluk verici.

  22. ‘Yola çıkacak kişinin aşması gereken ilk ve en önemli engel, kendi yerleşikliğidir; kendi yeri -kendisidir…” Oruç Aruoba

    Yazınız bana bunları hatırlattı!

  23. ‘Yolda Olmak, yolculuk, seyahat veya dünya turu, adına her dersek diyelim; yola düşmek özgürlüktür’ demişsin ya tam da bu yapmak istediğim. İnsanlar ev ve iş arasında geçen monoton yaşama o kadar alışmışlar ki böyle bir deneyim onlara çok sıradışı gelebiliyor. Ama önemli olan insanın nasıl yaşamak istediğidir. Bence yaptığın kaçmak değil birçok insanın isteyip de denemeye cesaret edemediği birşeyi yapıyorsun.

    Yazılarını sürekli takip ediyorum. Daha önce de yorum yazmıştım yazıların benim için ofis ortamından dünyaya açılan kapı. Her zaman istediğin yolda olman dileğiyle.

  24. Merhaba, öncelikle sizin yerinizde olmayı çok isterdim. Benim de bunları yaşama şansım olsaydı hiç düşünmeden, 🙂 hemen küçük bi valizle yola çıkardım. Şanslısınız. Yaşamayı farklı kılmanın tadını çıkartıyorsunuz.

  25. Kaçmak cesaret ister. Bende de biraz olsa fena olmazdı 🙂 Bence özenilecek bir yaşama sahipsiniz. Bol kaçamaklı günler 😉

  26. Merhabalar, sizin gibi bir çok ülke gezmek ve fotoğraflarımla bu ülkeleri anlatmak çok istiyorum. Yurtdışına ilk seyahatim sınırları olmayan ülke Amerika’ya idi. Sınırları yok diyorum, çünkü bu ülke de ömür boyu dolaşsanız dahi göremeyeceğiniz yerler sanırım kalır. 🙂 Umarım bir gün sizin gibi başarılı olabilirim, yolunuz açık olsun, kolaylıklar. 🙂

  27. Yavaş Yavaş Ölürler

    Yavaş yavaş ölürler
    Seyahat etmeyenler.
    Yavaş yavaş ölürler
    Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
    Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Alışkanlıklarına esir olanlar,
    Her gün aynı yolları yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
    girmeyenler,
    Bir yabancı ile konuşmayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Heyecanlardan kaçınanlar,
    Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
    görmek istemekten kaçınanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
    çıkmamış olanlar

    Pablo Neruda

  28. “Ben normal (!) addedilen dünyadan gerçek dünyaya kaçıyorum” demişsiniz hislerimize tercüman olurcasına. Çevremdeki insanlar bu konuda motivasyonumu düşürmeye ve beni hayal dünyasında yaşadığımı inandırmaya başlamışken beni kendime getiren bu yazınız için teşekkür ederim. Bir çok insanın daha ‘hayal dünyalarına’ dokunmak dileğiyle.

  29. Kesinlikle yaptiginiz cok cesaret isteyen ve su kisa hayatta hayatin anlasilmasi icin gereken bir sey. Bunu secme iradeniz hayranlik uyandirici. Çogumuzun icinde bir gun ben de bir gun seklinde duygular uyandiriyor. Lutfen hep devam edin…

  30. 1 ay önce Thailant ve Rusya gezileri yaptım. Hissettiğim tek şey özgürlük ve mutluluktu..Yasadıgınız hayatı şuanda kıskaniyorum.. Kafalar çemberin dısında ama hayatım çemberin içinde kaldı. Umarım bir gün kiskanmama gerek kalmaz bende yön veririm hayatıma.. sizin adınıza çokk mutluyum siz böyle yazdıkca ben seviniyorum 🙂 tebrik ediyorum özgür olmak her baba yiğidin harcı degil 🙂

  31. Gezmek tarif edilemez bir mutluluk bence. Neredeyse 1 yıldır sizin yazılarınızı okuyorum ve icimdeki seyahat aşkı gün geçtikçe artıtıyor. En sonunda ben de yolda olmaliyim dedim ve ilk seyahat biletimi aldım. Sınavlarım bittikten 1 gun sonra Makedonya’ya gidiyorum. 17 Kasım tam 4 gün Balkanlar’da olucam. Ne yapıp edecegime dair bir fikrim olmasa da güzel gececegine inanıyorum. Yazılarınızı okuyup cesaretleniyorum. Yolunuz açık olsun. Bana ilk seyahatimle alakali tavsiyelerde bulunabilirsiniz.

    • Makedonya üzerine yazıları hazırlarken yourumu yazmışsın Cihan 🙂 Makedonya’da muhtemelen Üsküp’e uçuyorsun. Gitmeden otel rezervasyonlarını mutlaka yaptır. Havalimanında yoksa sorun çıkarabiliyorlar. 1 gün Üsküp, sonrasında Ohrid’e geç. Ohrid şahanedir. Oradan günübirlik Struga’ya da uğra ve tekrar Üsküp’e dön.

      İşine yarayabilecek yazılar şurada: https://yoldaolmak.com/seyahat-rehberi

      Keyifli gezile rolsun ve döndükten sonra da deneyimlerini https://yoldaolmak.com/ulkeler/avrupa/karadag kategorisindeki yazılara yorum olarak yazabilirsin.

  32. Sizin gibi gezmek keşfetmek yeni insanlarla tanışmak hayat denen olayı dolu dolu yaşamak çok güzel. Yalnız herkesin yapabileceği bir şey değil bu. Yolculuklara çıkabilen cesaretli yaşamayı seven şanslı insanlardan birisiniz. Bizler ofiste tıkılıp işlerle boşurken siz hayatı yaşıyorsunuz. Ne güzel! 🙂

  33. Kemal bey merhabalar, Sizden esinlenerek 3 ayda 2 ülke gezdim. Nepal ve iran ve devamı gelecek. Sizi durdurmaya çalışanlara kulak asmayın. Kedi ve ciğer ilişkisi onlarınki.

  34. Düşünce tarzınız ve kendi dünyanızın keşfi gerçekten çok hoş. Facebook üzerinden de takip ediyorum. Seyahat ettiğiniz yerlere gitmiş kadar oluyor ve ayrı bir zevk alıyorum teşekkür ederiz…

  35. …sistemin dişlisindeyiz…bizim olmayan sorunları sırtlıyoruz gün be gün…gezmek çok güzel birşey de (ben de ufak çapta yaptım; sizinki ile kıyaslanmaz tabii…Avrupa içerisinde az buz…)

    yine de bir evin olması, bir yere kök salmak , bazı konularda sağlam bir zemin güzel birşey…ben de artık şu “birisi için çalışmak zorunda olmak” kıskacından çıkıyorum yavaş yavaş…keni işimi kurmak üzere yol alıyorum…

    yaratıcı olmak lazım…birilerinin bize sırtımıza yüklediği bize ait olmayan yükü emniyet uğruna taşımamalı…

    ne şekilde olursa olsun…

    tebrikler size…

  36. Evliya Çelebinin işi neydi? Aslında bence bir işiniz var: Gezi yazarısınız. Bunu bir yayınevi için yapmıyorsunuz da blogunuzda yayınlıyor belki reklamdan para kazanıyorsunuz. Belki gelince kitaplaştırıp bir miktar kazanacaksınız. İnsanın işinin olması illa memur olması anlamına gelmiyor, üretmesi anlamına geliyor. Bence çalışıp üretmeyen o kadar insan varken siz gayet üretkensiniz.

  37. Web siten cok hos. Yazilarini takip ediyorum. Gordugum kadariyla, siteni gelistirmeye calisiyorsun. Bu is tek kisiyle olmaz, yani sadece kendi yazilarinla daha cok kisiye ulasamazsin. Youtube, Google, Facebook… bunlar hep milyonlarin kullanmasi sonucu buyukler. Yani siteni buyutmek istiyorsan, herkese acacaksin. Herkes bir seyler yazmali. Tum gezginlerin yazilari olmali. boylece daha fazla takipciye ulasabilirsin.

    • Site içeriği tamamen benim kişisel deneyimlerimden oluşuyor. O nedenle dışarıdan yazar almıyorum. Ancak Konuk Gezi Yazıları bölümünde, bildiğim, bilgisine güvendiğim ve okuyucuya faydası olacak içerikleri kabul ediyorum.

      Site daha genç; 2 yıllık. Bu haliyle bile yeteri kadar büyük, 500+ sayfa içerik var.

      Herkesin katılımcı olabileceği projeler üzerinde ise çalışıyorum. İleride bu projeler hayata geçtiğinde katkılarınızı beklerim.

  38. Sizin gibi cesur olamadım. Ne zaman çocuklarım büyüdü, düştüm yollara. Yeni yerler, kültürler, yeni arkadaşlar bana hep keyif veriyor. Evet artık yeni kararım bu, sağlığım izin verdiği sürece gezeceğim. Kenya-Tanzania-Zanzibar’dan geldim. Yeni hedef Peru…

  39. Kemal Bey, anne ve babanızın sizin için endişelenmesi bir derece normal karşılanabilir, ancak bir de şu boyutu var; monoton işe git-gel bir hayat yerine farklı deneyimleri yaşıyorsunuz. Aslında bu bir kaçış olarak görülmemeli tam tersine sizin de belirttiğiniz gibi özgürlüğe kaçmak!

    Bence kendini aramalı insan… Evde otur, işe git-gel nereye kadar?

  40. Gezmek ve görmek.. Gerçekten bu dünyada görülecek birçok yer var ve önemli bir sözün olduğunu herkes bilir. “Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir” diye.. Gerçekten büyük bir tartışma ve gezmek görmek gerçekten harika..

      • “Travel brings power and love back into your life.” Muhammed Celaleddin-i Rumi(Mevlana)
        Travel is fatal to prejudice, bigotry, and narrow-mindedness.” Mark Twain
        The purpose of life is to live it, to taste it, to experience to the utmost, to reach out eagerly and without fear for newer and richer experience.” Eleanor Roosevelt”
        To travel is to live.” Hans Christian Andersen
        The journey itself is my home.” Bashō
        The world is a book and those who do not travel read only one page.” St. Augustine
        Through travel I first became aware of the outside world; it was through travel that I found my own introspective way into becoming a part of it.” Eudora Welty, One Writer’s Beginnings
        Not all those who wander are lost.” JRR Tolkien
        Travel is more than the seeing of sights; it is a change that goes on, deep and permanent, in the ideas of living.” Miriam Beard
        Travel is not really about leaving our homes, but leaving our habits.” Pico Iyer
        The traveler sees what he sees, the tourist sees what he has come to see. Gilbert K. Chesterton
        It is not fit that every man should travel; it makes a wise man better, and a fool worse.William Hazlitt
        Travelers never think that they are the foreigners.Mason Cooley
        Tourists don’t know where they’ve been, travelers don’t know where they’re going.Paul Theroux
        The traveler was active; he went strenuously in search of people, of adventure, of experience. The tourist is passive; he expects interesting things to happen to him. He goes ‘sight-seeing.’Daniel J. Boorstin
        When the traveler goes alone he gets acquainted with himself.Liberty Hyde Bailey

  41. Yaşarken ölmek sizin tarif ettiğiniz, kaybolmak evrende. Bir zerrecik ki sadece kendi haberdar varlığından mutluluğundan. Blog paylaşım neden öyleyse? Ben bir kayıp zerrecik bakın bana işte buradayım diye hakırmak değil mi?

    • Kaybolmak güzel birşey, bilmediğiniz bir şehrin sokaklarında ele. Bu güzelliği de paylaşmak güzel. Blog bu yüzden var. Oturup mutsuzluğumuzdan dem vuracağımıza mutluluğumuzun yollarını bulmak ve bunu paylaşmak adına blog tutmak güzeldir.

      • Mutluysan boyle yollarda olmaktan, diledigince gez. Hayat cok kisa. Felsefeyle cozulecek isler degil bunlar.

        • Kaybolmak, bazen kesfetmenin en iyi yoludur. Kaybolmak, ve devaminda bir yere varmaya calismak, ve varmak, muthis bir varolustur. Bu mantigi herseye uygulayabilirsin. En basit haliyle: ben yuruyerek dolastigim, icinde kayboldugum sehirleri cok daha iyi ogrendim ve daha cok sevdim.
          Sonucta, su hayatta bizler, kaybolmus ve birseyler bulmaya calisan kisilikler degilmiyiz?

  42. “Yolda Olmak” işte bu… Hep şunu söylerim yolda olmak beni heyecanlandırıyor. Çocukluğumdan beri en arzum gezmek ve görmek. Ama işin en güzel ve heyecanlı tarafı da “yolda olmak” . Sayfanıza seçtiğiniz isimde de kendimden bir şeyler bulduğum için belki daha da heyecanalandım. Hürriyet Seyahat eki sayesinde sitenizden haberdar oldum. Bundan sonra takipçinizim. Sizin gibi gezginlere çok özeniyorum. Normal (!) dünya neye ve kime göre ? Gezgin ruhunu taşımayanların bunu anlamasını bekleyemeyiz. Yolunuz açık olsun !

    • Çok teşekkürler. Yolda olmak artık benim için bir yaşam tarzı oldu. Yolda olmanın keyfini bilenler tarafından okunmak ve takip edilmek ise beni motive ediyor. Gönlümüzce gezelim.

  43. Hepimiz su`dan geldik, su`yun icinde aldik ilk can atislarimizi ve bir sekilde su yolunu bulacak, nereden nasil cikacagi bilinmez yolculuklarda.

    O, bu degilde en cok neyi merak ettim: bu yazinin resimleri neden hep cocuk yuzleri? ve cok sevdim hepsini! 🙂 Sevgiler.

    • Çocuk resimleri koydum, çünkü en güzel gülümsemeyi en saf haliyle onlar biliyor. En güzel renkler, en güzel bakışlar onlarda. Henüz zamanın içerisinde eriyip gitmemişler, ondan.

  44. yakında yola düşecek (kaçacak yani:) biri olarak aslında kaçtığımız şey; bize sunulan küçük dünya… insanın yaşam arzusu kendisine sunulan ‘kutu’ dünyaya sığmıyor… bu kadar büyük ve birçok farklılığı barındıran bu dünyaya neden sınırlar çizelim ki… ben bulduğum bu yaşam şansını başkaları ya da korkularım yüzünden sınırlamak istemiyorum…. kendim gibi olmak istediğim için yollara düşmeyi tercih ediyorum… Sevgili Kemal aylardır yazılarınla takip ediyorum seni… ve biliyorum ki çok az bir süre sonra yine yollarda olacaksın… ve ben sabırsızlıkla bekleyeceğim seni takiplemeye 🙂
    ‘Dünya bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun sadece bir sayfasını okur’ St.Augustine

    • Farklılıkları görüp de hissedilen heyecan ve mutluluk birçok şeye değiyor. Risk almaya, bazı şeyleri, alışkanlıkları geride bırakmaya ve yola düşmeye. Yollar insana cesaret ve özgüven veriyor, huzur veriyor.

      Teşekkürler takip ettiğiniz ve yorumlarınız ile bunu paylaştığınız için.

  45. Gezgin arkadaşlarla birlikte olup aynı duyguları paylaşmak çok güzel. Eylül sonunda Myanmar’a gidiyorum. Giden arkadaşlar gördüklerini benimle paylaşırlarsa çok memnun olurum.

  46. I thought about this one carefully for a day or two before deciding to write a reply. So here’s my carefully considered response! 🙂

    It’s not really surprising that people have asked if you are running away from something, or searching for something. Many, many stories about travel (both real and made up) are about these very things. It’s not often that you come across a story/movie/book where somebody is simply travelling for the sheer spontaneous joy of travel itself. People expect a purpose, goal or outcome, something to achieve, tick off a list, or reach a specific end point in the future (and then everyone goes home again). Reasons people travel: to see something famous (and then go home again); or lie on the beach and catch some sun for a week (and then go home again); or take a cruise around the islands (and then go home again); or watch their favourite athlete/sports team play in a competition (and then go home again); and so on. There’s nothing wrong with this kind of travel if it makes people happy. I guess many people are wanting to a see point or purpose to YOUR travel, and when they don’t understand what your point is they assume you are on some sort of bildungsroman, or avoiding some issue in your life. This is a very natural human response, even if it is not correct.

    Is physical travel the life path/way to freedom for everyone? No, I don’t think so. I know people who have very little desire to travel – their interests in life lie in other directions. Their lives might seem small and contained to me, but should I judge them for their choices? I also know people who have travelled to other places and only become more convinced of the superiority of their own culture, instead of having their eyes and minds opened. I avoid these people. When I think of freedom, I think of it as something that happens in your mind. Some people find it on the road, some people find it in life long service to others, some people find it in a lonely cave on top of a mountain away from all humanity and yet others find freedom from within the darkness of a prison cell when all their physical freedoms have been taken away from them.

    So it’s a really good thing Kemal that you are sharing your experiences of just being able to enjoy each day and each new thing as it happens, because it offers another perspective in life. And different perspectives present people with the opportunity to think about their own lives, and people thinking (in my view), is something that the world needs more of. Even if they still don’t understand you, even if they don’t travel themselves.

    I’m happy to come here and read! 😀

    • Thanks first for your long comment Charlotte. Actually we like traveling in Turkey, but when we talk about traveling for long time or became a traveler for all life it could be strange for some people. Because we are coming from traditional culture who settled down and have a family, kids, house and fix job for him or her life.

      If you think different and have another life style sometimes the others think that you are running away or having problem. Traveling around the world and having new experiences is still strange for some parents yet.

      I had been born in NZ or Australia, my family or friends would have told me keep go I guess. But here they think just I am having fun and spending a lot of money for seeing the world. We are spending a lot of our time and money for studying and learning something in school for getting job and improve our mind. The best way for learning is actually traveling! I am just doing this and I am gonna do this all my life.

      We are over 75 million in Turkey but just 5-6 million people have passport and most of them just a tourist. Turkish people will learn traveling around the world as a backpacker soon. We need to share our experience more. We were nomad/traveler in the history and we just need to remember that.

  47. Eger bir cumle ile traif etmeye calisirsak; Ozgurluklerinin degerini bilmeyenler ozgurluklerinin degerini bilenleri anlayamiyorlar…

    Ulkelerin sinirlari olabilir ama ruhumuzun siniri yok, ancak gundelik hayatimizda biz ruhumuza, yasamimizada sinirlar koyuyoruz. Bu sinirlari asanlari anlamakta gucluk cekiyoruz, cunku saniyoruzki yasam o sinirlari asinca dogru degil, kaliplasmis bor dogma icindeyiz farkliliklari gorenleri, yasamaya calisanlarida yargilamaktan eksik kalmiyoruz. Belki de kiskaniyoruz karsimizdakinin ruhunun zincirlerini kirip biz kiramadigimiz icin. Yeni dunyalara acilamadigimiz icin, farkli kulturde, dinde ve dilde olan insanlarla tanismaktan cekindigimiz icin. Cesaret edemiyoruz karsimizdakinin yaptiklarina ve hemen bir kulp buluyoruz ve soruyoruz niye diye? Niye calismiyorsun, niye kaciyorsun, nereye gidiyorsun, niye harciyorsun? Halbuki yasam kisa gorulecek, ogrenilecek paylasilacak cok guzellikler var dunyada.

    Ozgurlugunun tadini cikartman dilegiyle Kemal! Eger adina “kacmak” diyorlarsan da “kac” Kemalcim…

    • İnsanlar kabuğundan dışarıya çıkmayınca dışarıdaki dünyayı tehlikeli olarak görüyor. Bunu açıkça söylemeseler de önüne bolca başka engeller koyabiliyorlar. Cesur değiliz. Aileden gelen gelenekçi bir güvende yetiştirilme şeklimiz var, dolayısı ile risk almayı bilmiyoruz. Dışarı açılmadığımız için de dış dünyayı buradaki pencereden, etrafımızdaki cam fanustan bakabiliyoruz, dolayısı ile önyargılı ve bilgisiziz. Hele özgürlük nedir? konusunda gerçekten düzgün ve gerçek bilgiye sahip değiliz. Gezerek, görerek, önyargıları yıkarak ve paylaşarak engelleri aşacağımıza inanıyorum.

      Gönlümüzce gezelim Onurcum.

  48. Kemal bey,

    İnsan yaşantısında bulunulan yerden “kaçılacak” o kadar çok şey oluyor ki! Gezginlik “dertten kaçmak” gibi kolay bir nedene bağlanabilse kimseyi “evde bulamazdık” emin olun…

    Gezginin bir şeyden kaçtığı olmaz; olsa olsa dünyada göremeden kaçıp giden günlerden yana kaygısı olur. Ben böyle. Eminim sizin de öyle. Ben sabah uyanırken dünyanın bir kısmı uykuya dalıyor, bir kısmı akşam yemeğine oturuyor. Ben denize girerken kimileri fırtınada kalıyor. Kültürler, diller, renkler, diller, görülecek güzellikler, öğrenilecek koca bir dünya tarihi! Tüm bunları “kaçırma” düşüncesinin yarattığı telaş, gezginin ana dürtüsü.

    “Neyden kaçıyorsun?” diyen insanın, dünyadan ve insandan yana merakları körelmiş ya da hiç oluşmamış gibi gelir bana. Çeşitli nedenlerle evine sıklıkla bağlanan ama gezgin ruhlu bir aile kurmuş birisi olarak sizi çok iyi anlıyorum. Ve bizim için de daha çok, daha çok gezebilme imkanı diliyorum o kozmik güçten. Tüm gezmek isteyenler adına! :)))

    • Zaman akıp gidiyor ve görülecek çok ama çok yer var. Hala imkanım ve fırsatm varken aklımdakileri yapmak istiyorum ve yapacağım. Aynen katılıyorum, kaçırmak istememek düşüncesi benim de dürtüm. Her derdi olan yol düşse ne güzel olur, dertsiz insan var mıdır ki! Hepimiz yolalrda olurduk işte.

      Dertsiz tasasız yola düşmek en güzeli. Gezmek işini aslında biz gözümüzde büyütüyoruz. Para kısmına takılıp kalıyoruz. Oysa dünyada ne çok parasız gezgin var bir bilsek! Benim yaptığım şeyi de çok gözde büyütmemek gerek. Yaptığım sadece yolda olmak, Diğer binlerce, milyonlarca gezgin gibi, yollarda karşılaştığım gibi.

      Yollar gezginlerle dolu, sadece biz gezmediğimiz için bilmiyoruz, ancak gezgin olanlar bilir 😉

      Sorumlulukalrımız var, ailelerimiz, planlarımız ve bir de hayallerimiz. Hayallerimiz gerçek olsun.

      • Eh para kısmı da az bir kısım değil ama :))) Özellikle önceden birikmemişse ve bir de bebek varsa 😀 Biz şimdilik yurt içi hedeflerdeyiz. Sarı tabelalar, memleket halleri. Bir de bitireceğim tez… Ege biraz daha büyüdükten sonra ve içeriler -mümkün değil ama- bitince, ver elini öte mahalle :)))

  49. Gide gide yine kendine varır insan… Dünyanın yuvarlak olması gibi, başladığın noktaya dönersin ama kökten değişmiş bir halde… Kaldı ki bir şeylerden kaçıyor olsanız da bu yine sadece ve sadece sizi ilgilendirir. Zaten “gerçek” diye niteledikleri yaşamı yeterince çalışıp didinip yaşamışsınız. Durmaya karar verdiğiniz günden sonrası zor olabilir gezginliğe alışınca… Belki sevenlerinizi bu korkutuyordur biraz… İyi gezmeler dilerim. Paylaştıkça biz de öğreniyoruz… Teşekkürler…

    • İnsan yolda sadece dünyayı değil kendini de keşfediyor. Neleri özlediği, sevdiği, neleri özlediğini, neleri çok çabuk unuttuğu veya unutacağının da farkına varıyor. Güzeldir yola düşmek. Kaçtığım şey güzelliklere ve keşiflere kucak açmak için. Geride bir şeyleri bırakmak için çok da uzaklara kaçmak gerekmiyor zaten. Herşey kafada başlar ve biter. KM uzaklara kaçanlar yüklerini birlikte yine götürebiliyorlar. Yükü geride bırakıp güzel yükler yüklemek güzel ve o yükle eve/memlekete/sevdiklere uğramak güzel. Durmak mı! bakalım ne zaman 🙂

      Gezelim, öğrenelim, paylaşalım, hayat paylaştıkça güzel. Teşekkürler

  50. Evet kaçıyorsun!

    Saymış olduğun gibi monoton bir yaşantıdan, sınırları imkan dahilinde belirli olan stersli iş hayatından,
    Kaçıyorsun, çünkü monotonlaşmış günlük yaşantısına farklılıklar katmayan veya katamayan, kendine güvenini kaybetmiş tedirgin bir şekilde yaşayan toplumdan,
    Kaçıyorsun, yoğun trafikten ve stresinden,
    Kaçıyorsun, kazandığın para ile kira, fatura ve gıda ödemelerinden başka bir şey yapamıyorsun,
    Kaçıyorsun, artık kendi istedeğin gibi yaşamak (aile bireylerinin tabiki çok büyük önemi var bizler için) istiyorsun,
    Kaçıyorsun, çünkü kendin olmak istiyorsun.

    Sakın kimse yanlış anlamasın beni. Ben de kaçıcam yakında bunlardan dolayı. Kemal abi bunlar benim sebeplerim, ama senin üzerinden aktardım bunları. Kusura bakma 🙂

    KENDİM OLMAK VE KENDİ İSTEKLERİMİ YAŞAMAK İSTİYORUM!

  51. Nereye kadar diye soranlara “gücümün yettiği yere kadar” demek en doğrusu.
    Ben yaşlara gelince hafiften zorluyor yolda olmak.
    Gençken ve olanaklar ölçüsünde bol bol gez kardeşim.
    Haydi tekrar yollara, biz de seni takip edelim gıpta ile.

    • Ünal bey çok haklısınız. Mali imkanları geçtim, insan fiziksel koşulları el verdiği sürece hareket halinde olmalı. Ama uzun yol ama sınır içi… Farketmez. Bulunduğun şehirden başka bir şehre hareket etmek bile neler öğretiyor insana. Kayınvalidem 75 yaşında. Dinçtir. Kilo sorunu olmasa daha çok gezecek. Kurslara katılır. Kendi oğulları bile bazen şaşırır, anne daha ne kursu kaldı diye. Ben de derim, rahat bırakın kadını, vücudu ve zihni izin verdiği sürece istediğini yapsın. Şu bir gerçek ki 30’umda bile fiziksel yorgunluklar hissedilebiliyorsa; hiçbir anı boş geçirmemek gerekiyor demektir! Teşekkürler 🙂

    • Size katılmamak elde değil. Tutkular aynı kalsa veya artsa da gençlikteki enerji yaşla birlikte azalıyor. Yolda Olmak için geç kalmamalı. İmkan ve fırsat varsa yollarda olmalı ve ilk fırsatta yine yolda olacağım. Çok teşekkürler.

  52. Yaptığınız ya da yaşadığınız şeyin adının ne olduğu çok da mühim değil. Mühim olan istediğiniz gibi yaşıyor olmanız. Benim umrumda olansa dünyayı geziyo olmanız. Yolunuz her daim açık olsun. Bir de benim de artık yolum açılsın.

  53. Bence bişeyler kaçtığın yok. Yeni ve farklı deneyimler yaşamak isteğin ve bundan keyif aldığın için yapıyorsun. Mecbur veya yapmak zounda olduğun için değil sadece istediğin için. Bu kişiye göre farklı algılanıp yorumlanabilecek bişey ama sen ne yaşadığını biliyorsun.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here