Derler ya yolun hep bir planı vardır diye. 3 Ağustos 2010’da memleketten ayrılırken annemle vedalaştığımda ona neden söylediğimi bilmez bir şekilde; “Dünyanın en uzak köşesine gidiyorum ve ne zaman dönerim bilinmez, sakın öleyim deme!” demiştim. Annemin gözlerinin dolmasına sebep olan cümleyi neden söylemiş olduğum şu an anlaşılıyor. Aslında bu gezi gidip bir dünya turu yapıp da geleyim düşüncesiyle başlamadı. Ben dünya turuna değil de İngilizce öğrenmeye yola çıkmıştım.

Dedim ya yolun hep bir planı vardır diye, yolda kendiliğinden gezgin oluverdim. Her ne kadar ben kendime gezgin lakabını vermeyi pek sevmesemde, herkes bana öyle diyince bende böyle kabullenmeye başladım. Gezgin olmak bir sonuçtu, amaç değildi.

Sirtcantali-Olmak

İlk durağım Tayland‘ın Bangkok ve sonrasında Pattaya şehirleri oldu. İnternetten yaptığım yazışmalarla orada kendime bir İngilizce hocası ayarlamıştım. 1 Ay kaldığım Pattaya’da 20 gün boyunca düzenli olarak hocamla buluşup Yeni Zelanda öncesi hazırlık olsun diye pratik yapıyordum. Sonrasında yaklaşık 7 ay süren Yeni Zelanda macerası başlamıştı.

Gerçek anlamda backpacking yani sırtçantalı tarzında seyahatle burada tanıştım. Öncesindeki 5 aylık Türkiye gezimde de sırt çantalıydım ama sırt çantalı kültürü hakkında bu kadar bilgi ve deneyimim hiç olmamıştı. Christmas döneminde okulun 3 haftalık tatile girmesi nedeniyle ben ek olarak 1 hafta daha izin alıp Japon okul arkadaşım Mitsumi ile Yeni Zelanda yollarına düştüm. İşte ne olduysa o yollarda oldu.

28 günlük gezim tüm hayat felsefemi ve dolayısı ile hayatımın akışını değiştirdi. Hostellerle ilk defa tanışmam, yaptığım baştan çıkarıcı aktiviteler, şahane manzaralar arasında süren uzun otobüs yolculukları, dünyanın farklı ülkelerinden gezginlerle hosteldeki sıcak sohbetler, ilk couchsurfing deneyimi bu gezimde öğreneceğim şeyler olmuştu. Nasıl daha ekonomik ve sürdürülebilir bir seyahat yapılabileceğinin bu seyahatimde keşfettim.

Auckland’da Dairemdeyken

Sırt çantamla neredeyse 1 ay süren Yeni Zelanda turundan döner dönmez Auckland’ın göbeğinde deniz manzaralı odamı terk edip, 2 okul arkadaşımın kaldığı küçücük dairenin bir köşesine taşındım.

Ödediğim kira önceki bir önceki odamın fiyatının dörtte biri oranındaydı. İnternetten ikinci el Katmandu marka şişme bir yatak aldım. Türkiye’den gelen bir arkadaşımla da İzmir’deki uyku tulumumu getirttim. Artık sadece 2 metrekare bir alanda yaşar olmuştum.

Auckland Yatağım

Auckland’da çok sayıda bulunan turizm acentelerini tek tek gezip sattıkları turlarla ilgili kitapçıkları topladım. Her bir kitapta acentenin sattığı turların rotaları, görülecek yerler, kalınacak yerlerle ilgili bilgiler vardı. Haritaları oldum olası severdim ama üzerinde rotaların olduğu haritalarla ilk defa bu kitaplarla tanıştım. Henüz Lonely Planet bile nedir bilmiyordum. Yine internetten ikinci el sırtçantamı da satın aldım.

Bir yandan yeni Zelanda’da bitecek dil okulu sonrasında business management okuyup ülkede kalsam mı diye düşünürken, bir yandan da gezi blogları,  internetten indirdiğim Lonely Planet pdf dosyaları ile acentelerden topladığım ülke tanıtım kitaplarını okuyordum. Öyle ki okullarla sıkı pazarlıklar yapıp güzel fiyatlar alıp artık ülkeye yerleşmeye doğru giderken birden fikrimi değiştirip elimdeki Auckland-Bangkok biletini iade edip Truman Show‘daki Jim Carrey’nin hep gitmek istediği ülkeye, Fiji’ye uçak biletimi aldım.

Hayatımda almış olduğum en doğru karar olduğunu biliyordum. Kısa bir süre sonra Fiji yerlileriyle Kava içip, binlerce rengarenk balığın ve mercanların arasında yüzüp, hayatımın en güzel gün batımlarını izliyordum.

Naboro Village
Fiji
Viseisei Village, Fiji

Yolda olmak güzel şey, keyifli şey! Hep yolda olacağım, yazacağım ve paylaşacağım. Hikayelerin peşinde düşeceğim, sokaklarda kaybolacağım, fotoğraflayacağım, biriktireceğim ve yazacağım. Bu benim işim değil, hobim de… Bu benim yaşam tarzım. Okuduğunuz için teşekkürler!

39 YORUMLAR

  1. Gerçekten harika bir yazı. Bende kafamda belli ülkeler belirledim ve ölmeden bu ülkeleri görmek istiyorum. Buraları gördükten sonra kim bilir belki bende bir sırt çantalı olurum.

  2. Eminimki bir çok insan sizin gibi sırt çantalı seyahat etmek isteyip korkuyor, işte bende onlardan biriyim .Kırklı yaşlarımın sonlarında yurt dışına çıkabildim,ilk durağım Hindistan oldu daha çook yolum var biliyorum…

  3. Bende fotoğrafçılık okuyan bir ögrenciyim ve paylaşımlarınızı takip ediyorum. Şimdiden planlar yapıyorum, okulum seneye bitecek ve bittiğinde de benimde sırt çantam hazır olacak.

  4. Bi sırt çantasıyla dünyayı gezmeye çıkmak nekadar büyük cesaret istiyor. Bu cesareti kendimde belki hiç bulamayacağım ama yine de bi yerlerden başlayıp muhtemelen başlangıç çin daha güvenilir bulduğum turları ercih ederek farklı coğrafyaları tanımayı çok istiyorum. Sizi özerenek takip ediyorym Kemal bey. Selamlar..

  5. Bayıldım bayıldım bayıldım. Başka bir yazınızda Fiji’yle başladığınızı okumuştum . Şimdi tekrar hayran kaldım. 2metrekarelik yaşam alanınızdaki özgürlüğü hiç bir genişlikte bulamayız ; o anı iliklerime kadar hissettim . Lonely Planet’ i bilmeyenlerdendim hâla. Not defterime yazıverdim incelemek üzere. 🙂

    Yazılarınız kadar yapılan yorumları da keyifle okuyorum, yorumlardan da bir şeyler öğreniyorum. Evli ya da çocuklu olanların seyahat etme konusundaki zorluklarını algıda seçicilik yapıyorum. Acaba yolda olmak tek olmak anlamına da gelir mi ? Bir gün bununla ilgili de bir yazı yazmanızı bekliyorum . Yani yolda olan çiftlerle ve eşini sabit düzende bırakıp yolda olanlarla ilgili.

    Bunun negatif ve pozitif yanlarını ortaya seren, deneyimlerinizle, gördüklerinizle, şahit olduklarınızla cesaretlendirici aynı zamanda gerçekçi bir yazı, bu konuda kafası karışık olanlara yol gösterici olabilir diye düşünüyorum. Sevgiyle kalın, yolda kalın. 🙂

  6. Cevap hakkı doğduğu için yazıyorum. Evet gezmek güzel ve uzunca bir süredir biz de geziyoruz. 2 yaşına henüz girmemiş kızımızın bile bir sırt çantası var artık. Hatta kızımız üçüncü dişini çıkardığında biz yine geziyorduk, hem de yerde kar varken Karadeniz’deydik. Evde olduğumuz zamanlarda yürümeye başlayan çocuk, uzun gezilere çıkınca yürümeyi unutuyordu hatta. Bu motor meselesi de ayrı bir sıkıntı ama ona girmeyeyim şimdi (sepetli motor alayım siz de gelin diyor), çünkü evi olmayan adamın yazmadığı daha büyük bir sıkıntı var; 2 yıl ücretsiz izin alıp tüm birikimimizle dünyayı gezmeye gidelim diyor. Ev konusuna gelince sadece şunu diyeyim siz anlayın artık: Bir süre evi olan arkadaşlarla görüşmeyelim diyor. Çünkü üzerinde mahalle baskısı hissediyormuş arkadaş.

    Tüm bunlara rağmen gezmek güzel, yolda olmak daha da güzel. Yoldayken daha mutluyuz çünkü yolda olmak bir arınma hali. Hayatımızda en güzel anılarımız hep yola dair, yeni dostlar, yeni yerler. Bir de yola çıkmadan önce bütün eşyayı önceden ikiydi ama şimdi üç sırt çantasına sıkıştırmanın verdiği keyif ve ….

    Ne yapalım dünyaya çivi çakacak halimiz de yok, artık ev diye tutturmuyorum, Misafir olduğumuz bir dünyada ev sahibi gibiymiş olmaya gerek yok sanırım.

    Yola çıkalım , yolda olalım.

  7. “Yirmili yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki,” dedi Bedap. “Yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı, ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.”- Ursula K. Leguin, mülksüzler, Sayfa 214. Sanırım size ve bize olan bu!

  8. Bir arkadaşımın sohbet esnasında söylediği bir cümle vardı. Hiç aklımdan çıkmaz. ” Bakarsan uzak, yürürsen yakın ” demişti bana. Sonrasında hep düşündüm; bu sözü, ne kadar doğru olduğunu.. Ben hayallerime yürüyorum, baktığımda hayalim olan şeyler yürüdüğümde gerçek olacak biliyorum. Ve sırt çantam gittiğim her yerden toplandığım anılarla dolup taşacak.

  9. Bilmiyorum yasim kucuk diye mi boyle dusunuyorum ama kesinlikle dunyanin her yeri olmasa da en cok istedigim yerlere gidecegim. Gercekten cok istiyorum sirt cantamla gezmeyi. Umarim bir gun gidecegim.

  10. Merhabalar
    Eşimle hayalimiz emekli olmadan dünyayı görme fırsatı yakalamak. Bazen bütün bu garantici yaşamı kenara koysak da bu dünyadan sadece anılarımızla göçüp gitsek mi diye düşünüyoruz. Bir şeylere sahip ol ya da bir şeyler aslında sana sahip olsun. En güzelini yapmışsınız, iyi seyahatler. Sevgiler

  11. Sanıyorum bir gün ben de her şeyi bir kenara bırakıp, sırt çantamı alıp bir ‘Backpacker’ olacağım. Şimdi düşününce umarım ben bir sırtçantalı olmaya karar verdiğimde siz de hala sırtçantalılıktan vazgeçmemiş olursunuz, çünkü gerçekten paylaşacak çok şey var Kemal Bey.

  12. Aslinda biseylerden vazgecmek yolculuk,geride kalanlara inat daima ileri gidebilmek, herseyi geride birakabilmek ve devam etmek yoluna!
    sizin bitmeyen yolculuğunuzun başlangıcıni boyle samimi anlatmanizdan cok etkilendim.

  13. Seyahat bir tutku, yolda olmak özgürlüğün bir diğer adıdır bana göre.

    İlk annem ve babam olmadan yaptığım yolculuk, ablamla birlikte orta okuldayken anneannemlerin gemlikteki yazlığına gitmemizle gerçekleşmişti. Sanırım beynime giden seyahat sinyalleri ilk o zaman harekete geçmişti. Daha sonra üniversiteyi kazanmamızla birlikte her yıl gerçekleştirdiğimiz geleneksel seyahatlerimizdeki tadına doyulmayan anılarımızı hala her seyahate çıkışımızda sıkılmadan aynı neşe ve heyecanla birbirimize hatırlatırız. Bu da bizim o an gerçekleştirmekte olduğumuz seyahatte daha da coşkulu yol almamızı sağlar. Böylece her yeni seyahatimizde konuşacak daha çok konumuz olur ve yolun nasıl bittiğini anlamayız bile. Seyahat tarihlerini bir bir geride bıraktığımızda yenisini iple çeker oluruz.Bu tutkumuzu yaşımızla birlikte aldığımız her deneyim daha da arttırdı.

    Sağlığım el verdiği sürece yolda olmak dileğiyle.
    Sevgiler.

  14. Sırt çantası, otostop ve çadır candır. Bir gezinin ve gezginin vazgeçilmezleri ve bir yaşam tarzıdır.

  15. Dönüşüm güzeldir, riskleri içinde barındırsa da, getirdiği farklı hayat deneyimleri ve farklı coğrafyalarda farklı güzelliklere dokunmak inanılmazdır… İnsanın ruhunda doyurucu bir his ve yüzüne de neşeli gülücükler doldurur… Teşekkürler paylaşımlarınız için…

  16. Merhaba ben de yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, farklı kültürler görmek ve tüm bunları deneyimlemek istiyorum. İstiyorum çünkü ‘en güzelini yol öğretir’ buna inanıyor bu doğrultuda yaşamaya çalışıyorum. Bizlerle deneyimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Yaşamınız boyunca yollarda olmanız dileğiyle. 🙂

  17. Yeryüzünde sizin gibi kaç insan vardır, kimbilir! Bu delilik bana göre,size göre bir yaşam biçimi ama bana göre evet delilik. Hayatımızı her şeyden önce idame ettirebilmemiz için çalışmamız gerekiyor zira. Yılda 10 günlük tatile çıkarsak kendimizi şanslı sayıyoruz. Sizin gibi olabilmek biz üretmek (çalışmak) zorunda olan insanlar için imkansız.

    Bir şeyi merak ediyorum. Bu kadar sık seyahat etmek psikolojinizi nasıl etkiliyor? Jetlag, hava değişimi, yer yadırgaması vs olmuyor mu?

  18. Uzun süredir sizi zevkle takip ediyorum. Bir gün bir arkadaşım: ya biri var acayip geziyor, gezerken de yanından iPhone ve Tırnak makasını eksik etmiyor diye sizi tarif etmişti. Sizin kadar değil ama çok gezen biri olarak gururla iPhone ve Tırnak
    Makasımı ve hatta cebimdeki gopro Yu da çıkarmıştım. Ben de geziyorum, çok uzun olmadı ama gezmek görmek bir sanattır anladım. Evliyim ve bir Çocuğum var onlarla gezmeye çalışıyorum,hem de sırt cantalı, böyle daha da güzel oluyormuş. Temmuz’da 2 aylık uzun bir yurtdışı motor turu için plan yapıyorum şimdi. Sitemizden bir çok yeri şimdiden rotaya dahil ettim. Yalnız bir sıkıntı var eşim hiç sıcak bakmıyor, siZe de sürekli söylenip duruyor. Tabi anneler de gezeceğine ev al diyorlar. Ya sepetli motor alıcam yada beni boşarsa kimliğim ve bir dilekçe ile beni evlatlık edinin diye size başvuracam. Hep yolda olmak dileğiyle ve nasılsa yolda görüşürüz diye şimdilik selamlar.

  19. Yolculuğa, yola olan tutkunuzu okuyunca bunun, aslında küçük bir adımla başladığını gördüm. Ve küçük adımlar olmadan keşif imkansızdır. Gezmek, öğrenmek ve keşfedebilmek için, zengin olmayı, konforlu bir yaşamı beklersek daha çok yerimizde sayarız. Harekete geçmek için paradan daha önemli şeyler var. Tutku gibi, inanç ve merak gibi.. sürekli erteleyip yarınlara bırakılan bir hayat yaşıyoruz. Geçmiş ve gelecek arasında sıkışıp anları öldürüyoruz. Alışkanlıklarımız tarafından uyuşmuş durumdayız. Belki biraz karamsar ama gerçek!

  20. Ne mutlu size. Keşfetmek beni her zaman heyecanlandıran bir kelimedir, çok istiyorum çantamı alıp bu maceraya atılmayı. Şimdilik sadece hayallerimi süslese de ileride bir gün olacağına inanıyorum. O bakıp iç geçirdiğim fotoğrafların içinde olmak, ah! 🙂

  21. Çok istediğim bir şey. Bu yaz sizin gibi ben de dil öğrenmek için Amerika’ya gideceğim. Hayat beni Fiji’ye götürür mü bilmem ama sizin gibi yeni keşifler yapmayı çok arzuluyorum. Şans dileyin bana 🙂

  22. İnsanları cesaretleretlendirme adına muhteşem bir örneksiniz! Sırt çantanızı almak ve yalnızca gitmek… Kulağa gerçekten çok hoş geliyor. Gittiğiniz yerlerdeki enerjiyi hissetmek, farklı hayatlar ve yerler görmek müthiş olsa gerek.

  23. ”Yolda olmak” bir yaşam şeklidir, iyi ki bu ruh ve bedende yaratıldım diyebilmektir. Hayatla işbirliği yapmayı öğrenmektir. İnsanın her yere ait olduğunu ve hiçbir şeye sahip olmadığını en derinden hissetmektir. ”Yolda olmak sadece seyahat etme hali de değildir, hayatının en önemli kararını aldığını düşünürken ben bilemiyorum belki okulun belki işin ya da sevdiğin adam/kadın her neyse.

    Vrılacak son noktayı aklına bile getirmemektir. 23. yaşım ve kısacık ”yolda olma halim” bana bunları öğretti ve şehirleri değil de yolları da sevdiğime de 31.12.14 notuyla böylece karar vermiş oldum. Paylaşmak bir seyahat heyecanıyla bugune kısmet oldu, bu notu en büyük hayalim de bir gün bavulsuz bir yolculuk yapmak. Kmse inancını tüketmesin ölümüne kadar yapabileceğin en şeyi yaşamak bu hayatta.

  24. Bu müthiş yazıyı okurken çok eğlendim. Benim düzenli işimi, eşimi ve iki bebeğimi bırakıp gitmem pek mümkün görünmezken:) herhalde bir gün onları da bu maceranın içine atacağım ve ailecek gezgin olacağız gibi geliyor..:) inşallah diyelim.:) Yazılarınızı ilgiyle okuyorum iyi gezmeler..

  25. Tanımadığınız bir ülkenin sokaklarında, yalnızlığınızdan ve bilmediğiniz onca şeyden korkmadan sırt çantanızda ki bi kaç parça eşya ile sadece özgürlük ve keşfetme hissi doluysanız belki de nasıl başladığını bilmeden sırt çantalı bir gezgin oluvermişsinizdir ve daha başka bi yaşamı düşünemez olmuşsanız ağız dolusu ben bi gezginim demenin vakti gelmişdir. 🙂

  26. İlginç bir dönüşüm olmuş. Lüks apartman dairesinden yer yatağına 🙂 Gezmek benim için aşk demiştiniz bir yazınızda, buradan anlaşılıyor.

    • Auckland’daki lüks odamdansa arkadaşlarda yerdeki şişme yataktaki zamanlarım daha keyifliydi. O vakitten bir süre sonraki yolculuğumda biriktirdiğim paraları keyifle harcadım.

  27. Bak vaktinde boydan boya gardiroplar icindeki takim elbiseler, duzenli ama cok da ozgur olmadigini fark etmedigin hayattaki birikimin var. Sanslisin ki emekli olmadan sahip oldun 🙂 Al ev kirani git, yasamasi ucuz yerlerde yasamaya devam et, yoksa bu cografyada telefon faturasi bile odemek ozgurlugunu elden almaya yetiyor 🙂 Faturalarin sonraki donemleri ne cabuk geliyor, omrumuzden aylar su gibi akiyor ve yasam sonraya kaliyor…

    • Evimde yaşasam aylık ödemem gereken sabitgider ve ödemelerin miktarı kesin 500-600’ü geçer. Bununla bir Uzak Doğu ülkesinde yaşamak çok kolay. Gardroptaki takım elbiselerin de bir alamı kalmadı. Sahibinden.com’dan satsam satılır mı acaba! 🙂

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!