Batum, komşumuz Gürcistan’ın en popüler şehri; ancak bu popülerlik sadece sınırın dibinde olmasıyla açıklanamayacak kadar derin. Acara Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti olan bu şehir; dağ, deniz ve ormanı aynı karede buluşturan coğrafyası, devasa manolya ağaçları ve geniş bulvarlarıyla Karadeniz’in en ferah liman kentlerinden biri. Bir yanda o gri ve vakur Sovyet dokusunu inatla muhafaza ederken, diğer yanda mimari bir kimlik bunalımı yaşıyormuşçasına yükselen gotik ve ultra-modern yapılar, Batum’u bölgenin en kendine has liman kenti yapıyor.
Bu tezatlıklarına rağmen Batum benim için Karadeniz’in en “beklentiyi aşan” noktası. Burayı sadece parıltılı kumarhanelerden ibaret bir “günah şehri” sananlar, genellikle şehrin gerçek yüzünü gözden kaçırıyor. Ben bu şehre her gittiğimde, o iddialı gökdelenlerin hemen iki sokak arkasında, balkonlarından çamaşırların sarktığı ve zamanın durduğu yaşanmışlık kokan Sovyet mahallelerinde gerçek bir kimlik buluyorum. Bir an Avrupai şık bir meydanda espresso yudumlarken, on dakika sonra sert Kafkasya dokusu hissettiren bir sokakta kendinizi bulabiliyorsunuz.
Doğrusu bu zıtlık benim hoşuma gidiyor ve “ben tam olarak hangi coğrafyadayım?” diye sorgulatan geçişler, Batum’u o sıkıcı ve birbirine benzeyen şehirlerden ayırıyor. Batum’un sunduğu “ferahlık” ve “yürünebilirlik” oranını çok az yerde gördüm. Bu rehberde size sadece Google haritalarda karşınıza çıkan noktaları listelemiyorum. Sınır kapısındaki bürokrasiden 3 günlük rotaya, yerel lezzet duraklarından o meşhur “turist tarifesi” tuzaklarına kadar Batum’u tek başınıza nasıl gezeceğinizi anlatıyorum. Rotayı bu şekilde çizerseniz, Batum sizin için sıradan bir hafta sonu kaçamağından çok daha fazlasına dönüşür.
Batum’u hakkıyla gezmek için önce kafadaki o “sadece sahil kasabası” imajını bir kenara bırakmak gerekiyor. Şehir, kendi içinde belirli bölgelere ayrılmış durumda ve her bölgenin sunduğu atmosfer bambaşka. Bu rehberi hazırlarken, vaktinizi en verimli şekilde kullanmanız için noktaları birbirine yakınlıklarına ve önem sırasına göre dizdim. Sınır geçişinden itibaren sizi karşılayacak o kaotik ama düzenli rotayı takip ettiğinizde, hem o meşhur meydanları görecek hem de turistlerin pek uğramadığı yerel durakları keşfedeceksiniz.
Aşağıdaki listede, sadece “şuraya git, burayı gör” mantığıyla anlatmadım; Batum’un hikayesini, mimari dönüşümünü ve modern yüzünü aynı anda anlayabileceğiniz şekilde tasarladım. Şehrin kalbi sayılan Eski Batum sokaklarından başlayıp, uçsuz bucaksız Botanik Bahçesi’ne kadar uzanan 15 duraklık bu rota, aslında bir şehrin nasıl yeniden inşa edildiğinin de canlı kanıtı. Eğer yürümeye hazırsanız, Batum’un o çok konuşulan ama az bilinen noktalarıyla başlayalım.
🔍 Bir Şeffaflık Notu Bu rehberde okuyacağınız bazı deneyimler, Batum Turizm Ofisi’nin nazik davetiyle gerçekleştirdiğim ziyaretlere dayanıyor. Ancak bilenler bilir; yoldaolmak.com'un temel kuralı "ne gördüysem o" prensibidir. Şehrin parıltılı yüzünü de, o yükselen vinçlerin arkasında kalan eksiklerini de aynı dürüstlükle yazdım. Davet edilmem, gördüğüm bir hatayı söylememe engel değil; bu yüzden rehberin geri kalanında tamamen tarafsız bir gezgin gözü bulacaksınız.
Batum’u Nasıl Gezmeli?
Batum’u rastgele gezmek, vaktinizin çoğunu aynı meydanlardan geçerek harcamanıza neden olur. Şehri verimli fethedebilmek için merkezi, sahil şeridini ve şehir dışındaki doğal durakları birbirinden ayırmak şart. Kendi deneyimlerimden süzdüğüm bu 3 günlük akıllı rota, size hem Batum’un o parıltılı yüzünü hem de gerçek dokusunu en kestirme yoldan gösterecek.
Batum’u sadece bir “müze-park” kombinasyonu olarak görmek, şehri eksik tanımaktır. Batum aslında bir hedonizm (haz) ve kontrast şehridir. Bir yanda manastırda mum yakıp dua eden teyzeler, iki sokak ötede masada binlerce dolar döndüren yüksek tavanlı kumarhaneler var.
İster Sovyet blokları ve Roma kaleleri arasında hikaye arayan kaşif olun, ister dünyanın en iyi hamur işi ve şarap kombinasyonunun peşinde olan bir gurme yahut şık restoranlarda uzun akşam yemekleri yiyip, geceyi bir casino atmosferinde mühürlemek isteyen.bir oyuncu, size hepsini bir arada sunuyorum.
Gezinizi neyin üzerinize kuracağınızı siz seçin ama benim önerim şu: Görmek (Kültür), Yaşamak (Deneyim) ve Tatmak (Gastronomi)
Sadece oyun değil, sosyalleşme yeri. Dress code’a uyun, bedava içeceklerin tadını çıkarın ama bütçenizi önceden belirleyin.
Khachapuri öğlen, ağır Gürcü şarapları ve et yemekleri akşam. Balık Pazarı ise Batum’un tartışmasız en samimi öğle yemeği durağı.
Bolt uygulaması can damarınız. Şehir dışı noktalar (Botanik, Gonio) için taksiyle pazarlık yapmayın, Bolt çağırın.
Yolda Olmak Rota Planı
- Batum Bulvarı
- Ali ve Nino Heykeli
- Avrupa Meydanı
- Piazza Meydanı
- Botanik Bahçesi
- Argo Teleferik
- Tiyatro Meydanı
- Eski Batum Sokakları
- Gonio Kalesi
- Makhuntseti Şelalesi
- Balık Pazarı
- Şarap Tadımı
Bu planla Batum’u sadece “görmüş” olmaz; sabah o nemli toprağı koklar, öğlen taze balığını yer, akşam şık bir restoranda şarabını yudumlar ve geceyi casino ışıkları altında bitiririrsiniz
Batum Gezilecek Yerler: En Güzel Yerler ve Gezi Önerileri
Batum’da araç kiralamak kesinlikle gereksiz. Şehir merkezini yürüyerek, uzak noktaları ise Bolt ile çözmek en mantıklısı. Şehir düz bir ayak izine sahip olduğu için yorucu değil ama mesafeler kağıt üzerinde göründüğünden daha uzun gelebilir. Havalimanından şehre ulaşım ise çok pratik: Sadece 10 km uzaklıktasınız. 10 numaralı otobüsle veya yaklaşık 15-20 Lari tutacak bir Bolt yolculuğuyla 15 dakikada merkezdeki otelinizde olursunuz.
İşte vaktini en verimli kullanmak isteyenler için hazırladığım o mıknatıs panel:
Merkez yürüyerek gezilir. Uzak noktalar için Bolt (Taksi uygulaması) şart.
1. Gün Sahil & Meydanlar, 2. Gün Botanik Bahçesi & Teleferik.
Gereksiz. Otopark ve trafikle uğraşmaya değmez; şehir çok kompakt.
Merkeze 15 dk. 10 numaralı otobüs veya uygun fiyatlı Bolt taksi.
1. Batum Bulvarı: Şehrin 7 Kilometrelik Yaşam Hattı
Batum Bulvarı (Batumi Boulevard), sadece denize paralel uzanan bir yürüyüş yolu değil; şehrin tarihini, sosyal hayatını ve o meşhur Karadeniz enerjisini tek bir hat üzerinde birleştiren devasa bir park. 1884 yılında kurulan ve bugün 7 kilometre uzunluğa ulaşan bu hat, Avrupa’nın en uzun ve en eski sahil parklarından biri kabul ediliyor. Limandan başlayıp Türkiye sınırına kadar uzanan bu geniş gezinti yolu, palmiyelerle süslü yapısı ve her köşe başında karşınıza çıkan romantik heykelleriyle Batum’un gerçek yüzünü temsil ediyor.
Batum Bulvarı’nı keşfetmenin en mantıklı yolu yürümek; ancak 7 kilometreyi bir kerede bitirmek her yiğidin harcı değil. Bu yüzden bisiklet veya elektrikli scooter kiralamak akıllıca bir tercih olur. Bisiklet kiralama ücretleri saatlik 5-8 GEL civarında seyrediyor. Özellikle gün batımına yakın saatlerde burada olmak, denizin kokusunu ve şehrin dönüşümünü izlemek için paha biçilemez.
Bulvar Üzerinde Yürüyerek Görebileceğiniz Kilit Noktalar:
- Dancing Fountain (Dans Eden Fıskiyeler): Her gece saat 20.30’da başlayan bu gösteri, klasik müzikten popüler melodilere kadar geniş bir repertuvarla suyun ışıkla dansını sunuyor. Gece yarısına kadar süren bu görsel şölen, bulvarın en canlı noktası.
- Batum Ahtapotu (Cafe Fantasia): 1975 yapımı bu devasa mozaik heykel, Sovyet modernizminin en ilginç örneklerinden biri. Hilton’un hemen önünde yer alan bu yapı, yerel halk tarafından mimarisinden dolayı “Ahtapot” olarak anılıyor.
- Japon Bahçesi: Batum Devlet Üniversitesi’nin hemen önünde, Ahtapot heykelinin kuzeyinde yer alan bu bahçe; akçaağaçları ve dingin atmosferiyle kısa bir mola noktası.
- Batum Yaz Tiyatrosu: Tamamen ahşaptan inşa edilen bu özgün yapı, 1949’da yanan orijinal binanın aslına uygun bir kopyası. Yaz aylarında hala çeşitli gösterilere ev sahipliği yapıyor.
- 6 Mayıs Parkı ve Nurigeli Gölü: Bulvarın hemen iç kısmında kalan bu park, şehrin en eski yeşil alanlarından biri. Ortasındaki yapay Nurigeli Gölü’nün çevresi, duvar resimleriyle (mural) süslü ve yürüyüş için oldukça keyifli.
- Batum Hayvanat Bahçesi: Sheraton Otel’e yakın bir konumda bulunan bu küçük ölçekli hayvanat bahçesi, parkın içinde kısa bir durak noktası olabilir.
Kemal’in Notu: Bulvarı “Eski Bulvar” ve “Yeni Bulvar” olarak ikiye ayırın. Turistik ağırlıklı yapılar, heykeller ve meşhur kafeler eski bölümde yoğunlaşırken; yeni bölüm daha sakin ve modern konut projeleriyle çevrilidir. İlk gününüzde enerjinizi eski bölümdeki detaylara ayırın. Batum Bulvarı zaten Ali ve Nino Heykeli’ni kapsayan ana bölge; ancak çoğu kişi Bulvarı Hilton’un önündeki o geniş park alanından ibaret sandığı için mesafeyi karıştırabiliyor. Batum Bulvarı’nın merkez noktalarından Ali ve Nino’ya gitmek sadece 3-5 dakikalık bir yürüyüş demek. Turistlerin yoğun olduğu “Eski Bulvar” kısmındaysanız her şey elinizin altında.
2. Ali ve Nino Heykeli: Kavuşamayanların Mekanik Dansı


Kurban Said’in ünlü romanından esinlenerek Gürcü heykeltıraş Tamara Kvesitadze tarafından yapılan bu devasa metal heykel, Batum’un tartışmasız en büyük simgesi. Biri Azeri bir Müslüman (Ali), diğeri ise Gürcü bir Hristiyan (Nino) olan iki gencin, savaş ve kültürel engeller arasında kalan trajik aşk hikayesini anlatıyor.
Heykelin asıl olayı ise hareketli olması. Her akşam saat 19.00 civarı (mevsimine göre değişebilir) heykeller hareket etmeye başlıyor. Ali ve Nino, yaklaşık 10 dakika boyunca yavaşça birbirlerine doğru süzülüyor, birleşiyor ve sonra birbirlerinin içinden geçip gidiyorlar. Bu ritüel, kavuşmanın imkansızlığını ve geçiciliğini simgeliyor.
Burayı Gezerken Bilmeniz Gerekenler:
- Zamanlama Kritiktir: Heykel gündüz vakti sadece iki metal kütle gibi durur. Gerçek etkisini görmek için akşam ışıklandırması ve hareketin başladığı anı yakalamalısınız.
- Konum: Alfabe Kulesi ve Dönme Dolap ile aynı meydanda (Miracle Park) bulunuyor. Bulvar yürüyüşünüzün doğal bir final noktasıdır.
- Açı Önemli: En iyi fotoğraf ve video açısını, denizi arkaya alacak şekilde, liman tarafındaki korkulukların oradan yakalarsınız. Böylece hem ışık oyunlarını hem de heykellerin birbirinin içinden geçişini net görebilirsiniz.
📌 Kemal’in Notu: Heykeli izlerken etraftaki gürültüye takılmayın. O 10 dakikalık döngüyü başından sonuna kadar sabırla izleyin. Ali ve Nino birbirinin içinden geçip zıt yönlere baktığında, hikayenin neden bu kadar etkileyici olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Buradan sonra rotayı hemen arkadaki Batum Deniz Feneri ve Alfabe Kulesi‘ne kırmak, yürüme mesafesi açısından en mantıklı rota.
3. Miracle Park: Batum’un Modern Vitrini
Ali ve Nino’nun olduğu o devasa boşluğun adı aslında Miracle Park. Burayı bir “gezilecek yerler listesi” gibi değil, Batum’un modern kimliğini tek seferde okuyabileceğiniz bir açık hava sergisi gibi düşünün. Sağa bakıyorsunuz Alfabe Kulesi, sola bakıyorsunuz Dönme Dolap, arkanızda Deniz Feneri… Hepsine ayrı başlık açıp vakit kaybetmeye gerek yok; çünkü hepsi birbirine 2 dakikalık yürüme mesafesinde ve aynı “mucize”nin parçaları.
Bu Meydanda Tek Seferde Aradan Çıkaracağınız Noktalar:
- Alfabe Kulesi (Alphabetic Tower): DNA sarmalı şeklinde yükselen bu kule, Gürcü alfabesinin dünyadaki eşsizliğini temsil ediyor. Üst katında dönen bir restoran var ama bence çıkmaya değmez; dışarıdan o devasa harfleri incelemek çok daha etkileyici.
- Chacha Tower (Saat Kulesi): İzmir Saat Kulesi’nin bir replikası gibi dursa da hikayesi daha ilginç. Bir dönem her gün belirli bir saatte musluklarından “Chacha” (Gürcü votkası) aktığı söylenirdi. Şimdilerde o musluklar pek aktif değil ama mimari bir durak olarak meydandaki yerini koruyor.
- Batum Deniz Feneri: 1882 yapımı bu mütevazı beyaz kule, meydandaki o göğe yükselen devasa yapıların arasında en “gerçek” ve tarihi duran parça. Limanın ruhunu hissettiren tek yer burası.
- Panoramik Dönme Dolap: Akşam ışıklarıyla birlikte Ali ve Nino’nun hemen arkasında devasa bir renk cümbüşü yaratıyor. Şehre yukarıdan bakmak isterseniz 5 GEL karşılığında bir tur atabilirsiniz.
📌 Kemal’in Notu: Miracle Park, Batum’un o "şantiye" döneminden "turizm merkezi" dönemine geçişinin en net kanıtıdır. Burayı bir öğleden sonra, güneşin batışına yakın ziyaret edin; fotoğrafları çekin ve enerjinizi bu meydanda tüketmeyin. Çünkü asıl Batum, bu parıltılı meydanın hemen arkasındaki Eski Batum (Old Batum) sokaklarında başlıyor.
Miracle Park’ın o fütüristik ve hafif kaotik havasından çıkıp şehrin asıl “karakterli” yüzüne, yani Eski Batum (Old Batum) sokaklarına giriyoruz. Burası, Batum’un mimari kimlik bunalımının en şık ve estetik hali. Avrupa Meydanı ve Piazza Meydanı, birbirine 5-10 dakikalık yürüme mesafesinde olsalar da hissettirdikleri bambaşka.
4. Avrupa Meydanı ve Medea Heykeli: Altın Postun İzinde
Burası Batum’un kalbi. Adının “Avrupa” olması bir tesadüf değil; Gürcistan’ın kültürel ve siyasi rotasını Batı’ya çevirme arzusunun bir nişanesi. Önceleri Era Meydanı olarak bilinen bu alan, 19. yüzyıl mimarisini andıran görkemli binalarıyla Prag veya Venedik sokaklarındaymışsınız hissi veriyor. Ancak bir noktada durup binalara dikkatli bakarsanız, hangisinin gerçekten tarihi, hangisinin o meşhur “Belle Époque” tarzında sonradan yapılmış bir taklit olduğunu ayırt etmekte zorlanabilirsiniz. Yine de onlarca yıldır ayakta duran eski Postane Binası, meydanın en gerçek karakterlerinden biri olarak sizi karşılar.
Meydanın tam merkezinde ise elinde altın bir koyun postu tutan Medea Heykeli yükseliyor. Colchis prensesi Medea’yı temsil eden bu heykel, Yunan mitolojisindeki zenginlik ve iktidar sembolü “Altın Post” hikayesine bir atıf. Yaklaşık 1 milyon Lari’ye mal olan bu anıt, Gürcistan’ın antik çağlardan beri Avrupa kültürüyle olan köklü bağlarını simgeliyor.
Meydanda Gözden Kaçırmamanız Gereken Detaylar:
- Astronomik Saat (Astronomic Clock): Eski Ulusal Banka binasının cephesine yerleştirilen bu saat, Prag ve Venedik’teki benzerlerini aratmayacak güzellikte. Sadece zamanı değil; güneşin, ayın ve gezegenlerin konumlarını, hatta gün doğumu ve batımı saatlerini de gösteriyor.
- Meydanın Dokusu: Yaz aylarında çocukların koşturduğu, fıskiyelerin serinlettiği bu meydan, dinlenmek için en iyi noktalardan biri. Etrafınızı saran binaların üst katlarındaki heykel işçiliklerine mutlaka göz atın.
- Konum: Meydan, Memed Abashidze Bulvarı üzerinde yer alıyor ve buradan diğer popüler durak olan Piazza Meydanı’na yürümek sadece 5 dakikanızı alıyor.
📌 Kemal’in Notu: Avrupa Meydanı, özellikle akşam ışıklandırmasıyla bir film setine dönüşür. Astronomik saati fotoğraflamak için güneşin batışından hemen sonrasını (mavi saatleri) yakalamaya çalışın. Buradaki kafelerde oturup bir şeyler içmek keyiflidir ama asıl yerel lezzetlerin ara sokaklarda gizlendiğini unutmayın; burayı daha çok atmosferi solumak için kullanın.
Avrupa Meydanı’ndan çıkıp Eski Batum’un dar sokaklarına daldığınızda, birkaç dakika içinde kendinizi bambaşka bir coğrafyada buluyorsunuz. Burası, Batum’un mimari eklektizminin en rafine örneği.
5. Piazza Meydanı: Batum’da Bir İtalyan Esintisi


Piazza, yaklaşık 5.700 metrekarelik alanıyla kendinizi bir anda Venedik’in veya Floransa’nın bir meydanında hissetmeniz için tasarlanmış. Mozaik taban döşemeleri, vitray camları ve göğe yükselen saat kulesiyle şehrin “en göz boyayan” noktası burası. Batum’un o gri, Sovyet geçmişinden kopup ne kadar modern ve Avrupai bir kimliğe bürünebileceğinin kanıtı olarak inşa edilmiş.
Meydanın merkezini kaplayan devasa mozaik, Avrupa’nın en büyük figüratif mermer mozaiği olarak kabul ediliyor. Çevresini saran butik otel, restoranlar ve publar ise burayı günün her saati canlı tutuyor. Özellikle akşamları kurulan sahnede yapılan canlı müzik performansları, meydanın akustiğiyle birleşince gerçekten etkileyici bir atmosfer ortaya çıkıyor.
Piazza’da Dikkat Etmeniz Gerekenler:
- Mimari Detaylar: Saat kulesinin her saat başı çıkan figürlerini ve binaların cephelerindeki ince işçiliği incelemek için kafanızı biraz yukarı kaldırın.
- Etkinlikler: Gitmeden önce yerel etkinlik takvimine göz atın; Sting’den Macy Gray’e kadar pek çok dünya yıldızının burada konser verdiğini hatırlatmakta fayda var.
- Ambiyans: Burası fotoğraf çekmek ve Batum’un o “estetik” yanını belgelemek için en ideal nokta.
📌 Kemal’in Notu: Piazza çok şık, evet, ama aynı oranda "turistik". Yani burada yiyeceğiniz yemeğe veya içeceğiniz kahveye Batum ortalamasının çok üzerinde bir bedel ödersiniz. Benim tavsiyem; Piazza’nın ambiyansını yaşayın, mozaiklerin üzerinde yürüyüp fotoğraflarınızı çekin, canlı müziği dinleyin ama asıl yemek ziyafetini daha yerel ve arka sokaklardaki "gizli" restoranlara saklayın. Burayı bir açık hava alanı gibi dolaşın.
Piazza’nın o derli toplu İtalyan havasından çıkıp iki sokak öteye geçtiğinizde, Batum’un heybetli ve biraz da dramatik yüzüyle karşılaşıyorsunuz. Tiyatro Meydanı, şehrin kültürel ağırlık merkezlerinden biri.
6. Neptün Çeşmesi ve Tiyatro Meydanı
Tiyatro Meydanı (Batumi Theater Square), adını meydanın hemen arkasında yükselen ve Batum’un mimari gururu olan Batum Devlet Tiyatrosu binasından alıyor. Ancak meydanın asıl ilgi odağı, tam merkezde parıldayan Neptün Çeşmesi. Bologna’daki orijinal Neptün Çeşmesi’nin bir kopyası olan bu yapı, altın sarısı kaplamaları ve mitolojik figürleriyle Batum’un o “gösterişi seven” yanını temsil ediyor.
Meydan, genişliği ve çevresindeki klasik mimariyle Batum’un en ferah noktalarından biri. Hemen arkadaki tiyatro binası ise, kentin sanat geçmişine tanıklık eden, sütunlu yapısıyla fotoğraf karelerine girmeyi hak eden bir anıt gibi duruyor.
Meydanda Görmeniz Gerekenler:
- Neptün Çeşmesi: Çeşmenin etrafındaki detaylı işçiliği inceleyin. Özellikle güneşli bir günde altın kaplamaların parıltısı meydanın atmosferini tamamen değiştiriyor.
- Devlet Tiyatrosu Binası: 1952 yılında inşa edilen bu yapı, Batum’un o kendine has klasik tarzının en iyi örneklerinden biri. Eğer vaktiniz varsa akşam saatlerinde binanın ışıklandırmasını mutlaka görün.
- Eski Şehir Geçişi: Tiyatro Meydanı, modern Batum ile o eski mahallelerin kesişim noktası gibidir. Buradan içeriye doğru süzülen sokaklar, sizi şehrin daha az parlatılmış ama daha samimi yüzüne götürür.
📌 Kemal’in Notu: Neptün Çeşmesi’ni sadece bir süs havuzu gibi görüp geçmeyin. Meydanın etrafındaki banklarda oturun ve şehrin nabzını burada tutun. Burası yerel halkın da sıkça kullandığı, Batum’un o turist kalabalığıyla yerel hayatı en iyi harmanladığı noktalardan biridir. Buradan sonra rotanızı hemen bir paralel caddedeki Eski Batum (Old Batum) evlerine doğru kırarsanız, Batum’un o meşhur kontrastını tam anlamıyla iliklerinize kadar hissedersiniz.
7. Orta Camii
Orta Camii (Batumi Mosque – Orta Jame), Batum’da ayakta kalan tek camii. Osmanlı yönetimi sırasında 1886’da diğer iki cami arasına inşa edildiğinden Orta Camii olarak adlandırılmış. 1946’da restore edilen cami, köşede yüksek bir minare ve merkezde büyük bir yaldızlı kubbesi olan dikdörtgen bir plana sahip.
Tüm diğer dini yapılarda olduğu gibi, Sovyet döneminde kapatılmış. 1990’lı yıllarda yenileme çalışmaları yürütülen Camii, şimdi Kuran Kursu ve Müftülük binası ile bir arada hizmet veriyor. Acara halkı, Roma döneminde Hristiyanlığı kabul etmiş. Osmanlının Kafkasya bölgesini fethiyle birlikte, 15. yüzyıldan itibaren halkın büyük bölümü Müslümanlığı benimsemiş.
Şimdiye kadar objektif bir gezgin gözüyle anlattığım bu liste 1. gün için tam kararında. Saydığım Bulvar, Miracle Park, Avrupa Meydanı, Piazza ve Tiyatro Meydanı durakları, aslında iç içe geçmiş bir halkanın parçaları. Aralarındaki mesafe o kadar kısa ki, taksiye binmeye kalkmayın Akşamına Argo Teleferik planı ise bu rotanın üzerine yapılacak en mantıklı rota olur. Batum gündüzleri “şantiye” hissini daha çok verir ama hava karardığında o ışık oyunları şehrin tüm kusurlarını örter.
8. Argo Teleferik: Şehre 250 Metreden Bakış
Eski Batum liman bölgesinden kalkan bu teleferik, sizi yaklaşık 2.5 kilometre boyunca şehrin üzerinden süzerek Anuria Dağı’na çıkarıyor. Batum’un o çok konuşulan tezatlığını —bir yandaki parıltılı gökdelenleri, diğer yandaki paslanmış çatıları ve Sovyet apartmanlarını— en net buradan görürsünüz.
Yaz aylarında Batum’un nemi adamı çarpar. Gün boyu meydanlarda yürüdükten sonra, akşam serinliğinde Anuria Dağı’na çıkıp şehre yukarıdan bakmak gerçek bir nefes alma molasıdır. Hafta sonu gidiyorsanız akşam saatlerinde ciddi bir kuyrukla karşılaşabilirsiniz. Yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuk için 45 dakika sıra beklemek can sıkıcı olabilir. Tepeye vardığınızda sizi çok lüks bir şey beklemiyor; standart bir seyir terası ve biraz pahalı bir kafe-restoran var. Yani olay “orada vakit geçirmek” değil, “oraya çıkarkenki manzara” ve “yukarıdan Batum fotoğrafı çekmek”.
Kemal’in Notu: Teleferik biletinizi gidiş-dönüş alın ve mümkünse gün batımından 30-40 dakika önce yukarıda olacak şekilde plan yapın; böylece şehri hem aydınlıkta hem de ışıkları yanarken görebilirsiniz. Eğer akşam yemeği planınız varsa, yemeği yukarıda yemeyin. Yukarıda bir kadeh şarap veya kahve içip manzaranın tadını çıkarın, sonra aşağı inip liman bölgesindeki veya ara sokaklardaki o meşhur restoranlara yönelin.
9. Batum Botanik Bahçesi: Karadeniz’in Yeşil Hafızası
Batum Botanik Bahçesi, Batum’un yaklaşık 9 km kuzeyinde, Mtsvane Kontskhi (Yeşil Burun) bölgesinde yer alıyor. Bu bahçe, dünyanın en büyük ve en zengin botanik parklarından biri. 1912 yılında Rus botanikçi Andrey Krasnov tarafından kurulan park, 100 hektardan fazla bir alana yayılıyor. Bahçenin en büyüleyici yanı, dünyanın farklı iklim kuşaklarından (Güney Amerika’dan Himalayalar’a, Avustralya’dan Akdeniz’e) gelen binlerce bitki türünün, Batum’un o kendine has nemli ikliminde yan yana yaşayabiliyor olması.
Bahçe, denize dik inen bir yamaç üzerine kurulu. Bir yanda devasa okaliptüs ağaçlarının kokusunu içinize çekerken, diğer yanda masmavi Karadeniz manzarasını izleyebiliyorsunuz.
Botanik Bahçesi’ni Gezerken Bilmeniz Gerekenler:
- Zaman Ayırın: Burası “şöyle bir bakıp çıkarım” denecek bir yer değil. Hakkıyla gezmek isterseniz en az 3-4 saatinizi buraya ayırmalısınız.
- Ulaşım: Şehir merkezinden 31 numaralı minibüslerle (marshrutka) veya Bolt ile yaklaşık 15-20 dakikada ulaşabilirsiniz. Bolt kullanmak, zaman kazanmak için en mantıklı seçenek.
- Rota Seçimi: Bahçe oldukça dik ve engebeli. Girişten yukarıya doğru yürümek yerine, elektrikli golf araçlarıyla (ekstra ücretli) en üst noktaya çıkıp, aşağıya doğru yürüyerek gezmek dizleriniz için çok daha dostça bir yöntem olur.
- Saklı Plaj: Bahçenin alt kısmında, tren raylarının hemen yanında yerel halkın bildiği küçük bir plaj var. Vaktiniz varsa ve mevsim uygunsa, botanik turunu deniz molasıyla taçlandırabilirsiniz.
📌 Kemal’in Notu: Botanik Bahçesi, Batum'un o "insan yapısı" parıltısından çok daha fazlasını vaat ediyor. Buraya mümkünse sabahın erken saatlerinde, kalabalıklar basmadan gelin. Yanınıza mutlaka su ve rahat bir yürüyüş ayakkabısı alın. Özellikle parkın içindeki "Yıkık Köprü" ve Japon Bahçesi kısımlarını es geçmeyin. Burası, Batum seyahatinizin en sakin ve "temiz" hatırası olacak.
Botanik Bahçesi’nin o uçsuz bucaksız yeşilliğinden sonra, Batum’un en ağırbaşlı ve hikayesi en derin yapısına geçiyoruz. Şehir merkezindeki o modern ve bazen göz yoran yapıların arasında, tüm ihtişamıyla yükselen bu katedral, Batum’un hem ruhunu hem de sancılı geçmişini simgeliyor.
10. Batum Balık Pazarı (Öğle Yemeği Ritüeli)
Botanik’ten şehre dönerken tam yol üstünde kalıyor. Lojistik olarak harika bir “check-point”.
- Neden? Batum’un en dürüst yeridir. Pazar tezgahından kalkanı, barbunu kendin seçersin; yan taraftaki salaş masalarda mısır ekmeği ve Gürcü salatasıyla yersin. Ne kazıklanma korkusu var ne de yapay bir garson nezaketi. Sadece taze balık ve Karadeniz var.
11. Kutsal Meryem Ana Katedrali
Batum’un tam kalbinde yer alan bu yapı, ilk bakışta size Orta Avrupa’nın kadim kiliselerini hatırlatabilir. 19. yüzyılın sonunda neo-gotik tarzda inşa edilen katedralin hikayesi oldukça ilginç: Aslında bir Katolik kilisesi olarak yapılmış. Ancak Sovyet döneminde, inanç sistemine karşı yürütülen politikalar gereği ibadete kapatılmış ve uzun yıllar boyunca bir yüksek gerilim laboratuvarı olarak kullanılmış. Evet, yanlış duymadınız; bu devasa dini yapı, yıllarca bilimsel deneylere ve jeneratör seslerine ev sahipliği yapmış.
80’li yılların sonunda tekrar dini statüsünü kazanan yapı, bugün Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin ana katedrali olarak hizmet veriyor. Dış cephesindeki o koyu renkli taş işçiliği ve göğe yükselen sivri kuleleri, Batum’un genel mimari dokusundan sıyrılıp “buradayım” diyor.
Katedrali Gezerken Bilmeniz Gerekenler:
- Vitray Sanatı: İçeri girdiğinizde başınızı yukarı kaldırın. Batum’un o meşhur ışığı, devasa vitray camlardan süzülüp içeride mistik bir atmosfer yaratıyor. Bu vitraylar, yapının Katolik kökenlerinden kalan en zarif miraslar.
- Saygı ve Sessizlik: Burası turistik bir müze değil, aktif bir ibadethane. İçeride fotoğraf çekerken (izin veriliyorsa) flaş kullanmamaya ve sessizliğe dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca kıyafet kuralına (omuzların ve dizlerin kapalı olması) saygı göstermek önemli.
- Bahçe ve Huzur: Katedralin dışındaki küçük bahçe, şehrin gürültüsünden kaçıp beş dakika soluklanmak için harika bir nokta.
Kemal’in Notu: Batum’da mimari bir tur yapıyorsanız, bu katedrali görmeden geziyi tamamlamayın. Yapının o “laboratuvardan katedralliğe” dönüş hikayesi, aslında Gürcistan’ın modern tarihinin de kısa bir özeti gibi. Katedralden çıktıktan sonra çevre sokaklardaki eski ahşap evlere göz atarak yürümek, size Batum’un parlatılmamış ama samimi yüzünü daha iyi hissettirecek.
12. Batum Müzeleri
Batum Arkeoloji Müzesi, Acara çevresindeki kazılarda, özellikle Pichvanri Yunan nekropolünde ortaya çıkarılan eserlerin sergilendiği bir müze. İki kata yayılan müzede, MÖ 5. yüzyıla tarihlenen boyalı çanak çömleklerden madeni paralara ve altın takılara kadar uzanan bir sergi var.
Kil amphora ve qvevri koleksiyonu özellikle etkileyici. Tabelaların çoğu sadece İngilizce hazırlanmış olsa da personel çok ilgiliydi. Çok fazla bir şey beklemeyin ama yağmurlu bir güne denk gelirseniz ziyaret edebilirsiniz. Pazartesi hariç 10.00 – 18.00 arasında açık. Giriş ücreti 6 GEL.
Nobel Kardeşler Batum Teknoloji Müzesi (Nobel Brothers Batumi Technological Museum), şehrin kuzeyinde, tren istasyonunun hemen yanında yer alan küçük bir müze. Batum tarihinin ilginç bölümleri, petrol endüstrisi, matbaacılık ve fotoğrafçılık yine arşiv fotoğraf ve belgeleriyle sergilenmiş. Nobel kardeşler, Rotschilds ve Alexander Mantashev’in mirası hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız ziyaret edin.
Acara Müzesi (The Museum of Adjara), 1883’ten kalma güzel bir binasında yer alan Acara’nın amiral gemisi müzesi. İki katta düzenlenen eserler ve sergilerle bölgenin tarihini ortaya koyuyor.
Ethnographic Museum “Borjgalo”, Acar kültürünü korumayı ve sergilemeyi misyon edinmiş inanılmaz bir müze. Kemal Turmanidze adlı tek bir adamın eseri. Sürükleyici sergilerde ahşap oymacılığı, kostümler ve geleneksel konutlar sergilenmiş. Çocukla Batum’u gezisi yapıyorsanız uğramanızı tavsiye ederim. Batum’un güneyinde, Machakhela/Yukarı Acara yolu üzerinde yer alıyor.
Sanat Müzesi (The Museum of Art), 1995 yılında kurulan küçük bir sanat galerisi. Aralarında Niko Pirosmani ve Lado Gudiashvili’nin de bulunduğu önde gelen Gürcü ressamların eserleri sergileniyor.
13. Batum Sameba Kilisesi
Batum Sameba Kilisesi (Batumi Sameba Church / Holy Trinity Church), Batum çevresinde gezilecek yerler listenize ekleyebileceğiniz bir kilise. Manzarası Argo Teleferiğinden bile daha iyi, üstelik ziyaret etmesi tamamen ücretsiz. Batum Sameba, ülkedeki en görkemli kiliseler arasında yer alıyor. Kilise, Trinity dağının tepesinde yer alıyor.
Kum rengi taş duvarları ve parıldayan kubbeleri, limandan baktığınızda görülebiliyor. 19. yüzyılın ortalarından beri buluna bir kilisenin yerine gördüğünüz bina 2002 yılında yapılmış. Karadeniz’e bakan geniş bir seyir platformu var. Kilise yaz aylarında sabah 10’dan akşam 6’ya kadar açık, ancak kışın erken kapanıyor.
Kiliseye gitmek için Bolt uygulamasından taksi ayarlarsanız 7 GEL’e mal oluyor ve yaklaşık 30 dakika sürüyor. Vaktiniz bol ve yürümeyi seviyorsanız 2 saat kadar yürüyerek şehre inebilirsiniz. Batum’un silüetini panoramik görebileceğiniz köyler arasından geçiyorsunuz.
14. Kobuleti

Kobuleti, Batum’un 30 kilometre kuzeyinde, Gürcistan’ın Karadeniz kıyısında yer alan, yazlık bir tatil bölgesi. Temmuz ve ağustosta, şehrin plajlarına 100 bin turistin indiği söyleniyor. Bu çam kaplı, subtropikal kıyı şeridi, Rus İmparatorluğunun aristokrat bir yaz tatili için seçildiği günlerinden bu yana her yıl böyle.
Temiz havası ve kıyıları dolayısı ile 18. yüzyılın ortalarından itibaren Rus soylularının sayfiye yeri haline gelmiş Kobuleti’yi, haziran sonundan eylül ayının ilk haftalarına kadar ziyaret edebilirsiniz. Diğer mevsimlerde bizim terk edilmiş yazlık Ege kıyları gibi bir atmosfere bürünüyor.
Sovyet tarihi, mozaikler, terk edilmiş binalar, ilginç mimari ve yerel müzelerle ilgileniyorsanız, Kobuleti’ye yarım günden fazla zaman ayırabilirsiniz. Kobuleti’nin siyah çakıllı ve taşlık 11 km’lik bir sahili var. Kobuleti Beach, iyi altyapıya sahip iyi bir plaj. 4 metre sonra hemen derinleşiyor. Suyu temiz.
15. Gonio Kalesi
Gonio Kalesi (Gonio Fortress), Batum’un 12 kilometre güneyinde, Çoruh Nehrinin Karadenize kavuştuğu yerde kurulmuş bir Roma dönemi kalesi. Çoruh ve Acharistskali vadilerinin girişlerini koruyan Gonio kalesi, konumu nedeniyle Roma İmparatorluğunun ve ardından Bizans ve Osmanlının da temel direklerinden biri olmuş.
Türkiye Gürcistan sınırının 4 km kuzeyinde, Gonio köyünde yer alan kalenin eski adı Apsaros. Uzunluğu 228 metre, genişliği 195 metre. Gonio, kuleleri ile karmaşık bir yapı. Efsaneye göre İsa’nın 12 havarisinden biri olan Matthias da burada gömülü. Kalenin içinde antik silahların sergilendiği küçük bir müze var.
Yağmur yağarken kısa bir ziyaret yaptım. Kalan kale esas olarak bir Osmanlı yapısı. Dış duvarlar, kaleden geriye kalan hemen hemen tek şey. 2000 yıllık kalenin giriş ücreti 5 GEL. Batum’dan araçla yaklaşık 20 dakika sürüyor. Sarp Sınır Kapısına giderken yolun yarısını gitmiş oluyorsunuz zaten. 16 Nolu otobüsle gidebilirsiniz.
16. Makhuntseti Şelalesi
Makhuntseti Şelalesi, Batum’a 30 km uzakta, dağlık ve yeşil alan Keda köyünde yer alan hoş bir şelale. Bozulmamış bir doğanın içerisinde 36 metre yükseklikten tül gibi dökülüyor. Gürül gürül akan bir şelale beklemeyin. Şelalenin kendisi güzel ama çevresinde, şelalenin sihrini gölgeleyen seyyar satıcılar ve tezgahlar var.
Batum’dan Borjomi’ye giden yolda yer alan şelalenin yakınında cafelerde Gürcü yemekleri yiyebilirsiniz. Şelaleyi ziyaret ettikten sonra, sadece 300 metre ötede Adjaristskali nehri üzerinde yer alan Kraliçe Tamara’nın kemerli köprüsüne bir göz atmayı unutmayın. Köprünün yanında nehrin kumlu kıyısı yüzme alanı olarak kullanılıyor.
Batum’dan ulaşmanız yaklaşık 1 saatinizi alır. Buraya toplu taşıma ile gitmeyi düşünüyorsanız, Batum merkez otogarından, her yarım saatte bir kalkan marshrutka var. Zipline ve rafting olduğu da söyleniyor ama ben bu aktiviteleri yapmadım.
17. Şarap Tadım Turları – Adjarian Wine House
Şarap Tadım Turları, ilgi alanınıza giriyorsa katılabileceğiniz bir aktivite. Gürcüler şarabın anayurdunun toprakları olduğunu düşünüyor, bunu kanıtlayan 7 bin yıllık kalıntıları gösteriyorlar. 500’den fazla üzüm çeşidiyle dünyanın hemen her yerinden çok daha zengin bir çeşitliliğe sahipler.
Kafkas dağlarından akan taze ve temiz sular, ılık kış ayları ile sıcak yaz kombinasyonu üzümcülük ve şarap için mükemmel ortam sağlıyor. Acara Cumhuriyeti, Keda Belediyesine bağlı köylerde üretilen ‘Tsolikauri’ ve ‘Chkhaveri’ şarap çeşitleri oldukça popüler.
🍷 Adjarian Wine House (Acara Şarap Evi), Acharistskali Köyünde yer alan hoş bir şarap evi. Batum merkeze uzaklığı 20 km. İki fabrikada beyaz, pembe ve kırmızı şaraplar üretiyorlar. Etnografik unsurlarla dekore edilmiş mahzenini gezebiliyorsunuz. Tuğla dekorasyonu çok hoştu. Çok güzel bir kırsal ortamda, dağların muhteşem manzarasına sahip.
Şarap tadımı, hıngel yapımı, Acar peyniri yapımı; üzüm ezme ve Chacha damıtma gibi aktiviteleri var. Şaraphaneye giriş 30 GEL. Zarif bir ortama sahip bir Gürcü restoranı var. Otantik et ağırlıklı Gürcü akşam yemeği için tercih edilebilir. Kral Tamar Köprüsü ve Makhuntseti Şelalesine giderken ziyaret edebilirsiniz.
🍷 Lado Shavishvili’s Wine Cellar, Keda Belediyesi. Batum merkeze 45 km uzaklıkta, Karadeniz’e dökülen Çoruh nehrinin bir kolu olan küçük bir dere kenarında yer alıyor. Eski tarz bir şarap mahzeninde şarap tadımı, şarap satın alma ve konaklama imkanı bulunuyor. Sıcak ve esprili ev sahipleri var.
Gürcistan çok sesli müziğin de anavatanı. Gürcülerin bir müzik aleti olmadan yaptıkları polifonik müzik 3 bin yıllık geçmişe sahip ve UNESCO Kültür Mirası Listesinde yer alıyor. Herhangi bir müzik aleti kullanmadan sadece vokalle söylenen çok sesli halk türküleri dinlenebilir.
Black Sea Jazz Festival, Batum’un en büyük sanat etkinliklerinden olan Jaz festivali her yıl ünlü caz sanatçılarını ağırlıyor. Haziran-Temmuz dönemlerini jaz takvimi için takip etmek gerek. Biletler 50-100 Lari. Batumi Summer Set Fest, Ağustos ayının son haftasında Batum’da olanlar bu elektronik müzik festivaline katılabilir.
🥂 Batum gece hayatı, ülkemizde çok ilgi görüyor. Bunun de temelinde kumarın serbest olması var. Hemen her sokakta, makine oyunlarını oynayabileceğiniz salonlar var. Büyük kulüplerde ve otellerin casinolarında masa oyunları bulunuyor. Sınırı geçip sırf kumar oynamaya gelen Karadenizlilerden dolayı Batum’a Laz Vegas dendiği de oluyor!
🥘 Batum yemekleri, emin olun sizi mutlu edecek. Tabi doğru yerde doğru Acara mutfağı seçerseniz eğer. Haçapuri, Acara mutfağının olmazsa olmazı. Tatmadan Batum’dan dönmemeniz gerek. Süzme peynir ve tereyağı ile birleştirilmiş ince lavaş ekmeğinden yapılan Sinori, tatmanız gereken bir başka lezzet.
Çerkez mantısı da denilen hingel, yine menünüzde olsun. Bu yöresel mantı. kızgın tereyağ, sarımsaklı yoğurt ya da domatesli sos eşliğinde servis ediliyor. Batumi Plaza’nın arkasında, ev kadınlarının yaptığı ‘Khinkali Ludi‘ adlı küçük dükkanda yiyin. Taze ev yapımı yemekler yapıyorlar. Fiyatları da çok makul. Başka bir haçapuri türü olan açma, Acara ve Abhazya’da ünlü bir yerel lezzet.
Gürcü lezzetlerini tadabileceğiniz Laguna, Retro, BatuMarani, Garage Wines ve Cafe Adjara, iyi restoranlar. Et ve iyi şarap için Georgian Naturale Wine & Food, deniz ürünleri istiyorsanız sahildeki Fishlandia iyi. Batum Balık Pazarına gidip, balığınızı, seçip, temizletip oradaki restoranda pişirtebilirsiniz.
Kahvaltı için Blue Elephant, Acara baklavası için Baklava House, dondurma için Luca Polare, Türk kahvesi için Coffeetopia, kaliteli kahve için Rhino Coffee, tatlılar için de şehirdeki en iyi pastane olan Dona Bakery adreslerini not edin.
ChaCha Time, kokteyller ve Sami Ludi Craft Beer Pub ise bira konusunda uzmanlaşmış iki hoş bar. Mary’s Irish Bar Batum’da yaşayan yabancılar arasında popüler. Freespace, eğlenceli bir havaya sahip. Komuna da Batumluların sevdiği bir mekan.
Batum gezisi için bir hafta sonunu ayırmak ideal olur. Çoğu Batum turları hafta sonlarını kapsayacak şekilde düzenleniyor. Şehirleri her yönüyle yavaş keşfetmek isteyenler ise en az 2 gün ayırmalı.






























