AirAsia uçağı ile, 21 Eylül 2011′de Singapur’dan, Borneo Adası’nda bulunan Sarawak Eyaleti’nin Miri şehrine geçtim. Sarawak, Malaysian Borneo’da bulunan 2 eyaletten birisi. Diğeri ise Sabah Eyaleti.

Gezegenimizdeki 3 ada benim için çok özel. Tazmanya, Borneo ve Madagaskar. Hem Tazmanya hem de Borneo beklentilerimin üzerinde adalar olarak beni büyüledi.

Özellikle Borneo tam bir macera, tatil ve farklı bir dünyaya yolculuk demek oldu benim için. 40 gün gezme fırsatı bulduğum Borneo’dan 31 Ekim’de ayrılıp Filipinler’in Manila şehrine geçtim.

Malta

Borneo Rotası

BORNEO ROTA 📌 Singapur (18 Eylül 2011) ✈️ ➡ Miri (Sarawak, Borneo) ✈️ ➡ Mulu ✈️ ➡ Miri ⛴ ➡ Marudi ⛴ ➡ Miri ✈️ ➡ Kota Kinabalu (Sabah, Borneo) ⛴ ➡ Tunku Abdul Rahman Park ⛴ ➡ Kota Kinabalu (Sabah, Borneo) 🚍 ➡ Semporna ⛴ ➡ Mabul Adası ⛴ ➡ Semporna 🚍 ➡ Lahad Datu 🚍 ➡ Sandakan 🚍 ➡ Kinabatangan 🚍 ➡ Sepilok 🚍➡ Kota Kinabalu ✈️ ➡ Filipinler (31 Ekim 2011)

Borneo Route
Borneo Tour Route
Borneo Tour Route

Miri, Malezya petrol endüstrisinin kalbi. Borneo’nun Sarawak bölgesinde yer alan şehrin merkezinin öyle pek bir turistik cazibesi yok. Asya’nın en değerli doğal rezervlerinden Mulu Ulusal Parkı, The Pinnacles ve Winds ve Clear Water Mağaraları gibi efsanevi yerleri görmek için buraya uçmanız gerekiyor. Bunların hepsi Mulu Ulusal Parkın yer aldığı Mulu kasabasında olduğundan Miri’den Mulu’ya uçtum.

Miri’de The Highlands Backpackers’in dorm odasına kişi başı geceliği kahvaltı dahil RM25 ödeyerek yerleştim. Bildiğim kadarıyla daha sonra taşındı veya kapandı. Diğer konaklama tavsiyelerim HomezStay Soho Timesquare, Miri Marriott Resort & SPA ve uygun fiyatlı OYO 976 Dragon In.

Mulu Ulusal Parkının etkileyici güzelliklerini görmek için 10 güne yakın kaldım. Mulu’dan Miri’ye yine uçakla döndüm, oradan da The Baram Regatta kano yarışları ile ünlü Marudi kasabasına geçtim.

Marudi’den Miri’ye döndükten sonra Borneo Adasında yer alan Sabah Eyaletinin Kota Kinabalu şehrine uçtum. Sabah, UNESCO Mirası Kinabalu Dağı, Malezya bağımsızlığının babası Tunku Abdul Rahman adıyla anılan Tunku Abdul Rahman National Parkı, orangutanları vahşi yaşamın zenginliği ve dalış noktaları ile şahane bir coğrafya.

Borneo Adasının Sarawak ve Sabah eyaletlerinde toplamda 40 gün geçirdikten sonra, Kota Kinabalu’dan Filipinler’in başkenti Manila’ya uçtum. Uçuşumu Asya’nın ucuz bilet satıcısı AirAsia ile yaptım.

Tanjung Puting Ulusal Parkı, Kalimantan Bölgesinde, Borneo Adası’nda bulunuyor. Maalesef bu bölgeye gidemedim. Ekoturizm açısından oldukça popüler bir yer olan park, birçok yerel tur firmaları hem vahşi yaşam hem de araştırma merkezlerine birkaç gün süren turlar düzenliyor. Vahşi yaşamlarına tanık olabileceğiniz canlılar arasında şebekler, makaklar, bulut benekli leoparlar, güneş ayıları, pitonlar, timsahlar ve en önemlisi orangutanlar yer alıyor. Maalesef yasa dışı ağaç kesimi yüzünden bu bölge ciddi bir tehdit altında.

Borneo’daki Son Günlerim

Kinabatangan Wildlife Sanctuary’de Uncle Tan Advanture Camp’ta iki gece kaldıktan sonra, Sepilok’taki Uncle Tan B&B’a geri döndüm. Orada bir gece daha kaldıktan sonra Kota Kinabalu’ya giden otobüse atladım.

Sipadan’da dalmak yerine Mabul’da dalmıştım, Danum Valley’e gidememiştim ama bunun yerine Kinabatangan Wildlife Sanctuary‘de 2 gece kalmıştım. Şimdiyse tekrar modern hayata, Sabah Eyaletinin başkenti Kota Kinabalu’ya dönmek zamanıydı.

Otobüsüm yol boyunca, kesilen ormanların yerine palm yağı için yetiştirilen çok sayıda palmiye ağacı bahçelerinin arasından geçip görkemli Mount Kinabalu’ya ulaştı. Kinabalu Dağı eteklerinde, kıvrıla kıvrıla giden virajlı yollardan geçerken gün de batmak üzereydi. O anda, hayıflanarak otobüsün penceresinden izlemek durumunda kaldığım şahane günbatımı manzarasının tadına doyum olmazdı.

Bir yandan yolun bazı yerleri sisle kaplıyken, bir yandan uzak ufuktaki bulutların arkasından batan güneşin, bu sisli havada yarattığı kızıllığın her göreni heyecanlandıracağına eminim. Bir yanım geri dönüp, Güney Asya’nın bu en yüksek dağına tırmanmayı söylerken bir yanım aşırı yüksek fiyatlardan dolayı yapmamamı söylüyordu.

Kota Kinabalu’ya uzun ve yorucu bir yolculuk sonrası erişip terminalin güneyinden geçen yola geçip şehre giden minibüse atladım. Minibüsün geçtiği yolu öğrenmek için, gördüğüm 16 yaşlarındaki gence “İngilizce biliyor musun?” diye sorduğumda akıcı ve aksansız bir şekilde cevap verince artık bu soruyu Borneo’da sormamaya karar verdim. Zira daha önce de belirttiğim gibi pazardaki 60 yaşlarındaki yaşlı ninem bile yeteri kadar İngilizce biliyordu.

Sırt çantamı daha önce bırakmış olduğum Akinabalu Hostel’ime yerleştim. Kota Kinabalu’dan ayrılıp Borneo’nun güneyine, Semporna ve Sandakan’a giderken yanıma sadece 20 litrelik küçük çantamı almıştım ve onunla 11 gündür rahatça geziyordum. Parmak arası terlik, birkaç t-sirt, laptop ve tablet pc.

Şimdiyse tekrar diğer eşyalarıma kavuşmak zamanıydı, ancak çok da özlediğim söylenemezdi. Daha önce kaldığım zamana göre hosteli daha kalabalık buldum. Daha önce dorm odasında tek başına kalırken, şimdi ise 5 yatağın tamamı da dolu. Huzurlu bir hostel. Yenileme çalışmaları sürdüğünden ara sıra gürültü olmuyor değildi, ama yenilendikten sonra daha güzel olacağına eminim.

Hazır buradayken ve zengin zengin sultanı ile ünlü Brunei Sultanlığı sadece bir taş atımı uzağımdayken birkaç günlüğüne ziyaret etmeyi düşündüm. Sarawak’ın Miri şehrindeyken yine birkaç saat uzaklıkta bulunan Brunei’ye girmek istemiştim. Sınır kapısından, Türkiye vatandaşlarına kapıda vize verilmediğini öğrenip geri dönmüştüm. Vizemi almak için Brunei Sultanlığının Immigration ofisini uzun aramalardan sonra buldum.

Google’daki adreste farklı yerde görünüyor. Nihayet bulduğumu düşündüğüm yerde yoktu, meğer Sambulan denilen bir mahalleye taşınmış. Vize başvurusu için pasaportumu verdim içeri. Uçak biletim olup olmadığını sordu görevli. İşte komedi yine başlıyordu. Bir çok ülke vatandaşının nerdeyse elini kolunu sallayarak, pasaportuna 2 dakikada içerisinde sadece bir kaşe alarak gittiği Brunei Sultanlığı’na, Türkiye vatandaşlarının girebilmesinin yolu gidiş-dönüş uçak biletini göstermelerinden geçiyor.

Sarawak Eyaletindeki, Miri şehrinden 4-5 saatte Brunei’nin başkenti Bandar Seri Begawan’a ulaşılabilirken sınırdan almamışlardı vizem yok diye, gidememiştim. Yine Kota Kinabalu’dan önce Labuan Adası’na 2 saatte botla gidip oradan da yine Brunei başkentine 20 dakikada botla kolayca gidilebilirken, bu defa dayatılan ve fiyatları hiç de ucuz olmayan uçak biletini alıp Brunei’ye gitmeye hiç de niyetim yok.

Aslında benim için Brunei’ye gitme amacım pasaportumda artı bir ülke kaşesi görmekten başka bir niyet değil. Petrol zengini, sultanlıkla yönetilen bu küçücük ülkede dünyanın en büyük saltanat sarayı ve yine dünyanın en büyük camisi bulunuyor. Bunlar dışında Sabah veya Sarawak’tan farklı, özgün görülesi bir yeri yok.

Doğrusu bu “en büyük” iki yapının mimari bir büyüleyiciliği de internette gördüğüm fotoğraflardan anladığım kadarıyla da yok. Hemen birkaç saat uzaklıkta olan Brunei’ye gitmekten vazgeçtim ben de. Dileyenler Kota Kinabalu’dan Bandar Seri Begawan’a ulaşabilir, ya da aktarmalı uçuşlarını Brunei üzerinden ayarlayanlar 3 günlük transit vize alabiliyorlar.

Kota Kinabalu’da geçirdiğim günler boyunca sinemaya gitmeyi ihmal etmedim. Suri Sabah adlı alışveriş merkezinde iki defa sinemaya gittim. Sinema biletleri RM6-9 (4-6TL) arasında değişiyor. Şahane salonları vardı.

Yine, Tunku Abdul Rahman Park’ında yer alan güzelim tropikal ada Manukan’a bir defa daha günlük gezi yaptım. Bu defa akşam ayrılmadan yağmura yakalandım. Hani adada çadır kurmama izin verseler 10 gün kalırdım. Resort olduğundan izin verilmiyor.

Aslında Kota Kinabalu’da bu kadar uzun süre kalmamı gerektirecek bir şey yoktu. Sıklıkla dediğim gibi bu blogumu yazmak en çok zamanımı alan şey oldu. Biraz dinlenmek ve blogu derleyip topladıktan sonra yola çıkmayı düşünüyordum. Normal rotam tekrar Kuala Lumpur ve oradan Malezya’nın kuzeyine yönelmek ve oradan da Tayland’a geçmekti.

Ancak Tayland’taki yağışların hayatı felç etmesi, turistlerin sular ve sellerden nasibini almamış güneydeki turistik adalara yönelmeleri dolayısı ile fiyatların artması gibi nedenlerle nereye gidebileceğimi düşündüm.

Kaldığım Akinabalu Hostel’de tanıştığım Filipinli Marie ve Kiiten’den epeyce bilgi aldıktan sonra yönümü Filipinler’e çevirmeye karar verdim. Hem Kota Kinabalu Filipinler’e çok yakın bir yer. Uçak biletlerini araştırdıktan sonra, Asya’da en güzel uçuş fiyatlarını veren firmalardan birisi olan AirAsia’dan, RM147 (85TL) ‘ye Manila’nın yakın komşu şehri Angeles Clark Havalimanına 31 Ekim tarihli uçuş biletimi aldım.

Gezi boyunca en çok hayıflandığım şeylerden birisi yanıma Canon PowerShot G5 kameramı almamış olmamdı. Öyle ki memlekette her an yanımdan ayırmadığım kameramı nedense yola çıkarken aptallık edip almadım. O kadar yokluğunu hissettim ki onu Türkiye’den getirmenin yollarını araştırdım. Geziyorumlari.com web sitesindeki foruma derdimi anlatınca kısa sürede birkaç arkadaştan cevap aldım. Filipinler’e ayın sonunda gelecek olan Atıf adlı bir gezginden fotoğraf makinemi getirmesi konusunda anlaştık.

Bu güzel başkentten ayrılmadan önce aynı hostelde 10 gün daha kaldım. Sanki yerleşik hayata geçmiştim yine. Artık evim olmuştu. Gelenlerle tanışıyordum, sonra onlar gidiyorlardı ben kalıyordum. Zamanımın çoğunu her zaman olduğu gibi yol günlüklerimi yazarak, fotoğrafları düzenleyerek, internette yeni rotalarım hakkında bilgi toplayarak, şehri dolaşarak, yerel lezzetlerin tadına vararak geçiriyordum.

Malta

Artık her şeyi netleştirmiş, yeni rotamı belirlemiştim. Şehrin hemen arkasında bulunan tepeden Kota Kinabalu’yu izlemek için bir Signal Hill Observatory denilen şehri gözleme tepesine çıktım. Bu şehre ilk geldiğimde kaldığım Lucy Backpacker’in hemen arka bahçesinden dik merdivenlerden tırmanıp 20 dakika sonra bu izleme noktasına ulaştım, 180 derece şehri görmeniz mümkün.

Karşıdaki Tunku Abdul Rahman Parkı’ndaki Mamutik, Manukan, Sapi ve Gaya adaları masmavi denizin içerisinde karşımdaydı. Özleyeceğim bu şehri.

Day 450, Borneo:38. Kota Kinabalu, Sabah, 28 Ekim 2011, Cuma

Önceki blog yazısıBorneo Yaban Hayatı Koruma Alanı: Kinabatangan Wildlife Sanctuary
Sonraki blog yazısıBin Adalar Cenneti: Tidung Island
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

4 YORUM

  1. Borneo’ya giriş için vize gerekli midir? Eğer vize yok ise vizesiz ne kadar kalabiliyoruz? Ayrıca Borneo’ya iniş için hangi hava alanını tercih edersiniz?

    • Borneo Adası üzerinde 3 ülke ve bir özerk bölge arasında paylaşılıyor. Kuzey doğusunda Sarawak ve Kuzey batısındaki Sabah eyaletleri Malezya’ya bağlıdır. Malezya vizesi, kapıdan alınabiliyor. İster havayolu ister karadan giriş yapın, 90 günlük vize alabiliyorsunuz. Farklı uygulama olarak Sabah eyaletinde de pasaportunuza kaşe basılıyor. Sabah eyaletinin başkenti Kota Kinabalu da uygun uçuş noktaları arasında yer alıyor. Eğer dalış için gidecekseniz Tawau’ya da uçabilirsiniz.

      Sarawak’a gitmek isterseniz Kuching şehri uygun. Yada Mulu National Parkı ziyaret edecekseniz Miri Havalimanına uçabilirsiniz.

      Borneo’da yerel uçuşların çoğu ATR-500 tiplı bizim pırpır dediğimiz uçaklarla yapılıyor. Genelde ekonomikti.

      Ayrıca Borneo üzerinde Labuan adında özerk bir ada bulunuyor. Serbest bir bölge olan ada yine Malezya’ya bağlı. Buraya Brunei Sultanlığı’nın başkenti Bandar Seri Begavan’den botlarla kolayca ulaşabilirsiniz. Yada Kota Kinabalu’dan da buraya birkaç saatte hızlı botlara gidebilirsiniz.

  2. Tekrar merhaba, yerel hayatın içine girmek, kültürleri tanımak, doğal güzellikler, tarihi eserler gibi en özel yerleri görmek amacıyla çıkacağımız 18 günlük bir Asya turu için nasıl bir rota önerirsiniz?

    Her ülkenin gidilmezse olmazlarını soruyorum aslında. Uzman sizsiniz. 🙂 Şimdiden teşekkürler

    • Endonezya- Bali, Yogyakarta ve Bukit Lawang (Suamtra)

      Tayland – Chiang Mai, Koh Panyee

      Laos: Luang Prabang – Luang Nam Tha

      Malezya – Georgetown, Mabul Adası

      Filipinler: Banaue, Batad

      Eğer yerel hayatı yakından tanımak istiyorsanız, o yerde biraz uzun -1 hafta- kalmanız gerekir. Yukarıdakiler ilk aklıma gelenler. Ulaşım şartlarının zor olduğu çokça yer daha var. 

      Ancak Endonezya ve Filipinler bende açık ara öndedir. Borneo’yu da eklemek gerek. Aslında Malezya’da çok renklidir ancak Modern dünyaya daha yakın bir gelişmiş ülke olmasından dolayı, hissettirdikleri, Endonezya ve Filipinlere göre biraz zayıf kalıyor.

      Ayrıca kapıalrını henüz açmış Myanmar’da listeye girebilir, örneğin Bagan şehri (Vize sorunları yüzünden gidemedim.(Myanmar vizesi almak kolay değil)

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın