Jakarta’nın kuzey doğusunda Thousand Islands (Bin Adalar) olarak adlandırılan adalar topluluğu bulunuyor. Bunlardan da Tidung Adası’nın görülesi bir yer olduğunu öğrendikten sonra oraya gitmeye karar verdik. Couchsurfer arkadaşımız Nanda da bizimle gelmeye karar verdi. Nanda 28 yaşında Jakarta’da bir insan kaynakları şirketinde direktör pozisyonunda çalışıyor. Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte haftasonu ve bayram tatilde.

Sabaha Nanda ve onun çok keyifli ve hoş sohbet arkadaşı ile gelip bizi evden Nanda’nın arabasıyla aldılar. Sabahın 6’sında Jakarta sokakları boş, o hınca hınç trafiğin yerinde az sayıda arabanın geçtiği sokaklarda sessizlik var. Bir saatlik bir sürüşten sonra bizi Tidung Adası’na götürecek iskeleye vardık.

Burası aynı zamanda balıkçı pazarı olduğundan kokudan nefes almak zorlaşıyor. Her taraf artıklarla, kirli ve pis sular ve çöplerle dolu. Kediler, köpekler ve fareler etrafta dolaşıyor. Bu arada fare, sıçan gibi kemirgenler Endonezya’da bir nevi sokak hayvanı gibi. Her yerde görmeniz mümkün. Modern bir barın duvarından yukarıya doğru tırmandığını görebilirisiniz ya da bir tapınakta. Hemen hemen her restoranda ayaklarınızın yanından geçebilirler. Korkmayın, şaşırmayın.

Feribot hınca hınç dolu olduğundan bize yer kalmamıştı. Bir sonraki feribot için 2 saat vaktimiz olduğunu öğrenince yakınlardaki Dunkin’ Donuts cafesine geçtik. Kahvaltımızı orada yaptık ve vaktimizi doldurmaya çalıştık. Burada da gayet iri boyutta bir fare üst kattaki lavabonun orada beni görünce sıvışmıştı.

Feribot saatinden önce orada olduk. Nanda’nın arkadaşı bizi feribota bıraktıktan sonra şehre geri döndü. Feribota yerleştik. Can yeleklerini kendimize minder yapıp uyuduk. Teknede çok sayıda Çinli Malay var. Bize 10 olarak söylenen tekne ancak 11 de kalktı ve 2-3 saatlik bir yolculuktan sonra Tidung adasına vardık. İskeleden indik ve o çok sıcak olan havada konaklayacağımız bir yer aramaya başladık. Dar sokaklara dizilmiş sıra sıra evlerin bir çoğu homestay ve pansiyon olarak kullanılıyor.

Kapıları çalmamıza rağmen bir çoğundan cevap alamadık, yanıt verenler de dolu olduklarını söylediler. Yorulmuş ve acıkmış bir halde kendimizi bir yol üstü warunguna attık. Yağda sebze ile kızartılıp üzerine yine yağda kızartılmış yumurta ile servis yapılan nasi goreng sipariş ettik. O yorgunlukla ve sıcak havada warungda uzun süre oturduk. Hatta bir el satranç bile oynadık. Kim kazanacak, tabi ki ben kazandım!

Enerjimizi toparlayınca kalabalığın yürüdüğü yöne doğru yürümeye başladık. Güzelim ada ve adanın kıyıları çöp içerisinde. Evlerin bulunduğu yerin hemen karşısındaki kıyı çok sığ ve yaklaşık 20 metre ötesinde 1.5 metre yüksekliğinde bir duvarla denize set çekilmiş.

Deniz kenarındaki evlerinin önünün o popüler yer olması beklenir, temiz ve de düzgün ayrıca. Burada sadece çöp atmak veya atık çöpleri yakma alanı olarak kullanılıyor.

Bir çoğunuzun bildiği gibi Asya ülkelerinde beyaz ten güzellik ve yerine göre üstünlük olarak algılanıyor. Bu nedenle bu bakış açısına sahip olanlar güneşten ve plajlardan uzak duruyorlar. Kimisi şemsiye ile dolaşıyor, herkesin başında kocaman şapkalardan var.

Plajda uzanma ve vakit geçirme kültürleri yok. Bu tür yerlerde ancak üstü kapalı mekanlarda bizim pikniklerde yaptığımız gibi yapıp ailecek oturup, bir şeyler yiyip vakit geçiriyorlar. Denize giren çok az, giren de elbiseleri ile giriyor, şort ve t-shirt.

Kalabalığı takip edince nihayet adanın popüler atraksiyonu olan köprüye vardık. Üzerinde bulunduğumuz Tidung Besar Adası ve onun karşısındaki Tidung Kecil Adası (Küçük Tidung) birbirine küçük bir köprü ve onun devamında da uzunca bir iskele ile bağlanmış.

Köprünün yüksekliği 7 metre civarında ve üzeri hınca hınç dolu neredeyse. Köprü üzerindeki kalabalık, köprüye çıkıp oradan kendini suya bırakanları izleyenler ve atlayanlarla dolu. Denizin rengi harika, yeşile çalan bir rengi var. Yine kıyıda jet-ski, su kayağı ve muz gibi su sporları aktiviteleri ile eğlenenler var.

Köprüyü geçtikten sonra iskeleyi de diğer adaya doğru yürümeye başladık. Ahşaptan yapılmış iskelenin bazı tahtaları çürümüş ve kırılmış. Dikkatli olmazsanız bir bacağınızı iskelenin altında suda bulabilirsiniz. İskelenin etrafındaki suda mercanları ve balıkları kolaylıkla seçebilirsiniz. Mercanların arasında ki deniz tabanı ise beyaz kumlarla kaplıydı.

Ramazan Bayramı’nın bu arifesinde buraya gelmiş tatilcilerin yüzde doksanından fazlası Çinli Malaylar. Akşam yemeği için warungların (restoran) olduğu yerde yiyecek bir şeyler bakınırken gördüğümüz 4 kişi dışında yabancı başka turist görmedik. Uzun ahşap iskelede ağır adımlarla insanları, denizi, balıkları izleyerek yürüyüp diğer adaya vardık. Artık hava yavaş yavaş kararmaya başladığından bu adanın gün batımına bakan plajında oturduk ve gün batımının o enfes görüntüsüne gözlerimizi kilitledik. Hep derim, Uzak Asya ve Okyanusya’da hem gün batımı hem de gün doğumu inanılmaz büyüleyici güzellikte. O kızıllık ve güneşin hareketini görebilmeniz benzersiz bir haz veriyor.

Bu kokonat ve muz ağaçlarıyla dolu beyaz kumlarla çevrili adanın plajında havayı karartmıştık ve hala kalacak yerimiz yoktu. Geldiğimizden beri yer bulamazsak eğer bulamazsak eğer plajda uyuruz önerimi hayata geçirmeye karar verdik.

Hava kararınca yerli turistlerin hepsi Tidung Adasına geri dönmüştü ve şu an üzerinde olduğumuz ada artık bizim adamızdı. Dalgaların kıyıya sürüklediği çok sayıda kütük ve ağaç dallarını bir araya toparladık.

Ben Nanda ile yiyecek bir şeyler almak için Tidung Adasına geçerken yol arkadaşım Farid’de ateş yakma işiyle ilgilendi. Elimizde muz yapraklarına sarılı pirinç kızartmaları, tavuk ve bazı sebzelerde oluşan akşam yemeğimiz ve içeceklerimizle plaja döndük. Tam da içilecek yerdi ama adada alkol satılmıyor.

Ateşimizin başında oturup akşam yemeğimizi yerken hayatımda göremediğim bir şeye daha şahit oldum. Yarım saat gibi kısa sürede deniz seviyesi 1 metreden fazla yükseldi. Ateşimizle deniz arasında belki epeyce mesafe olarak yakmıştık. Şimdiyse neredeyse yaktığımız ateşimizin dibine kadar gelmişti deniz suyu. Acaba daha fazla yükselir mi diye bekledik ama ateşimizin hemen yakınına kadar geldikten sonra med-cezir durdu. Önce sıcak olan ve ateşin yakınında durduğumuzda fena hissettiğimiz sıcaklığın yerini tatlı bir serinlik almaya başladı. Üzerinde kimsenin yaşamadığı bir adada, yaktığımız ateşin başında, beyaz kumların üzerine sarongumu serip üzerine uzandım.

Uyandığımda gece 2 olmuştu. Uyuya kalmışım öylece. Ateşe yakın olan yanım rahat iken sol yanım üşüyordu. Hemen yanımda Farid ve onun yanında da Nanda kıvrılmış uyuyorlardı. Belli ki üşüyorlardı. Ateşin dumanı uyuduğumuz yerden ateşin diğer tarafına doğru esiyor.

Ateşe yakın olarak uyunabilecek en uygun pozisyonu seçmişim ve başka uygun yer olmadığından benim arka tarafımda da onlar uyumuş ama ben ateşin sıcaklığını engellediğimden onlar benim kadar konforlu uyuyamadılar.

Uyanıp ateşi daha büyük kütüklerle besledim ve uyudum yine. Birkaç saat sonra bir ara gözümü yarım yamalak açtığımda Farid büyükçe birkaç kütüğü yerde sürüklüyordu.

Nanda ise Farid’in ona verdiği ince ve hafif kumaştan oluşan uyku tulumunda uyuyordu. Sabah gündoğumunda uyandığımda ateşimiz hala güçlüydü. Hava yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı. Gün doğumu ile birlikte gökyüzü yine kızıl masmavi karışımı bir renk almıştı. İskelede erken saate kalkmış insanlar dolaşıyordu.

Hiçbir gelişmiş dünya ülkesinde plajda ateş yakamazsınız. Yasaktır. Plajlar insanların dinlendikleri, güneşlendikleri, çocukların kumlarla oynadığı tatil yerleridir. Dünyanın denize en fazla kıyısı olan ülke olan Endonezya’da plajlar sadece bir toprak parçası gibidir. Beyaz kumlu plajları ülkenin her yerinde görebilirsiniz.

Fethiye Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kaputaş gibi plajlar burada her kıyıda vardır ve sahipsizdir. Bu sahillerin çoğu denizin sürüklediği ağaç kütükleri, dallar, bitkiler ve çöplerle doludur. Yağan yağmurlar külleri yıkar alır götürür. Biz insanlar havayı, doğayı ve çevreyi kirletirken doğa rüzgar, yağmur ve yağmur ormanlarıyla dengeyi yine sağlamaktadır bu ülkede.

Kahvaltı için dün yemek yediğimiz warunga geçip bir şeyler atıştırdıktan sonra bu defa sokak sokak her homestayin kapısını çalmaya ve karşılaştığımız her kişiye sormaya başladık. Bugün Ramazan arifesi ve tatilde olan Endonezyalıların bir kısmı da kendisini bu adaya atmış.

Her yer dolu, fiyatlar diğer uğradığımız yerlerdekileri konaklama fiyatının iki katı. Nanda biz marketten su alırken orada alışveriş yapan bir kıza öylesine sordu. O da bizi bir yere götürdü, ancak gittiğimiz yer doluydu. Sonra yine kendisini takip etmemizi söyledi ve kendi evine götürdü. Kızın eşiyle tanıştıktan sonra bize evi ve odalarını gösterdiler ve dilersek kalabileceğimizi söylediler.

Biz de heyecanla evet dedikten sonra bize meyve suyu ikram edip, dışarıda beklememizi rica ettiler ve hızlı bir şekilde evi hazırlayıp bize evin anahtarlarını verip çekip gittiler. Şaşırıp birbirimize baktık. İki odası bir salonu, kliması, televizyonu ve 2 banyosu olan bir evimiz olmuştu. Her birimiz bir odayı seçip duşumuzu alıp uyuduk. Ben bu gezimde nedense gündüzleri pek uyumuyorum ve uzun süre uyumayı da sevmiyorum. Çantamı alıp kendimi dışarı attım.

Ada oldukça sıcak. Her zaman kalabalık olan köprünün arkasındaki iskelenin karşısında hemen denizin kıyısındaki ağacın altına sarongu serip uzandım. Bu alan çok hareketli ve yüzlerce insan var. Hemen arkadaki otopark alanından bisiklet ve motosiklet kiralanabiliyor. Bisikletler yüzünden sokakta yürümek biraz zordu. Kitabımı okuyup, müzik dinleyip, insanları izleyerek vakit geçirdim ve biraz da kestirdim.

Daha sonra bana katılan Farid ve Nanda ile köprüye çıkıp kendimizi o yükseklikten denize bıraktık. Çok yüksek değil ama nedense benim için korkutucu. İyi bir yüzücü değilim ve bunun bir sorun olmadığını bildiğim halde atlayış anında kendimi garip hissediyorum.

Yeni Zelanda’da 47 metreden atlamıştım ve o andaki beynin yaşadığı çelişkiyi ifade etmek çok zor. Bu kısa mesafede bile aynı hissediş ilginç.

Hiç yükseklik korkum yok ama konu atlamak olunca işler değişiyor. Vaktimizi yüzerek, eğlenerek, yürüyerek ve sonra eve dönüp TV izleyerek geçirdik.

Day 391, ID:48, Tidung Island, Java. 30 Ağustos 2011, Salı

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!