The Pinnacles, Gunung Mulu Ulusal Parkı olarak da bilinen Mulu Ulusal Parkı içerisinde yer alan muhteşem jeolojik kaya formasyonlarının adı. Malezya’nın Borneo Adasının Sarawak Eyaleti sınırlarında kalan Mulu Ulusal Parkı içerisindeki Api Dağının zirvesine yakın bu keskin kayalık taş ormanın bir benzeri de Madagascar Adasında yer alıyor.

Ormanlık alanın içerisinden gökyüzüne doğru yükselen The Pinnacles, yaklaşık 50 metre yükseklikte duran, jilet keskinliğinde kireçtaşı kayalarından oluşan eşsiz bir oluşum. Gunung Mulu’nun zirvesine tırmanmak yorucu ve tehlikeli. Öyle ki milli park bazen Malezya Ordusu tarafından eğitim amacıyla kullanılıyor. Bu tuhaf kuleleri görmek için yukarı çıkmanın korkaklar için olmadığını duyduk, ama biz meydan okumaya hazırdık!

The Pinnacles Borneo

Borneo adasında bulunan Mulu Milli Parkı, dünyanın en büyük mağara odasını içeren, 3500’den fazla bitki türüne sahip ve vahşi yaşamla bir araya gelen muhteşem bir mağara sistemine ev sahipliği yapıyor.

The Pinnacles yürüyüşüne katılmak için Mulu National Park ofisine geçtik. Robert ve eşi ise Marudi kasabasında yapılacak olan Baram Regatta kano yarışlarında yarışmak için yarın kayıklarıyla ayrılacaklar. Yüzyıllardır birbirinin kafatasını avlamış olan kabileler arası barışı inşa etmek için, 100 yıldır her 2 yılda bir yapılıyor bu yarışlar. Sarawak’ta yaşayan kabilelerin yanında ayrıca Brunei’den de gelen yarışma grupları var. Robert da Mulu’yu temsil edecek kanonun kürekçilerinden biri.

Çantamızı girişteki güvenlik ofisine bırakıp, ana ofise geçtik. Bugün planlanan yürüyüşümüzü yapamayacağımızı öğrenince şaşırdık. The Pinnacles Trekkinginin yapılabilmesi için en az 3 başvuru olması gerekiyormuş. Bugün için, bizden başka herhangi başka bir talep olmayınca aktivite iptal edilmiş. Bize yarın bir grup olduğunu ve onlara katılabileceğimizi söylediler.

Day 418: Borneo:6 Mulu, Borneo 26 Eylül 2011

Malta

UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan Mulu National Park ofisinden başlayarak Melinau Nehri üzerinden tekne ile başlayan yolculuğumuzda, Borneo Adasının yerli kabilelerinden Penanların yaşadığı köyü ziyaret etmiş, yan yana yer alan Winds ve Clear Water Mağaralarını incelemiş, jungle içerisinde 8 km yürüyüş ile base kamp alanına ulaşmıştık.

Orada 1 gece kaldıktan sonra, ertesi sabah ilginç The Pinnacles kaya oluşumlarını görmek için 2.4 kmlik bir zorlu bir yürüyüşle 1.200 metre yüksekliğe kadar uzanan Api Dağı tırmanışını gerçekleştirip, döndükten sonra kamp alanında bir gece daha geçirmiştik Artık tekrar yolda olmak zamanıydı.

The Pinnacles Base Camp alanından, Melinau Nehrindeki teknelere bineceğimiz yere kadar olan 8 km’lik yolu sabah kahvaltı sonrası yürümeye başladık. Bu yürüyüşümüzü bu defa daha ağırdan, çevreyi inceleyerek ve fotoğraf çekerek tamamlayıp bizi alacak teknelere ulaştık.

Bu defa nehrin akış yönünde olduğumuzdan daha önceki gibi birkaç defa tekneden inip tekneyi itme olayı sadece bir defa yaşandı. Mulu National Park HQ’a 1 saat sonra vardık.

Sırt çantalarımızı alıp daha önce rezervasyon yaptığımız Sweet Water Hostele geçtik. Hostel Mulu National Park girişinin hemen dışında yer alıyor. Kocaman bir odada yan yana dizili 40’a yakın yatak var, sadece 3 kişiyiz. Oysa ki birkaç gün önce burada yer ayırtmaya çalıştığımızda tamamen doluydu ve şimdiyse yerini sessizliğe bırakmıştı. Her zamanki gibi zamanımı böylesi dolu dolu aktivite günlerden sonra fotoğrafları düzenleyerek, dinlenerek ve yazarak geçirdim.

Day 421: Borneo:9 Miri, 29 Eylül 2011

The Pinnacles, Borneo

The Pinnacles, yumuşak kireçtaşının binlerce yıl boyunca aşınıp yok olmasıyla oluşmuş sert karstik oluşumlar. Mulu Ulusal Parkı içerisinde yer alan bu ilginç kayaları görmek için 3 gün süren zorlu bir tura hazır olmak gerekiyor.

Taş ormanını görmek için sabah 7.30’da The Pinnacles Base Camp’tan yola çıktık. Bu tırmanış yolu sadece 2.4 km, ancak başlangıç noktası ile zirve arasındaki yükseklik farkı 1.200 metre.

Yürüyüşün ilk yarım saatini neredeyse düz sayılabilecek orman içerisinde yapıyorsunuz, ancak sonrasında neredeyse 45 derecelik açıda kendinizi kan ter içerisinde, ağaç gövdelerine ve köklerine tutunarak tırmanmaya çalışırken buluyorsunuz.

Tırmanışı kolaylaştırmak için ağaçlar arasın halatlar çekilmiş. Yine bir çok tırmanma bölümünde kayalara çakılmış kazıklara bağlı iplerle kayalara tırmanıyor veya iniyorsunuz. Kimi yerlerde yine bu kazıklara tutturulmuş metal basamaklar ve platformları kullanıyorsunuz.

Mulu Ulusal Parkı inanılmaz yağmur ormanları ile kaplı. Trekking yolumuz üzerindeki ağaç gövdeleri ve kayalar sarmaşıklar ve yosunlarla kaplı. Küçük sırt çantamda öğlen yemeğim ve 2 adet 1,5 litrelik su şişem var. Bu tırmanışta yanınıza 3 litre su almanız zorunlu. Sabahın bu erken saatinde tırmanışa başlamış olsak bile havanın ısınması, yüksek nem ve zorlu tırmanış nedeniyle çokça su kaybediyorsunuz.

The Pinnacles Base Camp
The Pinnacles Base Camp

Mini Pinnacles adı verilen yerde 15 dakikalık ilk molamızı verdik. Oturduğumuz yerden zor kalktık, ancak daha çok yolumuz var. 51 yaşındaki kılavuzumuzun arkasında tırmanışa devam ettik. Deneyim gerektiren, zor ve riskli bir tırmanış olduğundan adımlarınıza dikkat etmeniz gerekiyor.

Bu kayaların üzerinde yürürken veya tırmanırken yapacağınız herhangi bir hata ile dengenizi kaybetmeniz veya ayağınızın kayması ile kendinizi birkaç metre aşağıda kayaların üzerinde, bir yerinizi kırmış halde bulabilirsiniz.

Elbette adım kayaların üzerinden, altından, arasından ve geçitlerden geçmek, zorlu bir basamağı atlatıp geriye dönüp bakıp nereyi ve ne kadar yükseğe tırmanmış olduğunuzu görmek, zirveye bir adım daha yaklaşmak heyecan verici.

Malta

Küçüklüğümde dağlarda çokça dolaşmış olmamdan dolayı, kayaların üzerinde yürümek veya tırmanmada sorunum yok. Boy avantajı da işe yarıyor ama ya nefes almak ve enerji? Onu da dinlenerek aşmaya çalıştık. Bu anlarda geriye doğru dönüp baktığınızda, inanılmaz güzellikte ve mavilikteki gökyüzü ve bulutların altında yemyeşil çarşaf gibi serilmiş ormanı görmek tüm o yorgunluklara değiyordu.

The Pinnacles Trekking
The Pinnacles Trekking

Bu manzara eşliğinde kayadan kayaya sekerek, nihayet tırmanışa başladığımızdan 3 saat sonra Api Dağının zirvesine yakın The Pinnacles izleme noktasına varmıştık. Gökyüzüne doğru bir kule gibi yükselen, gri, keskin, dik ve kocaman The Pinancles Kayalıkları, bulunduğumuz yerin birkaç yüz metre aşağısında, iki tepenin arasında, yemyeşil ormanın içerisinde bulunuyor.

Bu keskin kayalar, yüzlerce yıldır yağan yağmurların ve erozyonun kayaları aşındırması ile ortaya çıkmış ve bazılarının yüksekliği 40-50 metreyi buluyor. Dinlenmek için oturduğumuz kayaların hemen birkaç metre önünde de bu kayaların daha küçük olanlarından bulunuyor. Bu küçük pinnacles noktasında çok güzel fotoğraf çekme ve manzarayı izleme fırsatı var. Tabi dikkat etmek lazım, çok keskinler.

Ben ve yol arkadaşım dışında diğer 6 kişi Polonya’dan. Önce onlar bu yeri kaptılar. Yorucu bir tırmanıştan sonra acıkmıştık. Yanımda getirmiş olduğum mısır konservesini açmak için orada bulduğum keskin kayalardan birini kullandım. Kampta satın aldığım pirinç pilavı ile karıştırdığımda öğlen yemeğim hazırdı.

Yemek kokusu alan sincaplar ise etrafımızda cirit atıyorlardı. Kılavuzumuz Penan köyünden ve onunlar dinler hakkında sohbet etmeye başladık. Kendisi koyu bir Hıristiyanlık savunucusu.

Çok arkadaş canlısı ve keyifli, 51 yaşında ama görünüşüne baksanız yaşını tahmin edemezsiniz. 25 yıldır bu dağa tırmanıyormuş ve yakında da emekli olacakmış. İkinci kılavuzumuz ise güler yüzlü ve keyifli.

Kendisi Iban kabilesinden, daha 50 yıl önce dedeleri diğer kabilelere saldırıp kafataslarını avlıyorlarmış. Ne kadar çok kafatası toplarsan o kadar etkili ve güçlü kabul edildiğin gibi ekinlerin de bereketli olacağı düşünülüyormuş.

The Pinnacles
The Pinnacles Mulu

Bir saat kadar dinlendikten sonra kamp alanımıza geri dönüş için inişe başladık. Tırmanmak ne ise de inmek zor ve daha riskli. Yukarıdaki kayalardan sızan sular nedeniyle bazı yerler yosun tutmuş. Yerdeki ağaç kökleri ve ıslak toprak zaten kaygan.

3 saatte tırmandığımız yolu 5 saate ancak inebildik. Kampa varır varmaz ilk yaptığımız şey kendimizi kamp alanının önünden akan Melinau Nehrinin soğuk sularına kendimizi bırakmak oldu.

Gün batımından önce, ziyarete açık olmadığı söylenen yakınlardaki bir mağaraya 20 Ringit (12 TL) karşılığı bir trekking düzenlendi. Katılmadığım bu trekkinge katılan arkadaşların söylediğine göre bu mağara kafatası avcılığı yapan kabilelerin yaşam alanı olduğundan çokça iskelet ve kurukafa varmış.

Yine katılmadığım, Night Shift olarak adlandırılan diğer bir trekking ile gece ortaya çıkan böcek ve hayvanları izleme trekkingi düzenlendi. Kucağımda Singapur’dan almış olduğum Samsung tabletimle film izleyip dinlenmenin keyfini çıkarıyordum. Trekkinge katılan arkadaşlardan aldığım fotoğraflar oldukça ilgi çekiciydi.

Day 420: Borneo:8 Mulu National Park, 28 Eylül 2011

The Pinnacles trekking sonrası The Pinnacles Base Camp alanında 1 gece daha geçirdik ve ertesi gün Mulu National Park HQ’ya geri dönmek için yola çıktık. Kamp alanından, Melinau Nehrindeki teknelere bineceğimiz yere kadar olan 8 km’lik yolu sabah kahvaltı sonrası yürümeye başladık. Bu yürüyüşümüzü bu defa daha ağırdan, çevreyi inceleyerek ve fotoğraf çekerek tamamlayıp bizi alacak teknelere ulaştık.

Bu defa nehrin akış yönünde olduğumuzdan daha önceki gibi birkaç defa tekneden inip tekneyi itme olayı sadece bir defa yaşandı. Mulu National Park HQ’a 1 saat sonra vardık.

Sırt çantalarımızı alıp daha önce rezervasyon yaptığımız Sweet Water Hostele geçtik. Hostel Mulu National Park girişinin hemen dışında yer alıyor. Kocaman bir odada yan yana dizili 40’a yakın yatak var, sadece 3 kişiyiz.

Oysa ki birkaç gün önce burada yer ayırtmaya çalıştığımızda tamamen doluydu ve şimdiyse yerini sessizliğe bırakmıştı. Her zamanki gibi zamanımı böylesi dolu dolu aktivite günlerden sonra fotoğrafları düzenleyerek, dinlenerek ve yazarak geçirdim.

Day 421: Borneo:9 Miri, 29 Eylül 2011

Ertesi sabah 10:30’da Maswings uçağındaydık. Bizimle birlikte The Pinnacles gezisine katılan Polonyalı grup dün parktan ayrılmıştı, ancak havalimanında tekrar onlarla karşılaşınca şaşırdık doğrusu. Dün herhangi bir açıklama yapılmadan uçak seferinin iptal edildiğini söylediler. Demek böylesi iptaller de olabiliyormuş, akılda bulundurmak gerekiyor sanırım.

Düşünsenize bağlantılı bir seferiniz veya kritik bir planlamanız olduğunu! Nitekim benzer bir iptal benim de başıma Malezya Mersing şehrinden Tioman Adası’na gitmeye çalıştığımda olmuştu. Sular çok çekildiğinden bot seferleri iptal edilmiş ve 1 gecemi gereksiz bir şehirde geçirmek zorunda kalıp, dönüşte gideceğim Singapur ziyaretimden 1 gün kaybetmiştim.

Mulu’dan, Miri şehrine döndüğümüzde, daha önce kaldığımız The Highlands Hostelimize geçtik. Sonraki planımız hazır. The Baram Regatta kano yarışlarını izlemek için Marudi kasabasına gitmek.

Marudi için ulaşım alternatifi olarak uçak, sadece dört çekerlerin gidebildiği stabilize bir yol ve nehir yolu var. Biz yarın sırtımızda çadırımız, nehir yolu ile 3 saatlik bir yolculuk sonrası, bir zamanlar kafatası koleksiyonu yapan kabilelerin şimdiki torunlarının arasında olacağız.

Day 422: Borneo:10 Miri, 30 Eylül 2011

Önceki blog yazısıMulu Ulusal Parkı: Panan Köyü, Winds ve Clear Water Mağaraları
Sonraki blog yazısıThe Baram Regatta: 100 Yıllık Kano Yarışları, Borneo
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın