Napoli Körfezi’nin güneyinde, Sorrentine Yarımadası açıklarındaki Capri Adası, Roma Devleti döneminden bu yana İtalya‘nın gözde sayfiye yerlerinden. İki defa ziyaret etme fırsatı bulduğu bu enfes ada için İngiliz Yazar D.H. Lawrence, “Dedikodulu, villalarla dolu, kat kat kireç taşlarıyla bezenmiş, cenneti çok andıran ama dünyayı hiç andırmayan bir yer” benzetmesini yaparak adadan ne kadar etkilendiğini dile getirmiş.

Dünyaca tanınan yerel şarapları, etkileyici mavi mağaraları, gökyüzüne uzanan tepeleri ve imparatorluk döneminden kalan mimari yapıları ile İtalya’nın ünlüsü Capri Adası, İtalyanlar için de tam bir kaçış rotası. 1960’lı yıllarda ünlü akını nedeniyle magazin basınının kamp kurduğu adada sık sık tatil yapanların arasında Jacquline Onassis, Elizabeth Taylor ve Brigitte Bardot gibi isimler yer alıyor.

Capri Adası, İtalya

Napoli şehrinin karşısında yer alan ve Roma İmparatoru Tiberius’un adaya 12 villa yaptırıp, ölümüne çok yakın bir zamana kadar, yaklaşık 10 yıl, burada yaşaması adanın ününün dünyaya yayılmasına neden olmuş. Tüm imparatorluğun yönetim merkezine dönüşen ada bugün İtalya’da en çok turist çeken yerlerden biri.

Adada yaşam, Capri Town’un iki merkezi Monte Tiberio ve Monte Solaro ile Anacapri‘de geçiyor. Ana liman olan Marina Grande ana kara ile ulaşımın sağlandığı bir üs özelliğinde. Adanın birbirinden güzel sokakları daha yakından görmek istiyorsanız adayı yürüyerek keşfedin derim ve aceleye hiç getirmeyin bu güzel adayı.

Marina Capri, Napoli

Capri, sade görünümlü ana limanı Marina Grande‘de indiğinizde, renkli eski binaların sıralandığı bir kıyı sizi karşılıyor. Hemen ardında yükselen dik yamaç ve kayalıklarıyla ada ilk izlenimiyle aklınızı başında almıyor. Bunun için sabretmek gerek.

Bir zamanlar balıkçıların teknelerini bıraktığı, balıklarını depoladığı ambarlar şimdilerde restoran, bar ve kafeye dönüşmüş durumda. 1958’de Sophia Loren’in oynadığı “It Started in Naples” filmiyle büyük sükse yapan Marinanın batısında bulunan 17. yüzyıldan kalan San Costanzo Kilisesi, eski imparatorlardan Augustus’un sarayı Palazzo a Mare’nin kalıntıları ve Tiberius sahili hala duruyor.

Marina Grande, Capri Adası

Capri Adası, her biri ayrı karakterlere sahip Capri ve Anacapri diye iki bölgeye ayrılıyor. Capri, Marina Grande‘de feribottan indiğiniz yer iken, Anacapri adanın yüksekte kalan diğer kısmı. Sosyete ve zengin İtalyanlar Anacapri’deki villalarda otururken, ada çalışanları ve bir çok yerlisi ise Capri’de yani daha alçak olan bölgede yaşıyor.

Capri’den Anacapri’ye otobüs ya da minibüsle 15 dakika süren bir yolculuk için kendinize cam kenarında bir yer kapın ya da ağır ağır yürüyerek çıkın. Minibüsler Anacapri’nin merkezi Piazza Umberto I meydanına yakın yerde indiriyor. Diğer bir alternatif de Marina Grande’den limon bahçeleri arasında geçen, 3 dakika kadar sürecek fünükiler ile (1.60€) adanın güzel kalbine geçmek.

Begonvillerle süslü dar ve şirin sokakları, her yandan görünen masmavi şahane deniz manzarası, hoş evleriyle Capri, kendine özgü ruhunu size göstermeye başlıyor. Geçmişte bir halk pazarı olan Piazza Umberto Meydanı adanın yaşam merkezi aynı zamanda. 1938’de genç adalı Raffaele Vuotto meydanın yakınında ilk barı açtığından itibaren adanın kaderi yavaş yavaş değişmeye başlamış. Ada artık bir moda buluşma yeri haline geliyordu.

Piazza Umberto, Capri

Şık cafe ve restoranların, hediyelik eşya dükkanlarının, küçük şık pahalı butiklerin süslediği Piazza Umberta Meydanı, kadınların zerafeti erkeklerin şıklığı ile zenginliğini gözler önüne seriyor. Resmi adı Piazza Umberto I olan La Piazzetta Meydanı, geçmişte Frank Sinatra, Rita Hayworth, Julie Christie, Julia Roberts ve Mariah Carey gibi ünlülerin de sık sık uğradığı bir meydan olarak akıllarda yer etmiş.

Meydanda 17. yüzyılda yapılan dini bir yapı topluluğu olan Chiesa di Santo Stefano’dan günümüze saat kulesi ile belediye binası dışında bir şey ulaşmayı başaramamış. Antik girişin üzerinde yer alan Torro dell’Orolgio çan kulesi en dikkat çeken yapılardan.

Şirin sokaklara ve dükkanlara ev sahipliği yapan meydandan rengarenk begonvillerle süslü dar sokaklara dalın, ihtişamlı villaların yüksek kar beyazı duvarları ardına gizlenmiş zenginliği ve hissedin.

Casa Rossa, Anacapri
Casa Rossa, Anacapri

Sanatçılar, film yıldızları ve milyonerlerin tatil mekanı Capri, tasarım harikası olarak nitelendirilen villalarıyla tanınıyor. Amerikalı Albay J.C. MacKowen tarafından yaptırılan ve günümüzde sanat galerisi olarak kullanılan Casa Rossa, Anacapri’nin merkezinde yer alıyor. 1899’de yapımı tamamlanan, Pompeii kırmızısına boyalı ev adanın en dikkat çeken yapılarından.

Meydandan kısa bir yürüyüşle ulaşılabilen Villa San Michele ise, Capri’nin sarp kayalıklarının tepesinden konumlanmış bir Yunan tapınağını andırıyor. Anacapri Villa San Michele, 1885’te adaya gelen İsveçli hekim Axel Munthe’nin yarattığı bir rüya ev. Napoli Körfezi’ne bakan ve San Michele adanmış antik bir Şapel kalıntıları üzerine yapılan villa, denize, dalgaların sesine, rüzgara ve ışığa açık bir mimariyle yaratılmış. Etkileyici bahçesinde bir Yunan mezarı ve tüm Capri Adası manzarasına bakan granit bir Sfenks heykeli var.

Villa San Michele

Umberto meydanından adanın diğer tarafı olan Marina Piccola yönünde Via Vittorio Emanuele yolu boyunca yürümek gerek. Tasarım ürünlerinin sunulduğu küçük butikler, parfümeriler ve moda dükkanları bu cadde boyunca sıralanmış. Buradaki Centro Caprense Ignazio Cerio dükkanın Capri tarihi ile ilgili bilgileri almak için ziyaret edin.

Certosa Di San Giacomo‘da barok döneme ait fresklerin bulunduğu kilise, bir dönem keşişlerin yaşadığı ve günümüzde liseye dönüştürülen manastır, uluslararası sanatçıların eserlerinin sergilendiği Quarto del priore ve Alman Ressam Diefenbach’ın hayatının sonuna kadar yaşadığı ve eserlerinin sergilendiği Museo Diefenbach mutlaka görülmeli.

Certosa Di San Giacomo
Certosa Di San Giacomo

Castiglione ile Tuoro tepeleri arasında bulunan St. James’e adanan Carthusian Manastırı, adanın sanat merkezi olarak tanınan yapılarından. 1371 yılına kadar uzanan tarihinde adanın önemli bir dini buluşma noktası olan yapı, 16. yy’da korsanlar tarafından yağmalandı. İçerisinde kütüphane, müze, kilise ve manastıra ev sahipliği yapan tarihi bina 2010 yılında restore edilerek yeniden hizmete açılmış.

Capri’nin güney kıyısında Punta Tragara’da, deniz üzerinde yan yana duran kireç taşından üç kaya parçası Faraglioni, Capri ile özdeşleşmiş artık. Kıyıya bağlantısı olan tek kayanın adı Faraglione di Terra. İkinci kayanın Mezzo ve Stella olmak üzere iki adı var. Karaya en uzakta olan kayanın ismi ise Scopolo.

Capri Island

Marina Piccola’da bulunan Giardini Di Augusto (Agustus’un Bahçeleri), bir tepe üzerinde teraslı bahçelerden oluşuyor. Deniz manzaralı bahçeler, yılın her dönemi esen rüzgarla birlikte ziyaretçilerin nefis manzaranın keyfini çıkardıkları bir yer.

Giardini Di Augusto
Giardini Di Augusto

Zigzaglı bir patika yoldan oluşan, 100 m aşağıya doğru uzanan Via Krupp, alman silah tüccarı Friedrich Krupp’un eseri. Marina Piccola ile Agustus’un bahçelerini birbirine bağlayan bu yol, adanın en etkileyici manzaralarından biri.

Adanın en güzel plajlarının bulunduğu, yüzme severlerin ilgi gösterdiği Marina Piccola, Capri’nin ana otobüs terminali Piazzetta d’Ungheria’dan otobüsle 10 dakika sürüyor. Yukarıda yazdığım yerlerden buraya kadar yürümek en güzeli tabi.

Marina Piccola, CapriPlaj boyunca ücretle yararlanılacak tesisler ve havuzlar var. Havuzlardan en meşhur ise ünlülerin de tercih ettiği La Canzone del Mare. Marinanın ortasında yer alan ve deniz kızı kayalığı anlamına gelen Scoglio delle Sirene farklı efsanelere konu olmuş.

Capri Adasının 589 metre yükseklikteki, Monte Solaro‘nun ceviz ağaçları ile dolu teraslı çok güzel manzaralı tepesine çıkmak için teleferiğe binin. Anacapri’den binilen teleferikle 12 dakikada ulaşılıyor. Teleferikle yolculuk, üzüm bağları, limon, ceviz ağaçları, bağlar, bahçeler üzerinden Anacapri, deniz ve açık havalarda Napoli körfezi ile görkemli Vezüv yanardağı manzarası çok şahane. Berrak günlerde Salerno Körfezin’e kadar  bir alanı gözlemleyebilirsiniz. Procida ve Ischia adaları da yine gözler önünde.

Grotta Azzurra Mağarası, Capri’nin en etkileyici yerlerinden biri. Mavi Mağara dünya çapındaki ününü, adını borçlu olduğu, gümüş ışıklar saçan berrak mavi sudan alıyor. Grotta Azzurra adanın yerlileri tarafından uzun zamandır bilinse de bu doğa harikası mağaranın tüm dünyada tanınması 1826’da Polonyalı şair August Kopisch ve İsviçreli sanatçı Ernest Fries’ın mağarayı ziyareti ile gerçekleşti. Marina Grande ya da Anacapri’den ulaşılabilen mağaranın içerisine sadece küçük tekneler girebiliyor.

Grotta Azzurra Mağarası
Grotta Azzurra Mağarası

Capri Adası yeme içme ve alışveriş

Adadan keyifli anılar ve fotoğraflar dışında hediyelik bir şeylerle dönmek isteyenler için seramik magnet, bardak altlığı, kâse önerilerim arasında. Seramik ürünlerin ebatları büyüdükçe fiyatları da yükseliyor. Şık şişelerde satılan limoncello’dan birkaç şişe alın.

Limon, Campania bölgesi, İschia ve Capri’nin vazgeçilmez meyvesi ve bu coğrafyada limonlar, bildiğimiz limonlardan çok farklı, en küçüğü portakal boyutunda ve sapsarı. Limon ile hazırlanan alkollü içki Limonçello da bu bölgenin sert içimli keskin tatlı vazgeçilmez likörü. Üretilen ürünlerin hemen hepsinde ana tema limon.

Adanın deniz ürünleri ağırlıklı mutfağından deniz ürünlü risotto, spagetti ve pizzayı tadılabilir. Yemekten yana tercihiniz Margharita pizza olabilir. Odun fırınında pişen çıtır pizza, peynirle domatesin birbirine karışan kokusuyla pek bir leziz burada. Tavsiye restoranlar atmosfer, manzara, servis, yemekler ve tatlılarıyla gönlünüze hitap edecek, meşhur Grotta Azzur mağarasının hemen yanındaki Ristorante IL Riccio ve diğeri de bir meze bar ve tatlı barı da olan Da Paolina Lemon Trees.

Capri Adasi Ne Alinir

Capri Adası’na ne zaman gidilir

Yaz dönemlerinde sokaklar canlı ve kalabalık. Ada sadece turistlerin değil İtalyanların da da gözde yerlerinden. Ağustos ayı İtalyanların tatil dönemi olduğu için yerli turistlerin yoğunluğu nedeniyle yabancı turistlere pek tavsiye edilmiyor. Bu yüksek sezonda adada kalmayı düşünüyorsanız mutlaka öncesinde rezervasyon yapın. Zamanı olanlar için ilkbahar ve sonbahar en güzel dönemler.

Otellerin çoğu Anacapri’de yer alan bölgede yer alıyor. Deniz girmeyi düşünüyorsanız bildiğiniz Akdeniz otellerinden farklı olduğunu bilin. Deniz keyfi yapacaksanız burada kayalıklardan denize girmek durumundasınız.

Capri'ye gidiş

Capri Adası’na nasıl gidilir

Bu coğrafya hemen her açıdan çok ama çok etkileyici. Napoli, Capri Adası, Pompeii, Sorrento, Positana ve Amalfi gezisi yaptım. Napoli körfezinin iki ucundaki üç adadan biri olan Capri’ye gitmeyi planlıyorsanız Napoli’ye uçmanız gerekiyor. Türk Hava Yolları ile İstanbul‘dan 2 saat 15 dakikada Napoli’ye uçtum.  Alitalia ile de İstanbul’dan Napoli’ye Roma üzerinden aktarmalı olarak uçmak mümkün. Ayrıca Lufthansa, KLM ve Air France gibi havayollarının da yine aktarmalı olarak Napoli’ye uçuşları bulunuyor.

Capri Adasına Napoli veya Sorrento şehrinden deniz yolu ile ulaşım sağlanıyor. Napoli Molo Beverello Limanı’ndan feribot veya hidrofil ile ortalama 45 dakikada adaya gidiliyor. Sorrento’dan hızlı gemi hydrofoil ile 20 dakika adaya ulaşılıyor. Sadece yaz aylarında ise Positano ve Amalfi’den feribot ve hızlı gemi Hydrofoil ile ulaşmak sağlanıyor. Kışın fırtınalı günlerde seferlerin iptal edilebileceğinizi aklınızda tutun.

Akdeniz‘in en ünlü adalarından biri olan Capri, İtalya’nın güneyine, Napoli’ye gelenlerin uğrak noktası. Capri gezilecek yerleri, tarihi, mimari ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken bir ada. Capri, filmlere konu olan sokakları ve doğal manzaralarıyla etkileyici bir deneyim sunuyor.

6 YORUMLAR

  1. Elizabeth Taylor’un ziyaret ettiği bir yer ne kadar ucuz olabilir ki ? Güzel bir kamp yapabileceğimiz alan olsaymış çok güzel olurdu hani. Oteller genel olarak pahalı, sonbahar veya ilkbahar dışında tercih edilebilecek gibi bir yer olmasa da, fotoğraflara baktıkça gidesi geliyor insanın…

  2. Kışın kimse yok, dükkanlar kapalı. Yazın dükkanlar açık, sokaklar fena kalabalık. Oturmak için beklemek gerek. Aklınızda olsun

  3. Yazın değil de sonbaharda gidin, bu sene turist patlaması vardı İtalya’da Capri de nasibini almış. Çok kalabalıktı. Biz Napoli’de kalıp günübirlik gezmeye gittik. 1 tam gün zaten fazlasıyla adayı görmeye yeterli.

  4. La Grotta Azzurra ve Ana Caprinin şirin dükkanları benim favorim. El yapımı fonkiyonel mobilyaları çok ilginç gelmişti bana. Villa San Michele ve Axel Munthe Müzesi tavsiyem benim de.

  5. Sanatçılar, müzisyenler, doğa ve deniz meraklılarının görmesi gereken yer. İtalyan sosyetenin uğrak noktası. Kalbalığa hazır olun. En güzel tarafı her yanından çok güzel masmavi denizi görüyorsunuz. Adanın tepesine çıkmak için sahil kısmından kalkan minik otobüsleri kullanın. Günübirlik geziyle de gezilir, ada pahalı.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!