Brüksel denince akla çikolata, waffle, bira, midye-patates ve Avrupa Birliği geliyor. Tarihe meydan okuyan taş sokakları, Ortaçağ izi taşıyan mimari ve sanatsal zenginliği, dik çatılı şirin evleri, yüzlerce çeşit birası, dantelleri, nefis kanalları ve Tin Tin başta olmak üzere birçok çizgi romanın çıktığı Belçika‘nın başkenti Brüksel, Avrupa’nın sürprizlerle dolu şehirlerinden birisi.

Dışarıdan biraz ciddi, soğuk ve renksiz görünebilir, canlılık ve çeşitlilik açısından bir Paris veya Barcelona gibi de olmayabilir, ancak biraz zaman geçirdikçe kendi havalı karakteriyle sizi şaşırtmayı başarabilecek bir kent Brüksel.

BrükselAvrupa’nın Merkezi: Brüksel

Nüfusu bir milyondan biraz daha fazla olan Brüksel hakkındaki bürokratik etiket yanılgılarını bir kenara bırakın. Dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biri olan şehrin nüfusunun dörtte biri yabancılardan oluşuyor. Avrupa Birliği’nin üç ana kurumu olan AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu ile birlikte NATO ve birçok uluslararası organizasyonun idari merkezi bu şehirde.

Çok kültürlülük ve bunun içselleştirilmesini şehrin dört bir yanında görebiliyorsunuz. Fransız ve Flaman kültürlerinin kaynaşması sonucu nüfusun sadece yarısı gerçek anlamda Belçikalı. Hemen her yerde iki dilli yapı karşınıza çıkıyor karşınıza. Günlük hayatta Fransızca daha çok kullanılırken diğer resmi dil Felemenkçeyi de sık duyuyorsunuz. İngilizce de iyi konuşulur ve hatta Almanca da.

İsmini ‘bataklığın içindeki yer’ anlamına gelse de Brüksel, Belçika’nın kültür, eğitim, ticaret, bilim ve sanayi alanlarında tam bir vaha aslında. 11. yüzyıldan itibaren hızlı bir şehirleşme sürecine giren Brüksel, Avrupa’da Paris ve Venedik’le birlikte ticaret yaşamının en canlı olduğu noktalardan birine dönüşmüş. Farklı mimari akımların izlerini taşıyan kent sokaklarında 15. yüzyılda inşa edilen birçok yapı hala ayakta.

Brüksel BelçikaBeklediğinizden fazlası

Brüksel şehir merkezi, Aşağı ve Yukarı Kent olmak üzere ikiye ayrılmış. Gelişmiş toplu taşıma sistemi sayesinde, oldukça uygun bir bütçe ayrılarak şehir kolayca gezilebiliyor.

Dünyaca ünlü Grand Place Meydanı, Brüksel’in kalbinin attığı nokta. Görkemli Grand Place’ın çevresinde toplanan Aşağı Kent, geniş ve açık kaldırım taşlarıyla döşeli dar ve tarih kokan sokaklarıyla ortaçağ havasını yaşatıyor. Grand Place’ın dar sokaklarında bunlara rastlamak çok kolay. Dünyada ki en güzel meydanlardan biri ve restoranlardan butiklere her yere yürüyerek ulaşmak çok kolay. Şık lonca evleriyle güzel bir meydan olan Grand Place, Brüksel’in hayran bırakan cazibe merkezlerinden birisi. Meydanın etrafında sıralanan çikolatacılar, ünlü restoranlar ve göz alıcı mimari yapılar etkileyici.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan meydan, aynı zamanda her iki yılda bir, ağustos ayında düzenlenen Çiçek Halı Festivali‘nin de düzenlendiği yer. İlki 1971 yılında gerçekleşen festival kapsamında meydanın 2 bin metrekarelik bölümünde, 700 bin begonya çiçeği kullanılarak halı deseni oluşturuluyor. Festival döneminde görsel bir şölenin yaşandığı meydan, kenti ziyaret edenlerin mutlaka uğradığı bir yer.

Belçika Brüksel

Meydanda yer alan Belediye Sarayı (Hotel de Ville) ve Brüksel Müzesi görülmeye değer. Şehrin en önemli simgesi olan Manneken Pis (İşeyen Çocuk Heykeli) meydanın hemen yanındaki sokakta. 61 cm boyundaki heykel dönem dönem farklı kıyafetler giyiyor.

Brüksel’in en önemli yönlerinden biri de zarif dekoratif süslemelerin kullanıldığı Art Nouveau akımının en güzel eserlerine ev sahipliği yapması. Centre Belge de la Bande Dessinee olarak bilinen Çizgi Roman Müzesi, Belçika’nın Gaudi’si sayılan, Art Nouveau’nun babası Victor Horta’nın yaptığı bir binada bulunuyor. Yerel mimar, tasarımcıların rehberliğindeki 3 saatlik turlara katılarak bu benzersiz eserler konusunda detaylı bilgi almak mümkün. Place du Grand Sablon’u çevreleyen tarihi binaları, lüks mağazaları ve antikacı dükkanları, St. Catherine Kilisesi, St. Michel Katedrali ve Notre Dame du Sablon Kilisesi görülmesi gereken yerler arasında.

1958 yılında Brüksel’de düzenlenen EXPO için inşa edilen 102 metre yüksekliğindeki Atomium, şehrin sembollerinden biri. EXPO sürecinde yalnızca 6 ay sergilenmek üzere hazırlanan Atomium, tıpkı Eiffel Kulesi gibi daha sonradan şehrin çekim merkezlerinden birine dönüşmüş.

Brüksel Blog
Atomium

Avrupa’nın en ünlü minyatür parklarından biri olan Mini Europe‘da 350’den fazla minyatür yapı görülebiliyor. Avrupa şehirlerinde bulunan ünlü yapıların minimal formlarının görülebildiği park, aynı zamanda çocuklu aileler için de keyifli bir rota.

Avrupa mimarisini yakından görmek ve Benelüks ülkelerindeki atmosferi hissetmek için Belçika Kraliyet Sarayı (Place Royal) doğru seçenek. Şehrin en geniş yeşil alanı olan Brüksel Parkı ile bir arada bulunan sarayın içinde federal parlamento binası da yer alıyor.

9 binden fazla müzik aletinin görülebildiği, Brüksel Müzik Enstrümanları Müzesi, müzik tarihine yolculuk için keyifli bir rota. 16. yüzyıldan kalma müzik enstrümanları ve özel koleksiyon parçalarının bulunduğu müze, şehirdeki en güzel müzelerden.

İkinci Dünya Savaşı’ndan kalan savaş uçakları, tank, silah ve savaş malzemelerinin sergilendiği Belçika Kraliyet Askeri Tarih Müzesi, savaş dönemi hatıralarına tanık olmak için ziyaret edilmeli.

Brüksel lezzetleri

Avrupa’da kişi başına en çok lokantanın düştüğü bu şehirde, yabancı nüfusun varlığı ve farklı kültürlerin etkisiyle şekillenen yeme-içme alışkanlıkları, şehrin dört bir yanındaki 2 bini aşkın restoranda keşfediliyor.

Brussels Belgium
Rue Saint Boniface

Rue Saint Boniface bölgesi sokak arasında sıcak ve samimi bir ortamda yemek yemek isteyenlerin tercihi. Dünya mutfaklarından farklı örneklerini görmek isteyenler Place du Chatelain’e, sokak lezzetlerini deneyimlemek isteyenler ise Place Stephanie’ye mutlaka uğramalı.

Belçika’nın Afrika‘daki sömürgeci geçmişinin günümüze taşıdığı özelliklerden biri Belçika çikolatası. Afrika’dan getirilen kakao çekirdeklerinin işlenmesi ile hayat bulan lezzetli çikolatalar dünyaca ünlü.

Türkiye‘de de severek tüketilen waffle’dan daha farklı bir şekilde servis edilen Belçika waffle’ı; kuruyemiş, pudra şekeri, çikolata sosu ya da dondurma ile tüketiliyor. Daha büyük ve çıtır parçalar halinde tüketilen waffle’ı Brüksel’in hemen hemen her sokağında bulmak mümkün.

Belçika Blog

Deniz ürünlerine ve midyeye mesafeli olmayanlar için Brüksel tam anlamıyla bir cennet. Dünyanın en lezzetli midyelerinin servis edildiği restoranlara oturup ziyafet çekebilirsiniz. Sablon Meydanı, hem turistlerin hem de Brüksellilerin uğrak yeri. Üstelik Belçika’nın meşhur midye ve patates kızartmalarını yemek için de güzel bir adres. Grand Place’ın arka tarafındaki restoranlar sokağı İstanbul’daki Çiçek Pasajı’nı andırıyor. Ste-Catherine’de deniz ürünleri yemek için Chez Vincent’i veya Chez Leon de Bruxelles’i deneyin.

Binbir çeşit balığın, ıstakozun, pavuryanın, istiridyenin kaldırmalara taşmış vitrinlerde sergilendiği yüzlerce lokanta arasında dolaşın. Kıtanın en eski ve en muhteşem pasajı Kraliçe Galerisi’nden Kral Galerisi’ne geçerken de, Aux Armes de Bruxelles restoranı önünde Bach icra eden kızın şapkasına bozukluk atın. Estetiğin zirveye ulaştığı vitrinleri kaçırmayın.

Belçika demek bira demek, biranın anavatanında tüm çeşitleri denemek pek mümkün değil. Bunun için bu gizemli şehirde aylarca kalıyor olmanız gerekiyor. Çünkü şehirde 500’den fazla bira çeşidi var. Dünyada ‘French fries’ diye bilinen parmak patatesin ilk üretildiği yer Brüksel. Yeni kızartılan patatesin eşsiz kokusunun süslediği sokaklarda ayak üstü patates yiyen birçok insanla karşılaşılıyor şehirde. Farklı soslarla zenginleştirilen altın sarısı patates kızartması, yerel biralarla denenmeli. Belçika’da yemek denince akla ilk gelen, soğan ve kereviz saplarıyla haşlanan midyeyi denemeyi de unutmayın.

Brüksel gezi
Chocolatier Pierre Marcolini, Brüksel

Çikolata, dantel, çizgi roman…

Dünyaca ünlü birçok markanın mağazalarının bulunduğu kentte akla gelebilecek her türlü ürün kolaylıkla bulunabiliyor. Yerel özelliğe sahip bir şeyler almayı düşünenler için Belçika çikolatası, dantel çeşitleri, yerel biralar, kristal objeler, antika parçalar, çizgi roman ve biblolar ilk akla gelen ürünlerden.

Alışverişin yoğunlaştığı caddeler arasında Rue Neuve, Avenue Louise, Boulevard de Wataerloo, Rue Antoine Dansaert, Rue de Namur ve Grand Place çevresi bulunuyor. Şehrin antika merkezi olan Sablon Meydanı’nda çikolata almak için Pierre Marcolini’ye uğrayın. Leonidas, 1857 yılında kurulan Neuhaus ve Wittamer, şehrin diğer ünlü çikolata markaları.

Burada yine Avrupa’nın en gözde antika pazarlarından olan Wittamer’de mola verin, çay ya da kahvenizi yudumlayın.  Fabrika satış mağazalarından alışveriş için iki seçenek var: Şehrin 80 kilometre uzağındaki Maasmechelen Alışveriş Köyü’ne gidin. Buradan 14 kilometre uzakta Hollanda’da Maasmechelen’in iki katı büyüklüğündeki Roermond ise Pazar günleri de olmak üzere saat 19.00’a kadar açık.

Çevresindeki güzel ve popüler şehirlerin gölgesinde kalan Brüksel aslında birbirinden güzel mimari yapıları, Ortaçağ esintisi taşıyan sokakları, baş döndürücü lezzetleri ve gezilecek görülecek yerleri ile Avrupa’nın en merak edilmesi gereken destinasyonları arasında olmayı hakkediyor. En azından bir hafta sonu kaçamağı yapıp Avrupa havası almak için listenize dahil edin bu sürprizlerle dolu güzel şehri!

3 YORUMLAR

  1. Fransa turistik vizesi için başvurdum. Vizemi alırsa oradan Belçika’ya da geçeceğim. Yazınız çok güzel Kemal Bey.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here