Paris, turistlerin her yıl ziyaret ettiği dünyanın en popüler şehirlerinden biri. Seine Nehri’nin yanına kurulu bu büyülü şehir, “Işıklar Şehri” olarak da biliniyor. Sebebi ise, gece olduğunda şehrin ışıklarının yarattığı o harikulade görüntü. Bu tutkulu şehir çiçeklerle donatılmış parkları, göz kamaştırıcı mimarisi ve heyecanlı atmosferiyle pek çok kişi tarafından dünyanın en güzel şehri olarak kabul ediliyor. Bence öyle olmasa dahi akıllarda iz bırakan bir şehir.

Elbette Paris denince akla gelen bir diğer şey de romantizm. Şehir hep böyle pazarlandı ve akıllara da öyle yerleşti. Şanzelize Bulvarı çiftlerin el ele gezdikleri, romantizmin doruğa ulaştığı bir yer adeta. Yalnızsanız ve o atmosfere girmekde direnirseniz Paris size soğuk, sıkıcı dahi gelebilir. Ben yürüyerek dermansız kalıncaya kadar yürüyerek gezdiğim her sokağını sevdim.

Paris gezi rehberi

Oui Oui Paree! Fransızlar gerçekten de yaşamın tadını çıkartmayı iyi biliyorlar, öyle ki başkentleri de bu kültürün en güzel temsilcisi. Bu romantik şehirde ne kadar uzun kalırsanız o kadar çok seviyorsunuz ve Fransız kültürü de o kadar içinize işliyor. Paris’te anlatılması güç bir şey var ki buraya bir kez adım attınız mı sizi kendisine bağlamayı biliyor, adeta gitmenize engel oluyor.

Dünyada adı aşkla anılan şehirlerden olan Paris, her gidişinizde sizi şaşırtan birbirinden değerli Paris müzeleri, küçük ve şirin dükkanları, zarif mimarisi, kafe ve barları, şık gece kulüpleri ve restoranlarıyla dünyanın en nevi şahsına münhasır şehirlerinden. Sanatın, modanın ve gastronominin başkenti olan Paris’te yapılacak şeylerin sınırı yok. Paris’teki asıl zarafet bulvarları, kafeleri, şık butikleri ve enfes restoranlarında; Seine Nehri’nde, romantik görüntüsünde ve tabi ki sanatında bulunuyor. Buraları tadında yaşamadığınızda Paris’in damağınızda bırakacağı tat eksik kalır.



Fransızlar kendi kültürlerine ve özellikle de dillerine sıkı sıkıya bağlı bir millet. Bu konuda tutuculukları dillere destan. İngilizce konuşan Fransız bulmak kolay olsa da iletişim kurmak pek kolay değil. İhtiyaç duyduğunuzda turizm information ofislerinden bilgi alabilirsiniz. Turistik noktaların dışında iletişim kurmanız gerekirse, çok az ve hatta sözlük yardımı ile bile olsa Fransızca konuşarak yardım istemeniz veya soru sormanız, yerel halkın size daha ilgili ve sempati ile yaklaşmalarını sağlıyor.

Paris Gezi Rehberi

Fransa’nın başkenti olan Paris, Kuzey Fransa’daki Seine nehri üzerinde yer alıyor. Moda ve lüksün dünya başkenti olarak da bilinen Paris, baştan sonra uzayan tarihi yapılarla dolu süslü bir kent. Dünyada eşi benzeri bulunmayan Louvre Müzesi ve dünyanın en meşhur ikonlarından biri olan Eyfel Kulesi, Paris’i dünyanın en çok ziyaret edilen şehri haline getirdi.

Paris, arrondissement olarak adlandırılan toplamda 20 ayrı bölgeye ayrılmış durumda. Her mahallenin de kendine özel bir karakteristiği var tabii.

Ile de la Cite, Paris’in merkezi, Seine nehri üzerine kurulu küçük bir ada. Palaca Duphine kahvelerinde nehre bakan teraslarda içilen espressolarıyla ünlü.

Marais ise eskiden kraliyetin yerleşim alanı, 17. yüzyılda halka açılıyor. Şimdi Yahudi cemaatleri, butikler, barlar, Asya lokantaları, Le Marché des Enfants Rouge pazarı, gece hayatı, galeriler burada.

 

Beaubourg, gençlerin buluşma noktası Cente Pompidou, Steak Tartare’ın leziz restoranı Chez Michel ve alışveriş merkezi Les Halles burada.

Quartier Opéra, bankacılar, borsacılar, gazeteciler, Fransız gazetesi Le Monde’un binası, Passage de Princesse içerisindeki Fauchon ve Hédiard restoranları burada.

Saint-Germain-des-Pres / Saint Michel, edebiyat bir hayat biçimi diyenler, eski zamanların kahve hayatını özleyenler, politik tartışmalara girmek isteyenleri göreceksiniz sokaklarda. Bir de tabii ki öğrencileri.

Quartier Latin, sinemalar, caz kulüpleri, 1968 ayaklanmasının ilk tanığı olan sokaklar; akademisyenler ve öğrenciler Latin Mahallesi’ni mesken edinmişler.

Belleville, son üç-dört yılda getto halinden çıkıp da 30’lu yaşlarında kendine yeni hayat kuranların mekanı oldu Belleville. Özellikle sokak sanatları ve sanatçılarıyla ünlü.

Montmartre / Pigalle, revüler, kabareler, Moulin Rouge, küçük meydanlara açılan dolambaçlı yollar, baget ekmeği kokusu ve elbette sokaklarda sanat yapan insanlar.

Montparnasse, birçok mimar, reklamcı, heykeltıraş atölyelerini buraya taşıdığından beri bölge bir mıknatısa dönüştü.

Paris Gezilecek Yerler

Paris’i yürüyerek keşfedin. En güzeli tarihi sokakların arasından yürüyerek, dokuya ve tarihe yakın olarak şehri ve güzelliklerini keşfetmek. Unutulmaz şehir Paris’in ziyaret edilecek en meşhur iki yer Eyfel Kulesi ve Notre Dame Katedrali. Hele de mevsimlerden yaz olunca, turistler tarafından da ziyaret etmek için en çok tercih edilen zaman olduğunu anlıyorsunuz. Diğer sanatçıların, entelektüellerin, filozofların ve aşıkların yaptığı gibi siz de Paris sokaklarını adımlayın.

Şehri gezerken zorlanmamak içi Hop On Hop Off Bus, metro ve otobüs sistemini iyi anlamaya çalışın. Gezilecek yerler arasındaki mesafeler uzak olabiliyor. İyisi mi metro haritası edinerek metro ile göreceğiniz yerler arasında ulaşımı sağlayın.

Paris’e ilk defa gelenler için Hop On Hop Off Bus deneyimi pratik bir çözüm olabilir şart. Hemen ilk günden otobüse atlayın ve şehir hakkında genel bir fikir edinin. Aralarından en sevdiğiniz yerleri belirleyin ve kalan vaktinizi nerelerde değerlendirebileceğiniz konusunda kararsız kalmayın.

Otobüsün “üstü açık” olmasına dikkat edin, diğer türlü şehrin mimarisini tam olarak görmeniz mümkün olmaz. Bir veya iki günlük turları tercih ettiğinizde, otobüsün geçtiği rotalardan limitsiz olarak dilediğiniz kadar geçebilirsiniz. Bu büyük bir avantaj çünkü istediğiniz yerde inip istediğiniz kadar vakit geçirdikten sonra, dilediğiniz zaman tekrar otobüse binip devam edebilirsiniz. Biletleri satın aldığınızda size bir de kulaklık veriyorlar. Bu kulaklığı otobüse bindiğinizde, koltuklarda bulunan yerine taktığınızda 8 farklı dilde o an geçmekte olduğunuz yer hakkında bilgi alabiliyorsunuz. Otobüs Montmartre, Eyfel Kulesi, Notre Dame, Zafer Anıtı gibi 50 farklı yerden geçiyor.

Otobüs turunu ister hafta içi ister hafta sonu yapın mutlaka sabah saatlerine denk getirmeye çalışın. Bu şekilde yoğun kalabalıktan dolayı ayakta seyahat etmek zorunda kalmazsınız. Bu kadar güzel bir turu ziyan edebilecek ikinci sıkıntı ise, otobüslerdeki kulaklık girişlerinin çalışmaması durumu. Bu nedenle mutlaka çalışan birini bulana kadar test edin ve oraya oturun.

1. Louvre Müzesi

Paris Gezi Blog

Louvre Müzesi, halen dünyanın en önemli müzesi birçoğuna göre. İnsanlık tarihine ışık tutan uygarlık örneklerinin tanınması bakımından oldukça önemli olan Louvre’da arkeoloji, mimari ve tarihi sergiler de yer alıyor. 1793 yılında ilk olarak halka açılan Louvre Müzesi, Avrupa’nın en iyi resim ve heykellerinin yanı sıra Asya, Mısır, Yunanistan ve Roma’dan paha biçilemeyen eserleri de sergiliyor.

Dünyanın en çok ziyaret edilen bu sanat müzesi içerisinde 35 bin parça sanat eseri sekiz farklı kategori altında sergileniyor ve bu da demek oluyor ki tüm haftanızı burada harcasanız bile yine de görmediğiniz birçok çalışma olacak. Burada önemli olan nokta atışı yapmak. Birçok kişi en meşhur eserleri gezdirmek için hazırlanan turlara katılıp bileti aldığınızda verilen, eserlerin yerlerini gösteren haritadan takip ediyor.

Müzenin en popüler eseri olan Da Vinci’nin Mona Lisa’sını görmek için uzunca bir sıra bekleseniz de gördüğünüzde çektiğiniz çileye değdiğini anlıyorsunuz. Ne de olsa dünyanın en ünlü tablolarından biri. Bekleme konusunda yeterince sabrınız olduğundan emin olun. Louvre Müzesi’nin en ünlü diğer bir eseri Milo Venüsü’nü de görmeyi unutmayın.

Müzenin en sakin olduğu zamanlar sabah saatleri ve akşam saat 4’ten sonra. Bazı günler daha geç saatlere kadar açık oluyor, bu günleri seçmeye özen gösterin. Carrousel tarafından girerseniz, piramidin olduğu giriş bölümüne göre daha az sıra beklersiniz. Müze salı ve resmi tatillerde kapalı, pazartesi, perşembe, cumartesi ve pazar 09.00-18.00 arası açık, çarşamba, ve cuma ise 09.00-22.00 arasında açık. Louvre Müzesi giriş ücreti 9,5€.

2. Eyfel Kulesi

Paris Gezi Rehberi

Eyfel Kulesi, ilk açıldığında Parisliler tarafından sevimsiz bulunmuş olsa da günümüzde öyle değil. 1889 yılında yapılan bu demir ikon Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edildi ve o zamandan beri Paris’in sembolü haline geldi. Yapımı tamamlandığında 320 metrelik uzunluğu ile dünyanın en uzun binasıydı. Adını mimarı olan Gustave Eiffel’den alan ve 7,900 ton ağırlığında devasa yapı yılda 6 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor.

Biletleri hemen kulenin altından alabiliyorsunuz. En üst noktadan bakınca manzara gerçekten nefes kesici güzellikte. Toplam üç katı olan kulenin en tepesinden havanın açık olduğu günlerde tüm Paris’i, hatta banliyölerini bile görmeniz mümkün. Seine Nehri kıyısında, Parislilerin çimlerinde oturup şaraplarını yudumladıkları, halka açık yeşil alanı olan Champ de Mars üzerinde yer alan kule, dünya üzerinde ki en fazla gelir getiren eser niteliğinde.

Özellikle turistik sezonda metrelerce uzayan asansör sırasından kurtulmak için sabah saat 6 gibi orada olun. Ayrıca hafta sonları mutlaka daha kalabalık olacaktır. Yazın gidecekseniz kulenin 2. platformunda bulunan Ben & Jerry dondurmalarıyla serinleyebilirsiniz. Hediyelik eşya almak isterseniz de yine aynı platformda bulunan dükkân, Paris’teki en geniş koleksiyonlardan birine sahip.

3. Notre Dame Katedrali

Paris Gezi Listesi

Paris’in en eski sembollerinden biri olan Notre Dame Katedrali, Seine Nehrinin üzerindeki doğal adalardan biri olan İle de la Cite’in doğu tarafında bulunuyor. 1163’te başlayıp 1345 yılında bitirilen ve iyi bir Fransa gotik mimari örneği olan 800 yaşındaki Notre Dame Katedrali, Fransız gotik mimarisinin en iyi örneği olarak kabul ediliyor. Avrupa’nın ilk gotik katedrallerinden biri olan Notre Dame hem sanatsal hem de mimari açıdan ziyaretçileri büyüleyen bir atmosfere sahip.

Çanı, heykelleri, vitraylarıyla natüralizm akımının ağır etkisi altında inşa edilen bu görkemli katedral, Uzaktan baktığınızda heybetli bir katedral görürken, yanına yaklaştığınızda bir dantel gibi işlenmiş heykellerine hayran kalıyor, kendinizi küçücük hissediyorsunuz. Gotik mimari özellikleri taşıyan birbirinden farklı mimari güzellikleriyle dikkat çeken üç kapısı bulunan katedral çok büyük bir kilise orguna da ev sahipliği yapıyor.

Katedralin etrafını gezmek, içini dolaşmak, 387 basamaklı merdiven ile kulenin tepesine çıkmak her Paris ziyaretçisinin yapması gereken bir şey. Kulenin tepesine çıkmak biraz zorlasa da emin olun ki göreceğiniz panoramik manzara karşısında tüm yorgunluğunuzu unutacaksınız. Yine çoğu yerde olduğu gibi burada da ziyaret için en uygun zaman sabahın erken saatleri. Güneşin yapının ön cephesini aydınlattığı bu saatlerde ziyaret kalabalığı ve kule sırası da oldukça az olacak.

4. Sainte Chapelle Kilisesi

Notre Dame Katedralinin hemen yanında Gotik bir mücevher olarak bilinen ve kutsal bir kilise olan St. Chapelle bulunuyor. Adını mimarından alan ve 1242’de inşa edilmeye başlanarak 1247’de tamamlanana Sainte Chapelle, Fransız devrimi ve savaş zamanında zarar görse de restorasyonlarla hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze dek ulaşan ve sahip olduğu eski havasını yitirmemiş bir yapı.

Paris’in Gotik başyapıtlarından biri olan kilise, gül pencereleri adı verilen ve İncil’den sahnelerin işlendiği vitraylarıyla ünlü. Özellikle günün farklı saatlerinde vitraylardan yansıyan renklerin içeride muazzam tonlar oluşturduğu kilisede ahşap oymacılık sanatının da en ince işçilik örneklerini görme fırsatınız var. Tam bir detaylar mabedi olan Sainte-Chapelle mimarisi ve görkeminden çok yarattığı atmosfer ve hissettirdiği duygularla hatırlanıyor.

Kilisenin içini ve tarihini tanıtan turlardan birine katılabilirsiniz, yalnız ziyaret etmek için en uygun vakit en az kalabalığın olduğu sabah saatleri. Özel bir şey görmek isterseniz de mum yakma seremonilerinden birine katılabilirsiniz.

5. Orsay Müzesi

Pariste görülecek yerler

Orsay Müzesi ise bir sanat müzesi olarak, çok önemli eserleri yer aldığı Paris’in en değerli müzesi. Eski bir tren garı olan binasında, çoğunlukla Fransız sanatına ait, resim, heykel, mobilya ve fotoğrafların bulunduğu Orsay Müzesi, daha çok içlerinde Monet, Degas, Renoir, Cezanne, Gauguin, Van Gogh gibi pek çok sanatçının birbirinden değerli eserlerinin bulunduğu geniş izlenimci koleksiyonu ile tanınıyor. Dünya çapında empresyonizm akımının merkezi olan Orsay, altı özel koleksiyonu ve süreli sergileriyle dünya sıralamasına göre en çok ziyaret edilen onuncu müze. Müzedeki her eser birer başyapıt olmakla birlikte oldukça büyük bir heykel koleksiyonu da var. Vaktiniz varsa ziyaret edin.

6. Versay Sarayı

Paris Gezi Versay

Saraylar ve köşkler topluluğundan oluşan ve Avrupa’nın en büyük sarayı olan Versay Sarayı, Fransa’nın politik merkezi olarak kraliyet döneminin tüm özelliklerini yansıtıyor. Yalnızca oda sayısının bile bin üç yüz tane olduğu çok büyük olan bu yapıyı hakkını vererek gezmek için bir tam gün gerekiyor. Olağanüstü boyutlardaki bahçesi, inanılmaz güzellikteki iç dekorları ve yetmiş beş metre uzunluğundaki dört yüz ayna ile kaplı olan Aynalı Galerisi ile muazzam bir yapı.

7. Montmartre

Montmarte, Paris

Montmartre, Paris’in kuzeyinde yaklaşık 130 metre yükseklikte bir tepede yer alıyor. Bu tepe hem dini bir anlam içermesi hem de popüler bir gece hayatı ile paradoksal bir çerçeve içinde bulunuyor. Paris’te sanat akımlarının başladığı yer olan Montmartre, eski Paris’in bohem hayatı yaşayanların tercih ettiği, şahane tarihi dokusu ve pitoresk sokaklarıyla Amelie filminin çekildiği doğal set görünümünde. Van Gogh gibi pek çok ressam ve yazarın yaşadığı semtte, Paris’in en eski ve Notre Dame’dan sonra en çok ziyaret edilen kutsal mekânı olan Sacré Cœur Bazilikası bu bölgenin en belirgin anıtı.

Bazilika’dan daha eskilere dayanan bir kilise de Pierre de Montmartre. Jesuit rahiplerinin de kuruldukları yer olma özelliğini de taşıyor. Vincent van Gogh, Pablo Picasso ve Salvador Dali gibi birçok sanatçının burada çalışma mekanları bulunuyordu. Tepeden inerken 300’den fazla eserinin sergilendiği Salvador Dali Müzesi‘ni ziyaret etmeyi unutmayın!

8. Sacre Coeur Bazilikası

Sacre Coeur, Paris

Montmartre tepesine kurulmuş olan Roma-Bizans dönemi kilisesi olan Sacré Coeur (Kutsal Yürek) konumu itibariyle Paris’i adeta egemenliği altına almaktadır. Kilise, 1870’te Prusyalıların Paris’i ele geçirmeleri ve iç savaşın başkenti kana bulamasının ardından İsa’nın kutsal kalbi anısına yaptırılmış.

Binanın dışında kullanılan Chateau-Landon taşları yaşlandıkça beyazladığı için kilisenin dış cephesi göze çarpıcı biçimde beyazdır. İçi ise tam aksine renkli mozaiklerle bezenmiş.

9. Şanzelize

Paris Sanzelize

Tüm dünyada Paris denince ilk akla gelen yerlerden olan Şanzelize, kentin kuzey doğusunda yaklaşık 2 km uzunluğunda bir bulvar. Şehrin en meşhur bulvarında, her ne kadar kaldırım taşları ve masalsı at arabalarının çıkardığı seslerin yerini motorlu araçlar ve meşhur restoran zincirleri almış olsa da Napolyon’un Paris’e bıraktığı en büyük mirasta bir yürüyüşe çıkmak hemen hemen herkes için unutulmaz bir tecrübe oluyor.

Dünyanın en lüks caddeleri arasında ilk sırada yer alan bulvar, Place de la Concorde ile başlayıp diğer ucundaki Zafer Anıtı ile sona eriyor. Kaliteli yemek yiyebileceğiniz, restoran, kafe ve çok sayıda mağaza bulunduğu, Paris’in lüks hayatına tanıklık edebileceğiniz bu caddenin sonunda ise dünyanın en büyük anıtlarından biri olan Zafer Takı yer alıyor. Anıttan baktığınızda ihtişamı tam olarak anlaşılan, Paris’in en ünlü caddesinde galeri, restoran, kafe ve çok sayıda mağaza bulunuyor.

10. Arc de Triomphe

Champs Elysees Paris

Yıldız biçiminde, birçok caddenin birleştiği bir meydan olan l’Étoile’de yer alan Arc de Triomphe, I. Napolyon’un zafer anıtı. Birleşen caddelerin geometrik yapısını gözlemlemek için bu zafer takının tepe noktasına asansörle çıkmak gerekiyor.

Dev anıtın planlaması bizzat Napolyon’un kendisi tarafından ordularının zaferi adına yapılmış. İnşası 1836 yılında tamamlanan anıtın üzerinde ve içinde bu başarıları kazanan generallerin isimleri yazıyor. 164 fit uzunluğundaki anıtta 2. Dünya savaşında hayatını kaybeden ve ismi bilinmeyen bir Fransız askerinin lahdi de bulunuyor. Anıtın tepesine ise bir yer altı geçidinden geçip 284 basamaklı bir merdiven ile ulaşabilirsiniz.

11. Lüksemburg Bahçesi

Lüksemburg Bahçesi (Jardin du Luxembourg), Paris’in kalbinde bir vaha gibi Rönesans döneminin bahçe dizaynına en iyi örneklerden biri olarak nitelendiriliyor. Parkta Fransa kraliçelerine, mitolojik figürlere, sanatçılara ve kadın azizelere adanmış 100’den fazla çeşme, heykel ve anıtlar bulunuyor. Şehrin en güzel parkı olan Lüksemburg Bahçesi’nde ayaklarınızı dinlendirin.

12. Opera Garnier

Opera Garnier, Paris

İki bin iki yüz kişilik izleyici kapasitesiyle 1875’ten bu yana sanat etkinliklerinin sürdürüldüğü Opera Binası, Neo-Barok stilinin başyapıtları arasında gösteriliyor. Ünlü bestecilerin büstleri, cumbalı koridorları ve iç süslemeleriyle opera, Paris’in en ihtişamlı yapılarından biri. Şaşalı iç tasarımı nefes kesici güzellikte.

13. Modern Sanat Müzesi Pompidou

Pompidou, Paris’in en çarpıcı mimarisine sahip. Pompidou’nun, mimar Richard Rogers tarafından yapılan muhteşem binası modern sanat müzesine ev sahipliği yapıyor. Bir kültür ve sanat merkezi olan Centre Georges Pompidou, akılları baştan alan brütalist mimarisiyle ilk etkiyi yarattıktan sonra; çağdaş sanat, modernist, sürrealist ve kübist eserleriyle de bambaşka bir dünyaya kapılarını açıyor.

Matisse, Picasso ve diğer Kübist, Fauvist ve Sürrealist çalışmaların sergilendiği merkezde sadece Picasso’nun kendi çalışmalarına ait bir müzesi bile var. Yalnızca Picasso’nun kendisine ait bir müzesinin bulunduğu merkezde yer alan devasa kütüphanesinde ise, 2000’in üzerinde periyodik yayın ve 100.000’den fazla eser bulunuyor.

14. Place de la Concorde

Paris’in en çok bilinen meydanlarından olan Place de la Concorde, yirmi üç metre yüksekliğindeki dikilitaşla birçok film ve fotoğraf karesinden hatırlanıyor. Fransız İhtilali’nin simge noktalarından olan ve geçmişte çok sayıda idam ve kanlı olayın da yaşandığı meydan, Champs-Élysées’nin doğusunda yer alıyor.

15. Napolyon’un Lahit’i

Napolyon’un Lahit’i yani Les Invalides, 1679 yılında yapılmış bir kompleks. İçerisinde askeri müze ile anıtlar, hastane ve savaş gazileri için bir yapıyı barındırıyor. Mutlaka görmeniz gereken şey ise tabii ki 1821 yılında hayatını kaybeden Napoleon Bonaparte’ın mezarı. Devasa oymalı bir mermer içerisinde bulunan mezar, Jules Hardouin-Mansart tarafından tasarlanıp Charles de La Fosse tarafından boyanmış olan bir kubbenin altında bulunuyor. Napolyon’un diğer aile bireyleri ve savaşta ölen Fransız kahramanlarının lahitleri de yine burada. Daha fazla bilgi için invalides.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.

16. Disneyland

Paris Gezi Rehberi Disneyland

Avrupa’nın en büyük eğlence merkezlerinden Euro Disney’de, Disney kahramanlarının geçit törenini izleyebilir, Frontierland’da bir maden trenine binip köprülerden geçerek, eğlencenin doruklarına ulaşabilir, ardından da Karayip Korsanlarını izleyebilirsiniz.

Korku tünelleri, film gösterileri, animasyonlar, havai fişek gösterileri gibi birçok aktivitenin masal kahramanlarıyla bir araya gelerek farklı bir deneyim yaşatan Euro Disney’de, her yaşa hitap eden restoran, sinema ve canlı gösteriler de yer alıyor.

17. Seine Nehri

paris yapılacak şeyler

Işıklar Şehri’ni Seine Nehrinde Eyfel Kulesinin ardından batan güneş eşliğinde izlemekten daha güzel ne olabilir ki! Eyfel Kulesinin hemen karşısındaki sokaktan hareket eden ve yaklaşık 1 saat süreyle nehirde bir gece turu sunan Bateaux Parisien, nehir boyunca aralarında Notre Dame Katedralinin de bulunduğu birçok yeri gezip tekrar Eyfel Kulesinin bulunduğu yere geri dönüyor.

Katılabileceğiniz en uygun fiyatlı tur Bateaux Parisien olmakla birlikte, bunun dışında daha farklı ve yemekli turlar da bulunuyor. Daha fazla bilgi için Bateaux Parisiens’in web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Paris’te bulunduğunuz süre içinde güneşin saat kaçta battığını öğrenin. Örneğin, mayıs ayında güneş saat 19:25 gibi batıyor. Saat 19 turunu satın aldığınızda hem gün batımını hem de sonrasında kararan havayla birlikte Eyfel Kulesini ve şehrin diğer ışıklarını da görme şansınız olur.

Eyfel Kulesinin ışıkları 10 dakika boyunca yanıp sönüyor ve bu manzara gerçekten de görülmesi gereken bir görüntü. Konu gün batımı olunca zamanlama her şey demek, bu nedenle bitmeden tur biletlerini almaya bakın. Erken gitmenizin en büyük avantajı, geminin arkasındaki üzeri açık alandan yer sahibi olma ihtimalinizin yüksek oluşu. Diğer türlü camla kaplı gemiden fotoğraf çekmek güçleşiyor.

Paris’te görülecek diğer yerler: Monet severler için mutlaka görülmesi gereken bir yer olan l’Orangerie Müzesi‘nde Monet’nin 8 dev zambak tablosunu ziyaret ettikten sonra Jardin de Tuileries’den geçmeyi ihmal etmeyin. Rodin Müzesi, Fransız heykeltıraş Aguste Rodin’in Düşünen Adam gibi birçok eserine ev sahipliği yapıyor. Paris’in yeraltı mezarlığında birçok tünel ve mağara bulunuyor. Buralarda bulunan birçok iskelet 17. yüzyılın sonunda müzelere kaldırılmış. Pointe of Île de la Cité, Pont Neuf Köprüsünün hemen altında bulunan küçük bir park. Burada soluklanıp Seine Nehrini ve üzerindeki botları izleyebilir, öğle yemeği için yaptığınız sandviçi yiyerek Paris’in tadını bir de burada çıkarabilirsiniz.

Paris gece hayatı

Paris başlı başına haz ve zevk dolu bir şehir. İşte bu nedenle gidildiğinde görülecek her ufak detayın tadı çıkarılmalı. Bir kafe ya da bistroda oturup kahve ve kruvasanın tadını çıkarın, vitrinleri gezin, marketten bir baget ekmek alın ve akşam yemeği öncesi aperatif olarak atıştırın; akşam yemeğinin de büyük bir zevkle tadına varın.

Lüksü seviyorsanız çevresindeki şık sokaklarda Café de Flore, Café Les Deux Magots, Café Bonaparte gibi dünyaca ünlü kafelerin bulunduğu Saint-Germain-des-Prés‘de veya daracık sokaklarda daha otantik bir atmosfere sahip şirin kafelerden hoşlanıyorsanız Marais‘de mutlaka bir kahve için.

Alternatif gece hayatı için en iyi yerlerden biri olan Rue Oberkampf, upuzun bir sokak. Eğlencenin, hareketliliğin ve yiyecek içecek mekanlarının çeşitli ve lezzetli olduğu bu bölgede Paris’te keyifli bir gece geçirmek için aradığınız her şey var.

Fransız, Arap, Türk gibi pek çok milletten insanın dükkanlarının bulunduğu, otantik ve biraz da öteki Paris denilebilecek bir bölge olan Rue Du Faubourg; pek çok dünya markasının ve tasarımcı butiklerinin bulunduğu Rue Saint-Honore; gerçek bir servet bırakıp çıkanların caddesi olan ve haute couture modaevlerine ev sahipliği yapan Montaigne Bulvarı, alışveriş için üç farklı seçenek. Ardından cıvıl cıvıl bir sokak olan Rue Montorgueil‘daki sağlı sollu restoran, café’, pastane, çikolata dükkanı, mağaza ve butiklerle dolu birbirinden renkli pek çok mekanı gezin.

Paris, genel olarak Avrupa’nın en güvenilir şehirlerinden biri. Ancak her büyük şehirde olduğu gibi, burada da dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar var. Seine Saint-Denis semti ile 18. ve 19. Bölgeler, şehrin en yoksul ve ismi uyuşturucu satıcılarıyla birlikte anılan bölgeleri. Bu bölgelerden hem gece hem de gündüz saatlerinde uzak durun.

Montmartre, Moulin Rouge ve Place Pigalle semtlerindeki bar ve gece kulüplerinin bir bölümünün adı, müşterilerine düzenledikleri fahiş fiyatlı hesap düzenbazlıkları ile anılıyor. Bu nedenle, bu bölgelerden herhangi birinde bir mekâna gidecekseniz, mekânda içeceğiniz içkinin fiyatını önceden sorun ve hatta barda hesap açtırmadan içkinizi alıp direkt parasını ödeyin.

Paris yeme ve içme

Fransa’nın başkenti, aynı zamanda meşhur Fransız yemeklerinin de çıkış noktası olmuş. Paris, ziyaretçilerin damak zevklerini fazlasıyla tatmin eden, mutfaklarıyla dünyaca ün yapmış çok ünlü restoranlarıyla da biliniyor.

Oldukça zengin çeşitliliğe ve duyarlı bir damak zevkine sahip Fransız Mutfağının belli başlı yemekleri; başlangıçlar, çorbalar, balık ve et yemekleri, peynir ve şarap olarak sınıflandırılabilir.

Kafeye gitmek ise Paris’te sosyal yaşamın bir parçası olarak görülüyor zira zamanında sanatçıların, yazarların ve entelektüellerin buluşma noktası olarak icat edilen bu alışkanlık artık şehrin en bilinen özelliği haline gelmiş. Çay eşliğinde turta ve kek yemek içinse salon de thé’leri tercih edebilirsiniz.

pariste ne yenir

Başlangıçlardan Krudite (yeşil sebze, domates, havuç, kereviz ve salatalıktan oluşan çiğ sebze tabağı), sosis, soğuk et ve ezme çeşitleri. Çorbalardan Potage denen bir çeşit sebze çorbası, sarımsak sosu, peynir ve kruton ile servis edilen balık çorbası.

Balık olarak buğulanmış ya da tereyağında sote edilip bademle pişirilmiş alabalık. Et, genellikle az pişirilmiş ve genellikle değişik soslarla birlikte servis ediliyor. Eğer bu pişirme tarzı size uygun değilse:

İyi pişmiş isterseniz “Bien Cuit”
Orta pişmiş isterseniz “A Point”
Az pişmiş isterseniz “Saignant” ve
Ekstra az pişmiş isterseniz de “Blue” diye belirterek sipariş vermeniz gerekiyor.

Paris’te en yaygın olarak tüketilen peynir çeşitleri blue rokfor, keçi peyniri, camambert ve brie. Bölgelere göre değişen daha pek çok leziz peynir çeşidi olduğunu aklınızda bulundurun, enfesler. Beyaz şaraplar genellikle balıkla birlikte, kırmızı şaraplar ise etle birlikte içilse de kırmızı şarap daha yaygın tüketiliyor. Ayrıca çok popüler olan Rose şarap çeşitlerini mutlaka deneyin.

Çorbalardan, potage olarak bilinen bir çeşit sebze çorbası ile sarımsak sosu, peynir ve kruton ile servis edilen balık çorbasını tercih edebilirsiniz. Buğulanmış ya da tereyağında sotelenmiş bademle pişirilmiş alabalık çok tüketiliyor.

Genellikle değişik soslarla birlikte servis edilen etler ise Paris’te genelde az pişmiş yeniyor. Eğer iyi pişmiş isterseniz “Bien Cuit”, orta pişmiş isterseniz “A Point”, az pişmiş isterseniz “Saignant” ve ekstra çiğ isterseniz “Blue” diye belirterek sipariş vermeniz şart.

paris yeme içme

Minik Öneriler:

Her şeyin en tazesini, dalından yeni koparılmışını ve en sağlıklısını yemeye takıntılıysanız, şehrin dışında bulunan çiftliklere yakın olan bölgelerde hizmet veren restoranları tercih edin.
İyi bir restoranda yemek yemek istiyorsanız, en az bir hafta öncesinden rezervasyon yaptırın.

Fondue için Montmartre’a, piknik için Île Saint-Louis’e gidin.
Şehir içindeki çoğu restoran ve kafelerin çoğunun 24 saat açık olduğunu aklınızda bulundurun.

Gelelim şaraba… Beyaz şaraplar genellikle balıkla, kırmızılar ise etle birlikte içilmekle birlikte kırmızı şarap daha yaygın tüketiliyor. Ayrıca Rose şarap çeşitleri de çok popüler.

Paris hava durumu

Paris’in iklimi yarı okyanussal ve yarı kıtasal iklim arasında bir iklim ile karakterize. Paris’in Kuzeyi kışları soğuk ve yazları yağmurlu. Güney’e doğru gidildiğinde Akdeniz iklimi kendini hissetirmeye başlar ve kışlar ılıman yazlarda sıcak ve kurak geçer.

Ilıman iklimi nedeniyle mevsimlik kıyafetler tercih edilmeli. Olası yağmur yağışlarına karşı şemsiyeye ihtiyacınız olabilir. Kış aylarında sıcaklıkların düşmesi nedeni ile daha kalın kıyafetlerin kullanımı öncelikli.

Paris’te alışveriş

Dünyanın en ünlü, en gösterişli ve en muhteşem moda ve tasarım merkezlerinden biri olması nedeniyle, Paris hemen herkesi alışveriş çılgınlığına sürükleyebilir. Paris’te alışveriş yapma niyetindeyseniz sepetinize atmanızı önerebileceklerimiz arasında şarap ve likör çeşitleri, hardal, peynir çeşitleri, antikalar, mutfak ürünleri, porselenler, Fransa’nın ünlü parfümleri ve giyim markalarını sayabiliriz.

Giyim ürünlerini ve parfümleri Haussmann Bulvarı’ndaki büyük mağazalarda bulmanız mümkün. Ayrıca deri ve ipek ürünlerini de Rue Saint Honore ve Rue Du Fauborg Saint Honore’daki mağazalarda bulabilirsiniz.

Paris’in en küçük ve en sevimli bitpazarı olan Marché aux Puces de Vanves, 1920’lerden beri kuruluyor. Bitpazarlarının devi denebilecek Marché aux Puces Montreuil, orijinalliğini hala koruyan Paris pazarlardan biri. Yaklaşık 2500 tezgâhın yer aldığı ve 11 milyon kişinin ziyaret ettiği St-Quen (Clignancourt), Paris’in en büyük pazarı.

Paris konaklama

Copernic, La Fayette ve Faubourg St-Honore Caddeleri, Malesherbes Bulvarı, Vendome, Montaigne ve Champs-Elysées Meydanları, Paris’te lüks bir konaklama deneyimi yaşamak isteyenler için en uygun bölgeler.

Diğer yandan daha hesaplı konaklama seçenekleri için Saint Denis, Saint-Paul ve Laferriere Caddelerine göz atabilirsiniz. Ancak ilkbahar ve yaz mevsimlerinde genel olarak şehirdeki hemen tüm otellerde büyük yoğunluk olduğunu aklınızda bulundurarak seyahate çıkmadan önce rezervasyonunuzu mutlaka yaptırın.

Paris’e nasıl gidilir

Türk Hava Yolları, Air France ve Onur Air ile İstanbul’dan Charles de Gaulle Havalimanına; Pegasus ve Transavia Havayolları ile de Paris Orly Havalimanı’na direkt uçulabilir. Ucuz uçak bileti sunan kampanyaları erkenden kapmaya bakın. Biletinizi erken alın.

Haftanın her günü, yaklaşık dört saat süren bir seyahat sonunda ulaştığınız Charles de Gaulle Havalimanı, şehir merkezinden 30 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Taksi, shuttle, tren ile şehir merkezine ve Gare du Nord veya Châtelet-Les Halles İstasyonu’na gidebilirsiniz.

Şehir merkezinden on altı kilometre uzaklıkta yer alan Orly Havalimanı’ndan ise, taksi veya otobüs ile, Denfert-Rochereau İstasyonu’na ulaşabilirsiniz. Paris’e nasıl gidilir blog yazımda daha geniş bilgi bulabilirsiniz.

 

9 YORUM

  1. Sorularınızı Instagram @yoldaolmak hesabımdan sorabilirsiniz

    146,0k Takipçiler
    Takip et
  2. Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık baya kaliteli içerik girmek daima zordur. Maşallah verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.

  3. iyisiniz valla bol bol geziyosunuz, yok bizde malesef öyle şans. Ayrıca Paris merak ettiğim nir yer gitmeyi çok isterdim.

  4. Paris hakikaten herkesin en az bir kez görmesi gereken bir şehir. Özellikle de müzeleri mutlaka gezilmeli.

  5. Bu saydığınız yerler eminim çok hoş ve güzel yerler ama buraları gezebilmek için ne kadarlık bi bütçeye sahip olmak gerek? Bunları da başlık altlarına yazarsanız daha iyi olacak veya farklı bir konu açarak açıklamanız.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın