Siem Reap, Kamboçya’nın kuzey batısında yer alan ve en çok turist çeken bu şehri varlığını efsanevi Angkor Wat Tapınağı‘na borçlu. Angkor Wat’ın 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesiyle son 10 yılda yıldızı parlayan bu şehir, sadece tapınak ile değil, butik otelciliğin en güzel örnekleri, birbirinden şık kafe ve restoranları, canlı gece hayatı ile bir cazibe merkezi haline gelmiş. Şehirde turizm işiyle uğraşan yabancılar dışındı, hayatını burada sürdüren çok sayıda expat bulunuyor.

Acı dolu bir tarihi geride bırakıp henüz kapılarını dış dünyaya açmış bir ülkenin, turizm açısından en çok ziyaretçi çeken şehri Siem Reap, bir gezginin tüm beklentilerini karşılayabilecek özellikte.

Modernizm ve geleneksel kültürün harmanlandığı özgün bir kültür, bin yıllık tapınaklar, ağaç ve taş oymacılığı başta olmak üzere, dans ve resim alanında zengin bir sanat, isteyene ekonomik isteyene lüks yeme içme ve konaklama seçenekleri bulma fırsatı sunuyor. Fiyatlar Kamboçya’nın diğer şehirleri Sihanoukville ve Kampot’tan daha yüksek olsa da pahalı denemez. Sadece 3$’a bile oda bulabilmek mümkün.

15 milyona yakın nüfusa sahip Kamboçya’nın 170 binlik bu şehrinin belki de tek eksiği, beyaz kumlara sahip plaj ve deniz olabilir. Deniz keyfinin yerini doldurmasa da Tonle Sap Nehri ve şehrin içerisinden geçen Siem Reap Nehri bir nebze bu ihtiyacı karşılayabiliyor.

Siyam Yenildi anlamına gelen şehrin ismi, Siyam ve Khmer halkları arasındaki asırlık çatışmayı simgeliyor. Siyam Krallığı ordusu burada Khmerlere yenildiğinden bu isimle çağrılmaya başlanıyor. Sezon sonunda ziyaret ettiğim bu şehri ziyaret etmek için en uygun zamanlar Kasım ve Nisan ayları arası. Dolar, Kamboçya para birimi Riel gibi ülkenin her yerinde kullanılabiliyor.

Şehir merkezi daha çok Sivutha Street ve Psar Chas (Old Market) çevresinde odaklanmış. Eski sömürge döneminden kalma binalar, dükkanlar ve iş merkezleri bu alanda bulunuyor.

Wat Bo çevresinde çok sayıda misafir evleri ve otel yer alırken, Psar Leu çevresinde daha çok el sanatları ürünleri içeren dükkanlar yer alıyor. Budist dini yapılar (Pagoda-Wat) çevresi yoğunluğu görmek mümkün.

Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’te, Kızıl Kmerler’in yarattığı trajediyi, Ölüm Tarlaları ve Tuol Sleng Soykırım Müzesi gezileri ile gördükten sonra otobüsle Siem Reap’a geçtim (8$). Otobüs terminalinde bir tuktuk sürücüsü ile anlaşıp birkaç otel baktıktan sonra Happy Guest House’a yerleştim (6$). Kalabalık ve pek de sevimli olmayan Phnom Penh’ten sonra Siem Reap’a hemen içim ısındı.

Kaldığım otelden kiraladığım bisiklet ile yakın çevreyi dolaştım. Akşam yemeği için geçtiğim barlar sokağı, hem eğlence hem de yeme içme açısından oldukça zengin seçenekler sunuyor. Menülerde oldukça zengin batı mutfağı yemekleri yanında, pek de aşina olmadığım çeşitli Kamboçya mutfağı yemeklerini de içeriyor.

Uzun zamandır Asya yemekleri tüketen biri olarak, Kamboçya’da hem ekonomik hem de lezzetli batı yemeklerini bulunca tercihim de bu yanda oldu. Özellikle Fransız bagetinden sandviç ve yanında tropikal meyve suları güzel bir kombinasyon.

Day 631: Kamboçya:25 Siem Reap, 24 Nisan 2012

8 YORUMLAR

  1. Merhaba biz ili kişi ocak ayında bangkok tan phanom penh ve siem rep e geçmeyi düşünüyoruz. 4 gün yeterli olurmu? Uçaklamı geçmek mantıklı yoksa otobüslemi? Siem remp ten chiang mai geçeceğiz bu geçişi otobüsle yapalım diyoruz? Bilgi verirseniz sevinirim tşk ederim.

  2. Yeme, içme konusunu özellikle Asya’da nasıl hallediyorsunuz? Uzun zamandır Asya yemeklerini tüketiyorum demişsiniz, mesela domuz eti veya domuzdan elde edilmiş ürünleri yiyor musunuz ya da ne bulursam onu yerim diyenlerden misiniz? Özel olduysa cevaplamayabilirsiniz. 🙂

  3. Güzel anlatımınızla içimiz açılıyor. Kamboçya gitmek istediğim yerlerin başında geliyor. Yolunuz herdaim açık olsun. Sevgiler.

  4. Umarim kendim hic çıkmadığm yurt disina senin sebep olmanla cikarim. Kemal seni duzenli takip ediyorum ve giptayla, takdirle, hevesle hep izliyorum. Gezmeye devam sevgili Kemal, izlemedeyiz her daim.

  5. Siem Riep, Kamboçya şehirleri içerisinde belki de şehre en çok benzeyeni galiba, ben en azından öyle düşündüm. Phnom Penh de büyük, başkent ne de olsa. Diğer şehirler daha çok kasaba havasında. Bizim bildiğimiz şehir kavramından biraz uzaklar. Ben Siem Reap’i beğendim. Restoranlar ve kafeler çok güzel. Tek derdim havaın çok sacak olması ve sivrisineklerdi.

    • Siem Reap’de bir çok yabancı yaşıyor. Şehri sevdiklerinden, yaşanır yer olduğundan beğendiklerini söylüyorlar. Tazmanya’da evlerinde bir süre yaşadığım bir ailenin genç oğlu da burada yaşıyor ve çalışıyor.

  6. Phom Penh, Siem Riep’e ve Sihanoukville’ye gittim, diğer bazı şehirlerinden de geçtim, kalmadım. Kamboçya Tayland gibi değil, çok fakir bir ülke. Siem Reap Kamboçya’nın diğer şehirleri gibi değil çok gelişmiş. Diğer şehirler zaten kasaba gibi.

    Angkor Watt’ı görmelisiniz, denizi sevenler benim gibi güney’e inmeli 🙂 Çok ucuz ve güzel.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!