Phnom Penh (Punom Pen diye okunuyor), Kamboçya’nın başkenti ve en büyük şehri. Indochina Yarımadasında Fransızlar tarafından kurulan genç şehir, 2 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip. Ülkenin ticari, ekonomik ve siyasi merkezi olan şehir, Mekong Caktomuk ve Tonle Sap nehirlerinin birleştiği noktada kurulu.

Phnom Penh kesinlikle güzel bir şehir değil. Bunaltıcı, kaotik, genellikle aşırı gürültülü ve telaşlı bir şehir. Ancak Kamboçya’nın tarihini anlamak istiyorsanız Phnom Penh’e gitmelisiniz. 1975’ten 1979’a kadar Kızıl Kmerlerin yönetimi sırasında iki milyon insan, yani neredeyse tüm nüfusun dörtte biri hayatını kaybetti.

Phnom Penh Rehberi

🧭 Güneydeki şirin kıyı kasabası Kep kasabasından 4 saatlik otobüs yolculuğu ile Phnom Penh’e geçtim (5$). Asya’nın güzel yanı seyahat ederken erken rezervasyon yapmanıza gerek yok. İndiğiniz yerde sizi karşılayan motosikletli taksilerle gidip gönlünüze göre bir yer bulabilirsiniz. Tonle Sap Nehrine yakın bir yerlerde Malis Guest House (8$) yerleştim.

Malta

İçerisinde banyosu, TV’si olan küçük odalarını pek beğenmesem de bir başkent de bu fiyat fena değil. Lobide yer alan masa sandalyelerin konforu ve internet hızı bu aralar yatak ve oda konforunun çok önüne geçiyor.

Phnom Penh Gezi Rehberi

Phnom Penh, 15. yüzyılda Angkor Saraylarını terk eden Kral Preah Srey Soryopor zamanında kadar uzayan bir hikayeye sahip. 1863-1953 arasında Fransız sömürgesi kontrolü altında kalmış.

Kamboçya 1950’li yıllarda bağımsızlığını etmiş 1970’lerde Pol Pot’un nefret dolu komünist Kızıl Kmer rejimi tarafından tasarlanan soykırım, bu ülkeyi büyük bir yıkıma uğratmış. İdam, işkence ve açlık yoluyla 1,7 milyon kişinin ölümüne neden olmuş.

Kızıl Kımerler baskısı alında yetmişli yıllarda kuşatılıp boşaltılan Phnom Penh’in nüfusu tekrar seksenlerde artmaya başlıyor. Doksanlı yıllarda ekonomi canlanıp hızlı bir değişim ve gelişime geçiyor. Ekonomik ve kentsel gelişimi ancak son 10 yıldır ilerleme sürecine girmiş.

Turistik açısından çekiciliği bulunmayan şehir yakın tarihte geçirdiği acı dolu günleri geride bırakmaya çalışıyor. Kamboçya’nın başka hiçbir yerinde fakir ve zengin ayrımı Phnom Penh’deki kadar belirgin değil. Sokağın bir tarafında pahalı arabalar sıralanırken diğer tarafında çocukların yalvardığı sokaklar uzanıyor.

Stabil bir hale gelmeye çalışan Phnom Penh eski günlerine kavuşmaya çabalıyor. Tonle Sap nehrinin batısına kurulmuş şehir merkezinde nispeten lüks sayılabilecek kafe ve restoranlar bulunuyor. Bunun dışındaki sokaklar ise birbirine benzeyen, motosiklet, tuktuk, taksi ve araç trafiğinin iç içe olduğu, kokuların ve seslerin birbirine karıştığı renksiz manzaralar sunuyor.

Phnom Penh’in güvensiz bir şehir olduğuna orada burada rastlayabilirsiniz belki. Bu alışılmadık bir şey değil. Ama kendi tecrübelerime dayanarak subjektif bir şekilde konuşursam Phnom Penh’de kendimi güvensiz hissetmedim. Olumsuz bir tecrübem de olmadı. Ancak, Phnom Penh’de yankesiciliğin yaygın olduğunu çok duydum.

Motosikletli yankesiciler geçerken çantanızı çalabilir. Önleminizi alırsanız hedef olmazsınız. Elinizde akıllı telefonla dikkatsizce yürürseniz her an yoldan geçen biri tarafından çalınabilir. Kısaca uyanık olun ve değerli eşyalarınızı koruyun. Yine de bu sizi çok fazla endişelendirmesin. Asya’nın pek çok yeri için geçerli bu durum.

Killing Fields
Choeung Ek, Killing Fields

PHNOM PENH ULAŞIM
Phnom Penh ulaşım açısından çok zor bir yer değil. Ülkenin başkenti ve en büyük şehri olmasına rağmen, şehir merkezindeki turistik yerlerin çoğuna kolayca yürüyerek ulaşabilirsiniz. Çok ihtiyacınız olduğunda da bir tuktuka atlayın.

🛺 Tuk tuk, Phnom Penh’de popüler bir ulaşım şekli. Geleneksel taksilerden çok daha yaygın. Binmeden önce gideceğiniz yeri şöföre söyleyip pazarlık yapıp netleştirip öylece binin. Bu her zaman genel kural olarak aklınızda bulunsun. Kısa mesafeler için fiyat genelde 1-1.50 ABD doları arasında.

✈️ Havaalanından şehre taksi ücreti 12 ila 15 ABD doları arasında. Çok fazla bagajınız yoksa, yolculuğu tuk tuk ile de yapabilirsiniz. Bu da yaklaşık 7 ABD doları civarında tutuyor.

PHNOME PENH’TE NEREDE KALINIR
🏨 Phnom Penh’de oldukça güzel oteller var. Modern ve şık, merkezi konumdaki Aquarius Hotel-Urban Resort‘u tavsiye edebilirim. Okay Boutique Hotel, HM Grand Central Hotel, Plantation Urban Resort merkezi konumdaki iyi ve makul fiyatlı oteller. Ucuz otel bakıyorsanız Onederz Hostel ve The Big Easy hem kaliteli hem de iyi konumda hosteller.

Kampot ve Kep’in dinginliğinden sonra başkent Phnom Penh’in telaşlı koşuşturmacasına daldım. Bir motosikletliyle anlaşıp şehir merkezini gezmeyi amaçlasam da yağan yağmur buna engel oldu. Huzurlu ve sakin günlerine yakın zamanda kavuşmuş bu başkenti sadece bir günde gezmeyi düşünüyordum, ancak birkaç gün kaldım.

Phnom Penh Gezilecek Yerler 📌

Phnom Penh’in ürkütücü gerçeklerinin ötesinde, tadını çıkaracak çok az şey var. Bu yüzden şehri gezmek için maksimum 3 gün ayırın. Bu şekilde Phnom Penh’deki başlıca turistik yerleri görmek için yeterli zamanınız olur. Fazla acelesi olan gezginler sadece iki gece kalabilir.

Khmer pagodaları arasında sömürge döneminden kalma sarı Fransız binaları görebilirsiniz. Royal Palace, 15. yüzyılda King Preah Ponhea Yat zamanında yapılmış, daha sonra 19. yüzyılda King Norodom zamanında ise eklemeler yapılmış. Ulusal Müze ve şehrin çoğu merkezi binası Fransız döneminde inşa edilmiş.

1. Killing Fields

Killing Fields, yani ölüm tarlaları iç karartıcı, rahatsız edici, berbat ve korkunç. Ölüm tarlalarını şehrin bir cazibe noktası olarak değil bir anma yerini ziyaret etmeli. Kızıl Kmerlerin acımasız toplu katliamlar gerçekleştirdiği tüm yerlere ölüm tarlaları deniyor. Kamboçya’da yüzlerce ölüm tarlası var.

Ülkedeki en bilinen ölüm tarlası, Phnom Penh’in yaklaşık 17 kilometre güneyinde, Choeung Ek’te yer alıyor. Girişte bir sesli rehber turu ile tüm bölgeyi kendiniz keşfedebilirsiniz. Tarih o kadar etkileyici bir şekilde anlatılıyor ki gerçekten gözyaşlarıyla savaşmanız gerekiyor.

Babalar, anneler, oğullar, kızlar, erkek kardeşler, kız kardeşler, bebekler, pahalı kurşunları harcamamak için sopalarla ya da boğazlanarak öldürüldü ve yüzlerce toplu mezara yığıldı.

Killing Fields giriş ücreti 6 ABD doları (sesli rehber dahil). Phnom Penh’den 30 dakikada ulaşılabilen yere tuk tuk ile gitmek yaklaşık 15 ABD doları tutuyor. Her gün 7.30 – 17.30 saatleri arasında açık.

2. Tuol Sleng Genocide Museum

Tuol Sleng Soykırım Müzesi, görmeniz gereken ikinci önemli anıtsal bölge. Burada Kamboçya’nın ürkütücü tarihini yakından öğrenebilirsiniz. Phnom Penh’in merkezinde bulunan bu eski güvenlik hapishanesi (S-21), Kızıl Kmerler döneminde insanların hapsedilip işkence gördüğü yer olmuş.

Tıpkı ölüm tarlalarında olduğu gibi, Tuol Sleng Soykırım Müzesi’ni ziyaret etmek de sizi gözyaşlarına boğabilir. Eski hapishane hücrelerine giriyor, mahkumların fotoğraflarını görüyor ve onlar hakkında üzücü hikayeler okuyorsunuz. Müze için yaklaşık iki saat ayırın.

Tuol Sleng Soykırım Müzesi giriş ücreti 5 ABD doları (artı sesli rehber için 3 ABD doları). Her gün 08:00 – 17:00 saatleri arasında ziyarete açık. Uzun pantolon ve kapalı omuzlu kıyafet zorunluluğu var.

3. Phnom Penh Kraliyet Sarayı

Phnom Penh Kraliyet Sarayı (Royal Palace of Phnom Penh), ülkede toplum ve siyaset üzerinde önemli bir rol oynamaya devam eden Kamboçya kralına ait bir saray. Phnom Penh’i başkent yapmaya karar vermiş Kral Norodom’un emriyle 1865’te inşası başlamış saray çok da eski değil.

Kralın konutunu oluşturan zarif binalar ve çeşitli görkemi tapınaklardan oluşan saray, şehrin merkezinde yer alıyor. Kral bugün hala burada ikamet ettiğinden, geniş bir alana yayılmış kompleksin sadece bir kısmını ziyaret edebiliyorsunuz.

Sarayın mimarisi, Bangkok’taki Grand Palace‘ı biraz andırıyor, ancak daha az heybetli ve o kadar büyük değil. Binaların çoğuna sadece dışarıdan bakabilmek de mümkün.

Kraliyet sarayının kalbini Gümüş Pagoda (Wat Preah Keo Morokat) oluşturuyor. Adını, pagodanın zeminini kaplayan 5 binden fazla gümüş çiniye borçlu. Ancak, onları gerçekten görebilmeniz mümkün değil. Taht odası, resmi bir etkinlik olmadığında ziyarete açılabiliyor, ancak içinin fotoğraflarını çekmeniz yasak.

Phnom Penh Kraliyet Sarayı giriş ücreti 10 ABD doları. Dizler ve omuzların kapalı olduğu uygun kıyafetler giyin. Saat 08:00 – 11:00, ardından 14:00 – 17:00 arası ziyarete açık.

4. Wat Phnom Temple

Wat Phnom Temple, Phnom Penh’deki en tanınmış tapınak. Şehrin kalbinde yer alan tapınak, 30 metreye yüksekliğinde yapay bir tepenin üzerine kurulmuş. Merdivenlerden kısa bir tırmanış sonrası tapınağa ulaşıyorsunuz.

Malta

Tapınağa hoş ama öyle çok da güzel bir turistik yer olarak bakmayın. Tapınağın etrafındaki park hoş ama, günün sıcağında hoş bir inziva yeri. Tapınağın giriş ücreti 1 ABD doları.

Wat Phnom’da mola verdikten sonra nehir boyunca yürüyüşünüzü eski French Quarter‘a (Fransız Mahallesi) kadar devam ettirin. Birçok bina solmuş veya değiştirilmiş, ancak çağın mimarisinin pastel tonlu parıltıları hala var. Bölgede en çarpıcı binalar Merkez Postanesi ve çevredeki sokaklarda uzanıyor.

5. Phnom Penh Waterfront

Phnom Penh Sahili (Sisowath Quay), şehrin görülmeye değer hoş yerlerinden biri. Tonle Sap Nehri kıyısında yer alan Sisowath Rıhtımı, şehrin diğer karmakarışık yerlerinin aksine şaşırtıcı derecede bakımlı. Palmiyelerin süslediği gezinti yolundaki bazı evler yenilenmiş. Şehrin sakinleri sahil spor yapma yeri olarak kullanıyor.

Yola bakan kafelerden birine oturup aerobik grupları izlemek keyifli. Kafelerden bahsetmişken, bunların çoğu oldukça turistik, bu yüzden rastgele oturmak yerine TripAdvisor’da değerlendirmelere bakıp öylece tercih etmenizi tavsiye ederim.

Sisowath Quay, şehrin yankesicilik olaylarının sıklıkla yaşandığı yer. Nerde turist çoksa orada bu tür çapulcuların olması her zaman olası. Değerli eşyalarınızı ortalıkta bırakmayın, cebinize ve yakınızdakilere dikkat edin.

Mekong veya Tonle Sap Nehri boyunca bir akşam tekne gezisinin oldukça güzel olduğu söyleniyor. Benim fırsatım olmadı ama fırsatınız varsa bence değerlendirin. Akşam yemeği ve kokteyller eşliğinde tekneden gün batımını izlemek hoş olmalı.

6. Pazar Yerleri

Phnom Penh’deki çoğu pazar yeri şehrin kendisi gibi çirkin. Yine de kendinizi lokal hissetmek için biraz maceraya atılmaya iştahlıysanız, bu pazarlardan biri olan sahile yakın Kandal Pazarı ilginizi çekebilir.. Oradan çok uzakta olmayan Phsar Chas da göz atmaya değer.

Phnom Penh’deki muhtemelen en turistik pazar Rus Pazarı olarak bilinen Tuol Tom Pong. Adı neden Rus Pazarı doğrusu bilmiyorum. Bu kapalı pazarda sayısız hediyelik eşya satan dükkanlar var. Kalitelerinin iyi olduğunu söylemek zor ama ilginizi çeken bir şey olursa pazarlık etmeyi unutmayın!

6. Phnom Penh Kafe ve Restoran Önerileri

Şaşırtıcı bir şekilde, Phnom Penh’de tadını çıkarabileceğiniz harika yemekler sunan çok sayıda güzel kafe ve restoran var. Bunlardan bazıları Fransız esintili, bazılarını da Fransızlar açmış zaten. Bazı restoranlar ise sivil toplum örgütleri tarafından işletiliyor. Burada çalışan gençler eğitilip sağlanan işle daha iyi bir geleceğe sahip oluyorlar.

Benim gibi sokak yemekleri tercih eden düşük bütçeli bir gezginseniz işiniz biraz zor. Phnom Penh’de, iyi sokak yemekleri bulmak o kadar kolay değil. Bangkok’un aksine Phnom Penh’de denemeye o kadar da cesaret edemedim. Şüpheci biriyseniz iyisi mi restoranlara takılın.

Daughters of Cambodia (Kamboçya’nın Kızları), kar amacı gütmeyen, insan ticareti ve fuhuş riski altındaki kadınları desteklemek için açılmış bir kafe. Fiyatları çok ucuz değil, ama harika bir yemekleri varmış. Hediyelik eşya alabileceğiniz küçük bir dükkan da var.

Backyard Coffee, Rus Pazarına yakın havalı bir kafe. Fiyatlar oldukça yüksek, ancak atmosfer gerçekten harika. Birçok lezzetli vegan seçenekleri var.

Friends Restaurant, sokak çocuklarını destekleyen bir STK kafe. Küçük porsiyonlarda servis edilen Asya ve uluslararası esintili yemekleri içeren menüsü var.

Phnom Penh’e gittiniz mi? Kamboçya Krallığının başkentinde ne gibi deneyimler yaşadınız? Yapılacak en iyi şeyler, ek ipuçları ve önerilerinizi yorumlara bekliyorum!

Day 629: Kamboçya:23 Phnom Penh, 22 Nisan 2012

Önceki blog yazısıHuzurlu Bir Sahil Kasabası: Kep
Sonraki blog yazısıSiem Reap Gezi Rehberi
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

8 YORUM

      • 11 Mart 2015 -1 haftadır Phnom Pehn’deyim…Coğrafya olarak her ne kadar HinduÇin olarak geçse de, insanların yaşam tarzlarında Çin kültürü etkisini daha baskın bir şekilde gösteriyor.
        Daha farklı olacağını beklediğim bir şehirdi. Ama kendi deyimleri ile Kızıl Khmer’ler ülkeyi Taş Devrine götürmüş…Şehirin genel havasında büyük bir sefalet, fakirlik ve pislik ve insanlar da hüzünü hissediyorsunuz…(Kemal Bey’in de ifade ettiği gibi)
        90 yıl Fransız kolonisi olarak yaşamışlar, ama ortada Fransızlara ait hiç bir şey kalmamış…Böyle büyük bir İmparatorluk nasıl bu duruma gelmiş, çok yazık..

        Yazacak çok şey hissediyorum…
        Umarım,Kamboçya’nın geri kalanı PhnomPehn’den farklıdır…

  1. Kambocya kendi halinde bir ulke, komsulari gibi cok turistik ve kalabalik degil. Sehirleri de kucuk. Phnom Penh ise gurultulu ve kalabalik. Yalniz cok ozgun mekanlari vardi, isimlerini hatirlamiyorum simdi. Olum tarlalari ve Pol Pot’un zulmunu sergileyen hapishane cok huzun verici.

  2. Phom Penh’i ben pek beğenmedim. Çok fazla yapacak bir şey yok. kafeleri güzel sayılır. Ama eğer vaktiniz varsa Siem Riep’e geçip Angkor Wat’ı görmelisiniz. Kızıl Kımerler ülkeyi belki 100 yıl geriye götürmüş, çok yazık.

    • Şehrin görüp geçirdikleri düşünülünce böyle olması bile normal. Ben kafelerini sevdim. Çok güzel kahve yapıyorlar. Vietnam’da dünyanın en iyi kahveleri üretiliyormuş. Oradan getiriyorlar sanırım. Fiyatı da çok ucuzdu.

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın