Tamamen yabancı olduğunuz kültürlerde tam 303 gün, keyifli heyecan verici bir 303 gün.
Bu süre içerisinde Endonezya, Malezya (3 ziyaret), Singapur (2), Borneo, Filipinler, Tayland (3), Laos ve Kamboçya’da bulundum. Gezime Tayland’tan başladığım ilk 30 günü de eklersek aslında Güney Asya‘da 333 gün demek daha doğru olur.
En çok sorulan sorulardan birine vereceğim cevap şu: En çok Endonezya ve Filipinler’i sevdim.
Ülkeleri birbiriyle karşılaştırmanın pek de doğru olmadığını düşünürüm. Ancak belli kategorilerde birbirleriyle karşılaştırılabilirler. Doğrusu belirlenmiş kategorilerde bile seçim yapmak kolay değil.
- Denizin en güzeli hangisinde?
- En güzel doğa hangisindeydi?
- Macera neredeydi?
- Eğlenceli olan hangisiydi?
- Yaşasan hangi ülkeyi tercih edersin?
Gibi blog üzerinden gelen sorulara gerçekten cevap verebilmem çok zor. Bir gün oturup kategorilere ayırıp enler üzerinden bir yazı hazırlayacağım. Şu an birikmiş epeyce enler var ama olsun, zamanı gelince.
🧭 Bu yazıyı 10 Mayıs 2012’de Bangkok’ta yayına aldım. 685 günlük dünya turumun 303. gününde kaleme aldığım bu satırlar, o günkü ruh halimi ve rotamı yansıtıyor. Aradan yıllar geçmiş olsa da, anlatılan duygular ve çıkarımlar güncelliğini koruyor; devamında okuyacağınız metin geçmişe ait bir hikâye, ama içindeki deneyim bugün de geçerli.
Hangi Ülkeleri Gezdim?
Güney Asya ülkeleri şunlar:
Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Myanmar, Laos, Kamboçya, Vietnam, Filipinler, Doğu Timor ve Brunei.
Bu ülkelerden Doğu Timor, Brunei, Myanmar ve Vietnam’a gitmedim (Vietnam’a mart 2015’te gittim✔).
Brunei Sultanlığı’na, Sarawak eyaleti sınırından girmek istediğimde kapıdan vize vermemişlerdi. Aslında vize vermeyeceklerini biliyordum, ancak Hollandalı yol arkadaşımın zorlamasıyla ona eşlik etmiştim.
Sabah Eyaletinden ise vize alıp gitmek istediğimde benden uçak bileti istenince Brunei’ye gitmekten vazgeçmiştim. Çünkü o an bulunduğum şehir Kota Kinabalu‘dan Brunei’ye gitmek 2 saat iken uçakla Brunei’ye gitmek hem maliyetli hem de zaman kaybıydı.
Doğu Timor da çok uzaktı. Aslında uzaklık benim için hiçbir zaman sorun olmadı, ancak bu uzaklığın getirdiği uçuş maliyetleri asıl sorunumdu.
Neden Vietnam ve Myanmar’a Gitmedim?
Vietnam, Türk pasaportu için vize alması çok zor olan ülkelerden birisi. Ben bir işadamı dostum sayesinde vize engelini aştım ancak vize için ödemem gereken maliyetler yanında ülkenin yağışlı sezona girmesi nedeniyle rotamdan çıkarmak zorunda kaldım.
Myanmar ise ilginç bir şekilde gitmeyi ertelediğim bir ülke oldu. İlginç diyorum çünkü geçen hafta vize almak için Bangkok’taki elçiliklerindeydim.
Buddha Günü dolayısı ile tatilde olduklarından kapalıydı. Henüz uçak biletimi ve otel rezervasyonumu yapmamıştım ve her biri uçuk rakamlardaydı.
Myanmar’da bu yıl bir turizm patlaması yaşandığından her yer dolu ve kapasiteyi kaldıracak yeteri kadar otel olmadığından fiyatlar daha birkaç ay öncesine göre 2 kat artmış durumda. Bu yüzden Myanmar’ı gelecek seneye erteledim.
Bu süre içerisinde çok sayıda otel ve guest house açılıp fiyatların daha da düşmesini umuyorum. Belki yanılıyorum. Olsun, uzun süre tren ve otobüsle seyahat ettikten sonra uçak biletine o kadar para vermek de içimden gelmedi.
Güney Asya İnsanları
Hiç tanımadığınız kültürlerde gezmek, yemek, içmek ve yaşamak hiç kolay değil. Eğer alışkanlıklarınızı geride bırakmazsanız çok zor diyebilirim.
Güney Asya demek aslında güler yüzlü insanlar ülkeleri demek. Birçoğunun halkı İngilizce bilmemesine rağmen, onlarla kaynaşmak ve samimi olmak çok kolay.
Şu ana kadar aklımda kalan kötü bir hatıram ve deneyimim olmadı, olsa bile bu satırları yazarken hatırlamıyorum. Dünyada çok yeri gezmiş yolda tanıştığım Kanadalı bir arkadaşımın dediğini söylüyorum:
Budist ülkeler dünyanın en güvenli yeri.
Güney Asya gezimde başıma herhangi kötü bir şey veya hırsızlık da gelmedi.
Yemek Meselesi
Benim için zor olan bir şey vardıysa o da yemeklerdi.
Benim gibi deniz ürünleriyle pek arası olmayan biri için yemek seçimleri zor olan bir yerdi. Oysa hem fiyatı hem menü zenginliği açısından deniz ürünleri sevenler için bir cennettir.
Pirinçten bıktım diyebilirim, zira buradaki pirince pilav diyemezsiniz, sadece haslanarak tüketiliyor. Hiçbir zaman köri sosu ile aram iyi olmadı ve Güney Asya’da kendimi içerisinde buldum.
Hemen her yerde, her türlü yemeği yedim ama bazen yiyemediğim zamanlar oldu. Gözümde pizza ve salata tütüyordu.
Bunun yanında hiç bilmediğim birbirinden farklı yüzlerce yemek, onlarca çeşit tropikal meyve tattım.
Sıcak Su Hasreti
Asya’da gezmek demek sıcak suya hasret kalmak demek.
Her ülkede sıcak suyla yaptığım duşun sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Örneğin 2 ay kaldığım Endonezya’da sadece 2 defa sıcak su ile duş bulabildim.
Her ülkede saç tıraşı olmak yapmam gerekenler listesinde bulunuyor. Gittiğim her ülkede saç tıraşı olacak kadar uzun süre kaldım çünkü.
- Endonezya, Malezya, Borneo, Filipinler ve Tayland’da dalışlar yaptım.
- Singapur hariç her ülkede tekne turlarına katıldım.
- Bir çoğunda trekkinglerdeydim yine.
Böcek İşkencesi
Asya demek milyarlarca milyarlarca sinek, böcek demek.
- Binlerce ama binlerce kez değişik böcekler,
- Sivrisinekler,
- Karıncalar,
- Tahtakuruları,
- Örümcekler ve bilmem neler tarafından ısırılmak demek.
Hele benim gibi kanınız lezzetliyse, vücudunuza sizi koruyacak spreyler, losyonlar sürmeden dışarıdaysanız bu her an işkence yaşamak demektir.
Ben her yerde işkencedeydim, abartmıyorum.
Türkiye’den ayrılırken hiçbir aşı da yaptırmamıştım, ne sıtma, ne sarı humma. Tez elden testler yaptırsam iyi olur doğrusu.
333 Gün Daha Gerekir
Bu 303 veya 333 gün içerisinde birçok yerini gördüm Güney Asya’nın ve görmek istediğim yerleri için en az bir 333 gün daha ayırmam gerekecek.
Sınırlar değişse de kültürler birbirine benzer olduğunu fark edince artık rota değiştirmenin zamanı geldiğini hissediyorum.
Rotayı değiştirme zamanı artık!
Endonezya





Malezya ve Borneo




Singapur






Filipinler





Tayland









Laos







Kamboçya



303 gün, 11 ülke ve sayısız soğuk duş… Evet, bazen üşüdüm, bazen özledim, bazen “ne yapıyorum ben burada?” diye sordum kendime. Ama her soğuk duşta, her sinek ısırığında, her anlaşılmaz dilde aslında kendimi buldum. Çünkü yolculuk konforla değil, rahatsızlıkla öğretir size en büyük dersleri.
Sıcak suyun olmadığı yerde, içinizdeki ateşi yakmayı öğreniyorsunuz. Ve o ateş bir kez yandı mı, artık hiçbir soğuk duş söndüremez onu.
Bu satırları okuyup da içinizde bir şeyler kıpırdadıysa, o sesin peşinden gidin. Mükemmel zamanı beklemeyin, çünkü o zaman asla gelmeyecek. Cesaretiniz kadar yol alırsınız, tutkunuz kadar dayanırsınız. Ben 303. günde bile hala öğreniyordum, hala şaşırıyordum, hala ilk günkü gibi merakla uyanıyordum her sabah.
Yol bitmez, sadece yürüyenler yorulur. Ama o yorgunluk bile, evde oturup “keşke” demekten daha tatlıdır. Unutmayın; en güzel hikayeler, konfor alanınızın dışına çıkılınca yaşanıyor. Şimdi sıra sizde. Çantanızı hazırlayın, biletinizi alın ve yola çıkın. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.
Yolunuz açık, yüreğiniz sıcak olsun. 🌏✈️
Day 303: Tayland: 13, Bangkok, 10 Mayıs 2012, Perşembe
🗓️ Son Güncelleme: 15.03.2026
📌 Kemal’in Notu: İlk yazıldığı tarihten bu yana bu rotayı tekrar tekrar arşınladım. Arşivdeki bu notları, son gidişimdeki gözlemlerimle güncelleyerek “yolda olma” ruhunu ve güncel pratik bilgileri korudum.
🗓️ Son Güncelleme: 15.03.2026




