Şahmeran ile ilgili olarak Tarsus ve çevresinde anlatılan efsanelerin, konusu aynı olmakla birlikte kişilerin isimleri değiştirilerek anlatılan çeşitli versiyonları bulunuyor. Buna göre; şahmeranı ilk gören insanın, Camsab ya da Lokman Hekim olarak gösteren efsanelerin yanı sıra kimi zaman bir çoban kimi zaman da ormana avlanmaya giden bir avcı olduğunu belirten örnekler de vardır. Bütün efsaneler, şahmeranın öldürülmesiyle son bulmaktadır.

Şahmeran Hamamı, Tarsus

Şahmeran hamamı, tarihî bir özelliğe sahip olmasının yanı sıra yılanların şahı olarak bilinen şahmeranın öldürüldüğü yer olduğuna inanılması nedeniyle halk arasında önemli bir yere sahiptir. Nitekim hamamın göbek taşında ve yine iç kısımdaki duvarlarında görülen hafif kırmızıya yakın rengin, burada öldürüldüğü belirtilen şahmeranın kanından geldiğine inanılmaktadır.

Sahmeran Efsanesi

Hamamın söz konusu özelliğini ve şahmeranla ilgili efsanesini yörede bilmeyen yoktur. Hatta kentin en işlek caddelerinden biri olan Adana Caddesi’nde, üst tarafı insan alt tarafı yılan biçiminde olan ve gövdesini birçok küçük yılan saran şahmeran anıtı dikilmiştir.

Şahmeran Efsanesi

Camsab yoksul bir ailenin oğlu olup evinin geçimini odunculuk yaparak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte ormanda içi bal dolu bir kuyu bulan Camsab, balı çıkarması için arkadaşları tarafından kuyuya indirilir, balın çıkartılması sona erince de kuyuda bırakılır. Kuyunun içinde yardım beklerken bir ışık sızıntısı görür, ışığın geldiği yeri açarak büyük bir bahçeye çıkar. Burada bir tahtta oturan üst tarafı insan alt tarafı yılan şeklinde olan ve bir insan gibi konuşan şahmeran ile karşılaşır.

Yılanların şahı olup yer altında diğer yılanlarla birlikte yaşayan Şahmeran, Camsab’a korkmamasını ve bir süre kendilerinin misafiri olacağını söyler. Burada çok iyi ağırlanan Camsab, aradan yıllar geçtikten sonra sıkılmaya ve ailesini özlemeye başlayınca evine dönmek için izin ister.

Şahmeran ise ölümünün bir insan elinden olacağını, eğer kendisini bırakırsa yerinin insanoğlu tarafından hemen bulunabileceğini söyleyerek Camsab’ın gitmesine izin vermek istemez. Ancak ısrarlara dayanamaz ve yerini kimseye söylememesi şartıyla Camsab’ı evine gönderir.

Sahmaran Masalı

Bu sırada Tarsus padişahı, önemli bir hastalığa yakalanır. Dönemin tanınmış hekimleri hastalığa bir türlü çare bulamazlar, fakat büyü işleriyle de ilgilenen vezir, padişahın hastalığının Şahmeranın etinin yenilmesiyle geçeceğini söyler. Bunun üzerine şahmeranın yerini bilene büyük vaatlerde bulunulur, ancak kimse ortaya çıkmaz.

Vezir, şahmeranı gören kişinin sırtının yılan derisi gibi pul pul olduğunu padişaha söyleyince herkesin hamama gelerek yıkanması emri verilir. Camsab, Şahmerana söz verdiği için hamama gitmez, fakat bir süre sonra sadece kendisinin yıkanmaya gitmediği anlaşılınca hamama gitmek zorunda bırakılır.

Sahmeran-HikayesiCamsab’ın sırtının yılan derisi gibi olduğu görülünce, kendisinden zorla şahmeranın yeri öğrenilir. Vezir, Camsab’ın gösterdiği kuyunun başında büyülü sözler söyleyerek Şahmeranı ortaya çıkartır. Şahmeran kaderini bildiği için karşı koymaz ve Camsab’a ölümünden sonra etini kaynatarak ilk suyu vezire, ikincisini padişaha içirmesini, üçüncüsünü de kendisinin içmesini tembihler.

Şahmeran, hamama götürülerek burada öldürülür ve eti kaynatılır. Vezir ilk suyu Camsab’ın içmesini ister. Camsab, şahmeranın dediklerini yaparak ilk suyu vezire verir. Vezir, bunu içer içmez ölür. İkinci suyu içen padişah iyileşir, üçüncüsünü içen Camsab ise aklı ve zekâsı daha da güçlenip padişaha baş vezir olur.

Sahmeran Heykeli, Tarsus
Sahmeran Heykeli, Tarsus

Şahmeranla ilgili efsanelerin kökeni oldukça eski dönemlere uzanmaktadır. Nitekim kaynaklardan edinilen bilgiye göre 2000 yıl öncesine ait Tarsus sikkelerinin üzerinde, şahmeranın öldürüldüğünü öğrenen yılanların intikam almak amacıyla şehre saldırmalarının canlandırıldığı tespit edilmiştir

Yrd. Doç. Dr. Nilgün ÇIBLAK. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 16, Sayı 1, 2007, s.185-196

2 YORUMLAR

  1. Her yörede farklı anlatıyorlar, ama Sahmeran’a yazık oluyor hepsinde de. insanoğlunun aç gözlülüğünü anlatır diye düşünürüm.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!