Sagalassos Antik Kenti, Burdur‘un Ağlasun ilçesi sınırlarında sarp tepeler üzerinde kurulu. Pamphylia ile Psidia’yı birbirine bağlayan yol üzerinde yer alan Sagalassos, Antik Yunan’da Psidya’nın başkentiydi. ‘Aşkların ve İmparatorların Şehri’ olarak bilinen Sagalassos, ülkemizin en romantik antik kentlerinden biri.

Roma İmparatorluğunun görkemli anıtlarının izlerini taşıyan kent, Batı Toros dağlarının kollarından Akdağ üzerinde, deniz seviyesinden 1.750 metre yükseklikte kurulu. Cömert arkeolojik kalıntıları Antoninler Çeşmesi, Neon Kütüphanesi ve geniş agorasıyla Roma Döneminin eşsiz bir kültür mirası.

Sagalassos

Sagalassos, binlerce yıldır antik suyun aktığı Antoninler Çeşmesi, agoraları, Roma hamamları, Macellum yapısı, üzerinde dans eden kızlarla bezeli Heroon yapısı, kütüphanesi ve 9 bin kişilik tiyatrosuyla ihtişamlı bir yerleşim yeri.

Toroslar’ın yüksek tepelerine kurulu kentte yapılan kazılar ve restorasyonlar sonucunda pek çok eser ve anıt ortaya çıkarıldı. Çoğu mimari yapısını günümüze ulaşmayı başaran kent, son yıllarda Göller Yöresine olan ilgiyle birlikte tur rotalarına dahil edilmeye başladı.

Sagalassos Antik Kenti, Burdur

Sagalassos Antik Kenti, Türkiye‘nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biri. Burdur’un Ağlasun ilçesinin 7 km kuzeyinde, Batı Torosların bir parçası olan Ağlasun Dağının güney eteklerinde yer alıyor. Çağlar boyunca sayısız kültüre ev sahipliği yapmış Anadolu coğrafyasının en eski halklarından biri olan Pisidialılar tarafından kurulur.

Antik dönemde Pisidya (Pisidya/Psidia) olarak bilinen, kuzeyde ve batıda Frigya, güneybatıda Likya, güneyde Pamfilya, doğuda Likaonya ile çevrili coğrafyada yer alan Sagalassos, doğu-batı yönünde 2.5 km, kuzey-güney yönünde ise 1.5 km’yi kapsayan çok geniş bir alana yayılıyor.

Sagalassos’un Helenize olma sürecinin başlangıcı Pers hakimiyeti sıralarına dayanır. Pisidya’daki diğer kentlerden çok daha hızlı şekilde antik Grek kent-devletlerine benzeyen bir polis haline gelir. Bölgeye MÖ 333’te gelen Büyük İskender’in ordusuna karşı, Pisidia’nın en cesur ve savaşçı halkının yaşadığı Sagalassos büyük bir savunmada bulunsa da kanlı bir savaş sonucunda İskender tarafından ele geçirilir.

Büyük İskender’den sonra şansı açılan kent, Pisidia bölgesinin en önemli ikinci kenti olur ve bölgede Helenleşme süreci hızlanır. Helenistik dönem boyunca (MÖ 333-25) birkaç defa el değiştiren Sagalassos, MÖ 25’te Roma İmparatorluğuna bağlanır.

‘Romalıların dostu ve müttefiki ilk Pisidia kenti’ ünvanını taşıyan kentin önemi her geçen gün gittikçe artar ve kent 1. yüzyılda altın çağını yaşar. Roma İmparatoru Hadrianus (MS 117-138), adı Küçük Asya olan Anadolu’yu en az üç defa ziyaret eder ve Sagalassos un geleceğini değiştiren çok önemli bir karar alır.

Öteki Pisidya kentlerinden farklı olarak Roma kimliği iyice benimsemiş kenti, Galatya Eyaleti yönetiminden alır ve Likya-Pamfilya Eyaletine katar. Sagalassos kenti, eyalete eklenen yeni bölge Pisidya’nın kült merkezi olur. Kente Psidya Eyaletinin ‘birinci kenti’ unvanını verilmesinin ardından kentin siyasi nüfuzu artar.

Ünlü Roma İmparatorlarından Nerva, Hadrianus, Septimus Severus’un yanısıra kudretli imparatoriçe Salonina da kent adına para bastırıp Sagalassos’u onurlandırır. Hatırı sayılır bir önem ve prestij elde eden kent ticari yönden oldukça gelişir.

Burdur Ovası gibi verimli bir ovayı zamanla sınırlarına dâhil eden kent, bir süre sonra Roma yol ağına da bağlanır. Sagalassos’un seçkinleri, denizlere bağlananan şehirdeki barış ortamının da sunduğu çeşitli olanakları ve ekonomik fırsatları görür ve yatırım yaparlar. Kent iyice gelişir, nüfusu artar.

Sagalassos Antik Kenti
Tiberius Kapısı

Doğal su kaynaklarının zenginliğiyle dikkat çeken şehir hızla gelişir, devasa boyutlarda anıtlar inşa edilir. İmparatorluğun diğer bölgelerinde görülen mimari yenilikler kent silüetine yansır. Zenginliğin kaynağı olan su, tabii olarak bölgenin mimarisini de baskın bir şekilde belirler.

Efes’teki hamamla aynı büyüklükte bir hamam, yine Efes’in görkemli Celsus Kütüphanesi’nden birkaç yıl sonra Neon Kütüphanesi yaptırılır. Aralarında 5 metreyi bulan İmparator Marcus Aurelius, Hadrian heykelleri yanında; Nike, Asklepius, Nemesis, Dionysos heykelleri şehri süsler.

Dokuz farklı terasa yayılan bin 250 metrekarelik salonuyla Anadolu’daki en büyük salon olan 84 odalı Kent Konağı ve 9 bin kişi kapasiteli tiyatro yaptırılması bu döneme rast geliyor. Yoğun ekonomik gelişim ve büyük mimari girişimler 3. yüzyıla dek sürer.

Sagalassos 4. yüzyılda büyük değişikliğe uğrar ve Hıristiyanlığı kabul eder. Bunun sonucunda önemli idari değişiklikler meydana gelir. Neredeyse 235 yıl ara verilen şehrin geliştirilmesi işleri bu dönemde yeniden başlar. Kentin seçkinleri bu dönemde eskiye göre daha az etkin olduğundan kent eski parlak günlerine dönemez.

Hem MS 6. hem de 7. yüzyılların meydana gelen 2 deprem Sagalassos’un giderek zayıf düşmesine neden olur. MS 541-542’de ise kenti veba salgını sarar. Bundan sonra kentte yaşam tarıma dayalı olarak devam eder. Her şeye rağmen MS 13. yüzyıla kadar varlığını sürdürmeyi başarır.

Antoninler Çeşmesi
Antoninler Çeşmesi

Sagalassos’ta İskender Tepesindeki 12.-13. yüzyıllarda yer almış olan son Bizans kalesi de büyük olasılıkla Selçuklu Türkleri tarafından yıkılır. Selçuklu Türkleri, Ağlasun Ovasına kervansaray ve hamam gibi yapılar inşa eder. Ovadaki yerleşimde, Sagalassos isminden türeyen Ağlasun gelişmeye başlar.

Kent ilk olarak 1706’da Fransız gezgin Paul Lucas tarafından keşfedilir, ancak antik kalıntıların Sagalassos olduğunu 1824 yılında F. V. J. Arundell isimli bir İngiliz papaz ortaya çıkarır. Sagalassos hakkında ilk kapsamlı çalışma, 1884-1886 yılları arasında Polonyalı Kont Lanckoronski yönetimindeki bir ekip tarafından yapılır.

Antik yerleşimin ilk haritası 19. yüzyılın ikinci yarısında tamamlanır. Ne yazık ki döneme damgasını vuran Mısır’daki keşiflerin ve o sıralarda Türkiye’nin deniz kıyılarındaki büyük antik kentlerde başlayan kazıların gölgesinde kalır. Seksenlere kadar başka bir çalışmanın yapılmadığı antik kentteki kazılar, 1982’de İngilizlerden oluşan bir arkeolog heyeti tarafından yeniden başlar.

1986’da Belçika K. Leuven Üniversitesi’nden Marc Waelkens’in bölgeye yaptığı ilk ziyaret ve ardından mensubu bulunduğu üniversitenin desteğiyle kazılara devam eder. Belçika’nın Leuven Üniversitesinden Belçikalı, Türk ve farklı ülkelerden araştırmacılardan oluşan bir bilimsel ekip, 1990’dan bu yana Sagalassos’ta kazı çalışmaları yürütüyor.

Yapılan arkeolojik kazılarda şehrin en az kesintisiz bin yıl boyunca seramik üretim merkezi olarak kullanıldığı tespit edilir. Çeşmelerinin görkemiyle anılan şehir, dünyanın en yüksek rakımlı, 9 bin kişi kapasiteli tiyatrosu ve kendine has kaya mezarlarıyla tanınıyor.

Coğrafi konumu ile dış bölgeler ve limanlarla iletişimi zayıf olduğundan mimari yapıların birçoğunun bozulmadan günümüze ulaştığı ya da orijinal parçalarının tamamının bulunabildiği şehir, teraslı kent planı ile de benzersiz bir güzelliğe sahip.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine 2009 yılında dahil edilen kentteki kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla şehrin tüm heybetiyle yeniden ayağa kaldırılması ve parlak günlerinin ruhunun yansıtılması amaçlanıyor. Sagalassos’ta ortaya çıkarılan son derece önemli heykeller ve buluntular Burdur Müzesinde sergileniyor.

Sagalassos’ta Görülecek Eserler

Sagalassos gezilecek yerler

Zamanın yıpratıcı etkisi, Doğudan ve Batıdan gelen saldırılar, erezyon ve depremlerle kentin toprak altında kalan kısımları bir bir ortaya çıkarılan antik kent, asırlardır süren uykusundan yavaş yavaş uyanıp tüm görkemiyle ayağa kalkıyor.

Sagalassos Antik Kenti, çok geniş bir alana yayıldığından antik kenti keşfetmeye ayıracağınız süreye göre yürüyüş rotası alternatifleri bulunuyor. Hem zaman hem de öncelikli görmek istediğiniz yapı ve eserlere göre üç rotadan birini tercih edebilirsiniz.

Antik kentteki en kısa yürüyüş rotası 1.5 km ve bu rota yaklaşık 1 saat sürüyor. İkinci güzergah 2.5 km ve 2 saatte geziliyor. Antik kenti çok detaylı bir şekilde görmek isterseniz 4 km uzunluğundaki üçüncü güzergahı yaklaşık 4 saat gibi bir sürede tamamlayarak kenti keşfedebilirsiniz.

Önce Aşağı Agora’ya ve daha sonra Yukarı Agora’yı geziyorsunuz. Rotaların tümünde gezi Odeon’dan sonra kervan yolunu izleyerek batıya doğru yöneliyor. Batı Nekropol’e varınca, Dor Tapınağı ve Heroon’a doğru dönerek kentin üst kısımlarına gidebilirsiniz. Kervan yolundan batıya devam ederseniz de Stadion’a varıyorsunuz.

Sagalassos Antik Kentinin önemli eserleri: Aşağı Agorada yer alan Ares, Herakles, Hermes, Zeus, Athena ve Poeidon büstleri, Marcus Aurelius Heykeli, Adrian Heykeli, Tiberius dönemi kapısı, MÖ 100’lü yıllarda inşa edilen Kent Meclisi, Dorik Çeşme, Neon Kütüphanesi ve Antoninler Çeşmesi.

1. Tiberius Kapısı

Tiberius Kapısı, Sagalassos’un en ince işçiliğe sahip yapılarından birisi. İmparator Tiberius zamanında (MS 14-37) yapılmış. Sütunlu Cadde‘den basamaklarla kapıya çıkılıyor. Bu önemli caddede tekerlekli araç işlememiş. Kent sokaklarının çoğu yokuşlu ve merdivenli olduğundan kağnı gibi tekerlekli araçlar değil, daha çok eşek ve katır gibi yük hayvanları kullanılmış.

Sembolik anlam taşıyan kapının kentin savunmasında bir rolü yoktu. İmparator Augustus’un hakimiyetinde başlayan uzun barış dönemini temsil ediyor. Korint başlıklı sütunlar üzerinde yer alan frizleri zengin meyve kabartmalarıyla bezeli.

Anıtsal kapı muhtemelen MS 500 civarında meydana gelmiş olan bir depremde yıkılmış. Basamaklarda meydana gelen hasar anıt kapıdan kalan taşlar kullanılmış.

2. Aşağı Agora

Sagalassos Burdur
Sagalassos Agora

Aşağı Agora, İmparator Augustus döneminde düzenlenmiş, kentin ana meydanı. Aşağı Agora, Yukarı Agora’ya kıyasla daha ticari bir özelliğe sahip olmuşsa da pek çok onursal anıt ve heykel yer burada yer almış. Heykel kaidelerinin bazıları hala meydanda görülebiliyor.

3. Apollo Klarios Tapınağı

Apollo Klarios Tapınağı, İmparator Augustus zamanında (MÖ 27–MS 14), tanrı Apollo Klarios’a adanmış bir tapınak. Sütunlu Cadde’nin sonunda, Aşağı Agora’ya hakim bir tepede İyonik düzende kurulmuş. Apollo o dönemde şehrin en önemli tanrılarından birisi olmadığından tapınak küçük yapılmış.

İmparator Augustus, Apollo’nun kendisini seçtiğine ve koruduğuna inandığından, Sagalassos’taki Apollo tapınağı Augustus’u onurlandırmak için de yapılmış. MS 2. yüzyılda görkemli Hadrian ve Antoninus Pius tapınaklarının yapımı sonrası kinci derece bir role düşer.

MS 400 civarına Pagan (çok tanrılı) inancının yerini Hıristiyanlığın almasıyla kullanımdan çıkar. MS 450’de taşları kullanılarak bir bazilikaya dönüştürülür. Zamanla işlevini yitiren kilisenin uzun süre çöp alanı olarak kullanıldığı kazılardan anlaşılmış Tapınağın sütun ve başlığı 2005’teki kazılarla tekrar ayağa kaldırılmış.

4. Antoninler Çeşmesi

Sagalassos hakkında bilgi
Antoninler Çeşmesi

Antoninler Çeşmesi, Sagalassos Antik Kentinin en çok ilgi gören yapısı. Teras duvarın önüne, Augustus döneminde yer almış bir başka basit çeşmenin yerine inşa edilmiş. Kentteki nüfuz ve önemini yüzyıllar boyu koruyan, Sagalassos’un en önemli sülalesine mensup Titus Flavius Severianus Neon ve eşi tarafından yaptırıldığı düşünülüyor.

Sagalassos’ta Neon için yaptırılmış çok sayıda onursal anıt var. En görkemlisi olan zengin bezemelerle süslü anıtsal Antoninler Çeşmesi’nin yapımında yedi farklı renkli taş kullanılmış. Su, merkez nişte bulunan 4,5 metre yüksekteki şelaleden akıp, önündeki havuzu dolduruyordu.

Kentin yukarı agora bölümünde yer alan, Sagalassos’un ayakta kalmış en görkemli anıtsal çeşmesi bin 800 yıllık bir tarihi geçmişe sahip. Çeşmede süslemelerinde hem ‘su’ teması hem de şarap ve keyif tanrısı Dionysos kültünün simgeleri kullanılmış.

Ortasında Medusa başı kabartmaları yer alan, 28 metre uzunluğunda ve yaklaşık 9 metre yüksekliğindeki tek katlı çeşmenin suyunu içen insanların güzelleştirdiğine inanılıyordu. Çeşmenin iki başında ilk günden beri yer alan Yunan şarap ve bağ bozumu tanrısı Dionysos ve ona destek olan yarı keçi yarı insan Satyr heykelleri, Aydın’daki Afrodisias kentinde yapılmış çok pahalı eserler.

Ayrıca Dionysos kültü ile ilgili tiyatro maskeleri, üzümler ve sarhoş edici bitkiler kabartma olarak yer alıyor. MS 500’den sonra onarılan çeşmeye kentin başka yerlerinden getirilen Neon’un ailesine ait heykel kaideleri çeşmenin içine ve en üstüne yerleştirilmiş.

Sagalassos’u keşfeden Fransız gezgin P. Lucas, notlarında bölgenin güzelliği ve Batı Toroslardan gelen enfes suyunun bolluğu hakkında, “Hayatımda burası kadar çok pınarı olan bir yer daha  görmedim. Pınardan çıkan sular hemen dereler oluşturuyor ve her yere bereket getiriyor.” diye yazmış.

Hiçbir planı günümüze ulaşılamamasına rağmen kazı ekibi, 1998-2010 arasında olağanüstü bir çaba sarf ederek 3 bin 600 irili ufaklı parçanın bir araya getirerek çeşmeyi tekrar ayağa kaldırıldı. 400 yapı bloku halinde yeniden restore edilen Antoninler Çeşmesinin suyu 2010 Ağustos’undan beri tekrar çağlayarak akıyor. Çeşmede sergilenen replika heykellerin asılları Burdur Müzesinde sergileniyor.

5. Geç Helenistik Çeşme

Sagalassos nasıl gidilir
Geç Helenistik Çeşme

Geç Helenistik Çeşme, Roma İmparatoru Augustus döneminden önce MÖ 50-25 yılları arasında ufak bir avlu etrafında yapılmış. Sagalassos’un büyüyüp, Helenistik dönem kent merkezinin yetmeyip sur duvarlarını taştığı dönemde inşa edilmiş.

Kentin doğuya doğru büyüyen yeni mahallesinin su ihtiyacı bu çeşmeden karşılanmış. MS 500 civarında meydana gelen depremlere kadar da su şebekesi aktif olarak kullanılmış. Bu dönemde kente yeraltı su şebekesi de döşenmiş. Dor düzenindeki etkileyici sütunlar avlunun üç tarafını çevreliyor.

Kazılarda yıkılmış olarak ortaya çıkarılan çeşme yapılan çalışmalarla yeniden ayağa kaldırılmış. 1997’de yapılan restorasyonda çeşmenin kendi su kaynağına ulaştığından şu an aktif bir çeşme olarak karşınıza çıkıyor. Dileyen 2 bin yıllık bu abidevi çeşmeden su içme şansına sahip.

6. Yukarı Agora

Yukarı Agora, kentin politik merkezi, heykel galerisi ve pazaryeri olarak kullanılmış. Kent meclis binası Bouleuterion bu nedenle Yukarı Agora’da yer alıyor.

Taş döşeli, üç tarafı sütunlu galerilerle çevrili Yukarı Agora’nın dört köşesine, Sagalassos’un önemli 4 kişisinin bronz heykelini taşıyan yaklaşık 14 metrelik birer onursal sütun inşa edilmiş. MS 1. yüzyıldan itibaren meydanın her köşesinde imparatorlar, valiler ve yerel seçkinler için yapılmış heykel kaideleri, yazıtlar ve küçük anıtlar dikilince agora adeta bir galeriye dönüşmüş.

Ancak MS 500 civarında meydana gelen depremde bunların çoğu devrilir. Sagalassoslular meydana yeniden sahip çıkarak, taş heykeller yakarak kireç yapmışlar, metal olanlar eritilip başka yerlerde kullanılır. Agora politik kimliğini kaybedip pazar yerine dönüşür.

Yukarı Agora’nın güneybatı köşesinde yer alan Claudius Kemeri, MS 37-41 yıllarına ait bir anıt kemer. Anıtın yazıtından, kemeri Sagalassos’ta Roma vatandaşlığı kazanmış ilk aile, ‘Darius’un oğlu Kallikles’in’ yaptırdığı anlaşılmış.

7. Bouleuterion

Bouleuterion, Yukarı Agora’nın batısında, doğal bir teras üzerine MÖ 100’den hemen sonra inşa edilmiş. Kent meclisi binası, Sagalassos’ta seçimle gelen bir kent meclisinin (boulè) olduğunun kanıtı aynı zamanda. Yazıtlardan şehrin yazılı kanunlarının olduğuna dair kanıtlar da kentte bulundu. Roma Döneminde ise demokrasi yerini oligarşiye bırakıyor.

İçinde 220 meclis üyesi için oturma yeri olan, kireçtaşından yapılmış Bouleuterion’un kendisi oldukça sade. Dış cephesinde yer alan frizlerde askeri temalı kabartamalar ve savaş tanrıları Ares ve Athena’nın büstleri yer alıyor.

Sagalassos kent meclisi binası MS 400 civarında kullanımdan çıkar ve terk edilir. Taşları, kent çevresine o yıllarda yeni inşa edilen sur duvarlarında kullanılır. Artık Hıristiyanlığı benimsemiş şehirde, eski meclis avlusunun olduğu yere Başmelek Mikail Bazilikası yapılır. Eski meclisin olduğu yer de kilise avlusuna dönüştürülür.

Bazilikanın ömrü fazla olmaz, MS 500’lerdeki depremde büyük zarar görür. Her ne kadar yeniden yapılmaya çalışılsa da araya veba salgını girer. MS 600’lerdeki ikinci depremde tamamen yıkılır. Bazilikanın mozaik ve mermer karolarla kaplı zeminin kazılar sonucu ortaya çıkarılmış.

8. Neon Kütüphanesi

Neon Kütüphanesi
Neon Kütüphanesi

Neon Kütüphanesi, MS 120-125 yılları arasında Roma İmparatoru Titus Flavius Severianus Neon’un kendi adıyla yaptırdığı bir kütüphane. Sagalassos’un başlıca hayırseveri, aynı zamanda kentin oyunlarının (spor ve eğlence) da hamisi ve sponsoru Severianus Neon, ölen babası için yaptırmış.

İmparator Julianus zamanında (MS 361-363) yenilenmiş. Pagan tanrılarına yeniden itibar kazandırmak için çabalayan Julianus, kütüphanenin bugün görülen taban mozaiğini bu dönemde yaptırır. Mozaikte Achilles’in Truva’ya gitmek üzere yola çıkışı ve annesi Tanrıça Thetis’e veda edişi betimleniyor.

Mozaik üzerinde yer alan tanrıça ve yarı tanrı oğlunun betimlemeleri, şehrin Hıristiyanlar kabul etmesinin ardından MS 4. yüzyılın sonunda tahrip edilmiş. Kütüphane tabanda görülen yarıklar ise antik kentten geçen fay hattının MS 610 civarında yarattığı depremin mirası.

9. Romam Hamamı

Roma Hamamı, İmparator Augustus zamanında (MÖ 27–MS 14) yapılmış. Bu hamam Anadolu’da bilinen Roma tarzı hamamların en eskisi. MS 2. yüzyılda bu ilk hamamın üzerine bugün görülen devasa bir hamam kompleksi inşa edilir. Kazılarında ilk hamama ait bazı duvarlar da açığa çıkarılmış.

Uçları yarım daire biçimli, birbirine paralel, sıcaklık, ılıklık ve soğukluk salonlarından oluşan bu tür hamamların benzeri Pompei Antik Kenti‘nde yer alıyor. İmparator Augustus döneminde kente yerleştirilen Güney İtalyalı savaş gazilerinin etkisiyle Pompei tipi hamamın inşa edildiği tahmin ediliyor.

Sagalassos hamamının merkezinde yer alan Mermer Salon (İmparator Salonu), 25 x 18,5 metre ebatında görkemli bir mekan. Anadolu’daki büyük antik kentlerin hamamlarında yer alan bunun gibi salonlarda, çeşitli törenler yapılır, spor karşılaşmalarında kazananların ödülleri verilirdi. Haç biçimli büyük salon daha sonra halka açık bir ziyafet salonu olarak da kullanılmış.

Salonun nişlerinde Hadrian, Antoninus Pius, Marcus Aurelius ve olasılıkla Lucius Verus eşleriyle birlikte gösterilmiş. Hıristiyanlık sonrası heykeller buradan alınarak nişlere yaklaşık yirmi kişilik havuzlar yerleştirilerek salon bir sıcaklık mekanına dönüştürülmüş.

Heykeller ise soğukluğun güney soyunmalık kolunadaki başka bir salonuna yerleştirilmiş. Sagalassos Romam Hamamı, MS 10-30 yıllarına tarihleniyor. Burdur Müzesinde sergilenen, İmparator Marcus Aurelius’a ait devasa heykel, hamamın soğukluk salonunun güney kolunda bulundu.

Zamanında hamamın nişlerini süsleyen devasa heykellerin bir kısmı, Sagalassos’un terk ediliş sürecinde kireç elde etmek için fırınlarda yakılmış ne yazık ki.

10. Sagalassos Tiyatrosu

Sagalassos Tiyatrosu, Sagalassos’un erken ziyaretçilerinden Charles Fellows yazdığı ‘1839 Küçük Asya’da bir Seyahatin Güncesi’ notlarında “Yükselen tepenin yamacında, bugüne dek gördüğüm veya duyduğum tiyatroların en zarifi ve en güzeli yer alır…” cümleleriyle aktarılmış. Ancak günümüzde depremler nedeniyle büyük ölçüde harap olmuş halde.

Sagalassos’un Pisidya bölgesinin imparatorluk kült merkezi ilan edilmesinden sonra, kentin tüm Pisidya halkı için kutlamaları her sene düzenlemesini gerektirdiğinden buna uygun inşa edilmiş. Yapımına olasılıkla MS 120 civarında başlandığı düşünülüyor.

Kendi nüfusu en fazla 5 bin iken, Sagalassos tiyatrosu yaklaşık 9 bin kişilik olarak, ekiden aynı noktada yer alan daha eski bir tiyatronun yerine yapılmış. Bulunan gladyatör ve hayvan avları kabartmaları, tiyatroda gösterilerin yanısıra gladyatör dövüşlerinin yapıldığına işaret ediyor.

11. Nekropol

Nekropol, Sagalassos’un kurulduğu dağ yamaçlarının eteğinde yer alıyor. Kentin en büyük mezarlıklarından biri olan Batı Nekropol, 5 hektarı kaplayacak kadar büyük. Daha çok lahitlerden oluşan mezarlıklar buradaki kireçtaşı kayalığın üzerine ve etrafına yayılmış. MS 5. veya 6. yüzyıla bir kilise de burada yer alıyor.

Arcosolium adı verilen Kuzey Nekropol’ü üse kentin en küçük mezarlığı İmparatorluk döneminden kalma kaya mezarları burada yer alıyor. Yakılmış ölünün küllerinin kemerli oyukların haznesine konduğu mezarların üzeri bir kapak taşla kapatılırdı. Kaya mezarlarının yer aldığı düz kayalık, aslında ilk zamanlar antik bir taş ocağı yüzüydü.

12. Stadion

Stadion, Roma Döneminde Tanrı Apollo Klarios için düzenlenen spor oyunların yapıldığı yerdi. Kentin ileri gelenlerinin masraflarını karşılayarak düzenlenen yarışmalarda Romalı olma bilinci geliştirilirdi. MS 5. veya 6. yüzyılda stadyumun ortasına Bazilika E1 inşa edilir. Günümüzde stadyumdan geriye bir kaç sıra dışında iz kalmamış.

Bazilika, muhtemelen İmparator Diocletianus zamanında (MS 303-313) büyük zulüm gören ve burada öldürülen Hıristiyanları anmak için yapılmış. Kilisenin inşatına, özgün yerini bilmeyen Dionysos’a ait bir tapınağın taşları kullanılmış. Basilika E1 kilisesinin kısmen ayakta olan kalıntıları görülebiliyor.

Sagalassos Antik Kenti giriş ücreti ve ziyaret bilgileri

🗺 Adres: Kıraç Köyü, 15800 Ağlasun, Burdur
📲️ www.muze.gov.tr/sagalassossorenyeri ☎️ 0 (248) 2331042
🕘 Sagalassos Antik Kenti ziyaret saatleri: Sagalassos Antik Kenti ziyaret saatleri yaz dönemi (1 Nisan – 1 Ekim) 08.00-20.00; kış dönemi (1 Ekim – 1 Nisan) 08.30-17.30. Antik kent, haftanın 7 günü ziyarete açık.
💶 Sagalassos Antik Kenti giriş ücreti: Sagalassos Antik Kenti giriş ücreti 14TL. Müze Kart geçerli.

Sagalassos Antik Kenti, Burdur’un Ağlasun ilçesi, Kıraç Köyü sınırlarında bulunuyor. Birçok büyük kentten özel araçla rahatlıkla ulaşılabilen antik kent, Burdur’a 40, Antalya‘ya 117, İzmir‘e 423, Ankara‘ya 461, İstanbul’a ise 609 km uzaklıkta.

Antalya üzerinden Antalya-Burdur yol güzergahını takip ederek Dağarcık kavşağından Ağlasun’a gelerek buradan da Sagalassos antik kentine rahatça ulaşabilirsiniz.

Ankara tarafından ise Afyonkarahisar-Burdur karayolundan Burdur-Ağlasun istikametini takip ederek antik kente ulaşmak mümkün.

İzmir-Aydın-Tavas-Yeşilova güzergahından Burdur kent merkezini takip ederek Sagalassos Antik Kenti’ne varabilirsiniz.

Sagalassos Antik Kenti, Batı Anadolu’nun en önemli antik yerleşimlerinden biri. Mitolojik anlatılara da konu olan görkemli Antoninler Çeşmesi ile fotoğrafik hafızalara kazınan antik kent, ihtişamlı mimari yapıları ve muazzam manzarasıyla görülmeye değer.

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın