Sabah 6’da kulübemize gelip uyandırdıklarında ben çoktan uyanmıştım. Gece fareyle olan maceramdan sonra uykumu tam alamamış olsam da erken uyandım. Ne kadar geç yatarsam yatayım erken uyanıyorum. Her uyandığımda da dilim damağım kurumuş oluyor. Ne kadar su içersem içeyim bedenim susuz. Restorana geçip basit birkaç şey atıştırıp ve çayımızı içtikten sonra teknemize yerleştik. Göl çevresinde dün gece yaptığımız turun aynısını gerçekleştirdik.

Bir saat süren turumuzda yine çok sayıda uzun kuyruklu makak maymunları yanında uzun komik turuncu burunlu proboscis maymunları, kingfisher kuşları ve en çok görmeyi istediğim sadece Borneo’da yaşayan hornbill kuşlarından birkaç tane gördük. Hele uçmaya başlayınca başındaki boynuz gibi renkli çıkıntısı ve kanatlarının görünüşü benim için unutulmaz bir andı.

Nehrin çamurlu manzarasına yansıyan bulutların ve ağaçların görüntüsü de izlemeye değerdi. Zaman zaman nehirden geçen köylülerin tekneleriyle selamlaştık. Otelimizi dönüp krepli, karpuzlu, tostlu güzel kahvaltımızı yaptık. Kampa birlikte geldiğim 3 kız vedalaşıp ayrıldı. Bense kulübeme geçtim. İlk işim çantalarımı kontrol etmek oldu. Olan olmuştu. Uzun süredir bana yol arkadaşlığı eden eski sırtçantamı Kota Kinabalu’da yenisiyle değiştirmiştim. Bu yepyeni 20 litrelik sırt çantamın yan tarafındaki ağ şeklindeki ceplerinden biri fareler tarafından kemirilmişti. İçerisinde yiyecek yoktu ve sonra anladım ki o cepte bulunan naneli şeker tabletine ulaşmak için bayağı bir çabalamış. Kokuyu almış, önce cibinliği kemirip kendisine yol açmış, sonra da çantamın cebinde 2 delik açmış. Fakat plastik kutunun içerisindeki şekerleri tadamadan o kadar emekten sonra gitmiş. Uygun bir zamanda o cebi yamatmam gerekiyor.

Restoranın yanındaki ağaçların arasına kurulmuş hamaklardan birine geçip uyudum. Kamp alanında sadece ben varım, herkes gitti. 10:30’da beni gündüz jungıl safarisi için uyandırdılar. Restoranda, günlük tur satın almış olan Hollandalı çift ile tanıştım. Bize verilen çizmeleri ayağımıza geçirip hemen kamp alanının yakınındaki jungıl içerisinde rehberi izleyerek gezmeye başladık. Bitkiler, ağaçlar, meyveler, zehirli bitkiler ve hayvanlar hakkında bilgi aldık. Birkaç farklı ilginç böcek gördük. Islak ve çamurlu zeminde zaman zaman çizmelerimiz yarıya kadar çamurda veya birikmiş suda dolaştık.

Kamp alanımıza geri dönüp öğlen yemeğimizi aldık. Bastıran çok ama çok şiddetli ve gök gürültülü yağmurla restoranda sıkışıp kaldık. Hava da serinlemişti, güdüp yağmurda bir duş alayım diye düşündüm ama vazgeçtim. Biz de her yanı açık olan üzeri kapalı restoranımızda oturup sohbet ettik. Son 1 yıllarını Myanmar’da emlak işiyle uğraşarak geçirmişler. Asya’dan ayrılıp memleketlerine dönmeden önce de 3 ay kadar bazı ülkelere seyahat planı koymuşlar. Karşılıklı bulunduğumuz ülkeler hakkında epeyce bilgi edindik. Ben favori ülkem Endonezya hakkında bilgi verirken onlar da Myanmar hakkında bilgi verdiler. O arada yağmurla birlikte monitör lizardlar avlanmaya çıkmışlardı. Şimdiye kadar gördüklerim içerisinde en büyüğüydü. Kertenkelelerin en büyüklerinden biri olan monitor lizardların büyüklüğü iri bir köpek büyüklüğündeydi. Benden çok ilk defa gören çift şaşırmıştı.

Ben tekrar uyumak için koşa koşa kulübeme geçip uyudum. Birkaç saat sonra yine beni uyandırdılar. Restorana gittiğimde 5-6 kişinin olduğunu görünce şaşırdım. Yalnız olacağım söylenmişti. Bu grup rezervasyonsuz gelmiş. Akşam saat 5’te olan gün batımı sonrası tekne turu için sadece ben vardım. Kılavuzumla tekneye geçtik. Hava serindi. Orangutan görmeyi ümit ederek nehrin aktığı yönün zıtına epey bir gittik. Daha önce gördüklerim dışında farklı olarak sadece başka bir maymun türünü görebildim.

Akşam yemeği sonrası tüm gurup toparlanıp night safariye katıldık jungıl içerisinde. Karanlık ve çamur, ağaçlardan sular damlıyor. Alın lambam yok, iphonumu fener olarak kullanıyorum, oldukça başarılı ancak ağaçlardan düşen yağmur, çamurda o botlarla yürümenin zorluğuyla elimden düşer diye korkmadım değil hani. Neyse ki hiç sakar değilimdir. Yürüdüğümüz yerlerde bazen botlarımız çamura saplanıyordu, çekip çıkarmak için hem dengenizi korumanız hem de güçlü olmanız gerek. Öylesi bir balçık yani. Sivrisineklerin de sinek koruyucuyu pek taktıkları söylenemez. Milyonlarcası gece ortaya çıkmıştı.

Ağaç dallarında vücutlarını pusmuş halde hem tetikte bekleyen hem de uyumaya çalışan kuşları görmek yine yeni bir inanılmaz deneyimdi. Kingfisher kuşları ve diğer adını hatırlamadığım rengarenk kuşlar ince dalların uç kısımlarına tünmüşlerdi. Bu ince dalları seçmelerinin sebebi yılanlarmış. Kuşlar gece göremediklerinden ve uçamadıklarından geceyi kondukları bir yerde geçiriyorlar. Gece saati avlanmaya çıkan yılanlar bu kuşların en büyük düşmanları. Yılanlar kuşlara yaklaşmak için dala tutunmaya çalıştıklarında titreşim ve dalın kıpırdanmasını hisseden kuşlar doru düzgün göremeseler de kaçıp kurtulmaya çalışıyorlarmış.

Kuşlardan bir türü ise akıllı olmalıydı. Kendisine hem ince bir dal hem de yağmurdan koruyan yaprak altını seçmişti. Kuş beyinli diyip geçmeyin. Kuşlara dokunacak kadar yakınına gidebiliyorsunuz. Şaşkın şaşkın duruyorlar. Kolayca avucunuza alabilirsiniz, tabi biz dokunmadık. Gece safaride birkaç kurbağa türü görebildik.

Gece safarisi sonrası restorana dönüp tablet bilgisayarımdan “Castle” dizisinden bir bölüm izledim sonra da doğruca yatağa. Hava gece serin olduğundan uykusu güzeldi. Uyumadan yeni gelen grup tekneyle nehir turuna geçtiler, davet edildim ama yeteri kadar görmüştüm. Uyku daha cazip geldi.

Ertesi sabah kahvaltı sonrası eşyalarımı toplayıp tekneye geçtim. Uncle Tan Base Camp’a dönüş zamanıydı. Teknede yalnız olarak bizi alacak aracın olduğu iskeleye giderken teknenin kullanıcısı tekneyi durdurdu. Parmağıyla gösterdiği yöne baktığımda kocaman bir tatlı su timsahı çamurun içerisinde uzanmıştı. Seçmek zordu. Yanına yaklaşınca hemen nehrin sularına kendisini atıp gözden kayboldu.

Jeep yerine bu defa minibüs vardı. Yol boyunca yine tablet bilgisayarımdan dizi izleyerek Sepilok’taki Uncle Tan Otelime vardım.

Day 443, Borneo:31. Kinebatangan, 21 Ekim 2011, Cuma

2 YORUMLAR

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!