Sydney, Avustralya’nın en büyük şehri. Kimimiz her yılbaşında muhteşem havai fişek gösterilerine sahne olan Sidney’i ülkenin başkenti sanıyor ama, oysa ülkenin başkenti, daha güneyde yer alan Canberra şehri. Havalimanından şehre adım attığım andan itibaren sevdim bu şehri.

Sırt çantam kucağımda, kalacağım hostele giden metroyu beklerken, yaşı seksenlerde, yüzü makyajlı tatlı bir kadın yanıma yaklaşıp çok güzel bir gülümseme ve ses tonuyla nasıl olduğumu, neler yaptığımı soruvermişti. Çok şaşırmamıştım, 7 ay kaldığım Yeni Zelanda’da insanlar böyle sıcak kanlıydı, ama şehre adım atar atmaz böylesi bir sohbet yaşayıcınca Sidney’i hemen çok sevmiştim. Bir şehri ilk anda severseniz o da size güzelliklerini daha bir açıyor. Sidney de öyle oldu benim için.

sidney gezilecek yerler

Gezmek için en az bir hafta ayırmanız gerek Sidney için. Bu bile yetmez ama şehrin büyük bir bölümü bu sürede rahatlıkla gezilir. Aceleci olanalar, şöyle bir görsem diyenler için ise 2 gün yeter. Ben 1 ay kaldım. Fiji’den sonra 3 ay sürecek Avustralya gezime Sydney’den başlamıştım. Couchsurfing sitesinden bulduğum, Sidney’in güzel mahallelerinden Parramata’da yaşayan bir Hintlinin evinde kalmıştım.

Parramatta’dan Sydney’e giden Feribota binmiştim. Oldukça hızlı, nehir üzerinden sağlı sollu orman veya lüks evler ve yatlar, tekneler arasından geçip Sidney’in en ünlü noktalarından Central Quay olarak adlandırılan rıhtım bölgesine geçtim. Yaklaşık 45 dakika süren hoş manzaralı bir yolculuktu.



Harbour Bridge’den sonra Avustralya’nın en önemli ikonik binası olan Opera Binası tüm görkemi ve parlayan beyaz rengiyle karşımdaydı. Daha tekneden inmeden Sydney’i seveceğime karar verdim. 7 ay yaşadığım ve boydan boya 1 ya gezdiğim küçük ve soğuk Yeni Zelanda ve sonrasında 15 gün kaldığım enfes Fiji Adalarından sonra modern dünyanın en yeni kıta ülkesinin en büyük şehrinde olmak heyecan vericiydi.

Sidney Gezilecek Yerler

1. Sydney Limanı

sidney gezilecek yerleri

Sydney Limanı, Sydney’in doğal limanı olan Port Jackson’ın bir parçası ve Port Jackson’ı oluşturan üç limanın en uzun kolu. Burası muhteşem doğal güzelliği ve Sydney Harbour Bridge’in ve Sydney Opera Binası’nın yeri olarak da biliniyor. Port Jackson, Tasman Denizi’nden Cockatoo Adası’na kadar uzanıyor.

Köpek Balığı Adası, Fort Denison, Keçi Adası, Clark Adası, Cockatoo Adası, Snapper Adası, Spectacle Adası ve Rodd Adası limanda bulunan adalardan en bilinenleri. Diğer eski adalar daha sonra arazi ıslahı yoluyla kıyıya bağlanmış olan Bennelong Adası, Berry Adası ve Bahçe Adası. Bunlarla pek işiniz yok.

Sydney Limanının sağ tarafında Sydney Opera Binası var, arkasında ise Sydney Botanik Bahçesi. Limanın orta kısmı ise Central Quay. Burada yer alan Circular Quay şehrin en canlı noktasın. Buradan şehrin hemen her yerine tren veya feribotla gidebiliyorsunuz.

Sydney Limanının sol tarafında ise kıtaya ilk gelenlerin yerleştiği The Rocks tarihi bölgesi yer alıyor. Burası da Sydney Liman Köprüsü ile bağlantılı. Burada yürümek, sokak aralarında dolaşmak, Sydney Opera Binası ve köprünün manzarasını izlemek enfes. Çok sayıda cafe ver restoranların dışarıya taşmış masalarında boş yer bulmak pek de mümkün değil.

Sokak müzisyenleri, hünerlerini sergileyen gençler, bir köşede tezgâh kurup el emeği ürünü satanlarla tam bir panayır yeri. Sidney’de en çok takıldığım ve en sevdiğim yer burası oldu. Gezmeye ilk buradan başladığımdan olsa gerek belki de. Sidney Limanını merkez alıp buradan hemen her yere gidip buraya geri dönebilirsiniz. Gündüzü gibi gecesi de güzel.

Civarda gezilecek yerler arasında Observatory (Gözlemevi), The Rocks Discovery Museum, Garrison Church (Garnizon Kilisesi), Colonial House Museum (Sömürge Dönemi Evi Müzesi) ve Cadman’s Cottage yer alıyor.

2. Circular Quay

Sdney Gezilecek Yerler
aborijinler

Circular Quay olarak adlandırılan rıhtım bölgesi, bir uçta Opera Binası diğer uçta ise The Rocks bölgelerinin arasında kalan yer. Sidney ulaşım ağının kalbi olduğundan, şehrin en kalabalık yerlerinden. Buradan hemen her yere kolaylıkla ulaşıyorsunuz. Liman kenarına sıralanmış çok sayıda cafe ve restoranıyla günün her saati cıvıl cıvıl bir yer. Çoluk çocuk ailecek gelmiş olanlar, benim gibi gezginler, gösteri düzenleyenler, yerel halk.

Circular Quay’da birçok yere tekne, feribot seferleri yapılıyor. Yine çok sayıda VIP deniz taksi, Captan Cook Cruise turları ve hızlı bot ile adrenalin aktiviteleri de yer alıyor. Tüm kıyıyı dolaştığınızda Aborijin el sanatları ürünlerini satanlardan, hünerli gösteriler sunan sanatçılar ve performanslara rastlıyorsunuz.

Restoran listelerindeki fiyatların bazısı dudak uçuklatıcı. Bütçeniz darsa buralarda yeme-içme için takılmanızı pek önermem. Öyle ki salata menüsündeki fiyatlar 26AU$’dan, yanü 100 liranın üzerinden başlıyordu. Yemek ve yanında bir kadeh kırmızı şarap söylediğinizde fiyatları siz düşünün artık.

Sydney’de Burger King’in adı Hungry Jack’s. 8.50AU$’lık Chicken Burger enfesti. Önünde her zaman uzun kuyrukları görebilirsiniz. Vitrindeki ışıklı panodaki fiyatlar small menü fiyatları, yanılmayın. Patatesleri leziz ve içebildiğiniz kadar kola içebiliyorsunuz. Hani hayatımda yediğim en lezzetli hamburgerlerden biri olsa gerek, büyük porsiyon ve oldukça lezzetli. Muhakkak tadın. Angr onion derseniz içerisine bolca kızarmış soğan ve başka garnitür ekliyorlar.

3. Sydney Opera House

sidney opera binası

Sidney Opera Binası (Sydney Opera House), Avustralya’nın en önemli ikonik binası. Harikulade mimarisi, yelkenliye benzeyen çatısı ve bulunduğu yerin manzarasıyla olağanüstü. Tüm görkemi ve parlayan beyaz rengiyle Danimarkalı Mimar Joen Utzon tarafından tasarlanmış, İngiltere Kraliçesi Elizabeth tarafından 20 Ocak 1973’te açılmış.

UNESCO Listesindeki Opera Binası göz alıcı ve şehrin siluetinde önemli bir yere sahip. Göz kamaştırıcı yapı, tiyatro, klasik müzik konserleri, bale, film ve opera aktivitelerine ev sahipliği yapıyor. Her yılbaşında gece yarısı başlayan havai fişekli ışık gösterileri tüm dünyada beğeniyle izleniyor.

Her yıl ortalama 4,5 milyon kişi ziyaret ediyor. İçerisine girme ve bir gösteri izleme şansım olmadı ama yolum tekrar Sydney’e düşerse ilk yapacağım şeylerden biri içerisine dalıp o kendine has kokusunu içime çekmeyi umuyorum.

Şehirlerin bir gündüz bir de gece ruhu vardır diye düşünürüm. Bazen bu iki ruh birbirinden oldukça farklıdır ve keşfetmek gerekir. Gün batımı saatlerinde, Opera Binasından Harbour Bridge’ye baktığımda, köprünün arkasında batmakta olan güneşin kızıl gökyüzü manzarasıyla karşılaşmak heyecan vericiydi. Bolca fotoğraf çekip, Opera Binası’nın basamaklarında dinlenmiştim. Çok katlı, yüksek binaların arasında iş çıkışı koşuşturan insanların ve trafiğin arasında yürümek bana, 1 yıldır uzakta olduğu İstanbul’u anımsatmıştı.

4. Rocks Bölgesi

sidney rocks bölgesi

The Rocks, Sidney’e gelen ilk göçmenlerin yerleştiği yer. Avustralya’yı sömürgeleştiren Vali Phillip ve ekibi 1788’de buraya gelip The Rocks’a yerleşmiş. Sydney Limanı olarak adlandırılan Port Jackson’ın kıyısına ilk yerleşimi kurmuşlar. Ultra-modern şehir Sidney, çok köklü tarihi olmasa da geçmişin izlerini kusursuz bir şekilde koruyabilmiş.

Avustralya’da tarihi eser olarak kabul edebileceğimiz kalıntılara sahip birkaç nadir yerden. Bölgede kolonyal dönem binaları hala var ve korunmuş. Sokağın bir yanındaki shoplar eski bir şehirde yürüyorsunuz havası veriyor. O dönemki ilk yapıların yıkılmış temelleri görülebiliyor. The Rocks Discovery Museum, 1850’lerde kumtaşı deposu olarak kullanılan restore edilmiş bir binada yer alıyor. Avrupa öncesi günlerden günümüze The Rocks’un hikayesini anlatıyor.

Rocks Bölgesi, 24 saat yaşamın olduğu, Sidney’in en hareketli merkezlerinden. Çok güzel barlar ve restoranların yanında yine Avustralya’ya özgü hediyelik eşya satan mağazalar var. Birine girdiğimde çok sayıda Aborijinal kökenli, motifli giysi, müzik aleti, bumerang ve çok sayıda aksesuar görmüştüm. Fiyatlar dudak uçuklatıcı. Aborijinlere özgü müzik aletinin fiyatı 700 AU$’dan başlıyor.

Sahilde yürüyen ve arka fonda Opera Binası olduğundan çok sayıda fotoğraf çeken, çektiren gezginler var. Sahil yolunun sonunda yürüyüş yolu bitiyor ve karşınıza tekrar deniz çıkıyor. The Rock’un hemen yukarısındaki caddeden de Harbour Bridge’ye gidiliyor. Karşıda tüm görkemiyle Harbour Bridge, sağımda Sydney Opera Binası.

5. Harbour Bridge

harbour köprüsü
harbour bridge

Harbour Bridge (Liman Köprüsü), insan gücüyle yapılan, döneminin en ihtişamlı mimarisine sahip yapılarından. 1932’de açılan köprünün yapımında 6 milyondan fazla çivi kullanılmış. 1149 metre uzunluğundaki köprü, denizden 134 metre yükseklikte.

Sydney’in ikonik yapılarından biri olan Harbour Bridge’in uzaktan görünüşü etkileyiciydi. Köprü üzerinde yürüyen çok sayıda insan var, yürümek ücretsiz, ama özel noktalarına tırmanış yapan turlar 143AUD.

6. Manly Beach

Manly Beach

Manly Beach, şehrin yüzmek ve güneşlenmek için en çok rağbet gören plajı. Circular Quay bölgesinde dolaştıktan sonra Manly’e feribotla geçebilirsiniz. Çok kalabalık olsa da harika bir yolculuk sizi bekliyor. Feribot Sydney Opera Binası’nın karşısından Harbour Bridge doğru hareket ediyor. Opera binası ve Circular Quay’ın karşıdan silueti muhteşem.

Harbour Bridge’nin altından hemen geçtikten sonra, sağ tarafta devasa dönme dolabıyla Luna Park Sydney’i görüyorsunuz. Körfezin okyanusa açılan ağzında dalgaların şiddeti nedeniyle bir salıncak gibi sallamıştı feribotum. Yaklaşık yarım saatlik yolculuktan sonra Manly Rıhtımında inmiştim. Feribotun vardığım rıhtımın sağ ve sol tarafta küçük plajdı, ama kimsecikler yoktu.

Rıhtımda yer alan göz alıcı shopların arasından 10 dakika yürüdüğünüzde arka tarafta yer alan Manly Beach’e ulaşıyorsunuz. Muazzam büyüklükte. Dalgalar kocaman olduğu, havanın bulutlu ve serin durumuna göre bile kalabalık sayabilecek plaj, sörf tahtasını koltuğunun altına koymuş dalgalara doğru giden çok sayıda sörfçüyle doluydu. Denizde dalgasını yakalamaya çalışan sörfçüleri izliyorsunuz.

Manly Beach, yıl boyu dalgalı ve sörf yapmaya müsait. Australian Open Of Surfing yarışları burada yapılıyor. Bana en çekici gelen birkaç spordan biri olmuştur hep sörf. Kursları çok pahalı, hem ben iyi bir yüzücü bile değilim. Kuta Lombok kasabasında denedim ama inanılmaz yorucuydu, nerdeyse boğuluyordum.

Şehrin turistik bir bölgesi olduğundan hediyelik eşya dükkanları ve yeme-içme alanında çok sayıda seçenek var. Gezilecek yerlerden Manly Art Gallery & Museum, kapsamlı bir Avustralya seramik koleksiyonuna ve Antonio Dattilo Rubbo’nun 130 eserine sahip.

Manly’de ziyaret ettiği Manly Ocean World ise daha önce ziyaret ettiğim Sydney Aquarium’dan sonra biraz yavan gelmişt. Oldukça çok köpekbalığı vardı, sanırımı kalıcı olarak kaptılmış. Manly’den Circular Quay’a dönüp buradan Town Hall’de yer alan Sydney Tower Eye’ye yürüyün veya Darling Harbour’a geçin.

7. Sydney Tower Eye

sidney sky tower

Sidney Kulesi (Sydney Tower Eye), kendi etrafında 360 derece dönen restoranda manzara eşliğinde yemek yiyip Sydney manzarasını izleyebileceğiniz bir kule. 1970-1981 yılları arasında inşa edilmiş. 309 metre yüksekliğindeki kule Sidney’in en yüksek yapısı ve Güney Yarımkürenin de ikinci en yüksek kulesi.

Ziyaretçilere açık olan gözlem kısmı, yerden 250 metre yükseklikte. Şehrin göbeğinde Town Hall’de yer alıyor. Altında çok büyük ve lüks Westfield alışveriş merkezi var. Asansörle 5. kata çıkıp girişteki kalabalığı direk geçerek biletinizi gösterip içeri giriyorsunuz.

Sydney Tower Eye giriş ücreti 23AUD. Ben kombine bilet almıştım, iki yere ücret ödüyorsunuz, üçüncüsü ücretsiz. Kombine biletimle Life Sydney Aquarium, WILD LIFE Sydney Zoo ve Sydney Tower Eye ziyaretleri yaptım. Kombine’de seçenekler arasında Sydney Madame Tussauds da var. 2+1 bilet 55AUD, 3+1 bilet 65AUD. 4 yeri ziyaret edebileceğiniz bileti için 99AUD ödediğinizde üzerine kulede 90 dakikalık SKYWALK’ı ücretsiz veriyorlar.

Uzunca asansör kuyruğunda sıranızı bekledikten sonra kuleye varmıştım. 360 derece tüm şehir gözümün önünde, gün batımı saatleri yakın olduğundan gökyüzü ise parlement mavisiydi. Gün batımına doğru şehrin ışıkları daha belirgin ve parlak olarak gecenin karanlığında şehri aydınlatmaya başladılar. Her zaman şehirlerin gece görüntüsünü gündüz görüntüsüne tercih ederim. Buradan yürüyerek Darling Limanına geçmeniz 20 dakika sürüyor.

Sydney Tower Eye’nin olduğu Town Hall’deki Market Street çevresinde Devlet Tiyatrosu, şehrin eski yapılarından Posta Binası, Kraliçe Victoria Binası ve arkasında da Sydney Belediye Binası yer alıyor. Hepsi de oldukça etkileyici yapılar. Sokak enfes, çok sayıda mağaza ve cafe bölgede sıralanmış.

8. Darling Limanı

sidney darling limanı
Sidney Akvaryumu
Sidney Akvaryumu

Darling Limanı (Darling Harbour), bahçeleri, müzeleri, yürüyüş yolları, mağazaları ve çeşitli eğlence mekanlarıyla Sidney’in diğer bir canlı bölgesi. Eski ve yeni mimarinin sentezlendiği bu bölgedeki daracık sokaklarda restoranlar, barlar ve Aborijinlere özgü hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar var. Circular Quay’dan feribotla geçmiştim, yürüyerek gideyim derseniz de 40 dakikayı bulur.

Burada yeni bir Sydney karşıma çıktı. Başka bir merkez, başka bir kalabalık alan, dar bir koy ve koyun iki yanında çok güzel binalar, ışıklarıyla, barlar, cafeler ve restoranlar. Burada feribottan indim. Çok büyük alanı, çok sayıda masası ve sandalyesi olan çok kaliteli olduğu her halinden belli çok sayıda restoran ve barlar dizili.

Darling Harlbour’da, körfezin iki yanını birleştiren sadece yayalara açık ve cityring treninin geçtiği Anzac Bridge var. Karşıya geçtiğinizde görmeniz gereken Sea Life Sydney Aquarium ve Wild Life Sydney Zoo Sidney’de en sevdiğim yerler arasında

Sea Life Sydney Aquarium, Sydney’e yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken bir yer. Beklediğimden çok daha büyük, içinde kaybolabileceğiniz kadar büyüktü. Çok sayıda balık türleri, penguen, köpek balığı çeşitleri, mercanlar ve stingray görebileceğiniz bir yer. 160 metre uzunluğundaki tünelde yürürken deniz canlılarını her yerde görebilmek enfes.

Wild Life Sydney Zoo da şahane bir yer. Şehrin göbeğinde orta ölçekte bir hayvanat bahçesi ve eğitici okul gibiydi. Kelebek, arı ve karıncaların hayatları hakkında çokça bilginin yanında, gerçek bal peteği ve üzerinde çalışan gerçek arıları görebiliyorsunuz. İçerisinde gerçek bir karınca yuvasını hazırlanmış, saydam camın arkasından toprak içerisindeki karıncaların yollarını, yuvalarını, larvaları ve yumurtalarını, nasıl çalıştıklarını izleyebiliyorsunuz. Büyülenmiştim!

9. Hyde Park

Sidney Hyde Park
St. Mary Katedrali ve Sidney Hyde Park
sidney anzac anıtı

Hyde Park, Sidney’de yer alan park alanlarından biri. İngilitere de ne isim varsa zaten Sidneyde aynı isimde bir yer var. Hemen yanı başında Hyde Park Station metro durağı var. New York’taki Central Park kadar büyük olmasa da Hyde Park, Sydney’in Central Park’ı gibi. Çocuklu aileler, gençler, gezginler her tarafta.

Parkın Batı kısmındaki girişinde Anzac Anıtı Anzac Müzesi bulunuyor. Tüm savaşta kaybettikleri askerleri için yaptıkları bir anıt müze. İçeride savaş hikayeleri, tarihi, eski savaş malzemeleri ve geriye kalmış giysi ve malzemeler var. Küçük bir yer.

Avustralya gezimde, Avustralya ve Yeni Zelandalılar için çok önemli bir gün olan Anzac Day‘e denk geldim. I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale’de ölen askerleri andıkları Anzak Günü, 25 Nisan’da yapılıyor. Anma törenlerine katılmak için gece saat 03:00 gibi kalkıp, Anzac anma törenlerinin yapıldığı Martin Place’a gitmiştim. Yağmur altında 2 saat, konuşmalar, şarkılar ve duaları dinledim. Beklediğimden daha az kalabalıktı. Hani Paskalya gecesi, teknede eğlenmeye gidecek gençlerin yarısı kadar bile yoktu. Neyse…

Hyde Parkın ortasındaki çok güzel ağaçlı yoldan yürüyerek diğer ucunda Archibald Çeşmesine yürüyün. Karşısında Avustralya’nın en büyük katedrali görkemli St. Mary Katedrali yer alıyor. Avrupa’dakiler kadar olmasa da göz alıcı bir iç mimarisi var. Katedralden hemen arkasındaki yeşil alanın ortasında Yeni Güney Galler Sanat Galerisi (Art Gallery of New South Wales) yer alıyor. Hemen arkasında da The Royal Botanic Garden başlıyor.

10. Avustralya Müzesi

Australya Müzesi

Hyde Parkın bir köşesinde yer alan Avustralya Müzesi (Australian Museum), Avustralya’da geçmişte yaşamış şimdi soyu tükenmiş hayvanlar ve onların maketleri, dinozor iskeletleri, mineraller, madenler görebileceğiniz bir müze. Papua Yeni Gine ile ilgili bir bölüm hazırlanmıştı. En çok ilgimi bu çekti, kabilelerin hayatı, kuş tüyleriyle süslenmiş olağanüstü giysileri, maskeleri ve törenleri ile ilgili görseller sergileniyordu.

Avustralya’da hangi müzeyi gezerseniz gezin, müzenin odak noktası ve en değerli parçaları Aborijinler ve onları kültürü hakkında. Müzelerde kronolojik olarak İngilizlerin adaya gelmesi ve Aborijinlerin bundan nasıl etkilendiği ile ilgili her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz.

Bir yanda zenginleşmiş beyazlardan oluşan bir topluluk, bir yanda geçmişleri 60 bin yıl öncelere kadar uzanan yaşayan bir kültür Aborijinlerin sefalet ve acı içerisindeki hayatları. Aborijinlere neler yaptıkları, nasıl yok ettiklerini güzel güzel anlatıyorlar, bu güzel, çünkü gerçek bu. Ancak iş politik ve siyasi olarak bir şeyler yapmaya gelince her şey biraz teoride kalmış gibi.

11. Royal Botanic Garden

sidney royal botanik bahçesi

Şehrin göbeğinde yer alan Royal Botanic Garden, Hyde Park yakınındaki, Şehrin en önemli koleksiyonlarına ev sahipliği yapan The Art Gallery of New South Wales’ten başlayıp Opera Binasına kadar uzayan, yaklaşık 200 yıldır şehrin en sevilen halka açık alanlarından biri. Çok iyi bakılmış bir milyondan fazla bitki, çiçek ve ağaçlara ev sahipliği yapan bu park ayrıca Sidney Festivali’nin de düzenleniyor.

Sanırım tüm alanı gözlemleyerek yürümeye çalışsanız bir günde ancak biter. Kokonat ağaçlarının üzerinde bolca yarasa var, her biri kokonat veya meyveymiş gibi aslı duruyorlar. Çok sayıda kuş sesleri birbirine karışıyor. Orman ve yaprak kokusu mis gibi. Parkın içerisinden Circular Quay’a giden yola yönelirseniz kendinizi Opera Binasında buluyorsunuz.

12. Bondi Plajı

Bondi Beach

Sörf denildiğinde akla gelen ilk ülke olan Avustralya’da sörf, yaz veya kış fark etmeksizin yapılan bir spor. Bağımlılık yapan bir spor olmasıyla beraber, yapması da oldukça zor. Sidney’deki hemen hemen her sahilde bulabileceğiniz sörf okullarında ders alıp, siz de bu keyifli spora başlayabilirsiniz.

Sidney’de bulunan 70 plaj arasında en ünlüsü olan Bondi Plajı, şehir merkezine sadece birkaç km uzaklıkta. Turistlerin uğrak yeri olan bu upuzun kumsala sahip plaj, sörf tutkunları için de muhteşem bir yer. Hem yüzmek hem de sörf yapmak için ideal olan plajlara toplu taşıma ile kolayla ulaşmak mümkün. ‘Yok bana göre değil’ derseniz de yanınıza alacağınız güneş kreminiz ve şapkanız ile okyanusun azgın dalgalarında sörf yapan sporcuları izlemek, neredeyse aynı keyfi veriyor.

Bondi Junction’a geçip oradan 45 dakikalık bir yürüyüşle Bondi Beach’e geçmiştim. Tüm görkemi ve göz alıcı güzelliğiyle karşımdaydı. Havanın zaman zaman yağmurlu olmasından dolayı sörfçüler dışında spor yapanlar, koşanlar ve çok az da yüzen kimseler vardı. Kocaman dalgalarda sörf yapan onlarca kişi tüm hünerlerini dalgaların üzerinde sergiliyorlardı.

Plajı çevreleyen alan antik tiyatro tarzında, yarım ay gibi olan bu alan çimlerle kaplı. Kendimize güzel manzaralı bir yer bulup bir saat kadar yayıldım. Gittiğim her yerde, eğer deniz varsa yüzemesem bile dokunmak isterim, bu defa sıra Sydney’in denizindeydi. Ancak dalgalar yüzünden suya dokunayım derken dizlerime kadar su ve kum içerisinde kaldım, kimin umurunda!

13. Taronga Hayvanat Bahçesi

Taronga Hayvanat Bahçesi

Avustralya’nın simgesi kangurular, Tazmanya canavarları ve 2,000’den fazla hayvanın yaşadığı, teleferikle ulaşılan ve muhteşem bir panoramik manzaraya sahip Taronga Hayvanat Bahçesi’ni görmeden Sidney’den ayrılmayın tabi. Taronga Zoo Sydney, gördüğüm tüm hayvanat bahçeleri içerisinde en güzeli.

Circuler Quay’de Taronga Zoo feribotuyla gidin. Yaklaşık yarım saat sonra Royal Botanical Garden’in karşısındaki hayvanat bahçesine varıyorsunuz. Teleferikle sizi yamaca taşıyorlar. Teleferik kabininden hem şehrin manzarasını hem de aşağıdaki filleri, maymunları ve diğer hayvanları görmek keyifliydi.

İlk önce timsah, komodo ejderi ve yılanlar, kurbağalar ve diğer sürüngenlerin bulunduğu bölümü gezdikten sonra koala, zürafa ve fillerin olduğu yerde mola verdim. Sadece bu bölümü gezmem yaklaşık 1 saatimi almıştı. Sonrasında maymun, leopar ve aslanların olduğu yerde uzunca vakit geçirdim. Saat 1’de düzenlenen ve yaklaşık 200 kişi olarak fok balıklarının gösterisini izledim.

14. Blue Mountains

Blue Mountains

Blue Mountains, Avustralya’nın büyük sıradağlarından biri. Milyonlarca yıl boyunca aşınan kumtaşı kayalıkları inişli çıkışlı tepeler, derin uçurumlar, dik yüzeyli vadiler oluşturmuş.

Okaliptus ağaçları yazın bölgeye uzaktan mavi görünen bir sis yaydığından bu isimle anılıyor. Blue Mountains Milli Parkı olarak bölge koruma altında, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde. Buraya ilk gelen kaşiflerin dağların arasından geçen bir yol bulmaları 25 yıl sürmüş. Bugün vadilerden geçen çok sayıda yürüyüş rotası var.

Katoomba, Three Sisters (üç Kızkardeş), Echo Point (Yankı Noktası) ve Honeymoon Lookout (Balayı Seyir Noktası) gibi en gözde yerlere ulaşmak için gitmeniz gereken yer. Sidney’den Katoomba’ya gitmeniz gerekiyor. Dünyanın en güzel manzaralarından sayılan Govett’s Leap, Bridal Veil Şelalesi ve Perry’s Manzara Noktası ve Pulpit Kayası görülmesi gereken yerler.

15. Palm Beach

Sidney Palm Beach
Sidney Palm Beach
Sidney Bahai Tapınağı
Sidney Bahai Tapınağı

Palm Beach ve çevresi Sydney’in en gözde ve pahalı evlerinin olduğu bölge. Sidney’in kuzeyinde yer alıyor, Circular Quay’dan toplu taşımayla 2-3 saatte gidiliyor. Evlerin değeri birkaç milyon dolardan başlıyor. Her taraf yemyeşil, ormanın içerisine kurulmuş gibi zaten. Her birkaç bloktan sonra küçük, orta veya büyük parklar var, köpeğini gezdirenler, spor yapanlar.

Dünya üzerinde Bahailerin 9 tapınağından birisi olan Sydney Bahai Temple (Baha’i House of Worship), da bu bölgede. Info masasında sizi karşılayan kişi Bahailik ve Bahai öğretileri ve tapınakları hakkında kısaca bilgi vermişti. Değişik dillerde hazırlanmış DVD filmlerden –Türkçe olmadığı için- İngilizce hazırlanmış olanını izlemek isteyip istemediğimi kibarca sormuştu o zaman.

DVD’de Bahailiğin nasıl doğduğunu, Baha Efendi ve onun yolculuğu hakkında bilgiler, öğretinin felsefesi muhteşem bir müzikle anlatılıyordu. Sonrasında bolca broşür, Bahai inancında nasıl dualar edilebileceğini içeren dua broşürleri ve kitapçıklardan verdiler. Sonrasında tapınağı ziyaret ettik.

Gayet sade olarak dekore edilmiş, beyaz renkte, içerisinde yarım ay şekilde dizilmiş sandalyeler ve ortada bir konuşma masası vardı. Beni karşılayan kızlardan birisi içerideki sandalyede oturmuş, başı önde ve gözleri kapalı dua ediyordu. Cami ile kilise karışımı bir mimari ve dizayn taşıyan tapınağın kubbesinin ortasında Arapça harflerle Baha yazıyor.

Denize doğru uzayan ince yarımadanın ucunda ise Palm Beach’e var. Az rüzgârlı da olsa harika bir sonbahar havasında gitmiştim. Sahilde uzun bir yürüyüşten sonra önüme çıkan, plajın üzerinde kurulmuş, denize uzanan bir iskelesi de olan bir cafede mola vermiştim. Organik sebze ve meyvelerin yanında değişik peynir çeşitleri de satılan cafenin dekorasyonu büyüleyici. Hani bu hissi Türkiye’de hissedebildiğim çok ama çok az cafe var.

Fark nedir diye sorulsa söylenecek belki çok belki de az şey var ama cafe ve restoranların o sıcak ve dost (warm and friendly) havasını hemen nerdeyse hepsine bulabilirken, Türkiye’de ancak bunu size hissettirebilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Lokasyon olarak 10 üzerinde 10 alacak cafelerimizin bize hissettirdiği hava içler acısı, en azından benim bakışım ve değerlendirmem öyle.

Nefis yürüyüş yolları var. Soluduğunuz havanın farklı ve tertemiz olduğunu her nefes alışınızda hissediyorsunuz. Toprak ıslak, sonbahar yaprakları yerde, kokuyu hayal edin. Yarım saatlik tırmanıştan sonra tepedeki deniz fenerine varmıştım. 360 derece enfes görüntü bekliyor sizi burada. Bulunduğunuz yerden bakınca bir yanda kocaman dalgalarıyla sörfçülerin diğer bir cenneti olan Palm Beach, koya bakan diğer yanda ise sakin Snapperman Beach’i görüyorsunuz.

Sidney’in güzel yerleri dışında şehrin farklı yüzünü göstereceğiniz yerler de var. Lakemba, Auborn, Chinatown, Parramata bunlardan bazıları.

Lakemba, daha çok Lübnanlıların yaşadığı bölge. Çok sayıda yerel Lübnan restoranları ve shoplar var. Çoğunun vitrininde Arapça yazıları, Arap kıyafetlerini, dini kitap satan shopları, ufak marketleri görebilirsiniz. Buradaki Yasmine adlı restoranda enfes Lübnan yemekleri yiyebilirsiniz. Sydney’in ikinci en büyük camisi burada.

Auborn, Sydney’in en büyük camisinin de olduğu Türklerin bölgesi. Tabelaları değiştirseniz Türkiye’den farkı yok. Kasaba kebap kokuyor. Her köşe büyük Türk restoranlarından, kebapçılarından oluşuyor. Sağınızda solunuzda Türkçe konuşan insanlar, hani gurbet özlemi çekenler burada hasret giderir yani. Mado’da dondurma yemiştim.

5 YORUM

  1. Sorularınızı Instagram @yoldaolmak hesabımdan sorabilirsiniz

    145,1k Takipçiler
    Takip et
  2. Oğlum Sydney’de yaşayan genç mak müh Sydney’i çok seviyor 5 yıldır orada yaşıyor çok mutlu. Bende her yıl ziyaretine gidiyorum Avustralya’yı geziyoruz dünyada çok yer gördüm yaşanacak 1. Sıraya Avustralya’yı tercihimdir.

  3. Avusturalya’nin Tazmanya Adasinin DEVONPORT KENTINDEN MERHABA!

    BIR TARAFTA INSANLAR AC,YOKSUL, EVSIZ YASARKEN BAZI INSANLAR LUKS IBADETHANELER YAPMISLAR. ONLARA COK BUYUK PARALAR BOSU BOSUNA HARCAMISLAR. ONLARI YAPACAK YERINE ISSIZLERE FABRIKALAR, EVSIZLERE EVLER YAPSALARDI DAHA IYI OLURDU.

    IRFAN GUNGOR EMEKLI EDEBIYAT OGRETMENI-AVUSTURALYA VE TURK YURTTASI

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın