Lübbey Köyü, İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı, zamana direnen ama yenilmeye başlayan bir Ege köyü. Burası klasik turist köyü değil. 500 metre rakımdaki bu Türkmen yerleşimi, yaklaşık 30 yıl önce göçle boşalmış ve bugün kalıcı nüfusu 10 kişiyi geçmiyor. Lübbey dediğinde karşınıza çıkan şey, yıkılmış evleri, sessizliği ve terk edilmişlik hissiyle adeta bir sinema platosunu andıran atmosfer. Fotoğraf meraklılarının akın ettiği, bazılarının “satılık köy” diye andığı bu yer, turizmden ziyade bir zaman kapsülü gibi.
Ben de bir fotoğrafçı grubuyla birlikte buraya gitme şansı buldum. Daha önce ismini sık sık duymuştum ama bir türlü görememiştim. Gidince de neden bu kadar ilgi gördüğünü anladım açıkçası. Köy kahvesinde yaşlı köylülerle sohbet ederken, kiremit çatılı taş evlerin arasında dolaşırken insan kendini başka bir zaman dilimine ait hissediyor. Beklenti ayarlamak gerekirse: Modern turizm altyapısı yok, restoran yok, otel yok. Var olan şey, saf bir terk edilmişlik hali ve bunun getirdiği hüzünlü güzellik.

2026 itibarıyla köyde Ninemin Kahvaltı Evi diye bir işletme açılmış. Eski bir ev restore edilmiş ve kahvaltı hizmeti veriliyor. Fiyatlar kişi başı 150-200 TL civarında (sezona göre değişebilir). Gitmeden önce 0505 662 46 86 veya 0552 245 19 71 numaralarından randevu almanızı tavsiye ederim. Biz sonbahar aylarında gitmiştik, köy şöminesi başında kahvaltı yapmak gerçekten keyifliydi. Kışın giderseniz o sıcaklık bir başka olur.
Lübbey Köyü Nerede, Nasıl Gidilir
Lübbey Köyü, İzmir‘in Ödemiş ilçesine 13 km, İzmir merkeze ise 127 km uzaklıkta. Bozdağ’ın eteklerinde, Küçük Menderes havzasında konumlanmış. Ulaşım konusunda net söyleyeyim, toplu taşıma ile gitmek zor. Ödemiş merkezden günde sadece sabah ve akşam olmak üzere iki kez dolmuş seferi var, bu da çok pratik değil açıkçası. Kendi aracınızla veya araç kiralama ile gitmenizi öneriyorum.
Ödemiş’ten sonra Katırcılar Sokağı ve Manyas Caddesi üzerinden ilerleyip Yenice Köy, Üzümlü, Dere Bebekler ve Dere Uzun köylerinden geçerek ulaşabilirsiniz. Yol çoğunlukla asfalt, ama son kısım biraz bozuk olabilir. 4×4 araç şart değil ama sağlam bir sedan yeterli. Google Maps’te “Lübbey Mahallesi” veya “Çamyayla Mahallesi” diye aratabilirsiniz (resmi olarak Çamyayla adını almış ama kimse Lübbey dışında bir isim kullanmıyor).
Lübbey Köyü Tarihi ve Hikayesi
Lübbey, Aydınoğulları Beyliği döneminden kalma bir Türkmen yerleşimi. Rivayet şu: Lüb ve Dab isminde iki Türkmen beyi topraklarını paylaşamayınca arazi bölünmüş, Lübbey ve Dabbey olarak iki ayrı köy ortaya çıkmış. Osmanlı döneminde de varlığını sürdürmüş köy, Kurtuluş Savaşı sırasında zeybeklerin ve efelerin sığınağı olmuş. Bugün hala köylüler o günlerden hikayeler anlatıyor.
130 haneli bir köy olarak kurulmuş Lübbey, 1980’lerden sonra göç almaya başlamış. İnsanlar geçim sıkıntısı, elektrik ve yol problemleri yüzünden şehre göç etmiş. Bugün köyde kalan 8-10 kişi genellikle 60 yaş üstü. Genç nüfus yok denecek kadar az. Köy kahvesini işleten Mehmet Güler, 45 yaşında ve köyün “en genci” olarak biliniyor. Kahveyi 2007’de satın almış ve hala işletiyor.

Lübbey Köyü Mimarisi ve Evleri
Lübbey’nin mimari yapısı gerçekten dikkat çekici. Kızıl toprak harçlı, kerpiç ve taş malzemeden yapılmış evler var. Çoğu iki katlı: Alt kat taştan, ahır olarak kullanılmış; üst kat ahşap, yaşam alanı olarak planlanmış. Evler birbirine bitişik nizam, yan yana dizilmiş ve hiçbiri diğerinin manzarasını kapatmayacak şekilde inşa edilmiş. Tuvalet, banyo ve çamaşırhane ortak kullanım alanı olarak tasarlanmış.
Bugün evlerin çoğu yıkılmış durumda. Zamanın yıkıcı etkisinden kurtulamamış yapılar, adeta bir açık hava müzesi gibi. Ancak hala ayakta kalan birkaç ev var ve bunlar fotoğraf çekmek için mükemmel. Köyün dokusunu bozan modern bina yok, bu da köyün otantik havasını koruyor. Fotoğraf meraklıları için altın çağ: Sonbahar ve ilkbahar ayları en iyi ışık koşullarını sunuyor.
Köyde hiçbir yapı resmi olarak kültür varlığı sayılmıyor, sadece cami tescilli. Bu da koruma konusunda büyük bir eksiklik. Eğer bir restorasyon ve koruma projesi başlatılmazsa, 10-15 yıl içinde bu evlerin çoğu tamamen yok olacak.

Lübbey Köyü Gezilecek Yerler 📌
Lübbey hakkında birçok fotoğrafçı ve gezgin yorum yapmış. Genel olarak övgü dolu yorumlar var: “Zamanda yolculuk yapmak gibi”, “Hüzünlü ama bir o kadar güzel”, “Fotoğraf için cennet” gibi. Ancak bazı eleştiriler de var: “Yol kötü”, “Altyapı yetersiz”, “Restorasyon yapılmazsa kaybolacak” gibi. Ben de aynı fikirdeyim açıkçası. Köy çok özel ama koruma altına alınmazsa 10 yıl içinde sadece bir yığın moloz kalacak.
Bazı gezginler “satılık köy” diye bahsediyor ama bu tam doğru değil. Köyde hala mülk sahipleri var, sadece kullanılmıyor evler. Eğer satın almak isterseniz yerel muhtarlıktan bilgi alabilirsiniz, ama restorasyon maliyeti yüksek olacaktır (ev başı 500.000-1.000.000 TL tahmin ediyorum).
Köy açık, özgürce dolaşabilirsiniz. Ama evlere girerken dikkatli olun, yıkık yapılar tehlikeli olabilir. Köylüler fotoğraf çekilmeye alışkın ama yine de izin almakta fayda var. Portre çekecekseniz kibar bir şekilde sorun, genelde sıcak karşılanıyorsunuz. Ninemin Kahvaltı Evi dışında bir yer yok. Köy kahvesinde çay içebilirsiniz (5-10 TL). Yemek yemek istiyorsanız Ödemiş’e dönmeniz gerekiyor. Ödemiş’te tandır, kuru fasulye ve kabak tatlısı deneyin.
Lübbey’de otel veya pansiyon yok. En yakın konaklama seçenekleri Ödemiş merkez veya Birgi’de. Ödemiş’te butik oteller ve pansiyonlar var, fiyatlar gecelik 800-1.500 TL arası (2026 tahmini). Günübirlik gezi yapmanızı tavsiye ederim, zaten köyü 2-3 saatte rahatça gezebilirsiniz.
Lübbey’de “gezilecek yer” konsepti biraz farklı. Burası müze veya antik kent değil, terk edilmiş bir yaşam alanı. Ama yine de göz atmanız gereken noktalar var:
- Köy Kahvesi: Köyün kalbi burası. Yaşlı köylülerle sohbet edebilir, bir çay içip hikayelerini dinleyebilirsiniz. Mehmet Güler burada sizi karşılayacak. Portre fotoğrafı için harika bir ortam, ışık koşulları mükemmel.
- Taş Evler: Köyün her sokağında karşınıza çıkan yıkık ve ayakta kalan evler. Özellikle günbatımı saatlerinde fotoğraf çekmek için ideal.
- Minaresiz Cami: Köyün tek tescilli yapısı. Minaresiz olması dikkat çekici, içeriye giremiyorsunuz ama dışarıdan görüntülemek bile değerli.
- Yıkık Okul: Köyün terk edilmiş okul binası. İçine girmek tehlikeli olabilir, ama dışarıdan fotoğraf çekmek için güzel bir kare.
- Ninemin Kahvaltı Evi: Kahvaltı yapmak için ideal. Randevulu olarak ziyaret edebilirsiniz.


Lübbey Köyüne Ne Zaman Gidilir
En iyi zaman sonbahar ve ilkbahar. Ekim-Kasım arası yaprakların renk değiştirdiği dönem, fotoğraf için altın çağ. Mart-Nisan da yeşilin hakim olduğu dönem, doğa canlanıyor. Yaz aylarında (Haziran-Ağustos) hava çok sıcak olabiliyor, gölge alan az. Kış aylarında (Aralık-Şubat) soğuk ve yağışlı, ama kar yağarsa köy bambaşka bir güzelliğe bürünüyor.
Hafta içi giderseniz daha sessiz bulursunuz. Hafta sonları fotoğrafçı grupları akın edebiliyor, o zaman kalabalık olabiliyor. Sabah erken saatlerde (08:00-10:00) veya akşam üstü (16:00-18:00) en iyi ışık koşullarını yakalarsınız.
Lübbey Köyü Çevresinde Gezilecek Yerler
Lübbey’e gelmişken çevredeki diğer yerlere de göz atın:
- Birgi: Ödemiş’e 7 km uzaklıkta, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. Çakırağa Konağı, Aydınoğlu Mehmet Bey Camii ve tarihi çarşısıyla görülmesi gereken bir yer.
- Gölcük Tabiat Parkı: Bozdağ’da, doğa yürüyüşleri ve piknik için ideal.
- Bademli Köyü: Başka bir terk edilmiş köy, Lübbey’ye benzer atmosfer.
- Ödemiş Merkez: Pazar yeri, yerel lezzetler ve tarihi camiler.
Lübbey, Şirince veya Safranbolu gibi turistik köylere benzetiliyor ama bence çok daha ham ve otantik. Turistik olarak pazarlanmamış olması hem avantaj hem dezavantaj. Avantajı: Kalabalık yok, ticari baskı yok, saf bir deneyim var. Dezavantajı: Altyapı yetersiz, koruma yok, yok olma riski yüksek.
Son bir not: Lübbey’e gittiğinizde köylülere saygılı olun, evlere izinsiz girmeyin, çöp bırakmayın. Bu köy zaten zor şartlarda hayatta kalmaya çalışıyor, en azından biz de elimizden geleni yapalım.

Lübbey Köyü Çevresinde Gezilecek Yerler
Lübbey’e gelmişken çevredeki diğer yerlere de göz atın:
- Birgi: Ödemiş’e 7 km uzaklıkta, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. Çakırağa Konağı, Aydınoğlu Mehmet Bey Camii ve tarihi çarşısıyla görülmesi gereken bir yer.
- Gölcük Tabiat Parkı: Bozdağ’da, doğa yürüyüşleri ve piknik için ideal.
- Bademli Köyü: Başka bir terk edilmiş köy, Lübbey’ye benzer atmosfer.
- Ödemiş Merkez: Pazar yeri, yerel lezzetler ve tarihi camiler.
Lübbey, Şirince veya Safranbolu gibi turistik köylere benzetiliyor ama bence çok daha ham ve otantik. Turistik olarak pazarlanmamış olması hem avantaj hem dezavantaj. Avantajı: Kalabalık yok, ticari baskı yok, saf bir deneyim var. Dezavantajı: Altyapı yetersiz, koruma yok, yok olma riski yüksek.




