Akyaka, Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, Gökova Körfezi’nin doğu ucunda konumlanan sakin bir tatil beldesi. Yeşil ormanlar ve turkuaz sular arasında yer alan bu köşe, Ege’nin bozulmamış doğal güzelliklerini barındırıyor. Bir zamanlar sadece yerel balıkçıların yaşadığı sessiz bir köy olan Akyaka, televizyon yapımları ve sosyal medya sayesinde keşfedildi. Bu artan ilgi, onu kısa zamanda doğa tutkunları ve huzur arayan tatilcilerin uğrak noktası haline getirdi.
Akyaka’yı özel kılan şeylerden biri yazın en sıcak günlerinde bile ferahlık sağlayan meltem rüzgârı. Kristal berraklığındaki sahilleri, sığ ve sakin denizi sayesinde hem çocuklu aileler hem de su sporları meraklıları için uygun bir ortam sunuyor. Azmak Nehri‘nin buz gibi soğuk suları, sahil boyunca uzanan doğa yürüyüş rotaları ve geleneksel mimarisi ile Akyaka, yalnızca deniz keyfi değil, ruhsal dinginlik arayanlar için de doğru bir kaçış noktası oluşturur.

Sezon dışında Akyaka, hâlâ sakinliğini koruyor. Henüz kitle turizminin yoğun baskısına uğramamış sayılır; öyle büyük kalabalıklarla boğulmadan, kendi ritminde gezebiliyorsunuz. Sahil yürüyüşleri, küçük kafelerde oturup yerel yemekleri tatmak, bisikletle orman içinden geçmek, veya Azmak Nehri kenarındaki doğal güzellikleri keşfetmek, kasabanın katmanlarını hissettiriyor.
Ama dürüst olmalıyım, bazı mekanlarda fiyatlar biraz abartılmış ve bazı kafelerde turist yoğunluğu gözü yormaya başlıyor. Benim açımdan Akyaka, hâlâ “doğal ve sakin” hissi koruyan bir yer. Eğer beklentiyi doğru ayarlarsanız, burası hem kafa dinlemek hem de doğayla baş başa kalmak için ideal. Ama Akyaka, artık tamamen gizli bir köşe değil.
Akyaka Gezi Rehberi: Azmak Çayı ve Sakartepe’nin Sakin Ritmi
Muğla’nın sakin köşelerinden biri, Akyaka, Cittaslow (Yavaş Şehir) unvanıyla kendini belli eden nadir yerlerimizden. Azmak Çayı’nın denizle buluştuğu bu küçük coğrafya, kendine özgü mimarisi ve doğal dokusuyla hemen sarıyor sizi. Sabah erken saatlerde çay kıyısında yürürken, suyun üzerindeki buhar tabakasıyla çam kokusunun karıştığı o sessiz, hafif serin havayı hissediyorsunuz; bir anda şehirden, kalabalıktan uzak, kendi nefesinizle baş başa kalıyorsunuz.
Kızılçamlarla kaplı Sakartepe eteklerinde kurulu kasaba, geleneksel Muğla mimarisini çağdaş yorumla harmanlayan ahşap evleriyle farklılık yaratıyor. Yürürken taş sokaklar ve ahşap pencerelerin detayları, gözünüzü her an yakalıyor. Yeşilin ve mavinin iç içe geçtiği bu atmosfer, stres atmak ve kendini boşluğa bırakmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Akşam üstü sokak lambalarının ahşap evlerin cephelerine vurduğu ışık, geçmişle günümüz arasında tuhaf bir köprü kuruyor; yürürken zamanın farkına varmıyorsunuz.
Sakartepe Seyir Terası, Gökova Körfezi’ni ve çevresini gözler önüne seriyor. Bir yanda çam ormanları, diğer yanda Gökova, Akyaka, Akçapınar ve Azmak Çayı, biraz ilerde ise Sakartepe’nin kendisi… Terasta oturup yöresel köy kahvaltısı yaparken, hafif rüzgarın saçlarınızı savurması ve kuş seslerinin karıştığı manzara, basit bir kahvaltıyı unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor. Tepeden kıvrılarak inen yol, Akyaka’ya ulaşmayı hem kısa hem keyifli hale getiriyor.
Akyaka Çarşı, Ege sahil şeridi ile dağ arasındaki dar bir alana kurulmuş. Kasaba küçük gibi görünse de çarşısı birçok tatil kasabasınınkinden daha canlı ve yoğun. Sağlı sollu uzanan iki katlı ahşap evler, her geçen yıl açılan yeni kafeler, butik dükkanlar ve sanat atölyeleriyle birlikte sokaklara ayrı bir enerji katıyor. Burada yürümek, sadece alışveriş yapmak değil; kasabanın ritmini hissetmek, insanlarını gözlemlemek ve taş sokakların dokusunu avuçlarınızda hissetmek demek.
Açık konuşayım, Akyaka hâlâ sakin ama katmanlı bir yer. Bazı noktaları turistikleşmeye başlamış olsa da kasaba kendini çok satmamış; hâlâ nefes aldırıyor, keşfetmeye alan bırakıyor. Burada geçirdiğiniz her an, hem doğayla hem tarihle hem de kasabanın kendi temposuyla buluşmanıza izin veriyor.

Açıkça söylemek gerekirse, Akyaka hâlâ keşfedilmeye değer bir kasaba ama bu değer, bilinçsiz büyüme ve denetimsiz turizm baskısıyla hızla eriyebilir. Doğru yönetim ve sürdürülebilirlik uygulamaları olmazsa, buradaki huzur ve doğa, kısa sürede kaybolma riski taşıyor.
Yavaş Şehir unvanına rağmen, Akyaka‘nın artan popülaritesi beraberinde bazı sorunları getirmiş durumda. Özellikle yaz aylarında yaşanan ziyaretçi yoğunluğu, küçük kasabanın altyapısını zorlayıp çevresel baskı yaratıyor. Temmuz-Ağustos aylarında park yeri bulma ciddi sorun haline geliyor, fiyatlar da bu dönemde %200-300 artış gösterebiliyor.
4-5 bin nüfuslu bu sakin köşeye yaz aylarında gelen on binlerce ziyaretçi, trafik sıkışıklığı, otopark problemleri ve çevre kirliliği gibi sorunlara neden oluyor. Yerel yönetimlerin sürdürülebilir turizm politikaları geliştirmesi, bu nadir destinasyonun korunması açısından kritik önem taşıyor.
Akyaka’yı ziyaret ederken çevreye duyarlı davranmak, yerel değerlere saygı göstermek ve doğal güzelliklerin korunmasına katkıda bulunmak her ziyaretçinin sorumluluğunda. Mayıs-Haziran ve Eylül-Ekim ayları, hem fiyat hem kalabalık açısından daha mantıklı dönemler.

Akyaka’da Nerede Kalınır 🏡
Son yıllarda Akyaka, küçük bir Ege kasabasından turistik bir rotaya dönüşürken, kasabayı keşfetmeye gelenlerin konaklama seçenekleri de çeşitlendi. Doğayla uyumlu, özgün mimariye sahip oteller ve apartlar, misafirlere hem rahat hem de keyifli bir konaklama deneyimi sunuyor. Benim favorim, XOX Apart Hotel. Şehrin ana girişinde, Migros’un tam karşısında yer alan 6 katlı bir binayı apart otele çevirmişler. Sahile yürüyerek sadece 10 dakika, odaları samimi ve tam donanımlı mutfaklı. Kaldığım 6 numaralı oda ise özellikle önerim.
Akyaka Gezilecek Yerler 📌
Açık konuşayım, Akyaka çarşısının verdiği “her şey elimizin altında” hissini çok sevdim, rahat ve keyifli bir dolaşım sunuyor. Ama bir Cittaslow (Yavaş Şehir) kenti olmasına rağmen, bölgenin bilinirliği ve çeşitli sportif/turistik aktiviteler ciddi bir ilgi artışına neden oldu. Yaz aylarında kasabanın o sakin, huzurlu yanını bulmak neredeyse imkânsız hale geliyor.
Sokaklar, birbirine paralel ve ferah; dolaşması keyifli. İki katlı evlerin alt katlarında nefis pizzalar yapan restoranlar, yeni nesil kahveciler ve kruvasan kokuları yayılan minik fırınlar var. Bir de Ege’nin lokal gazoz markalarının hepsini bir arada bulmak mümkün; küçük detaylar şehre ayrı bir renk katıyor.
Çarşısının sol tarafında Azmak, güneyinde ise plaj uzanıyor. Mavi bayraklı plaj, korunaklı yapısıyla her yaş grubuna hitap ediyor; deniz sakin, birkaç adımda alabora edecek türden değil. Biraz güneşlenip çarşıda dondurmanızı yedikten sonra, iki dakika yürüyüşle Azmak Çayı’nda serinleme şansınız var.
Su sporları için Akyaka biçilmiş kaftan. Merkeze 10 dakika uzaklıktaki kitesurf alanı, dünyanın en iyi uçurtma sörfü bölgelerinden biri olarak gösteriliyor; sıra dışı ve heyecanlı bir deneyim arayanlar için ideal. Kuzeydeki Sakartepe, yamaç paraşütü için biçilmiş kaftan. Paddleboard, kano, ringo ve yelken gibi seçenekler Azmak Çayı ve Gökova Körfezi boyunca mevcut. Ayrıca bisiklet veya motosiklet kiralamak da çok yaygın; şehirde ulaşım bir eğlenceye dönüşüyor.
Doğa tutkunları için Akyaka’nın güneyinde yer alan Gökova Sazlığı unutulmamalı. Ovada yaşayan yüzlerce kuş türü, göçmen kuşlar, flamingolar ve pelikanlar, kasabanın ekosistemine ayrı bir güzellik katıyor. Sazlık boyunca yürümek, sadece göz zevkini değil, kuş cıvıltıları ve su sesiyle kulaklarınızı da besliyor; burası Akyaka’nın doğayla en iç içe kısmı.
Açık konuşayım, Akyaka, küçük bir sahil kasabası gibi görünse de her adımda başka bir deneyim sunuyor: mimari, spor ve doğa bir arada; sakin ama katmanlı. Burada zaman hızla geçiyor, ama her anını hissediyorsunuz.
1. Akyaka Evleri – Kasabanın Ruhu Muğla Mimarisi 🏠


Bu evlerin mimarisi, Nail Çakırhan’ın dokunuşu ile şekillenmiş. Resmi bir eğitim almamış olmasına rağmen, Çakırhan’ın tasarımı, geleneksel Muğla evlerini modern bir bakış açısıyla yorumlayarak kasabanın yapı geleneğine yön vermiş. Alt katlarda butik kafeler, pizzacılar ve küçük yerel lezzet duraklarıyla birleşince, sokaklar hem göz hem damak hem de dokunma duyusu için bir deneyim alanına dönüşüyor.
Gezip gördüğünüzde anlıyorsunuz: Akyaka’daki bu evler, sadece mimari değil, kasabanın ruhunu taşıyan bir zaman kapsülü gibi. Her adımda kasabanın geçmişi ve bugünü bir arada hissediliyor; bu da Akyaka’yı sıradan bir Ege kasabasından öte, özgün bir deneyim rotasına dönüştürüyor.
Zamanla, önce eş-dost, sonra da oteller bu çevreye duyarlı, doğal malzemelerle yapılan yöresel mimariyi benimsemiş. Bir veya iki katlı bu evler, Akyaka’nın çehresini belirleyip kasabaya özgün bir kimlik kazandırmış. Akyaka’yı gezerken, mimari estetiğin bir yerin değerlenmesinde ne kadar etkili olduğunu çok net hissediyorsunuz.
İki katlı ahşap evlerin alt katlarında butik kafeler, pizza restoranları ve yerel lezzet durakları bulunuyor. Bengonvillerle süslenmiş sokaklar arasında dolaşırken, Ege’nin meşhur yerel gazozlarını tadabilir, öğle sıcağında güneşin ahşap üzerinde çıkardığı o tanıdık sesi ve hafif reçine kokusunu hissedebilirsiniz.
2. Akyaka Sahili – İnce Kum, Sığ Deniz ve Palmiye Gölgesinde Dinlenme Noktası


Akyaka sahili, adını taşıyan Halk Plajı, palmiye ağaçlarının gölgesinde uzanan 250 metre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde ince kumlu bir sahil sunuyor. Kıyıdan onlarca metre ilerleseniz bile su derinleşmediği için çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için ideal. Sabah erken saatlerde yürüdüğünüzde, denizin sıcaklığı ve hafif esen rüzgar ile birlikte palmiye yapraklarının hışırtısı sizi karşılarken, kendinizi küçük bir tropik köyde gibi hissediyorsunuz.
Sahilin hemen arkasında, cafeler ve restoranlar sıralanıyor. Bazıları inanılmaz konforlu, bazıları ise kasabanın samimi dokusunu koruyor. Ege’nin bu küçük kasabasında, ister serinletici bir içecek, ister taze deniz ürünleri veya kahvaltı için uygun bir mekan mutlaka bulabiliyorsunuz.
Akyaka sahilinin bir diğer ucunda ise uçurtma sörfü tesisleri ve Akçapınar Plajı yer alıyor. Kadın Azmağı üzerindeki tahta köprüden geçerek ulaşılan bu bakir bölge, Akyaka sahiline göre daha az kalabalık ve suyu biraz daha derin. Burada şezlong kiralayabilir, denizin ve çayın birleştiği noktada huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.
3. Azmak Çayı – Akyaka’nın Buz Gibi Can Damarı


Akyaka’nın tam kalbinden geçen Azmak Çayı, ilk bakışta insanı durduran bir berraklığa sahip. Öyle böyle değil; cam gibi, altını seçebildiğiniz, adeta doğal bir akvaryum. Ağaçlar ve sazlıklar arasından süzülerek Gökova Körfezi’ne dökülen bu çay, hem görsel hem de ekolojik açıdan Akyaka’nın en kıymetli hazinesi. Zaten boşuna değil, birinci derece sit alanı olarak korunuyor.
Asıl adı Kadın Azmağı olan çayın uzunluğu yaklaşık 1.200 metre. Toroslar’dan gelen, tam 400 farklı kaynaktan besleniyor. Suyun sıcaklığı yaz-kış fark etmiyor; yıl boyunca 8–12 derece arasında sabit. Yüksek debiyle aktığı için “azmak” denmiş; eskiden kadınların burada çamaşır yıkamasından ötürü de adı Kadın Azmağı olarak kalmış. Efsane değil, dümdüz hayat bilgisi.
Yaz aylarında Akyaka Limanı’ndan kalkan teknelerle Azmak’ta kısa ama keyifli turlar yapılıyor. Suyun altındaki bitki örtüsü, balıklar, kaplumbağalar; üstünde süzülen ördekler ve denk gelirseniz su samurları… Doğa burada gerçekten sahnede. Çayın kenarına sıralanmış balık lokantaları ve butik oteller de bu manzarayı tamamlıyor ama açık konuşayım: bazıları fazla dip dibe, biraz mesafe her zaman daha iyi.
Toros kaynaklı bu mineral yüklü suların cilt hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor. İnanırsınız inanmazsınız ama şurası kesin: merkezden geçen bu çaya girilebiliyor. Giren de çıkarken hafif bir şok yaşıyor çünkü su çivi gibi soğuk. Ördekler yanınızdan geçerken, tekneler süzülürken yüzmek ayrı bir deneyim. Olmazsa sandalyeni kap, kenara otur; izlemek bile yetiyor.
Son bir ricam var: çöp konusunda hassas olun. Azmak, Akyaka’nın süsü değil, can damarı. Yazık etmeyelim.
4. Akyaka Limanı – Azmak ile Denizin El Sıkıştığı Yer

Akyaka Limanı, Azmak Çayı’nın denizle buluştuğu nokta ile Akyaka Sahili arasında, kasabanın en canlı geçiş alanlarından biri. Geniş bir mendirekle çevrili olduğu için kötü havalarda bile nispeten sakin; bu da burayı hem balıkçı tekneleri hem de gezi tekneleri için doğal bir sığınak haline getiriyor. Limanda yan yana dizilmiş tekneler, balıkçı kayıkları ve balık-ekmek satan küçük sandallar Akyaka’nın gündelik ritmini açık açık gösteriyor.
Akşamüstü saatleri buranın en keyifli zamanı. Gün batımına doğru, Azmak boyunca yapılan yürüyüş gerçekten iyi geliyor. Özellikle Azmak üzerindeki ahşap köprüden geçen tekneleri izlemek ve fotoğraflamak ayrı bir zevk. Burası aynı zamanda Azmak Çayı’nda yapılan tekne turlarının başlangıç ve bitiş noktası. Dilerseniz tekne kiralayıp Gökova Körfezi’ne doğru kısa bir deniz turuna da çıkabiliyorsunuz.
🚤 Azmak Tekne Turları
Akyaka Limanı’ndan kalkan küçük teknelerle Azmak boyunca ilerliyorsunuz. Sabah 10.00’dan akşam 19.30’a kadar, her 15 dakikada bir kalkan 10–12 kişilik teknelerle yapılan tur yaklaşık yarım saat sürüyor. Çocuklardan ücret alınmıyor. Solunuzda restoranlar, sağınızda sazlıklar; yaklaşık 2 kilometrelik bu rota boyunca ilerlerken “akvaryum” denilen noktada suyun berraklığı insanı gerçekten şaşırtıyor.
Açık konuşayım; bu tur çok büyük bir macera değil ama Akyaka’yı anlamak için yapılması gereken küçük ritüellerden biri. İlk kez gelenler için iyi bir başlangıç, tekrar gelenler içinse tanıdık ama hâlâ keyifli.
5. Gökova Kaya Mezarları – Azmağın Kıyısında Sessiz Bir Antik Tanıklık 🪨

Gökova Kaya Mezarları, Akyaka’nın girişinde, Kadın Azmağı Çayı’nın hemen kıyısında yer alıyor. Karya Bölgesi’ne özgü kaya tipi mezarların günümüze ulaşabilmiş nadir örneklerinden olan bu yapılar, İyon mimari planı taşıyor ve yaklaşık MÖ 4. yüzyıla tarihleniyor. Şehir merkezinden yönlendirme levhalarını takip ederek rahatlıkla ulaşılabiliyor.
Akyaka’nın Hititler dönemindeki adı Utima. Yaklaşık 3.250 yıl önce, Hitit askerlerinin Stratonikeia Antik Kenti üzerinden bu bölgeye ulaştığı biliniyor. Gökova Kaya Mezarları’nın da bu askerlerle ilişkili olduğu düşünülüyor. Açık konuşayım; Dalyan Kaunos’tan sonra bölgede görebileceğiniz en etkileyici kaya mezar örneklerinden biri ama adı pek duyulmadığı için çoğu ziyaretçinin radarına girmiyor.
Tapınak cephesini andıran bu kaya mezarları bugün ne yazık ki bakımsız ve korumasız. Girişte gişe yok, saat sınırlaması yok, ücret yok. İstediğiniz an gelip gezebiliyorsunuz. Belki de bu yüzden daha sahici. Kimsenin acele ettirmediği, sessiz, biraz da hüzünlü bir tarih durağı. Akyaka’ya gelip sadece deniz, Azmak ve çarşıyla yetinirseniz burayı büyük ihtimalle kaçırırsınız. Oysa birkaç dakikalık bir duraklama bile, kasabanın binlerce yıllık arka planını yüzünüze vuruyor.
Beklenti ayarı önemli: burası “restorasyonlu, pırıl pırıl” bir antik alan değil. Ama dokunulmamışlık hissi, zaten burayı değerli kılan şey.
6. Akyaka’da Denize Girilecek Yerler

Akyaka’nın denizi tek bir plajdan ibaret değil. Merkezde kalabalık bir halk plajı var ama biraz zahmete giren, rotayı uzatan herkes kendine göre bir koy mutlaka buluyor. Net söyleyeyim: “bakir, bomboş” beklentisiyle gelmeyin; ama doğru yerde, doğru saatte girilen deniz hâlâ çok keyifli.
⛱ Akbük Koyu – Serin Su, Berrak Deniz, Yarı Doğal Ortam
Akbük Koyu, Akyaka’ya yaklaşık 24 km mesafede ve Gökova Körfezi’nin en bilinen koylarından biri. Azmak Çayı’nın bir kolu burada denize döküldüğü için suyu hem serin hem de cam gibi berrak. Plaj ince çakıl ve kum karışımı; dibi taşlık olduğu için görüş çok net.
Araç girişinde ücret alınmıyor. Mekânlar ve işletmeler çok özenli sayılmaz; hemen arkasından yol geçmesi de atmosferi biraz bozuyor. Halk plajı kısmında duş, tuvalet ve soyunma kabini var. 2 şezlong + 1 şemsiye ücreti makul. Deniz birkaç metre sonra derinleşiyor ama çocukların oynayabileceği sığ alanlar da mevcut.
Akyaka Halk Plajı kalabalık geliyorsa Akbük iyi bir alternatif. Çok sakin olmasını beklemeyin ama denizi merkeze göre daha temiz ve keyifli.
⛱ Çınar Plajı – Derin Deniz, Yüksek Fiyat, Sessizlik Arayanlara
Çınar Plajı, Akyaka merkezinden yaklaşık 3 km ileride. En büyük sorun otopark; genelde yol kenarına park ediliyor. Giriş ücretli ve dışarıdan yiyecek–içecek sokmak yasak.
Kıyı taşlık, deniz kıyıdan birkaç adım sonra hızla derinleşiyor. Bu yüzden yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler için çok uygun değil. İskelelerden denize atlamak isteyenler için cazip olabilir. Doğal güzelliğine laf yok ama plaj içindeki kafe pahalı; bu da en çok şikâyet edilen konu.
⛱ Albay Koyu – Merdivenli İniş, Serin Su, Küçük Alan
Albay Koyu, Akyaka çevresindeki daha az bilinen koylardan biri. Genelde serin sulu oluyor. Ulaşım biraz zahmetli; çok sayıda merdiven inmeniz gerekiyor. Koy küçük, zemin beton–taş karışımı bir platformdan oluşuyor.
Kıyıya yakın yerler sığ ama zemin sürekli ıslak olduğu için yürürken dikkat etmek şart. Uzun uzun plaj keyfi değil, kısa bir deniz molası için daha uygun.
⛱ Burun Koyu – Derin Su, Değişken Deniz, Kamp Alanı Yanı
Burun Koyu, Albay Koyu’nun hemen yanında, burun gibi denize uzanan bir çıkıntı. Akyaka Halk Plajı’ndan bile görülebiliyor. Deniz burada derin ve dalga durumu gününe göre ciddi değişiyor.
Orman kamp alanındaki bungalov evlerin önünde denize girilebilecek iki ayrı nokta var. Deneyimli yüzücüler için uygun; sakin, sığ deniz arayanlara göre değil.
⛱ İncekum Plajı – Altın Kum, Sığ Deniz, Geniş Sahil
İncekum Plajı, Akyaka’ya yaklaşık 28 km uzaklıkta, Çamlı Köyü sınırlarında. Sedir Adası’nın tam karşısında yer alıyor. İnce, altın sarısı kumu ve geniş sahiliyle bölgede farklı bir yerde duruyor.
Deniz sığ ve sıcak. Şezlong kiralayabiliyorsunuz ama isterseniz havlunuzu serip ücretsiz de denize girebilirsiniz. Ulaşım için kullanılan traktör römorkuna ücret ödemeniz gerekiyor; bu da yolun küçük macerası.
Kısa beklenti ayarı:
Merkez plaj kalabalık, koylar zahmetli ama deniz güzel. Sabah erken ya da akşamüstü girerseniz Akyaka hâlâ yüzünü gösteriyor. Öğlen saatlerinde ise sabır şart.
7. Sedir Adası – Kleopatra’nın Altın Kumlu Hikâyesi 🏝️

Sedir Adası, halk arasında Kleopatra Adası olarak bilinen, Gökova Körfezi içinde yer alan ve Akyaka’ya yaklaşık 27 km, Marmaris’e yaklaşık 16 km uzaklıktaki adalardan en büyüğü. Antik dönemde Kedrae veya Cedra adıyla anılmış bu ada, sadece altın sarısı kumsalıyla değil, arkeolojik kalıntılarıyla da dikkat çekiyor. Ada çevresi maki, zeytin, çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı; bu yüzden adı Latince sedir ağacı anlamındaki Cedrus’tan geliyor.
Antik kalıntılar içinde Agora, Roma döneminden kalma tiyatro ve diğer yapı temelleri bulunuyor; burası tarihin derinliklerine uzanan bir yürüyüş alanı gibisi. Kleopatra Plajı, efsaneye göre Antik Mısır’ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra ile Romalı komutan Marcus Antonius’un yüzdüğü sahil olarak anılıyor; gerçek mi efsane mi, gri planı biraz pusluyor ama anlatısı hâlâ güçlü.
Ada ziyareti yaz sezonunda (1 Nisan – 1 Ekim) genellikle 08.30–19.30; kış dönemi (1 Ekim – 1 Nisan) 08.30–17.00 saatleri arasında oluyor. Giriş ücreti yaklaşık 13 € civarında (yaklaşık 610 ₺ civarı) ve Müze Kart ile indirimli giriş (örneğin ~250 ₺) mümkün. Bu ücret ada girişini kapsar; tekne yolculuğu biletine dahil değildir.
👉 Nasıl Gidilir:
Sedir Adası’na yalnızca tekneyle ulaşılır — karadan direk yürümek mümkün değil. En yaygın rota Çamlı Köyü iskeleden kalkan teknelerle adaya geçmek. Buraya Marmaris–Gökova yolu üzerinden Çamlı Köyü yönüne gidip, iskeleden günübirlik tekne turuna katılabilirsiniz. Tekne yolculuğu yaklaşık 15–30 dakika sürüyor. Tekneler bazen Akyaka’dan da kalkabiliyor ama çoğu zaman Çamlı’dan çıkış daha kolay ve hızlı.
Benim gözlemim: Adanın hikâyesi ve manzarası gerçekten etkileyici; altın rengi kumsalı, çevresindeki masmavi suyla kontrast yaratıyor. Ama açıkçası, kalabalığın yoğun olduğu yaz aylarında kumlara yaklaşmak bile bazen zor olabiliyor — altın kumun korunması nedeniyle sıkı kurallar var ve yürümek, havlu sermek gibi eylemler genellikle yasak. Bu yüzden sabah saatlerinde gitmek hem daha sakin olur hem de arkeolojik alanı daha rahat gezersiniz.
8. Akyaka Yakınlarında Gezilecek Yerler

Akyaka’da deniz, orman, sakinlik tamam; ama “biraz daha gezeyim” diyorsan çevresi tam bir açık büfe. Direksiyon başına geçince her yol ayrı bir güzelliğe çıkıyor. Akyaka yakınlarında görülecek yerlerden önce çıkanları sıraladım:
Hisarönü
Akyaka’dan yaklaşık 53 km. Marmaris ile Datça arasında kalıyor ama ikisine de benzemiyor. Hisarönü’nün olayı kalabalıktan uzak durması. Çam ormanlarının arasından, virajlı yollardan inerken bir bakıyorsun önünde cam gibi bir koy açılıyor. Rumlar dönemindeki adı Erene olan bu belde, temiz havasıyla meşhur; eskiler “astıma iyi gelir” der, ben de “insanı yavaşlatır” diye ekleyeyim. Küçük pansiyonlar, butik oteller var; gece sessiz, sabah kuş sesli.
Datça
Akyaka’dan çıkıp Datça’ya vardığında tempo otomatik düşüyor. Ege ile Akdeniz’in tokalaştığı yerde, taş evler, begonvilli sokaklar, rüzgârla serinleyen yazlar… Datça Merkez; halk plajı, iskelesi, pazarıyla canlı ama abartısız. Eski Datça ise zamanın yavaş aktığı yer; badem ağaçları, taş duvarlar, Can Yücel ruhu hâlâ sokak aralarında.Yarımadaya açıldıkça güzellik artıyor: Kargı Koyu, Hayıtbükü, Kızılbük, Palamutbükü… En sonda da Knidos var; Ege’nin en etkileyici antik kentlerinden biri. Gün batımında giderseniz “iyi ki gelmişim” dedirtiyor.
Selimiye
Akyaka’dan 70 km. Son yılların gözdesi ama hâlâ ruhunu kaybetmemiş nadir yerlerden. Deniz sakin, koylar tertemiz. Mekân kalitesi Alaçatı ayarında ama gürültüsü yok. O yüzden şehirden kaçan çok.Selimiye’de yapılacak en net şey: tekne turu. Kamelya Adası, Aşk Adası, Bencik Koyu, Tavşan Adası, Amerikalı’nın Yeri… Hepsi maviye doymak için birebir. Karadan gezmek istersen Erle Koyu, Delikyol, Çiftlik Koyu, Sığ Liman, Bayır ve Söğüt Köyü rotaya eklenmeli.
Orhaniye
Akyaka’ya 55 km mesafede, Hisarönü Körfezi’nin en dar noktasında. Orhaniye’yi dünyaya tanıtan şey belli: Kızkumu. Denizin ortasında yürüyormuş hissi veren o kızıl yol, ilk kez göreni çocuk gibi sevindiriyor. Tekne turlarının da favori duraklarından biri. Vaktin varsa Orhaniye’ye kadar gelmişken Turgut Köyü’ne sap, Turgut Şelalesi’nde kısa bir mola ver; yaz sıcağında iyi geliyor.

Akyaka’da Nerede Yenir? Ne Yenir?
🍕 Pizza Fellas, hayatımda yediğim en güzel pizzalardan patlıcanlı pizzayı yapan yer. Akyaka çarşı içerisinde, küçük bir yer. Az sayıda masası olduğundan oturmak için sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz, ama beklemeye değer. İnce hamurdan pizza yapıyorlar, bir kişi için fazla iki kişi için az. Dilim pizza da var. Bir pizzayı yarı yarıya ik çeşit yapabiliyorlar. Kuşkonmazlı, mantarlı pizzaları da güzel.
🍲 Ayşe Ananın Yeri, Akyaka’da iki defa uğradığım bir mekan oldu. Ev yemekleri yapıyorlar, tabldot usülü yemeğinizi seçip kasada ödüyorsunuz. Sulu ev yemeklerinde çeşit bol, lezzet güzel, fiyat uygun. Serpme kahvaltıdan sulu yemeklere, zeytinyağlı tabağından mantıya kadar günün her saatinde uğrayabileceğiniz bir mekan.
🍦 Akyaka Konak Dondurma, çok çeşitli yüzde yüz keçi sütününden yapılmış leziz dondurmaları olan kaçırmamanız gereken bir mekan. Hergün gidilir. Hijyenik ortamda güler yüzlü çalışanların sizi karşıladığı mekandaki dondurmaların hepsi doğal. Antalya Elmalı ilçesinin yaylalarında yapılıp Akyaka’ya öyle getiriliyor. Seçenek çok, tercih etmek zor. Ayrıca çok zengin gazoz dolabına da bir göz atın.
🥂 No 22 Riders’ Inn, görünce ben nereye geldim dedirten uber çekici bir ortamı olan cafe, restoran ve bar. Dilerseniz zengin menüsünden bir şeyler seçin yiyin, dilerseniz barına oturup içkinizi yudumların, dilerseniz haftanın belli günlerinde düzenlenen canlı müzik performansıyla çılgınca eğlenin. Gece müzik dinlemek ve eğlenmek için en keyifli mekan. Gittiğimde akşam Jabbar konserine denk gelmiştim. Performans ve ortam şahaneydi. Kite Sörf tutkunları her akşam bu mekandalar. Rezervasyonla içeri girebiliyorsunuz. Akyaka gece hayatı diye araştırmayın, direkt buraya gidin. Akyaka’da iyi kahvenin de adresi.
➤ Kitebase Gökova, Gökova Kite Surf plajında iki gün boyunca sörf eğitimi aldığım yer oldu. Akyaka’yı ünlendiren şeylerden biri de benzersiz kite surf okulları. En az 1 hafta kalıp surf eğitimi almak lazım. Benim 2 gün vaktim vardı ve buraya misafir oldum. Kıvanç Bey birçok konuda yardımcı oldu. Okulun ekipmanları oldukça yeterli, bu işi bilen eğitmenlerle çalışıyorlar.
Akyaka Nerede 📍
Türkiye’nin güneybatısında, Muğla sınırları içinde yer alan Akyaka, Gökova Körfezi’nin doğu ucunda konumlanıyor. Marmaris ile Muğla arasındaki yolun yaklaşık orta noktasında bulunması, kasabayı ulaşımı kolay ve ideal bir durak yapıyor.
Kasaba, 1000 metre yüksekliğindeki Sakartepe ile kuzeyden, Gökova Ovası ile güneyden kuşatılmış. Bu doğal sınırlar, Akyaka’ya hem korunaklı hem de panoramik bir manzara kazandırıyor. Konumu ve doğasıyla, Türkiye’nin en etkileyici ve keşfedilesi yerlerinden biri olduğunu hissettiren nadir köşelerden.
Akyaka’ya Nasıl Gidilir ✈️
Hava yoluyla: Akyaka’ya en yakın havalimanı Muğla Dalaman Havalimanı. Buradan özel araçla yaklaşık 1 saatte kasabaya ulaşabilirsiniz. Alternatif olarak, HAVAŞ veya MUTTAŞ servisleri ile Marmaris’e gidip, oradan yürüyerek, taksi veya otostop ile Akyaka merkezine geçebilirsiniz.
Kara yoluyla: Akyaka, İstanbul’a 850 km, Ankara’ya 620 km, İzmir’e 240 km, Muğla’ya 26 km, Marmaris’e 36 km mesafede. Yaz döneminde Marmaris-Akyaka arasında gün içinde iki dolmuş seferi var: 16.00 ve 23.00. Geri dönüş için ise 10.00 ve 18.00. Muğla kent merkezinden de her yarım saatte bir karşılıklı dolmuş seferleri mevcut.
Özel araçla: Kuzeyden gelenler Muğla ve Sakar Rampası, güneyden gelenler Dalaman yolu üzerinden Akyaka’ya ulaşabilir. Örnek olarak:
- İstanbul → Yalova-Bursa-Susurluk-Salihli-Nazilli-Muğla → Akyaka: Yaklaşık 12 saat
- Ankara → Afyon-Denizli-Muğla → Akyaka: Yaklaşık 11 saat
Pratik özetle, ister havayolu ister kara yolu ile gelin, Akyaka’ya ulaşım kolay ve rotalar net.
Akyaka, Ege’nin saklı güzelliklerinden biri olarak ziyaretçilerine hem doğa hem de huzur sunuyor. Azmak Çayı, çam ormanları ve kumsallarıyla adeta ciğerlerinizi temizleyen bir deneyim yaşatıyor. Kasabanın sakin ama katmanlı yapısı, her köşesinde farklı bir keşif fırsatı sunuyor. Yamaç paraşütü, kitesurf ve doğa yürüyüşleri gibi aktiviteler, Akyaka’yı sadece bir tatil noktası değil, deneyimle yaşanan bir destinasyon haline getiriyor.
Doğa, mimari ve spor imkanlarıyla dolu Akyaka gezilecek yerler rehberi, Gökova Körfezi’ni keşfetmek isteyenler için ideal bir başlangıç sunuyor. Mavi Bayraklı plajları, tarihi dokusu ve özgün Cittaslow ruhu ile Akyaka, Ege kaçamakları arasında mutlaka listelenmesi gereken duraklardan biri. Burayı ziyaret ederek hem dinlenebilir hem de bölgenin sunduğu tüm aktiviteleri deneyimleyebilirsiniz.




