Kampot, Kamboçya’nın güney doğusunda yer alan ve Bokor National Park’ı için bir geçiş özelliği taşıyan bir kasaba. Bu isim aynı zamanda eyaletin de adı. Kampot Nehri kenarına kurulu kasabanın nüfusu 40.000. Nüfusuna göre oldukça sakin ve küçük bir kasaba görünümünde. Kampot, Phnom Penh ve Sihanoukville’ye otobüsle 5-6 saat uzaklıkta iken, Vietnam sadece 1-2 saat uzaklıkta bulunuyor.

Fransa kolonyal dönem mimarisinden kalan evler nehir boyunca uzanan cadde üzerinde sıralanıyor. Kampot Nehri veya yerel adıyla Teuk Chhou or Prek Thom üzerinde bulunan 2 köprü, şehrin restoran, otel ve misafir evleri ile marketinin bulunduğu Doğu kısmını Batı bölümüne bağlıyor. Köprülerden birisinden sadece motosikletler geçerken diğerini büyük araçlar kullanıyor. Nehir kenarınca uzanan cadde, Avrupa ve Khmer tarzı menüler sunan restoran, kafe ve barlarla dolu. Çok hoş nehir manzarasına sahip konforlu ve lüks otel ile misafir evleri bu cadde üzerinde sıralanıyor. Arka sokaklar ise sırada mahalleleri andırıyor.

Bir haftasonu kaçılıcak kasabalardan birine benzeyen Kampot’a, Sihanoukville’den turist minibüsü ile geçtim (5$). 2 gece kaldığım kasabada ilk gün Kampot Guest House’ta (5$) kaldım, ertesi gün ise daha ferah ve güzel bir manzarası olan Pepper Guest House’a taşındım (8$).

Kampot etrafında fazla ilgi çekecek bir yer yok. Nehre paralel uzanan yol üzerinde yürümek, yol boyunca uzanan restoran ve kafelerde takılmak güzel vakit geçirmek için tavsiye edilir. 20 dakika uzaklıktaki Kampot Hayvanat Bahçesi (5$) ayı, aslan ve kaplan görmek için ziyaret edilebilir. Yine tekne turları yapılacaklar listesine alınabilir. Kampot çevresinde çok sayıda küçük mağaralar bulunuyor. Yarım saat uzaklıktaki Phnom Ch’nork  Mağarası içerisindeki oluşumlar file benzediğinden Beyaz Fil Mağarası olarak adlandırılmış. Kamboçya için onlar büyük sayılsa da, daha önce ziyaret ettiğim birçok mağaraya göre küçük olduklarından ziyaret etmedim.

Kampot denince akla ilk gelen şeylerden biri ise kara biber. Dünyanın en iyi kara biberini ürettiklerini söylüyorlar. Kasabaya gelen turistler için biber yetiştirilen tarlalara düzenlenen turlar popüler. Kırmızı, yeşil, siyah ve beyaz olarak üretilen biber bitkisinin boyu, insan boyunun birkaç katı kadar uzuyor. Bu biberler Kamboçya’nın dünya çapında ihraç edilen tek gıda ürünü aynı zamanda. Yine tropikal meyvelerden olan ve ağırlığı 12 kilogramı bulan durian çiftliklerini de çevrede görmek mümkün.

Okyanus suyundan tuz elde etmek ise yöre halkının diğer bir gelir kaynağı. Kampot ve Kep kasabaları arasında kalan yol üzerinde, okyanusa yakın tarlalara aktarılan deniz suyu orada buharlaştırılarak tuz kristalleri elde ediliyor. Birkaç defa tekrar edilen bu aktarma ve buharlaştırma işleminden sonra, biriken tuzlar işlenip ve daha sonra fabrikalara sevk ediliyor. 120 ton tuz ile sadece 1 ons altın alınabiliyor.

Kamboçya’nın bu sakin ve dingin bir atmosfer sunan kasabasında yapılabilecek en güzel şey nehir kenarında bir kafede oturup güneşi batırmak. Her defasında biri birinden güzel gün batımları manzarası sunan bu manzara bile Kampot’u ziyaret etmeye ve burada birkaç gün geçirmeye değer. Gördüğünüz en güzel gün batımı manzaralarına Kampot’u da ekleyeceğinize eminim.

 Day 625: Kamboçya:19, Kampot. 18 Nisan 2012

6 YORUMLAR

  1. Umarım birgün yolum düşer ve Şilan hanımca “Seeing Hands” diye bahsedilen görme özürlü masörlerin çalıştığı Kampot şehrini ziyaret ederim. Kemal bey sizde iki arkadaşınızla beraber ikişer saatlik masjınızdan övgüyle bahsetmiştiniz. Ben de Air Asia’nın Kuala Lumpur’da kullandığı havaalanında beklerken görme engellilere masaj yaptırmış ve çok çok başarılı bulmuştum. Aynı şekilde Bali’de sadece kuzeydeki Lovinia sahilinde yaptırdığım masajı da çok iyiydi. Masajlarını çok başarılı bulduğunuz yerleri belirtmeniz bize yol gösterici olacaktır. Selamlar.

  2. Zaman kisitlamasi yuzunden sadece bir gece kalabildigim Kampot’u ben de cok begenmistim. En cok da sehir meydanindaki Durian heykelini! 🙂 Bir de burada neredeyse tum Guney Asya gezimin en basarili masajini yaptirmistim, “Seeing Hands” olarak bilinen ve gorme ozurlu masorlerin hizmet verdigi bir masaj salonunda.

    Selamlar, sevgiler

    Şilan

    • Ben de sadece 2 gece kalabildim, çoğu zamanımı Sihanoukville’de geçirdiğimden burada fazla kalmayıp Kep ve sonra da başkente geçtim. O masajı ben atlamışım, yolu düşenler kaçırmasın.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!