Saraybosna‘nın dünya tarihinde çok önemli bir yeri var. Hepimiz okullarda aldığımız eğitimde Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da uğradığı suikasti ve bunun doğurduğu sonuçları okuduk. Saraybosna ortasından akan Miljacka Nehri üzerindeki bir köprü ülkenin tarihte nasıl dönemeçlerden geçtiğinin de iyi bir kanıtı. Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip, Avusturya tahtının varisi Franz Ferdinand’ı 1914’te kemerli bir taş köprünün kuzey ucunda gerçekleşen suikast sonucu öldürdü ve bölgenin kaderini değiştirdi. Bu köprü bugün Latin Köprüsü adıyla anılıyor.

Milyatska Nehri üzerindeki tarihi Osmanlı köprülerinden biri olan Latin Köprüsü, kimi zaman Frenk Köprüsü, kimi zaman da Bosnalı Sırp suikastçıya atfen Yugoslavya döneminde “Gavrilo Princip Köprüsü” olarak adlandırıldı. Sol kıyıdaki Katolik yerleşkesi nedeniyle Osmanlı döneminde “Frenkluk” yada “Latinluk” olarak bilinen bölge, Latin Köprüsü’ne de adını verdi. Bölge, Saraybosna’ya yerleşen Dubrovnikli Katolik ustaların yaşadığı yer olması nedeniyle bu şekilde isimlendirilmişti.

Latin Bridge, SarajevoBosna Sancağı menşeli 1541 tarihli bir kayıtta, Saraybosna’daki en eski köprülerden Latin Köprüsü’nün bugün olduğu noktada Sirmerd’in oğlu derici Hüseyin tarafından inşa edildiğinden söz ediyor. 1565 tarihli bir mahkeme vesikasında ise tahta köprünün Saraybosna’nın seçkin ailelerinden Ali Ayni Bey tarafından taşlarla yeniden yapıldığı kaydediliyor. 1791’de selden zarar gören taş köprü, Saraybosnalı tüccar Abdullah Aga Briga tarafından tekrar restore edildi.

Cihan Harbi’ni Başlatan Suikastın Şahidi: Latin Köprüsü

Saraybosnalı Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip, 28 Haziran 1914’te Saraybosna’yı ziyaret gelen Avusturya Macaristan İmparatorluğu veliaht Arşidükü Franz Ferdinand ve eşi Sofiya’yı öldürmüş ve Birinci Cihan Harbi’nin başlangıcına neden kıvılcımı ateşlemişti.

otobüs turları

Latin Köprüsü, SaraybosnaGavrilo Princip, Bosna Hersek’teki Avusturya Macaristan hakimiyetinden memnun olmayan Mlada Bosna (Genç Bosna) adlı bir örgüte mensup biriydi. Avusturya Macaristan Veliahtı Saraybosna’da dönemin Belediye Başkanı Fehim Çurçiç ile buluşmak üzere aracıyla Latin Köprüsü yakınlarından geçerken Nedeljko Čabrinović isimli saldırgan bomba atarak Franz ve Sofiya’yı yaraladı. Suikastı tamamlayan isim ise kalabalığı yararak araca doğru ateş eden Gavrilo Princip oldu.

Suikastın ardından saldırganların tümü yakalanarak mahkemeye çıkarıldı ve Avusturya Macaristan, saldırıdan bir ay sonra Sırbistan‘a savaş etti. Bunun ardından Rusya‘nın Avusturya Macaristan’a, Almanya’nın da Rusya ve Fransa’ya harp ilan etmesiyle Birinci Cihan Harbi patlak verdi. Bu olay tüm bölgenin sınırlarının yeniden çizilmesine neden olan bir sürecin de başlangıcıydı.

Latin Köprüsü, SaraybosnaBugün tarih kitaplarına baktığınızda Gavrilo Princip hakkında farklı bilgileri duyuyorsunuz. Eğer kitap Sırpçaysa “Bir şair ve kahraman”, Hırvatça ise “Bu meşum terör eylemini gerçekleştirmek üzere Sırplarca eğitilip yönlendirilmiş bir suikastçi”, yada Boşnakça’ysa “Eylemi, üç etnik kesimi kapsayan polisçe güçlükle bastırılan, Sırp aleyhtarı protestolara yol açan bir milliyetçi” olarak söz ediliyor. Latin Köprüsü, 2. Cihan Harbi’nden  Bosna Savaşı’na kadar olan dönemde “Gavrilo Princip Köprüsü” olarak adlandırıldı.

Saldırının gerçekleştiği ve dünyanın en eski köprüleri arasında yer alan Saraybosna’daki tarihi Osmanlı köprülerinden Latin Köprüsü, Saraybosna’nın Stari Grad Belediyesi tarafından restore edildi. Köprü 2004’te uluslararası toplumun desteği ve Türk şirketlerinin de katkısıyla Birinci Cihan Harbi’nin 100. yılı anma törenleri öncesinde yeniden inşa edildi ve hizmete açıldı.

Bosna Hersek‘in başkenti Saraybosna‘nın ortasından akan Neretva Nehri’nin iki yakasındaki halkların arasında köprüler kurmak hala çok kolay değil. Bugün kentin doğu yakasında Müslümanlar, batısında Hırvatlar yaşıyor. Saraybosnalılar yine de  gelecekten ümitliler. Gözlerinde bunu hissedebiliyorsunuz.

Önceki makaleDünyanın En Pahalı Kahvesi: Kopi Luwak
Sonraki makaleAmsterdam’a Nasıl Gidilir
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşık birisi. 14 yıl çalıştığı şirketiyle yolları ayrılınca, hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gitti. 22 ay boyunca Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat etti.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here