Avusturya, Orta Avrupa’nın tam ortasında, Alp Dağları’nın sert çizgileriyle şekillenmiş bir ülke. Haritada küçük görünüyor ama Avrupa tarihindeki ağırlığı şaşırtıcı derecede büyük. Yüzyıllar boyunca kıtanın siyasi dengelerinde söz sahibi olmuş bir imparatorluğun merkezinden söz ediyoruz. Bugün bu geçmiş, şehirlerin taş sokaklarında, saraylarının geniş avlularında ve meydanlarında hâlâ hissediliyor. Ülkenin mimarisi o kadar karakterli ki, bu fazla düzen bizim gibi düzensizliğe alışmış gözleri bile şaşırtabiliyor.
Burada Habsburg saraylarının görkemli mimarisi, eski şehirlerin dar sokakları ve Alpler’in yeşil vadileri yan yana duruyor. Viyana’da bir sarayın önünden geçip birkaç saat sonra bir dağ köyünde yürüyüş yapmanız mümkün. Ülkenin karakteri tam da burada ortaya çıkıyor; şehir hayatı ile doğa birbirini itmeden aynı ritimde akıyor. Bir yanda operalar, konser salonları ve müzeler var; diğer yanda göller, kayak kasabaları ve dağ köyleri. Refah seviyesini ve yaşam kalitesini hem şehirlerinde hem de köylerinde rahatlıkla hissedebiliyorsunuz.

Hep derim, Avrupa’nın tarihini anlamanın en iyi yollarından biri Viyana’nın sokaklarında yürümektir. Habsburg döneminin bıraktığı izleri görmek için saraylara girmenize bile gerek kalmaz. Şehrin planı, meydanların düzeni ve geniş bulvarlar o geçmişi zaten anlatır. Salzburg ise bambaşka bir atmosfere sahip. Mozart’ın doğduğu şehir olmanın getirdiği güçlü bir müzik geleneği var. Konser salonları, festival afişleri ve eski sokakların sakin ritmi bu kültürü her adımda hissettirir.
Ama bana kalırsa Avusturya’nın gerçek karakteri büyük şehirlerin dışında ortaya çıkıyor. Alpler’in eteklerindeki küçük kasabalara girdiğinizde ülkenin ritmi değişiyor. Hallstatt’ın göl kıyısında sıralanan ahşap evleri, balkonlardan taşan çiçekler ve yürüyüş yolları bu manzaranın en iyi örneklerinden biri. Böyle yerlerde zaman daha yavaş akıyor. Büyük şehirlerin kültürel ağırlığı ile dağ köylerinin sakin yaşamı aynı ülkenin içinde yan yana duruyor. Avusturya’yı tanımak isteyen biri için bu iki dünyayı birlikte görmek gerekiyor.
Avusturya Nerede 📍
Avusturya, Orta Avrupa’nın merkezinde yer alıyor. Kuzeyinde Almanya ve Çekya, doğusunda Slovakya ve Macaristan, güneyinde Slovenya ve İtalya, batısında ise İsviçre ve Lihtenştayn bulunuyor. Viyana’dan birkaç saatlik tren yolculuğuyla Bratislava, Prag veya Budapeşte gibi şehirlere ulaşabilmek mümkün. Bu nedenle Avusturya, Orta Avrupa seyahatlerinde çoğu zaman doğal bir geçiş noktası oluyor.
Ülkenin coğrafyasını belirleyen en önemli unsur ise Alp Dağları. Topraklarının büyük bölümü dağlık olduğu için manzara sık sık değişiyor; göller, vadiler ve yüksek zirveler birbirini takip ediyor. Başkent Viyana, doğuda Tuna Nehri kıyısında yer alırken Salzburg Almanya sınırına yakın ve Alpler’e açılan önemli şehirlerden biri. Bu nedenle Avusturya’da şehir yaşamı ile doğa birbirinden tamamen ayrılmıyor; tarihi şehir merkezleri, göl kasabaları ve dağ köyleri aynı rotada yan yana görülebiliyor.
Avusturya Gezi Rehberi
Ben Avusturya’ya her gittiğimde ilk fark ettiğim şey ülkenin coğrafyasının ne kadar belirleyici olduğu. Haritaya bakınca küçük bir ülke gibi görünüyor ama içine girince manzara sürekli değişiyor. Bir tarafta Alpler’in sert dağ silsileleri, diğer tarafta göller ve vadiler var. Viyana’dan batıya doğru ilerledikçe bu değişimi daha net hissediyorsunuz. Özellikle tren yolculuklarında pencerenin dışındaki manzara kısa sürede şehirlerden dağ köylerine dönüşebiliyor.
Benim deneyimime göre Avusturya’yı anlamanın yolu biraz da mevsimle ilgili. Kışın geldiğimde ülke tamamen farklı bir kimliğe bürünüyor. Dağ kasabaları hareketleniyor, kayak merkezleri doluyor. Yaz aylarında ise aynı yerler yürüyüş rotaları ve göl kasabalarıyla sakin bir atmosfere giriyor. Özellikle Salzkammergut bölgesindeki göller yaz aylarında oldukça keyifli oluyor.
Avusturya’nın tarih tarafını ise en güçlü şekilde Viyana’da hissediyorum. Habsburg İmparatorluğu’nun bıraktığı izler şehirde çok belirgin. Saraylar, geniş bulvarlar ve meydanlar o dönemin gücünü hâlâ gösteriyor. Ama bana kalırsa bu tarih sadece saraylarda değil; şehrin planında, meydanların düzeninde ve binaların mimarisinde de açıkça görülüyor.
Salzburg ise benim için Avusturya’nın kültür tarafını temsil ediyor. Mozart’ın doğduğu şehir olduğu için müzik burada hâlâ güçlü bir yer tutuyor. Salzburg’un eski şehir bölgesi Altstadt, dar sokakları ve meydanlarıyla yürüyerek gezmesi en keyifli yerlerden biri. Şehrin üzerinde yükselen Hohensalzburg Kalesi ise neredeyse her noktadan görülebiliyor.
Avusturya’nın doğa tarafını en iyi hissettiğim yerlerden biri Salzkammergut göl bölgesi oldu. Wolfgangsee, Hallstättersee ve Mondsee gibi göllerin çevresindeki kasabalar oldukça sakin. Göl kıyısındaki yürüyüş yolları ve dağ manzarası ülkenin doğayla kurduğu ilişkiyi çok net gösteriyor.
Dağ manzarasını daha yakından görmek isteyenler için ben genelde Tirol bölgesini öneriyorum. Alpler’in kalbinde yer alan bu bölgede doğa çok daha belirgin hissediliyor. Bölgenin merkezi olan Innsbruck, tarihi yapılarıyla dikkat çeken bir şehir. Aynı zamanda kış sporları için Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri.
Kış aylarında Avusturya’nın dağ bölgeleri oldukça hareketleniyor. Kayak ve snowboard başlıca aktiviteler arasında. Ama sadece kayak merkezleri değil; kızak, buz pateni ve yürüyüş rotaları da oldukça yaygın. Bu yüzden Avusturya benim gözümde sadece şehir gezileriyle sınırlı kalmıyor.
Benim deneyimime göre Avusturya’yı gezerken en rahat şeylerden biri ulaşımın oldukça düzenli olması. Viyana, Salzburg ve Innsbruck arasında trenle seyahat etmek oldukça kolay. Çoğu zaman araba kiralamaya bile gerek kalmıyor. Trenle yapılan yolculuklar hem hızlı hem de manzara açısından oldukça keyifli oluyor.
Avusturya Gezilecek Yerler
Avusturya’ya yapılacak bir ziyaret, çarpıcı dağ manzaralarını görmek, güzel pastoral manzaralar keşfetmek, dünyaca ünlü şehirleri keşfetmek ve tarihin izinden yürümek için fırsatlar sunuyor. Ülkede yerel mutfağı tadın, Avusturya biralarını ve şaraplarını deneyin ve bu ülkenin çok iyi tanınmış olduğu klasik müziğin bazı ustalarını dinlemek için operaya gidin veya bir senfoniye katılın.
Avusturya, mevsime göre yeşil dağ çayırlarından bembeyaz zirvelere dek eşsiz manzaralara şahit olabileceğiniz pek çok yerleşime sahip. Kanyonlardan dik uçurumlara, üzüm bağlarından orta çağ mimarisine dek Avusturya’da herkese hitap eden kartpostal güzelliğinde adresler var.
1. Viyana

Viyana, Avusturya’nın en büyük kenti ve başkenti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yansımalarını görebileceğiniz görkemli sarayları, geniş ve yemyeşil bulvarları, hareketli meydanları ve cıvıl cıvıl sokakları ile zamansız, romantik ve büyüleyici.
Avrupa’nın kültür sanat başkenti olarak yıl boyunca düzenlenen festivaller, konser, tiyatro, opera ve bale temsilleriyle ülkenin en çok turist ağırlayan destinasyonu. Viyana, ülkenin doğusunda ve Tuna Nehri kıyısında yer alıyor. Romalılar tarafından kurulan Viyana, Habsburg İmparatorluğu’nun başkentiydi. Büyüleyici imparatorluk şehri Viyana’da ziyaret etmek için en iyi yerlerin, en iyi müzelerin, en iyi kiliselerin ve en iyi alışveriş merkezlerinin yanı sıra, kent ve çevresini günübirlik turlarla keşfedebilirsiniz.
Zengin kültür-sanat etkinlikleri, müzeleri, mimarlık tarihinde iz bırakan yapıları, konsept kafe ve restoranları, şaraphaneleri ile şehirde yapılacak onlarca şey, görülecek çok sayıda alternatif mekan var. Avrupa’nın en pahalı şehirleri arasında yer alan Viyana’da tüm bu pahalılığa rağmen ücretsiz yapılabilecek aktiviteler de bulunuyor.
Kentte çok sayıda saray, müze ve galeri bulunduğundan zamanı akıllıca ayarlamak hayli önemli. Ziyaretinizin başlangıcını, Viyana’nın eski kent merkezini çevreleyen önemli bir cadde olan Ringstrasse ve 19. yüzyılın ortalarında inşa edilen tarihi merkezde yoğunlaşabilirsiniz.
Şehrin önde gelen cazibe merkezlerinin çoğu, bir zamanlar Viyana’nın merkezini Osmanlı Türkleri ve diğer istilacılardan koruyan sur duvarlarının ve siperlerinin yerini alan bu 3,5 km uzunluğundaki yolun kenarında dağılmış durumda.
Viyana’da görülmesi gereken yerler arasında Habsburg Hanedanlığı’nın 18. yüzyılda yazlık sarayı olarak kullandığı Schönbrunn Sarayı, Avusturya’nın kraliyet ailesi olan Habsburg Hanedanlığına 600 yıl boyunca ev sahipliği yapan Hofburg Sarayı, Dünyanın en eski ve hâlihazırdaki tek kraliyet binicilik okulu olan Viyana İspanyol Binicilik Okulu, Belvedere Sarayı, Viyana Doğa Tarihi Müzesi, St. Stephen Katedrali, kentin en hareketli caddesi Graben ve Viyana Belediye Binası bulunuyor.
Güzel Stephansplatz, şehrin üzerinde yükselen dikkat çekici Stephansdom‘u (St. Stephen Katedrali) çevreliyor. Katedral ziyaretçilerinin çoğu Viyana’nın inanılmaz manzarası için güney kulesine çıkıyor. Viyana’nın ünlü Opera Evi’ni ziyaret etmeden Viyana gezisi tamamlanamaz. Opera ile ilgileniyorsanız, rehberli tur almayı düşünün.
2. Salzburg

Salzburg, Avrupa’nın en estetik şehirleri arasında gösterilen, 1,200 yıllık tarihi geçmişe sahip. UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan Salzburg’un eski şehir merkezi, kentin tarihini adım adım hissedebileceğiniz bir görünümde. Avusturya’nın dördüncü büyük şehri yemyeşil tepelerle çevrili. Ünlü Müzisyen Wolfgang Amadeus Mozart’ın doğum yeri olan Salzburg’a gelen ziyaretçiler unutulmaz bir müzik zevkine ulaşıyor.
Mozart müziğinin, bu büyüleyici şehrin ambiyansının temel bir parçası olduğunu hiç durmadan hatırlatan bir kent. Şehrin özünün ayrılmaz bir parçası olan müziğe ve Mozart’a karşı özel bir ilginiz varsa, Mozart Meydanı’ndaki (Mozartplatz) heykelini görmek, eski şehir merkezindeki doğum yerini ya da Salzbach Nehri boyunca resmi Mozart Rezidansını ziyaret etmek isteyebilirsiniz.
Tepede bulunan Orta çağ kalesi, Altstadt tarihi şehir merkezi ve nefes kesen Alplerin görüntüsü ile Salzburg, Avusturya’da ziyaret edilebilecek en güzel yerlerden biri. Barok mimarinin harikulade bir bölgesi olan Salzburg’un eski şehir merkezi, bu tarihi kentteki önemli turistik yerlerin çoğunu içeriyor. Eski kent merkezinin geniş alanları yalnızca yaya olarak yapılan keşifleri daha da keyifli hale getiriyor. Eski Kent turunuz sırasında güzel ve tarihi katedrali (Salzburger Dom) için Katedral Meydanı’nı keşfedebilirsiniz.
Caddenin karşısında, Salzburg’un Prens-Başpiskoposunun eski evi olan etkileyici Residenz Sarayını ve geçmiş yüzyıllardan kalma sanat, mobilyalar ve diğer tarihi eserlerden oluşan tarihi hazinesini keşfetmek için devam edebilirsiniz. Hohensalzburg Kalesi‘ni (Festung) gezmek şart. Kalede şehrin güzel manzarasının yanı sıra, mobilyalar ve silahları oldukça ilginç bulabilirsiniz.
Salzach Nehrinin sağ kıyısında bulunan Mirabel Sarayı’nı ve nefis bahçelerini görmeye biraz zaman ayırın. Hohensalzburg Kalesi’ni ilginç bulduysanız, kentin yaklaşık 50 km güneyindeki kalenin kız kardeşlerinden biri olan Castle Werfen ilginizi çekebilir. Avusturya’nın tepe üstüne kurulu kalelerinden en hoş manzaraya sahip olanlardan biri.
Salzburg’da Aziz Peter Manastırı sınırları içinde yer alan bir restoran olan Stiftskeller St. Peter’ın, Alcuin adlı bir bilim adamı tarafından MS 803’te yapıldığı ve Orta Avrupa’nın en eski pub’ı (birahanesi) olduğu iddia ediliyor.
3. Salzkammergut

Salzkammergut, çok güzel bir tatil bölgesi olarak Salzburg’dan başlayarak doğudaki göller bölgesine kadar uzanıyor. Kristal gibi berrak temiz göller, yeşil tepeler, muhteşem dağlar, St. Wolfgang, St. Gilgen ve Hallstatt gibi romantik kasabalar bu bölgeyi olağanüstü yapan özelliklerin başında geliyor. The Sound Of Music filmini izleyen ziyaretçiler görünce hemen hatırlayacaklardır, çünkü gerçekten filmdeki kadar güzel bir yer. Tatil bölgesi çoğunlukla güneşin tadını çıkartmak ve SPA imkânlarından yararlanmak isteyenler tarafından tercih ediliyor.
Adını bölgedeki zengin tuz kaynaklarından alan Salzkammergut, Roma İmparatorluğu döneminden orta çağa kadar bölgenin en önemli tuz kaynağıydı. Tuz ticareti nedeniyle hızla zenginleşen bölgede tuz kaynaklarının tükenmesiyle birlikte ihtişamlı dönemin de sonuna gelinmiş. Dağ gölleri ise Avusturya-Alman imparatorlarının yazlık sayfiye yeri olarak da değerlendirilmiş.
Avusturya kırsalında pastoral bir hayatın unutulmaz bir örneği arıyorsanız ve zamanınız izin veriyorsa St. Gilgen’i ziyaret edebilirsiniz. Deniz seviyesinden 2 bin 995 metre yükseklikteki Dachstein Mağaraları, Gmundens Seramik Fabrikaları, günümüzde de tuz çıkarılan ve Nazilerin sığınak olarak kullandığı Altaussee Tuz Madeni, Müziğin Sesi Kilisesi ve Schafberg Dağı Salzkammergut’ta gezilecek yerler arasında. Avusturya kırsalında pastoral bir hayatın unutulmaz bir örneği arıyorsanız ve zamanınız izin veriyorsa St. Gilgen’i ziyaret edebilirsiniz.
Salzkammergut Dağları eteklerinde, Wolfgangsee Gölü kıyısında yer alan St. Gilgen, etkileyici doğal güzellikleri ile Avusturya’nın en bakir bölgelerinden birinde kurulu. Salzburg’un doğusunda yer alıyor, günlük bir gezi için hoş bir yer. Tarihi geçmişi Orta çağa uzanan kent, 19. yüzyıldan itibaren Viyanalıların yazlık evlerini inşa etmesiyle birlikte turistik bir merkeze dönüştü.
Mozart’ın annesi Anna Maria Pertl’in doğduğu yer olan St. Gilgen’de gezilecek yerler arasında yerel tarih müzesi Heimatkundliches Museum, Müzik Enstrümanları Müzesi, su sporları aktiviteleriyle öne çıkan Wolfgang Gölü, 2 bin 740 metre yüksekliğindeki Zwollerhorn Dağı (teleferikle 15 dakikada çıkılıyor) bulunuyor.
Salzburg ve Graz arasında seyahat ediyorsanız, Hallstätter See sahillerindeki inanılmaz derecede güzel Hallstatt Köyü’ne ise mutlaka vakit ayırın. Salzburg’dan 1 saat, St. Gilgen’den ise 40 dakika uzaklıktaki Hallstatt’a hayran olacaksınız.
Hallstatter Gölü’nün kıyısında son derece etkileyici bir konumda kurulu Hallstatt, Salzkammergut Dağları’nın güzelliğinden faydalanan bir diğer şehir. Nüfusu 1000’den az olan Hallstatt, zengin doğal tuz kaynakları sebebiyle binlerce yıldır madenciliğin yapıldığı bir yerleşim.
Çin’in ülkenin benzer bir bölgesinde buranın tam bir kopyasını inşa edip turist çekme planları var. Son yıllarda sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımların ardından Türk seyahat severlerin de akın akın gittiği Hallstatt, yılın her dönemi harika fotoğraf kareleri yakalayabileceğiniz bir destinasyon.
Hallstatt’ta gezilecek yerler arasında Hallstatt’ın muhteşem manzarasının arka planında yer alan Hallstatt Gölü, Roma Katolik Kilisesi, kafataslarının sergilendiği Bone House, dünyanın en eski tuz madeni Hallstatt Tuz Madeni, Dachstein Salzkammergut ve Dachstein Mağaraları ve Hallstatt Dünya Mirası Müzesi bulunuyor.
4. Zell am See

Zell am See, Salzburg’da bulunan, dağları ve gölleri ile meşhur bir başka turistik destinasyon. Bir zamanlar 19. yüzyılda Fransız askerlerinin kontrolünde olan Zell am See birçok uluslararası kayak turnuvalarına ev sahipliği yaptı. Görülmesi gereken en önemli yerlerinden biri 16. yüzyıl eseri olan St. Hippolyte Romanesk Kilisesi. Zell am See ayrıca panoramik görüntüsü ile meşhur Grossglockner Alpine yoluna başlamak için de çok uygun bir nokta.
5. Durnstein
Durnstein, Tuna Nehri kıyısında, Avusturya’nın kuzeydoğusunda yer alan oldukça küçük bir şehir. Nehrin kenarında yükselen 10. yüzyıldan kalma orta çağ kalesi şehrin en önemli turistik noktası. Şehir merkezi ise çeşitli mimari tarzlarda sayısız güzel bina ile dolu. Dunstein, İngiltere kralı Aslan-Yürekli Richard’ı tutsak olarak tutan Dük Leopold’un yaşadığı yer. Görülebilecekler arasında 12. yüzyıl yapımı muhteşem Benedikt manastırı olan Melk bulunuyor.
Durnstein Avusturya şarap üretim bölgesinin tam ortasında yer aldığından, Avusturya’nın meşhur şaraplarının bazılarının tadına da bakabilirsiniz. En ünü beyaz şaraplarından Gruner Veltliner mutlaka denenmeli.
6. Innsbruck

Innsbruck, Avusturya’nın Tirol eyaletinin başkenti. Alpler’deki yüksek konumu ve dört mevsim muhteşem manzaralar sunmasının yanı sıra, kış sporları için de eşsiz bir adres. Inssbruck kelimesinin tam anlamı “konağın üzerindeki köprü”. Almanya’nın Avusturya’yı işgal edip II. Dünya Savaşına sürüklediği dönemde, Innsbruck bombardımanlar yüzünden ağır darbeler alsa da günümüzde kent merkezi ve Sil Nehri boyunca devasa gökdelenler ve klasik mimariye sahip binalar sıralanıyor.
Hofkirche gibi İmparator Maximilian’ın lahitinin bulunduğu katedral, resim eserleri ile zırh koleksiyonlarının bulunduğu Schloss Ambras ve 400 yıldır çan yapan bir Çan Müzesi bulunuyor. Dünyaca ünlü manzaraların etkileyici mimari yapılarla yan yana durduğu Innsbruck’ta, Alplerin kalbinde geçmiş ve gelecek kesintisiz olarak buluşuyor. 1964 ve 1976 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmak için seçilen Innsbruck, Avrupa’nın kayak başkentlerinden biri.
7. Alpbach
Alpbach, 975 rakımlı bir dağ kasabası. Adını Alp Dağları’ndan alan kasaba 1983’te Avusturya’nın, 1993’te ise Avrupa’nın en güzel bitki örtüsüne sahip yerleşim yeri seçildi. Kış sporları merkezi ile her yıl kış aylarında binlerce ziyaretçi ağırlayan kasabada, iş dünyasını bir araya getiren Alpbach Avrupa Forumu da düzenleniyor.
8. Graz

Graz, Avusturya’nın en büyük ikinci şehri ve kelimenin tam anlamıyla bir öğrenci şehri. Altı üniversite ve 44 binden fazla öğrencisiyle gençler için çok ideal bir destinasyon olan şehir, Avrupa’daki en iyi korunmuş şehir merkezlerinden birine de sahip. 1999’da UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen Graz Tarihi Kent Merkezi, Avrupa’nın en iyi korunmuş eski kentlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kökleri Roma devrine kadar uzanan, Steiermark’ın başkenti Graz, Mora Nehri’nin iki yanında yer alıyor. Graz’da gezilecek yerler arasında kentin tarihi dokusunu hissedebileceğiniz Old Town, 10. yüzyılda inşa edilmiş bir kalenin kalıntılarının bulunduğu Schlossberg Tepesi, 1625-1635 yılları arasında inşa edilen Schloss Eggenberg Sarayı, Eski Şehir’in merkezinde yer alan alışveriş caddesi Sporgasse, New Yorklu sanatçı Vito Acconci tarafından tasarlanan Mur Adası, Graz Sanat Müzesi bulunuyor.
Glockenspieplatz’daki muhteşem saat kulesi olan Chateau Eggenberg’i, İtalyan esintili Landhaus’u ve katedrali gördüğünüzden emin olun. Çarpıcı binaları ve mimarisi ile ünlü kentte, Steiermark’ın yerel yemek ve şarap bölgelerine yapılacak hızlı gastronomik turda, sayısız bar, kafe, şarap evi, otel ve restoranlarda mutfak lezzetlerini keşfedin.
Balkan ülkelerinin ve İtalya’nın kültürünü yansıtan şehirde sanattan askeriyeye sayısız müze bulunuyor. Mutfak lezzetlerinin şehri olarak da bilinen Graz’da uluslararası mutfakların çok fazla seçenekleri de bulunuyor. Aşçılık ile ilgilenenler buradan dönüşte yerel yapım bir ürün olan kabak çekirdeği yağı alabilirler.
9. Tuna Vadisi

Tuna Vadisi, Avusturya’nın en önemli cazibe merkezlerinden biri ve ülke için birleştirici bir tema. Tuna Vadisi’ni keşfetmek için en iyi yol, gezi teknelerinden birine binip vadi boyunca turlamak. Uzun tur boyunca yemyeşil kasabaları, tarihi kaleleri ve keyifli şehirleri keşfederek nefis bir gün geçirebilirsiniz.
Avrupa’nın en popüler klasik bisiklet yolu olan Tuna Bisiklet Yolu ise olağanüstü manzarası, yol boyu ziyaret edilecek büyüleyici yerleri ve geniş bir kültürel çeşitliliği ile eşsiz. Rotanın bazı bölümleri her ikisi de UNESCO’nun Dünya Miras Listesinde olan Wachau ve Donau-Auen Milli Parkına ulaştırıyor.
10. Wachau

İsmini gürül gürül akan, daracık dereleri ile bölgeyi birbirine bağlayan Wachau Nehri’nden alan Wachau, Avusturya’nın önde gelen şarapçılık bölgelerinden biri olarak çok ünlü. Wachau, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi şehir merkezi ve doğal güzellikleriyle büyüleyici.
Krems kasabası, Tuna ve Krems nehirlerinin kesişme noktasında Wachau Vadisi’nde yer alıyor. Tarih sahnesine ilk olarak 996’da çıkmış bir yerleşim. 12. yüzyıl Babenberg hanedanlığı Avusturya’ya hükmettiği dönemde Viyana’nın hem büyüklük hem de önem konusunda en büyük rakibiydi. Günümüzde şehrin en turistik yeri harika bir biçimde korunmuş olan 18. yüzyıldan kalma Danube’den tepelere doğru tırmanan tarihi şehir merkezi. Krems, şarap üretimi ile ünlü.
11. Klagenfurt

Karintiya’nın bölgesel başkenti Klagenfurt, eski şehir merkezinde görkemli konak, tarihi evler, müzeler ve galerilerle süslendiği 800 yıllık bir şehir. Şehir, Wörthersee Gölü boyunca uzanıyor. Klagenfurt, 20’den fazla kale ve çok sayıda kalıntılarla çevrili.
Avusturya’nın en şirin eski kentlerinden Klagenfurt, bir yandan da modern butikler, trendi barlar ve konsept kafeler barındıran, çok hoş restore edilmiş kemerli Rönesans avluları için üç kez prestijli Europa Nostra Diploma ile ödüllendirilmiş bir kent.
12. Eisenstadt

Burgenland’ın başkenti Eisenstadt, Joseph Haydn’in en meşhur eserlerinden bazılarını bestelerken 30 yıldır çalıştığı, ilginç bir barok kasabası. Haydn hayranı iseniz, Esterhazy Sarayı’nı ve Haydn Kilisesi’ni (Bergkirche) ziyaret etmeyi unutmayın.
Eisenstadt’ta Calvary Dağı’nda, 13. yüzyıldan kalma Martinsdom (St. Martin’s Katedrali) ve İngiliz peyzaj bahçeleriyle Gloriette’i de görebilirsiniz. Tarihi eski kentte, mağazalar, kafeler ve restoranlar sadece yayalara açık ana cadde üzerinde sıralanıyor. St. Georgen ve Kleinhöflein bölgeleri, ılık yaz gecelerini geçirmek için ideal olan ilginç Heurigen şarap evleri ile ünlü.
13. Bregenz

Avusturya’nın en batı eyaleti Vorarlberg’te yer alan Bregenz, keyifli Bodensee Gölü kıyısındaki iki bin yıllık bir şehir. Orta Avrupa’nın üçüncü büyük gölü olan Konstanz Gölü’nde konumlanmış olan Vorarlberg’in başkenti, yılın her dönemi çok sayıda kültür sanat etkinliğinin düzenlendiği hareketli bir şehir.
Konstanz Gölü’nün doğu kıyısındaki kentte mutlaka görülmesi gereken tarihi yapı, şehrin orta çağdan kalma merkezindeki barok St. Martin Kulesi (Martinsturm). Bölge ayrıca, bisiklet, dağ bisikleti, yürüyüş, trekking, tenis, yamaç paraşütü ve her türlü su sporları dahil çeşitli açık hava sporları alternatiflerine sahip.
14. Linz

Tuna Nehri kıyısında yer alan Linz, tarihi bir şehir merkezine sahip. Linz’in eski kent merkezi, büyüleyici Arnavut kaldırımlı caddelerde ve geçmiş yüzyıllara ait mimari yapıların arasında dolaşmak için ideal bir ortam. Özellikle 16. yüzyılın başlarından kalma Altes Rathaus (Eski Belediye Sarayı) ile 8. yüzyıldan kalma Linz Kalesi’ni mutlaka görün.
Şehrin ferah ve geniş meydanı Orta Avrupa’nın en büyük meydanı. Kıtanın en dik güzergahına sahip demiryolu sizi acele etmeden şehrin panoramik manzarası için Pöstlingberg’e götürüyor. Görüntünün net olduğu noktalarda muhteşem Alpler manzarası ile büyülenmeye hazır olun. Avusturya’nın en popüler alışveriş bölgelerinden biri de Linz şehir merkezinin kalbinde.
15. Lienz
Avusturya’nın Tirol bölgesinde, ülkenin güneyindeki İtalya sınırına çok yakın olan Lienz, 4 bin yıl önce bronz çağından beri kullanılan bir yerleşim. O günlerden günümüze dek defalarca el değiştiren bu topraklar çağlar boyunca Roma İmparatorluğu, Habsburg Krallığı ve Nazi Almanya’sının bir parçası oldu. Gezerken yüzyıllar süren mimarinin bölgeyi çevreleyen dağların ve yemyeşil kırların tadını çıkarın.
Lienz’de görmeniz gereken yerler arasında St. Andra Kilisesi, Bruck Şatosu ve Müzesi, şehrin tarihi bölgesinin kalbinde yer alan meydan Hauptplatz Lienz, Liebburg (belediye binası) bulunuyor.
St Anton am Arlberg, Avusturya’nın en önde gelen kayak merkezi olarak kabul ediliyor. Tyrol bölgesinde bulunan merkez kayak konusunu çok ciddiye alan bir yer. Çoğunlukla gençlerin tercih ettiği St Anton am Arlberg ‘Sıkı çalış, sıkı yarış’ mottosunu benimseyen bir hayat tarzına sahip. Her kış mutlaka gelen sadık ziyaretçilere sahip ve yazları da dağcıları konuk ediyor.
16. Feldkirch
Avusturya’nın en batı köşesinde bulunan Feldkirch, İsviçre ve Lihtenştayn ile komşu, etkileyici bir orta çağ şehir merkezine sahip. Çevresinde yükselen dağlar şehrin manzarasını güzelleştirirken, yalnızca bu eski sokaklarda gezmek bile, böylesi güzel bir şehirde yaşayan şanslı insanları kıskanmanıza sebep oluyor.
800 yıllık tarihi geçmişe sahip olan Feldkirch’in tarihi kent merkezi şehri keşfetmek isteyenlerin ilk durağı. Feldkirch’te gezilecek yerler arasında Schattenburg Kalesi, 8,5 tonluk devasa çan kulesiyle The Katzenturm, St. Nicholas Katedrali, katedral meydanında yer alan güneş saati, Rathaus (belediye binası), zengin doğal yaşamı ile Ardetzenberg Dağı bulunuyor.
17. Bad Gastein

Bad Gastein, Belle Epoque (Güzel Dönem) tarzı mimarisi ve bol oksijenli temiz havasıyla bilinen bir kasaba. Deniz seviyesinden bin metre yükseklikteki Bad Gastein, kaplıcalar ve SPA’dan yararlanmak isteyenleri ağırlıyor. Binlerce yıldır altın madenciliği sayesinde büyüyen bir yerleşim olan Bad Gastein, aslında termal su kaynakları sebebiyle 19. yüzyılın sonlarında önemli bir spa kasabası olarak ün kazandı.
Krallar, kraliçeler, şansölyeler ve çarlar Bad Gastein’in şifalı suları için buraya geldiler. Kraliyet konuklarını memnun etmek için kasaba bugün de görebildiğimiz gösterişli Belle Époque tarzında inşa edildi. Bad Gastein’de yüzlerce yıl önce asillerin tedavi gördüğü hamam ve spaların tadını çıkarmadan dönmeyin. Kış aylarında kasabaya gelmeyi düşünüyorsanız kayak ve diğer birçok kış sporu yapabileceğinizi de aklınızda bulundurun.
18. Worthersee
Carinthia’nın en büyük gölü olan Worthersee, Avusturya’nın en meşhur yaz destinasyonu. Sadece göl üzerinde kano yapmak isteyenlerin değil, mağara keşifçilerinin de özellikle Avusturya’nın en renkli mağarası olan Griffen Stalactite mağarasını görmek için geldikleri bir yer. Katedralleri sevenlerin Gurk Katedrali kaçırılmaması gereken bir yapı. Eski araçlardan hoşlananları ise Porsche’nin doğum yeri olan Gmund bekliyor. Ayrıca Villach Otomotiv müzesinde birçok araba, motor ve daha fazlası yer alıyor.
Avusturya’da ne yenir
Avusturya hem yerel hem de dünya mutfaklarından leziz yemekleri bulabileceğiniz bir ülke. Ünü tüm dünyaya yayılmış şinitzel, üzüm ve erikle pişirilen imparator omleti, haşlanmış et yemeği tafelspitz, un kurabiyesi vanillekipferl, lahana salatası, bira ve sığır etinden hazırlanan et yemeği Schweinsbraten mutlaka deneyimlenmesi gereken lezzetler.
Lahana, soğan ve havuç gibi malzemelerle hazırlanan börek çeşidi olan strudel ve Osmanlı kuşatması sırasında Avusturya’ya taşınan kahvenin onlarca çeşidi de tadına bakılacaklar arasında. Viyana’da şehrin en ünlü tatlıcısı olan Demel’e uğrayıp bu pastanenin inanılmaz ortamının tadını çıkarın.
Yüzyıllara dayanan geleneksel pasta yapımı kültürü bulunan Avusturya’da, en güzel turtaları yapmak için şehirlerde, kasabalarda hatta küçük köylerde bile yediden yetmişe herkes birbirlerini geçmek için çalışıyor. 1832’de Avusturyalı Prens Wenz el von Metternich, aşçıbaşı Franz Sacher‘den eşi benzeri bulunmayan bir pasta yapmasını ister. Ancak baş aşçının hastalanması nedeni ile Viennese Sachertorte adlı aşçı yamağı, kendi icat ettiği bol çikolatalı Avusturya kekini prense sunar. O günden itibaren bir marka haline gelen pastayı ülkenin neredeyse her şehrinde almanız mümkün.
Viyana Şinitzeli, yumurta ve galeta ununa bulanarak yağda kızartılan kemiksiz dana eti. Tavuk etiyle olanı da yapılan şinitzel, Avusturya’nın geleneksel ve en popüler yemeklerinden biri.
Mozartkugel marzipan, badem ezmesi karamel ve biter çikolatadan yapılan küçük, yuvarlak bir tatlı çeşidi. 1890’da Paul Fürst tarafından Salzburg’da yapılan tatlı, adını Wolfgang Amadeus Mozart’dan almış olup günümüzde Mozartbonbon olarak tanınıyor.
Avusturya ne zaman gidilir
Avusturya dört mevsim boyunca canlı ve yapılacak çok sayıda alternatife sahip olan bir ülke. Ülkeyi ziyaret için en iyi zaman mayıs–eylül arası. Genel olarak kuru, 35 derce sıcaklıklara ulaşan yazlara sahip ve kışları da soğuk geçiyor. Alp bölgeleri yüksek yağış alıyor ve aralık–mart arasında yoğun kar görülüyor.
Turistlerin çok büyük bir kısmı Alpler bölgesi olan Tirol, Salzburg ve Vorarlberg’e kayak yapmak için aralık ayında gelmeye başlıyor. Mart ve nisan ile kasım ayları soğuk havalar nedeniyle daha az ziyaret edilen dönem ancak bu dönemlerde kayak için yeterince kar olmuyor.
Haziran ile ağustos ayları en fazla turistin geldiği dönem ve kayak merkezleri de ocak–şubat aylarında dolup taşıyor. Salzburg’da temmuz-ağustos aylarında yapılan Salzburg Festivali nedeniyle şehir olağanüstü bir kalabalığa sahip oluyor.
Avusturya’ya nasıl gidilir
Avusturya bir Avrupa ülkesi. Ülke, Orta Avrupa’da, Lihtenştayn, İsviçre, İtalya, Slovenya, Macaristan, Slovakya, Almanya ve Çekya ile komşu.
Avusturya, Schengen bölgesinin üyelerinden birisi olduğundan ülkeyi ziyaret etmeniz için Schengen vizesi almanız gerekiyor. Türk Hava Yolları, Pegasus Havayolları ve Austrian Airlines ile direkt uçuşlarla, şehir merkezine 20 km uzaklıktaki Viyana Havalimanı’na uçabilirsiniz. İstanbul-Viyana uçuş süresi 2 saat 25 dakika.
Avusturya’nın en önemli havalimanı olan Viyana Havalimanı’ndan şehir merkezine gitmek için farklı alternatifler mevcut. Otobüs, tren ya da hafif raylı sistemle ulaşım sağlayabileceğiniz gibi araç kiralama seçeneğiniz de var.
Avusturya’da sizi evinizde gibi hissettiren ve sonsuza dek yaşatabilecek şeyler var. En yoğun günlerde bile temiz havanın sizi rahatlatıp tazelediğini hissedebilirsiniz. Büyük sarayları ziyaret edebilir, Sound of Music turuna katılabilir ve Mozart’ın ayak seslerini takip edebilirsiniz.




