El Nido çevresinde 45 muhteşem ada bulunuyor ve bunların birçoğunda yerleşim bulunmuyor. Bacuit Bay olarak adlandırılan bölge aynı zamanda Marine Park olarak koruma altına alınmış. Çevrede bulunan adaların bazıları ise özel mülk ve bu adaların bazılarında yerleşim bile yokken bazılarında son derece lüks resortlar bulunuyor.

Sabah, bu defa Tur B rotasında ilk durağımız Pangulasian Island oldu. Bu ada üzerindeki resort öylesi özel mülklerden biri. Fiyatları 500$’dan başlıyor. Adanın önündeki kristal berraklığındaki suya, bir haftadan fazladır tanıdığım ama isimlerimizi sormadığımız Alman çift ile birlikte şnorkelle daldık. Kendilerinde su altı kamerası vardı.

Grupta bir Rus, yine Ukrayna’dan bir daha var. Rus olan adam ile dün Small Lagoon’de tanışmıştım. O kadar şahane İngilizcesi var ki Rus olduğunu anlamak aksanına bakarak imkânsız. Tur boyunca Ukraynalı çiftle durmaksızın konuştular.

Pangulasian Adası’nda snorkeling sonrası Snake Island’a geçtik. İki ada arasında kıvrılarak uzanan, beyaz kumlu bir plajla bir yol nedeniyle Yılan Adası oalrak anılıyor. Adanın 5 dakikalık bir yürüyüşle ulaştığımız en yüksen noktasındaki manzaranın seyrine doyum olmuyor.

Tüm çevreyi 360 derece görebileceğiniz şahane bir manzarası izleme noktasına sahip. Öğle yemeğimizde ızgara balık, et ve yine her zamanki gibi salata ve tropikal meyveler vardı. Yemek sonrası burada biraz kestirdik. Adada yaşayan köpekler de bizle birlikte tembelliğin keyfini çıkarıyorlardı.

El Nido kasabasının üzerinde bulunduğu Palawan Adası üzerinde çok sayıda mağara var. Bunlardan biri olan Underground River, Dünya’nın yeni doğal güzellikleri listesinde ilk 7’de bulunuyor. Bölgedeki kayalar kireçtaşından oluştuğu için milyonlarca yılda suların aşındırmasıyla içlerinde mağaralar oluşmuş.

Cudugnon Cave’de bu oluşumlardan bir tanesiydi. Mağaranın önünde dar bir plaj olduğundan girişine yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Mağara girişteki kayanın üzerine kılavuzumuz can yeleklerimizi serdi. Onun üzerine oturup manevra yaparak o daracık delikten geçip içeriye ulaşıyorsunuz. İki gün önce yaptığım Tur A’da bir mağaraya daha gitmiştik. Denizden yüzerek ulaşılan mağara dar ve küçüktü, tabanında sular bulunuyordu.

Bu gizemli mağaraya dar bir girişten geçip girdiğinizde sizi dik olarak yükselen kayalar bekliyor. 2 odadan oluşan mağaranın tepesindeki açıklıktan içeri süzülen ışık gizemi iyice artırıyor. Fotoğraf makinem güzelliği görüntüleyebilmek için yetersiz kalıyor.

Hazır mağara bulmuşken yine kayalar üzerine tırmanmaya, köşe bucak ne var araştırmaya başladım. Diğerleri mağaradan çok meraklı gözlerle kayalar üzerinde, oradan oraya seken bana bakıyorlardı.

Mağarada bulunan bazı kemik ve eşyalardan yola çıkılarak, Neolitik dönemde bu mağaranın cenaze törenleri için önemli bir yer olduğu sanılıyor. Kalıntıların birçoğu yağmalanmış olsa da kurtarılanlar şimdi Manila Müzesi’nde sergileniyor.

Cudugnon Cave’in hemen ötesinde, dışarıdan daha çok salaş olarak görünen bir resort bulunuyor. Bahçesindeki hamaklarda ellerinde kitapları olan gençler huzur içerisinde kitaplarını okumaya dalmışlardı. Çadırımı kapıp bu adalarda kamp yapmamış olarak buradan ayrılırsam gözüm arkada kalacak.

Pinagbuyutan Island diğer adalar içerisinde belki de en çok göze çarpan manzaraya sahip olanlardan biri. Tekneyle adaya yaklaştığımızda parıldayan deniz, ışıldayan beyaz renkli kumlar ve onun üzerinden gökyüzüne eğik açılarla uzanan kokonat ağaçları… işte kartpostal manzarası dediğimiz şey karşımdaydı. Plajının bir ucunda keskin, volkanik kireçtaşı kayaları varken oradan başlayarak uzanan bembeyaz kumlu plajı adanın diğer ucuna kadar uzanıyor.

Alman arkadaşım yanında getirdiği kitesurfing ekipmanlarını hazırladı. Şahane mavi, beyaz ve yeşil arasında siyah-kırmızı paraşütü ayrı bir ahenk oluşturdu, bana da bunu görüntülemek düştü. Ancak ne yazık ki rüzgâr yetersiz kaldığından kendisini sörf yaparken görüntüleyemedim.

Etrafımızdaki kokonat ağaçlarının üzerinde çokça kokonat meyvesi var. Çocukluğum hep ağaçlar üzerinde geçmişti. Ya dut ağacındaydım bahçemizdeki, ya da kayısı, vişne, kiraz ağacını hiç unutmamalı.

Hiç kokonat ağacına tırmanmamıştım. Hani Endonezya Madura Adası’nda bize ikram etmek için evlerinin bahçesindeki ağaca çıkan Hasan’ı görünce bana iyice ekstrem bir şey gibi gelmişti. Hasan maymun gibi tırmanmıştı ağaca saniyeler içerisinde. Ben de denemek istedim.

Ağacın etrafında ayaklarınızı koymak için oyuklar var, ama benim ayaklarım için küçüklerdi. İlk yarısında ben de kendimi maymun gibi hissettim, kolay olmuştu, ancak yukarıya doğru çıkınca hem oyuklar küçülmüş ve mesafeleri benim boyuma uymaz olmuştu. Zorlansam da biraz sonunda kendi hindistan cevizimi ağacımdan koparıp aşağıya attım.

Asya’da hindistan ağacı altında oturmanın tehlikeli ve ölümcül olduğunu hatırlatmakta fayda var. 15-20 metre yükseklikten başınıza 2-3 kiloluk bir şeylerin düşmesi ihtimalini akılda tutmak gerekiyor.

Son durağımız ise Cathedral Cave oldu. Sonrasında akşam yemeğinde Alman çiftle bir araya geldik. Birbirilerimize isimlerimizi sormadığımızı fark edip güldük. Öylece kalsın dedik.

Elektrik kesik olduğundan denizin dalgalarının içeriye kadar girdiği restoranda mum ışığında oturup sohbet ettik, fotoğraflarımızı takas ettik. Son 3 aydır en çok konuştuğu kişi ben olmuşum. Oysaki ben de çok konuşkan değilimdir. Onlar yarın resortlarıyla ünlü Port Barton’a geçecekler. Alman çiftten kız olanı kısa süreli tatilde, geri dönüyor, erkek ise Filipinlerin diğer güzel adası Cebu’ya geçecek. Belki bir yerlerde daha karşılaşırız kim bilir.

Ben birkaç gün daha burada kalmaya karar verdim. Asıl planım Boracay ve Bohol Adaları’na güneye gitmekti ama geride ancak bir haftam kaldı. Çoğu insan için bu yıl içerisinde yapılacak bir tatilken, benim gözümde artı kısa bir süre. Manila’ya dönüp pasaportuma ne olduğunu takip etmem gerekiyor.

Day 482: Filipinler: 29 El Nido, 28 Kasım 2011

4 YORUMLAR

  1. İnmesi kolaydı da çıkması hiç de kolay değildi. 3-4 katlı bir binadan aşağı bakmak gibiydi. Zor olan aslında kokonat meyvesini dalından koparmak. Tek elle yapmak çok zor. Pratik yolu iki elle koparıp birlikte aşağı düşmek tabi 🙂

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!