Naboro Köyünde bir haftayı geride bırakınca fark ettim ki burada zaman başka akıyor. Sabahları çocuklarla yapılan sade kahvaltılar, ardından plaja doğru yürüyüş… Gün içinde nereye gideceğim belli değil. Bazen köyün içinde dolaşıyorum, bazen dağlara çıkıyorum, bazen de sahilde saatlerce oturuyorum. Arada okula uğrayıp öğretmenle sohbet ettiğim, sonra çocukların arasına karıştığım anlar… Hiçbiri planlı değil ama hepsi günün doğal bir parçası.
Köyde zaman geçirmenin en garip tarafı şu: bir şey yapıyormuş gibi değilsin ama gün dolu geçiyor. Bir gün köylülerle tekne itiyorsun, başka bir gün sahilde tanıştığın biriyle sohbet ediyorsun. Eve dönüp biraz uzanıyorsun, uyuyorsun. Akşam oluyor, yemek hazırlanıyor, insanlar gelip gidiyor. Sonra bir bakıyorsun çocuklar okulun önünde toplanmış, jeneratör ışığında şarkı söylüyor. Oturup izliyorsun.

Sabah 6:40’ta uyandım, çantamı hazırladım. Sorby ile birlikte teknenin kalkacağı kıyıya yürümeden önce ev ahalisiyle tek tek vedalaştım. Onları özleyeceğim ve özellikle çocukların da beni özleyeceğine eminim. Tekneye doluştuk, yaklaşık 15 kişi, çok kalabalığız. 4-5 çuval yük var, bazısı çöp bazısı meyve çuvalı. Waya Levu’dan yağmurun geldiğini görebiliyoruz, ancak beklediğimden çok daha hızlı geldi.
Naboro Köyü’nde geçirdiğim günleri, yerel yaşamı ve köye geliş sürecimi detaylı anlattığım yazıya buradan ulaşabilirsin 👉 Naboro Köyü
Yağmur Altında Naboro Köyü’nden Waya Lailai Resort’a
Çantam kucağımda, poşetin içinde korunuyordu ama ben tamamen yağmurun altındaydım. Hava serin, bana göre neredeyse soğuk. Bu ağırlıklarla ağır ağır ilerliyoruz. Resorttan köye gelişimiz oldukça hızlıydı, yaklaşık 10 dakika sürmüştü. Ama şimdi durum farklı. Tüm bedenim ıslak, saçlarımdan süzülen sular yüzüme akıyor. Arada elimi denize uzatıp parmaklarımı ısıtıyorum. Deniz hâlâ sıcak. İçine atlama isteği güçlü.
Yaklaşık yarım saat sonra ikinci köye uğradık. Oradan bir çuval dolusu meyve aldık tekneye ve tekrar yola çıktık. Yol toplamda 45 dakika civarı sürdü, belki daha kısaydı. Ama yağmur ve rüzgârın etkisiyle bana daha uzun gelmiş olabilir.
Üzerimi hemen değiştirdim, resortun kafesinde kahvaltımı aldım. Yanına içtiğim sıcak çay iyi geldi. İçeride ve kafede oturan masalarda gezginler var. Sorby vedalaşıp köyüne döndü. Bugün çalışmıyor. Resortta çalışan köy halkı ayda 15 gün çalışabiliyor. Bir hafta çalışıp bir hafta mola veriyorlar. Bir grup izindeyken diğer grup işe başlıyor. Bu şekilde herkesin eşit şekilde çalışıp para kazanması sağlanıyor.
Sorby’e bu bir haftalık iznini nasıl değerlendireceğini sordum. Cevap kısa ve netti: “just relax.” Aslında bu, burada insanların hayatını tarif ediyor.
Sorby, çöp çuvallarına geçirilmiş poşetlerden birini alıp bana uzattı. Çantamı ıslanmaması için sardım. İçinde laptop ve telefon var. Açık konuşayım, bu iki cihaz yolda hayatımın en kritik parçaları. Hatta çoğu zaman telefonu, vücudumun bir organı gibi görüyorum.
Şimdi tek beklentim güneşin açması. Isınmam gerekiyor. Sağlığım zaten hassas; umarım sorun çıkmaz. Böyle anlarda aklıma hep sağlık sigortası geliyor. Ama fiyatlar… 6 aylık dünya çapında sigorta için 1700 NZ$ istediler. Açık söyleyeyim, bana fazla geldi. Kapsam geniş; uçuş gecikmesinden bagaj kaybına kadar her şeyi dahil etmişler. Ama yine de bu fiyatla almak içime sinmedi.
Büyük ihtimalle Avustralya’da sadece lokal bir sigorta yaptırırım. Sonrasında Güney Asya için ayrıca bir plan gerekebilir. Çünkü gerçek şu: yolda her şey olabilir. Hastalık, kaza, hırsızlık… Her ihtimal var. Sigorta mantıklı ama bu maliyetle değil.
Çünkü aynı parayla Asya’da aylarca gezersin.
Waya Lailai’den beni ana kara olan Viti Levu’ya götürecek Awesome Adventures teknesini beklerken, öğleden sonraya kadar dinlenme ve ısınma fırsatı buldum. Tekne saat 16:00 gibi geldi. Yarım saat öncesinde yine bizi ana tekneye taşıyan küçük teknelere doluştuk ve denizde yaklaşık yarım saat bekledik. Arada yağmur yağdı ama bu kez fazla ıslanmadım. Sabahki gibi değildi.
Waya Lailai Adası’ndaki deneyimimi, köy hayatını ve ulaşım detaylarını daha kapsamlı anlattığım yazıya buradan göz atabilirsin → Waya Lailai Adası
Waya Lailai → Port Denarau Ulaşım Rehberi 📌
Yasawa Adalarından biri olan Waya Lailai Adası‘ndan, Viti Levu ana karasında yer alan Port Denarau‘ya döneceğim. Fiji’de ada geçişleri ilk bakışta karışık görünüyor ama aslında sistem net: tek hat, tek mantık — tekne + aktarma. Waya Lailai’den ana karaya dönüş de bu şekilde ilerliyor.
Adada direkt büyük tekneye binilemiyor. Önce bulunduğun köy ya da resorttan küçük motorlu teknelerle (water taxi) açıkta bekleyen ana tekneye götürülüyorsun. Denizde bekliyorsun. Bu transfer genelde 10–30 dakika sürüyor. Saati kaçırmamak kritik, tekne beklemez. Bu kısmı genelde kaldığınız resort organize ediyor, siz ayrıca uğraşmıyorsunuz.
Öğleden sonra Waya Lailai’den biniş sonrası, 1.5 – 2 saat sonra Port Denarau‘ya varıyorsunuz

Fiyat ve Rezervasyon (Nasıl Alınır?)
Waya Lailai – Port Denarau hattında tek yön biletler genelde 80–150 FJ$ aralığında değişiyor. Eğer adadaki otellerde kalıyorsanız bu ücreti çoğu zaman siz ödemiyorsunuz; ya kaldığınız resort paketinin içine dahil olur ya da ada geçişleri için alınan Bula Pass gibi esnek kartlar binersiniz. Bu yüzden fiyat, seyahat tarzınıza göre değişiyor.
Rezervasyon tarafı ise oldukça pratik. En yaygın yöntem, Yasawa Flyer hattını işleten sistem üzerinden online bilet almak. Tarihini seçiyorsun, hangi adadan bineceğini işaretliyorsun ve ödeme yapıyorsun; sistem sana e-bilet gönderiyor. Limana geldiğinde bu rezervasyonla check-in yapıp boarding kartını alıyorsun.
Alternatif olarak birçok kişi daha kolay yolu seçiyor: kaldığın resort senin yerine rezervasyon yapıyor. Ücreti konaklamaya ekliyorlar ve sana sadece saatinde hazır olmak kalıyor.
Son bir seçenek de Fiji’deki tur ofisleri veya online platformlar. Ama burada kritik detay şu: önceden rezervasyon yapmak önemli. Çünkü bu hatta günde genelde tek sefer var ve yoğun sezonda dolabiliyor.

🎒 Pratik İpuçları
- Çantanı mutlaka su geçirmez yap (yağmur + deniz sıçraması garanti)
- Küçük tekneye binerken ıslanma ihtimali yüksek
- Elektronikleri ayrı poşete koy
- 30 dk açıkta beklemek normal → şaşırma
- Denizde hava hızlı değişir → güneş + yağmur aynı gün
Yaklaşık 2 saat sonra Port Denarau’ya vardık. Oradan Lautoka’ya giden ücretsiz shuttle’a bindim. Yol bozuk, trafik kötü, hava yağmurlu… Yaklaşık 1 saat sonra Viseisei Köyü yol ayrımında indim.
Orası kapkaranlıktı. Hiçbir ışık yok. Telefonumu çıkarıp iTorch uygulamasını açtım, led flaşı fener gibi kullanmaya başladım. İndiğim anda yağmur yoktu ama 1 dakika geçmeden yeniden başladı. Şans işte. Hızlı adımlarla, yer yer koşarak ilerledim. Ne araç var ne insan, ne de bir sokak lambası. Şoför “10 dakika yürürsün” demişti.
Şanssız An
Yaklaşık 10 dakika yağmur altında yürümüştüm, biraz da ıslanmıştım ki çantamdan bir şeylerin düştüğünü hissettim. Tam durduğum anda patır patır eşyalar dökülmeye başladı. Arkama baktım; pc kablosu, t-shirt ve dergi yerde. Tam onları alayım derken laptop gürültüyle yere düştü.
“Hay lanet!”
Karanlıkta hızlıca kontrol etmeye çalıştım ama net göremiyorum. CD yuvası açılmıştı. Eşyaları aceleyle toparlayıp çantaya yerleştirdim. Yola devam ettim ama içim rahat etmedi. Geri dönüp baktığımda kitabımın biraz daha geride, otların arasında kaldığını fark ettim. Onu da alıp bu kez çantanın fermuarını daha sağlam kapattım.
T-shirt’ü başıma koydum, telefonu da ıslanmasın diye altından kullanarak yürümeye devam ettim. Yağmur hız kesmiyor. Yol bana uzun gelmeye başladı. Ama muhtemelen 15 dakika kadar yürümüştüm.
Tam o sırada ileride birini gördüm. Yanına yaklaşıp yolu sordum. Bir an durduk, sonra gülümseyerek birbirimizi tanıdık. Niko’nun büyük oğluydu. Nereye gittiğini tam anlamadım ama “yakınsın” dedi, “evde görüşürüz.”
Yaklaşık 5 dakika sonra eve vardım.


Yeniden Viseisei Köyü
Kuata Adasında 1 hafta, sonrasında Naboro Köyünde 1 hafta geçirdikten sonra yine köydeki evimdeydim. Beni görünce şaşırdılar, çünkü ertesi gün geleceğimi sanıyorlarmış. Hemen mutfağa girildi, kısa sürede noodle ve yanında konserve tuna hazırlandı. Açık söyleyeyim, tunaya dokunmadım. Sadece noodle ile yetindim.
Sonra Fi’ye uğradım. Biraz yolculuğumdan konuştuk. Evde yalnız değildi; biri Hong Kong’dan, diğeri İsrail’den iki Couchsurfing misafiri vardı. Kısa bir sohbetten sonra odama çekildim.
Gün uzundu, yorucuydu. Üzerine yağmur da eklenince erken pes ettim. Yatağa uzanıp iki bölüm Dr. House izledim ve sonra uyuyakaldım.
Dışarıda yine yağmur yağıyordu.
Day 279: Fiji:11 — Viseisei Köyü, 9 Nisan 2011
📌 Kemal’in Notu — Mart 2026
2011’de tuttuğum bu notlar, sonraki yıllarda yaptığım ziyaretler ve edindiğim yerel bilgilerle güncellendi. Bugün baktığımda, o günün yorgunluğu ile bugünün deneyimi aynı satırlarda buluşuyor. Son Güncelleme: 15.03.2026





