Barefoot Kuata Natural Resort, Kuata Adası’nın Yasawa grubundaki sakin ve doğal alanında yer alıyor. Resort, sakin bir tropik atmosfer, beyaz kumlu plaj ve turkuaz sularla çevrili; doğasıyla tabiatla bağlantı kurmak isteyenler için ideal bir taban oluşturuyor. Resort’un sıcak ve samimi Fiji misafirperverliği, adaya varır varmaz gitar eşliğinde “Bula!” selamlamasıyla hissediliyor.
Fiji Adaları’ndan Kuata Adası’nda, küçük ahşap bungalowlardan oluşan Barefoot Kuata Natural Resort’ta kalıyorum. Kuata Adası, Yasawa Adaları’nın volkanik karakterini, tarihi dokusunu ve sürdürülebilir turizmi bir arada sunuyor. Ada, doğallığını neredeyse hiç kaybetmemiş; plajlar sessiz, su tertemiz, mercanlar canlı ve sahilde yürürken ya da denize girerken doğanın ritmini doğrudan hissediyorsunuz.

Kuata sadece deniz değil, ada yaşamının sakin ritmiyle de büyülüyor. Zaman burada yavaş akıyor; yürüyüş yaparken, dalış sonrası sahilde dinlenirken veya hamakta uzanıp kitap okurken, doğayla iç içe olmanın keyfini her an yaşamak mümkün. Beyaz kumlar, masmavi deniz, yemyeşil orman ve cıvıl cıvıl kuş sesleri bile yeterli. Buradaki kuşların renkleri de farklı; bazıları yemyeşil, bazıları kıpkırmızı, her bakışta gözün farklı bir detay yakalaması mümkün.
Barefoot Kuata Natural Resort
Havalimanındaki selamlamanın aynısı, Barefoot Kuata Natural Resort’a varır varmaz tekrar geldi. Gitar eşliğinde Fijili bir “Bula!” ile karşılandık ve biz de yüksek sesle karşılık verdik: “Bula!” Fiji dilinde sıcak bir merhaba bu, adaya adım atar atmaz hissettiğin misafirperverliği özetliyor. Resort, Kuata Adası’nın en güzel beyaz plajına uzanıyor ve denizin o berrak turkuaz tonları ilk bakışta içine çekiyor seni.
Karşılama sonrası, bir kız resort görevlisi geldi, kamelyanın altında otururken bize yemek saatleri ve aktiviteleri anlattı: kahvaltı 07:00–08:00, öğle yemeği 12:00–13:00, çay/kahve 14:30 ve akşam yemeği 19:00–20:00 arası. Elektrik sadece akşam 18:00–22:00 arasında jeneratörle sağlanıyor, su musluklardan içebiliyorsun ve sinyal bazen var bazen yok – şehirden ve modern yaşamdan epey uzak, adı üstünde natürel bir ortam burası.
Burada doğallık ön planda: yalnızca 21 oda var ve plajın hemen üzerinde veya yakınında konaklama seçenekleri sunuluyor. Resort, bütçeden lüks seçeneğe kadar farklı konaklama tipleriyle (dormlar, beachfront bures, garden bures) misafirleri ağırlıyor; bazı odalar açık hava tropik banyoları ve deniz manzarasıyla doğadaki konaklamayı pekiştiriyor.
Resort’un ortamı tam bir adada zaman yavaş geçirme deneyimi. Yaklaşık 20 kişilik dormitory odasında tüm yataklarda cibinlik var; isimlere göre yatak numarası verdiler ve yerleştik. Ben havlumu yanımda getirmemiştim, resepsiyondan 5$’lık havlu kiraladım. Gölge bir noktaya uzanıp, masmavi deniz, karşıdaki Waya Adası ve yemyeşil ağaçları seyre daldım; bu, Fiji’de huzurun adı olmalıydı.
Deniz gerçekten sıcak – yaklaşık 24–28 derece – ama kıyıya yakın kısımda bolca deniz bitkisi, mercan ve kabuk var. Bu yüzden rahat yürümek bazen zor olabiliyor; dalgalarla birlikte hareket ediyorlardı. Kumların üzerindeki küçük yengeçler arasından yürümek, sanki adanın ritmine katılmak gibi bir şeydi.
Kahvaltı ise vasat sayılır. Genellikle bir muz, mini gözlemeler, bazen erimiş peynirli çörekler ve çay geliyor. İlk servisten bir süre sonra hala yiyecek varsa tekrar alabiliyorsunuz; tabağa servisi kendileri yapıyor.
Öğle yemeği benim için görece keyifliydi: salata, pirinç pilavı, sebzeli tavuk ve yanında taze tropikal meyve suyu vardı – bol ve ferahlatıcıydı. Adanın kendi bahçelerinden ve çevresinden gelen malzemelerle hazırlanan bu yemekler, tropik ortamla çok iyi uyuşuyor.
Bunlar dışında resort konaklamasında şunlar da mümkün:
- Snorkel ve dalış ekipmanı ücretsiz, özellikle reef shark ve Bull Shark turları popüler.
- Kanolar, stand‑up paddleboard vb. suda aktiviteler dahil.
- Günlük aktiviteler arasında yerel köy ziyaretleri, takı yapımı, Fijian el sanatları dersleri gibi deneyimler var.
- Havuz, yürüyüş yolları ve bar gibi dinlenme alanları da mevcut.
Konaklayanların yorumları genelde sıcak ve samimi hizmetten, doğa ile iç içe olmanın verdiği huzurdan ve özellikle deniz ve dalış deneyimlerinden memnun. Bazen servis yavaşlayabiliyor – “Fiji time” dedikleri şey burada geçerli – ama genel atmosfer bunu dengeliyor.
Kısaca: Kuata’da Barefoot bir “resort”tan çok adada zaman geçirmek ve doğayla iç içe olmak için ideal bir yer. Beş yıldızlı lüks beklemiyorsun ama deniz, doğa, yerel yaşam ve aktiviteler ile dolu bir deneyim var.


Ben yağışlı sezonun sonuna denk gelmişim; kumlar ve çimenler hâlâ ıslak, gece de yağmur yağmış. Dorm odasından kitabımı, güneş kremi ve Avustralya hakkındaki gezi kitapçıklarımı kaptım, kendimi hamaklara attım. Bu sırada Eat, Pray, Love kitabımı da yanıma almıştım; hayatımda İngilizce okuduğum ilk kitap olacak.
Adada sanırım 20-30 misafir var. Hamak sayısı ise sadece 5; bazıları eski ve yırtılmış durumda. Ama Hindistan cevizi ağaçları arasında gerilmiş hamaklar rahat. Karşımda masmavi deniz, yaprakların arasından gökyüzüne sızan güneş ve kuşların cıvıltısı var. Huzuru burada bulmak çok kolay; zaman adada yavaş akıyor, hamakta uzanırken her an doğayla iç içe olmanın keyfini çıkarıyorsunuz.
Günümü hamakta uzanarak, kitap okuyarak, müzik ve iPhone’un podcast yayınlarından gezi odaklı içerikleri dinleyerek, yüzerek ve güneşlenerek geçirdim. Arada tekrar uyudum; zaman burada yavaş akıyor ama bir yandan da dolu dolu hissettiriyor.
Tabii gün boyunca kaşınmadan duramadım. Gece, tahtakuruları iş başındaydı; sprey kullanmıştım ama kol altlarıma, enseme ve sırtıma ulaşamamış olmalı. Küçük rahatsızlıklar, Fiji Time’ı deneyimlemenin bir parçası gibi hissettirdi bana.
Akşam yemeği öncesinde, birkaç misafir rehberle birlikte tepeye tırmandı. Manzaranın nasıl olduğunu göremedim ama uzaktan baktığımda denizle birleşen yemyeşil adacıklar ve ufuk çizgisi beni şimdiden cezbetti. Fiji burada sadece dinlenmek değil, aynı zamanda doğayla ve adanın ritmiyle bütünleşmek demek.
Day 272: Fiji:4, Kuata Natural Resort, 2 Nisan 2011 Cumartesi





Hamak neden boş? En çok bu hamakta ve bu güzelim atmosferde ayaklarınızın fotoğrafını çekmeliydiniz Kemal bey! Sayfada bir aşağı bir yukarı çıktım kesin vardır diye, hakikaten yok. :)
Yeryüzündeki cennet köşelerden biri olmalı burası. Eskiden kartpostallarda, şimdilerde bilgisayarlarda duvar kağıdı olarak görmeye alıştığımız cinsten. Sadece 1 saatliğine sırf şu hamakta olabilmek için şimdi, şu an ışınlanmak istiyorum oraya…
Diğer fotoğraflarda ayaklarım var. :) Fiji, kartpostallarda gördüğümüz bir ülkeydi ve orada olmak, o tropikal iklimi yaşamak ve gün batımalrına adada şahit olmak büyüleyiciydi.
Toplum ve değer yargılarının günümüz dünyasında insanı ‘BÜYÜK HIRSLARLA’ kuşatmış olması, geçip giden tüm güzelliklere kayıtsız kalmamızı nasıl sağlayabiliyor. Neoliberal sistemde insan tamamen kaybolan bir benlik mi olacak! İş hayatımızda hayat kalitemizi yükleseltebilmemiz için çalışırken, insan olma olgusuna ne kadar yakın ya da ne kadar uzağız. Çok geç olmadan, bazı dünya güzelliklerini henüz yitirmemişken YOLCULUK SERÜVENİNE bir yerden başlamak gerek.
Fiji Time; Tembelliğin, aylaklığın, uykunun ve hamak keyfinin adı Fiji’de. Zaman zaten yavaş akıyor, acelesi olan kimse yok, Birşey yapmasanız da can sıkıntısı yaşanmayacak bir atmosfer.
Insanin cani tembellik cekiyor bu sade anlatimdaki hamak keyfinde resimler zaten tembelligin dayanilmaz cazibesini artirmaga birebir. hele ayakparmaklarin nasil da umarsiz:) bu resim de “tatildeki ayaklar” da oylanacak guzellikte.