Naboro Köyü, küçük Waya Adası anlamına gelen, Fiji’nin Waya LaiLai Adası’nda bulunuyor. 1975 öncesinde adı Namara olan Naboro Köyü, adanın başka bir bölümünde bulunuyormuş. Dağlardan düşen bazı kayaların köye zarar vermesi nedeniyle Fiji Hükümeti tarafından yeri değiştirilerek şimdiki koya yeniden kurulmuş.

Upuzun otlar arasında serpilmiş evlerden oluşan köyü,  yüksek bir tepe ile deniz arasına dar bir burunda kurulmuş. Bu nendele hem köyün hemen önünde hem de çaprazında uzayıp giden şahane plajlar bulunuyor. Köyün en güzel manzaralı yerlerinden birinde de köy bulunuyor.

Naboro-village-Fiji
Naboro Village, Waya Lailai Island, Fiji

Yağmurun şiddeti gece beni birkaç defa uyandırsa da sabah 07:30 gibi uyanarak çocuklarla birlikte kahvaltı yapıp köyün önündeki plaja yürüyüş için geçtim. Kaldığım eve 50 metre uzakta olan plajdaki dalgaların sesini bile rahatlıkla dinleyebileceğiniz kadar yakın. Bazı yerlerinde siyah volkanik kayalar olan plajın sarıya çalan kumları var, ancak kıyı kısmı temizlenmediği gibi zaman zaman da çöp olarak kullanılmış. Pet şişeler, teneke konserve kutuları, cam kırıkları gezerken rastladıklarım.

naboro Köyü okul öğretmenlerden Mater Jim ile orada tanıştım. 6 öğretmen olarak çalıştıkları 4 sınıfları bulunuyormuş. Diğer adalardan gelen öğrenciler için de hafta içi kullandıkları bir de yurtları bulunuyor. Diğer adalardan gelen öğrenciler Pazartesi’nden Cuma’ya burada kalıyorlarmış ve hafta sonları köylerine, ailelerinin yanına dönüyorlarmış.

Naboro-Koyu-Fiji
Köyün önündeki plajın batı kıyısı
Naboro-Village-Beach
Naboro Plajı, Fiji

Arkadaki sahilden öndeki sahile geri geldiğimde, karadaki biraz büyükçe bir tekneyi tekrar denize indirmeye çalışan köylülere denk geldim. İlk defa beni köyde görenlerin klasik ilk sorularından sonra bir el at abi  dediler ve ben de başladım, altına papaya ağacı dizilmiş tekneyi denize itmeye. Yarım saatlik bir uğraşla bu ağaç gövdelerinin üzerinden tekneyi itip denize indirdik.

Daha sonra plajda tanıştığım köyün lokal şefinden öğreniyorum ki, yılda birkaç kez köye tatile gelen bir Amerikalı, köyden edindiği arkadaşına 29,000 FJ$ değerindeki bu tekneyi hediye olarak vermiş. Amerikalı fırsat buldukça bu adaya tatile geliyormuş.

Üstelik Amerikalı yarın yine köye geliyormuş. Bazen arkadaşının evinde, bazen de kurduğu çadırda kalıyormuş. Kısa bir sohbetten sonra seksenli yaşlardaki şef, üzerindeki giysilerle suya birkaç defa dalıp çıktıktan sonra yorgun, çökmüş ve yaşlı bedeniyle ağır ağır uzaklaştı.

Namara-village

Wandi Waya

Kıyıda güzel bir yer buldum, önce biraz yüzdüm sonra güneşlenirken bu defa Wandi Waya ile tanıştım. Wandi Fiji lisanında amca demek. Plajda bazı yerleri omzuna kadar derine kazıp balık yemi olarak kullanacağı  yengeçleri çıkarıyordu. Ayaklarını kesmiş olduğu iki tane yengeçi  bana gösterdi. Haftada birkaç defa hemen köyün kıyısındaki kayalıklarda balığa gidiyormuş. 2 saat geçirdiğinde yaklaşık 7-8 tane kol uzunluğunda balık yakalayabildiğini söyledi. Kaç liraya kaldığımı öğrenince bir müddet gözünü uzaklara diktikten sonra bana dönüp neden kendisinde kalmadın sorarak hayıflandı. Benim onda dört gün kalmam onun bir aylık ihtiyaçlarının masrafı için yeterliymiş.

Daha önce Viseisei Köyü‘nde kaldığımı söyleyince, oradaki herkesi tanıdığını, kendisinin kökeninin de aynı köy olduğunu ve hatta kendisinin Niko’nun amcası olduğunu ve döndüğümde muhakkak kendisinden selamını iletmemi birkaç defa tembih etti ve balık tutmaya gitti.

Biraz yüzüp, biraz plajda uzanıp, gelip geçen, selam veren, sohbet eden ve etmek isteyen yaşlı, genç ve çocuklarla tanışıp sohbetler ettikten sonra eve döndüm. Odama çekilip, biraz bir şeyler dinledikten sonra uyudum, uyudum, uyudum. Kaç saat uyuduğumu bilmiyorum ama daha önce dediğim gibi burada zaman yavaş akıyor. Çocuklar okuldan gelmişlerdi, sesleriyle uyandım. Sırayla her biri gelip, odamın kapı olması gereken yerindeki perdeyi aralayıp bana bakıp sonra kaçıp gidiyorlardı. Gülümseyen bir yüz ve kocaman gözleriyle Milie gelip öğlen yemeğimin hazır olduğunu söyledi. Noodle, pilav, omlet ve papaya meyvesi.

Naboro-village-view

Waya Adasından Mülk Edinme

Burada mülk edinmek istediğinizde önce köy halkı şefin başkanlığında toplanıyormuş. Kişi değerlendirilip olur verilirse, kendinize bir bölge seçiyormuşsunuz ve o toprak parçası için uygun bir fiyat hazırlanıyormuş. Köyün arkasındaki okulun yanındaki muhteşem güzellikteki bir yeri tarif edip orada bir yer almak istersem ne kadar olacağını şefe sorduğumda, şef önce biraz düşünüp sonra 25000FJ$ cevabını vermişti. Bence ortalamanın üzerinde bir fiyat vermiştir. Orada iki veya üç odalı bir evin ne kadara kurulabileceğini sorduğumda ise 40.000$ fiyatını verdi ve doğrusu bu beni çok şaşırtmıştı. Çünkü bir önceki gün Sorby bana 8-10 bin Fiji doları gibi bir parayla kendilerinki gibi bir ev inşa edilebileceğini söylemişti.

Evlerin dış duvarları genelde briketten veya ağaçtan, ya da ana gövde ağaç direklerle oturtulduktan sonra dış ve iç kısımlarına kontraplak taktıktan sonra yağlı boya ile boyuyorlar. Oldukça basit bir mimarili bu evlerin çatıları sacdan yapılma ve bazı evlerde sıcaklığı önlemek için ters tavan yapılmış. Bence böylesi bir evi rahatlıkla Türkiye’de 5-10 bin TL’ye rahatlıkla yaparsınız. Lakin burası ada, malzeme temini ve transferi maliyeti artırıyormuş. Bence 40 bin TL civarı bir parayı gözden çıkarınca burada muhteşem manzaralı, kokonat ve muz ağaçları arasında, türkuaz plaja yakın, deniz manzaralı, hemen evin önünden balık tutabileceğiniz ve yüzebileceğiniz bir eve sahip olabilirsiniz. Güzel değil mi?

Fiji-Naboro-village
Evlerinde kaldığım Milie

Her tarafın yemyeşil ve otlarla kaplı olduğu bu adada tavuklarınız ve inekleriniz olursa yumurta ve süt ihtiyacınızı da hiçbir masraf etmeden doğal yoldan elde edebilirsiniz. Yine sıcak ve yağmurlu havaya sahip mevsime sahip olan ada iklimine uygun sebze ve meyvelerinizi de yetiştirirseniz ve üzerine haftada birkaç defa da balığa çıkarsanız neredeyse tamamen bedava yaşayabilirsiniz. Birçok insanın sadece ayakkabıya harcadıkları parayla burada rahatlıkla bir yıl yaşarsınız.

Köy ahalisinin en çok sorduğu sorulardan biri de Fiji’ye ne zaman tekrar geleceğimi sorusuydu. Cevaben çok zor olduğunu söylediğimde, burada artık arkadaşlarımın olduğunu ve yine gelmem gerektiğini söylemeleri ilginçti doğrusu.

Gün batımı

Akşama doğru Milie, Api ve Milie’nin bir arkadaşı ile boyumdan uzun otların içerisinden geçerek köyün hemen arkasındaki tepeye tırmandık. Bu tepeden hem köyün manzarası hem de diğer ada ve denizin manzarası heyecan verici güzellikte.

Hava çok bulutlu olduğundan görmeyi umduğum kızılımsı gökyüzünü bulamadım. Işığın sızdığı yerlerde bulutların arasına bir miktar boya gibi serpiştirilmiş kızıllık dışında bir şey olmayınca aşağı indik. Bu tepenin hemen arkasında vadide şeker kamışı, sebze bahçeleri, muz ve papaya ağaçları vardı.

Naboro-Village-Sunset

Akşam yemeğinde balık vardı ve bolca da köy ahalisinden gelip gidenler oldu, bir çoğu yemeğe ortak oldular, bazlarına ise noodle hazırlandı. Odaya geçip biraz uzanmak istedim, bu defa ki şekerleme oldu ve sinekler de olmadığından içim geçmiş güzelce uyumuştum.

Daha önce okula götürüp şarja bağladığımız laptopu gidip aldık. Yaklaşık yirmiye yakın çocuk okulun önünde çimlere oturmuş, jeneratörün ürettiği elektrik ışıklarının altında hep birlikte şarkılar söylüyorlardı. Kimisi sınıflardaki sıralara dağılmış, keyiflerine göre sohbet ediyor veya ev ödevlerini yapıyorlardı. Hissettiğim şeyin adı huzur.

Day 278: Fiji:10. Waya Lailai, Naboro Village 3.Gün, 8 Nisan 2011

6 YORUMLAR

  1. O paralara güzel ülkemin en nadide yerlerinde mülk edinebiliriz. Senede en fazla 1-2 ay kalacakları bir ev için bu denli masrafa yazık olur. Yazınızda belirttiğiniz gibi, ulaşım (uçak gidiş dönüş, adaya ulaşım), gıda ve diğer malzeme giderleri de eklenince bir albenisi kalmıyor diye düşünüyorum.

    Tabii zevk ve tercih meselesi, giden gider. Ben ülkemde kalayım. 🙂

  2. Robinson Crusoe gibi bir hayat sürmek için gezdikleriniz yerler içinde en güzel yerlerden birisi burası. Yazılarınızdan ve fotoğraflarınızdan doğallığını korumuş ender yerlerden biri olduğu anlaşılıyor.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!