Ana Sayfa Okyanusya Fiji

Naboro Köyü, Fiji: Sırtım Dağ Önüm Okyanus

Kemal Kaya
Seyahat Yazarı · 29 yıldır dünyayı keşfediyor, 16 yıldır tam zamanlı deneyimle, bizzat gezdiği yerlerin rehberlerini yazıyor
Son Guncelleme ·

Naboro Köyü, küçük Waya Adası anlamına gelen Waya Lailai Adası’nda, Fiji’nin daha az bilinen ama en gerçek yüzlerinden birine sahip. Fiji’de bazı yerler haritada küçük görünür ama vardığında zamanın akışı değişir. Burası tam olarak öyle bir yer. Büyük resortların dışında, doğrudan yerel hayatın içine giriyorsun. Elektrik sınırlı, internet çoğu zaman yok. Ama karşılığında sessizlik, doğrudan temas ve filtresiz bir ada hayatı var.

1975 öncesinde adı Namara olan köy, adanın başka bir bölümündeymiş. Dağlardan düşen kayalar köyü tehdit etmeye başlayınca, hükümet köyün yerini değiştiriyor ve bugünkü konumuna taşınıyor. Şimdi bulunduğu yer, deniz ile yüksek tepeler arasında dar bir burun. Bu konumun avantajı net: köyün hemen önünde ve çaprazında uzanan uzun ve temiz plajlar var.

Naboro Köyü

Köy, uzun otların arasında dağılmış evlerden oluşuyor. Planlı bir yerleşim yok ama bu düzensizlik bile doğal bir uyum içinde. Yukarıdan baktığında şunu net görüyorsun: manzara, köyden daha büyük. Ve köy, o manzaranın tam ortasında, en iyi noktalardan birine yerleşmiş.

Benim için burası “tatil” değil, ritmi düşürme deneyimiydi. Sabah deniz sesiyle uyanıp, gün içinde hiçbir yere yetişme zorunluluğu olmadan vakit geçirmek. Köyde hayat basit ama samimi. Eğer beklentin konfor ve lüksse burası sana göre değil. Ama yerel hayatı görmek, biraz yavaşlamak ve gerçekten kopmak istiyorsan, Naboro Köyü doğru yer.

🧭 Fiji’de bir başka adada uyandım bu sabah. Dün Kuata Adası’ndaydım. Bugün ise Fijili yerlilerle birlikte kaldığım Waya Lailai Adası’nda, Naboro Köyü’ndeyim. Yine yağmur yağıyor. Dün olduğu gibi bu gece de sabah 4 sularında çok şiddetliydi. Toprak sıcak ve kumlu; yağan suyu hızla emiyor olmalı. Yoksa o kadar yağmurla köyün çoktan su altında kalması gerekirdi.

Çocuklar okula gitmek için hazırlanıyor: Milie, Vilie, Api. Anneleri Salu pankek yapmış, kahvaltıyı hazırlıyor. Mutfağın içinde yüzlerce karasinek uçuşuyor. Adada bu kadar sinek olması açıkçası beni şaşırtıyor.


Kuata Adasından Naboro Köyüne Nasıl Gidilir

Kuata Adası, Fiji’de daha çok sırt çantalı gezginlerin uğradığı, doğayla temasın güçlü olduğu ama yine de belirli bir konfor sunan bir ada. Küçük koylar, berrak su, mercanlar ve yürüyüş parkurları ile gün hızlı akıyor. Gün içinde denize girip akşam gün batımını izliyorsun. Her şey sade ama düzenli; yani doğanın içinde ama tamamen kopuk değilsin.

Yaklaşık 1 haftadır Kuata Adası’nda kalıyordum. Yerel hayatı merak ettiğimden Naboro Köyü’ne geçmeye karar verdim.

Dün öğleden sonra teknelere doluştuk. Denizde yaklaşık yarım saat, Awesome Adventures teknesinin gelmesini bekledik. Güneşin altında parıldayan sarımsı beyaz saçları ve yüzündeki kahverengi çilleriyle albino bir Fijili çocuk, motorlu teknemizi kullanıyordu. Büyük tekne geldiğinde adadan ayrılacaklar ona geçti, Waya Lailai Resort’a gidecek olanlar ise benim bulunduğum teknede kaldı.

Waya Lailai Resort’a vardığımızda, beni bir gün önce tanıştığım Sorby karşıladı. Resortun restoranında çay ikram edildi. Ardından Sorby’nin babası ve aynı zamanda resortun şef aşçısı olan Api ile tanıştım. Akşam mesai bitince, yaklaşık 10 dakikalık motorlu tekne yolculuğuyla kalacağım Naboro Köyü’ne geçtik.

Naboro Köyü — Nerede, Nasıl Bir Yer, Ne Beklemeli?

Naboro Köyü, Fiji’nin Yasawa Adaları zincirinde yer alan Waya Lailai Adası’nda bulunuyor. Burası, klasik Fiji tatil broşürlerinde gördüğün resortlardan tamamen farklı. Haritada küçük bir nokta gibi duruyor ama sahaya indiğinde anlıyorsun: turistik değil, gerçek bir yerleşim. Adanın batı tarafına yakın konumda ve çevresi çoğunlukla mercan resifleri ve sakin koylarla çevrili.

Ulaşım kısmı biraz dolambaçlı. Önce Nadi’den kalkan teknelerle Yasawa hattına giriyorsun, ardından genelde bir resort üzerinden küçük teknelerle köye geçiyorsun. Direkt ulaşım yok. Bu da zaten burayı farklı kılan şeylerden biri. Kolay ulaşılmıyor olması, kalabalığı filtreliyor.

Köyde yaklaşık birkaç yüz kişi yaşıyor ve hayat oldukça basit ve ritmik. Evler çoğunlukla ahşap ve sac karışımı yapılardan oluşuyor. Elektrik sınırlı, bazı saatlerde kesiliyor. İnternet ya yok ya da çok zayıf. Yani buraya geldiğinde ilk fark ettiğin şey şu: bağlantı kesiliyor, temas başlıyor.

Günlük hayat tamamen doğa ve ihtiyaç üzerine kurulu. Sabah erken saatlerde hareket başlıyor. Balıkçılık, küçük tarım işleri, çocukların okula hazırlanması… Günün geri kalanı daha sakin akıyor. Zaman burada saatle değil, ışıkla ve hava durumuyla ölçülüyor.

Köyün en belirgin özelliği topluluk yapısı. Her şey bireysel değil, ortak. Yemekler paylaşılır, işler birlikte yapılır. Dışarıdan gelen biriysen kısa sürede fark ediyorsun: burada “misafir” olmak uzun sürmüyor, sistemin içine dahil oluyorsun.

Turistik beklentiyle gelirsen zorlanırsın. Çünkü burada lüks yok, seçenek yok, alternatif yok. Ama bunun yerine başka bir şey var: doğrudan deneyim. Deniz birkaç adım ötede, gece gökyüzü tamamen açık, ses yok. Bu da fark etmeden seni yavaşlatıyor.

Benim gözümde Naboro’nun en güçlü tarafı şu: filtrelenmemiş bir ada hayatı sunması. Resortta gördüğün Fiji ile burası aynı değil. Orada servis var, burada hayat var. Bu farkı görmek için bile gelmeye değer.

Ama net olayım: herkeslik değil. Konfor arayan, sürekli bağlantıda kalmak isteyen ya da planlı ilerleyen biriysen burası seni zorlar.
Ama biraz kopmak, yerel hayatı gerçekten görmek ve tempoyu düşürmek istiyorsan, Naboro Köyü doğru yer.

Naboro’da Hayat ve Günlük Rutin

Yaklaşık seksen ruhu barındıran Naboro, adanın eğitim kalbini oluşturan mütevazı bir merkez. Köyün ortasındaki ilkokul, çevre yerleşimlerden gelen çocuklarla birlikte toplam yetmiş öğrenciyi aynı çatı altında. Coğrafi engeller ve ulaşım zorlukları, bu küçük zihinleri pazar akşamından perşembe gününe dek süren yatılı bir hayata uyum sağlamaya mecbur bırakmış.

Yatakhanelere ilk baktığımda dikkatimi çeken şey sadelik oldu. Demir ranzalar, oldukça basit. Ama yer kullanımı akıllıca. Ranzalar yan yana getirilmiş ve çocuklar baş ayak olacak şekilde yan yana yatıyor. Böylece aynı alana daha fazla çocuk sığdırmışlar. Üst ranzadan düşme riski de azalıyor. Lüks yok ama işleyen bir sistem var.

Eğitim süreci Naboro’da sınıf duvarlarını aşarak günlük hayatta kalma mücadelesinin temel bir parçası. Köyün anneleri her gün sırayla mutfağın yönetimini ve çocukların bakımını bizzat üstleniyor. Akrabalık bağları tüm toplumu sarmaladığı için, görevli kadınlar birer memurdan ziyade şefkatli birer teyze gibi geldi bana.

Okulu gezerken çocukların tepkisi çok netti. Daha dersin ortasında bile kapıdan geçerken “Bula! Bula!” diye sesleniyorlar. Öğretmenler alışkın, hiç müdahale etmiyor. Ders çıkışında ise ortam tamamen değişiyor. Bir anda etrafını çocuklar sarıyor.
“Adın ne?”, “Nereden geldin?”, “İlk kez mi Fiji’desin?”
Sorular bitmiyor. Merak var ama çekingenlik yok.

Ders bittikten sonra asıl ilginç kısım başlıyor. Tüm okul bir anda organize oluyor ve çocuklar ekipler halinde temizlik yapmaya başlıyor. Sınıflar, mutfak, yatakhaneler, tuvaletler… Her şey yaklaşık 20 dakika içinde tertipli hale geliyor. Kimse bunu sorgulamıyor. Bu, sistemin bir parçası.

Ortaokul ve lise eğitimi ise adada yok. Daha büyük çocuklar, ana adaya gidiyor. Ama yine günlük gidip gelme yok. Aile bağları burada devreye giriyor. Çocuklar, hafta içi ana adadaki akrabalarının yanında kalıyor. Yani eğitim sistemi sadece okuldan ibaret değil; aile ve topluluk birlikte işliyor.

Yakındaki daha büyük köylerden biri olan Yalobi, yaklaşık 250 kişilik bir yerleşim. Oradaki okul daha büyük ama sistem aynı. Yine yatılı düzen, yine dönüşümlü olarak gelen anneler. Aradaki fark sadece ölçek.

Köyde dolaşırken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de düzen ve sadelik oldu. Bakımlı bahçeler, açık alanlar, toplanma yerleri… Gösteriş yok ama her şey yerli yerinde. Kilise önünde ise klasik çan yerine kullanılan büyük bir kütük var. Toplanma zamanı geldiğinde bu kütüğe vuruluyor.

Anaokuluna da uğradım. Yaklaşık 14 çocuk var. Öğretmenleri çocukları topladı ve birlikte şarkılar söylediler. Ama ilginç olan şu: Aynı şarkı üç farklı dilde söyleniyor. Yerel lehçe, standart Fijice ve İngilizce. Daha küçük yaşta çok dilli bir sistemin içine giriyorlar.

Köyde gezerken bazen doğa da sürpriz yapıyor. Mesela tek bir ağaçta farklı şekillerde mango veren dallar gördüm. Aşı mı, doğanın oyunu mu, kimse net bilmiyor. Ama burada zaten her şeyin açıklaması olmak zorunda değil.

Naboro’da hayat basit ama boş değil.
Kuralları az, ritmi net.
Ve en önemlisi: herkes bir şekilde bu sistemin içinde.


Zamanın Yavaşladığı Yer: Naboro Köyü

Naboro Köyünde hayatı biraz çözdükten sonra kendi düzenim de oluşmaya başladı. İlk planım 2 gece kalmaktı, ama içimde bir yer daha uzun kalmak istiyordu. Yine de gerçek şu: yağmur burada belirleyici. Hava kapandığında köyde hareket alanın daralıyor. Bu yüzden ne kadar kalacağın biraz da doğanın kararına bağlı.

Geceliğine 25 FJ$ ödeyeceğim ve 5 gün kalırsam geceliğine 20$ ödemek üzere anlaşmıştım. Ev 3 odadan oluşuyor, önceki hafta kaldığım Viseisei Köyü’ndeki Ana ve Niko’nun evine benzese de ona kıyasla oldukça temiz sayılır.

Saclardan yapılmış çok basit bir tuvalet ve duş yeri dışarıda bulunuyor. Eve ilk geldiğimde, gaz lambasıyla aydınlatılan mutfakta, yere kurulmuş sofradaki çocuklar, önlerinde çinko taslardaki çayı kaşıkla içip, yuvarlak halde hazırlanmış ve kokonat sütüne bandırılmış ekmekleri yiyorlardı. Ben de hayatımda ilk defa bir tastan çayımı kaşıkla içmeye ve lezzetli ekmeği yemeye başladım. Hemen yanımızdaki ahşap dolabın açık renkli sevimli bir fare bizi gözetliyordu. Sorby bana konserve tunalı makarna hazırlayacağını söyledi.

Kısacık saçlarıyla cinsiyetini yüzünden ayırt etmeniz zor olan, 12 yaşındaki çok meraklı ve konuşkan Milie’nin çok güzel İngilizcesi var. O kadar çok soru soruyordu ki, bu İngilizcemle hepsine cevap vermekte zorlanıyordum.

Benim kaldığım evde elektrik olmadığından, Milie ile birlikte laptopumu alıp jeneratörü olan bir eve gidip şarj olması için elektrik fişine taktık, zira. Ancak bu eve vardığımızda evdekilerin akşam dua seremonisi olduğundan bir müddet beklememiz gerekti.

Akşam yemeğimdeki tunalı makarna oldukça yavandı. Gaz lambası ışığındaki tanışmalar, sohbet ve köy hayatı hakkında aldığım bilgilerden sonra saat 11.00 gibi yeni bir ada, yeni bir gerçek köyünde uykuya daldım.

Day 277: Fiji: 9 — Waya Lailai, Naboro Köyü, 2. Gün, 7 Nisan 2011


📌 Kemal’in Notu — Mart 2026
Yıllar önce sırt çantasıyla tuttuğum bu notları bugün tekrar okuduğumda şunu net görüyorum: o gün anlamaya çalıştığım şeyleri, bugün daha iyi okuyabiliyorum. O zaman sadece yaşıyordum, şimdi ne yaşadığımı biliyorum. Bu yüzden bu satırlar, hem o günün ham hali hem de bugünün süzülmüş hali. Son Güncelleme: 30.03.2026