Scuba Junkie Backpackers’ın güzel bir kahvaltısı var. Haşlanmış yumurta, reçel ve fıstık ezmesi, karpuz, mango ve muz var. Eğer onlardan dalış satın alırsanız bu kahvaltının dahil olduğu konaklama RM20 (11 TL). Saat 8’de tekneye geçip bu küçük balıkçı kasabası Semporna’dan, dünyanın popüler dalış noktalarından Mabul Adası’na doğru yola çıktık. Yan yana dizili olmalarından dolayı Palau Tiga (Üç Ada) olarak adlandırılan adaların yanından geçip 40 dakika sonra Mabul’a vardık.

Güzel bir iskele, plajda güneş altında parıldayan beyaz kumlar, şezlong ve kamelyalar, kokonat ağaçları. Hemen yanaştığımız Scuba Junkie Resort’a ait iskelenin solunda denizin üzerinde Mabul Water Bungalows var. Bu bungalowlarda 4 gece konaklamanın maliyeti 1.400 USD. Resortun hemen arkasındaki plajda ise ada yerlilerinin kazıklar üzerine kurdukları iç içe geçmiş, derme çatma ahşap evleri bulunuyor. Lüks ve basit hayat yan yana.

İskele üzerine kurulmuş dalış ekipmanlarının olduğu yerde kendime uygun olanlarını alıp, çantamı oradaki kilitli bir dolaba bıraktım. Tekrar tekneye geçip ilk dalışımızı gerçekleştirmek için, hemen adanın yakınındaki, Eel Garden olarak adlandırılan yere geçip ilk dalışımız için kendimizi denize bıraktık. Bali Amed’deki deniz altının renkliliğinden sonra burası bana biraz yavan geldi ilk başta. Etrafta az sayıda mercan var, denizaltı hayatının da çok canlı olduğu söylenemez. Hani rengarenk mercanlar, milyonlarca rengarenk balık yok yani. Onun yerine kocaman kocaman deniz kaplumbağaları var! Kocaman diyince gerçekten kocaman, hani kollarınızı ve bacaklarınızı açsanız neredeyse o büyüklükte. Sırtına binip gezebileceğiniz kadar büyük.

Green Turtle (Yeşil Kaplumbağa) Mabul ve çevresinde rahatlıkla görebileceğiniz bir deniz canlısı.  Mabul çevresindeki denizdeki canlı hayatı çok kalabalık değil ama tür ve cins olarak çok renkli. Birbirinden farklı deniz hayatını yakından sakin sakin öğrenme, inceleme keşfetme fırsatı buldum. Daha önceki dalışlarımda etrafı güzel bir manzarayı izler gibi dalıyordum. Güzel manzaralı yollarda aracınızı kullanırken görüntünün keyfini çıkarmak gibi bir şeydi. Şimdiyse daha çok akvaryumda her bir canlıyı uzun uzun incelemek gibi bir şeydi. Şüphesiz bu farklılığı yaratan aslında dalış okulunun ekibiydi. Ekibin neredeyse tamamı Avustralyalı veya İngiliz

Teknedeyken verdikleri brifingde, nerede dalacağımız, derinlik, deniz altında neleri görebileceğimiz detaylı bir şekilde anlatıldı. Her balık için el-parmak hareketleriyle bir tanımlama yapılmış. Böylelikle deniz altında bu tariflerle hangi balığın ne olduğunu anlayabiliyorsunuz, yeni şeyler öğreniyorsunuz.

İknci dalışımızı ise Artificial Reef’te yaptık. Burada yapay oluşturulmuş ahşap kafeslerin çevresinde daldık. Bu ahşap yapıyı kendilerine sığınak olarak kullanmalarından dolayı çok çeşitli balık türlerini bir arada görebildik. Bu defa etrafımızda gümüş renkte bir dalga gibi dolaşan binlerce balık vardı. Bazen sağımızdan ve solumuzdan yanımızdan geçtiklerinde sanki denizde değil de bir cıva havuzunda yüzüyormuşsunuz hissi veriyor. Size doğru gelen binlerce bir çift göz yanınızdan mermi gibi geçiyor!

Bu dalış sonrası resorta geri döndük. Resepsiyondan anahtarımı alıp dorm odasına geçtim. Bitişik düzenden sahile dik şekilde dizili ahşap bungalovlardan 2 tanesine 2’şer ranza atıp dorm odasına çevirmişler. Kahvaltı yanında, öğlen ve akşam yemekleri dahil RM85 (50 TL). Burada bir gece kaldıktan sonra yarın için 3 dalış daha gerçekleştirdikten sonra Semporna’ya geri döneceğim. Resortta 50’ye yakın misafir var. Açık büfe tarzında verilen yemekler harika. Her an alabileceğiniz çay, kahve ve su servisi var. İnternet yok.

Üçüncü dalışımızı da yine yakında bulunan Panglima olarak adlandırılan yerde gerçekleştirdik. Çok sayıda denizaltı yaşamını ve kaplumbağaları izledik. Bu 3 dalışta toplam 5 Green Turtle gördüm.

317 Kilogramı bulan ağırlıklarıyla dünyanın en büyük kaplumbağa türleri arasında.. Erkekleri dişilerden daha büyük ve 1,5 metreyi bulan boyları var. Normal kara kaplumbağaları gibi başını kabunuğunun içine sokamayan bir türdür. Birçok deniz kaplumbağasının aksine erişkin Green Turtle deniz otları ve yosunlarla beslenen tamamen otcul bir hayvan. 2-4 yılda bir çiftleşip her defasında 100-200 arasındaki yumurtasını kazdığı plajlara bırakıyor. 2 ay sonra yumurtadan çıkan yavrular için hayat mücadelesi başlıyor. Yumurtadan çıktıkların andan denize ulaştıkları o kısacık mesafede çoğu ölüm kalım savaşı veriyor. Martılar, diğer kuşlar, yengeçler, iri kertenkeleler yavruların denize ulaşma yolculuklarında onları avlarla. Türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Geçmişte çokca eti için avlanmış ve yumurtaları insanlar tarafından yenmek için toplanmış. Tekne motoru pervaneleri yine onlar için risk saçıyor. Balıkçı ağlarına takılanlar boğularak hayatlarını kaybediyor. Adaların insanlar tarafından işgaliyle de üreme alanları risk altına girmiş. Sandakan’a 40 km uzaklıktaki Turtle Island’da bu kaplumbağaların üremeleri koruma ve kontrol altına alınmış. Akdeniz’de yaşayan en büyük Green Turtle topluluğu, ülkemizde çukurova yakınlarında Akyatan Lagünü’nda bulunuyor.

Dalış sonrası Resort’a geri dönüp defterimi doldurduk. Ne kadar da çok deniz canlısı türü ve çeşidi görmüşüm! Sayfa yazmak için yetmedi. Yarın için 3 dalışım var ve bunu farklı yerde yapmak istediğimi söyledim. Şanslı olduğumu, yarın için Siamil Adası’na turları olduğunu ve buna katılabileceğimi söylediler.

*Mabul denizaltını gösteren fotoğraflar internetten alınmıştır. 

Day 435, Borneo:23. Mabul Island, 13 Ekim 2011, Perşembe

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!