Seyahatim boyunca birçok aktivite yaptım: Bungee jumping, skydiving, trekking, dalış, kamp, kano ile dolaşmak… ancak hiç balığa gitmemiştim. Tazmanya’da helpx işi için evlerinde kaldığım Bruce ile balığa gitmeye niyetlenmiştik, fakat teknesinin bataryası bittiğinden hevesim ayrım kalmıştı. Kısmet Bali’ye oldu.

Dün balık yediğimiz restoranın sahibinin kendi balığını kendisi yakaladığını öğrenince, yol arkadaşımla Hollandalı Farid ile birlikte bu sabah için ona katılmaya karar vermiştik. Sabah 6’da balıkçı Wayan ile oltalarımızı denize salmış sessizce balık avlıyorduk. Wayan ve eşi biri yol üstünde ve biri de bu deniz kıyısındaki küçük restoranı işletiyorlar. Kendisi hava durumu ve keyfi yerindey ise sabah 6-11 arası, akşam ise 6-9 saatleri arasında balığa gidiyormuş.

Burada kullanılan balıkçı tekneleri uzun ince kano şeklinde, kanoyu dengede tutmak için de örümcek ayakları gibi olan sağda ve solda 2 tane dengeleyici ağaç bulunuyor. Bu ağaçların içi boş ve papaya ağacından yapılmış. Kıyının 1 km kadar uzağında balığımızı tutmaya başladık. Henüz balık tutmaya başlamıştık ki balıkçı Wayan ilk balığı kahkaha ve şarkı söyleyerek kanoya çekti. Boyu ancak bir karışı bulan küçük balık sonrası sonrasında Wayan 2 tane daha ve Farid ise 1 tane yakaladı. Neredeyse 3 saat harcamıştık ama ben hiç balık tutamamıştım. Topu topu 4 tane küçük balık yakalanmıştı.

Kıyıda güçlü bir akıntı var, her 15 dakikada bir Wayan motoru çalıştırıp kıyıya yakın bir yerlerde motoru durduruyordu. Benim sıramdı ve her olta iğnemde bir balık olmak üzere bir defada 3 balık yakaladım. Balıklara kıymak zor oldu hani, en büyüğü benekli kıpkırmızı bir balık diğeri, sanırsınız Fenerbahçeli, sarı ve lacivert şeritleri vardı. Diğeri ise Farid ve Wayan’ın yakaladığı balık olan Sniper idi. Dört saat süren balıkçılık maceramızın sonucunda ancak 7 küçük sevimli balık yakalayıp geri döndük.

Sabah yapamadığımız kahvaltımızı yapıp, bardaki minderlerde tembelce uyuduk. Geldiğimiz günden bu yana restoranının önünden geçerken hep ısrarlı bir şekilde bizi davet eden bir kadının restoranına gittik. Yine orada Belçikalı bir dalış hocasıyla sohbet ettikten sonra Jukung dalış okuluna gidip satranç oynadık. Bu defa ilginç bir şekilde oyunu berabere bitirdik, kazanan olmadı.

Geleneksel yöntemle denizden tuz elde etmek, Amed’te bazı ailelerin geçim kaynağı. Özellikle kuru mevsim olan Temmuz ve Ağustos arasında yapılan bu iş için, deniz suyu kovalarla taşınıp özel olarak hazırlanmış tarlalarda 3 gün buharlaştırılıyor. Buharlaşan su sonrası ince bir katman halinde kalan, toprakla karışık  ham tuzlar alınıp, yine özel yapılmış ters koni şeklindeki bambu kaplarda sıkıca bastırılarak yerleştiriliyor.

Bu koninin altına, içi oyulmuş hindistan cevizi ağacı gövdeleri yerleştiriliyor. Koni içerisine deniz suyu eklenip, tuzu eritip süzülerek gelen su bu ağaç gövdelerinde, tropikal güneş altında buharlaştırılıp tuz kristalleri elde ediliyor. Tuzların bir bölümü, küçük kutular ve keseler içerisine konup, sokakalarda çocuklar tarafından turistlere satılıyor.

Dönüşte yolda yalnız yürüyüşe çıkmış Kanadalı Caroline ile tanışıp önce birlikte Amed Hindu Tapınağına gittik. 12 gün sürecek olan seremoninin 6 günüymüş ve biz tapınağa vardığımızda yüzünde maske olan biri müzik eşliğinde dans ediyordu. Biz de kendimize yer bulup diz çöktük, Wayan adlı 16 yaşında bir kız bize arkadaşlık edip törenler, seremoni ve nasıl ibadet edildiğini gösterdi.Biz de onun yaptıklarını aynısını yaptık. İki elinizin avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirip, işaret ve orta parmağınızın arasına, kamışlardan yapılmış küçük basketin içerisindeki çiçekleri alıp alnınızın hizasına kadar havaya kaldırıyorsunuz ve gözlerinizi kapatıp başınızı da öne eğiyorsunuz. Sonrasında sesli olarak dua okuyan kutsal adamın dediklerine göre, parmakların arasındaki çiçeklerden biraz saçınızın bağlandığı yere, sonra da sol ve sağ kulaklarınızın üzerine koyuyorsunuz.

Bu seremoni sonrası tapınağın arka bahçesinde bize hazırlanmış yiyeceklerden ikram edildi, çıkışta küçük miktarda bağışta bulunduktan sonra oradan ayrıldık. Bali Hinduizm’i kendine münhasır,  gerek seremonileri gerekse içeriği ile özgün motifler taşıyor. Diğer yandan tapınağın bahçesinde çoluk-çocuk, kadı-erkek oturmuş bir çeşit kumar oynuyorlardı.

Hinduizm Seremoni

Akşam yemeği için balıkçımızın restoranına gidip, sabah avladığımız balıkları yedik. O sevmli balıkların şimdi tabağımızda pişmiş olarak önümüzde olması doğrusu beni biraz huzursuz etti. Balık yerim, ancak çok da düşkün olduğum söylenemez.

Sabah balığa çıktığımız Wayan ile sohbet edip Bali içkisi arak içtik. Onun balıkçı bir kardeşi daha olduğunu öğrenince de aklımıza başka fikirler geldi. Biraz da çılgınca! Yarın, lokal bir balıkçı teknesiyle, popüler bir tatil merkezi olan Gili Adaları’na doğru uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verdik. Bu hem riskli hem de heyecan verici bir yolculuk olacak sanırım. Küçük balıkçı teknesiyle denizde 40 km yol aşmamız gerekecek, kulağa ürkütücü gelmiyor değil hani.

Odamıza dönüp henüz uyumuştum ki beni Farid uyandırdı. Farid’in sırt çantasından kemirilme sesleri geliyordu. Örümcekler, hamam böcekleri ve akrepten sonra odamızın bu geceki misafiri bir fareydi. Farid ışığı açıp çantasına dokunmasıyla, farenin zıplayıp kaçıp üst kata çıkması bir oldu. Bize rahat yok Amed’te bunu anladık, gülüp geçtik. Tekrar uyumaya çalışırken bu defa fare benim çantamın ziyaretçisiydi. Çantamdan ses geliyordu, ama kontrol ettiğimde ben bir şeyler bulamadım. yarın bizi macera bekliyor, boş verip uyuduk.

Day 355: Endonezya:13 Amed, Bali, 25 Temmuz 2011

1 YORUM

  1. Balık tuttukları çakma tekneler. 🙂 Enteresanmış cidden, İnsan onda kendini güvende hissetmez her şeyden önce, ayaklarının olmasından bahsetmiyorum

    Diğer yandan;
    Balık avı tutkudur Kemal bey, tabağınızda görünce hüzünlenmenizi duygusallığınıza bağlıyorum. 🙂 Sık sık (Bu ara gidemedim ama) balığa giden biriyim. Gerek tekneden gerekse İstanbul Boğazı’ndan mevsimine göre istavrit, lüfer, kefal, palamut tutar ve bir güzel yeriz. Aslında karıncayı incitemem ama söz konusu balık olunca acıyasım gelmiyor nedense. 🙂

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!