Tire, yemyeşil dokusu arasında sessizce nefes alan bir ilçe. İzmir kent merkezine 80 km mesafedeki bu sakin köşe, tarih boyunca çok sayıda uygarlığın izlerini topraklarında saklıyor. Yeşilin her tonunu barındıran doğası nedeniyle ‘Yeşil Tire‘ diye anılan bu yer, özellikle şehrin gürültüsünden sıyrılmak isteyenler için nefes alınacak bir durak. Tire, modern turizmin kalabalığından uzak, Ege’nin gerçek yaşamını hissedebileceğiniz bir gezi noktası; hem huzurlu hem de keşfetmeye değer.
Her salı kurulan renkli pazarı, ağızda iz bırakan şiş köftesi, dağlardan toplanan otlarla hazırlanan yemekleri ve sessizce bekleyen tarihi yapılarıyla İzmir çevresinde gezilecek yerler listenize dahil etmeniz gereken bir İzmir ilçesi. Ege’nin bereketli toprakları üzerinde kurulan bu yerleşim, bölgenin en köklü tarım merkezlerinden biri olma özelliğini hâlâ koruyor.

Tire’ye ilk adım attığınızda gözünüzü alamayacağınız bir yeşillik karşılıyor; zeytin ağaçlarının gümüşi yeşili, çam ormanlarının koyu tonları ve patikaların kenarındaki tarım alanları… Kasabanın kendine has yaşam ritmi, pazarda yankılanan esnaf sesleri ve köylerden gelen mis gibi ot kokuları, burayı sadece gezi için değil, kısa bir nefes molası için de cazip kılıyor. Özellikle Salı günleri kurulan Tire Pazarı, sadece alışveriş değil, bölgenin kültürel dokusunu deneyimlemek için de eşsiz bir fırsat.
Tire’nin güzellikleri kadar küçük eksikleri de var. Bazı tarihi yapılar, örneğin Tahtakale Hamamı veya Theos Mozolesi, restorasyon eksikleri nedeniyle tam potansiyelini yansıtmıyor. Yine de kasabanın dokusu ve yaşayan kültürü, bu eksikleri kapatıyor; tarihi hamamın önündeki dükkanlar, halkın günlük yaşamı ve pazardaki çeşitlilik ziyaretçiye canlı bir deneyim sunuyor.
Tire Gezi Rehberi: Tarih, Doğa ve Ege’nin Ruhu
Tire, İzmir’in güneydoğusunda, tepelerin arasına sığmış kırsal bir kasaba. Bu bereketli topraklar çağlar boyunca farklı uygarlıkların gözdesiydi – Hitit’ten Bizans’a kadar herkes buranın değerini anlamış. Her uygarlık kendi izini bırakıp gitmiş, Tire de bu katmanlı geçmişi bugün sessizce taşıyor.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ‘Şehri Muazzam Tire’, bazı kaynaklarda ‘Keşişler Yöresi’, kimi zaman ‘Eski Tahte Şehri’ olarak geçen bu yer, 1908’de ‘Ulemalar Yatağı’ diye anılmış. Her isim, farklı dönemlerin burada bıraktığı izleri anlatıyor.
Tam kuruluş tarihi kaybolmuş zamanlarda kalmış olan Tire‘nin en eski izleri MÖ 2 binli yıllara uzanıyor. Hititlerden kalma kaynaklarda Tyhra, Thira, Thyroıon gibi isimlerle geçiyor – hep aynı anlam: kale, hisar. Roma döneminde Arkadiapolis olmuş, yani ‘şehir’ statüsü kazanmış.
1426‘da Osmanlı topraklarına katılan Tire, o dönemde devletin gözde yerlerinden biriydi. Ekonomik ve kültürel zenginliği sayesinde ayrıcalıklı bir konumu vardı. Kurtuluş Savaşı sonrası İzmir’e bağlanan ilçe, geçmişin izlerini bugüne taşımaya devam ediyor.
Kaplan Köyü’nden Ali Baba Tekkesi’ne, Necip Paşa Kütüphanesi’nden Tahtakale Hamamı’na kadar tarihin farklı katmanlarını görebileceğiniz yerler sizi bekliyor. Tire Müzesi bu zengin geçmişin özetini sunuyor. İlçe merkezindeki lokantalar ise o ünlü şiş köfte deneyimini yaşatmaya hazır.
Ağızda dağılan Tire şiş köftesi, taze süt ürünleri ve dağlardan toplanan otlarla yapılan yemekler gastronomi meraklılarını buraya çekiyor. Her salı günü kurulan pazar yerel üreticiyle ziyaretçiyi buluşturan canlı bir alan. İlçenin adını ülke geneline duyuran Tire Süt Kooperatifi ise buranın en tanıdık markası.
Tire Gezilecek Yerler 📌
Tire, İzmir’in tarih kokan ilçelerinden biri ve özellikle yavaş şehir ruhunu hissetmek isteyenler için harika bir kaçamak. İlk adımınızı attığınızda dar sokaklarda dolaşırken hem Osmanlı hem de Rum mimarisiyle örülmüş eski taş evleri fark ediyorsunuz. Tire’nin en büyük avantajı yürüyerek keşfetmeye çok uygun olması; ama çevre köyleri ve doğal alanları görmek istiyorsanız araba şart diyebilirim.
İlçenin kalbi olan Tire Çarşısı, pazarı ve Tahtakale’deki eski dükkânlarıyla sizi adeta geçmişe götürüyor. Pazarda taze meyve, sebze ve el yapımı ürünleri görebilir, yöresel peynir, zeytin ve ekmek çeşitlerini tadabilirsiniz. Özellikle Cuma günleri kurulan ünlü Tire Pazarı’nı kaçırmayın; burası hem alışveriş hem de yerel hayatı gözlemlemek için mükemmel.
Tire’de mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri Tire Saat Kulesi ve çevresindeki eski camiler. Bir de Kırkpınar Hamamı ve eski bedesten bölgesini gezmek hem tarih hem de mimari açıdan sizi tatmin edecek. Eğer biraz da doğa istiyorsanız, ilçeye bağlı Süller Köyü ve Değirmenköy gibi köyleri keşfedebilir, kırsal yollar boyunca yürüyüş yapabilir ya da fotoğraf çekebilirsiniz.
Aktiviteler açısından Tire sizi şaşırtıyor: at çiftlikleri, bisiklet turları, zeytin ve üzüm bağlarında kısa keşifler yapabilirsiniz. Küçük kafelerde oturup kahve içerken etrafı gözlemlemek, köy yaşamını yakından görmek ve akşamüstü güneşinde çarşıda dolaşmak Tire’nin ruhunu hissetmenin en iyi yolları. Benim tavsiyem, bir gününüzü çarşıya, diğer günü köy ve doğaya ayırarak Tire’yi tam anlamıyla yaşayın.
1. Kaplan Köyü – Asırlık Ağaçlar Arasında Dağ Köyü

Kaplan Köyü, asırlık kestane, ceviz ve çınar ağaçları arasında saklı bir dağ köyü. Yeşilin binbir tonu arasında, tatlı su kaynaklarının yanı başında, bölgenin en meşhur noktalarından biri olan Kaplan Dağ Restoranı bulunuyor. Burası sadece doğa yürüyüşü ya da nefes almak için değil, otantik Ege mutfağını deneyimlemek isteyenler için de ideal bir durak.
Kestane ve ceviz ağaçlarının gölgesinde, insanın kendi sesini bile duyabildiği bir huzur noktası. Köyün dar yollarında yürürken burnuna gelen o odun ateşi kokusu, seni çocukluğundaki o en sahici sofralara götürecek. Burada yiyeceğin bir tabak otlu gözleme, lüks restoranların tüm menülerinden daha dürüst bir lezzet sunar.
Restoran, Türkiye’nin en iyi 10 restoranı listesine girmeyi başarmış; menüsü ise bölgesel ot yemekleri ve yöresel tatlılarla dolu. Kabak çiçeği dolması, lor tatlısı, Tire köftesi ve ot kavurması mutlaka denenmeli. Gelmeden önce rezervasyon yaptırmanız şart; hafta sonları özellikle kalabalık oluyor. Buraya geldiğinizde hem doğanın içinde kayboluyor hem de lezzetli bir ziyafet çekiyorsunuz.
2. Tarihi Arasta Ve Unutulan Zanaatlar 🔨
Tire’nin kalbi, o daracık sokaklara gizlenmiş Arasta’da atar. Keçecilerin yünü döverken çıkardığı o ritmik ses, semercilerin deri kokusuyla birleşir. Bu dükkanlar birer müze değil, son temsilcilerinin elinde can çekişen ama hala direnen birer kaledir. Ustaların nasırlı ellerine bakarken, bir nesnenin sadece fabrikadan değil, ruhun derinliklerinden nasıl çıktığını göreceksin.
UYARI: Tire’nin meşhur Tire Köftesi‘ni denemek için en turistik olanı değil, yerel esnafın öğle arasında kuyruğa girdiği o küçük dükkanları bulmaya çalış. Gerçek lezzet, gösterişli tabelaların arkasında değil, yağlı kağıtların üzerindedir.
3. Tire Pazarı – Her Salı Yaşanan Büyük Buluşma

Tire Pazarı, ilçenin sokaklarını tamamen kaplayan, her hafta salı günleri kurulan devasa bir pazar. Öyle ünlü ki İzmir, Selçuk ve Kuşadası’ndan ziyaretçiler buraya akın ediyor. Sabah erken saatlerde okunan ‘Pazar Duası’ ile esnaf bolluk, bereket ve kazanç için tezgahlarını açıyor; bir yandan da siz kendinizi tarih ve kültürün içinde buluyorsunuz.
Toplamda 1,700’den fazla tezgah, mevsimine göre farklı otlar, sebzeler ve taze ürünler sunuyor. Bunun yanında iğne oyaları, kanaviçeler, keçe ve urgan gibi nadir el işi ürünleri de pazarda karşınıza çıkıyor. Sadece alışveriş değil, burası aynı zamanda Tire’nin yaşayan kültürünü hissetmek ve fotoğraf kareleri yakalamak için harika bir yer.
Eğer bir Salı günü buradaysan, Türkiye’nin en büyük açık hava pazarlarından birine şahitlik edeceksin demektir. Ama bu sadece bir alışveriş yeri değil; köylü kadınların dağlardan topladığı şevketibostan, radika ve ısırgan otlarının topraklı kokusunun sokağa yayıldığı bir ritüel. Pazarda yürürken duyduğun sesler, sadece bir ticaretin değil, bin yıllık bir Ege kültürünün haykırışıdır. Bir sabahını mutlaka bu kalabalığın içinde kaybolmaya ayır.
4. Yoğurtluoğlu Külliyesi – 15. Yüzyıldan Günümüze

Tire’de 15. yüzyıldan günümüze ulaşan en eski yapılardan biri Yoğurtoğlu Külliyesi. Kurucusu Yoğurtoğlu Mustafa Bey olan külliye, halk arasında Yavukoğlu Camii olarak da biliniyor. Kompleks, harem, geniş bir avlu, kütüphane odası ve 14 medrese odası ile dönemin kültürel ve eğitim yaşamını gözler önüne seriyor.
Uzun bir restorasyon sürecinin ardından 2005’te yeniden ibadete açılan cami, daha önceleri yoksullara barınak olarak hizmet vermiş. Bugün ise geleneksel mimarisi ve nefes aldıran avlusu ile Tire ziyaretinde mutlaka görülmesi gereken duraklardan. Burada birkaç dakikanızı ayırıp avluda dolaşmak, taş işçiliğini ve medrese odalarının sessizliğini hissetmek, ilçenin tarihine dair en güzel ipuçlarını sunuyor.
5. Necip Paşa Kütüphanesi – 200 Yıllık Bilgi Hazinesi

Necip Paşa Kütüphanesi, Tire’nin kültürel mirasının en değerli köşelerinden biri. 1827’de Gürcü Mehmet Necip Paşa tarafından yaptırılan bu yapı, ülkemizde kütüphane olarak inşa edilen en eski binalardan. Paşa, saray bağlantısı sayesinde biriktirdiği değerli kitapları kütüphaneye bağışlamış ve uzun ömürlü olması için vakfiye kurmuş.
Bugün kütüphane, Necippaşa Vakfı tarafından özel olarak korunuyor. Ziyaretçiler, 671 ciltlik özel koleksiyon ve toplamda yaklaşık 9 bin basılı kaynağı görme şansına sahip. Tarihi atmosferiyle mekân, Tire’de kültür meraklılarının uğramadan geçmemesi gereken duraklardan biri. Avlusunda kısa bir tur atmak, kitapların arasında geçmiş yüzyılların havasını hissetmek, gezinin farklı bir boyutunu ekliyor.
6. Ali Baba Tekkesi – Bektaşi Geleneğinin İzleri

Ali Baba Tekkesi, Anadolu’daki Ahilik geleneğinin ve Bektaşi kültürünün yaşayan izlerinden biri. Evliya Çelebi, burada yaşayan Ali Baba’dan “Ahi Babası” olarak söz etmiş. Tekkede çeşitli Bektaşi babalarının mezarları da bulunuyor; her adımda tarih ve maneviyat hissediliyor.
Tepedeki konumu sayesinde tekke, aynı zamanda bölgenin en gözde piknik alanlarından biri. Bakımlı arazisi ve doğal ortamı, ziyaretçilere hem dinlenme hem de doğayla iç içe vakit geçirme imkânı sunuyor. Buraya geldiğinizde birkaç dakikalık bir mola, hem kültürü hissetmek hem de manzaranın tadını çıkarmak için yeterli.
7. Tire Müzesi – Roma’dan Osmanlı’ya Katmanlı Geçmiş

Tire Müzesi (Tire Arkeoloji ve Etnografya Müzesi), ilçenin tarihini Roma döneminden Osmanlı’ya kadar uzanan bir perspektifle günümüze taşıyan nadir duraklardan biri. Müze, arkeoloji ve etnografya olmak üzere iki ana salonda taşınır kültür varlıklarını sergiliyor; bunun içinde 3500 – 1100 MÖ dönemlerine ait heykeller, mezar stelleri, mermer lahitler ve pişmiş toprak eserler yer alıyor. Osmanlı dönemine ait el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, kıyafetler, çeyiz sandıkları, seramikler, savaş aletleri ve vitray pencereler de burada görülebiliyor.
Tire Müzesi’nin adres bilgisi ve ziyaret saatleri resmi kaynaklara göre şöyle: Müze normal koşullarda hafta içi her gün 08.30 – 12.30 ve 13.30 – 17.30 arasında ziyaret edilebiliyor; yalnızca pazartesi günü kapalı. Müze, özellikle yaz ve kış sezonlarında aynı saatlerle açık kalıyor ama kapı saatleri bazen değişebiliyor.
🔐 Giriş Ücreti: Resmî müze tarifelerinde Tire Müzesi hâlen ücretsiz giriş uyguluyor. Yani müze kart ya da bilet ücreti gerekmiyor; sadece kapı saatlerine dikkat etmeniz yeterli.
Tire Müzesi, günlük gezi rotanızda akıntılı bir tarih yürüyüşü gibi; sokaklarda dolaşmanın ötesinde, Anadolu’nun binlerce yıllık katmanlarını bir arada hissediyorsunuz. Roma döneminden kalma mermer sütun başlıkları, Osmanlı dönemine ait kıyafetler ve dönem eserleri arasında dolaşırken, Tire’nin yüzlerce yıl boyunca nasıl bir kesişim noktası olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
📍 Not: Bazı kaynaklarda müzenin geçici olarak kapalı olduğuna dair bilgiler yer alıyor, ama resmî müze listelerinde hâlâ aktif olarak görünmekte; gezi planınızdan önce yerel kültür müdürlüğü ile saat bilgilerini teyit etmek her zaman faydalı olur.
8. Tahtakale Hamamı – Mimari İnceliklerle Dolu Hamam

Tahtakale Hamamı, Tire’nin en seçkin hamamlarından biri olarak öne çıkıyor. Halil Yahşi Bey tarafından yaptırılan yapı, tuğla işçiliği ve simetrik mimarisiyle dikkat çekiyor; benzeri ilçede nadir bulunuyor. Zamanında yangınla zarar görmesine rağmen yapılan restorasyonla yeniden hayat bulmuş. Bugün hamamın bir bölümü mağaza ve Beledi dokuması tezgahlarına ev sahipliği yapıyor, böylece ziyaretçilere hem tarih hem de kültürel dokuyu bir arada sunuyor.
Hamama geldiğinizde, eski taş ve tuğla detayları, kemerler ve kubbelerin zarif uyumunu gözlemleyebilir, Tire’nin geçmişteki mimari inceliklerini yakından hissedebilirsiniz. Burada sadece bir hamam değil, aynı zamanda yaşayan bir kültür mirasıyla karşılaşıyorsunuz.
9. Theos Mozolesi – Gizemli Anıt Mezar

Theos Mozolesi, Tire’nin Halkapınar köyünde sessizce duruyor ve ziyaretçilerini tarihî bir gizemle karşılıyor. Anıt mezarın kime ait olduğu hâlâ net değil; bazı kaynaklar, MÖ 246’da Efes‘te yaşamış Selevkos Devleti krallarından II. Theos adına yaptırıldığını öne sürüyor. Çevresinde ise arkaik çağdan kalma bir tümülüs yer alıyor, bu da mezarın sadece mimari değil, aynı zamanda arkeolojik bir değer taşıdığını gösteriyor.
Mezarı ilk kez gördüğünüzde dikkatinizi çeken şey, büyük kaide üzerine yerleştirilmiş yapının hâkim duruşu oluyor. Çatısındaki dekoratif grifonlar ve taş vazo tasvirleri, dönemin sanat anlayışını ve sembolizmini ortaya koyuyor. Lahdin üzerindeki yarı uzanmış figür ise, mezarın sahibini temsil ettiği düşünülüyor; ancak yüzeyi zamanla aşınmış ve bazı detaylar kaybolmuş, bu nedenle tam olarak yorumlamak zor.
Theos Mozolesi’nin olumlu yönü, Tire’deki diğer tarihi yapılar arasında nadir bir örnek olması ve Antik Dönem mimarisini canlı bir şekilde yansıtması. Ancak olumsuz yanı, bölgedeki bakım eksiklikleri ve yeterli bilgilendirme tabelalarının olmaması; bu nedenle ziyaretçiler çoğu detayı kendi gözlemleriyle anlamaya çalışıyor. Yine de tarih meraklıları ve fotoğraf tutkunları için kesinlikle görülmesi gereken bir nokta.
Kısa bir ziyaretle hem Tire’nin antik geçmişine dokunabilir hem de Anadolu’daki Selevkos etkisini yerinde gözlemleyebilirsiniz. Ortalama olarak 20-30 dakikalık bir zaman ayırmak yeterli oluyor; ancak fotoğraf ve çevreyi keşfetmek isterseniz 45 dakikayı da gözden çıkarabilirsiniz.
Tire Nerede 📍
Tire, İzmir’in güneydoğusunda, Ege’nin iç kesimlerine saklanmış bir vaha gibi duruyor. Doğusunda Ödemiş, kuzeyinde Bayındır, batısında Torbalı ve Selçuk, güneyinde ise Aydın’ın Germencik, İncirliova ve Efeler ilçeleri yer alıyor. Ana yolların kenarından geçerken fark etmeyeceğiniz türden bir yer; belki de bu yüzden yaşayan bir kasaba atmosferini ve Ege’nin özgün dokusunu hâlâ koruyor.
Haritada parmağınızı takip ettiğinizde, dağlar arasında sıkışmış bu küçük vaha, hem tarih hem doğa hem de zanaat açısından sizi bekliyor. Özellikle pazarları, tarihi yapıları ve doğal güzellikleri ile Tire, Ege’nin keşfedilmeyi bekleyen saklı köşelerinden biri.
Tire’de Ne Yenir? – Eski ve Meşhur Mekanlar
Tire, İzmir’in Ege ruhunu en saf haliyle hissettiren yerlerden biri. Benim gözümde burası sadece tarihi çarşısıyla değil, aynı zamanda mutfağıyla da gezginleri cezbediyor. Burada yemek demek, sadece karnınızı doyurmak değil; kuşaktan kuşağa geçen tarifleri, samimi dükkanları ve yılların lezzetini tatmak demek.
Tire Kebabı ve Et Ürünleri: Tire’nin en meşhur lezzeti tartışmasız Tire Kebabı. Özellikle Tire Kebabı Evi ve Mehmet Usta’nın Yeri, yıllardır değişmeyen tarifleri ve kuzu etlerinin tadıyla öne çıkıyor. Etler o kadar yumuşak ve lezzetli ki, yanında gelen lavaş ve közlenmiş biberle birleşince basit bir öğle yemeği bile unutulmaz oluyor.
Tandır ve Sac Yemekleri: Köy tandırında pişen etleri denemek isterseniz Hacı Tandır veya Kebapçı Hasan Usta’ya uğrayın. Sac kavurmalar ve tandır çeşitleri hem doyurucu hem de yöresel lezzetin tam anlamıyla sunulduğu deneyimler. Buralarda yemek sadece tat değil; bir kültür aktarımı gibi, kuşakların emeğini hissediyorsunuz.
Tire Pidesi ve Börekleri: Kahvaltı veya hafif atıştırmalık için Tire Pidecisi ve çarşı içindeki eski fırınları öneririm. İçi bol peynirli, çıtır pideler, Ege’nin taze otlarıyla birleşince güne başlamak için mükemmel bir seçenek. Börekler ise özellikle sabah erken saatlerde fırından yeni çıktığında en lezzetli hâlini alıyor.
Tatlı ve Şekerleme: Tire’nin cevizli baklava ve şekerlemeleri de mutlaka denenmeli. Tire Şekerleme gibi eski ve meşhur dükkânlarda sadece tatlı değil, Ege’nin el emeği hikayesini de tadıyorsunuz.
Blogger Notu: Benim favorim sabahın erken saatlerinde çarşıya karışmak; fırından yeni çıkmış pidelerin kokusu, eski taş dükkanların samimi atmosferi ve Tire insanının sıcak sohbeti… Mekânların çoğu nesiller boyu aynı tarifleri koruyor; bu da lezzeti güvenilir ve unutulmaz kılıyor.
İster birkaç saatlik bir gezi, ister tam bir gün ayırın; Tire mutfağı hem damağınızı hem de ruhunuzu doyuracak.
Tire Nasıl Gidilir ✈️
Tire‘nin ulaşımda biraz dışlanmış olması, aslında onun en büyük avantajı. İşlek otoyolların gürültüsünden uzak, sakin bir rota izlemeniz gerekiyor. Bu “sıkıntı” sayesinde, ilçe otantik dokusunu kaybetmemiş. İzmir ve Aydın‘dan otobüs, dolmuş ve trenle doğrudan bağlantı var ama biraz sabır gerekiyor.
Uçakla: En yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes – aralarında 79 km mesafe var. Havalimanından İzmir Otogarı‘na gidip dolmuş tutabilir, ya da İZBAN treniyle Gaziemir Semt Garajı‘na ulaşıp oradan Tire dolmuşlarını yakalayabilirsiniz. İkinci seçenek genellikle daha pratik oluyor.
İzmir’den: İzmir Otogarı‘ndan haftanın 7 günü düzenli dolmuşlar var – yaklaşık 1.5 saatte varırsınız. Gaziemir Semt Garajı‘ndan daha sık sefer var ve 1 saatte ulaşıyorsunuz. Yerel halk genellikle Gaziemir rotasını tercih ediyor, daha güvenilir.
Arabayla: İzmir-Aydın Otoyolu‘nu kullanıp Selçuk çıkışı‘ndan devlet yoluna girmeniz gerekiyor. İzmir’e 97 km (1 saat), İstanbul’a 526 km (5 saat 40 dakika), Ankara’ya 573 km (7 saat 15 dakika). Yol boyunca zeytinliklerin arasından geçerken, şehrin koşturmasından uzaklaştığınızı hissedeceksiniz.
Tire, “Yeşil Tire” unvanını fazlasıyla hak ediyor; sadece doğasıyla değil, tarihî dokusu ve canlı pazarlarıyla da sizi içine çekiyor. Kaplan Köyü’nün asırlık ağaçları, Tire Pazarı’nın renkli tezgahları, Yoğurtoğlu Külliyesi’nin sakin avlusu, Ali Baba Tekkesi’nin Bektaşi izleri ve Tire Müzesi’nin katmanlı tarih anlatısı… Hepsi bir araya gelince, Tire’de yalnızca gezmek değil, yaşamak gerekiyor.
Buraya birkaç saatlik bir kaçamakla gelmiş olsanız bile, kasabanın ruhunu ve doğasının dinginliğini hissetmek mümkün. Hem doğal hem kültürel mirasıyla İzmir’in en özel köşelerinden biri olan Tire, Ege’nin saklı hazinelerinden. Rotanıza eklediğinizde, hem gözünüz hem ruhunuz doymuş olarak ayrılacaksınız.
“Tire Gezilecek Yerler rehberi: Doğası, tarihi ve canlı pazarlarıyla İzmir’in saklı cenneti Tire’yi keşfedin.”




