Ana Sayfa Blog

685 Günlük Dünya Turumdan Dönüşümün Hikâyesi: Neden Geri Döndüm?

67669

Gezilecek, görülecek, keşfedilecek ne çok yer var. Ölmeden önce görmek için kafamda hâlâ uzun bir liste vardı.
Peki ben neden döndüm?

Açık söyleyeyim, her şey biraz Vietnam meselesiyle başladı.

Türk pasaportuna kapıları neredeyse kapalı olan Vietnam’a gitmek için epey uğraştım. Sonunda bir yol buldum ama karşıma çıkan tablo netti: yaklaşık 250$ vize, üstüne sadece uçakla giriş zorunluluğu ve 300$’ı bulan bilet. Daha ülkeye adım atmadan 500–600$ harcamaya niyetim yoktu. Vazgeçtim.

Laos ve Kamboçya’yı görmüştüm. Vietnam’ı ileri tarihe erteleyip Myanmar’a gitmeye karar verdim. Bangkok’taki elçiliğe gittim, pazartesi günü kapalıydı. “Yarın gelirim” dedim, bari uçak biletini alayım… fiyatlar uçmuştu.

Bangkok Hat Yai Train
Bangkok-Hat Yai Yataklı Tren Yolculuğu, 20 Saat

Yaklaşık 2 Yıllık Dünya Turumdan Neden Geri Döndüm?

Myanmar o yıl kapılarını yabancı turistlere açmıştı. 2012 programlarının dolu olduğunu okumuştum. Yine de niyetliydim. Ödeme ekranına geldiğimde Akbank’tan Turkcell hattıma gelmesi gereken güvenlik şifresi bir türlü gelmedi. Bileti alamadım.

“Bari otel rezervasyonu yapayım” dedim. Otel sayısı az, fiyatlar 100$’dan başlıyor. Üstelik girişte birkaç günlük rezervasyon göstermen öneriliyor. Benim gibi ekonomik seyahat eden biri için uçak da pahalı, otel de pahalı. Üstelik muson sezonu başlamıştı. Bu maliyetlerle yağmur altında Myanmar gezmek içime sinmedi.


Samsung Tableti ve Singapur Yolu

Bir yılın sonunda kendime hediye olarak Singapur’dan aldığım Samsung Galaxy 10.1 Tabletin ekranında boydan boya bir çizgi çıktı. Bangkok’taki servise gittim.
“Uluslararası garanti yok. 400 TL’ye değiştiririz.”

Singapur yolu görünmüştü.

Tayland vizem vardı. Önce kuzeye, Chiang Mai’ye gittim. Birkaç gün sonra Bangkok’a döndüm. Vize bitmek üzereydi. 20 saatlik trenle Hat Yai’ye geçtim. Ama ne yapacağımı bilmiyordum.

Otobüs terminalinde Fransız bir arkadaşla karşılaştım. O da kararsızdı. Ardından trende gördüğüm yaşlı bir Alman ve Güney Amerikalı kız arkadaşı çıktı karşıma. Langkawi Adası’na gidiyorlardı. Birkaç dakika sonra ben de onlarla birlikte Malezya sınırındaki Satun’a doğru gidiyordum.

Langkawi’de 2 gün kaldım. Sonra yine sırt çantamı taktım. Yine plan yok. Karşımda nihai bir adres olarak Singapur duruyordu ama direkt gitmek istemiyordum. Kuala Perlis terminalinde seçeneklere baktım: Ipoh, Kuala Lumpur, Melaka, Georgetown…

Ipoh için bilet aldım. Oradan ertesi gün Cameron Highlands’a geçtim. Ayrılması zor günlerdi. Gecenin bir yarısı Kuala Lumpur’a indim. Otobüs yoktu. Terminalde uyurum derken tren olduğunu öğrendim. Yarım saat sonra gece treniyle Singapur’a gidiyordum.

Bangkok Tren İstasyonu
Bangkok Tren İstasyonu

Singapur: Üçüncü Geliş

Singapur’a üçüncü gelişimdi. İlkinde 3 gün kalıp Borneo’ya geçmiş, ikincisinde pasaport yenileme nedeniyle 15 gün kalmıştım. Bu kez yine bir zorunluluk.

Sabah erkenden servis buldum. Tabletimi verdim. “Yarın alırsın” dediler. Uzun yoldan geldiğimi, Bangkok’tan sırf ekran için geldiğimi, Singapur’un pahalı olduğunu anlattım. İçeri girdiler, çıktılar.
“3 saat sonra gel.”

Son haftalarda yollarda kaybolmuştum. Bir yerde kalıyor, “tamam artık” deyip sırt çantamı takıp plansız gidiyordum.
Bir cümle dönüp duruyordu kafamda: “Gezginin yolu önünde değil arkasındadır.”

Önümde tek bir yol yoktu; binlerce ihtimal vardı. Belirsizlik netti. Bu kaybolmak değildi, farklı bir hazdı. Aşırı özgüvenle güvenli ülkelerde savruluyordum. Otobüste ve trende olmak sabit bir mekânda olmaktan daha çok hoşuma gidiyordu.


İkinci Karmaşa

Bu gezide sadece iki kez ciddi karmaşa yaşadım.
Birincisi pasaport sürem biterken elçiliklerden aldığım olumsuz yanıtlar sonrası eve dönme ihtimaliydi.
İkincisi şimdi.

Tablet tamir edilmişti. Kendime şu soruyu soruyordum:
“Şimdi nereye Kemal?”

Son 3 aydır gezmekten çok yazıyordum. Blog, dergiler, projeler… Gezmek ikinci plana düşmüş, yazmak birinci sıraya yerleşmişti. Oteller, restoranlar, yavaş internet. Aylık en az 1.000 TL masraf. Hem yorucu hem maliyetliydi.

Kuala Lumpur
Kuala Lumpur

Aile ve Zaman

2010 Ağustos’unda ülkeden ayrıldıktan birkaç ay sonra bir yeğenim olmuştu. Hiç görmemiştim. Şimdi ikinci bebek yoldaydı. Rotaya devam etsem bir 2 yıl daha yolda olabilirdim. Onların bebekliğini kaçırmak istemedim.

Şubat 2012’de abim evlenmişti, düğününe katılamamıştım. Annem babam yaşlı. Yolumu daha ne kadar uzatmalıydım?

O an dönmeye karar verdim.

Birkaç hafta önce sorsalar, “dönecek misin?” diye, gıcık olurdum. Hâlâ dönmek kelimesine mesafeliyim. Ama bu karar zorunluluk değildi, içsel bir netleşmeydi.


AirAsia ve Yeni Rota

Doha, Dubai uçuşlarına baktım. Yine Akbank güvenlik şifresi gelmedi. Neredeyse Singapur havalimanına gidip ilk uçağa binecektim.

O sırada Iphone’daki AirAsia uygulamasını açtım.
Kuala Lumpur – Tahran 190$.

Dakikalar içinde bilet cebimdeydi. Üstelik bu kez güvenlik şifresine gerek yoktu. Yeni rota netti: Kuala Lumpur.

Orada sevdiğim Melis-Emre çiftiyle buluştum. Ardından İran.


kemal kaya tahran
Tahran’da sokak tezgahında menemen ve çay

İran ve Eve Dönüş

20 gün süren İran gezisi hayatımın en keyifli deneyimlerinden biri oldu. Tahran’da sokak tezgâhında menemen ve çay içtim. Ardından karayoluyla Doğubeyazıt sınır kapısından geçip Van’a ulaştım.

Memleketten ayrıldıktan 23 ay sonra, 685. gün, ailemleydim.


Bu Bir Dönüş Değil, Mola

Bu kararın arkasında daha birçok detay var ama hepsini yazmak zor. Güzel olan şu:
Bu dönüş bir zorunluluk değildi. Bir dayatma değildi. Gönüllüydü.

Yollardaydım çünkü yolda olmak istedim.
Şimdi evdeyim çünkü evde olmak istedim.

Kendi evimi kiraya verdiğim için oraya dönmedim. Ailemle kalıyorum. Güzel yemeklerin, hızlı internetin, konforlu evin keyfini çıkarıyorum.

Tekrar yola düşene kadar. 🌍