📰 Travel + Leisure Dergisi‘nin Temmuz sayısında “Ayağının Tozuyla” sayfasına misafir oldum. Mısır’ın pek sevdiğim şehri Hurghada ve Kızıldeniz hakkında kısa ipuçları verdim, deneyimlerimi anlattım. Böyle bir yayında bu coğrafyayı temsil etmek benim için özeldi. Ancak dergi sayfaları sınırlı, oysa anlatılacak çok şey var. O yazıda sığdıramadığım detayları, hisleri ve pratik bilgileri burada sizinle daha geniş paylaşmak istedim.
14 yıllık profesyonel iş hayatını 2009’da sonlandırıp yollara düştüğümde, Kızıldeniz’in böyle bir anlamı olacağını hayal bile edemezdim. Şehir hayatında her şey hızlı. Aceleciyiz. Sürekli bir yere yetişmeye çalışıyoruz. Ama Kızıldeniz’in altında zaman duruyor. Dalış sırasında, sadece nefesinize odaklanıyorsunuz. Hızlanırsanız, hava bitiyor. Yavaşlarsanız, daha çok görüyorsunuz. Bu ders, karada da işime yaradı. Artık hayatı daha sakin, daha bilinçli yaşıyorum.
Benim için dalış sadece bir aktivite değil, cesaret ve doğaya saygı dengesi. Bu tutkuyla Kızıldeniz’de başlayan serüvenim, Borneo’nun derinliklerinden Filipinler’in mercan üçgenine, Malezya, Tayland ve Endonezya sularına kadar uzandı. PADI sertifikamı Bali Adası’nın Amed kasabasında, Advanced PADI’mi ise Tayland’da Ko Lak yakınlarındaki Similan Adaları’nda dalarak aldım. Dünyanın en iyi dalış noktalarında bulundum ama ilk aşk unutulur misali, Kızıldeniz’in yeri bende hep ayrı kaldı. Çünkü burası ilk daldığım yerdi.
İlk Dalış, İlk Büyü: Kızıldeniz’le Tanışma Hikayem
İnsanın hayatında bazı anlar vardır ki, o andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Benim için o an, Kızıldeniz’in turkuaz sularına ilk kez daldığım andı. Maskemi taktım, nefes regülatörümü ağzıma yerleştirdim ve kendimi geriye bıraktım. Suyla buluştuğum o ilk saniyede, dünya değişti. Gürültü kesildi. Sadece kendi nefesimin sesi ve baloncukların hışırtısı kaldı. Gözlerimi açtığımda, canlı bir dünyanın içindeydim. Mercanlar, rengarenk balıklar, süngerler… Hepsi sanki bana “hoş geldin” der gibiydi. O gün anladım ki, Kızıldeniz sadece bir deniz değil; yaşayan, nefes alan bir organizma. Ve ben, artık ona aşıktım.
Neden Hurghada? Neden Mısır?
Son bir yılımın neredeyse 45 günü Mısır’da geçti. İnsanlar soruyor: “Neden sürekli aynı yer?” Cevap basit: Çünkü burası artık evim gibi. Mısır deyince akla genellikle Kahire, piramitler, Nil Nehri gelir. Ama benim Mısır’ım Kızıldeniz kıyılarında başlıyor. Özellikle Hurghada, benim için özel bir anlam taşıyor. Hurghada, 1980’lere kadar küçük bir balıkçı köyüyken, bugün Kızıldeniz’in dalış başkenti haline gelmiş. Ama hala o otantik ruhunu koruyor.
Neden Hurghada diye sorarsan, ulaşımı kolay çünkü; Türkiye’den direkt uçuşlar var. Fiyat-performans açısından da lüksü uygun fiyata yaşayabiliyorsun. Dalış cenneti desek yeridir, dünyanın en iyi mercan resiflerinden bazıları burada. Çöl-deniz kombinasyonu da şahane; sabah dalış yapıp akşam çöl safarisine çıkabiliyorsun. Üstüne bir de Mısırlıların o meşhur misafirperverliğini ekleyince, deneyim tamamlanıyor.

Kızıldeniz: Sadece Bakmak Yetmez, İçine Girmek Gerek
Kızıldeniz’i uzun uzun izlemek, üzerinde tekneyle süzülmek, şnorkelle veya tüplü dalış yapmak beni benden alıyor her defasında. Ama gerçek büyü, suyun altında başlıyor.
İlk tüplü dalışımda çok gerilmiştim. “Ya nefes alamazsam?”, “Ya derinlik fazla gelirse?” diye düşünüyordum. Eğitmenim Ahmed, sakin bir sesle, “Sadece nefes al ve etrafına bak” dedi. Su altında ilk derin nefesimi aldığımda, tüm korkularım yok oldu. Sadece şaşkınlık ve hayranlık kaldı. Kızıldeniz, dünyanın en zengin mercan ekosistemlerinden birine sahip. Her dalış, yeni bir keşif. Her köşe, başka bir dünya.
Nerede Kalınır? The Oberoi Sahl Heshesh Deneyimi
Eğer Kızıldeniz’de unutulmaz bir konaklama deneyimi yaşamak istiyorsanız, adres belli: The Oberoi Sahl Heshesh. Hurghada’nın Sahl Heshesh bölgesinde, kendi özel plajıyla hizmet veren bu lüks resort, benim için ev konforunda bir kaçamak oldu. Nefis villalar var, her biri özel tasarım ve Mısır mimarisinden izler taşıyor. Villanızdan çıkıp birkaç adımda mercanlara dalabiliyorsunuz, doğrudan deniz erişimi bu. Akşamüstü terasınızda Kızıldeniz’in renk değişimini izlemek paha biçilemez, gün batımı manzarası unutulmaz. Dalış sonrası spa ve wellness hizmetleriyle yorgunluğunuzu atabiliyorsunuz. Gurme restoranlarda ise Mısır mutfağından uluslararası lezzetlere geniş bir seçenek var.
Kişisel deneyimime gelirsek; sabah erkenden uyanıp villa terasımdan denize girdim. Şnorkelimle birlikte, sadece 50 metre açıkta rengarenk balıklarla yüzüyordum. Kahvaltımı yaptıktan sonra, otelin dalış merkezinden tekneye binip gün boyu farklı noktaları keşfettim. Akşamüstü spa’da rahatlama masajı, ardından gün batımında kokteyl… İşte lüks, budur.
Kumdan Sanat: Hurghada Açık Hava Heykel Sergisi
Kızıldeniz’in maviliğinden sonra, karaya çıktığınızda sizi bekleyen bir sürpriz var: Kum heykellerden yapılan açık hava sergisi. İnanması zor ama, bu heykeller tamamen kumdan yapılmış. Sanatçılar, özel tekniklerle kumu sıkıştırıp, inanılmaz detaylarda eserler ortaya koymuş. Mısır temalı heykeller arasında firavunları, piramitleri, sfenksi görebilirsin. Dünya kültürlerinden izler de var; Taj Mahal, Eyfel Kulesi, Özgürlük Heykeli gibi. Hayvan figürleri oldukça gerçekçi; aslanlar, filler, deniz canlıları dikkat çekiyor. Fantastik yaratıklar da sergide yer alıyor; ejderhalar, mitolojik figürler hayal gücünü zorluyor.
Ziyaret için ipucum şu: Gün batımından hemen önce gidin. Işık oyunları, heykelleri daha da etkileyici hale getiriyor. Ayrıca, sergi alanında küçük bir kafe var; çayınızı yudumlarken sanatı izleyebilirsiniz.
El Gouna: Çölden Vahaya Dönüşümün Hikayesi
Golf kulüpleri ve lüks otellerle dolup taşan El Gouna’ya mutlaka uğrayın ve bir çölün nasıl vahaya dönüştürüldüğünü görün. 1980’lerde, Samih Sawiris adında bir Mısırlı iş insanı, çorak bir çöl arazisini satın aldı. Herkes “delirmiş” dedi. Ama o, farklı bir vizyon gördü. Bugün El Gouna, yapay lagünler ve su yollarıyla örülü bir cennet. Lüks oteller ve villalar, dünya standartlarında golf sahaları, marina ve yat limanı, kültür merkezi ve sanat galerileri, sürdürülebilir yaşam projeleriyle tamamlanmış bir tablo.
El Gouna’yı gezerken, insan yaratıcılığının sınırlarını görüyorsunuz. Çölün ortasında, yeşil alanlar, göller, kanallar… Ama en etkileyici olan, sürdürülebilirlik anlayışı. Güneş enerjisi, su geri dönüşümü, doğal malzeme kullanımı gibi detaylar, burayı sadece güzel değil, aynı zamanda sorumlu bir destinasyon yapıyor.

Ulaşım ve Pratik Bilgiler
Türkiye’den Hurghada’ya ulaşım oldukça kolay. İstanbul, Ankara, İzmir’den sezonluk ve yıl boyu direkt uçuşlar var. Uçuş süresi yaklaşık 2 saat. Havalimanından otelinize özel transfer, taksi veya otobüsle ulaşabilirsiniz. Vize konusunda da işler basit; kapıda vize uygulaması var, 25 USD ödeyerek 30 güne kadar kalabilirsiniz. Tek şart, pasaportunuzun en az 6 ay geçerli olması.
En iyi zaman konusunda Mart-Kasım arası ideal. Dalış ve deniz aktiviteleri için mükemmel koşullar var. Su sıcaklığı 22-28°C arasında seyrediyor. Kış ayları da hala ılıman, 18-22°C civarında, ama dalış için biraz soğuk gelebilir.
Son Söz
Eğer hala Kızıldeniz’e gitmediyseniz, bu yazıyı okuduktan sonra bavulunuzu hazırlayın. Eğer daha önce gittiyseniz, bu satırlar sizi tekrar oraya götürecek. Kızıldeniz, sadece bir destinasyon değil. O, bir deneyim. Bir dönüşüm. Bir aşk hikayesi. Ben, 45 günde doyamadım. Siz de doyamayacaksınız. Çünkü Kızıldeniz, her seferinde sizi farklı kucaklıyor. Yeter ki, kendinizi bırakın.
Kemal Kaya Kimdir?
14 yıllık profesyonel iş hayatını 2009'da sonlandırarak yollara düşen Kemal Kaya, şimdi tam zamanlı bir seyahat yazarı ve blogger. yoldaolmak.com ve gezievreni.com sitelerinin kurucusu. Takip edin: Facebook'ta fb.com/yoldaolmak, Instagram'da @yoldaolmak, web'de yoldaolmak.com.




