Luang Prabang sadece etkileyici mimarisi ve huzur veren havasıyla değil aynı zamanda yapılabilecek aktiviteleriyle de gezginlerin uğrak noktası. Muhteşem doğal manzarası, Mekong Nehrinde tekne turları, mağara ve şelaleleri, 20.yüzyıla inatla hala sanki geçmiş yüzyılda yaşıyormuşçasına ayakta olan köyleri ve kabileler ziyaret edilmeyi bekliyor. Fil safarileri, ormanda trekkingler, tubing, kano ile nehir turu gibi aktivitelerin yanında fil sürmeyi (mahout) öğrenmek mümkün. Şehirdeki masaj ve SPA kültürü ise başlı başına keşfedilmeye ve 1 günü ayırmaya değer. Yine Tay mutfağını keşfetmek için yemek pişirme okullarında günlük dersler alınabiliyor.

Bisiklet kiraladığım yerden çevreyi ziyaret etmek için bir tur satın aldım (300000KIP, 68TL). Aslında amacım motosiklet kiralayıp çevreyi keşfetmek ve aktiviteleri tek başına yapmaktı, ancak birkaç acente gezmeme rağmen ellerinde motosiklet kalmamıştı. Aynı zamanda fiyatlar ise saçmalık derecesinde yüksekti. Diğer şehirlerdeki ortalama fiyat  7-10$’ı geçmezken, burada bana 50$’a yakın fiyat verilince ertesi günü beklemeye gerek kalmadan tura katılmaya karar verdim.

Sabah 08.30’da otelden aldılar. Altı kişilik grup, bir kamyonetle toz toprak içerisinde yol alarak yarım saat uzaklıktaki fil safarisi çiftliğine vardı. Üçer kişilik gruplar halinde 2 fil üzerindeki yerimizi alıp orman içerisindeki yürüyüşümüze başladık. Filler oldukça yaşlı görünüyordu. Kılavuzumuza fillerin yaşını sorduğumda aldığım cevap 40 olunca şaşırmamak elde değil. Daha önce Tayland’da fil safarisi yapmıştım, o zamanki fillere göre şu ankiler oldukça küçük kalıyordu. Orman içerisinde turlarken, sırayla herkes filin sırtından, boynuna geçip oturduk. Başlangıçta tutunamayacak, her an başın üzerinden kayıp aşağı düşecekmiş gibi görünse de sonrasında kolayca alıştık.

Fil safarisi sonrası Mekong Nehri’ne geçip oradan da bir kayığa bindirildik. Bu nehri kendiniz geçmek isterseniz ödemeniz gereken ücret 10000KIP, 2.5TL). Kayığımız bizi hemen nehrin karşı kıyısındaki Pak Ou Cave’e ulaştırdı. Aynı zamanda eski bir tapınak olan bu mağara şimdilerde ziyaretçilerle dolup taşıyor. Luang Prabang’da en çok ziyaret edilen yerlerden birisi aynı zamanda. Mağara iki bölümden oluşuyor. İlk önce batı bölümü ziyaret ettik. Büyükçe olan bu mağaradaki, Buda heykelleri yer alıyordu.

Tam Ting olarak adlandırılan diğer mağarada ise binlerce irili ufaklı Budha heykelleri bulunuyor. Bunların birçoğu ağaçtan oyulup daha sonra üzerileri altın lifleriyle kaplanmış. Heykellerin birçoğu 18 yüzyıl sonrasında yapılmış. Eski kadim inançlara sahip yerel kabilelere göre ise, bu mağaraların nehirlerin ruhlarının evi olduğu düşünülüyor.

16. Yüzyılda Laoslular henüz Budizme adapte olmadan önce ruhlara inanıyorlardı. Hala Laos’un kuzeyinde birçok kabile Budist olmayıp spiritüal inanca sahiptirler. 1975’lere kadar Luang Prabang halkı ve Kralı her Laos takvimi yeni yılında mağaraya hac ziyaretleri gerçekleştiriyorlarmış.

Öğlen yemeğimizi fil safarisi yaptığımız çiftlikte aldıktan sonra tekrar kamyonet taksimize doluşup hemen yakındaki, Loas’un kadim kabilelerinden Hmongların bir köyüne geçtik. Pirinçten nasıl viski imal edildiğini izleyip, köyü dolaştık. Hediyelik tekstil ürünleri almak için de çok çeşitli tekstil ürünleri bulunabiliyor.

Köydeki hemen her evin önündeki tezgâhlarda bu meşhur Laos viskisi satılıyor. Viski şişelerinin içerisinde ise yılan, akrep, çıyan, kırkayak ve tanımlayamadığım sürüngenler yerleştirilmiş. Buradaki stantlardan birinde isteyen bu viskilerden tattı. Alkol oranı çok yüksek ve tadı daha bir tatlı olan viskilerden ben içerisinde yılan olanı tercih ettim.

Luang Prabang’a dönüp kamyonet olan arabamızdan minivana geçtik. Şehrin 29 km güneyinde olan Kuang Si Park’ına geçtik. Bu parka tek başınıza geldiğinizde giriş ücreti olarak 20000KIP ödemeniz gerekiyor. Parkın hemen girişine yakın Asya Siyah Ayıları (asian Sun Bear) konservasyon merkezi bulunuyor. Doğal ortamdan uzaklaştırılmış kaçırılmış veya yaralı ayılar burada tekrar doğal ortamlarına adapte edilmeye çalışılıyor.

Kuang Si Fa Waterfalls’ye (Kwang Si) geçtik. Göz kamaştırıcı güzellikte, yemyeşil ağaçların arasından kıvrılıp gelip, kireçtaşı kayalarının üzerinde büyüleyici görünümüyle ve türkuaz rengiyle akan şelaleler hem seyretmek ve de yüzmek için kaçırılmaması gereken bir yer. Sadece bir noktada değil, nehrin birkaç noktasında birbirinden güzel şelaleler ve göletler oluşmuş. İlk yüzdüğünüzde sizi ürperten soğukluktaki suya alışmanız kısa sürüyor, sonrasında keyfini çıkarmak kalıyor.

Şelalenin en derin bölümüne ev sahipliği yapan bölümünde çılgın gençlerin çeşitli akrobasi görüntülerine şahit olabilirsiniz. Tarzan gibi iple ağaçtan sarkıp kendini suya takla atarak bırakanlar, şelalenin en yüksek noktasından kendileri 3-4 metre aşağıdaki türkuaz renkteki suya bırakanların sizi de heyecanlandıracağına eminim.

Aktivitelerle dolu dolu geçen bir bir günün ardında Luang Prabang’a dönüp, elimde Laos birası Mekong nehri kenarındaki masamdan gün batımını izliyordum.

Day 576: Laos:9 Luang Prabang, 1 Mart 2012

10 YORUMLAR

  1. Süperr… Son zamanda yaptığın gezilerin içinde görsel olarak en muhteşemi sanırımm.. Bayıldım… Ben fotğraflara bakakalldım… Sendeki etkiyi ve görsel tatmini düşünemiyorum bile…

  2. Meditasyon yapmaya başladığım zaman hep nerede olmayı tercih ederdim, nasıl bir ortam olmalı diye aklımdan geçirdiğimde senin şu gezindeki o güzellikleri hele ki şelaleden oluşan Kuang Si Fa bölümü beni en çok etkileyen kısmı oldu. Medite eder gibi yaşamaya ve gezmeye bizleri de hayallerimize götürmeye devam Kemal Kaya. Teşekkürler

    • Bu şelale tamamen doğanın ortasında, her yan ormanlarla kaplı ve bu ambiansta dinlenmek, uyumak, kitap okumak, yüzmek… kısaca ne yaparsan yap harika bir zaman dilimi yaşanmış oluyor.

  3. I like the first photo – it looks like a scene from the Lord of the Rings movies and the woman looks like one of Tolkien’s elves.

  4. Harika resimler ve güzel bir yazi, elinize sağlik. Anladığım kadar en çok Laos’tan zevk aldığınız. Gezdiğiniz her yer güzel fakat Laos biraz daha mı farklı? Çocukça bir soru belki, Şu ana kadar gördüğünüz en güzel yer Laos mu?

    Anlatımlarınızla biz de geziyoruz. Her şey gönlünüzce olsun.

    • Laos hakikaten gezimde benim için yeni deneyimler, yaşadığım bir yer oldu. Trekkingler, lokal kabileler, faklı inançlar, bakir coğrafyalar, huzurlu ve dingin havasi ile çekiciydi. Yine şu ana kadarki gezimde benim en çok yorulduğum yer oldu. Gerek bitmek bilmez bozuk yolları, gerekse katıldığım aktivite ve trekkingler beni çok yordu.

      “En sevdiğim ülke” sorusuna gerçekten cevap vermek zor. Laos’un keyif aldığım bir ülke olduğu kesin. Umarım gelecekte göremediğim güney bölümünü ziyaret etme imkanım olur.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!