Hırvatistan’ın kuzeybatısında, Istria Yarımadası’nda yer alan Rovinj, Venedik döneminden miras kalan zarif siluetiyle Adriyatik kıyısının en karakterli sahil kasabalarından biri. Balıkçı limanı, denize doğru yaslanmış pastel tonlu evleri ve tepenin zirvesinde yükselen Aziz Euphemia Kilisesi’nin çan kulesi, şehrin kartpostal gibi görünen manzarasını tamamlıyor. Limana yanaşan tekneler, daracık taş sokaklara açılan küçük meydanlar ve denize doğru kıvrılan ev cepheleri, Rovinj’i ilk bakışta etkileyici kılıyor.
Rovinj, Akdeniz’in en pitoresk kasabalarından biri olarak anılıyor ve bu unvanı hak ediyor. Pastel renkli evlerin sarp, sarmal sokaklarda bir araya gelişi; yukarı doğru kıvrılan yolların aniden deniz manzarasına açılması, burada yürümeyi başlı başına bir deneyime dönüştürüyor. Çevresindeki girintili çıkıntılı sahil şeridi, çam ormanları ve kayalık koylar ise bölgeyi “olağanüstü manzara harikası” yapan en önemli unsurlar. Denizle doğa arasındaki bu dengeli ilişki, Rovinj’e sakin ama güçlü bir karakter kazandırıyor.

Bana göre Rovinj’in en güzel tarafı, iddialı olmadan etkileyici olması. Hatta çok az bilinmesi. Dubrovnik gibi gösterişli değil, Hvar kadar hareketli de değil; ama sokaklarında ağır ağır yürürken o Venedik esintisini ve Adriyatik’in ışığını hissediyorsun. Açık konuşayım, burada yapılacak en doğru şey planı biraz boş bırakmak. Kaybol, limanda otur, gün batımını izle.
Rovinj Rehberi: Nerede Kalınır, Ne Yapılır, Ne Yenir? 🇭🇷
Hırvatistan’ın kuzeybatısında, Istria Yarımadası’nın batı kıyısında yer alan Rovinj, Adriyatik’e doğru uzanan masalsı bir sahil kasabası. Resmi adı Hırvatistan Cumhuriyeti olan ülkenin en karakterli destinasyonlarından biri. Yarımadanın ucuna sıkışmış bu küçük yerleşimde yaklaşık 15 bin kişi yaşıyor. Küçük ama ruhu büyük bir şehir burası.
Adriyatik’in kuzeyinde, denize doğru uzanan burun üzerindeki konumu ve İtalyan esintili mimarisi ile havadan bakıldığında kartpostal gibi görünüyor. Dar sokakları, pastel renkli evleri ve deniz kokusu sinmiş taş duvarlarıyla tam anlamıyla “cennetten bir köşe” dedikleri yerlerden. İlk gördüğümde aklımdan geçen cümle şuydu: Burası aceleye gelmez.
Diğer birçok antik Hırvat kentinin aksine Rovinj’in eski şehir surları tam anlamıyla korunamamış. Hatta surların en dış bölümündeki bazı evlerin kapıları doğrudan denize açılıyor. Şehir bugün ağırlıklı olarak turizm ve balıkçılıkla geçiniyor. Limandan yakındaki adalara günübirlik tekne turları düzenleniyor; denize açılmak burada işin doğasında var.
Rovinj’de resmi dil Hırvatça, ama şehirde İtalyanca ve İngilizce de oldukça yaygın. Zaten nüfusun yaklaşık yüzde 15’i İtalyan kökenli. Kültürel bağlar ve İtalya’ya yakınlık bu iki dili ve iki kültürü iç içe yaşatmış. Şehirde hem Hırvatça hem İtalyanca tabelalar görmek mümkün. Hırvatistan para birimi artık Euro; ama eski kaynaklarda Kuna bilgisi geçer. Türkiye’den 1 saat geride.
Rovinj’in eski şehir merkezi, deniz tuzuyla cilalanmış kaldırım taşları, dar ve dolambaçlı sokakları, küçük kafeleri ve yerel restoranlarıyla tam bir yürüyüş rotası. Yaz aylarında deniz-kum-güneş tatilcilerinin akınıyla hareketleniyor ama o İtalyan karakteristiğini hiç kaybetmiyor.
Venedik tarzı meydanları, kıyıya dizilmiş balıkçı tekneleri ve pastel tonlu cepheleriyle yürürken kendinizi İtalya’da sanmanız çok normal. Özellikle tepeye doğru kıvrılan sokaklar ve zirvede yükselen St. Euphemia Kilisesi şehrin simgesi. Çan kulesine çıkarsanız Adriyatik’i tepeden seyretmek mümkün.
Açık konuşayım, Rovinj’i gezmenin en iyi yolu plansız dolaşmak. Haritayı bir kenara bırakın. Sokaklarda kaybolun. Limanda bir bankta oturup tekne motorlarının sesini dinleyin. Burası “görülmesi gereken yerler” listesiyle değil, hissedilerek keşfedilecek bir şehir.
Şehir merkezini keşfettikten sonra biraz doğaya kaçmak isterseniz, Rovinj’e oldukça yakın konumdaki Zlatni Rt Milli Parkı yürüyüş ve bisiklet için harika. Çam ağaçlarının gölgesinde denize girilebilecek sakin koylar var.
Bir diğer seçenek ise Limska Draga Fiyordu. Norveç’teki dev fiyortlar gibi dramatik değil ama Adriyatik’in sakin sularında uzanan bu dar koy, manzarası ve deniz ürünleri restoranlarıyla keyifli bir durak.
Net söyleyeyim: Eğer Adriyatik’te romantik, sakin ama karakterli bir durak arıyorsanız, Rovinj yazık etmeyin geçmeyin dediğim yerlerden. Burada hız kesmek iyi geliyor.
ⓘ Rovinj’e gitmek için Yeşil Pasaport sahibi olmanız, Hırvatistan vizesi ya da Schengen vizesi almanız gerekiyor. Henüz hiç vize deneyiminiz olmadıysa Vize Nasıl Alınır ve Vize Ücretleri Ne Kadar blog yazılarım size yol gösterir. Pasaportunuz yoksa Pasaport Çeşitleri ve Pasaport Başvurusu Nasıl Yapılır yazılarımı okuyun. Yurt dışına çıkarken yurtdışı çıkış harcı ödemeniz gerekiyor.
Rovinj Gezilecek Yerler 📌
Rovinj’in eski şehir merkezi o kadar kompakt ki, harita açmadan bile gezilebilecek bir yer. Zaten işin güzelliği de burada. Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, aniden karşınıza çıkan merdivenler, taş kemerler ve sürpriz geçitler eski şehir turunu sıradan bir yürüyüşten çıkarıp küçük bir keşif macerasına dönüştürüyor. Ben en çok sabah saatlerini seviyorum; henüz kalabalık uyanmamışken taşların üzerindeki ışık daha yumuşak oluyor.
Eski şehrin tarihi dokusu hâlâ ayakta. Yedi ortaçağ şehir kapısı, 12. yüzyıl şehir saati, Balbi Arch ve tepenin zirvesindeki St. Euphemia Bazilikası mutlaka görülmeli. Barok mimarisiyle dikkat çeken bazilikanın çevresi ve ona çıkan sokaklar sanat eserleriyle dolu. Ayrıca Valdibora Çiftçi Pazarı, doğal liman çevresi, mağazalar ve sanat galerileriyle Carrera Caddesi, sanatçıların ve hediyelik eşya tezgâhlarının sıralandığı Grisia Caddesi de keşif listesine eklenmeli.
Rovinj sadece taş sokaklardan ibaret değil. Şehir bol miktarda açık hava aktivitesi sunuyor ve muhteşem manzaralarla çevrili. Rovinj plajları, Hırvatistan’ın en romantik plajları arasında gösteriliyor. Sakin koylar yüzme ve tüplü dalış için ideal. Çevredeki adalar, bozulmamış ormanlar ve Lim Fjord doğayla baş başa kalmak isteyenler için birebir. Özellikle Zlatni Rt Orman Parkı, yürüyüş, bisiklet ve kaya tırmanışı gibi aktiviteler için harika bir alan.
Açık söyleyeyim; Rovinj’de yapılacak en doğru şey, eski şehirde kaybolup ardından denize doğru yönelmek. Tarih ve doğa burada birbirine çok yakın duruyor. Birini görüp diğerini atlamak yazık olur.
1. Eski Şehir Merkezi (Old Town)
Rovinj Old Town, küçük bir yarımadanın üzerine kurulmuş, denizin içinden yükseliyormuş hissi veren bir yer. Orta Çağ dokusu hâlâ canlı; ama işin içine Venedik etkisi de girince ortaya taş sokaklı, pastel renkli, İtalyan ruhlu bir kasaba çıkmış. Küçük meydanlar, daracık geçitler, birbirine yaslanmış şirin evler… Alan dar ama estetik yoğun. Zaten Rovinj’in kartpostallık görüntüsünün büyük kısmı buradan çıkıyor.
Açık konuşayım, burası şehrin en turistik noktası. Araç trafiğine kapalı olması büyük avantaj. Motorlu taşıtlar kuzeydeki otoparka bırakılıyor; sonrası yürüyüş. Yokuş var mı? Var. Ama zaten bu iş biraz nefes nefese kalmayı göze almak demek. “Ben yürümem” diyorsanız otopark çıkışındaki bisiklet kiralama ofisleri iyi bir alternatif. Kent merkezinin dışına gitmek için yerel otobüs ve taksi seçenekleri mevcut ama Old Town’un tadı yürüyerek çıkıyor, net.
⚠️ Küçük bir not: Sabah erken saatler en keyifli zaman. Öğlen saatlerinde dar sokaklar kalabalıklaşıyor. Eğer fotoğraf peşindeyseniz, gün doğumu tarafı sizin saat.
2. Saint Euphemia Kilisesi – Rovinj’in Simgesi
Church of St. Euphemia, Rovinj siluetinin imzası. Eski şehrin en tepesine kurulmuş; nereye dönseniz o çan kulesi gözünüze çarpıyor. Şehrin koruyucu azizesinin adını taşıyan kilise 18. yüzyılda inşa edilmiş. Sonrasında eklenen Venedik-Barok cepheyle bugünkü heybetli görünümüne kavuşmuş. İtalyan etkisi burada iyice hissediliyor; zaten Rovinj’in ruhunda o taraf hep var.
Kulenin yüksekliği 60 metre. Tepesinde rüzgâra göre dönen bakır St. Euphemia heykeli bulunuyor. Rüzgâr hangi yönden esiyorsa azize de oraya dönüyor. Kuleye çıkış genelde açık ve manzara gerçekten etkileyici; Adriyatik Denizi ayaklarınızın altında, kırmızı kiremitler önünüzde.
⚠️ Küçük not: Merdivenler dar ve dik. Biraz kondisyon istiyor. Ama yukarı çıktığınızda manzara bütün yorgunluğu siliyor. Rovinj’i tepeden görmek, şehri çözmek demek.
3. Kutsal Ruhun Vaftiz Kaynağı – Rovinj’in En Eski Dini Yapılarından
Holy Trinity Baptistery, Rovinj’in Lokva Meydanı’nda bulunan en eski kalıntılarından biri. Yedigen planlı olarak inşa edilmiş ve içinde bir su kaynağı barındırıyor. Mütevazı görünüyor ama tarihi derin. İlk bakışta küçük bir şapel gibi; yaklaşınca taş işçiliği konuşmaya başlıyor.
13. yüzyıla tarihlenen yapı, Romanesk üslubun izlerini taşıyor. Özellikle Golgotha sahnelerini tasvir eden detaylı oymalar oldukça etkileyici. Taşa sabırla işlenmiş bir hikâye gibi. Üstelik giriş ücretsiz. Yolunuz Lokva Meydanı’na düşerse “nasıl olsa küçük” deyip geçmeyin; birkaç dakikalık ziyaret bile Rovinj’in Orta Çağ ruhunu hissettirmeye yetiyor.
4. Franciscan Manastırı – 18. Yüzyıl Barok Manastır
Rovinj Franciscan Monastery , 18. yüzyılın başında Barok tarzda inşa edilmiş ve şehrin en görkemli dini yapılarından biri. De Amicis Caddesi üzerinde yer alıyor. Dışarıdan sade gibi görünse de içeri girince atmosfer değişiyor; yüksek tavanlar, dingin bir avlu ve güçlü bir tarih hissi karşılıyor sizi.
En dikkat çekici bölümü zengin kütüphanesi. Eski el yazmaları ve dini metinler korunuyor. Ayrıca dini ve tarihi eserlerin sergilendiği küçük bir müze alanı da var. Eski şehrin kalabalığından biraz uzaklaşıp daha sakin bir durak arayanlar için iyi bir mola noktası.
5. Rovinj Şehir Surları ve Kapısı – Orta Çağ’dan Kalan Savunma Hattı
Rovinj City Walls, kenti korumak amacıyla inşa edilmiş ve geçmişi 7. yüzyıla kadar uzanıyor. Düşünün, Adriyatik kıyısında küçücük bir yerleşim ama savunma refleksi güçlü. Zaman içinde surlar güçlendirilmiş, kuleler eklenmiş. Bugün özellikle kuzey ve güney bölümleri oldukça iyi korunmuş durumda.
Eskiden şehre 7 ayrı kapıdan giriş yapılabiliyordu. Bu kapılardan en dikkat çekeni, orijinal adı St. Benedict Kapısı olan ve halk arasında İskele Kapısı ya da Kasırga Kapısı diye bilinen yapı. St. Benedict Gate hâlâ tüm görkemiyle ayakta. Eski şehre girerken o taş kemerin altından geçmek insana ister istemez “buraya yüzyıllardır böyle giriliyor” hissini veriyor.
Tarihe meraklıysanız detayları kurcalayın; değilse bile en azından surların üzerinde kısa bir yürüyüş yapın. Rovinj’i anlamanın yolu biraz da o taşlara dokunmaktan geçiyor.
6. Rovinj Kent Mirası Müzesi – Şehrin Hafızası
Rovinj Heritage Museum, 1954 yılında kurulmuş ve kentin kültür–sanat geçmişini bir araya toplayan önemli bir durak. Eski bir barok saray binasında yer alıyor; daha kapıdan girerken atmosfer değişiyor.
Müzenin en güçlü tarafı 30 binden fazla bilimsel kitaba sahip kütüphanesi ve zengin sanat koleksiyonu. Resimler, arşiv belgeleri ve tarihi objeler Rovinj’in yüzyıllar içindeki dönüşümünü gösteriyor. Kalıcı koleksiyonun yanında yıl boyunca düzenlenen dönemsel sergiler de var.
Açık söyleyeyim, sadece sokak gezmekle yetinmeyip “bu şehir nasıl bu hale gelmiş” diye merak edenler için iyi bir adres. Yarım saat ayırmak bile bakış açınızı değiştiriyor.
7. Rovinj Akvaryumu – Adriyatik’in Su Altı Dünyası
Rovinj Aquarium, Ruđer Bošković Institute Deniz Araştırmaları Merkezi’nin bir parçası. Dünyanın en eski akvaryum ve deniz araştırma merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yani burası sadece turistik bir akvaryum değil; işin bilim tarafı da güçlü.
İçeride Adriyatik’e özgü deniz canlılarını görebileceğiniz sergiler ve havuzlar var. Büyük, gösterişli bir kompleks beklemeyin. Burası daha çok yerel ve akademik bir karaktere sahip. Çocuklu aileler için keyifli bir durak; denizi sadece yukarıdan değil, biraz da içeriden tanımak isteyenler için güzel bir alternatif.
8. Limska Draga Kanyonu – Ormanla Çevrili, Denizle Dolmuş Karstik Vadi
Lim Fjord, Rovinj’e yaklaşık 16 km uzaklıkta, sular altında kalmış karstik bir kanyon. İlk bakışta Norveç fiyordu sanabilirsiniz ama değil; bu bir Adriyatik sürprizi. İki yanı gür ormanlarla kaplı, su sakin, manzara güçlü. Şehir kalabalığından kaçmak isteyenler için birebir.
Yapılan araştırmalarda tarih öncesi yerleşim izleri taşıyan iki mağara keşfedilmiş. Yani sadece doğa değil, arka planda ciddi bir tarih de var. Bölge aynı zamanda midye ve istiridye üretimiyle ünlü. Kanyona giden yol üzerindeki restoranlarda yerel deniz ürünlerini deneyebilirsiniz. Açık söyleyeyim, manzaraya karşı taze istiridye iyi gidiyor.
Rovinj merkezden günlük rehberli turlar düzenleniyor. Ama bireysel gitmek isteyenler için giriş ücretsiz. Aracınız varsa yarım günlük güzel bir rota çıkar. Deniz, orman ve iyi yemek; daha ne olsun?
Rovinj Nerede? 📍
Rovinj, Avrupa ülkesi Hırvatistan’ın kuzeybatısında, Istria Yarımadası’nın batı kıyısında yer alıyor. Adriyatik Denizi’ne bakan bu küçük sahil kasabası, konum olarak ülkenin İtalya’ya en yakın noktalarından biri. Zaten sokaklarında dolaşırken o İtalyan havasını hissetmenizin sebebi biraz da bu coğrafi yakınlık.
Şehrin eski yerleşimi, denize doğru uzanan küçük bir yarımada üzerine kurulmuş. Dar taş sokaklarla örülü eski kasabanın çevresinde ise irili ufaklı 20 adadan oluşan bir takımada var. Bu adalar, Rovinj’in manzarasına ayrı bir derinlik katıyor. Özellikle denizden baktığınızda, tepedeki kilise ve pastel evlerle birlikte ortaya çıkan siluet gerçekten etkileyici.
🏆 Rovinj Hakkında Kısa Bilgiler
Rovinj (İtalyanca: Rovigno), Hırvatistan’ın kuzey Adriyatik kıyısında, İstirya Yarımadası’nın batısında yer alan büyüleyici bir balıkçı kasabasıdır. Küçük bir yarımada üzerine kurulu olan şehir, dar Arnavut kaldırımlı sokakları, rengarenk Venedik tarzı evleri ve tepedeki görkemli St. Euphemia Kilisesi ile ünlüdür. 1763’te inşa edilen 62 metrelik çan kulesi, şehrin her noktasından görülür ve Venedik’teki San Marco Çan Kulesi’ne benzerliğiyle dikkat çeker. Rovinj, 20. yüzyılın başlarında bir ada iken, 1763’te kanal doldurularak karayla birleştirilmiştir. Günümüzde sanatçıları, galerileri ve romantik atmosferiyle “Hırvatistan’ın en güzel kasabası” olarak anılır.
Tarihi Yarımada
- St. Euphemia Kilisesi – 1736, 62 m çan kulesi, müze
- Eski Kent (Stari Grad) – Labirent gibi dar sokaklar, merdivenler
- Grisia Sokağı – Sanatçılar sokağı, açık hava galerisi
- Balbi Kemeri – 1679, eski şehre giriş kapısı
- Belvedere Manzara Noktası – Gün batımı için ideal
Liman ve Adalar
- Liman (Riva) – Balıkçı tekneleri, kafeler, restoranlar
- Crveni Otok (Kızıl Ada) – Tekne turu, manastır, plaj
- Sv. Katarina Adası – Yürüme mesafesi, restoran
- Punta Corrente Parkı – 19. yy peyzajı, yürüyüş parkurları
- Zlatni Rt Orman Parkı – 5 km bisiklet/patika
Ulaşım & Pratik
- Havalimanı: Pula Havalimanı (PUY), 35 km
- Otobüs: Zagreb, Trieste, Venedik’e seferler
- Feribot: Venedik (yazın), Brijuni Adaları
- Vize: Schengen bölgesi (Türk vatandaşları vize almalı)
- En iyi zaman: Mayıs-Eylül, Eylül’de sakin
İstirya Mutfağı ve Trüf Mantarı
Rovinj ve İstirya, dünyaca ünlü trüf mantarı ile tanınır. Makarnalar, risottolar, soslar trüf yağıyla zenginleştirilir. Taze deniz ürünleri (ıstakoz, midye, levrek), pršut (İstirya jambonu), extra virgin zeytinyağı ve yerel şaraplar (Malvazija, Teran) mutfağın temelidir.
Rovinj’de Nerede Yenir?
Rovinj – Sanatçılar Kasabası
Grisia Sokağı, 1960’lardan beri her yıl Ağustos ayında Grisia Sanat Kolonisi‘ne ev sahipliği yapar. Rengarenk evlerin arasında birçok resim atölyesi, seramik dükkanı ve galeri bulunur. Şehir, 19. yüzyıldan beri ressamların favori mekanı olmuştur.
Rovinj’de Nerede Kalınır 🏡
Rovinj’de kalırken eski şehir merkezine yakın olmak, akşamüstü taş sokaklarda yürüyüş, liman kenarında kahve, gün doğumunda fotoğraf gibi her şeyi yürüyerek halletmek büyük avantaj. Aşağıda önerdiğim otellerin tamamı Eski Şehir’e (Old Town) 5–15 dakikalık yürüyüş mesafesinde.
Grand Park Hotel Rovinj, limana ve eski kent merkezine en yakın ve en prestijli seçeneklerden biri. Yüksek katlı odalarından Adriyatik manzarasını izlemek ayrı bir keyif; yürüyerek her yere ulaşman mümkün. Eğer konfor, spa ve büyük tesis tercih ediyorsan burası en rahat seçeneklerden. 👉 Booking.com – Grand Park Hotel Rovinj
Modern çizgiyi seviyorsan Hotel Lone harika bir alternatif. Eski şehir merkezine 10–15 dakikalık yürüyüş mesafesinde ama aynı zamanda sahile yakın. Minimal tasarım ve ferah odalar, biraz daha sessiz ve şehirde “durak” hissi veren bir konaklama istiyorsan tam denk geliyor. 👉 Booking.com – Lone Hotel
Tam merkeze adım attığında “buradayım” dedirten butik hissi arıyorsan Hotel Spirito Santo Palazzo Storico eski şehir dokusunda mütevazı ama etkileyici bir seçenek. Restorasyonu yapılmış tarihi bir binada konaklamak, Rovinj ruhunu daha derinden hissetmek isteyenler için çok iyi. Eski kent merkezi, restoranlar ve sokak kafelerine birkaç adımda ulaşabiliyorsun. 👉 Booking.com – Spirito Santo Palazzo Storico
Merkezde daha butik, fiyat–performans açısından iyi bir seçenek arıyorsan Boutique Residence Arion ideal. Küçük ama temiz, yürüyerek Eski Şehir’e 5 dakikada varabileceğin konumda. Uygun bütçeli ama merkeze yakın kalmak isteyenler için dengeli bir tercih. 👉 Booking.com – Boutique Residence Arion
Son olarak, eğer biraz sessiz ama yürüme mesafesinde deniz manzaralı bir deneyim istiyorsan Maistra Select Island Hotel Istra yine eski şehir merkezine kısa yürüyüşle ulaşabileceğin bir alternatif. Liman kenarından kısa bir bot yolculuğu veya yürüyüş sonrası merkeze bağlanabilirsin; akşam yürüyüşleri için güzel bir rota sunuyor. 👉 Booking.com – Island Hotel Istra
📌 Konaklama İpucu:
- Yaz sezonunda özellikle haziran-ağustos döneminde bu oteller çabuk doluyor. Erken rezervasyon şart.
- Eski şehir merkezine yakın kalırsan akşam yürüyüşlerini, gün doğumu fotoğraflarını ve liman kenarı kafelerini rahat rahat yürüme ile halledersin.
- “Deniz manzaralı ama sessiz” istiyorsan Lone veya Island Hotel Istra iyi dengeler.
Rovinj’de Ne Yenir? Nerede Yenir? – Deniz, zeytinyağı ve trüf üçlüsü
Rovinj mutfağı tam bir Istria karakteri taşıyor. Deniz ürünleri başrolde ama iş sadece balık değil. Taze midye, istiridye, kalamar, ızgara levrek ve deniz mahsullü risotto en sık karşına çıkacak lezzetler. Bunun yanında Istria’nın meşhur trüf mantarı, ev yapımı makarnalarla birleşince iş başka bir boyuta geçiyor. Fuži ve pljukanci gibi yerel makarnaları trüflü sosla denemeden dönmeyin. Açık söyleyeyim, buraya gelip sadece pizza yemek yazık olur.
Deniz ürünleri için liman çevresi en güvenli bölge. La Puntulina kayalıkların üstünde manzaralı bir akşam yemeği için güzel bir adres. Daha yerel ve sade bir deneyim için Konoba Kantinon iyi bir alternatif; balık çorbası ve günlük av balıklar başarılı. Eğer “biraz daha fine dining” diyorsan Monte Istria mutfağını modern yorumlayan iddialı bir restoran.
Tatlı tarafında ise fazla beklentiye girmeyin; İtalyan etkisiyle tiramisu ve panna cotta sık görülür. Ama asıl olay yemek sonrası bir espresso ya da yerel beyaz şarap Malvazija içmek. Rovinj’de yemek bir “karın doyurma” işi değil; gün batımına karşı ağır ağır yenen bir ritüel. Acele edersen tadı kaçıyor.
Rovinj’e Nasıl Gidilir? ✈️
Rovinj’e Türkiye’den direkt uçuş yok. Açık konuşayım, “atla uçağa in” rahatlığı burada yok ama ulaşmak da zor değil. En pratik yöntem, Pula Havalimanı üzerinden gitmek. Rovinj’e en yakın havalimanı Pula, şehir merkezine yaklaşık 40 km mesafede.
İstanbul’dan genelde Zagreb aktarmalı uçuşlarla Pula’ya ulaşılıyor. Sezon döneminde bağlantılar artıyor ama çoğu zaman en mantıklı rota Zagreb üzerinden. Uçuş süresi aktarmaya göre değişiyor; hava süresi 5-6 saat civarında olsa da beklemelerle birlikte toplam yolculuk 8-9 saati bulabiliyor. Benim önerim, aktarma süresi çok uzun olan uçuşlardan kaçınmak. 1-2 saatlik makul bir aktarma idealdir.
Alternatif olarak Zagreb’e direkt uçup oradan kara yoluyla Rovinj’e geçmek de mümkün. Zagreb–Rovinj arası yaklaşık 250 km ve araba kiralarsanız 3-4 saatlik bir yolculuk. Eğer Istria bölgesini gezecekseniz araç kiralamak büyük konfor sağlıyor, net söyleyeyim.
Pula Havalimanı’ndan Rovinj’e Ulaşım
Pula Havalimanı’ndan Rovinj şehir merkezine ulaşım oldukça kolay. Seçenekler:
- Otobüs: En ekonomik yöntem. Havalimanı çıkışından kalkan otobüslerle yaklaşık 45-50 dakikada Rovinj merkezdesiniz. Sezon yoğunluğunda saatleri kontrol etmekte fayda var.
- Taksi / Özel transfer: Daha hızlı ve konforlu ama pahalı. Özellikle 2-3 kişiyseniz maliyet bölüşülünce mantıklı olabilir.
- Araç kiralama: Benim favorim. Istria yarımadasında Rovinj dışında Pula, Motovun, Grožnjan gibi yerlere uğrayacaksanız araba şart diyebilirim.
Açık konuşayım, Rovinj küçük bir kasaba ama bölge büyük ve keşfetmeye değer. Sadece merkezde kalmayacaksanız, araç kiralama işinizi çok kolaylaştırır. Yok “ben merkezde kalırım, yürürüm” diyorsanız otobüs fazlasıyla yeterli.
Özetle: Biraz planlama istiyor ama vardığınızda değiyor. Rovinj zaten aceleye gelmez; yolculuğu da biraz sabır istiyor.

Rovinj’e ulaşım biraz plan istiyor ama vardığınızda “iyi ki gelmişim” dedirten yerlerden. Adriyatik’in kuzeyinde, kalabalığın bir tık dışında kalmayı başarmış, kendi ritmi olan bir kasaba burası. Taş sokaklarında yürürken, limanda tekneleri izlerken ya da gün batımında pastel cephelere vuran ışığı seyrederken yol yorgunluğu kendiliğinden siliniyor.
Kısaca, Rovinj, Adriyatik’in kuzeyinde; küçük ama konumu ve görüntüsüyle hafızaya kazınan bir sahil kasabası. Bana göre Rovinj, Hırvatistan rotasında hız kesme noktası. Liste yapıp koşturulacak bir şehir değil; oturup sindirilecek bir yer. Eğer Istria tarafına düşerseniz burayı “uğranacak” değil, konaklanacak bir durak olarak planlayın. O zaman gerçek tadını alırsınız.