Filipinler, Güneydoğu Asya’nın en popüler seyahat rotalarından biri, benim de favori ilk üç ülkem arasında. Yalnızca adaları, kumsalları ve güler yüzlü insanları ile değil, muhteşem doğasıyla olağanüstü bir seyahat vaadediyor. Filipinler’in neresine yolunuz düşerse düşsün sizi mutlu edecek bir şeyler hep var.
Bunu Klişe bir cümle olsun diye söylemiyorum, gerçekten de öyle. Eğlence vadeden şahane plajlar, dost canlısı yerli halk ve olağanüstü bir doğa. Daha ne olsun! Filipinler turu planlarken size rehberlik edecek kendi rotamı ve gezilecek yerler bilgilerini bu sayfaya sığdırmak zor olsa da en çok beğeneceğiniz yerleri bu rehberde sıralamak istedim.
Filipinler’in 7.641 adası, kuzeyden güneye yaklaşık 1.850 km uzanıyor. Tüm ülkeyi tek bir tatilde keşfetmek mümkün değil. Ana ada gruplarından bir veya ikisine odaklanıp ona göre tatil planı yapmanız gerek. Şimdiye kadar 3 defa ziyaret ettim. Her birinde de ülkede uzun süre seyahat etme fırsatım oldu.
Ne yanına gitsem gördüklerimle beni şaşırtmayı başarmış nadir bir ülke. Ülke bu kadar güzel olunca, 7641 adasıyla birbirinden güzel seyahat seçenekleri sunan Filipinler’e seyahat ederken nereye gideceğinize gerçekten karar vermek zor.
Filipinler Turu Gezi Rotam
Borneo Adası’ndaki Kota Kinabalu şehrinden AirAsia uçağı ile, 31 Ekim 2011′de, Filipinler’in Angeles şehri yakınlarındaki Clark Havalimanına uçtum. Clark’tan Manila’ya geçerek Filipinler turuma başladım. 40 gün kadar süren ili Filipinler turumda Luzon, Palawan Adasını sadece gezdim.
FİLİPİNLER ROTASI 📌 Kota Kinabalu (Borneo, Malezya)✈️ ① Manila 🚍➡ ② Banaue 🚍 ➡ ③ Batad 🚍 ➡ ④ Bontoc 🚍 ➡ ⑤ Sagada 🚍➡ ⑥ Baguio 🚍➡ Manila 🚍 ➡ ⑦ Taal Volcano 🚍 ➡ Manila ✈️ ➡ ⑧ Coron (Palawan) 🚍 ➡ ⑨ El Nido 🚍 ➡ ①⓪ Taytay ⛴ ➡ ①① Puerto Princesa ✈️➡ Manila ✈️ ➡ Singapur (8 Aralık 2011)
Palawan Adası, 1700’den fazla adadan oluşuyor. El değmemiş ormanlar ve milli parklar ile ilgi çeken bir yer. Ada takımlarının kimisi doğasıyla, kimisi dalış imkanlarıyla, kimisi plajlarıyla ve doğasıyla öne çıkıyor. Palawan Adası üzerinde çok sayıda mağara var.
Puerto Princesa Yeraltı Nehri, Palawan Adasının başkenti Puerto Princesa’nın yaklaşık 50 km kuzeyindeki Sabang Kasabasındaki milli park içerisinde yer alıyor. Her gün belirli sayıda ziyaretçi kabul edilen Puerto Princesa Yeraltı Nehri’ne gitmeden birkaç gün önceden acenteler aracılığıyla rezervasyon yaptırmanız gerek.
El Nido, benim ülkede en sevdiğim yer oldu. Doğanın zümrüt taşları gibi koy içerisinde serpiştirdiği adalara sahip Bacuit Koyu, ne kadar övülse az. Kristal berraklığında yay gibi duran bembeyaz kumlar, bunu çevreleyen siyah ama çok keskin kireçtaşı kayalıkları ve başınızın üzerinde masmavi gökyüzü.
Boracay Adası, yalnızca Filipinler’in değil, tüm dünyanın en ünlü adalarından biri. İster balayı tatili düşünün, ister gece hayatına akıp eğleneceğiniz bir tatil, ister aktiviteleriyle gününüzü dolu dolu geçireceğiniz bir seyahat düşleyin, beklentilerin hepsini fazlasıyla verecek zenginliğe sahip.
Bohol Adası, Filipinler’deki en önemli turistik yerlerden biri. Bozulmamış beyaz kumlu plajları, kalabalık olmayan adaları, muhteşem tatil köyleri ve tabii ki dünyaca ünlü Çikolata Tepeleri ile biliniyor. Bohol Adasına özgü kocaman gözlü bir hayvan türü olan Tarsier’in yaşadığı barınak turu, zipline turu gibi aktiviteleri yapın.
Panglao Adası, Bohol’a bağlı şahane bir ada. Boracay kalitesinde bir ada deneyimi sunuyor. Bembeyaz kumlu ve sığ denizi boyunca sıra sıra dizilmiş çok sayıda otel yer alıyor. Panglao Adasında kalıp günübirlik turlarla Bohol’u gezebilirsiniz.
Cebu Adası, Visayas’taki en büyük ada. Uzun ve dar olan ada, 196 kilometre uzunluğunda ve en geniş alanında sadece 32 kilometre genişliğinde. Filipinler’deki en etnik çeşitliliğe sahip adalardan biri Kumsallarla çevrili olan dağlık yapısı nedeniyle çoğu gelişmemiş durumda olsa da adada sizi hayran bırakacak çok nefis kumsallar ve denizaltı yaşamı var.
İster sualtına aşık bir scuba dalışçı, ister kayalıklardan atlamayı seven maceraperest, ister bembeyaz kumlarda tembel tembel yatmayı seven bir tatilci, ister yerel lezzetlere düşkün bir gurme, isterse etnik kültürleri ve inançları öğrenmeyi seven bir araştırmacı olun; Filipinler beklentilerin hepsini karşılayacak bir ülke. Gezip de memnun kalmadığım köşesi olmadı.
Restoranda Uyumak: Makati Günlerim
Baguio’daki 2 günlük couchsurfing deneyimi sonrası Manila’ya döndüm. Yine couchsurfing sitesinden görüştüğüm Leslie, kendisinde birkaç gün kalabileceğimi söylemişti. Malate’deki pansiyona uğrayıp, 11 günlük gezimde geride bıraktığım sırt çantamı alıp Leslie’nin dairesinin olduğu Makati’ye geçtim. Leslie ile onun geç saate iş çıkışı buluşacağımdan, onun dairesinin olduğu Makati Palace Hotel’e gidip resepsiyona sırt çantamı bıraktım.
Yemek için gözüme kestirdiğim bir İran restoranına kendimi attım. 465 gündür kebap yememiş biri olarak akşamın keyfini yemekle çıkardım bu defa. Geçmişte öyle pek de yemeğe düşkün biri değildim. Hani ne bulsa yiyenlerdendim. Kimisi gurme gibi davranır, yemeği şölene dönüştürür ya işte ben onlardan değilim.
Şimdiyse, Filipinler gezimin ana temalarından birisi yemek. Harcama listeme bakıyorum da yemek harcamalarım diğer tüm masraflarımı üçe katlamış. Özlediğim şeyleri bulabildikçe fırsatı kaçırmıyorum.
Ancak gece 11 gibi Leslie ile buluşabildik. Makati Palace Hotel’in bazı odaları daire olarak kiraya veriliyor ve bunlardan birinde de Leslie kalıyor. Kendisi profesyonel bir reklam şirketinde prodüktör olarak çalışıyor. Oldukça tatlı ve hoş sohbet. Fransa tatilinden getirdiği, kokusu tüm odayı kaplayan, peynir ve bira ikram etti.
Makati’de kaldığım zamanın neredeyse tamamını bilgisayarın başında geçirdim. Sabah evden çıkıp, gece 11 gibi dönüyordum. İlk gün keşfettiğim İran restoranının yakınında bir Arap restoranı buldum, hızlı bir internet bağlantıları vardı. Tüm zamanımı blog için harcıyordum. Tasarım ve içeriği tamamladıktan sonra blogu WordPress’ten başka bir hostinge taşıyacağım.
Filipinlere girişte kapıda size ücretsiz 21 gün vize veriyor (Artık 30 gün oldu). Benim planım ise 38 günlük olduğundan vizemi uzattım. Manila’nın tarihi bölgesi Ermita yakınlarındaki Intramuros’taki Imigration ofisinde, 1 saat içerisinde yıl sonuna kadar geçerli Filipinler vizesi aldım. 3,000 Peso (126 TL) fiyatıyla oldukça pahalı bir vize oldu.
Pasaport sorunum olmasa Filipinler’de yıl sonuna kadar kalmayı düşünebilirdim. Filipinler bir çoğumuzun bildiğinden çok daha ilginç ve güzel bir ülke.
Makati’deki vaktimin büyük bir bölümünü geçirdiğim Al Batra adındaki Arap restoranına geçtim. Hayatımın da bir rekorunu kırdım. 23 saatimi laptopumun başında geçirdim. Nargile dumanları, yüksek sesli Arap müzikleri arasında ben robot gibi ekrana odaklanmıştım.
Restoranın 24 saat açık olduğunu öğrenmiştim. Geç saate kadar da işlerimi bitiremeyince ben de geceyi restoranda geçirmeye karar verdim. Şimdiye kadar birçok ilginç yerde uyumuştum ama bu ilkti. Sabaha doğru 45 dakika kadar restorandaki koltukta uyudum. Kim bilir gezim boyunca daha nerelerde uyuyacaktım.
Day 469: Filipinler:16, Makati, Manila, 15 Kasım 2011
Filipinler’e Veda
Filipinler gezimin ilk turunu tamamladıktan sonra Manila’ya 2 gece kaldım. Singapur uçağım, Angeles şehrindeki havalimanından kalkıyor. Manila, Pasay’daki otobüs terminaline geçtim ve oradan gece 20.30’da kalkan otobüsle (450P) 2,5 saat sonra havalimanına ulaştım. Havalimanı girişinde içeri girmeme görevliler izin vermediler. Ben oraya vardığımda saat gece 11’i geçiyordu.
Uçuşum ise sabah 07.30’da olduğundan, uçuştan ancak iki saat önce giriş yapabileceğimi söylediler. Hava soğuk olmasa da serindi. Üstelik kablosuz internet de vardı. Yetkili biriyle görüşmek istediğimi, söyledim. Beni biraz beklettikten sonra görevli geldi.
Buranın uluslararası havalimanı olduğunu ve bırakın 2 saat önce, istersem havalimanında aylarca kalabileceğimi, uluslararası kuralların olduğunu uzun uzun anlattım. Doğru mu diyordum, yalan mı söylüyordum doğrusu ben kendim de bilmiyordum, ancak anlattıklarım yetkili memuru ikna etmeye yetmişti.
Artık buz gibi havalimanındaydım. İçeride en azından bir cafe, düzgün bir yer bekliyordum ama hiç de umduğum gibi olmadı. Sadece basit plastik koltuklar vardı. Bir müddet sonra benden karar vermemi istediler. Çünkü bu defa havalimanını kilitleyeceklerdi.
Bu da aklımdaydı ama uluslararası havalimanlarında bunu yapmazlar diye umuyordum, yanılmışım. İçeride karanlıkta, soğukta bekleyeceğime dışarı çıktım. Kapının önüne bağdaş kurup bedava kablosuz internetin keyfini çıkardım. 10 saat sonra yine, yeniden Singapur’daydım.
Day 491: Filipinler:38, Clark Airport, Angeles, 07 Aralık 2011





