Emirgân Korusu, İstanbul‘un Emirgan ve İstinye semtleri arasında yer alan, İstanbul Boğazı kıyısında sırtlar ve yamaçlar üzerine yayılan, şehrin en önemli yeşil alanlarından biri. Etrafı yüksek duvarlarla çevrili Emirgan Korusu, şehir merkezine çok yakın bir konumda yer almasına rağmen İstanbulluların hafta sonu şehir stresinden uzaklaşıp nefes almak için tercih ettiği bir kaçış rotası.

İstanbul’un dünyaya armağanı olan rengarenk lalelerini görebileceğiniz, her yıl nisan ayında düzenlenen Lale Festivali’ne de ev sahipliği yapan Emirgan Korusu, ismini 17. yüzyılda Osmanlı Padişahı IV. Murad tarafından, İranlı Emir Güne Han’a armağan edilmesiyle birlikte almış. Koru, daha önceden Feridun Bahçeleri olarak anılıyordu.

Emirgan Korusu

Emirgan Korusu, İstanbul kent merkezinde yer alan, yemyeşil dokusuyla şehrin nefes aldığı yerlerden. Sarıyer ilçe sınırlarında yer alan koru, 2006 yılından bu yana her yıl nisan ayında Lale Festivaline ev sahipliği yapıyor.

Emirgan Korusu, İstanbul

Emirgan Korusu, İstanbul’un özellikle lalelerin açma döneminde adından çokça söz ettiren en güzel semtlerinden Emirgan’da yer alıyor. Emirgan Korusu’nun hikayesinde aslında tam bir trajedi yatıyor belki de.

Revan Seferi’ne 1635’te çıkmış 4. Murad’a, kalesini savaşmadan teslim etmiş İranlı asilzade Emir Güne Han, daha sonra da sultan ile birlikte İstanbul’a gelmiş ve Yusuf Paşa adını almış. Padişah ile paşa arasında büyük bir dostluk kurulmuş. İlerleyen zamanlarda, musikiye ve şiire olan ilgisi, eğlenceye ve sefahat işlerine olan düşkünlüğü sayesinde ilgiyi üzerine toplamış.

Dostunu ödüllendirmek isteyen 4. Murad, o zamana kadar Feridun Bey Bahçeleri diye anılan 500 bin metrekarelik koruyu, Yusuf Paşa’ya hediye etmiş. Safevi Devleti hizmetinde önce Sultan, sonra Han unvanıyla anılan Emir Güne Han, her ne kadar adını değiştirip Yusuf yapsa da korunun ismi Emir Güne Han’dan evrilerek günümüze Emirgan olarak ulaşmış.

Evliya Çelebi’nin şiirsel bir dille tasvir ettiği koruda, iki yakın dost sohbetler için bir araya gelir ve keyifli zaman geçirirmiş. Lakin 4. Murad’ın ölümünden sonra tahta geçen kardeşi 18. Osmanlı padişahı Sultan İbrahim, bu dostluktan rahatsızmış. Erkek kardeşleri 4. Murad tarafından öldürtülmüş olduğundan korku içinde büyümüş olan Sultan İbrahim, bölücü ve yıkıcı propaganda yaptığı iddiasından dolayı paşayı 1641’de idam ettirmiş.

Koru sonraki yıllarda el değiştirmiş. Sultan Abdülaziz tarafından Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya tahsis edildiği dönemde ise bugün hala kullanılan sarı, beyaz ve pembe köşkler yaptırılmış. Mısır’ı yönetirken büyük borçlara giren İsmail Paşa, 1879’da Fransız ve İngilizlerin baskısıyla alaşağı edilmiş. Görevinden uzaklaştıktan sonra hayatının son günlerini, çok sevdiği Emirgan Korusu’nda geçirmiş.

emirgan korusu nasıl gidilir

Yamaçlar üzerinde bulunduğundan ruhu sakinleştiren, temiz havası ile İstanbul’un en yeşil bölgelerinden olan Emirgan Korusu’nun en dikkat çekici ve en kalabalık yeri meydanı.

Ortada yer alan göl ve içerisindeki ördekler güzel bir manzara sunuyor. Özellikle hafta sonları hayli yoğun olan koru, çiçeklerle bezeli atmosferi ile yabancı ziyaretçilerin de uğrak adresi.

Parkın sahip olduğu doğal güzellikler, şehrin bu kadar merkezi bir konumunda eşine ender rastlanabilecek türde, içerisindeki köşkler de tarihe ışık tutan yönleri ile görülmeye değer. Toplamda 42 bin hektar büyüklüğünde bir alana yayılan Emirgan Korusu, İstanbul Boğazı’nın en güzel ve yeşil yerlerinden biri.

Özellikle bahar ve yaz aylarında ve özellikle de Lale Festivali dönemlerinde çok özenli bir şekilde düzenlenen, yüzlerce çeşit lale ve çiçekle süslenen koruda meşe, fıstık çamı, çınar, erguvan ve kızıl çam gibi onlarca çeşit ağaç da bulunuyor. Emirgan Korusu’nda lale ve çiçek satış noktası ile Lale Müzesi de yer alıyor.

Emirgan Korusu köşkleri

Yüzyıllar boyunca pek çok kez el değiştiren ve 19. yüzyılda da Osmanlı Padişahı Abdülaziz tarafından Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya verilen koruya 1871-1878 yılları arasında 3 köşk yaptırıldı. Emirgan Korusu’nda 1871 ve 1878 yılları arasında inşa edilen köşkler, renklerinden aldıkları isimleri ile biliniyor.

Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk olmak üzere üç köşkün yer aldığı Emirgan Korusu’nda ağaçlara özenle yerleştirilmiş sanatsal motifler, göl üzerindeki mini köprü, laleler ve birçok ayrıntı doğa severler için oldukça hoş görüntüler sunuyor. 1940’ta Lütfi Kırdar’ın girişimiyle kamulaştıran köşklerin bulunduğu alan, günümüzde özellikle lale mevsiminde ziyaretçi akınına uğruyor.

Emirgan Korusu’nda bulunan ve Korulukta İsmail Paşa tarafından yaptırılan Sarı, Pembe ve Beyaz köşkler, günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen restoranlar olarak hizmet veriyor. Bu mekanların yanı sıra koruda bulunan piknik masalarında da kendi getirdiğiniz atıştırmalıkları yiyebilirsiniz.

Osmanlı padişahlarının, bir mevsim veya birkaç gün, bazen de birkaç saat kalacağı köşkler, kasırlar veya küçük saraylara ‘Biniş Köşkü’ adı veriliyor. Mesirelerde yer alan bu yapılarda, bazen sultanın yabancı misafirleri ağırlanıyordu.

Azerbaycan

Emirgan Korusu’nda yer alan köşklerde, tepeden eşsiz boğaz manzarasının yanı sıra, dönemin mimarlarının etkisi ve zamanın tutkusuyla, Avrupa stili açıkça görülüyor. Bahçelerde ise Romantik İngiliz bahçe anlayışı görülüyor.

Pembe Köşk

Emirgan Korusu Pembe Köşk

Pembe Köşk, Emirgan Korusu içinde, 2 katlı tipik bir Osmanlı evi görünümünde. Hafta sonu kafeteryaya dönük hizmet verirken, aynı zamanda nişan, düğün, toplantı ve organizasyonların da düzenlendiği bir mekân. Ahşap kaplamalı, ismine uygun olarak sardunya pembesine boyatılmış ve uzunca bir dönem de paşaların seyir mekânı olarak kullanıldı.

1878 Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa döneminde devrin paşalarını konuk etmek için kullanılan köşkün girişi üç kapıdan sağlanıyor. Ön girişte, büyük geniş bir salon ve salona açılan iki oda, protokol kapısı girişinden ise gizli bir oda daha mevcut.

Köşkün ikinci katına geniş bir merdivenle çıkılıyor. İkinci katta geniş büyük bir salon ve salona açılan iki büyük odası haricinde, salondan ara koridora geçince koridora açılan 5 büyük oda ile 2 küçük sandık odası daha bulunuyor.

Malta

Turing tarafından 1982’de onarımı yapılan ve 1995’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen köşk, baştan sona büyük bir bakımdan geçirilerek ince el işi sanatının tüm örneklerine, paha biçilmez tarihi değerine, saygı gösterilerek eski orijinal haline uygun renkte ve özellikte, çatısı dahil tamamen onarıldı. İçindeki çeşme ve bahçesindeki çeşme mermerlerindeki ince el işi sanatı temizlenip eski yerlerine yerleştirildi.

Günümüzde Pembe Köşk, restoran ve kafeterya olarak hizmet veriyor. Pembe Köşkte kahvaltı yapmak isterseniz, hafta içi ve hafta sonları 09.00-13.00 saatleri arasında bu hizmetten yararlanabilirsiniz. Kahvaltı menüsünde ise beyaz peynir, örgü peynir, eski kaşar, otlu peynir, domates, salatalık söğüş, zeytin, salam, tahin-pekmez, reçel, taze kaymak, petek bal, haşlanmış yumurta, kek ve simit bulunuyor.

Pembe Köşk, Emirgan Korusu’na giriş yaptıktan sonra hemen sağ tarafta yer alıyor. Kendi otoparkı bulunan köşkün otoparkı yalnızca festival zamanında halka hizmet veriyor.

Sarı Köşk

Emirgan Korusu Sarı Köşk

Sarı Köşk, Hıdiv sülalesinden İsmail Paşa tarafından 1871-1978 tarihleri arasında yaptırılan, şale üslubunda, bir kuş evi görünümünde. Kuş evleri görünümü, Türklerin kuş sevgisinin işlevsel ve sanatsal bir anlatım biçimini yansıtıyor. Türk insanının geleneksel yaşama düzeninin gereği olarak bir sofa etrafında toplanan plan şeması uzun yıllar değişmeden sürdürülmüş.

Sarkiş Balyan yapılarında tavan ve duvar süslemeleri, büyük yüksek, kapı ve pencereler, iç mekanlarda parlak renkle zenginleştirilmiş işlemeler önem taşıyor. Üst katında 3 oda bir salon, alt katta 4 oda, hol ve mutfak, bodrum katından meydana gelen köşk, zarif süsleme sanatının en ince özelliklerini taşıyor.

İç tavanda çiçek motifleri yağlı boya figürler, dış cephe süslemeleri oyma el sanatının tipik örneğini sergiliyor. Sarı rengi beyazla birlikte motife edilmiş bir kuş evini andıracak şekilde dekore edilmiş.

Osmanlı dönemi 17 ve 19. yüzyıllarda ağaç işçiliği, mimarı yapılara daha sıcak bir atmosfer sağlandığı için sıkça kullanılan dönemlerdi. Malzeme olarak ceviz, elma, çınar, ıhlamur, abanoz, gül ve meşe ağacının kullanıldığı Sarı Köşk’te ise, farklı bir üslup oluşturulmuş.

Natüralist çiçek motiflerinin ağırlık kazanmasından, üçgen, yıldız, zikzak, baklava ve çokgen türü geometrik kompozisyonlar, sedef, fildişi, altın, gümüş gibi ahşap dışında yardımcı başka malzemelerden de yararlanılmış. Bu yüzyılda çiçek bezemesi, ağaç işlerinin tümünü kaplamış.

Batı etkisinde kalınan 19. yüzyılda, seçmeci üsluplar, rokoko, barok ve ampir üsluptaki bezemeler, bu yapıtların içini zenginleştiren unsurlar olduğundan köşkte yüksek tavanlar zengin kalem işleriyle süslenmiş. Narçiçeği, gül, karanfil, yasemin ve lalelerle bezeli duvarlar, tavanlar altın varaklarla kaplı. Alt katın önünde, boğaza bakan dar şerit, iki set olarak teras haline getirilmiş.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 1996-1997 yıllarında elden geçirilerek, büyük bir tadilat başlatılan Sarı Köşk, en ince noktalarına kadar dikkat edilerek restore edildi. Tadilatlar sonunda, Beltur AŞ İşletmeleri tarafından, Restoran ve Kafeterya olarak halkın hizmetine açıldı.

Korudaki diğer bütün BELTUR tesisleri gibi harika bahçesi ve çok büyük havuzuyla, kartpostallarda görülebilecek bir yer. Sarı Köşk hafta içi A’la Carte, hafta sonu ise sabahları kahvaltı ve öğlenden itibaren oluşan açık büfesi ile hizmet veriyor.

Özellikle hafta sonlarında yoğun ilgi gösterilen kahvaltılar, her iki köprünün de görülebildiği manzarasıyla adeta bir şölene dönüşüyor. Emirgan Korusu köşkleri arasında manzarası ile en çok plana çıkan da Sarı Köşk. Sarı Köşk’te kahvaltı yapmak isterseniz, hafta içi ve hafta sonları 09.00-13.00 saatleri arasında bu hizmetten yararlanabilirsiniz.

Sarı Köşk’ün kahvaltı menüsünde beyaz peynir, örgü peynir, eski kaşar, tulum peyniri, domates, salatalık söğüş, iki çeşit Ege zeytini, salam, dana rozbif, tahin, pekmez, reçel, taze kaymak, petek bal, haşlanmış yumurta, kek ve simit bulunuyor.

Sarı Köşk, Emirgan Korusu’na girince 50 metre yukarıda, solda konumlanıyor. Aracınızı köşkün otoparkına bırakmanız mümkün. Sarı Köşk, korunun en güzel manzaralı köşkü olduğundan, yılın her günü açık. Ancak festival döneminde önceden rezervasyon yaptırmanız gerektiğini unutmayın.

Beyaz Köşk

Emirgan Korusu Beyaz Köşk

Beyaz Köşk, Emirgan Korusu’ndaki en özel, en güzel botanik düzenlemeye ve bitki çeşitliliğine sahip köşk. Beyaz Köşk, özellikle bahar aylarında çiçek açan rengarenk laleler ve ağaçlar arasında çok özel bir havaya bürünüyor.

Eski sahipleri tarafından uzun yıllar, av, piknik, dinlenme ve konuk ağırlama köşkü olarak kullanılan Beyaz Köşk, 1996-1997 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan tadilat sonunda restore edilerek BELTUR AŞ İşletmeleri tarafından, restoran ve kafeterya olarak hizmete açılmış durumda.

Emirgan Korusu’nun en tepesinde yer alan Beyaz Köşk’ün otoparkı, festival dönemi haricinde halka açık değil. Aracınızı büyük otoparka bırakıp 5 dakika yürümeniz gerekiyor.

Emirgan Korusunda kahvaltı

Emirgan Korusu’nun özellikle hafta sonları erken saatlerde dolup taşmasının ve yoğun bir ziyaret almasının nedeni köşklerde verilen kahvaltı ziyafeti. Hafta içi serpme kahvaltı şeklinde verilen kahvaltılar, hafta sonları ise açık büfe şeklinde sunuluyor.

Özellikle iki köprüye birden hâkim manzarası ile boğazı yukarından gören Sarı Köşk, en popüler olanı. Emirgan Korusu’nun tüm köşklerinde kahvaltı servisi saat 09.00’da başlıyor.

Hafta sonu verilen açık büfe kahvaltı için son giriş saati ise 13.30. Hafta içi yine aynı saatte servis başlarken, servisin bitişi 14.00’te. Kahvaltı çeşidi ve lezzetleri açısından oldukça tatmin edici bir menüye ve kalite standardına sahip olsa da hizmet self servis.

Korudaki kahvaltı fiyatları hafta içi 38TL ve 48TL (Sarı Köşk) olarak değişiyor. Hafta sonu açık büfe kahvaltı ise kişi başı 48TL.

Emirgan Korusu giriş ücreti ve ziyaret bilgileri

🗺 Adres: Emirgan Mah., 34467 Emirgan-Sarıyer, İstanbul
📲 www.beltur.com/emirgan-korusu ☎️ 0 (212) 2775782
Emirgan Korusu ziyaret saatleri: Emirgan Korusu, yaz döneminde (1 Mayıs–30 Eylül) 05.30–22.30; kış döneminde (1 Ekim– 30 Nisan) 05.30–22.00 saatlerinde ziyarete açık. Koru, haftanın 7 günü ziyarete açık.
🔐 Emirgan Korusu giriş ücreti: Emirgan Korusu’na herhangi bir giriş ücreti alınmıyor.
🚘 Emirgan Korusu otopark ücreti: 2 saate kadar 10TL, 4 saat 20TL ve tüm gün 40TL.

Emirgan Korusuna nasıl gidilir 🚌

Emirgan Korusu’na özel araçlarıyla gitmek isterseniz sahil yolu ile Beşiktaş yönünden Emirgan’a geldiğinizde Sakıp Sabancı Caddesi’nde soldan tabelaları takip ederek Emirgan Korusu’na ulaşabilirsiniz.

İstinye tarafından geliyorsanız da İstinye Bayırı’na girmeyip Tormak Burnu’nu geçtikten sonra düz devam ettiğinizde sağdaki tabelalarla Emirgan Korusu girişine ulaşabilirsiniz. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Avrupa yakasından Küçükarmutlu Sapağı’nı kullanarak sahil yoluna ulaşmanız yeterli.

Anadolu yakasından geliyorsanız, Kadıköy’den vapurla, Üsküdar’dan ise motor ve vapurla Beşiktaş’a geçip Beşiktaş-Ortaköy yolundan geçen herhangi bir otobüse binmeniz yeterli. Deniz yolu ile Emirgan Korusu’na gelmek isterseniz de İDO’nun Emirgan seferleri ile Emirgan İskelesi’ne kadar gelebilir buradan 40 No’lu otobüse binerek yaklaşık 25 dakikada koruya geçebilirsiniz.

Emirgan Korusu’na toplu taşıma araçlarıyla ulaşmak için İETT’nin sahil yolundan Sarıyer’e giden tüm otobüsleri kullanabilirsiniz. Emirgan durağında inip 5 dakika yürüdüğünüzde koruya varıyorsunuz.

İstanbul’un hemen her yerinden Mecidiyeköy’e ulaşım metrobüs ile oldukça kolay. Buraya geldikten sonra 29Ş No’lu otobüsler direk olarak Emirgan Korusu’na kadar geliyor.

İstinye, Bahçeköy, Sarıyer yönünden, 25E, 42T, 40T No’lu otobüsler Kabataş yönünden, 25E, 40T, 22RE numaralı otobüslerle veya Mecidiyeköy’den 25L No’lu otobüse binip 4. Levent’te indikten sonra EL2’ye binerek Emirgan’a ulaşabilirsiniz.

Mecidiyeköy yönünden, 29Ş No’lu otobüsler veya Zincirlikuyu yönünden, 40B No’lu otobüsler Taksim yönünden, 40, 42T, 40T, 40B No’lu otobüslerle koruya ulaşabilirsiniz.

Emirgan Korusu, İstanbul Boğazı’nın en güzel manzaralarına sahne olan ve hafta sonlarını değerlendirmek için ideal bir adres. Lale Festivali döneminde rengarenk bir görünüme kavuşan koru, İstanbul’un kent merkezinde kalan az sayıdaki yeşil alandan biri.

Önceki blog yazısıBoğazın Mücevheri: Dolmabahçe Sarayı
Sonraki blog yazısıÇamlıca Tepesi, İstanbul
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın