Darling Limanı (Darling Harbour), bahçeleri, müzeleri, yürüyüş yolları, mağazaları ve çeşitli eğlence mekanlarıyla Sidney’in diğer bir canlı bölgesi. Eski ve yeni mimarinin sentezlendiği bu bölgedeki daracık sokaklarda restoranlar, barlar ve Aborijinlere özgü hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar var. Circular Quay’dan feribotla geçmiştim, yürüyerek gideyim derseniz de 40 dakikayı bulur.

Circular Quay’dan gün batımı saatlerinde bindiğim, Darling Harbour‘a gidecek feribot olağanüstü kalabalıktı. Üst katta, dışarıda kendime güzel bir yer bulmuştum. Çok geçmeden bu kadar kalabalığın neden olduğunu anladım. Gün batımı nedeniyle gökyüzü kızıllaşmaya başlamıştı. İnanılmaz etkileyicilikte, insanı heyecanlandıran gün batımı manzarası bu kalabalığın sebebiydi.

darling limanı

Darling Harbour, Sydney

Neredeyse herkesin parmağı deklanşördeydi. Art arda fotoğraflar çekildi, art arda fotoğraflar çektim. Bir yanda Harbour Bridge ve Sydney Opera Binası aynı karede, sağ yanımda parıldayan ışıklarıyla Luna park ve arkasında yüksek binaların oluşturduğu ışıklı güzel şehir manzarası, diğer yanda gün batımına yöneldiğinizde kızıl, kıpkızıl ve mavi karışımı gökyüzü ve deniz.

Maviyle kızıllık bir arada ve deniz ve gökyüzü aynı renk, göz kamaştırıcı. Spontane seçimle atlamış olduğum geçtiği yerlerdeki güzel görüntünün keyfini çıkararak Darling Harbour’a gittim.

Burada yeni bir Sydney karşıma çıktı. Başka bir merkez, başka bir kalabalık alan, dar bir koy ve koyun iki yanında çok güzel binalar, ışıklarıyla, barlar, cafeler ve restoranlar. Burada feribottan indim. Çok büyük alanı, çok sayıda masası ve sandalyesi olan çok kaliteli olduğu her halinden belli çok sayıda restoran ve barlar dizili.

Yine daha ileride dünyanın en büyük ve en güzel akvaryumlarından biri olan Sydney Aquarium ve Sydney Wildlife var. Hani bizde böylesi alanların böylesi güzellikte bir körfezde denize 5 metre yakın mesafede bulmamız imkânsız herhalde. Varsayın ki İzmir Fuar alanı kordonda yani, bence hayal etmesi bile güzel.

darling limanı sidney

Hem üşümüş hem acıkmıştım, hemen arkada olan dışarıdan bir veya iki katlı görünen alışveriş merkezine daldım. Daha çok foodcourt tarzında. Merkezinde de Türk büfesi vardı.

Oldukça büyük ve harıl harıl çalışan çok sayıda ekibiyle çok sayıda değişik menülerinden vejetaryen pizza seçtim, 5 AUD, dilim küçük sayılır ama oldukça lezzetliydi.

Darling Harlbour’da, körfezin iki yanını birleştiren sadece yayalara açık ve cityring treninin geçtiği Anzac Bridge yöneldim. Köprüye geçmeden altta olan public tuvalet, dizaynı, temizliği, içerideki güzel koku ve hijyeniyle dikkat çekiciydi.

Halk tuvaleti ama 5 yıldızlı otel tuvaletinden farkı yoktu. Köprüde çok sayıda fotoğraf çeken, etrafı izleyen, farklı farklı milletlerden kişilerin arasına ben de karışıp karşıya geçtim.

Sea Life Sydney Aquarium

Sea Life Sydney Aquarium
Sea Life Sydney Aquarium

Sea Life Sydney Aquarium, Sydney’e yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken bir yer. Beklediğimden çok daha büyük, içinde kaybolabileceğiniz kadar büyüktü. Çok sayıda balık türleri, penguen, köpek balığı çeşitleri, mercanlar ve stingray görebileceğiniz bir yer.

Su altında yer alan akvaryum 160 metre uzunluğunda uzun bir tünel şeklinde ve tüm bu tünel akrilik camdan yapılmış olduğundan deniz canlılarını her yerde görebilirsiniz. 1,5 saat civarında bir vakit geçirdim ama günün yorgunluğu ve acıkmış olmamdan dolayı istemeden de olsa çıkmıştım.Her şeyi görmüş olsam da daha uzun vakit geçirmeli diye düşünüyorum.

Wild Life Sydney Zoo

Wild Life Sydney Zoo da enfes bir yerdi. Kombine biletimle ziyaret ettiğim zon yer olmuştu. Türkiye’de böylesi yerleri hiç görmediğimden olağanüstü gelmişti bana hepsi de. Şehrin göbeğinde orta ölçekte bir hayvanat bahçesi ve eğitici okul gibiydi. Kelebek, arı ve karıncaların hayatları hakkında çokca bilginin yanında, gerçek bal peteği ve üzerinde çalışan gerçek arıları görebiliyorsunuz.

İçerisinde gerçek bir bir karınca yuvasını hazırlanmış, saydam camın arkasından toprak içerisindeki karıncaların yollarını, yuvalarını, larvaları ve yumurtalarını, nasıl çalıştıklarını izleyebiliyorsunuz. Büyülenmiştim! Çok sayıda sürüngen, yılan, kocaman bir timsah, kanguru, kuş türleri var ayrıca. Canlı kelebekleri inceleyebileceğiniz bir de bahçesi.

Powerhouse Müzesi, Sydney’in öne çıkan kültürel noktalarından. Müzere dekoratif sanat ve tasarım ögelerinden, bilim, teknoloji, uzay bilim, ulaşım ve tarih alanlarına varan yelpazede eşsiz eserler bulunuyor. Çocuklar için de eğitici ve öğretici alanların yer aldığı müzede başka hiçbir yerde bulunamayacak hediyelik eşyalar almak mümkün.

Oradan Paddy’s markete geçtik. Bu yöredeki en büyük halk pazarı. Dün sebze ve meyve varmış, bugünse ne ararsan o var. Fiyatlar makul ve çeşit çok, telefon kılıfından tutun da hardiske kadar, elektrik malzemelerinden tutun da resim ve çerçeveye kadar her şey var, daha çok giysi ağırlıklı. Pazar kapalı bir alanda, içerideki yiyecek satan büfelerin biri dışında hepsi Türk.

Kebap, döner, gözleme tarzı yiyecekler satılıyor. Pazarın hemen dışında sebze ve meyve satan yere göz attık. Daha dün yiyecek ve sebze, meyve pazarı olduğundan bu defa dışarıda çok az sayıda satıcı var. Saat 15:30’da hepsi toparlanmaya başladı, yiyecek kısmında sesler yükselmeye başladı, 1 dollar, 2 dollars all!

İlk geldiğimde Woolworths mağazasında görüp de oldukça şaşırdığım fiyatlardan sonra bu defa da burada şaşırdım. Woolworths’da bir kilo biberin fiyatı 7.90 AU$ iken burada belki 2 kilosu 2 dolardı. Dayanamadım, 2 kilo kabak ile, 2 kilo sarı çarliston biber ile, uzun zamandır özlemini çektiğim üzüm aldım, akşam pazarı hepsi 5 dolar.

Bunları Woolworths’da alsaydım toplam ödediğim fiyat 50 TL civarında olacaktı, farka bakın. Woolworths zamanı olmayan ama parası olan, fiyat etiketine dikkat etmeyenlere hizmet ediyor sanırım ve öyle çok sayıda müşterisi var.

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın