Aziz Sava Kilisesi (Saint Sava Temple), Belgrad‘daki en heybetli simge yapılardan biri. En büyük Sırp Ortodoks kilisesi olan devasa Saint Sava, aynı zamanda dünyanın en büyük kiliselerinden biri. Belgrad merkezinin doğu kesiminde, bakımlı yeşillikler üzerine kurulu kilise, Bizans Uyanışı tarzında inşa edilmiş. Katedralin inşası 122 yıldır devam ediyor.

Sırp Ortodoks Kilisesinin kurucusu ve Orta Çağ Sırbistan’ında önemli bir kişilik olan Aziz Sava’ya ithaf edilmiş kilisenin hikâyesi 1550’li yıllara dayanıyor. Avrupa’nın bu en büyük onuncu kilisesinin 1894’te başlanan inşaatı, zaman içinde iki dünya savaşına tanıklık ederken, Sırbistan‘da sürekli değişen siyasi sistemler dolayısıyla bir türlü tamamlanamamış.

Aziz Sava Kilisesi

Aziz Sava Kilisesi, Balkanlar’daki elde edilmesi zor bir unvan olan en büyük dini yapılardan biri. Kilise, Sırp tarihinin en etkili kişilerinden Rastko Nemanjić doğumlu Sava’ya adanmış. Kaderinde zenginlik ile dolu bir hayat sürmek olmasına rağmen, gençken Yunanistan’ın Athos Dağı’na kaçmış.

Sava, orada keşiş olup, tevazu içinde yaşamaya başlamış. Simeon adını alıpyeni bir kimliği kabul ederek, tüm hayatını Sırp kilisesine, halkına ve onların iyiliğine adamış. 1175’de dünyaya gelen Aziz Sava, Sırp Ortodoks Kilisesinin kurucusu olmuş. Şehrin önemli yerlerinden Slavija Meydanına çok yakın. Katedral, Osmanlı Donanmasının Kaptan-ı Deryası Sinan Paşa’nın kayıtlarında da geçiyor.

Aziz Sava Kilisesi, Belgrad

Aziz Sava Katedrali (Church of Saint Sava), Belgrad’ın tam merkezinde, Vracar platosu üzerinde yer alıyor Kilisenin bulunduğu yer, böylesine büyük bir bina için yeterli bir geniş alan olarak seçilmiş. Tabi tek sebep alanın genişliği değil, arkasında Türklerle ilgili bir hikaye de var.

Sırbistan yaklaşık beş asır Türk hakimiyetinde kalmış. Bu süre zarfında Sırp halkı sürekli olarak işgale karşı direnmeye çalışmış. 1595 yılında, kuzey Sırbistan’da çıkan bir ayaklanmanın ardından Türk sadrazam Koca Sinan Paşa, can sıkan Sırp halkına bir mesaj göndermeye karar vermiş.

Sırbistan’ın güneybatısında, Prijepolje yakınlarında bulunan bir Sırp Ortodoks manastırı olan Mileševa Manastırında bulunan Aziz Sava’nın kutsal emanetlerinin Belgrad’a nakledilmesini istemiş. Belgrad’a getirilen tüm emanetler, şu anda Aziz Sava Katedralinin bulunduğu bu yerde herkesin gözü önünde yakmış.

Sırp Ortodoks Hıristiyanları işte bu noktaya bu devasa Katedrali kurmuşlar. Daha doğrusu kurmaya çalışmışlar. Başka kayıtlara göre de burası, Başpiskopos Sava’nın Mileševa Manastırından 1594’te taşındıktan sonra gelip yerleştiği ve öldüğünde gömüldüğü yer olarak geçiyor.

Aziz Sava Kilisesi, oldukça uzun ve çalkantılı bir tarihe sahip. Kilisenin inşaat iskelesi 1895’te kurulmuş olsa da inşaat 1935’ten önce başlayamamış. İnşaatın başlamasından sadece birkaç yıl sonra, Alman kuvvetleri II. Dünya Savaşında Belgrad’ı bombalamış. Kilisedeki çalışmalar durmakla kalmamış, Almanlar kiliseyi depo ve otopark olarak kullanmış.

Aziz Sava Katedrali, Belgrad

Sırbistan kurtarıldıktan sonra bile, yolda yeni bir tümsek olarak Yugoslav Komünistleri başa geçmiş. Komünist Yugoslavya döneminde de inşaası beklemek durumunda kalmış. Bildiğiniz gibi Komünistler, Marx’ın ‘Din halkın afyonudur’ sözüne sıkı sıkıya inandıklarından, açıkça din karşıtıydılar.

İnşaat böylece 40 yıl daha durmuş.Yugoslavya iktidarı, kilise binasını 1984 yılına kadar kiliseye geri vermemiş. Sırp Patriği kiliseyi geri kazanmaya o kadar kararlıymış ki yetkililere 88 kez mektup yazmış. Kilise henüz tamamlanmamış olsa da içine adım attığınızda heybeti karşısında etkilenmeniz çok normal.

En büyük mabedleri Aya Sofya’yı Müslümanlara kaptıran Ortodokslar, ona benzeyen Aziz Sava Katedrali yapma girişimleri halen sürüyor. Kiliseyi ilk gördüğümde iç kesimdeki inşası sürüyordu. Sonraki ziyaretimde iç kesimi tasarımı bitmişti. Duvarları yüzlerce inanılmaz freskle kaplı. Tavanında ise altın renkli çarpıcı avizeler asılı.

Makedonya
Flyista

Gerçek kilisenin 7 metre altında bulunan 1800 m2’lik muhteşem mahzenin büyüsüne kapılmaya hazır olun. Mahzenin içinde, gelecekteki patrik mezarları için ayrılan alanı görebileceksiniz. Ayrıca mahzenin bir bölümünün, dini müzik performansları ve toplantılar için bir tür konser salonuna dönüştürülme planı var.

Özgün Sırpça isminde tapınak (hram) olarak anılan, ancak sıklıkla Aziz Sava Katedrali olarak adlandırılan yer, bir piskoposun yeri olmayışı sebebiyle teknik anlamda katedral değil.Yabancı dillerde büyüklüğü ve önemi sebebiyle sıklıkla katedral olarak anılıyor. Aziz Mikail Katedrali, Belgrad Metropolitan Piskoposu’nun mekânı olarak kullanılıyor.

BELGRAD’DA NEREDE KALINIR
ⓘ Konaklamanızı Stari Grad bölgesinde seçin. Konaklamanızı buraya yakın bir noktada seçin Savamala bölgesinde yer alan, üç gece kaldığım 4 yıldızlı Jump Inn oteli dizayn tasarımı ile tercih edilebilir. Son gezimde kaldığım Kopernikus Hotel Prag (4*) de gayet iyi bir otel, güvenerek kalabilirsiniz.

NapPARK Hostel ise Belgrad’ın en iyi hostellerinden biri. Tuna Nehri kenarında, nehir üstündeki ilginç hostellerde de kalabilirsiniz. ArkaBarka Floating Hostel, San Art Floating Hostel ve Green House Hostel bunların en iyileri.

Belgrad Kiliseleri

Belgrad’da eski tarz Ortodoks kiliselerini görmek istiyorsanız, Ružica Kilisesi ve St. Petka Kilisesi’ne gidin. Her ikisi de Belgrad Kalesi’nin kuzey girişinin dışında yer alıyor. Renkli ve süslü iç mekanları göz alıcı. Yükseliş Kilisesi (Crkva-Svetog-Vaznesenja) ve Aziz Mark Kilisesi Belgrad’da görmeniz gereken diğer kiliseler.

Ružica Kilisesi (Church of the Holy Mother of God / Meryem Ana Kilisesi), Belgrad Kalesi’nin kuzeydoğu duvarlarının yakınında, Zindan kapısının altında yer alıyor. Despot Stefan Lazarević zamanında, aynı adı taşıyan eski bir kilise varmış. 1521’de Osmanlı Belgrad’ı fethettiğinde yıkılmış. Şimdiki kilise 1867-1869 arası yapılmış. I. Dünya Savaşından sonra ağır hasar görmüş ve 1925’te yenilenmiş.

Saint Petka’s Chapel, Ružica Kilisesi’nin hemen yakınında yer alıyor. 1867’den sonra ‘mucizevi bir pınarın’ yanına inşa edilmiş. Mevcut şapel, mimar Momir Korunović tarafından yapılan projeye göre 1937’de inşa edilmiş. İç duvarları ve tonozları, sanatçı Đuro Radulović tarafından 1980-1983 yıllarında yapılmış mozaiklerle kaplı.

Aziz Mark Kilisesi, Belgrad’ın Tašmajdan Parkı’nda bulunan bir Sırp-Ortodoks kilisesi. Sırbistan Ulusal Meclisi’ne yakın bir konumda bulunan kilise Krstić kardeşler tarafından Bizans mimarisinin canlandırılması şeklinde tasarlanmış ve 1940’ta bitirilmiş. Saint Sava gibi bu kilisenin de donatılması ve dekorasyonu henüz tamamlanamamış.

Güney kısımda, Prizren yakınlarındaki Başmelek Aziz Mikail manastırından buraya getirilen Çar Dušan’ın kalıntılarının bulunduğu bir lahit var. Kuzey tarafında, Patrik German Đorić’in kalıntılarını içeren beyaz mermer mahzen bulunuyor. Sırp XVIII ve XIX yüzyıl ikonlarının en değerli koleksiyonlarından biri bu kilisede saklanıyor.

Yükseliş Kilisesi (Crkva-Svetog-Vaznesenja / Orthodox Church of The Ascension), şehir merkezine biraz uzak olsa da görkemli bir kilise. 1863’te Prens Mihailo Obrenović’in emriyle yaptırılan ve halkın bağışlarıyla finanse edilmiş. Kilise, XIX. yüzyıldan kalma ikon koleksiyonları, eski kitaplar, altın eşyalar ve diğer şeyler açısından zengin.

Belgrad’ın ana caddesi olan Knez Mihailova, samimi ve keyifli bir yaya yolu. Avrupa’nın en güzel yaya alanlarından biri. Belgrad’ın en güzel köşelerinden Skadarlija, geleneksel kafana restoranları ve süslü çiçekleriyle hem gözünüze hem de midenize hitap eden özel bir bölge. Kalemegdan ve Tasmajdan Park, yeşile doyacağınız, huzurlu geniş bahçeler.

Belgrad gece hayatı ise zaten dillere destan, hele yaz döneminde ziyaret ediyorsanız. Belgrad’da en sevdiğim yerlerden biri de kozmopolit şehir Zemun oldu. Belgrad’ın karşı kıyısında yer alan Zemun’u görmeden şehirden ayrılmayın. Belgrad yakın, vizesiz ve uygun fiyatlı bir ülke. Ucuz uçak bileti kampanyalarını takip edip keşfe çıkın.

Önceki blog yazısıBudin Kalesinin Gözde Yapısı: Matthias Kilisesi, Budapeşte
Sonraki blog yazısıEn İyi Budapeşte Kaplıcası: Gellert Kaplıcaları
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın