Budapeşte, Avrupa’nın en güzel başkentlerinden biri. Buda ve Peşte şehirlerinin bir araya gelmesiyle oluşan Budapeşte, hem mimarisiyle, hem de aktiviteleriyle kendisine hayran bırakıyor. Köklü geçmişi ve bugünü kucaklayan şehir ilginç yönleriyle dünyanın en “dolu” şehirlerinden.

Budapeşte’nin en çekici özelliklerinden biri de şehrin her bir yanına serpilmiş olan termal havuzları. Neredeyse her turistin bir vazife olarak gidip bu geleneksel termal havuzları ziyaret ediyor. Ben de ancak ikinci ziyaretimde 15 gün kaldığım şehirde bu termal kaplıcaları tek tek gezme ve deneyimleme fırsatı buldum.

gellert hotel

Budapeşte Gellért Hotel

Şehrin en ünlü kaplıcalarından biri Gellert Tepesinin eteklerinde bulunan meşhur Gellert Hotel içerisinden yer alıyor. 1918’de açılan tarihi Gellert Hotel, Budapeşte’nin ilk lüks otel olma özelliğine de sahip. Otelde yer alan Gellert Termal Kaplıcası şehrin en çok rağbet gören yerlerinden. Art Nouveau stili mermer sütunlu kaplıcada yüzmek unutulmaz bir kültür deneyimi.

Gellért Hotel ve Termal Kompleksi, antik zamanlarda keşfedilen bir termal yer altı su kaynağının üzerine yapıldı. Bu kaynağın şifalı suları Romalılar tarafından zaten bilinmekteydi. Bu kaynağın varlığına dair ilk kanıt, Macaristan’ı 13. yüzyılın başlarında yönetmiş olan Kral II. Andew zamanına kadar dek uzanıyor. Osmanlı’nın eline geçtikten sonra kaplıcalar daha da genişletilse de 1894’te Özgürlük Köprüsü’ne yer açabilmek için yıkıldı.

Budapeşte Gellért Hotel

Gellért Hotel’in günümüzdeki tasarımına 1912’de başlandı ve 6 yıl sonra da I. Dünya Savaşı’nın ardından açılışı yapıldı. 1927’de daha da büyütülen ve 1934’te jakuzileri eklenen otel, ne yazık ki 1945’te II. Dünya Savaşı esnasında çok ağır hasar aldı. Savaşın bitiminden kısa süre sonra 1961’de, savaş öncesindeki görkemli ihtişamına tekrar kavuşması için hızlıca onarılan ve modernize edilen Gellért Hotel, 2008’de de baştan aşağı yenilendi.

Budapeşte’nin ilk lüks oteli olan Hotel Gellert, açılışından kısa bir süre sonra Avrupa’nın en muhteşem ve en modern termal kaplıcası olarak ününü tüm kıtaya yaymayı başardı.

Venüs ve Aşk Tanrısı

Dönemin ünlü Macar mimarlarından Armin Hegedüs, Artur Sebestyen ve Izidor Sterk’in imzasını taşıyan, oldukça modern çizgilere sahip Gellért Hotel, Art Nouveau mimari akımının izlerini taşıyor. Olağanüstü bir ön cepheye ve girişinde piramit şeklinde etkileyici bir kubbeye sahip otelin ana cephesi nehre bakıyor. Gellert Tepesi’ne bakan cephe ise Bizans tarzı kubbesiyle dikkat çekerken, Aladar Gardos tarafından yapılan rölyeflerin süslediği dev bir kemerli girişi bulunuyor.

gellert bath

Otelin iç tasarımı ise nefes kesici! Ana girişte bulunan tavan pencereleri, kusursuz dekore edilmiş korint sütunlar ve heykeller harika bir görüntü oluşturuyor. Girişten, yine tavan pencerelerine sahip olan merkezi yüzme havuzunu görmek mümkün. Havuzun etrafında bulunan sütunlar, rölyefler ile süslenmiş çok zengin bir havaya sahip. Tavan pencereleri ise hava durumuna bağlı olarak çoğunlukla açık oluyor.

Lobinin sonundaki merdivende ise harika renklerle bezenmiş bir cam pencere bulunuyor. Bu pencere 1993’te Bozo Sztanisits’in tasarımından sonra eklendi.

Gellert Termal Kaplıcası

budapeste gellert bath

budapest gellert bath

Gellért Hotel’in kaplıcaları ise, otelin tüm diğer alanlarından daha özenli bir dekora sahip. Çiniler, mermer sütunlar ve erotik kadın heykelleriyle bezeli kaplıcalarda hem kadınlar hem de erkekler için, her birinin su sıcaklıkları farklı kaplıca havuzları yer alıyor.

Kaplıcaların girişi Gellert Tepesi’nin tam ters istikametinde bulunan Kelenhegyi Ut tarafında bulunuyor. Otel misafirlerinin ücretsiz olarak yararlanabildiği bu kaplıcalara, otelin içindeki direkt asansörle ulaşılabiliyor. Aynı zamanda jakuzi, buhar odası, sauna ve sağlık bölümleri de bulunuyor.

budapeste gellert termal

Göz at: Danube Kraliçesi: Budapeşte
Göz at: Budapeşte’ye Nasıl Gidilir

Gellért Çeşmesi

Otel ayrıca 38 m uzunluğunda yapay dalga mekanizması bulunan bir termal havuza da sahip. Yine her yerde olduğu gibi burası da özenle sayısız heykel, maskaron ve küçük şelalelerle süslü. Gellert Hotel’in hemen önünde bulunan bu kubbeli çeşme, 2003’te Macar mimar Sandor Devenyi tarafından yapıldı. Bu çalışma şehrin termal kaplıcalarını temsil ediyor.

Önceki makaleArnavutluk’a Nasıl Gidilir
Sonraki makaleKaradeniz’de Bir Akdeniz Kenti: Batum

Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşık birisi. 14 yıl çalıştığı şirketiyle yolları ayrılınca, hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gitti. 22 ay boyunca Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat etti.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here