Knez Mihailova Caddesi, Sırbistan‘ın başkenti Belgrad‘da Cumhuriyet Meydanı’ndan Kalemegdan’a kadar uzanan bir yaya ve alışveriş caddesi. Adını Sırbistan Prensi III. Mihailo’dan alan ve 1870’lerin sonlarına tarihlenen birçok büyük ve etkileyici binayı barındıran caddenin tarihi Roma dönemine kadar uzanıyor. Şehrin kalbi burası desem daha doğru olur.

Sırbistan Prensi III. Mihailo’dan adını alan Knez Mihailova Caddesi, 1870’lerin sonlarına tarihlenen birçok büyük ve etkileyici binayı barındırıyor. Zengin ailelerin ve önemli kişiliklerin evleriyle dolu olan cadde bizim İstiklal Caddesinin bir benzeri. Belgrad’ın en canlı merkezi olan cadde boyunca dükkanlar, restoran ve kafeleri sıralanıyor.

BELGRAD’DA NEREDE KALINIR
ⓘ Tarihi Stari Grad’ı yakınında yer alan Savamala’da üç gece kaldığım 4 yıldızlı Jump Inn, çok keyif alarak kaldığım bir oteldi. Son gezimde kaldığım Kopernikus Hotel Prag ise şehrin en iyi otellerinden. Hostelde kalacaksanız NapPARK Hostel şahane. Tuna nehir üstünde yer alan ArkaBarka Floating Hostel, San Art Floating Hostel ve Green House Hostel konaklama için ilginç olur.

Knez Mihailova Caddesi

Knez Mihailova Caddesi (Ulica Knez Mihailova or Prince Michael Street), 1870’lerden kalma yapılarıyla, Sırbistan Cumhuriyetinin istisnai öneme sahip tarihi-kültürel mekansal varlıkları listesine dahil edilmiş bir cadde. Birçok tarihî binasıyla kültüre, ünlü mağazalarıyla ekonomiye ve modern kafeleriyle de eğlenceye hizmet veren oldukça önemli bir konuma sahip.

Rue du Prince Michel, Roma şehri Singidunum’un antik merkezinin bulunduğu yerde yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu bölge bahçeler, çeşmeler ve camiler ile dolambaçlı sokaklardan oluşuyormuş. 19. yüzyılın ortalarında, şimdiki caddenin üst kısmında Prens Alexander Karađorđević’in bahçeleri yer alıyormuş.

Osmanlının 1867’de nihai olarak Belgrad’dan ayrılmasından sonra, şehre Emilijan Josimović tarafından tasarlanan bir şehir planı uygulanmaya başlamış. Cadde tamamen yeniden inşa edilerek bugünkü halini almış. Belgrad’da yaşayan birçok zengin ve nüfuzlu aile yaratılan yeni caddeye gelerek yerleşmiş.

Belediye yetkilileri, 1870 yılında, Prens Michael III Obrenović’in onuruna caddeye resmi olarak Ulica Kneza Mihaila adını vermiş. Belgrad’ı keşfetmeye başlamanın en güzel noktası bu cadde. Prens Mihailo Heykeli, Caddenin en önemli sembollerinden biri. Heykelin solundaki Ulusal Tiyatro binası ve arkasındaki Ulusal Müze burasının kültürel ve sanatsal dokusunu gösteriyor.

Işıl ışıl mağazalarıyla alışverişin keyfini ve eğlencenin her türlüsünü günün her saatinde ziyaretçilerine sunuyor. Yorulduğunuzda çeşmelerinden su içip, bir köşeye çekilip sokak boyunca hünerlerini sergileyen müzisyenlere kulak verin. Zengin ailelerin ve önemli kişiliklerin evleriyle dolu olan bu cadde, aynı zamanda Belgrad’da alışverişin merkezi olma özelliğini de taşıyor.

Srpska Kruna Hoteli, Knez Mihailova No 56’da yer alan, 1869 yılında o dönemde Belgrad’ın en modern ve temsili oteli olarak inşa edilmiş. Günümüzde Belgrad Şehir Kütüphanesi olarak kullanılan bina, 1945 ve 1970 yılları arasında Sırbistan Ulusal Kütüphanesi olarak kullanılmış.

Marko Stojanoviç’in Evi (House of Marko Stojanović), Knez Mihailova 53-55’te yer alan, 1889 yılı civarında avukat Marko Stojanoviç’in evi olarak inşa edilmiş. Barok unsurları da içeren Rönesans mimarisine sahip güzel bina günümüzde Akademi Galerisi olarak kullanılıyor.

Balkan Evleri Bloğu ise Knez Mihailova 46, 48, 49 numaralarda 1870’li yıllarda geleneksel Balkan tarzında inşa edilmiş. Üç binadan oluşan yapı görmeye değer.

Hristina Kumanudi’nin Evi, Knez Mihailova 50’de, Kneza Mihaila ile Dubrovaçka caddelerinin kesiştiği köşede 1870’de yapılmış. Bir süre Fransız-Sırp bankasına ev sahipliği yapan bina günümüzde Belçika ve Büyük Britanya konsolosluğu olarak hizmet veriyor.

Makedonya
Flyista

Kristina Mehana, Knez Mihailova 48’de, Meclis binası yapılana kadar şehir meclisine ev sahipliği yapmış. Krstiç kardeşlerin aynı isimle açtıkları otelin yönetimi olarak hizmet veriyor.

Veljko Savivç’in Evi, 1869’da Knez Mihailova 46’da dükkanların ve evlerin bulunduğu bir bina olarak inşa edilmiş. Günümüze kadar orijinal mimarisinde bir çok değişiklik yapılmış.

Sırbistan Bilim ve Sanat Akademi Binası, Knez Mihailova 35, 1912’de hazırlanan akademik tarza sahip mimari plan doğrultusunda 1923-1924 yılları arasında inşa edilmiş. Binada Belgrad’ın en zengin Akademi Kütüphanesi, Sırbistan tarihine ait çok sayıda doküman içeren Akademi Arşivi, giriş katında Akademi Galerisi, çok özel edebiyat salonu, kitap ve antika dükkanları yer alıyor.

Nikola Spasiç’in Evi, Knez Mihailova 33, mimar Konstantin Jovanoviç tarafından, Belgradlı bir tüccar için Rönesans tarzında 1889’da inşa edilmiş. Nikola Spasiç Pasajı, Knez Mihailova 19, 1912’de resesyon tarzında inşa edilmiş.

Grçka Kraljica Restoranı, Knez Mihailova No: 51, Akademizm tarzında 1835’te yapılmış. Rusija Hotel, Knez Mihailova 38, 1870 yılı civarında kurulduktan sonra 1920’de yıkılmış. Günümüzde “Rudnap” şirketinin ofislerine ev sahipliği yapıyor.

Knez Mihaiova Caddesi oldukça çekici ve güzel. Keyif aldığım bir cadde oldu. Şahane cafeleri soğu günlerde tam bir sığınak. Sokağın meydana yakın kısmında yer alan Belgrad Turizm ofisinde ücretsiz harita ve broşürler bulmak mümkün. Hatta belli günlerde ücretsiz şehir turları da düzenliyorlar.

Belgrad’ın enfes köşesi Skadarlija, geleneksel kafana restoranları ve süslü çiçekleriyle hem gözünüze hem de midenize hitap eden bir başka görülmeye değer bölge. Kalemegdan ve Tasmajdan Park, yeşile doyacağınız, huzurlu geniş bahçeler. Özellikle Kalemegdan’a birkaç saat ayırmanız gerekecek.

Belgrad’daki en sevdiğim yer, kozmopolit Zemun şehri oldu. Çoğu kişi Zemun’u görmeden Belgrad’da ayrılıyor ama siz ziyaret edin. Belgrad yakın, vizesiz ve uygun fiyatlı bir ülke. Yakında sadece kimlikle ziyaret edebileceğimiz bir ülke olacak. Ucuz uçak bileti kampanyalarını takip edip keşfe çıkın.

Önceki blog yazısıHollanda Kolonyal Şehri: Malang, Endonezya
Sonraki blog yazısıLombok Tatil Kasabası: Senggigi
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

4 YORUM

  1. Eşimle birlikte ağustos ayı içerisinde Balkanlar turu yapmaya karar verdik. Rotamızı Saraybosna (günü birlik Mostar)-Belgrad-Üsküp-Ohrid şeklinde çizdik.

    Saraybosna’dan Belgrad’a otobüs ile ulaşma niyetindeyiz. Fakat internetten ulaştığımız bilgiler dahilinde Sırp sınır polisinin özellikle Türk vatandaşlara karşı işleri zora sokma gibi davranışları olduğunu okuduk. (Zorlayıcı sorular, ülkeye almama, uyuşturucu testi vs.)

    Bosna Hersek-Sırbistan sınırında bu tür bir muamele ile karşılaşmak istemiyoruz. Anlatılanlar doğru ise Belgrad’ı programdan çıkarmak veya uçakla direk Belgrad’a uçmak gibi değişiklikler yapmayı düşünüyoruz.

    Sizce anlatınlarda haklılık payı var mı? Korkmakta haklı mıyız? Sizin Sırp polisi ile hiç probleminiz oldu mu? Şimdiden teşekkür ederim, iyi günler..

    • Balkanlar’da 1 ay gezdim ve sınır geçişlerinde sadece Karadağ’dan Bosna-Hersek’e geçerken minibüsten inip sorulara cevap verdim. Onun dışında hiç bir yerde hiç bir sorun veya olumsuz bir durum görmedim, yaşamadım.

      Bosna-Hersek’ten Sırbistan’ın Nis şehrine kadar otobüsle uzun bir yolculuk yaptım. Arabadaki tek turist bendim. Sorun yok. On binlerce sınır geçişlerinin belki %2-3’ünde sorun oluyor. Sorun olmayanlar yazmaz zaten bir yerlere; sorun yaşayanlar sorunlarını paylaşır. 

      Bence korkulacak bir şey yok ve Belgrad Balkanlar’ın en güzel şehirlerinden biri.

    • Ben uçakla iki kere gittim Belgrada ve ikisinde de Türkiye uçaklarına özel sorguya çekiyorlar. ancak otel rezervasyonlarınızı falan gösterirseniz bir sorun çıkacağını sanmıyorum.

    • Aslında geç oldu ama başkalarına örnek olur diye yazıyorum. Biz Bosna Hersek’ten Sırbistan’a değil ama Hırvatistan’a (Dubnovnik daha sonra da Zagrep’e) geçtik. Otobüste birçok kişi vardı. Polis herkesin pasaportuna bakıp iade ediyordu. Eşimle benim pasaportumu alıp gitti. 10 dk. kadar bekledik otobüste. Sonra getirdiler. Yani Türk pasaportu için daha bir dikaktli inceliyorlar. Hırvatistan bunu yaparsa Sırbistan daha çok ince eleyip sık dokuyacaktır, diye düşünüyorum. Orada Sırp arkadaşlar var davet ediyorlar ama doğrusu ben şahsen beni istemeyen ülkeyi ben de istemem ve gitmeye de hiç niyetim yok. 🙂 Selamlar.

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın