Stobi Antik Kenti, zaten gözden kaçan bir ülke olan Kuzey Makedonya‘da yer alan bir arkeolojik sit alanı. Gradsko kasabası yakınlarında, Crna ve Vardar nehirlerinin birleştiği yerde bulunan Stobi, Antik çağda, Payonya Krallığına bağlı bir şehirdi. Ardından Makedonya Krallığı tarafından ilhak edilmiş ve önemli bir büyüme kaydetmiş.

Makedonya Salutaris eyaletinin başkenti olduğu, MÖ 2. yüzyılda Romalıların eline geçmiş. Çok az kişi onu duymuş olsa da benzer bir geçmişi paylaştığı ve daha iyi bilinen Bitola‘daki Heraclea Lyncestis’ten daha büyük ve tartışmasız daha etkileyici. Üsküp’ten günübirlik bir geziyle ziyaret edilebilir.

Stobi, Crna Reka ve Vardar’ın ağzında, surlarla çevrili Crna Reka’ya inen üç teras üzerinde yer alan kentsel kısmı ile antik bir şehir. 6. yüzyılda soygunlar, deprem ve Slav istilalarının ardından terk edilmiş. Arkeolojik sitenin kazıları 1924 yılında Belgrad Müzesi altında başlamış ve bugün de devam ediyor.

Ülkemizin hemen her köşesinde çok sayıda antik kent var. Stobi de onlardan biri gibi. Kuzey Makedonya’nın en ünlü arkeolojik alanı olarak kabul ediliyor. Eğer arkeolojik alanlar ilginize giriyorsa ve aracınız varsa Stobi’de ziyaret etmeye değer.

Stobi Antik Kenti

Stobi Antik Kenti, Makedonya’nın en ünlü arkeolojik alanlarından biri. Stobi’den ilk kez MÖ 197’de, V. Phillip’in birliklerinin Dardanyalılara karşı elde ettiği zafere atıfta bulunan eski bir yazıda bahsedilmiş. Ancak bölgede bulunan en eski keşfedilen eserler MÖ 7. yüzyıla kadar uzanıyor.

Stobi, MÖ 7. yüzyılda antik Paeonia krallığının bir yerleşim yeri olmuş. Makedonya Krallığı’nın bir parçası olarak büyümeye devam eden kent, Romalılar bölgeyi işgal ettikten sonra Makedonya eyaletinin kalbindeki müthiş konumu nedeniyle bölgesel bir ticaret merkezi olmuş. Kozmopolit bir şehir olarak büyüyen Stobi, imparatorluğun dört bir yanından karışık bir Roma vatandaşı nüfusuna ev sahipliği yapmış.

Şehir, Balkanları Trakya’ya bağlayan Via Egnatia’nın bir kolu olan ‘Diagonal Road’ üzerinde bulunuyordu. Hıristiyanlık döneminde gelişmeye devam eden kent, daha sonra önemli bir piskoposluk merkezi haline gelmiş. Yakındaki Heraclea Lyncestis’te olduğu gibi, bugün kentte iyi korunmuş erken Bizans mozaikleri görülebiliyor.

Stobi, 4. yüzyılda Roma İmparatoru I. Theodosius tarafından ziyaret edilmiş. Kasabada birkaç Orta çağ bazilikası, bir Roma nekropolü, bir amfitiyatro ve birkaç Helen mezarı var. Stobi, 6. yüzyıla kadar Makedonya’nın en önemli Orta çağ merkezlerinden biriydi.

Şehir, 518’deki büyük depremde çoğu yapısını kaybetmiş. Birçok bilim adamı bu depremin Balkan bölgesinde tanık olunan en güçlü depremlerden biri olduğuna inanıyor. Nihayetinde şehir, deprem sonrası 5. ve 6. yüzyıllarda Gotik ve Slav istilalarından zarar görmüş.

Stobi, 1920’lerde ilk kazı başlayana kadar yüzyıllar boyunca büyük ölçüde unutulmuş olarak kalmış. Ancak şehrin büyük bir kısmı artık açığa çıkarılmış olsa da tanıtım eksikliği nedeniyle gezginler Stobi’yi görülecek yerler listesine pek koymuyor.

Aslında Makedonya’nın en gözden kaçan cazibe merkezlerinden biri. Çoğu rehber kitapta yer almıyor, tarih ve arkeoloji seviyorsanız Stobi’yi gezilecek yerler listenize ekleyin.

STOBİ ANTİK KENTİ NASIL GİDİLİR
Stobi’ye ulaşmak için önce Gradsko kasabasına gitmeniz gerek. Gradsko’ya Prilep ile kolayca ulaşılabilir. Üsküp’ten hareket eden birçok otobüs Prilep’e giderken Gradsko’da duruyor. Gradsko’ya Üsküp’ten trenle ulaşmak mümkün. Prilep’ten Gradsko’ya giden otobüs tarifesi aşağıdaki gibi:

🚌 Prileip ➜ Gradsko: 6.30, 7.10, 9.10, 9.30, 11.40, 14.30, 15.15
🚌 Gradsko ➜ Prilep: 14.30, 15.00, 16.30, 18.00, 19.00, 20.00

Gradsko, sadece bir ana yolu olan ve pek fazla yol olmayan küçük bir kasaba. Otobüs durağından yürüyerek Stobi’ye gideyim derseniz yaklaşık bir saat yürümeniz gerek. Otobüs durağından geçen her araça işaret edip ücret ödeyip gidebilirsiniz.Bu yüzden etrafa sormayı deneyin.

Yürüyerek gidecekseniz çoğunlukla otoyol boyunca yürümeniz gerekecek. Pek ideal değil ama göründüğü kadar kötü de değil. İki paralel otoyol var, trafiğin az olduğu, daha sessiz olan yol boyunca yürüyün. Stobi harabelerine ulaşmak için daha küçük bir yola dönmeniz gerekecek.

Kesin rota için Google’dan çok daha fazla ayrıntı içeren ücretsiz navigasyon uygulaması olan Maps.me kullanın. Ziyaret ettikten sonra bilet kapısındaki görevliden Stobi’den ayrılmak için taksi çağırmasını isteyebilirsiniz. Ya da geldiğiniz yoldan yürüyün. Otobüs saatlerini otelinizden veya Stobi’deki bilet gişesinden mutlaka teyit ettirin.

Makedonya
Flyista

STOBİ ANTİK KENTİ GİRİŞ ÜCRETİ
Stobi Antik Kenti giriş ücreti 120 MKD. İlkbahar ve yaz mevsimi Pazartesi – Pazar, 08.30 – 20.30 arası açık. Sonbahar ve kış mevsiminde ise Pazartesi – Pazar, 08.30 – 16.30 arası ziyaret edebilirsiniz.

Kuzey Makedonya’nın en büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen, Prilep’e çok fazla konaklama seçeneği yok. Kısıtlı bütçeyle seyahat ediyorsanız, bütçe dostu Majestic Rooms&Apartments şehirdeki en popüler yer. City Center Apartments ve Vila 5 uygun fiyatlı seçenekler. İyi yerde kalayım diyorsanız Atlas City Center Hotel‘e bakın ✔︎

Stobi’ye girdiğinizde ilk olarak en büyük anıtlarından biri olan MS 2. yüzyılın sonlarında inşa edilen Stobi Tiyatrosu ile karşılaşıyorsunuz. Yaklaşık 7 bin 600 seyirci kapasiteli tiyatro, Hıristiyanlık öncesi zamanlarda gladyatör dövüşleri için kullanılmış. Ancak erken Bizans döneminde gladyatör dövüşleri yasaklandıktan sonra, Stobi sakinlerinin böylesine büyük bir tiyatrodan çok az yararlanmış.

Kullanılmayan tiyatronun taşları sökülerek başka yerlerde yeni inşaatlar için kullanılmış. Bugün tiyatroda göreceğiniz taşların çoğu orijinal olsa da bir kısmı arkeologlar tarafından yerine konmuş. Stobi tiyatrosunun arkasında, Stobi’nin tartışmasız en önemli yapılardan Vaftizhane var.

Vaftizhane, şehrin en eski Hristiyan yapılarından biri. 4. yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve sonraki birkaç yüz yıl içinde birkaç kez restore edilmiş. Yaşına rağmen mozaikleri kusursuz durumda. Yuvarlak mimarideki binanın mozaiklerde büyük ölçüde tavus kuşu, geyik ve bazı diğer hayvanları betimlenmiş.

Piskoposluk Bazilikası, Vaftizhane ile aynı zamanlarda inşa edilmiş. Her iki tarafında çeşitli odalar bulunan uzun sütunlu caddede yürüyün. Caddenin sonunda, MS 1. yüzyılın başlarında kurulan kentin önemli kapısı olan Heraklea Kapısı yer alıyor. Bitola şehrindeki Heraclea Lyncestis’e ve dolayısıyla ana Via Egnatia yoluna gidiyor.

Girişten biraz daha uzaklaştığınızda, yoğun bir antik yerleşim bölgesine varıyorsunuz. Burada öne çıkan evler arasında, MS 3. yüzyılda kurulan ve birkaç yüz yıl boyunca kullanılan bir aile evi olan ‘Domus Fulonica‘ bulunuyor. Prestijli binalardan bahsetmişken, biraz ileride de Theodosian Sarayı yer alıyor.

Bizans imparatoru I. Theodosius’un MS 388’de Stobi’yi ziyaret ettiğinde, şehrin en büyüğü olan Theodosian Sarayı‘nda kaldığı bilim insanlarınca tahmin ediyor. inanıyor. Sarayı ziyaret ederseniz köşedeki mozaik parçalarına dikkat edin. Tüm sarayın her bir köşesinin nasıl da süslü bir şekilde dekore edildiğini tahmin edin.

Her ikisi de seçkin ailelere ait olan Parthenius Evi ve Peristeria Evi de dikkat çekici. Yakınlarda büyük bir Roma hamamı ve çeşme gibi şeyler var. Şehrin kenarındaki en ilginç ve ayrıntılı yapılardan biri de ‘Synagog Bazilikası‘. Aslen MS 2. yüzyılda Polycharmos adlı bir adam tarafından kurulan bir Yahudi sinagogu. 4. yüzyıldan sonra kiliseye dönüştürülmüş.

Makedonya’da şarap üretimi, MÖ 13. yüzyıla kadar uzanıyor. Büyük İskender döneminden Roma ve Türk hakimiyetine kadar bu bölgede şarap üretimi ön plana çıkmış. Stobi, Tikves ve Popova Kula, ülkenin en önemli şarap imalathaneleri ve şarap tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken yerler.

Aracınız varsa Veles yakınlarındaki Stobi Şarap veya Bovin Winery imalathanelerini ziyaret ettikten sonra Üsküp’e dönebilirsiniz. Eğer ziyaret etmediyseniz, Atatürk’ün eğitim aldığı Manastır Askerî İdadisi‘nin yer aldığı Bitola şehrine de geçebilirsiniz.

Önceki blog yazısıTiran Gezi Rehberi
Sonraki blog yazısıPrespa Gölü: Galicica Milli Parkı, Makedonya
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın