Sina Yarımadası, dinler tarihi açısından da büyük önem taşıyor. Tarihi ve doğal güzellikleriyle şahane bir tatil ortamı sunan Mısır‘ın Şarm El Şeyh şehri, dinler tarihi açısından da önemli bir yere sahip. Önemli olan şehrin kendisi değil de kentin 200 kilometre kuzeyinde yer alan gizli bir vadi de yer alan binlerce yıllık St. Catherine Manastırı. Burası hem Hıristiyanlık hem de İslam ve Yahudilik için kutsal bir yer.

Musa Dağı eteklerinde yer alan St. Catherine Manastırı, MS 527-565 arasında Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılmış. İki yanı pembeye çalan dağların çevrelediği gizli bir vadide kurulu, toprak yolun sonundaki binlerce yıllık bir tarihi yatıyor. Burası 3 Semavi din için de kutsal kabul edilen bir yer. Kuruluşundan beri kesintisiz işleyen 1500 yıllık manastır UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

St Catherine, EgyptSelvi ağaçlarının yükseldiği, 8-35 metre  yüksekliğinde granit duvarlarla çevrili St. Catherine Manastırı’na küçük bir kapıdan giriliyor. 15 yüzyıllık varlığı boyunca sayısız saldırılara dayanmış olan bu efsanevi manastır, halen aktif olarak kullanılan dünyanın en eski manastırlarından biri. Manastır, daha geniş Doğu Ortodoks Kilisesinin bir parçası olan Özerk Sina Kilisesi tarafından yönetiliyor.

St. Catherine Manastırı gerçekten zengin bir tarihe sahip. Musa Peygamberin bu yanan çalılığı (Burning Bush) gördüğü ve 10 Emri aldığı yer olarak rivayet ediliyor. Manastır’daki atmosfer insanı sanki tarihte bir yolculuğa çıkarıyor.

Bir gün Musa dağda gezerken yanan, ancak duman çıkartmayan bir çalılık görür. O anda Tanrı’nın sesini duyar. Tanrı, ona Mısır’da acı çekmekte bulunan Yahudileri Mısır’dan çıkartma görevini verir. Musa önceleri bu görevden kaçınır. Ancak Tanrı’nın emri olduğu için kabul eder.

St. Catherine, Egypt
St. Catherine Manastırı giriş kısmı

İlk manastırın gri granit duvarlarıyla aynı tarihte inşa edilerek Meryem Ana’ya adanan kilise hala ayakta. Kilisenin apsisinde İsa’nın nura bürünüşünü temsil eden, erken Bizans döneminden kalma onarılmış bir mozaik var.

Arap mozaikler, Yunan ve Rus simgeler, yağlıboya ve mum üzerine resimler, kadehler, kutsal emanetler gibi paha biçilemeyen sanat eserleri… Manastırda 5 ve 6. yüzyıllara tarihlenen dünyanın en eski ikonalarını görmek mümkün. Bunlardan biri özenle korunuyor, flaşsız bile olsa fotoğrafının çekilmesi istenmiyor. Manastır yetkililerinin söylediğine göre bu ikona, Hz. Meryem’in Hz. İsa’yı emzirirken görüldüğü yegane kutsal resim.

St Catherine, Mısır

Manastırın en önemli hazineleri, bazıları 8. yüzyıldan önce yapılmış ikonlar ile yazmalar. Manastırın müzesinde, Hz Muhammed’in yapıyı korumak için el basarak imzaladığı ahitname sergileniyor. Doğrusu Sina’daki manastırda bulunan 628 tarihli metin Hz. Muhammed’e ait olup olmadığı tartışmalı. Muhtemelen daha sonraki Hz. Ömer’e dönemlere ait bir metin olabilir. Ama Hz. Muhammed’e atfedilmiş olabilir.

Osmanlı topraklarına 1517 tarihinde katılan Manastır ayrıca dünyanın en büyük elyazmaları koleksiyonuna da sahip. Öyle ki Yunan, Kıpti, Arapça, Ermenice, İbranice, Slav, Süryanice, Gürcüce ve diğer dillere ait 4.500 ciltten oluşan koleksiyonunun Vatikan’dan zengin olduğu iletildi. 1945’te inşa edilen bir kitaplıkta korunan bu yazmaların çoğu Yunanca ve Arapça. Kütüphane ziyarete kapalı. Belgeler Washington, D.C. Kongre Kütüphanesi’nce mikro filme aktarıp, araştırmacılara açılmış.

St. Catherine, Egypt

Manastırda 1975’te yapılan onarımda gerçekleşen bir kazada duvar yıkıntıları içerisinde eski İncil metinlerini ve başka belgeleri içeren yaklaşık 3.000 ek yazma ortaya çıkarıldı. Çeşitli sanat eserlerinden oluşan bu büyük buluntuların varlığı bilinmesine rağmen uzun süredir eserlerin kayıp olduğu düşünülüyordu.

Bulgular arasında Kodeks Sinaitikos’un eksik parçaları, 50 kadar eksik, 10 kadarı da eksiksiz başka derlemeler ve Yunan yazı tarihine ışık tutan ve yuvarlak büyük harflerle yazılmış Yunanca metinler var. Ayrıca Çeşitli Hami-Sami ve Hint-Avrupa dillerinde 6. yüzyıldan ya da daha öncesinden kalma çok sayıda belge bulundu.

St Catherine Manastırı

Dünyanın en eski iki İncil’inden biri Vatikan’da (Codex Vaticanus), diğeri St. Catherine’de. Manastırdaki 4. yüzyıl ortalarında Antik Yunanca yazılmış. Metin, Hıristiyanlığın gelişim çizgisini takip açısından çok önemli. Çünkü, çok sayıda kutsal metin ilk kez bu kitapta bir araya getirilip bugünkü İncil oluşmuş. Codex’in bir özelliği de tarihte bu boyutlarda üretilen ilk ciltli kitap oluşu. Bu, bir teknolojik sıçramaya işaret ediyor. O zamana kadar, ciltli kitaplar hep kısa metinler içeriyordu; uzun kitaplar ise ancak papirus rulolarına yazılabiliyordu.

İncil’den geriye kalan parçalar, Alman araştırmacı Constantine Von Tischendorf tarafından 1844-1859 yılları arasında incelenmek ve geri verilmek üzere parti parti alınarak Rusya’ya götürüldü, fakat geri verilmedi. Bugün incilin parçaları Londra’daki British Library, Leipzig Üniversitesi Kütüphanesi, St. Petersburg’daki Rus Ulusal Kütüphanesi ve St. Catherine Manastırı arasında dağılmış durumda. Kitabın Rusya’da kalan 694 sayfalık en büyük bölümü, 1933’te nakit sıkıntısı çeken Stalin yönetimince British Library’ye satılmış. Metin 2009’da dijital ortama aktarılmış.

Manastir Sharm
Manastır çevresinde bir bedevi kızı

İskan yerlerinden ve insanlardan uzakta, yüksekliğin verdiği tanrıya yakınlık duygusuyla Sina Dağı, rahiplere, kendilerini bütünüyle ibadete ve tanrıya adayabilecekleri bir ortam sunuyor. Zor iklim ve çevre şartlarında sabırla sürdürülen manastır hayatı, rahiplerin ruhlarını ve bedenlerini terbiye ederken, Sina Manastırı’nı eski piskoposların sürgün yeri haline de getirmiş.

Manastırdaki rahipler, Sina Dağı’nın civarındaki vadilerde ve sahrada yasayan bedevi Araplarla da iyi ilişkiler içerisinde. Bedevilerden hastalanan olduğunda iyileşmeleri için gerekli ilaç, malzemeleri rahipler tedarik etmekte, bedeviler de rahiplere yiyecek sağlanmasında yardımcı oluyor. Manastırda, civardaki Müslüman bedevi Arapların gelip namaz kılacağı, imamlik ve müezzinlik yapabileceği bir mescit bile var.

St Catherine Kilisesi, Mısır
Manastora giden yol

Manastırdan Sina Dağı’nın zirvesine çıkış için iki güzergah var. Bunlardan birisi 3,700 basamaklı “Tövbe Merdiveni”, diğeri ve çıkılması nispeten daha kolay olanı da 19. yüzyılda Mısır Hıdiv’i I. Abbas Hilmi tarafından yaptırılmış “Deve Patikası”. Dünya üzerindeki en önemli Hıristiyan merkezlerinden biri olan St. Catherine Manastırı, IŞİD üyesi olduğu düşünülen terörist tarafından bir saldırıya da uğramıştı.

Akabe, Kızıldeniz’in kuzey batısından, Sina Yarımadası boyunca içerilere uzanan bir körfez. Uzunluğu 160, en geniş yeri 24 kilometre. Suudi Arabistan, İsrail ve Ürdün’le çevrili. Sümerler’in “Hançerin Ucu” ismini taktığı körfezin etrafında Mısır Piramitleri, Petra Harebeleri, St. Catherine Manastırı gibi önemli tarihi yapılar yer alıyor.

Tur-ı Sina Manastırı olarak da adlandırılan St. Catherine Manastırı, Şarm El Şeyh’in oteller bölgesine karayoluyla 2,5 saat uzaklıkta. Çoğunlukla tur otobüsleriyle günübirlik düzenlenen turlara Mısrlı askerler güvenlik gerekçesiyle eşlik ediyor.

Önceki makaleAntalya’nın Doğal Güzeli: Kurşunlu Şelalesi
Sonraki makaleSalzburg Gezi Rehberi
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşık birisi. 14 yıl çalıştığı şirketiyle yolları ayrılınca, hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gitti. 22 ay boyunca Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat etti.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here