Bugün sabrımın sınırlarını zorladım. Arnavutluk’un İşkodra kentinden yola çıktım sabah. Rota Ulcinj, Karadağ’dı. Otobüsle sınırı geçtim ve Ulcinj otobüs terminalinde indim.

Ulcinj, Karadağ’ın bir kıyı tatil beldesi. Kasaba Arnavutluk sınırına yakın bir yer de bulunuyor ve 10.828 nüfuslu halkın çoğunluğu da Arnavut. Ulcinj, Karadağ’da Arnavut toplumunun merkezi gibi bir yer.

Otel rezervasyonumu yapmıştım dün gece, ama gel gör ki üzerinde çok iyi çalışılmadan yapılmış bir rezervasyondu. Genelde rezervasyon yapmadan seyahat ederim, ama malum yılbaşı tatili dönemi.

Karadağ’da otobüs terminalinde taksiye binmeyip, hislerime güvenerek kasaba merkezini aradım. Bulmak için yarım saat yürümem gerekti. Sırt çantam ve bir valizimle birlikte dar sokaklarda yürümek keyifliydi tabi. Bir ara burnuma çalınan nefis yosun ve orman kokusu bana Asya’yı hatırlattı. Saat sabah 10’u geçiyordu.

Ulcinj, Montenegro
Ulcinj, Montenegro

Yolda karşılaştığım birine Donji Štoj semtini sordum. 13 Avro’ya kiraladığım oda oradaydı. Çocuk bana orası uzak; 3 km dedi ve yönünü gösterdi.

Yokuş aşağı yolu görünce rahatladım. Ulcinj tepelik bir yerde kurulmuş küçücük bir kasaba. Merkezinde bir cami var ve onun yanından uzayıp giden cadde boyunca sıralanan evlerden oluşuyor.

Cebimde Arnavut parası LEK ve Dolar var. Karadağ, Avrupa Birliğine henüz dahil olmamış olmasına rağmen Avro kullanıyor. Cebimde biraz Avro var sanıyordum yanılmışım. Yine de önümü kesen bir taksi sürücüsüne kaç lira olduğunu da sormadan edemedim. 6 Avro dedi, sırtımı döndüğünde 5 Avro dedi, ve ben yürümeye devam ederken arkamdan konuşmaya devam ediyordu, anlayamadım.

Gideceğim adresi Safari Google Map adresinden dün işaretlemiştim, ama aptallık bu ya; mesafeye bakmamıştım. Akılsız başın derdini ayaklar çeker demişler.

Yürüdüm, yürüdüm ve yine yürüdüm…

Donji Štoj, Ulcinj, Karadağ
Donji Štoj, Ulcinj, Karadağ

Yemyeşil çayır ve ağaçların arasından uzayan yolu takip ederek 3 km’den fazla yolu çoktan yürümüştüm, ancak ortada henüz bir yerleşim yeri yoktu.

Otostop da yapabilirdim, ama içimdeki inatçı kişilik devreye girmiş olsa gerek… Donji Štoj kalacağım oteli bulduğumda, Ulcinj merkezden 8.1 km yürümüştüm.

Sırt çantam ve samsonite kabin valizi ile o yolu yürümek hiç de kolay değildi. Yol boyunca korna çalan taksicilere de pas vermedim; dedim ya inat. Hem cebimde Avro da yok, bu da sebep olmuştu bana.

Aslında bu sürece pek yabancı değildim, ama bu kadarı hiç olmamıştı. Yürümeyi severim, sınırlarımı zorlamayı severim. Sabrımı sınamayı severim.

Yılbaşı öncesi, mevsime tezat güneşli havada 2 saat yürümek sırılsıklam yapmıştı beni, şansıma hava nefis bu sıra Balkanlar’da.

İlginç olan vardığım yer yazlık apart otellerin ve kiralık villaların olduğu bir yermiş. Tabi bu mevsimde ıssızdır ve hemen her yer kapalıydı. Bana gereken internetti aslında ve kalacağım apart otelde arızalı olduğu söylendi! Elbette sinirlenmedim.

100 Dolar verdim, oda parasını kestiler, üzerini Avro olarak aldım, rahatladım. Otelin sahibinin dedeleri Anadolu’dan buraya gelmeymiş.

Duş aldım, ama tam sonunda sular kesildi, sinirlenmedim tabi.

Otele yerleşmeden önce Donji Štoj merkezi olarak geçen sadece bir caddede bir pizzacı gördüm, internetini de kontrol etmiştim geçerken; gelir burada otururum diye düşünmüştüm ve öyle de yaptım.

Gelin görkünki pizzacıda pizza yoktu. İlk önce şaka yaptığını sandım, gülümseyerek bana bakan çocuğa ben de gülümsedim, ciddiymiş. Yiyecek başka bir şey sordum, yine yok dedi. Sinirlenmedim tabi.

Hemen yanda fast food yazan yere gittim. Yiyecek sordum, yarım yamalak İngilizce ve vücut diliyle yok dediler. Sinirlenmedim tabi.

Donji-Štoj
Ulcinj ile Donji Štoj arasında yürüdüğüm yol

8.1 km yürümüş (belki daha fazla), şehrin alakasız bir yerinde, alakasız bir aparatta soğuk havada duş alırken sular kesilmişti, üstelik internet olmayan yerde duş mu alınırmış bu devirde! Pizzacıda pizza bulamamış, aç biçare kalmıştım öyle. Saat öğleni geçmişti.

Fast Food restoranında sapsarı saçlı kadına ben açım dedim sinirlenmeden. Yok dedi yine. Ben hamburger, çizburger yap bişeyler dedim. Söylene söylene kaktı, gitti bakkaldan ekmek aldı ve lastik gibi burgeri yarım ekmeğin arasına koyup verdi. Soğan cennetten çıkmadır derim. Neye girerse yediriyor. Biraz da turşu attırdım burgere, ve içerideki odun sobasının karşısına geçip afiyetle yedim.

Sabrımın sınırlarını zorlamıştım, bir çeşit nefis tezkiyesi bile denebilir. Elimde imkan vardı ama ben onu kullanmayıp doğaçlama takıldım.

Otobüs terminalinde taksiye atlayıp çarşı merkezine gidebilir, bir döviz bürosunda para bozdurabilir, sonra da gördüğüm birkaç restorandan birine dalıp güzelce karnımı doyurup yine taksiye atlayıp otelime gidebilirdim.

Bu parayı kullanıp, hayatın kolayına kaçmak olurdu. Sonra bana sormayın nasıl oluyor da bu kadar gezebiliyorsun diye! Evet cimrilik yapıyorum, hep daha fazla yer görmek ve keşfetmek için. Cimrilik değil aslında, bir çeşit takas yapıyorum. O parayı şu an içtiğim kahveye, dün İşkodra’nın şık bir restoranındaki yediğim tortelli ve kırmızı şaraba, yarın Budva’da gideceğim hoş bir restorana ayırıyorum.

Sabrımın (kendimin) sınırlarını zorluyorum. Bu beni esnek yapıyor. Her ortama, her şarta adapte olabiliyorum. Bu beni bağımlılıktan kurtarıyor, özgürleştiriyor.

Sinirlenmek insanın kendisine zarar verir.

Sonuçta şu anda şahane bir yerel müzik dinlerken, hiç de hayal etmediğim bir kasabada sizlere yazabiliyorum ve bu bana haz veriyor. Öngörülemeyen sebepler ve bunun doğurduğu sonuçların keyfimi bozmasına izin veremem.

Sade (şekersiz-sütsüz) nescafe istedim, üçü bir arada geldi, gülümsedim 🙂

Alınacak dersler:

1. Gideceğiniz ülkenin yerel para birimini cebinizde bulundurun.
2. Seyahat edeceğiniz yeri gitmeden biraz araştırın.
3. Yüksek sezonda veya tatil dönemlerinde erken rezervasyon yaptırın.
4. Ucuz olsun diye şehrin dışında otel tercihi yaparken dikkat edin. Toplu taşıma yoksa maliyet yükselecektir.
5. Yol ve yön tarifi için yerel halktan bilgi alırken bunun sağlamasını yapın, başkalarına da sorun.
6. Kalacağınız otele gerekirse gitmeden mail atın. İhtiyacınız olan bilgileri sorun.
7. Ücretini ödemiş olsanız dahi, belirtilen hizmetleri sunmayan otele yerleşmeyin, hakkınızı arayın.
8. Gideceğiniz ülkenin dilinde ihtiyacınız olabilecek birkaç kelime öğrenin.
9. Bir ülkeye vardığınızda yapacağınız ilk işlerden biri, o ülkenin yerel GSM kartını almak olsun.
10. Seyahat sürecinde yaşayacağınız olumsuz şeylerin motivasyonunuzu bozmasına asla izin vermeyin.

Her zaman ama her zaman keyif almayı bilin!

29 Aralık 2013, Donji Štoj, Ulcinj, Karadağ

18 YORUMLAR

  1. Merhaba,

    Yazınızı tek nefeste, derin bir empatiyle okudum. 🙂

    Yarın Ulcinj’deyim, oradan Budva’ya geçeceğim. Ulcinj’le alakalı birçok yazıda olumsuz yorumlar okudum; özellikle de pis olduğuna dair… Gidip göreceğiz. Anlayacağınız tüm umudum Budva’da. Umarım keyifli bir tatil olur.

    Önerileriniz için teşekkürler, emeğinize sağlık.

    Ebru.

  2. Her anlamda ogretici bir yazi. Önumuzdeki Haziran’da o taraflara gitmeyi planliyorum. Uyarilarinizi kupe olarak goturecegim. 🙂

  3. Yazınızı keyifle okudum.Bildiğiniz gibi Çek Cumhuriyeti Avrupa Birliği ülkesine olmasına rağmen Çek Korunası kullanmakta.Cebimde malum euro var.Her yerde geçeceğini düşünerek bozdurmamıştım.Akşam yemeği için dışarı çıkmıştım. Aldığım yemeğin üstünü tamamen koruna vermişlerdi.Sinirlenmedim.Elimde kalanları tekrar euroya çevirmek için gece gece change office aramıştım.Hepsi kapalıydı.Yine sinirlenmedim.En sonunda bir tanesini kapanırken yakaladım.Hepsini çevirmedim tabi koleksiyon için birazını sakladım. 🙂

  4. Yine çok güzel ve akıcı bir yazcı olmuş, elinize sağlık. Sabrınıza hayran kaldım. Bu sefer işler istediğiniz gibi gitmemiş olsa da ve yine de gülümseyerek bu satırları yazdıysanız sizin için unutulmaz anılarınızdan biri olarak dimağınızda kalacak demektir. 🙂

  5. Selam Kemal
    Uzun süredir takip etmek istesem de zamansızlıktan dolayı vakit ayıramıyordum. Bugün Eda ile kulaklarını çınlatınca biraz yazılarında kaybolmak istedim. Eee öyle de oldu.

    Belki yakın zamanda yollarda karşılaşırız. Sağlıcakla. 🙂

  6. Selam Kemal bey, yazılarınızı heyacanla okuyorum kaleminize saglık. Sanki ben seyhat ediyirmusum gibi. Bazen mahrumiyetler insana ic huzur verir, sabrın sonu selammetir. Yolunuz acık olsun.

  7. Atasözleri de böyle anlarda ortaya çıkmış sanırım sevgili Kemal. Her şeye rağmen Budva’da bunun acısını çıkaracağına eminim. Kış dolayısıyla orada da kapalı yerler olsa da Budva özellikle hafta sonlarında yine de asgari şartları sağlıyor. Hatta bazen biraz daha fazlasını. Ya da senin yaşadıklarından sonra oldukça konforlu gibi. 🙂
    Tadını çıkardığına eminim. Kolay gelsin..

    • Teşekkürler Erkut, benimkisi biraz plandışı gelişmiş Balkanlar gezisi oldu. Zira bu bölge sonbaharda veya senin yaptığın gibi yaz başında daha keyifli yolculuklar sunuyor.

      Ancak şimdiye kadarki deneyimlerim sonrası söyleybilirim ki, oldukça keyif aldığım, etkilendiğim bir yer oldu Balkanlar.

      Hani dönüş biletimi almamış olsam, buralarda sanırım en az bir 3 ay geçirir öyle gelirdim.

  8. Bir gezginde olması gereken erdemlerden biridir sabır. Gerçekten bu konuda sizi tebrik etmek gerekiyor, içimden de geliyor. Keza bu kadar yükle birlikte o kadar yol yürüyüp, bir de üstüne istediğim ve bahsi geçen imkanların bulunamaması…

    Sanırım damarımın üstüne basılması anlamına gelecekti benim için. Mutlu ayrıldıysanız ya da hala oradaysanız, eğlenceye ulaşan yolun çileden geçtiğini de görmüş olduk…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!