Dünyanın en büyük krater gölü olarak geçen Lake Toba bugünkü durağımız. Bulunduğumuz Medan şehrinden Lake Toba’ya turist taşımacılığı yapan bir şirketle anlaştık ve 70.000 Rp ödeyip klimalı ve konforlu otomobile yerleştik. Sumatra Adası’nda farkettiğim bir konuyu size aktarayım. Tüm yerleşim yerleri nerdeyse yol üzerinde kurulmuş. Şehirlerarası geçtiğimiz bu yollarda neredeyse hiç boş alanla karşılaşmadık. Evlerin ve yerleşim yerlerinin arasından geçtiğimizden yollar dar ve

kalabalık olduğundan, şehir içinde yaşanan trafiğini problemini şehirlerarası yolda aynen yaşadık. Kamyonlar, otobüsler, otomobiller ve motosikletler tek şeritli yolda birbirlerini sollaya sollaya geçerken bazen tehlike de arz ediyorlar. Pek de güvenli bir kara yolculuğu yapılacak yollar değil, ancak bizim şoförümüz epeyce kontrollü ve ağır ağır, güvenli kullandığından pek sorun yaşamadık. Bizi sollayan birkaç kamyon ve otobüs ile karşı şeritten gelen bazı büyük araçlar zaman zaman bizi yolun dışına çıkmamıza neden oldu. 160 Km yolu üç saat yerine beş saatlik uzun bir yolculukla geçerek, Toba Gölü’nün kenarına kurulmuş feribotun iskelesinin olduğu Parapat kasabasına ulaştık.

Parapat’ta, Lake Toba Gölü üzerindeki Samosir Adası’na giden son feribota atladık. Feribot ücreti 7.000 Rp. Yarım saat sonra hava kararmış ve yağmur çiseler halde iken adaya indik. Henüz yürümeye başlamıştık ki aniden hızlanan yağmurla sırılsıklam olup kendimizi yakınımızda bulunan bir otele attık. Şanslıydık, Bagus Bay adınaki otelimiz beklediğimizden çok iyi çıktı. Avusutralyalı işletmecisi olan otelin büyükçe ve zevkli döşenmiş güzel bir bahçesi ve bütçeye uygun farklı boş oda seçenekleri vardı. 50.000 Rp’ya kendimize oda ayarladık.

Ertesi sabah bizimle aynı otelde kalan, akşam restoranda tanıştığımız İsviçreli Valentine, 2 Alman genç ve Liz adında yine Almanya’dan arkadaşlarla motosiklet kiraladık. Endonezya’da motosiklet kiralama ücretleri 35-50.000 Rp iken burada bize verilen fiyat dolu yakıt deposu ile 70.000 Rp oldu. Fazla seçenek olmadığından pazarlıkla fiyatı ancak 65.000’e düşürebildik.

İlk 15 dakika birlikte motosikletlerimizi sürdükten sonra onlar bir yerde oyalanınca biz Farid ile ayrılıp yollara düştük. Göl kenarından uzayıp giden bu yolda muhteşem göl manzarasının yanında Batak stilinde yapılmış binaları ve her 100 metrede inşa edilmiş kilise veya kilisecikler görebilirsiniz. Endonezya’da Müslümanlar ağırlıkta olsa da Hıristiyan ve Hindu ve Budist dinine sahip insanlar var. Ancak zihniyet hep aynı gibi görünüyor; yani, Hindu olan Bali’de 20.000’e yakın tapınak olduğu söyleniyordu ve her evin bahçesinde bir tapınak var.

Java, Madura ve Lombok Adası ile Sumatra gibi Müslümanların yoğun yaşadığı bölgelerde ise her 100 metrede bir cami veya mescit görebiliyorsunuz. Yine yollarda dine atfedilen anıtlar, tabelalar, bez afişler ve cami yaptırmak için yol üzerine işaretler koyup ellerinde bayraklarla sizi durdurup para toplamaya çalışan insanları görebilirsiniz.

Hıristiyanların yoğun yaşadığı Lake Toba üzerindeki Samosir Adasında ise Hıristiyan batakların yine her yüz metrede bir kiliselerini veya kilise olmasa da Hıristiyanlık adına inşa edilmiş anıtları görebiliyorsunuz. Şimdiye kadar hiçbir yerde böylesi Hıristiyan yapıları görmemiştim. Tarla ortasına inşa edilmiş en tepesinde haç olan betondan yapılar, dini yüceltmek adına inşa edilmiş. Herhangi bir işlevi yok. Bir nevi dini mabet inşa yarışı var ülkede.

Batak binaları ise dikkate değer yapıda. Ben nedense kayığa benzetiyorum yapıları, dik ve yüksek çatıları var.  Ahşaptan yapılmış binaların çatıları sacla kaplanmış ve çoğu paslanmış. Dışarıdan ve bazen içeriden yüksek merdivenlerle üst kata çıkılıyor.

Göreceli olarak Endonezya’nın en temiz yerlerinden biriydi. Çoğu terde evler ve çöpler bir aradayken burada daha az görebildik. Bir saate yakın göle paralel giden yolda motosikletlerimizi sürdük. Amacımız hot spring olarak adlandırılan doğal sıcak su kaynağına gitmek. Sorup soruşturup nihayet sıcak su kaynağına vardık. Havada sülfür kokusu var. Beş dakika yürüyerek kaynağa ulaştık. Şelale tarzından kayaların arasından fışkıran kaynar derecesinde sıcak suya elinizi daldırmanız bile zor. Oysa biz daha çok Lombok Adası’ndaki Mount Rinjani dağındaki havuzları bekliyorduk.

Köyde bazı işletmeler borularla dağdan bu sıcak uyu çekip havuzlara doldurmuşlar. 10.000 Rp karşılığı biz de havuzlardan birinde 45 saat vaktimizi geçirip rahatladık. Aniden başlayan yağmurla kendimizi tepedeki hoş manzaralı bir yere atıp yağmuru ve gölü seyrettikten sonra otelimize geri döndük.

Otele döndüğümüzde, sabah birlikte motosikletle geziye başladığımız arkadaşlardan Liz’in kaza geçirdiğini ve diğer arkadaşların da onu hastaneye götürmek için tüm vakitlerini harcadıklarından günü bir şey göremeden geçirdiklerini öğrendik. Çene, kol ve bacaklarında sıyrık ve çiziklerle kazayı atlatan Liz motosiklet sahibine hasardan dolayı 1.200.000 Rp ödemek zorunda kalmış.

Akşam yemeğimizi otelde alırken, haftada 2 gün otelde düzenlenen Batak şarkı ve gösterilerini bir saat boyunca izledik. Oldukça eğlenceli ve ilginçti. Batak kültürü hakkında yeterli bilgim yok, ancak kıyafetlerini gördüğünüzde, şarkı ve danslarını gördüğünüzde aklınıza gelebilecek belki de ilk şey Amerika Yerlileri veya Meksika yerlileri olacaktır. Kıyafet desenleri ve tarzları bile benzer. Bizi de birlikte dans etmeye kaldırdılar. Birbirlerini “horas” diyerek selamlıyorlar.

Lake Toba üzerindeki Samosir Adası 100 km uzunluğunda ve 30 km genişliğinde, muhteşem doğal güzelliklere sahip Singapur büyüklüğünde bir ada. Dünyanın en büyük krater gölü olan aynı zamanda. Yemyeşil sık ormanlarla kaplı dağların arasında bir göl ve gölün üzerinde kocaman bir ada. Görülmeye değer bir yer. Böylece dünyanın bir “En”ini daha görmüş oldum. Fırsat bulunca ziyaret ettiğim bu “En”’lerin bir listesini çıkaracağım.

Day 396, ID:53, Samosir Island, Lake Toba, Sumatra. 4 Eylül 2011, Pazar

1 YORUM

  1. Okurken yaşadım. Farklı mimari yapıları var. Her evin bahçesinde tapınak da garip bir durum. Liz’in yaşadığı talihsiz kaza kötü olmuş. Burada dikkatimi çeken küçük yerlerde böyle bir durumda seçeneğinizin olmadığı. Liz’in yaşadıkları bunun bir örneği. Gelişmiş ülkelerde kurumsal şirketler bulunur ve herhangi bir maddi hasarda müşteri memnuniyeti göz önünde bulundurularak herhangi ödeme yapmazsınız. Ayrıca bu arkadaşlar genç gördüğüm kadarıyla ve ülkelerinden kalkıp dünyanın diğer ucuna gitmişler. Bu bile gençlere bir örnek. Yine isviçreli 22 yaşındaki Valentine… Gerçi isviçre refah düzeyi en yüksek ülke ama bilemiyorum bu bir bahane midir? :/. If you can you can do ıt. diyorum.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!